mahkeme 2025/151 E. 2025/589 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/151
2025/589
16 Eylül 2025
T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/151 Esas
KARAR NO :2025/589
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:04/03/2025
KARAR TARİHİ:16/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; borçlu aleyhine .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile icra takibine başlanılmış olup kendisine örnek7 (İlamsız İcra 49) Ödeme Emri gönderilmiş olup gönderilen ödeme emrine istinaden borçlu tarafından haksız ve mesnetsiz olarak itiraz edilmiş ve takibin durdurulduğunu, 29/11/2023 hasar tarihli hasar dosyası için 30/11/2023 tarihinde ... Poliçe No'lu Evim Poliçesi İle Sigortalı ...'ın ... Mah. ... ... Sok. ... Dış Kapı No: .../ İç Kapı No: .../.../.../... Hasar Adresinde ekspertiz çalışmasının gerçekleştiriğini, sigortalı ile yapılan görüşmede yoğun yağışlar sebebiyle konutunda su baskını hadisesi yaşandığını, eksper tarafından yapılan incelemede, yoğun yağışlar sebebiyle arka cephe açık balkon gider hattının geri teptiği ve suların daire içerisinde yaklaşık 35cm yüksekliğe ulaştığının tespit edildiğini, sirayet eden sulan sebebiyle daire geneli dekorasyon ile eşya hasarlarının meydana geldiğini, hasarın yakın nedeni sel/ su baskını olup ...'ye rücu imkanı bulunmaktadır olarak değerlendirildiğini, meydana gelen hasar sonucu Sigortalıya ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından 126.301,18-TL tazminat ödemesinin yapıldığını, borçlunun mal kaçırma ve adres değiştirme ihtimali bulunduğundan, Sayın Mahkemece uygun görülecek teminat karşılığı, borçlunun, borca yeter miktarda menkul, gayrimenkul ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi, menkullerin muhafazası için ihtiyati haciz talep ettiklerini, davanın kabulüne, asıl alacağın % 20 ' sinden aşağı olmamak üzere, davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlığın görüm ve çözümünde idari yargı mahkemeleri görevli olduğundan, davanın görev yönünden reddinin gerektiğini, kamu kuruluşu niteliğini taşıyan idarenin kamu hizmetini yürüttüğü sırada kişilere verdiği iddia olunan zararın rücuen tazmininin istenildiği bu davada zararın sebebi haksız fiil olarak değerlendirilemeyeceğini, idari hizmetin hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, hizmet kusuru veya başka bir nedenle idarenin sorumluluğunun bulunup bulunmadığını, bu hususların belirlenmesi ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde idari yargı mahkemelerinin görevli olduğunu, kural olarak görev kamu düzenine ilişkin olup istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında, mahkemece, resen gözetilmesi gerekmekte olduğundan davanın görev yönünden reddedilmesinin gerektiğini, Mahkemece adliye mahkemelerinin görevli olduğuna karar vermesi durumunda ise yine görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğuna karar vermesi gerektiğini, davacı vekili huzurdaki davayı sigortalısı ...'a ödemiş olduğu tazminatın rücuan tanzimine karar verilmesi için Mahkemenizde dava ikame ettiğini, sigortalı ... gerçek kişi olup, hasar oluştuğu iddia edilen taşınmazın da konut olduğu, sigorta şirketi ...'ın haklarına halef olduğundan, müvekkili idareye karşı davasını Asliye Hukuk Mahkemesinde ikame etmesi gerekirken yanılgıyla Mahkemenizde ikame etmesi davanın reddinin gerektiğini, dava konusu olayın 6102 sayılı TTK'nun 1472 maddesi uyarınca davacının sigortalısına ödenen tazminatın, hasarın oluşmasına sebebiyet verdiği iddiası ile müvekkili idareden tahsil etmek istediğini, davacının müvekkili idareye yönlendirdiği davanın sigorta poliçesinden kaynaklanan bir dava olmadığını, bu nedenle davacının sigortalısı yerine geçerek müvekkili idareye karşı başlatacağı davada sigortalısının müvekkili idareye karşı başlatacağı dava gibi olmalı ve Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, davacının iddia etmiş olduğu zararı ve müvekkilinin kusurunu ispatlaması gerektiğini, zararın idari eylem veya işlemden değil de zarar görenin veya bir başkasının eyleminden doğması halinde zararla idari eylem arasındaki illiyet bağı kesilir ve zararın idari eyleme ve idare tüzel kişiliğine bağlanması imkanın ortadan kaldığını, bu somut gerçeğe rağmen idare, çoğu zaman görevi kapsamı dışındaki olaylarda dahi, zarar iddiası nedeni ile sorumlu gösterildiğini, kamu görevi yapan idarenin eylem ve işlemleri ile şahısların malvarlıklarında meydana gelen zarar arasında illiyet bağı ve bu bağın tespiti bu anlamda büyük önem arz ettiğini, müvekkilinin görevi ve bu göreve bağlı eylemleri ile ilgili olmayan zararlardan illiyet bağ kurulamadığı halde sorumlu tutulması kanunun ve dolayısıyla kamu menfaatlerinin zarar uğramasına neden olduğunu, iddia edilen hasarın, yoğun yağış sonrası balkon giderlerinden geri tepen yağmur suyundan kaynaklandığı dava dilekçesinde beyan edilmiş yağmur suyunun vermiş olduğu zarardan müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafından talep edilen tutara da itiraz ettiklerini, davacı talebini ekspertiz raporuna dayandırdığını, sigorta eksperi olay mahallinde yaptığı hasar tespiti, sigorta poliçesinin genel ve özel şartlarına bağlı kalınarak gerçekleştirilen bir mesleki çalışma olduğu, dolayısı ile de sigorta eksperinin parsel bacasını(rögarı) veya bağlantı kanalını inceleyerek apartmanın atıksu tesisatının sahip olduğu bağlantıyı(rabıt) belirlemesi, bağlantı kanalının gerekli ve yeterli eğime sahip olup olmadığını, bir başka anlatımla, binanın atıksuyunun ana kanala bağlantısını, taşınmazın İstanbul İmar Yönetmeliğine uygun izalasyonunun bulunup bulunmadığı, taşınmazın yönetmelik ve teknolojiye uygun şekilde yapılıp yapılmadığını irdeleyerek su hasarının oluşmasına bağlı olarak sebep-sonuç ilişkisini irdelemesi de söz konusu olmadığını, bu sebeple davacının talep etmiş olduğu tutar da, yaşanan olaydaki kusur da, ekspertiz raporu dikkate alınarak hesaplanamayacağını, dava dilekçesi ekinde sunulan Hasar Tespit Raporunda hasarlanan malzemenin genel toplamı 66.790,00 TL hesaplanmış ise de, icra takibinde talep edilen tutar 123.301,18 TL + işlemiş faiz olduğu, yine dava dilekçesi içeriğinde ise sigortalıya ödenen tutarın 126.301,18 TL olduğu beyan edildiğini, davacının talepleri ile dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin çeliştiğini, yine davacı tarafından ödemeye ait dekont taraflarına sunulmadığını, yine ekpertiz raporunda, hasar oluşan malzemelerin eski olması, kullanım ömrünü doldurmasından kaynaklı indirim de uygulanması gerektiğini, yapılacak hesaplamada bu hususa da dikkat etmek gerektiğini, davacının icra inkar tazminatı talebinin haksız ve hukuksuz olduğu, tüm bu açıklanan nedenler ile, Davanın öncelikle usulden, aksi takdirde esastan reddine karar verilerek yargılama giderlerinin davacı yan üzerinde bırakılmasını, lehimize ücreti vekalete hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Dosya kapsamındaki dava dilekçesi, ekleri ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir.
.... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilerek incelenmiştir.
GEREKÇE
Dava konusu uyuşmazlık konusunun, .... İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu belirlendi.
Dava şartları HMK md. 114’te düzenlenmiştir. HMK'nın 114/1-b maddesine göre Yargı yolunun caiz olması dava şartlarındandır. Davanın değer kaybı ve kazanç kaybına ilişkin haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olduğu, davacının talebinin adli yargının görev alanına giren tazminat, menfi tespit, itirazın iptali veya alacak olmadığı, dolayısıyla davalı kurum tarafından yapılan işlemin denetimi ve yargılaması idari yargının görev alanına girmektedir.
Kamu tüzel kişiliğini haiz ...'nün hizmet kusurundan kaynaklanan zararın ilamsız icra takibine ve dolayısıyla itirazın iptali davasına konu edilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
HMK md. 115 “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.” şeklindedir. Somut olayda da ön inceleme duruşmasında dava şartlarının incelenmesi aşamasında davalının dava şartı itirazı ve mahkememizin re’sen yaptığı inceleme ile dava konusu itibariyle davanın idari yargının görev alanına girdiği, yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle dava şartının bulunmadığı, belirtilen nedenlerle, dava konusu uyuşmazlığın idari yargıda görülüp çözümlenmesi gerekmekte olup, davanın yargı yolu dava şartı yokluğundan 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b, 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2023/1588 Esas 2024/463 Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2023/2109 Esas 2023/1999 Karar)
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; kamu tüzel kişiliğini haiz davalı ...'nün kamu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan davanın, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanması gerekmekte olup, bu hususların saptanmasının ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden dava konusu uyuşmazlığın idari yargı yerinde görülüp çözümlenmesi gerektiği anlaşılmış olup, davanın yargı yolu dava şartı yokluğundan 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b, 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Uyuşmazlık Mahkemesi 05/02/2024 tarih 2023/545 Esas 2024/40 Karar)
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen gerekçeler uyarınca;
1-Davanın idari yargı yolu caiz olduğundan HMK 114/1-b ve 115/2 uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan, Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 1.122,98-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
6-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığı ancak sarf kararı düzenlenmediği görülmekle; Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek olan 2025 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/09/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.