Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/86

Karar No

2025/86

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/86 Esas
KARAR NO : 2025/86

DAVA : Denkleştirme Tazminatı
DAVA TARİHİ : 12/05/2023
KARAR TARİHİ : 13/02/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketlerden ... Tic. Ltd. Şti.' nin 14.07.2009 tarihinde “...Şti İle Aralarındaki İlişkilerin Yürütülmesinde Esas Alınacak Şarta Bağlı Binek Aracı Ve/Veya Ticari Araç Dağıtıcı Sözleşmesi Ve/Veya Binek Aracı Ve/Veya Ticari Araç Yetkili Servis Sözleşmeleri” imzaladığını, bu sözleşme ile müvekkilinin ... marka araçların İzmir'deki dağıtımı, satışı ve satış sonrası servis hizmeti verilmesi konusunda yetkili satış ve servis bayi sıfatını kazandığını, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan hak ve yetkilere sahip olduğunu, müvekkili ... Tic. Ltd. Şti'nin 2009 yılında Yetkili Satış ve Servis İşleriyle iştigal eden ... Yetkili Bayi Sözleşmesini imzalayabilmek için o tarihe kadar yetkili bayi olarak faaliyet gösteren/daha önceki yetkili bayi ... A.Ş. ile Bayilik Devir Sözleşmesi imzaladığını, yetkili bayi sıfatını kazanabilmek için devir bedeli ödediğini, müvekkili şirketin, bayilik sözleşmesinin devam edeceği inancıyla 2009 yılında büyük miktarlarda devir bedeli ödemiş olmasının müvekkili şirketin davalı şirkete o dönem taşıdığı inancını ve yapmış olduğu yatırımın büyüklüğünü ortaya koyduğunu, ... Yetkili Bayi Sözleşmesinin müvekkili ... Motorlu Araçlar Anonim Şirketi ile devam ettirildiğini, ... 30. Noterliği' nin... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ... Yetkili Satış ve Servis Sözleşmesinin imza altına alındığını, müvekkili şirketlerin 2009 yılından beri ... Yetkili Bayi işiyle iştiğal ettiğini, davalı ile imzalamış oldukları sözleşme gereği tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiklerini, davalının İzmir'deki pazar hacmini arttırdıklarını ve sözleşmenin ifası amacıyla büyük yatırımlar yaptıklarını, sözleşmenin feshine kadar müvekkili şirketlerin satış oran ve hacimlerine yönelik davalı şirket ile herhangi bir sorun yaşamaması, hatta müvekkili şirketin bayilik sözleşmesinin feshine yönelik keşide edilen ihtarnamede herhangi bir sebep gösterilmemiş olmasının da bu hususu doğruladığını, müvekkili şirketin sözleşme gereği tüm edimlerini eksiksiz ifa ederken, davalı şirketin müvekkili şirkete gönderdiği ... 29. Noterliği' nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkili şirket ile ... Ltd Şti arasındaki ... marka araçlara dair Yetkili Satış ve Yetkili Servis işleriyle iştigal eden ... Yetkili Bayi anlaşması olduğunun, bu anlaşmanın 01.06.2020 tarihi itibariyle ... AŞ' ye devredildiğinin, devir işlemi sonrasında da taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli bayilik sözleşmesinin iki yıllık feshi ihbar süresi ile feshedildiğinin bildirildiğini, davalının fesih sebebi olarak ... Ltd Şti'nin ... AŞ' ye devredilmesini ve devir alan şirket olarak da keyfi olarak müvekkili şirketle çalışmak istemediklerini belirttiklerini, ancak müvekkiline bildirilen olağan fesih beyanının, haksız, dürüstlük kuralına aykırı ve eşitlik ilkesini zedeleyici olup düzenlemeler karşısında müvekkili şirketin haksız fesihten kaynaklı zararlarının karşılanması gerektiğini, davalının haksız feshi karşısında ... 5. Noterliği' nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verildiğini, ancak müvekkili şirketin bu talebine olumlu bir şekilde karşılık verilmediğini, 31.10.2022 tarihinde bayilik faaliyetlerinin sona erdirildiğini ve müvekkili şirketin tüm yetkilerinin iptal edildiğini, taraflar arasında devam eden sözleşme ilişkisinin 31.10.2022 tarihinde sona erdiğini, müvekkili şirketin yıllardır ... Yetkili Bayi olarak faaliyet gösterdiğini, büyük bir özveri, çaba ve yatırım ile ... markasını daha ilerilere götürme isteği ve azmi ile faaliyet gösterirken ayrıca müşteri memnuniyeti açısından da iyi bir konumda olmasına rağmen, sözleşmesinin feshedilmesinin hiçbir haklı gerekçesi bulunmadığını, müvekkili şirket ile bayilik sözleşmesinin feshedilmesinin sebebinin bayilik sözleşmesinin bir başka firmaya devredilmek istendiğinin öğrenildiğini, müvekkili şirketin sözleşmesinin feshedilmesinin ve yetkilerinin elinden alınmasının ardından faaliyet bölgesinde Kahyaoğulları firmasına bayilik verildiğini, müvekkili şirketin bayilik sözleşmesinin sonlandırılmasının ardından aynı faaliyet bölgesinde bir başka firmaya bayilik verilmiş olmasının da davalı yanın feshinde haklı ve geçerli bir sebebinin olmadığını, aksine keyfi bir kararla sözleşmeyi sona erdirdiğini açıkça ortaya koyduğunu, müvekkili şirketin ... Yetkili Bayisi olduğu günden bu yana, bayilik sözleşmesinin gereklerini yerine getirmekte hiçbir sorun yaşamadığını, aksine ... markasını ...' de ileri bir seviyeye taşıdığını, davalı şirketin menfaatleri için maddi ve manevi büyük bir çalışma gösterdiği dikkate alındığında, fesih beyanının müvekkili şirketleri zarara uğratmasının yanında, dürüstlük kurallarına, hakkaniyete ve eşitlik ilkesine uygun düşmediğinin ortada olduğunu, 6762 Sayılı Eski Türk Ticaret Kanunu' nda portföy tazminatı yer almamasına rağmen, “Denkleştirme İstemi” başlığıyla 6102 Sayılı Kanunun 122. Kanun ile getirdiği düzenleme incelendiğinde, bu talebin bir tazminat değil, denkleştirme olduğunun anlaşıldığını, bayinin denkleştirme isteminin sözleşmenin sona ermesinden sonra sağlayıcının bayinin oluşturduğu müşteri çevresinden herhangi bir karşılık ödemeden yararlanacak olması nedeni ile hakkaniyet gereğince bayiye ödenmesi gereken bir karşılık olduğunu, bayilik sözleşmesinin feshinden dolayı bayinin portföy tazminatı talep etme hakkı hususunda terminolojik anlamda doktrinde bir terim birliği mevcut olmadığını, Doktrinde bu kavramın portföy tazminatı, portföy hakkı, portföy akçesi, müşteri tazminatı, denkleştirme tazminatı, denkleştirme istemi olmak üzere farklı ifadeler altında isimlendirildiğini, bayinin portföy tazminatı talebine bakıldığında, tazminat talep edilebilmesi için gerekli olan koşullardan hukuka aykırılık ve zarar unsurlarının portföy tazminatı talebinde bulunulması için zorunlu unsurlardan olmadığını gördüklerini, bayinin portföy tazminatı talebinde bulunabilmesi için sağlayıcının kusurlu bir davranışı nedeni ile sözleşmenin sona erdirilmesine gerek bulunmadığını, kusur unsurundan başka, aynı şekilde hukuka aykırılık unsurunun da her zaman somut olayda gerçekleşmemiş olabildiğini, burada bayinin sağlayıcıdan portföy tazminatı isteyebilmesi için sağlayıcının mutlaka hukuka aykırı bir davranışta bulunmuş olma zorunluluğu olmadığını, bu sebeplerle portföy tazminatının teknik anlamda bir “tazminat” olarak değerlendirilemeyeceğini, bundan başka, portföy tazminatının hukuki dayanağının bir sebepsiz zenginleşme de olmadığı düşünüldüğünü, her ne kadar bayinin emek ve çabası sonucunda sağlayıcının iş çevresinin genişlediği, işletmesinin değerinde bir artış meydana geldiği, bu büyümenin de bayinin temin ettiği müşteri çevresi ile daha da büyüyeceği, bu büyümenin sözleşmenin sona ermesinde sonra da devam edeceği ve dolayısıyla sağlayıcının bundan ekonomik yarar elde edeceği yani zenginleşeceği düşünülebilir ise de, buradaki sağlayıcının zenginleşmesinin sebepsiz olmadığını, sağlayıcının zenginleşmesinin geçersiz, gerçekleşmemiş ya da sonradan ortadan kalkmış bir hukuki sebebe dayanmadığını, burada sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sağlayıcının bayinin kazandırdığı müşteri çevresinden yararlanıyor olması durumunun da olduğunu ve bu yararlanmanın da sebepsiz olmadığını, bayinin sözleşme süresince ifa ettiği edimi ile sağlayıcı için sözleşmenin sona ermesinden sonra da yararlanabileceği bir edim ortaya koyduğunu, ancak bunun karşılığını alamadığını, bayinin sözleşme süresince sürüm arttırma faaliyetleri neticesinde türlü çabaları ile elde ettiği müşterilerini sözleşmenin sona ermesi neticesinde sağlayıcıya devredecek ve sağlayıcı da aslında bayinin sözleşme devam etmiş olsaydı bu müşterilerden elde edeceği geliri elde etmiş olacağını, denkleştirme talebinin de hakkaniyet gereğince bu değer artışının bayiye yansıtılması, yani bayi ile sağlayıcının menfaatlerinin hakkaniyet uyarınca dengelenmesi şeklinde değerlendirilmesi gerektiğini, denkleştirme talebinin bayinin, sağlayıcının kusurlu davranışından kaynaklanan zararlarının giderilmesi için öngörüldüğünü, denkleştirme ödenmesi fikrinin çıkış noktasının müşteri çevresi olduğunu, denkleştirmeye konu olan müşteri çevresinin, bayinin kazandırdığı yeni ve sürekli müşterilerden oluştuğunu, bayinin çalışması sonucunda ortaya çıkan ve parasal değeri olan, kazanç getiren müşteri çevresinden sağlayıcı ile bayinin ortaklaşa yararlandığını, ancak bu ortak yararlanma ilişkisinin bayilik sözleşmesinin sona ermesiyle ortadan kalktığını, bayilik sözleşmesinin sona ermesinden sonra söz konusu müşteri çevresinin sağlayıcıda kaldığını, bayinin devam eden ticari ilişkilerden kaynaklanacak ücret elde etme olanağını kaybettiğini, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra bayiye denkleştirme ödemesi kabul edilerek, sağlayıcının bu kazanımından bayinin de yararlanmasının sağlanmak istendiğini, bayinin denkleştirme talep edebilmesi için sağlayıcının kusurlu davranışlarının olup olmadığına bakılmadığı gibi bayinin denkleştirme talep edebilmesi için her zaman zarara uğramasının da gerekmeyeceğini, denkleştirmenin bayilik sözleşmesinin sona ermesinden sonra bayinin kazandırdığı müşteri çevresiyle ticari ilişkilerini sürdürememesi ve bu çevreyi sağlayıcıya bırakması nedeniyle öngörülmüş karşılık olduğunu, somut olayda taraflar arasındaki sözleşmenin “Olağan Fesih” yoluyla davalı tarafça sona erdirildiğini, tarafların olağan feshinin açıkça sözleşmede kararlaştırabildiğini, olağan fesih halinde tarafların belli bir sebebe dayanmaksızın sözleşmeyi sona erdirebileceğini, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanan Bayi Yetkili Satış ve Servis Sözleşmesinin, Sözleşmenin Süresi ve Feshi başlıklı 16. maddesinin 16.2. maddesinde Sözleşmenin Olağan Feshi ile ilgili bir hüküm bulunmadığını, bayilik sözleşmesinin denkleştirme istemine imkân verecek şekilde sona ermesi nedeniyle, işbu davanın başkaca herhangi bir araştırma yapılmaksızın kabulü gerekeceğini, sözleşmenin feshinin önceden müvekkili şirkete bildirilmesinin müvekkilinin işbu davaya konu denkleştirmeyi istemesine engel olmayacağını, denkleştirmenin bayinin zararının değil, süre sonunda sağlayıcıda kalacak olan müşteri çevresinin karşılığı olduğunu, bu olayda süre sonunda sağlayıcıya kalan müşteri çevresi için denkleştirme ödenmeli ve başka bir neden yoksa indirim yapılması gerektiğini, müvekkili şirketlerin 2009 yılından beri davalı firmanın bayisi olarak faaliyet gösteriyor olmasının denkleştirme tazminatının belirlenmesinde etkili bir unsur olduğunu, hakkaniyet ve bayiyi koruma ilkelerine dayanan denkleştirme miktarında, tarafların sözleşme ilişkisine girdikleri sürenin, bu süre boyunca hak ve yükümlülükleri hükmedilecek denkleştirme miktarında etkili olduğunu, her ne kadar davalının olağan fesih hakkını kullanmasının asıl amacının araştırılmasına gerek bulunmasa da dava konusu olayda, sözleşmenin feshi için davalıya sözleşme ile tanınan bu hakkın yasaya ve iyiniyet kurallarına uygun bir şekilde kullanılmadığını, davaya konu olayda olduğu gibi, herhangi bir sebebe dayanmadan sözleşmeyi sona erdirebilme imkanının bazen keyfi durumlara yol açabildiğini, bu durumun ise özellikle yüksek meblağlı yatırımların söz konusu olduğu bayilik sözleşmesinin istikrarını müvekkili şirket gibi olumsuz yönde etkilediğini, olağan sebeple feshin de sınırları olduğunu ve bu sınırların hakkın kötüye kullanılması yasağı ile rekabet hukuku kapsamında ayrımcılık yapılması yasağı olduğunu, olağan fesih yapılırken, bu feshin sınırlarına uyulması gerektiğini, fesih hakkının öncelikle, TMK. m.2 dürüstlük kuralına uygun olarak kullanılması gerektiğini, aksi halde hakkın kötüye kullanılması yasağının ihlal edildiğini, bayilik sözleşmesinde fesih hakkının kötüye kullanılıp kullanılmadığının tespitinde, çelişkili davranış yasağının karşı tarafa zarar verme kastı veya hakkın amacından saptırılması kriterlerinin değerlendirilmesi gerektiğini, bunlardan biri söz konusuysa, fesih hakkının kötüye kullanıldığının kabul edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin bayilik sözleşmesine aykırı bir davranışının olmaması ve yüksek kar getiren bir bayi olmasına ve diğer bayilerin sözleşmeleri feshedilmemiş olmasına rağmen, müvekkilinin yetkili bayi anlaşmasının başka bir firmaya devredilebilmesi için, olağan fesih hakkının kullanılmasının hâkim durumun kötüye kullanılması olduğunu, bu nedenle, taraflar arasında akdedilen sözleşmede herhangi bir sebep gösterilmeksizin fesih hakkının bulunduğuna dair bir hüküm olması halinde dahi sözleşmenin feshi için davalı şirkete tanınan bu hakkın da yasaya ve iyi niyet kurallarına uygun bir şekilde kullanılması gerektiğini, aksi davranış halinde yerleşik Yargıtay kararlarına göre, davalı yanın herhangi bir hakkaniyet indirimine gidilmeksizin müvekkili şirketin tüm portföy tazminatı/müşteri tazminatı taleplerinin gidermesi gerekeceğini, müvekkilinin bayilik sözleşmesinin feshinde keyfi davranışı söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin hiçbir kusur ve sorumluluğu yokken ve yine sözleşmeye eksiksiz bir şekilde riayet ederek, davalının bayilik sözleşmesi kapsamında gönderdiği yeni araçlar miktarında satış yapmaya çalıştığını, çıkarılan tüm zorluklara rağmen müşteri portföyünü genişletmek için uğraştığını, yine servis hizmetini eksiksiz verdiğini, müvekkili şirketin bayilik sözleşmesinin devamı süresince, davalının menfaatlerini gözettiğini, bunun yanında da davalının sorumluluğu doğmayacak ve zarara uğramayacağı şekilde satış ve servis hizmeti verdiğini, davalının hiçbir sebep ileri sürmeksizin sadece sözleşmede yer bulan ihbarlı fesih hükmüne dayanarak, müvekkilinin faaliyetlerine son vermiş olmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili şirketlere herhangi bir hakkaniyet indirimi de yapılmaksızın denkleştirme ödenmesini gerektirdiğini, müvekkili şirketin de bu kıstaslara uymak suretiyle, denkleştirme talebine konu miktarı belirlemeye çalıştığını, toplanacak deliller ile müvekkili şirketlere ve davalıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılacak olan tetkikler ve yine dava konusu uyuşmazlığın çözümünün bilirkişi incelemesi yapılması ile de müvekkilinin talep edebileceği miktarın tam ve kesin olarak tespit edilebileceğinden dava tarihi itibariyle alacak miktarının tam ve kesin olarak belirlenememesi ve bu durumun yapılacak yargılama sonucu ortaya çıkacak olması sebebiyle HMK' nın 107. maddesi uyarınca belirli hale getirmek ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, sözleşmenin fesih tarihi olan 31.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte denkleştirme taleplerinin davalı şirketten tahsiline karar verilmesi istemli olarak işbu davayı açtıklarını, bu nedenlerle müvekkilinin alacaklarına dair; HMK 107. ve 109. maddeleri uyarınca bedel artırım ve yine fazlaya ilişkin hakları /ıslah talebi saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkili şirket ile ... Ltd Şti arasında imzalanan ... marka araçlara dair etkili Satış ve Yetkili Servis işleriyle iştigal eden ... Yetkili Bayi Satış ve Servis anlaşmasının .. Şti' nin 01.06.2020 tarihi itibariyle ... AŞ' ye devredilmesi sonrasında feshedilmesi nedeniyle dava tarihi itibariyle alacak miktarının tam ve kesin olarak belirlenememesi ve bu durumun yapılacak yargılama sonucu ortaya çıkacak olması sebebiyle HMK'nun 107. Maddesi uyarınca belirli hale getirmek ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 9.352.300,26 TL denkleştirme talebinin sözleşmenin fesih tarihi olan 31.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketler tarafından ikame edilmiş olan işbu davanın hem usuli hem esasa dair sebeplerle haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, denkleştirme istemlerinde yetkili mahkemenin, genel kural gereğince davalının, yani sağlayıcının yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, ancak bu yetkinin kesin olmayıp sözleşmenin ifa yer mahkemesinin de yetkili olduğunu, burada yetki konusunda davacıya, yani tek satıcıya seçimlik bir hak tanındığını, ancak, taraflarca HMK madde 17 çerçevesinde yetki sözleşmesi yapılmış olması ve aksi bir belirleme olmaması halinde davanın sadece yetki sözleşmesinde kararlaştırılan yer mahkemesinde de davanın açılabildiğini, davacı ...'ın bayi sıfatıyla, müvekkili Şirket'in ... sıfatıyla taraf olduğu ve imzaladığı Sözleşme'nin 35. sayfasında bulunan yetki sözleşmesi niteliğindeki "Muhtelif Hükümler" başlıklı 20. maddesinin "Uygulanacak Hukuk ve Yetkili Mahkeme" başlıklı 20.1. alt maddesi uyarınca: "Bu sözleşme, Türk hukukuna tabidir. Bayi Ve ..., Bu Sözleşme İle bağlantılı tüm uyuşmazlıkların çözümü için, İstanbul mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olduğunu kabul ederler." maddesi uyarınca tarafların görülecek uyuşmazlıklar için İstanbul Mahkemelerini münhasır yetkili mahkeme olarak ve uygulanacak hukuk olarak Türk hukukunu seçtiklerinin açıkça görüleceğini, aynı zamanda Sözleşmede kararlaştırıldığı üzere işbu davada yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, eldeki davanın derdest bulunduğu mahkemenin işbu dava bakımından yetkili olmadığının ortada olduğunu, davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesinin gerektiğini, davacı şirketlerin denkleştirme tazminatını dava dilekçelerinde HMK 107 uyarınca ıslah ve yine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 9.352.300,26-TL olarak belirlediğini, davacının bu şekil bir talepte bulunarak esasen koşulları oluşmayan belirsiz alacak davasının hukuki korumasından faydalanmak için kötü niyetli davrandığını, davacı şirketlerin hem HMK 107. hem de 109. maddesine dayanarak karışık bir şekilde sanki hem kısmi hem belirsiz alacak davası açmış şeklinde hareket ettiklerini, işbu davada ... Ticaret Limited Şirketi ile ... Şirketi' nin denkleştirme tazminatına hak kazanan iki davacı olarak gösterilmeye çalışılmışsa da bu hususun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirket ile ... arasındaki bayilik ilişkisinin 2019 yılında son bulduğunu, daha sonra ... ile Yetkili Satış ve Servis Sözleşmesi imzalandığını, ... ile bayilik ilişkisinin son bulmasının üzerinden 1 yıllık hak düşürücü sürede portföy tazminatı talep etmemesinden dolayı Mercanlar'ın müvekkili şirkete herhangi bir talep ya da iddia da bulunmasının mümkün olmadığını, ...'ın öncelikle şartları gerçekleşmediğinden madde 122 fıkra 4'de bulunan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde denkleştirme talebinde bulunmaması sebebi ile bundan sonra da müvekkili şirketten böyle bir talepte bulunma hakkına sahip olmadığını, bu sebeple davanın ... yönünden portföy tazminatı talep etme hakkı olduğu anlamına gelmemekle birlikte davanın hak düşürücü sürede açılmaması sebebiyle reddini talep ettiklerini, Bayilik sözleşmelerinde, bayinin sağlayıcının mallarını kendi adına ve hesabına dağıtmayı üstlenerek, sağlayıcının dağıtım ağına dâhil olması yeterli olup, ayrıca bayi lehine bir tekel hakkının tanınmış olmasınnın sözleşmenin kurulması için bir zorunluluk teşkil etmediğini, münhasırlık şartı içermeyen sözleşmenin bayilik sözleşmesi olarak nitelendirileceğini, münhasırlık şartı içeren sözleşmenin ise münhasır bayilik yani tek satıcılık sözleşmesi olarak tanımlandırılacağını, buna göre tek satıcılık sözleşmesinin bayilik sözleşmesinden, tek satıcının kendisi için ayrılan bölgede münhasır satış hakkına sahip olması karşısında bayinin böyle bir hakkının bulunmaması yönünden ayrıldığını, taraflar arasındaki dosyada mübrez ve davacının da basiretli bir tacir olarak imzalamış olduğu sözleşmede davacıya tek satıcılık yetkisi verilmediğinin açıkça hükme bağlandığını, müvekkili şirketin ticari faaliyeti gereği de münhasırlık ilişkisi kurmasının mümkün olmadığını, davacıların faaliyet gösterdiği dönemde İzmir'de kendileri dışında 2 farklı bayinin daha faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin ... marka araçların satış hizmetini gerçekleştirmesi için ...'de yetkili bayi ve servis sözleşmesini imzaladığı tek şirketin davacı olmadığını, davacıların faaliyet döneminde belirttiği üzere 2 farklı bayinin de İzmir'de faaliyet gösterdiğini, davacı ile sözleşme sürecinde iken ...'de ... ve ... Bayilerinin mevcut olduğunu, Egem ile 1990 yılından beri ... ile de 2007 yılından beri yetkili bayilik ilişkisinin süregeldiğini, 3 farklı bayinin aynı bölgede faaliyete devam ettiğini, ... bayilerinden biri olan davacının ... haricindeki bir bölgeye satış yapması imkanının da bulunduğunu, davacı ve müvekkili şirket arasında imzalanan Sözleşmenin TMK madde 2 çerçevesinde dürüstlük kurallarına uygun bir şekilde olağan fesih yoluyla sona erdirildiğini, taraflar arasında imzalanmış Sözleşmenin 16.2. maddesinde "Bayi ve ... diğer tarafa yazılı bildirimde bulunmak suretiyle sözleşmeyi her zaman feshedebilirler. Fesih bildirimde belirtilen tarihten itibaren geçerli olacaktır. Fesih bildirimi süresi bildirimin tebliğini müteakip iki (2) yıldan daha kısa olamaz." şeklinde belirtildiğini, mahkemece de görüleceği üzere ticari ilişkinin ve faaliyet konusunun niteliği gereği herhangi bir bayilik ilişkisinden farklı ve bayinin de menfaatlerine saygı duran şekilde oldukça uzun bir bildirim süresinin öngörüldüğünü, ... 29. Noterliği' nin ... tarihi ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 2 yıl öncesinden davacı şirkete yazılı olarak bildirimde bulunulduğunu, dürüstlük kurallarına aykırı olmayacak ve hukuka uygun bir şekilde bayilik sözleşmesinin feshedildiğini, sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren de müvekkili şirketin davacı tarafa iyi niyetli bir şekilde süre tanıdığını, müvekkili şirket tarafından olağan olarak sona erdirilen sözleşmenin, fesih süresine aykırı olmayacak şekilde dürüstlük kuralları çerçevesinde feshedildiğini, müvekkili şirket tarafından ... ile imzalanan sözleşme ihbar öneline uygun olarak süreli bir şekilde feshedilmişse de Akmercanlar'ın sözleşme süresince performansının her zaman ortalama bir yetkili bayi/servise göre oldukça düşük kaldığını, davacı şirketin son yıllarda müvekkili şirketin beklediği performansı sağlayamadığını ve birden fazla kez davacıya performans bilgilendirme yazısı gönderildiğini, 17.12.2019 tarihli bilgilendirme yazısında davacının satış ve satış sonrası alanlarda hedeflerin ve Türkiye ortalamasının altında olduğunun ve geliştirmesi gereken standartlar olduğunun belirtildiğini, 05.09.2021 tarihli bilgilendirme yazısında minimum performans eşiği içerisinde olunduğunun, ... Yetkili Satıcıları arasında düşük performans gösteren bayiler arasında yer aldığının belirtildiğini, davacı şirketlerin ... bölgesi başta olmak üzere ...'in birçok yerinden müşterilerin araçlarını değiştirmek, servislik hizmetinden yararlanarak belirli bir müşteri porföyü edindiğini, bu sayede müvekkili şirkete yeni müşteriler kazandırıldığı iddia edilmişse de hangi müşterilerin kazandırıldığı ve bunların müvekkili şirkete gerçekten önemli bir kazanç sağlayıp sağlamadıklarının belirtilmediğini, Mercanlar'ın daha önceden müvekkili şirketin bayiliğini yapan ve zaten temelinde bulunduğu bölgedeki hazır bir müşteri portföyü olan ...'dan yetkili bayiliği 2009 yılında devraldığını, var olan müşteri portföyünün davacı tarafından oluşturulmadığını, başka bayi tarafından önceden oluşturulmuş olup portföyünün davacı şirketin devraldığını, ...'a araç satın almak için gelen bir müşterinin ... olduğu için değil ... marka araçlar satıldığı için geldiğini, tüketicilerin çoğunlukla araç satın alma işlemini kendi kişisel kullanımları ve 2. El piyasasında yatırım aracı olarak kullandığını, bir tüketicinin düzenli olarak aynı yetkili bayiden araç satın alması, bu alışkanlığı sürdürülebilir hale getirerek o bayiye müşteri portföyü olması mümkün olmadığını, Kahyaoğulları ile müvekkili şirketin 2022 yılı Kasım ayından itibaren çalışmaya başladığını, bu tarihten önce hiçbir şekilde ne Kahyaoğulları ne de müvekkili şirket tarafından yetkili bayilik ilişkisinin reklamı, duyurusu, sözlü ve yazılı bilgilendirmesinin yapılmadığını, müvekkili şirketin sözleşme serbestisi içinde tamamen ticari takdiri ile...'de performansının daha yüksek olacağına inandığı için ... markası için Kahyaoğulları ile anlaştığını, bu nedenlerle davanın yetkisiz yerde ikame edilmesi sebebiyle esasa girilmeksizin usulden reddine, aksi kanaatte olunması halinde, ... tarafından hak düşürücü sürede davanın ikame edilmemesi sebebi ile davanın usulden reddine, davacının tüm talepleri yönünden davanın esastan reddine ve her halükarda davacıların davasının reddine, yargılama masrafı ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ...Esas...Karar sayılı 07/12/2023 tarihli yetkisizlik kararı ile dosyanın mahkememize tevzi edildiği ve mahkememizin 2024/86 Esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılarak yargılamaya devam olunmuştur.
Dosya kapsamındaki dava dilekçesi ve ekleri, Arabuluculuk Son Tutanakları, cevap dilekçeleri, sunulan tüm beyan dilekçeleri, alınan bilirkişi raporu, celp edilen dosyalar ve dosyanın tümü hep birlikte incelenip değerlendirilmiştir.
06/06/2024 tarihli celsede dava konusu bayilik sözleşmesinin feshinin sözleşmeye ve hukuka uygun olup olmadığı, davacıların denkleştirme tazminatına hak kazanıp kazanmadıkları, kazandılarsa miktarı, davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı noktalarında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, Bilirkişi ..., MM ... ile Nitelikli Hesap Uzmanı ... tarafından düzenlenen bilirkişi heyeti raporunda neticeten;
SONUÇ ve KANAAT:
Sonuç olarak tarafımıza iletilen, tüm dosya münderecatı üzerinde yapılan incelemeler sonrasında ve yukarıda paylaşılan bilgiler ışığında nihai karar Sayın Mahkeme'nize ait olmak üzere;
Davacı / Davalı tarafından düzenlenen/alınan faturaların Davacı / Davalı tarafların Yasal Defterlerinde yer aldığı, defterlerin yasaların emrettiği şekilde tutulduğu, Faturalarla ilgili Mali idareye yapılması gereken bildirimlerin süresinde yapıldığı, belgelerin kaydedildiği dava döneminde Davacı ve Davalı tarafların Açılış ve kapanış kayıtlarının Kanun öngördüğü süreler içinde yaptığı, Davacılar ve Davalı lehine delil olma kuvvetine sahip olduğu, Davacı konusunda kararın sayın Mahkemeye ait olacağı,
Davacı ve Davalı tarafından paylaşılan Cari hesap ekstresine göre Dava tarihi itibari ile 7.357,30 TL Davacı tarafın Borçlu olduğu,
Tarafların sözleşme hükümleri ile aralarındaki akdi ilişkinin olağan fesih usulü ile sona erdirilmesini kararlaştırdıklarının anlaşıldığı, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin detaylı bir şekilde incelenmesi neticesinde davalı şirketin, sözleşme hükümlerinde yer alan sürelere riayet ederek belirsiz süreli akdi ilişkiyi sona erdirme iradesini ortaya koymuş ve böylelikle sözleşmeyi feshettiğinin görüldüğü, zira huzurdaki davada, davalı 04.09.2020 tarihli ihbarnamesi ile sözleşmenin 31.10.2022 tarihi itibariyle feshedildiği ve bu 2 yıllık süreç boyunca aradaki ticari ilişkinin olağan seyri ile devam ettiğinin tespit edildiği,
Kanaatimizce bir sürekli borç ilişkisinin sona erme anının taraflarca kararlaştırılmamış olması, bu borç ilişkisinin sonsuza kadar devam edeceği şeklinde anlaşılamayacağı gibi; taraflarca sözleşmede kararlaştırılan fesih hakkının kullanılması da hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğurmayacağı, aksi takdirde bu durum, kişisel özgürlüğün aşırı derecede sınırlanması anlamına gelir ve 4721 sayılı Kanun'un 23. maddesine de aykırılık teşkil edeceği, tüm bu açıklamalardan sonuçla gerek davalı şirketin aralarındaki akdi ilişkiyi sözleşmede kararlaştırılan süreye uygun olarak kullandığından gerekse de bu hakkını kullanırken zarar. verme kastı ile hareket etmediğinden fesih hakkının kötüye kullanılmasının söz konusu olmadığının düşünüldüğü,
Somut ihtilafa ilişkin taraf beyanları incelendiğinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2009 senesinden sözleşmenin fesih tarihi olan 31.10.2022 tarihine dek sürdüğünün anlaşıldığı, taraflar arasındaki 13 yıllık süreçte davacı tarafından uzun yıllar boyunca birçok müşteriye hizmet ettiği, öte yandan sözleşmenin feshedilmesinin, davacı şirketin ücret hakkını sona erdireceğinin de açık olduğu, hâl böyle olunca davacı şirketin denkleştirme isteminde bulunabilmesinin hakkaniyete de uygun olacağı,
Heyetimize tevdi edilen dosya münderecatından davacı ...Tic. Ltd. Şti'nin 14.07.2009 tarihinde “... Araçlarının Türkiye Distribütörü...Şti İle Aralarındaki İlişkilerin Yürütülmesinde Esas Alınacak Şarta Bağlı Binek Aracı Ve/Veya Ticari Araç Dağıtıcı Sözleşmesi Ve/Veya Binek Aracı Ve/Veya Ticari Araç Yetkili Servis Sözleşmeleri” imzaladığı, ancak ilerleyen süreçte ise ...Sözleşmesinin bu kez ...Şirketi ile devam ettirildiği, ... 30. Noterliğinin ...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ... Yetkili Satış ve Servis Sözleşmesi imza altına alındığının müşahede edildiği,
Davalı, ... arasındaki bayilik ilişkisinin 2019 yılında son bulduğunu, daha sonra ... ile Yetkili Satış ve Servis Sözleşmesi imzalandığını, ... ile bayilik ilişkisinin son bulmasının üzerinden | yıllık hak ücü sürede portföy tazminatı talep memesinden dolayı ...'ın müvekkili şirkete herhangi bir talep ya da iddia da bulunmasının mümkün olmadığını” iddia ettiği,
Bu noktada davacı Akmercanlar'ın 2019 yılında tarafi olduğu ve 2022 tarihinde sona eren sözleşme ilişkisinde 1 yıllık süre yönünden bir gecikmenin bulunmadığının düşünüldüğü, zira bahse konu sözleşme 04.09.2020 tarihinde 31.10.2022 tarihinde sonuçlarını doğurmak zere davalı tarafından feshedilmiş ve huzurdaki dava da 12.05.2023 tarihinde ikame bu husus Akmercanlar'ın TTK m. 122/4 hükmü kapsamında yıllık hakdüşürücü süre içerisinde talebini ileri sürdüğünü kanaatimizce tevsik ettiği, dosyaya mübrez 13.06.2019 tarihli sözleşmede Mercanlar'ın tarafı olduğu 14.07.2009 tarihli sözleşmeye devamı yönden herhangi bir atıf bulunmadığı gibi 20.07. maddesine göre sözleşmede aksi belirtilmedikçe, sözleşmenin, bayi ve ... arasında yapılmış önceki tüm Bayi Satış ve Servis Sözleşmeleri ve Yetkili Servis Sözleşmelerini iptal edeceği ve onların yerine geçecei bu açıklamalardan sonuçla öncelikle:
Şayet ... ile davalı arasında 14.07.2009 tarihinde akdedilen sözleşmenin ... tarafından 13.06.2019 tarihinde devredildiği sonucuna ulaşılması durumunda taraflar arasında tek bir hukuki ilişkinin mevcut olduğu ve bu hukuki ilişkinin de 31.10.2022 tarihinde sona erdiği ifade edilebileceğinden her iki şirket yönünden de 1 yıllık süre koşulunun yerine getirilmiş sayılabileceği,
Buna karşın ... ile davalı arasında 14.07.2009 tarihinde akdedilen sözleşmenin ayrı; ... tarafından 13.06.2019 tarihinde akdedilen sözleşmenin ayrı olduğu sonucuna ulaşılması durumunda ise taraflar arasında tek bir hukuki ilişkinin mevcut olduğundan bahsedilemeyeceğinden ve bu hukuki ilişkinin de Mercanlar yönünden 13.06.2019 tarihinde sona erdiği ifade edilebileceğin Mercanlar yönünden 1 yıllık süre koşulu yerine getirilmiş sayılmasının mümkün olmayacağı,
Sayın Mahkemece bahse konu koşulların her iki şirket yönünden de oluştuğu dolayısıyla her iki şirketin de kar mahrumiyeti talebinde bulunabileceği kanaatinde olunması ihtimaline binaen açıklamalarımıza Akmercanlar yönünden TTK m. 122/f.2 kapsamında son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasına denk gelmek üzere 2014 ilâ 2019 yılları arasındaki faaliyet esas alınacak iken; Mercanlar yönünden ise faaliyet beş yıldan kısa sürdüğü için TTK m. 122/f.2'de yer alan “Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.” Hükmü uyarınca üç yılın ortalaması esas alınacağı,
Sayın Mahkemenin takdirinde olmak üzere ... Firmasının Denkleştirme tazminat talebinin 5 yıllık ortalamaya göre bulunan değerin 1.197.487,63 TL olacağı,
Sayın Mahkemenin takdirinde olmak üzere ... Firmasının Denkle; talebinin çalışma süresi gözetilerek bulunan değerinin 3.767.149,01 TL olacağı..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Bilirkişi heyeti raporu taraf vekillerine ayrı ayrı tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerince bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesi sunulmuştur.
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf iddiaları, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya içeriği birlikte incelenip değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki ihtilafın; dava konusu bayilik sözleşmesinin feshinin sözleşmeye ve hukuka uygun olup olmadığı, davacıların denkleştirme tazminatına hak kazanıp kazanmadıkları, kazandılarsa miktarı, davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür.
Dava konusu somut olayda; davacılar vekilinin, müvekkili ... Tic. Ltd. Şti. 'nin 14/07/2009 tarihinde ... araçlarının Türkiye Distribütörü ...Şti ile aralarındaki ilişkilerin yürütülmesi esas alınacak şarta bağlı binek aracı ve/veya ticari araç dağıtıcı sözleşmesi ve/veya binek aracı ve/veya ticari araç yetkili servis sözleşmeleri imzalamış olduğunu, bayilik sözleşmesini devam edeceği inancıyla 2009 yılında büyük miktarlarda devir bedeli ödediğini, sonrasında ... yetkili bayi sözleşmesinin müvekkili şirketlerden ... A.Ş ile devam ettirildiğini ve ... tarih ... yevmiye nolu ... Yetkili Satış ve Servis Sözleşmesi yapıldığını, ...Ltd. Şti. arasında imzalanan ... marka araçlara dair etkili Satış ve Yetkili Servis işleriyle iştigal eden ... Yetkili Bayi Satış ve Servis anlaşmasının ... Şti' nin 01.06.2020 tarihi itibariyle ... AŞ' ye devredilmesi sonrasında feshedildiğini beyan ederek şimdilik 9.352.300,26 TL denkleştirme tazminatının sözleşmenin fesih tarihi olan 31.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini talep ettiği görülmektedir.
Davalı vekilince de; müvekkili şirket ile Mercanlar arasındaki bayilik ilişkisinin 2019 yılında son bulduğunu, daha sonra Akmercanlar ile Yetkili Satış ve Servis Sözleşmesi imzalandığını, Mercanlar ile bayilik ilişkisinin son bulmasının üzerinden 1 yıllık hak düşürücü sürede portföy tazminatı talep etmemesinden dolayı Mercanlar'ın müvekkili şirkete herhangi bir talep ya da iddia da bulunmasının mümkün olmadığını, Mercanlar'ın öncelikle şartları gerçekleşmediğinden madde 122 fıkra 4'de bulunan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde denkleştirme talebinden bulunmaması sebebi ile bundan sonra da müvekkili şirketten böyle bir talepte bulunma hakkına sahip olmadığını, bu sebeple davanın Mercanlar yönünden portföy tazminatı talep etme hakkı olduğu anlamına gelmemekle birlikte davanın hak düşürücü sürede açılmaması sebebiyle reddini talep ettiklerini, Bayilik sözleşmelerinde, bayinin sağlayıcının mallarını kendi adına ve hesabına dağıtmayı üstlenerek, sağlayıcının dağıtım ağına dâhil olması yeterli olup, ayrıca bayi lehine bir tekel hakkının tanınmış olması sözleşmenin kurulması için bir zorunluluk teşkil etmediğini, münhasırlık şartı içermeyen sözleşmenin bayilik sözleşmesi olarak nitelendirileceğini, münhasırlık şartı içeren sözleşmenin ise münhasır bayilik yani tek satıcılık sözleşmesi olarak tanımlandırılacağını, buna göre tek satıcılık sözleşmesinin bayilik sözleşmesinden, tek satıcının kendisi için ayrılan bölgede münhasır satış hakkına sahip olması karşısında bayinin böyle bir hakkının bulunmaması yönünden ayrıldığını, taraflar arasındaki dosyada mübrez ve davacının da basiretli bir tacir olarak imzalamış olduğu sözleşmede davacıya tek satıcılık yetkisi verilmediğinin açıkça hükme bağlandığını ileri sürülerek davanın reddi talep edilmiştir.
Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin “Süre” başlıklı 16.1. maddesine göre: “SÖZLEŞME, SÖZLEŞME hükümleri uyarınca fesih edilinceye kadar belirli süreli olarak yürürlükte kalacak ve geçerli olacaktır.” hükmünün düzenlendiği, ilgili hükümden anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki sözleşmenin hangi tarihler arasında hüküm ve sonuç doğurup hangi tarihte sona ereceği açık bir şekilde kararlaştırılmamıştır. Dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmelerin belirsiz süreli sürekli borç ilişkisi kapsamında olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi, davalının fesih beyanı ile sona ermiştir. Olağan fesih, belirsiz süreli bir sözleşmeyi, herhangi bir sebebe dayanmaya ihtiyaç olmaksızın, tek taraflı olarak ileriye etkili şekilde sona erdirmeye yarayan bir imkandır. Olağan fesih imkanı, belirsiz süreli borç ilişkilerinde taraflara, süreyi sınırlayarak sözleşmeden yeni edim borçlarının doğmasını önleyebilmeleri için tanınmış ilave bir yetki niteliğindedir. Fakat bu yetki olabildiğince sınırsız bir yetki kapsamında da değildir. İlk sınırlandırma, fesih süre ve dönemlerinin öngörülmesi yoluyla getirilmiştir. Olağan fesih imkanına getirilen ikinci sınırlama ise hakkın kötüye kullanılması yasağıdır. Olağan fesih için herhangi bir sebep göstermek gerekmediğinden, hiçbir sebep göstermeksizin yapılan olağan fesih, hakkın kötüye kullanılması teşkil etmez. Ancak taraflar fesih hakkını ileri sürer iken; sözleşme ilişkisinin diğer yükümlüsüne zarar verme kastı ile de hareket etmemelidir. Aksi takdirde bu davranış hukuk düzeni tarafından korunmayacaktır.
Somut olayda, tarafların sözleşme hükümleri ile aralarındaki akdi ilişkinin olağan fesih usulü ile sona erdirilmesini kararlaştırdıkları anlaşılmaktadır. Davaya konu sözleşmenin “Sözleşmenin Olağan Feshi” başlıklı 16.2. madde hükmünde; “BAYİ veya ..., diğer tarafa yazılı bildirimde bulunmak suretiyle bu SÖZLEŞME 'yi her zaman feshedebilirler. Fesih bildirimde belirtilen tarihten itibaren geçerli olacaktır. Fesih bildirim süresi bildirimin tebliğini müteakip iki (2) yıldan daha kısa olamaz” hükümleri düzenlenmiştir.
Davalı şirketin, sözleşme hükümlerinde yer alan sürelere riayet ederek belirsiz süreli akdi ilişkiyi sona erdirme iradesini ortaya koyduğu ve böylelikle sözleşmeyi feshettiği görülmektedir. Gerçekten de ilgili hükümlere uygun olarak huzurdaki davada, davalı 04.09.2020 tarihli ihbarnamesi ile sözleşmenin 31.10.2022 tarihi itibariyle feshedildiği ve bu 2 yıllık süreç boyunca aradaki ticari ilişkinin olağan seyri ile devam ettiği tespit edilmiştir. Bir sürekli borç ilişkisinin sona erme anının taraflarca kararlaştırılmamış olması, bu borç ilişkisinin sonsuza kadar devam edeceği şeklinde anlaşılamayacağı gibi taraflarca sözleşmede kararlaştırılan fesih hakkının kullanılması da hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğurmayacaktır. Gerek davalı şirketin aralarındaki akdi ilişkiyi sözleşmede kararlaştırılan süreye uygun olarak kullandığından gerekse de bu hakkını kullanırken zarar verme kastı ile hareket etmediğinden fesih hakkının kötüye kullanılmasının söz konusu olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Denkleştirme tazminatı talep koşullarının oluşup oluşmadığı yönünden yapılan değerlendirmede;
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “tek satıcılık sözleşmeleri”nin tanımı ve hukuki nitelikleri üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır. Tek satıcılık sözleşmesi, ticari hayatın gerekleri doğrultusunda, sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde ortaya çıkmış sui generis bir sözleşmedir. Tek satıcılık sözleşmesi, yapımcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde öyle bir sözleşmedir ki, bununla yapımcı, mamüllerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi, buna karşılık tek satıcı da, sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak bu malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunma yükümlülüğünü üstlenir. Tek satıcılık sözleşmelerinde tek satıcının asgari alım, sürümü arttırmak için faaliyette bulunma, bilgi verme, müşteri hizmetlerini yerine getirme,yapımcının menfaatlerini koruma, sır saklama, rekabet yasağı gibi yükümlülükleri bulunmaktadır (Tandoğan Haluk, Borçlar Hukuku,Özel Borç İlişkileri, c:1, Ankara, 1985, s:27-28, 42vd., İşgüzar Hasan, Tek Satcılık Sözleşmesi, Ankara, 1989, s:14, 61-69 vd.). Tek satıcılık sözleşmesinin konusu mal ve hizmetler genellikle belli bir müşteri çevresi bulunan ve zorunlu olmamakla birlikte piyasada tanınmış bir marka içeren mal ve hizmetler olup içeriğine göre özel yasalarla da koruma altına alınabilir.
Tek satıcılık sözleşmesinde, tek satıcıya o bölgede tekel hakkı tanınmakta olup, 6102 sayılı TTK.nın 122/5.maddesine göre acentelikle ilgili denkleştirme kuralları hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık sözleşmelerine de uygulanır. TTK.nın 122/1-a,b,c maddelerinde denkleştirme tazminatının talep edilme koşulları yer almaktadır. Ancak tekel hakkına sahip olan bayinin (tek satıcının) TTK madde 122/5 uyarınca portföy tazminatı talep edebilme hakkına sahip olabileceği söylenebilecektir. Madde metninde açıkça tekel hakkı veren sözleşmeler ifadesine yer verilmiş olması, alelade bayilik sözleşmelerinde portföy tazminatı talep hakkının bulunmadığı sonucunu açıkça ortaya koymaktadır.
Taraflar arasındaki dosyada mevcut sözleşmede davacıya tek satıcılık yetkisi verilmediği hükme bağlanmıştır. Taraflar arasında imzalanan sözleşme'nin 3.2. maddesi: '' ..., BAYİ tarafından yapılan beyan ve taahhütlere dayanarak, bu Sözleşme ile belirlenen hüküm ve koşullara bağlı olarak, BAYİ, SORUMLULUK ALANI içerindeki BAYİ TESİSLERİ'nde sorumlu bir şekil ve kapsamda faaliyette bulunmak üzere ... BAYİİ olarak tayin etmektedir. SORUMLULUK ALANI BAYİ'e herhangi bir münhasır hak veya bölge koruması sağlamaz.'' hükmünü düzenlemektedir. Maddeden de anlaşıldığı üzere, taraflar arasındaki sözleşmede bayiye tek satıcılık/münhasırlık yetkisi verilmediğinin hüküm altına alındığı, sektör bilirkişisinin görüşünden de davacı bayinin fiilen de tek satıcı olmadığının anlaşıldığı, buna göre davacı ... A.Ş.' nin denkleştirme tazminatı talep edemeyeceği anlaşılmakla anılı davacı açısından açılan davanın esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Davacı ... Ltd. Şti. tarafından açılan davada;
Türk Ticaret Kanunu'nun denkleştirme istemi başlıklı 122. maddesi 4. fıkrasında: "Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir." hükmünün düzenlendiği, Davacı ...Tic. Ltd. Şti. ile davalı arasında 14.07.2009 tarihinde akdedilen sözleşmenin ayrı bir sözleşme olduğu, davacılar arasında tek bir hukuki ilişkinin mevcut olduğundan bahsedilemeyeceği ve bu hukuki ilişkinin de Davacı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. yönünden 13.06.2019 tarihinde sona erdiği anlaşılmakla dava açılış tarihi itibariyle 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu anlaşılmakla Davacı ... Tic. Ltd. Şti. açısından açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: ...sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan ... ekte sunulan 3.200,00.-TL tarife bedeli üzerinden kesilen Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek, davanın kısmen kabulüne karar verildiği de dikkate alınarak taraflar aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davacı ...Tic. Ltd. Şti. açısından açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine,
2-Diğer davacı ... A.Ş. açısından açılan davanın esastan reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40.-TL karar ve ilam harcının, peşin harç olarak yatırılan 159.713,91.-TL'den mahsup edilerek fazla yatırılan 159.098,51‬.-TL harcın kararın kesinleşmesini müteakip davacılara iadesine,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 679.046,01.-TL vekalet ücretinin davacı ...A.Ş. ' den alınarak davalıya verilmesine,
5-Red sebebi faklı olduğundan, maktu vekalet ücreti olan 30.000 TL' nin davacı .. Ltd. Şti. 'den alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
7-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin davacılardan tahsili ile hazineye irad kaydına,
8-Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının yatıranlara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/02/2025

Başkan
¸e-imzalıdır

Üye
¸e-imzalıdır

Üye
¸e-imzalıdır

Katip
¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim