mahkeme 2025/201 E. 2025/425 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/201
2025/425
17 Haziran 2025
T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:... Esas
KARAR NO :2025/426
DAVA:Yönetim Kurul Kararının iptali
DAVA TARİHİ:23/12/2024
KARAR TARİHİ:19/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Yönetim Kurul Kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Yönetim Kurulu kararlarının iptaline ilişkin hususların TTK m.460/5'te düzenlendiğini, 445 inci maddede öngörülen sebeplerin varlığı halinde kararın ilanı tarihinden itibaren ilgili kişilerin iptal davası açabileceğini, davacının, hakları ihlal edilen pay sahiplerinden olduğunu, evlilik birliği içersinde edinilmiş mallara katılma rejimi devam ederken davalı şirketin kurucu ortaklarından olan eşi ...'nın kurucu ortak olarak davalı şirketten edindiği hisseler üzerinde alacak hakkına sahip olduğunu, 26.11.2024 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ... A.Ş.'nin yeni görev taksiminin yapılarak yetkililerinin belirlendiğini, kurucu ortak ...'ın yönetim kurulu görevinden alındığını ve şirketi temsil yetkisinin kaldırıldığını, yönetim kurulu kararı neticesinde edinilmiş hisselerin kaçırıldığını ve şirket pay defteri üzerinden hisselerin el değiştirildiğini ortaya koyduğunu, evlilik birliği içersinde elde edilen ...’a ait hisselerin el değiştirmesinin davacı yana telafisi güç zararlar vereceğini, taraflar arasında önceki yıllara ait genel kurul kararlarında, yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmemesine ve kar payı dağıtılmamasına ilişkin kararlara dair gündem maddeleri kapsamında alınan kararlarda, şirketin gelirinin dağıtılmayarak yatırıma dönüşmesine karar verildiğini, TTK’nın 507/1. maddesi gereğince her pay sahibinin esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılmasının kararlaştırıldığını, dönem kârına pay oranında katılma hakkının haiz olduğunu, şirket yöneticilerine verilecek yüksek miktarlı ücret, yönetim kurulu üyesi olmayan ortakların payları oranında kâr payı alma hakkının zayıflatıldığını, bu kararın belli ortaklara örtülü kâr dağıtımı niteliğinde olduğunu, dürüstlük kurallarına da aykırı bulunduğunu, yönetim kurulu üyelerine mevcut karın üzerinde ücret ödemesi yapılmasının örtülü kazanç aktarımı sayılacağını ve pay sahibinin vazgeçilmez haklarından biri olan kâr payı alacağını zedeleyici nitelikte olduğunu, davacının, iki çocuk sahibi ve geliri olmayan bir ev hanımı olduğunu, davanın açıldığı tarihte eşinin evi terk ettiğini, davacının, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken kanun yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğunu beyan ederek; davalı ...'ın davalı ...Ş.'deki hisseleri üzerine öncelikle teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasını, 26 Kasım 2024 tarih ve sayı 11215 Ticaret Sicil Gazetesi sayfa 654 İlan sıra no.247128 ifadesini bulan ... A.Ş. Yönetim Kurulu ve Yetkileri ile ilgili ... Yönetim Kurulu Kararı’nın iptal edilmesini, davacının ödeme gücünde yoksunluk, dava ve takipte haklılık ilkesi dikkate alınarak, adli yardımdan yararlandırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının, her ne kadar hakları ihlal edilen pay sahibi olduğunu iddia etse de davalı şirketin pay sahipleri ve hisse adetlerinin; ...: beheri 1 TL'den 50.107.469 adet, ...: beheri 1 TL'den 8.354 adet ve ...: beheri 1 TL'den 4.177 adet şeklinde olduğunu, ne davacının ne de davalı ...'ın işbu şirket nezdinde pay sahipliği sıfatını haiz olmadıklarını, davacı tarafın da öncelikle pay sahibi olduğunu akabinde ise kendisi ile çelişerek hisseler üzerinde alacak hakkı sahibi olduğunu iddia ettiğini, öncelikle davacının pay sahibi olmaması sebebiyle davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddini talep ettiklerini, 20/11/2024 tarihinde ...'ın, şirket uhdesinde bulunan beheri 1 TL'den 4.177 adet hissesini ...'a devrettiğini ve pay sahipliği sıfatının sona erdiğini, aynı gün ...'ın, şirketteki yönetim kurulu üyeliğinden de istifa ettiğini, olağanüstü genel kurul toplantısı yapılarak yeni yönetim kurulu seçildiğini, genel kurul toplantısının şirketin esas sözleşmesine ve kanuna uygun bir şekilde yapıldığını, yönetim kurulu üyelerinin seçildiğini, yeni seçilen yönetim kurulunun ... sayılı karar ile TTK'nun 370 vd. maddelerine uygun bir suretle her iki yönetim kurulu üyesinin de müşterek imzaları ile şirketi her türlü hususta temsil ve ilzam etmesine karar verildiğini, işbu kararların İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından da TTK'ya, mevzuata ve şirket esas sözleşmesine uygunluğu incelenmek suretiyle tescil ve ilan edildiğini, davanın konusu ile davacının iddialarının birbirinden ayrı olduğunu, davacının ...'ın hisseleri üzerinde edinilmiş mallara katılmadan kaynaklı gerçekten pay sahibi olduğu düşünülse dahi ...'ın işbu şirket tarihinde elde ettiği toplam hisse adedi beheri 1 TL'den 4.177 adet olduğunu, şirket uhdesindeki devir öncesi hisse oranının %0,0083'e tekabül ettiğini, aslında herhangi bir karara etkisi bulunmadığı gibi işbu hisse devri ile zarara uğramasının söz konusu olmadığını, dolayısıyla davacı, gerçekten pay sahibi olsa dahi bu iddiasının karşılığını bulamayacağını, davacının, yönetim kurulu kararlarının iptaline ilişkin hususların TTK'nun 460/5 md.'sinde düzenlendiğini iddia etmiş ise de TTK 460 maddesinde bahsedilen 1 aylık sürenin, esas sermayenin sermaye artırımına ilişkin yönetim kurulu kararının ticaret sicil gazetesinde yayınlanmasından itibaren başladığını, huzurdaki iptali talep edilen yönetim kurulu kararının esas sermaye attırımına ilikin olmadığını, yönetim kurulunun temsilci atamasına ilişkin olduğunu, ayrıca açılabilecek iptal davalarındaki iptal sebeplerinin, kararın kanun veya esas sözleşme hükümlerine veya dürüstlük kuralarına aykırı olması halinde ikame edilebileceğini, halbuki şirketin öncelikle usulüne uygun bir genel kurul toplantısı yaptığını, akabinde seçilen yönetim kurulunun usulüne uygun olarak toplandığını ve oybirliği ile temsilcilerini seçtiğini, dolayısıyla davacının TTK 460 maddeye dayanarak huzurdaki davayı açmasının usulen ve hukuken mümkün olmadığını, davacının, davalı şirkete zarar verme, davalı şirketin işlerini sekteye uğratmak amacıyla tedbir talebinde bulunduğunu, hangi hususta tedbir talep ettiğini dahi belirtmediğini, davacı vekilinin, davacının öz babası olduğunu, avukatlık mesleği icra eden bir babanın kızının ekonomik olarak dar durumda olduğu iddiasının eşyanın tabiatına aykırı olduğunu, davacının adli yardım talebinin de reddini talep ettiklerini, davacının huzurdaki davayı açmasının müvekkili şirketin itibarını zedelediğini, işbu dava sebebiyle müvekkili şirketin telafisi mümkün olmayan zararlara uğrama tehdidi altında olduğunu, bu bağlamda, davacının huzurdaki davayı kaybetmesi akabinde davacı aleyhine tazminat davası açma haklarını saklı tuttuklarını beyan ederek; davanın tüm yönleriyle reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; TTK'nun 499. Maddesi uyarınca şirketin, senede bağlanmamış pay ve nama yazılı pay senedi sahipleri ile intifa hakkı sahiplerine ad, soyad, adres ve unvanlarıyla pay defterine kayıt edildiğini, şirket ile ilişkilerde, sadece pay defterinde kayıtlı bulunan kimse pay sahibi ve intifa hakkı sahibi olarak kabul edildiğini, davacı, her ne kadar hakları ihlal edilen pay sahibi olduğunu iddia etse de işbu cevap dilekçesi tarihi itibariyle davalı şirketin pay sahipleri ve hisse adetlerinin; ...: beheri 1 TL'den 50.107.469 adet, ...: beheri 1 TL'den 8.354 adet ve ...: beheri 1 TL'den 4.177 adet şeklinde olduğunu, ne davacının ne de davalı ...'ın işbu şirket nezdinde pay sahipliği sıfatına haiz olmadıklarını, davacı tarafın da öncelikle pay sahibi olduğunu akabinde ise kendisi ile çelişerek hisseler üzerinde alacak hakkı sahibi olduğunu iddia ettiğini, öncelikle davacının pay sahibi olmaması sebebiyle davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddini talep ettiklerini, 20/11/2024 tarihinde ...'ın, ekonomik durumunun kötüleşmesi ve kardeşine olan borcu sebebiyle şirket uhdesinde bulunan beheri 1 TL'den 4.177 adet hissesini ...'a devrettiğini ve pay sahipliği sıfatının sona erdiğini, aynı gün ...'ın, şirketteki yönetim kurulu üyeliğinden de istifa ettiğini, olağanüstü genel kurul toplantısı yapılarak yeni yönetim kurulu seçildiğini, genel kurul toplantısının şirketin esas sözleşmesine ve kanuna uygun bir şekilde yapıldığını, yönetim kurulu üyelerinin seçildiğini, yeni seçilen yönetim kurulunun ... sayılı karar ile TTK'nun 370 vd. maddelerine uygun bir suretle her iki yönetim kurulu üyesinin de müşterek imzaları ile şirketi her türlü hususta temsil ve ilzam etmesine karar verildiğini, işbu kararların İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından da TTK'ya, mevzuata ve şirket esas sözleşmesine uygunluğu incelenmek suretiyle tescil ve ilan edildiğini, taraflar arasında herhangi bir boşanma davası ve edilmiş mallara katılma alacağına ilişkin bir dava da olmadığını, ayrıca davalının hisselerinin devrine engel bir hukuki durum da bulunmadığını, davacının salt olarak boşanma davası açmak ve davalıyı huzursuz etmek amacıyla işbu davayı açtığını beyan ederek; davanın tüm yönleriyle reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde; davalı şirketin Ortaklar Payı defterinin 1, 2, 3 ve 4. sayfalarının fotokopisini, 20/11/2024 karar tarihli ... karar numaralı yönetim kurulu kararının fotokopisini, 20/11/2024 tarihinde yapılan ... olağanüstü genel kurul toplantı tutanağının fotokopisini ve hazirun cetvelinin fotokopisini sunmuş olduğu görüldü.
Mahkememizin 24/12/2024 tarihli ara kararları ile; davacı tarafça açılmış boşanma davası bulunmadığı, davacı tarafça haklılığı yaklaşık ispata yönelik delil sunulmadığı gibi yargılamanın bulunduğu aşama da göz önüne alınarak ihtiyati tedbir talebinin reddine, davacı tarafın adli yardım talebini destekleyecek şekilde ödeme gücünde olmadığına dair belgeleri dosyaya ibraz etmemiş olmakla, HMK ' nun 336/2 madde ve fıkrası da göz önüne alınarak davacının yargılama giderlerini karşılamakta ekonomik güçlüğe düştüğü yönünde kanaat oluşmadığından şartları oluşmayan adli yardım talebinin reddine dair karar verildiği, davacı vekilinin 24/12/2024 tarihli dilekçesi ile adli yardım talebinin reddine ilişkin karara itiraz ettiği, itirazın değerlendirilmesi üzerine dosyanın .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderildiği, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı 27/12/2024 tarihli kararı ile "İtiraza konu İstanbul... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında 24/12/2024 tarihli ara kararı ile verilen adli yardım talebinin reddi kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan itirazın reddine," dair karar verildiği, mahkememizin 03/01/2025 tarihli ara kararı ile davacının ödemesi gereken başvurma harcı, peşin harç ve gider avansını tamamlaması üzerine süre verildiği, davacı tarafça harçların ve gider avansının tamamlandığı anlaşıldı.
İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne yazılan yazıya verilen cevapta davalı şirketin sicil dosyasının gönderilmiş olduğu görüldü.
Davacı vekilinin 17/01/2025 tarihli dilekçesi ile; davacının, davalı eşi ...'a karşı .... Aile Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile boşanma, ... ... Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile mal rejiminin tasfiyesi davaları açıldığını, davalının ailesinin, davacının ailesi ile konuşarak anlaşmalı boşanma zeminine yönelme edası ile davacıyı ve ailesini oyalayarak davalı şirket hisselerini evlilik birliği açısından kaçırarak devrettiğini, bilinen banka hesaplarını boşalttığını, davaya konu yönetim kurulu kararının amacının, boşanma ve mal rejimi davalarında davalıya ait hisselerin davacıdan kaçırılmak olduğunu, taraflar arasındaki mal rejimi davasında, davaya konu karar sebebiyle davalının hisselerine tedbir konulamadığını beyan ederek dava konusu yönetim kurulu kararının iptali ile davalı ...'ın hisselerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği, dilekçesi ekinde ... 1. Aile Mahkemesi'nin ...sayılı 18/12/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının fotokopisini, ... ... Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne yazılan yazının ve İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü cevabının fotokopilerini sunmuş olduğu, mahkememizin 21/01/2025 tarihli ara kararı ile; "Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine" dair karar verildiği anlaşıldı.
... ... Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının bir suretinin UYAP sisteminden gönderilmiş olduğu, dosyanın tetkikinde; davacı ... tarafından davalı ... aleyhine dava konusu taşınır/taşınmazların tasfiye tarihindeki sürüm değeri üzerinden hesaplanarak, aracın ve bankadaki mevduatların üzerindeki katılma ve diğer tüm hak ve alacakların hesaplanarak davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi talebi ile açılan davanın yazı tarihi itibariyle derdest olduğu anlaşıldı.
.... Aile Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının bir suretinin UYAP sisteminden gönderilmiş olduğu, dosyanın tetkikinde; davacı ... tarafından davalı ... aleyhine açılan boşanma davasının yazı tarihi itibariyle derdest olduğu anlaşıldı.
Mahkememizin 08/05/2025 tarihli celsesinin 3 numaralı ara kararı ile davacı vekiline, davalı ortağın hisseleri dışında, davalı şirketin temsiline ilişkin olan YK kararının doğurduğu zararı somut olarak açıklaması ve bu davayı açmaktaki hukuki yararını açıklamak üzere süre verildiği, davacı vekilinin 04/06/2025 tarihli beyan dilekçesi ile; ... A.Ş.'nin 09.08.2023 tarihli Genel Kurul kararına göre, ...'ın 08.07.2026 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olarak tayin edildiğini, 26 Kasım 2024 tarihli davalı şirkete ait ilanda, şirket nezdinde görev taksimi yapıldığını, yetkililerin belirlendiğini, kurucu ortak olan ...'ın yönetim kurulu üyeliğinin alındığını ve şirketi temsil yetkisinin kaldırıldığının açıklandığını, davalı şirket vekili tarafından dosyaya sunulan cevap dilekçesinde de 20/11/2024 tarihinde müvekkili ...'ın ekonomik durumunun kötüleşmesi ve kardeşine olan borcu sebebiyle şirket uhdesinde bulunan beheri 1 TL'den 4.177 adet hissesini kardeşi ...'a 4177 TL bedelle devrettiğini ikrar ettiğini, 17.11.2024 tarihli ...Hastanesinden davacının darp edildiğine dair verilen ve boşanma davasının esas nedeni sayılan rapor sonrasında hisselerin acilen ... tarafından kardeşi ...'a muvazaalı olarak devir edildiği anlaşıldığını, hisselerin ...'a devredilmesi sonucu 26 Kasım 2024 Tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yer alan ... A.Ş.'nin yeni görev taksimi yapıldığını ve yetkililerinin belirlendiğini, kurucu ortak olan ...'ın yönetim kurulu görevinden alındığını ve şirketi temsil yetkisinin kaldırıldığını, davacının, iki çocuklu ve geliri olmayan bir kişi olduğunu, on yıla yakın evlilik birliği içerisinde her türlü maddi yardım ve kaynağın ...'ın ... A.Ş.'de yönetim kurulu üyesi olarak para kazancı üzerinden yürütüldüğünü, yönetim kurulu üyeliği yok edilirse ... A.Ş. ödeme kaynağını keserek iki çocuklu ve geliri olmayan bir anneyi telafisi zor bir zarara uğratacağını, iptali talep edilen Yönetim Kurul Kararının bu kötü niyetle alınmış bir karar olduğunu, ... 7 Aile Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından söz konusu hisselere ihtiyati tedbir kararı verildiğini, ...'ın, mal rejiminin tasfiyesi sırasında karşı tarafa daha az katılma alacağı ödemek için boşanma davası açılmadan önce bazı malvarlıklarını mal kaçırma kastıyla üçüncü kişi olan ikiz kardeşi Ertruğrul Karaaslan'a devrettiğini, mal kaçırma amacıyla yapılan bu devrin, hisse alacağını yok etme kastıyla yapılan devir olarak nitelendirildiğini, hisse alacağını yok etme kastıyla yapılan söz konusu devir, sanki o devir hiç yapılmamış gibi mal rejiminin sona erdiği anda malvarlığında mevcutmuş gibi tasfiyeye katılması gerektiğini, alınan hisse değerlerinin tespiti ve nominal olarak piyasa değerinin saptanması konusunda uzman bilirkişiler tarafından verilecek raporlar kapsamında belli ocağından zarar beyan edebilmelerinin mümkün olmadığını, yapılacak zarar beyanlarının gerçeği de yansıtmayacağını, ...'a ait kurucu hisselerin karşılığı ve piyasa değerinin saptanması sonucu ve bu konudaki bilirkişi raporlarına dayanarak zarar belirlenmesinin uygun olacağını beyan etmiştir.
Taraflar arasındaki ihtilafın; davalı şirketin ... sayılı Yönetim Kurulu kararının hukuka ve dürüstlük kuralına uygun olup olmadığı, iptali koşullarının oluşup oluşmadığı, davacının aktif husumetinin ve hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünce gönderilen yazı cevabında gönderilen dava konusu Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 26/11/2024 tarih 11215 sayılı ilanında; .... Noterliği'nin 25.11.2024 tarih ... sayı ile tasdikli, 20.11.2024 tarihli ... sayılı Genel Kurul Kararı, .... Noterliği'nin 25.11.2024 tarih 20524 sayı ile tasdikli, 20.11.2024 tarihli ... sayılı Yönetim Kurulu Kararının tescil edildiğini, ...'ın ve ...'ın 18.11.2027 tarihine kadar Yönetim Kurulu Üyesi olarak seçildikleri, daha önceden Yönetim Kurulu Üyesi olan ...'ın önceki üyeliğinin sona erdiğinin, ...'ın 20.11.2025 tarihine kadar Yönetim Kurulu Başkanı, ...'ın 20.11.2025 tarihine kadar Yönetim Kurulu Başkan Vekili olarak seçildiğinin, ...'ın 18.11.2027 tarihine kadar ... ile birlikte müştereken Temsile Yetkili, ... 18.11.2027 tarihine kadar ... ile birlikte müştereken Temsile Yetkili olarak seçildikleri, daha önceden Yönetim Kurulu Başkanı görevi olan ...'ın önceki bu görevinin sona erdiği, daha önceden Yönetim Kurulu Başkan Vekili görevi olan ...'ın önceki bu görenin sona erdiği, daha önceden (Yönetim Kurulu Başkanı) Temsile Yetkili görevi olan ...'ın önceki bu görevinin sona erdiği, daha önceden (Yönetim Kurulu Üyesi) görevi olan ...'ın önceki bu görevinin sona erdiğinin ilan edildiği anlaşıldı.
TTK'nın 390/1. maddesi” Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır. Bu kural yönetim kurulunun elektronik ortamda yapılması hâlinde de uygulanır.”
TTK'nın 391. maddesi "(1) Yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle; a) Eşit işlem ilkesine aykırı olan, b) Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, c) Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, d) Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin, kararlar batıldır." hükmünü içermektedir. Söz konusu maddede sayılan butlan halleri sınırlayıcı değildir. Yine TBK'nın 27/1 maddesi uyarınca Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 370. maddesindeki “Esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir. Yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması şarttır.” düzenlemeye göre temsil yetkisini devretme ve belirleme yetkisinin yönetim kuruluna aittir.
Dava konusu ... Yönetim Kurul Kararının incelenmesinde; Yönetim Kurulu Üyesi olan ...'ın yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiği belirtilerek Yönetim Kurulu Başkanlığına ...'ın; ...'ın ise Yönetim Kurulu Başkan vekili olarak seçilmesinin oybirliği ile kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Anılan karar şirketin temsiline ilişkin olup şirket ortağı yahut yetkilisi olmayan davacının boşanma ve mal rejimi davalarına etki edecek bir karar değildir. Her ne kadar davacı tarafça " iptali talep edilen Yönetim Kurulu Kararının kötü niyetle alınmış bir karar olduğu, ... ... Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından söz konusu hisselere ihtiyati tedbir kararı verildiği, ...'ın, mal rejiminin tasfiyesi sırasında karşı tarafa daha az katılma alacağı ödemek için boşanma davası açılmadan önce bazı malvarlıklarını mal kaçırma kastıyla üçüncü kişi olan ikiz kardeşi ...'a devrettiği, mal kaçırma amacıyla yapılan bu devrin, hisse alacağını yok etme kastıyla yapılan devir olarak nitelendirildiği" ifade edilmiş ise de; dava konusu yapılan yönetim kurulu kararının davalı eş ...' ın hisseleri hakkında alınan bir karar olmadığı, bu haliyle mal kaçırma amacıyla yapıldığı iddia edilen devrin başka bir davanın konusunu teşkil edebileceği, yönetim kurulu kararının TTK madde 391 uyarınca butlanı şartları da oluşmadığı anlaşılmakla davacının davasının HMK 114/1-h , HMK 115/2 madde ve fıkraları gereğince reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davacının davasının HMK 114/1-h , HMK 115/2 madde ve fıkraları gereğince hukuki menfaat yokluğu nedeniyle reddine,
2-Harç peşin alındığından başkaca harç açınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Ret sebebi ortak olduğu gözetilerek davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/06/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.