Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/149

Karar No

2025/93

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/149 Esas
KARAR NO : 2025/93

DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 11/03/2024
KARAR TARİHİ : 13/02/2025

Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin Uluslararası Lojistik firması olup dava dışı ... Şti. ile taşıma ilişkisi yaşadıklarını, bu ilişki nedeniyle ... 3.İcra Md ... esas sayılı dosyadan alacaklı bulunduğunu, bu icra dosyasına dava dışı şirketçe itiraz edildiğini, ... 9.Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ...Esas sayılı dava dosyasıyla yapılan itirazın davaya konu edildiğini, itirazın mahkemece iptal edildiğini, kararın kesinleştiğini, davalı ... 'in dava dışı şirketin şimdiki tek ortağı ve temsilcisi olup bu durumun ticaret sicil kayıtları ile de sabit olduğunu, davalının iş ve işlemlerini tüzel kişilik adı altında sürdürerek milyonlarca ciroya rağmen şirketin tüm mal varlığını kendi varlığı içinde tutup tüzel kişi şirketin içini boşaltmakta saniyen haksız suretle menfaat temin ettiğini, davalı gerçek kişinin, şirketin tek ortağı olması, sermayesinden yaklaşık yüzlerce kat fazla suretle alım ve borçlanma işlemi yapmaları, şirket hesabından kendi hesaplarına aktarım yapmak gibi şirketin tüzel kişiliğini kendi kişilikleriyle birleştirmek suretiyle yapılan ve TMK. 2 ve devamı uyarınca kötü niyetli, hukuka aykırı işlemler nedeniyle, tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanmalarının kabul edilemeyeceğini, dolayısıyla şirketi kendi şahsi çıkarları için kullanan bu şahsın şirket borçlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespitine dair işbu davanın açılması zaruriyetinin hasıl olduğunu, TTK hükümlerine göre sermaye şirketlerinin, ortakların kişiliklerinden ayrı bir kişiliğe sahip olup, organları aracılığıyla faaliyette bulunduğunu ve ayrı mal varlığına sahip olduklarını, bu durumun sonucu olarak da bu şirketlerin yapmış oldukları işlemler nedeniyle şirket malvarlığıyla sınırlı sorumluluk ilkesinin geçerli olup, şirketin borçları nedeniyle ortakların mal varlığına başvurulamadığını, yüksek Yargıtay içtihatlarına göre davalı gerçek kişinin bu eylemlerinin dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirildiğini, tüzel kişiye hukuk hayatında ayrı bir hukuki varlık tanınması ve sermaye şirketlerinde ortakların sınırlı sorumlu olması gibi sonuçların, ancak TMK 2. madde çerçevesinde kurallara uygun hareket edilmesi ve tüzel kişiliğin ortakları veya yöneticileri tarafından kötüye kullanılmaması hâlinde söz konusu olabildiğini, dava ile müvekkilinin alacağının tahsili amaçlandığından, dava konusu hukuka aykırı iş ve işlemlerin lehdarı ve tüzel kişi perdesinin arkasındaki davalının hakkındaki dava sonucunda hüküm altına alınacak alacaklarının bir kez daha akim kalması kuvvetle muhtemel olup dava konusu somut olayda Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389 vd. maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbirin bütün şartlarının oluştuğunu, mahkemece müvekkilleri yönünden ileride telafisi imkansız zararların ortaya çıkmaması amacıyla davalılar adına kayıtlı tüm banka hesapları ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklar ile taşınır ve taşınmaz mallarının tamamı üzerine ihtiyati tedbir konulmasını beyanlarla davanın kabulüne, dava dışı şirkete ait borçlar bakımından davalı gerçek kişi ...'in müştereken ve müteselsilen borçlu olduklarının tespiti ve davacı alacağının bu kişiden tahsiline, davalı ...'in davayı sonuçsuz bırakmak için mal varlığı kaçıracağı gözetilerek bu kişilerin taşınmaz, taşınır tüm malvarlıkları ile 3. kişilerdeki tüm hak ve alacaklarına HMK 389 vd uyarınca ihtiyati tedbir (haciz) konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar dava dilekçesinde "Davalı iş ve işlemlerini tüzel kişilik adı altında sürdürmekte miyonlarca ciroya rağmen şirketin tüm mal varlığını kendi varlığı içinde tutup tüzel kişi şirketin içini boşaltmakta saniyen haksız suretle menfaat temin etmektedir." belirtilmişse de, bu iddiaların soyut ve gerçeklikten uzak olduğunu, davacı firmaya müvekkilinin borçlarının olmasının sebebinin son 5 yılın KDV alacaklarının alınamaması, ülkede yaşanan ekonomik krizden dolayı alacaklarını tahsil edememesinden kaynaklandığını, ayrıca davacı firmanın, müvekkilinin 30.000,00-€'luk siparişini (mallarını) ilgili firmalara teslim etmediğini ve hapsettiğini, bu nedenle müvekkilinin, Almanya'daki müşterilerine bu durumu izah edemediğini, Almanya'da bulunan müşteri firmaların, doğal olarak mal teslimi alamadığından ödemelerin geciktiği ve şirketin borçlarını ödeyemez hale geldiğini, müvekkili ...'in, dava dışı ... Şti. şirketinin yetkilisi olmakla birlikte şirket adına yaptığı işlemlerden bireysel olarak sorumlu tutulacak olmasının mümkün olmadığını, müvekkilimin yaptığı tüm işlemlerin şirket adına gerçekleştirildiğini, müvekkili ...'in yetkilisi olduğu şirket ile ticaret yapması, bu ticaretlerin şirket adına olumlu veya olumsuz sonuçlanmasından hakkın kötüye kullanıldığı ve dürüstlük kuralının çiğnendiği çıkarımının davacı tarafından desteklenemeyen subjektif beyanlar olduğunu, davacının iddialarını destekler nitelikte delillerin de bulunmaması, soyut çıkarımlarla dava yoluna gidilmesi sonucunu ortaya çıkardığını beyanlarla haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddine, dava harç ve masrafları ile karşı vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dosya kapsamındaki dava dilekçesi ve ekleri, Arabuluculuk Son Tutanakları, cevap dilekçeleri, sunulan tüm beyan dilekçeleri, alınan bilirkişi raporu, celp edilen dosyalar ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir.
... Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından ... Şirketi'ne ait 2021-2022 ve 2023 yılları Kurumlar Vergisi Beyannamesi gönderilmiştir.
... Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne yazılan yazıya cevap verildiği, ... 'nin sicil bilgileri ile sicil dosyasının gönderildiği görülmüştür. Yine ... Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından dava dışı ...Şti. 'nin sicil bilgileri gönderilmiştir.
... 3. İcra Dairesi'nin ...E. Sayılı takip dosyasının yapılan incelenmesinde; ... tarafından ... aleyhine 29.212,36 Euro toplam alacak üzerinden icra takibi yapıldığı ve bu şirket tarafından borca itiraz edildiği, takibin itiraz üzerine durdurulduğu anlaşılmıştır.
... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının celp edilerek yapılan incelemesinde; Davacı ... tarafından davalı ... aleyhine İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) istemli dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde "Davacının davasının kısmen kabulü ile davalının ... 3. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasından, 26.880-EUR asıl alacak üzerinden yaptığı itirazının iptaline, asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren itibaren fiili ödeme tarihine kadar, 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince EUR cinsinden 1 yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine..." şeklinde karar verildiği ve hükmün, 09/01/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mahkememizin 16/05/2024 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin "Davacı vekilinin dava dilekçesi ile davalı ...'in davayı sonuçsuz bırakmak için mal varlığı kaçıracağı iddiasıyla davalının adına kayıtlı taşınmaz, taşınır tüm malvarlıkları ile 3. kişilerdeki tüm hak ve alacaklarına HMK 389 vd uyarınca ihtiyati tedbir (haciz) konulmasına karar verilmesini talep etmiş ise de; İhtiyati tedbir kararının uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceğinin düzenlendiği, tedbir talebinin uyuşmazlık konusuna ilişkin olmadığı, dosyadaki mevcut bilgi, belge ve yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle de henüz yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmakla isteminin reddine.. " şeklinde karar verildiği görülmüştür.
06/06/2024 tarihli celsede davacının davadışı ...Şirketi'nden olan alacağı bakımından davadışı şirketin tek ortağı ve müdür davalı ... açısından tüzel kişilik perdesinin aralanması yahut yöneticinin sorumluluğu şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarında bilirkişi heyetinden rapor aldırılmasına karar verildiği, Bilirkişi ...ile... tarafından ibraz edilen 21/10/2024 tarihli heyet raporunda neticeten;
"VI. SONUÇ ve KANAAT:
Sonuç olarak tarafımıza iletilen, tüm dosya münderecatı üzerinde yapılan incelemeler sonrasında ve yukarıda paylaşılan bilgiler ışığında nihai karar Sayın Mahkeme'nize ait olmak üzere;
Davalı taraftan talep edilen bilgi ve belgeler davalı ya da vekili tarafından tarafımıza sunulmamış olup Davalı taraftan talep edilen (Bakınız madde 3.2. A) belgelerin dava dosyasına sunulması konusunda kararın sayın Mahkemeye ait olacağı,
Dava dosyasında yer alan ...Şti 'ne ait belge ve bilgiler ışığında;
a) ... Şti'nin kuruluşu 16.03.2021 tarihli T. Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlandığı,
b) .... Şti'nin 96100 sahibi ve Tek ortağının Davalı ... olduğu,
c)... Ltd. Şti'nin Kuruluş Sermayesi 100.000.- TL olmakla birlikte şirket sözleşmesine göre Taahhüt edilen Sermayenin 24 ayda Davalı tarafından ödenmesi gerekmekte olup 31.12.2023 tarihi itibariyle Davalı tarafından taahhüt edilen sermayenin şirkete konmadığı,
d) Davalı ...'in 94100 sahibi olduğu “...Şti” 'nin Gelir tablosuna göre 2021 yılında 1.142.325.- TL değerinde, 2022 yılında 23.884.171,93TL değerinde ve 2023 yılında da 5.911.649,69 TL'a Yurtdışına Satış yaptığı,
Davalı ...'in %100 sahibi olduğu “... Şti” nin ticareti ile elde ettiği gelirle Davacı tarafa olan Borcunu ödemesi ve kuvvetle muhtemel olduğu,
TTK m. 553/f.1 uyarınca kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu oldukları,
TTK m. 553 hükmünün anonim şirketlere dair bir düzenleme niteliğini haiz olduğu, ancak limited şirketlere dair düzenleme niteliğini haiz TTK m. 644 hükmü TTK m. 553 fikra hükmünün aynı zamanda limited şirketlere de kıyasen uygulanacağını düzenleme altına alındığı, bu yönü ile TTK m. 553/f1 hükmünde yer alan yönetim kurulu üyelerine ilişkin düzenlemelerin limited şirket yönünden müdürler kurulu olarak anlaşılması gerektiği, heyetimizce yapılan incelemeler neticesinde davalının, dava dışı ... Şirketi'nin %100 ortağı olduğunun anlaşıldığı,
Yargıtay'ın da kusurlu ve kötü yönetimleri ile anonim şirketlerin faaliyetini durdurmasına ve bunun sonucunda ortaklık aleyhine takip yapan alacaklının alacağını tahsil edememesine neden olan yönetim kurulu üyelerinin alacaklıya karşı doğrudan doğruya sorumlu olduğuna karar vererek alacaklıların bu takdirde yönetim kurulu üyelerine karşı kendilerine ödenmek üzere tazminat davası açabileceklerini kabul ettiği,
Tüm bu açıklamalardan sonuçla nihai takdir ve kanaat Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin itirazın iptaline dayalı kesinleşmiş kararı da nazara alındığında davalı gerçek kişinin yasal yükümlülüklerini ihlal etmiş olması nedeni ile davacı şirkete olan borçtan faiziyle birlikte sorumlu olduğunun düşünüldüğü, ancak Muhterem Mahkemece aksi kanaatte olunması durumunda davacının talepte bulunmasının mümkün olmadığının ifade edilebileceği..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Bilirkişi heyeti raporu taraf vekillerine ayrı ayrı tebliğ edilmiştir. Davalı vekilince bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi sunulmuştur.
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf iddiaları, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya içeriğine göre; dava konusu uyuşmazlığın; davacının davadışı ...Şirketi'nden olan alacağı bakımından davadışı şirketin tek ortağı ve müdürü davalı ... açısından tüzel kişilik perdesinin aralanması yahut yöneticinin sorumluluğu şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür.
Dava konusu somut olayda; davacı vekili tarafından, davacı şirketin uluslararası Lojistik firması olup dava dışı ...Şti. İle aralarındaki taşıma ilişkisi nedeniyle ... 3. İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı dosyadan alacaklı olduğunu, 17.02.2023 takip tarihli icra dosyasına dava dışı şirketçe itiraz edildiğini, ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ...Esas sayılı dava dosyasıyla yapılan itirazın davaya konu edildiğini, itirazın mahkemece iptal edildiğini ve kararın kesinleştiğini, davalı ...' in dava dışı şirketin tek ortağı ve temsilcisi olup bu durumun ticaret sicil kayıtları ile de sabit olduğunu, davalının iş ve işlemlerini tüzel kişilik adı altında sürdürmekte olup milyonlarca ciroya rağmen şirketin tüm mal varlığını kendi varlığı içinde tutup tüzel kişi şirketin içini boşaltarak haksız suretle menfaat temin ettiği iddiası ile dava dışı şirkete ait borçlar bakımından davalı gerçek kişi ...'in müştereken ve müteselsilen borçlu olduklarının tespiti ve davacı alacağının bu kişiden tahsilini talep ettiği görülmektedir.
TTK m. 553/f.1 uyarınca kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.
TTK'nın 553. maddesi kanundan ya da esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlu işlem ve eylemleriyle ihlâl eden yönetim kurulu üyelerinin (kurucuların, diğer yöneticilerin ve tasfiye memurlarının) verdikleri zararlardan dolayı şirkete, ortaklara ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu tutmaktadır. Böylece kanun veya ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen yönetim kurulu üyeleri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu tutulmuştur. Bahse konu hükümler anonim şirketlere dair bir düzenlemedir. Ancak limited şirketlere dair düzenleme niteliğini haiz TTK m. 644 hükmü TTK m. 553 fıkra hükmünün aynı zamanda limited şirketlere de kıyasen uygulanacağını düzenleme altına almıştır. Bu yönü ile TTK m. 553/f1 hükmünde yer alan yönetim kurulu üyelerine ilişkin düzenlemelerin limited şirket yönünden müdürler kurulu olarak anlaşılması gerekmektedir. Davalının, dava dışı ...Şirketi'nin %100 ortağı olduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi' nin 14.02.2006 tarih,... esas- karar sayılı ilamında kusurlu ve kötü yönetimleri ile anonim şirketlerin faaliyetini durdurmasına ve bunun sonucunda ortaklık aleyhine takip yapan alacaklının alacağını tahsil edememesine neden olan yönetim kurulu üyelerinin alacaklıya karşı doğrudan doğruya sorumlu olduğuna karar vererek alacaklıların bu takdirde yönetim kurulu üyelerine karşı kendilerine ödenmek üzere tazminat davası açabileceklerini içtihat etmiştir. Bu haliyle kesinleşen ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin ...E.,...karar sayılı kararı karşısında dava dışı asıl borçlu şirketin aktif malvarlığının bulunması, şirketin yaptığı kârın da borcu karşılayacak miktarda olmasına rağmen davalı tek ortak ve müdürün kesinleşen mahkeme kararının gereğini ifa etmemesi nedeniyle davalı gerçek kişinin yasal yükümlülüklerini ihlal etmiş olması nedeni ile davacı şirkete olan borçtan sorumlu olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmakla aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Diğer yandan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ...Esas ve ... Karar sayılı kararında belirtildiği üzere temel hukuk kurallarının en önemlilerinden biri sözleşmelerin ve borç ilişkilerinin nisbiliği ilkesidir. Alacak hakkı ancak hukuki ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Ticaret şirketlerinde ise sınırlı sorumluluk ilkesi, ortaklardan ayrı ve bağımsız malvarlığı oluşumunun sonucudur. Diğer bir ifadeyle tüzel kişilerin ve ortakların mal varlığı ve sorumlulukları birbirinden ayrılmaktadır. Ticaret şirketlerinde sınırlı sorumluluk ya da ayrı malvarlığı ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda, alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için hukuk sistemlerinde hakkaniyet gereği “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve tüzel kişiliğin arkasına sığınılarak durumu kötüye kullanan ortakları şirket borçlarından şahsen sorumlu tutma imkanı getirilmiştir. Teorinin uygulanmasının yasal dayanağı olarak dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağını düzenleyen MK’nın 2. maddesi kabul edilmektedir. Tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığı bazı istisnai hallerde tüzel kişilik perdesi aralanmak suretiyle, gerçek ya da tüzel kişi ortakların sorumluluğu cihetine gidilebilmektedir. Uygulama ve doktrinde, tüzel kişi ile ortaklarının ya da birden fazla tüzel kişi şirketin birbirinden ayrı olan çalışma alanlarının ve malvarlıklarının birbirine karışması halinde ve ayrıca borçlu şirketin sermayesinin yetersiz kalması durumunda, yani istisnai hallerde tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanmasının mümkün olabileceği kabul edilmektedir. Bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. (ÇAMOĞLU, Ersin, Ticaret Ortaklıkları Bağlamında Perdenin Kaldırılması Kuramı ve Yargıtay Uygulaması, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C.32, .S.2, BATIDER, 2016, s.11-15 )
Somut olayda, kesinleşen ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin ...E., ...karar sayılı kararı karşısında dava dışı asıl borçlu şirketin aktif malvarlığının bulunması, şirketin yaptığı kârın da borcu karşılayacak miktarda olmasına rağmen davalı tek ortak ve müdürün kesinleşen mahkeme kararının gereğini ifa etmemesi dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağını düzenleyen MK’nın 2. Maddesine de aykırı olduğu anlaşılmakla bu haliyle de tüzel kişilik perdesinin aralanması şartlarının oluştuğu kanaatiyle davacı şirkete olan borçtan tek müdür ve ortak olan davalı asilin sorumlu olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: ... sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan İrem Tore tarafından arabuluculuk gideri olarak sistem üzerinden yapılan inceleme neticesinde sarf kararı düzenlenmediğinden, tarafların arabuluculuk oturumuna katıldıkları gözetilerek, ilerde sarf kararı düzenlenmesi halinde 2024 yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca arabulucuya ödenecek olan 3.600,00 TL arabuluculuk ücret bedelinin, davanın kabulüne karar verildiği dikkate alınarak davalı aleyhine yükletilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davacının davasının kabulü ile ... 9. ATM'nin...Esas ...Karar sayılı ilamı nedeniyle ... 3. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyasındaki borçtan dolayı davalı ...'in müştereken ve müteselsilen borçlu olduğunun tespitine, taleple bağlı kalınarak 10.000,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 683‬,10.-TL karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 427,60.-TL'nin mahsubu ile, eksik kalan 255,5‬0.-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul olunan miktar yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap ve takdir olunan 10.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından bu dava sebebi ile yapılan 20.000,00.-TL bilirkişi ücreti, 1.049,00.-TL tebligat, posta ve diğer masraflar, 60,80.-TL vekalet harcı, 427,60.-TL başvurma harcı, 427,60.-TL peşin harç olmak üzere toplam 21.965‬,00‬.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığı ancak sarf kararı düzenlenmediği görülmekle; Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek olan 2024 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 3.600,00.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-Sarf kararı düzenlendiğinde; arabuluculuk ücretinin tespit edilenden eksik/fazla olması durumunda bakiye miktarın iadesine ya da tahsiline ilişkin talep halinde işlem yapılmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. 13/02/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır

Üye ...
¸e-imzalıdır

Üye ...
¸e-imzalıdır

Katip ...
¸e-imzalıdır

MUHALEFET ŞERHİ;
Ayrıntısı gerekçeli kararda yazılmak üzere dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre tüzel kişilik perdesinin kaldırılması şartları oluşmadığından davanın reddi gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Üye ...
¸e-imzalıdır

GEREKÇE:
Davacı, davalının tek ortağı ve müdürü olduğu şirketin borçları sebebiyle tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak davalının ortağı olduğu şirketin borçlarından sorumlu tutulması için tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava dışı şirketin davacıya borçlu olduğu, ... 9. ATM’nin ...Esas sayılı dosyası ile sabittir. Davalının, dava dışı şirketin tek ortağı ve müdürü olduğu da ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmaktadır. Dolayısıyla mahkememizce araştırılması gereken husus tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasının şartlarının oluşup oluşmadığıdır.
Limited şirketlerde mal ayrılığı ilkesi geçerli olup, şirketin borçları dâhil tüm malvarlığı, şirketin ortaklarından ve yöneticilerinden bağımsızdır. Ancak istisnaî olarak ortağın malvarlığı ile şirketin malvarlığı karışmış ise, alacaklılar bu durumdan zarar görmüş ise ve bu mal ayılığı ilkesi kötüye kullanılıyorsa tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ilkesi kabul edilmiştir. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ilkesi, TMK md. 2 uyarınca dürüstlük ilkesine dayanan bir teoridir. Yargıtay 11. HD’nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamında bu teori “… TTK'daki sermaye şirketlerine ilişkin hükümler gözetildiğinde kural olarak sermaye şirketi ortaklarının şirket borçlarından dolayı şirket alacaklılarına karşı bir sorumluluğu bulunmamakta ise de, pay sahibinin şirket tüzel kişiliği ile özdeşmesi, şirket ortağının mal varlığı ile şirket tüzel kişiliğinin malvarlığının birbirlerine karışması, art niyetli ve hesaplı davranışlarla sırf sorumluluktan sıyrılmak amacıyla tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılması, ortağın şirketteki hakimiyetini kötüye kullanarak alacaklılara karşı tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanmasının hakkın kötüye kullanılması mahiyeti taşıması, borçların ödenmesi sırasında şirket ortağı tarafından ayrılık prensibinin ileri sürülmesinin TMK'nın 2. ve 3. maddelerine aykırı olması gibi hallerin söz konusu olduğu durumlarda şirket ortağı aleyhine de tüzel kişilik perdesi aralanarak şirket borcundan dolayı sorumluluğuna gidilebilecektir. Başka bir anlatımla perdeyi aralama teorisiyle birlikte tüzel kişinin borcundan üyelerin, üyelerin borcundan tüzel kişinin özdeş kılınarak sorumlu tutulması mümkün olabilecektir.” şeklinde açıklanmıştır. Yine Yargıtay 3. HD’nin ... Esas ve... Karar sayılı ilamında da “…ticaret şirketlerinde sınırlı sorumluluk ya da ayrı malvarlığı ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi”nin geliştirildiği ve tüzel kişiliğin arkasına sığınarak durumu kötüye kullanan ortakları sorumlu tutma imkanı getirildiği, böylece hakkaniyet gerektirdiği zaman tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılmasının önlenmesinin amaçlandığı ve yasal dayanağının dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağını düzenleyen TMK’nın 2. maddesi olduğu gözetildiğinde, tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığı bazı istisnai hallerde tüzel kişilik perdesi aralanmak suretiyle gerçek ya da tüzel kişi ortakların sorumluluğu cihetine gidilebileceği kabul edilerek…” şeklinde, perdenin aralanması teorisinin şartları ve istisnaî olduğu açıklanmıştır.
Yukarıda açıklanan tüm bu hususlar ile eldeki somut olay değerlendirildiğinde; dava dışı asıl borçlu şirketin aktif olarak ticarete devam etmesi, şirketin aktif malvarlığının bulunması, vergi kayıtlarına göre kârda olması ve kârın borcu karşılayacak miktarda olması, davalı tek ortak ve müdür ile şirketin malvarlığının özdeşleştiğine ilişkin bir delil bulunmaması, tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasının dürüstlük kuralı ve hakkaniyet uyarınca gerektiğinin davacı tarafından ispatlanamaması ve davalının şirketin tek ortağı ve müdürü olmasının tek başına tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için sebep olmaması kanaatiyle davanın reddi gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim