Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/114
2026/59
2 Şubat 2026
T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/114 Esas
KARAR NO :2026/59
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:18/02/2025
KARAR TARİHİ:02/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin otuz yılı aşkın bir süredir yiyecek, içecek sağlanması ve hizmetleri sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalı şirkete yemek sağlama hizmetinden dolayı davalının ödemesi gereken 347.558,12 TL miktarındaki borcunu ödemediğini, müvekkilinin faturalardan kaynaklanan alacağının ödenmesi için davalı ile iletişime geçmeye çalışmış ise de, davalının borcunu ödememek üzere müvekkilini oyalama yoluna gittiğini, müvekkilinin alacağının ödenmemesi üzerine davalı aleyhinde ....İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, takibe geçildikten sonra davalının takip tarihinden sonra 09/12/2024 tarihinde müvekkiline 100.000,00 TL ödemede bulunması ile birlikte "tarafların açık hesap usulü ile çalışmakta olduğu ve henüz doğmamış alacakların takibe konu edildiği" sebebi ile borca itiraz etmiş olduğunu, davalı borçlunun itirazdan sonra müvekkiline 30/12/2024 tarihinde 100.000,00 TL ve 15/01/2025 tarihinde de 147.558,12 TL ödemede bulunduğunu, ancak davalı borçlunun bakiye 84.049,23 TL borcunu ödemediğini, davalının itirazının yersiz ve dayanaksız olduğunu, davalının iddiasının aksine tarafların açık hesap çalışmadıklarını, taraflar arasında bu yönde bir anlaşma bulunmadığını, davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, davalının açık hesap şeklinde ödeme iddiasının kötü niyetini ortaya koyduğunu, 2025/14787 Arabuluculuk numarası ile arabulucuya başvurulduklarını ancak, arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığını, davalı borçlunun sunduğu dekontlardan da anlaşılacağı üzere davalının borcunu ikrar ettiğini ve borcun aslını ödediğini, mahkemece gerek görülmesi halinde banka kayıtlarının celbi ile davanın kabulüne karar verilmesini, aksi halde, tarafların ticari defterlerinin celp edilerek bilirkişi incelemesi yapılarak davalı aleyhine açmış oldukları davanın kabulü ile borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına, davalının takip miktarı alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın tarafların açık hesap usulü çalışmadığına ilişkin beyanını kabul etmediklerini, müvekkil şirket ile davacı şirket arasında devam eden sürekli bir ticari ilişki bulunmakta olup, müvekkil şirketin iş yerlerinde personele verilen yemek hizmetinin davacı şirket tarafından sağlandığını, taraflar arasında devam eden sürekli ticari ilişki nedeniyle taraflar işbu dava tarihine kadar her zaman açık hesap usulü ile çalıştıklarını, tarafların açık hesap usulü ile çalıştığını ispatlar nitelikteki 2023, 2024 ve 2025 yıllarına ait açık hesap hareketlerine ilişkin excel tablolarını ekte sunduklarını, müvekkilinin itiraz etmekte haklı olduğunu, müvekkili şirketin davacı tarafa 09/12/2024 tarihinde 00.000,00 TL ödemede bulunarak açık hesap çalıştığını iddia ederek geri kalan borcun muaccel olmadığını, bu nedenle, itirazda bulunduğunu, ekte sundukları açık hesap ekstrelerinin incelenmesinde müvekkilinin davacı taraf ile ilişkisinin devamı süresinde bakiye alacaklarının ödendiğini, taraflar arasında bakiye alacakların ne zaman davacı tarafa ödeneceğine ilişkin yazılı bir anlaşma veya borcun vadesinin bulunmamakla birlikte müvekkil davacı şirketle ticari ilişkisinin devamı süresince dönem dönem davacı şirkete olan tüm borçlarını ödediğini, davacının açık hesap ilişkisine hiç bir zaman itiraz etmediğini, takibe konu borcun da müvekkili şirket tarafından ödendiğini, müvekkil şirketin 09/12/2024 tarihinde 100.000,00 TL, 30/12/2024 tarihinde 100.000,00 TL ve 15/01/2025 tarihinde 147.558,12 TL'yi davacı tarafa ödediğini, tüm ödemelerin açık hesap usulüne göre ödendiğini, borcun muaccel olmadan ve borçlunun temerrüde düşürülmeden takibe geçildiğini, borcun ödenmesinin belirli bir vadeye de bağlanmamış olması nedeniyle, davacının müvekkili aleyhinde yapmış olduğu takibin haksız olduğunu, borcun vadesi belli olmadığından alacaklının borçluya bildirimde bulunmadan borcun muaccel olamayacağını, 6100 sayılı HMK'nun 190/1.maddesine göre, davacının takip tarihi itibariyle borcun muaccel olduğunu ve müvekkili şirketin temerrüde düşürüldüğünü ispat etmek yükümlülüğünde olduğunu, davacının elinde buna ilişkin herhangi bir delil bulunmadığını, davacının icra inkar tazminatı talebine de itiraz ettiklerini iddia ederek davanın reddi ile davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
DELİLLER:
.... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, 2024/... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
.... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, 2024/... esas sayılı dosyasında, ödeme olup olmadığının, haricen tahsil beyanı ve harcının bulunup bulunmadığının araştırılarak, dava tarihi olan 18/02/2025 tarihi itibariyle, kapak hesabının yapılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
27/11/2025 tarihinde İcra Hukuk alanında hesaplama uzmanı vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve bilirkişi raporu dosyamız arasına alınmıştır.
GEREKÇE:
Dava, fatura alacağı sebebiyle başlatılan icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.
İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.
Davacı alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin 2024/633 Esas ve 2024/610 Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir.
Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde, takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür. Taraflar arasındaki ticarî ilişki yemek satışına dayanmaktadır. Davacı düzenlediği fatura alacakları sebebiyle 05/12/2024 tarihinde 347.558,12 TL asal alacağın tahsili için dava konusu takibi başlatmıştır. Takipten sonra fakat davadan önce davalı 09/12/2024 tarihinde 100.000 TL, 30/12/2024 tarihinde 100.000 TL ve 15/01/2025 tarihinde 147.558,12 TL ödeme gerçekleştirmiştir. Davacı, 18/02/2025 tarihinde bakiye 84.049,23 TL alacağı kaldığını belirterek eldeki davayı açmıştır. Yapılan ödemeler hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalının takipteki itirazı ve cevap dilekçesindeki savunması değerlendirildiğinde, davalının taraflar arasındaki hukukî ve ticarî ilişkiye, davacının düzenlediği faturalara bir itirazının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalının itirazları ile uyuşmazlık konusu, davacının düzenlediği fatura alacaklarının muaccel olup olmadığı ile yapılan ödemeler sonrası borcun sona erip ermediği noktasındadır.
Taraflar arasındaki süregelen ticari ilişkinin açık hesap ilişkisi olduğu anlaşılmıştır. Davalı her ne kadar ara ara ödeme yaptığını, ödeme için belirlenen bir gün olmadığını savunmuşsa da açık hesap ilişkisi cari hesap ilişkisinden farklıdır. Taraflar arasında geçerli bir cari hesap anlaşması bulunmadığından, belirli günlerde mutabakat sağlanarak ödeme yapılması hususunda taraflar arasında bir anlaşma da yoktur. Davacının düzenlediği faturaların 08-09-10-11/2024 tarihlerine ilişkin olduğu, dolayısıyla davalıya verilen hizmetin de bu aylara ilişkin olduğu ve fatura konusu alacakların muaccel hale geldiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla davalının alacağın muaccel olmadığı itirazı yerinde değildir.
Taraflar her ne kadar asıl alacağın ödendiğini beyan etmişse de takipten sonra yapılan ödemelerde TBK md. 100’ün gözetilmesi gerekir. TBK md. 100 hükmü “Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz.” şeklinde olup, yapılan kısmi ödemelerin öncelikle fer’ilerden düşüleceği, aksine anlaşma yapılamayacağı düzenlenmiştir. Dolayısıyla tarafların asıl alacağın ödendiği beyanları yerinde değildir. Bu doğrultuda mahkememizce alanında uzman bilirkişiden dava tarihi itibariyle hesaplama yapılması için rapor alınmıştır. Sunulan denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacının, davalıdan 18/02/2025 dava tarihi itibariyle 79.553,45 TL asıl alacak ve 3.946,07 TL asıl alacağın fer’isi niteliğinde olmak üzere toplam 83.499,52 TL alacağı bulunduğu tespit edilmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, davacının davalıdan alacaklı olduğu, davalının hukukî ve ticarî ilişkiye itiraz etmediği, takipten sonra yaptığı ödemelerle zımnen borcu kabul ettiği, takipten sonra yapılan kısmi ödemelerin TBK md. 100 hükmü uyarınca mahsup edilmesi gerektiği ve bu şekilde yapılan hesap sonucu davacının dava tarihi itibariyle 79.553,45 TL asıl alacağının bulunduğu kanaatine varılmıştır. Bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş, davalının 15/01/2025 tarihinde yaptığı ödeme ile bu tarihe kadar tüm fer’i borçları ödediğinden, asıl alacağa 15/01/2025 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir. Alacağın likit olması sebebiyle %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine,
2-.... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlunun yaptığı itirazın 79.553,45 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin 79.553,45 TL asıl alacak üzerinden asıl alacağa 15/01/2025 tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmek suretiyle devamına,
3-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
4-15.910,69 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 5.434,30-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 615,40-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 4.818,90-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan; 615,40-TL Başvuru Harcı, 615,40-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 1.230,80TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan; 7.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 80,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 7.580,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 7.174,55-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 4.495,78-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Zorunlu arabuluculuk nedeniyle, devletçe karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul ve red oranları dikkate alınarak, 4.353,90 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 246,10 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile, hazineye irat kaydına,
11-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, davacı için miktar itibariyle KESİN, davalı için kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/02/2026
Katip ...
Hakim ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.