mahkeme 2022/562 E. 2024/278 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/562
2024/278
4 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/562 Esas
KARAR NO : 2024/278
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 20/09/2022
KARAR TARİHİ : 04/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; .... İcra Müdürlüğü'nün 2022/... Esas sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine icra takibi başlatılmış olup davalı şirket tarafından hiçbir borcu olmadığından bahisle icra takibine itiraz edildiğini, davalının işbu itirazının haksız ve kötü niyetli olup itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin, Türkiye geneli özel ve kamu kurumlarına Özel Güvenlik Hizmeti verdiğini, müvekkili şirket ile davalı arasında 2014 yılında başlayan ve 2022 yılına kadar uzanan bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, müvekkili şirketin ilk olarak davalının oynadığı spor müsabakalarında her maç için ayrı sözleşme yaparak özel güvenlik hizmeti verdiğini, akabinde ise 25.11.2015 tarihli Özel Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi imzalanarak davalının yapı ve tesislerinin emniyet ve güvenliğinin 7 gün, 24 saat boyunca sağlanması için de özel güvenlik hizmeti verilmeye başlandığını, son olarak da ana sözleşme süresinin "Güvenlik Hizmet Sözleşmesi Ek Protokol" ile 28.02.2022 tarihine kadar uzatıldığını, müvekkili şirket tarafından 28.02.2022 tarihine kadar kusursuz bir şekilde özel güvenlik hizmeti verildiğini, ancak davalı ile imzalanan sözleşmelerde fatura tutarlarının 60 gün içinde ödenmesinin kararlaştırılmış olmasına rağmen davalı şirket tarafından ödemelerin gecikmeli olarak yapıldığını, icra takibine dayanak faturaların ise ödenmediğini, müvekkili şirkete ve davalı şirkete ait ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması halinde işbu hususun açıkça ortaya çıkacağını, müvekkil şirketin icra takibine konu ettiği faturaların, davalı şirket tarafından ödenmediği gibi davalı şirket tarafından müvekkili şirket aleyhine bir kısım haksız ve dayanaksız fatura da keşide edilmiş olup işbu faturalara karşı müvekkili şirket tarafından noter kanalıyla itiraz ve iade işlemi gerçekleştirildiğini, dolayısıyla itiraz ve iade işlemi yapılarak müvekkili şirketin ticari defterlerine alınmayan 28.02.2021 tarihli ve ... fatura numaralı; 20.08.2021 tarihli ve ... fatura numaralı; 04.10.2021 tarih ve ... fatura numaralı; 31.10.2021 tarih ve ... fatura numaralı; 31.10.2021 tarih ve ... fatura numaralı; 31.10.2021 tarih ve ... fatura numaralı; 31.10.2021 tarih ve ... fatura numaralı; 31.10.2021 tarih ve ... fatura numaralı; 31.10.2021 tarih ve ... fatura numaralı faturaların müvekkili şirket alacağından mahsup edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin alacağı sebebiyle başlattıkları icra takibine davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine taraflarından arabuluculuk başvurusunda da bulunulduğunu, ... Arabuluculuk Bürosunun 2022/... numaralı dosyası üzeriden yapılan görüşme sonucunda davalı şirket ile anlaşma sağlanamadığını beyanlarla davanın kabulü ile davalı borçlunun .... İcra Müdürlüğü'nün 2022/... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptaline, davalı borçlu aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, .... İcra Müdürlüğü'nün 2022/... E. sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itiraz haklı olduğunu, .... İcra Müdürlüğünün 2022/... E. sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrinin müvekkili şirkete 04.07.2022 tarihinde tebliğ edilmiş olup, ödeme emrinde borcun dayanağı olarak; 04.02.2022 tarihli, ... numaralı ve 220.920,18-TL bedelli, 28.02.2022 tarihli, ... numaralı ve 210.806,09-TL bedelli ve 28.02.2022 tarihli, ... numaralı ve 371.717,10-TL bedelli 3 (üç) ayrı fatura gösterildiğini, bununla birlikte müvekkili şirketin, takibe konu edilen üç ayrı fatura tutarını da, icra takibinin başlatılmasından evvel eksiksiz olarak davacıya ödediğini, bununla ilgili olarak; ... numaralı ve 220.920,18-TL bedelli faturaya istinaden yapılan 220.920,18-TL tutarlı ödemeye ilişkin dekontu, ... numaralı ve 210.806,09-TL bedelli faturaya istinaden yapılan 210.806,09-TL tutarlı ödemeye ilişkin dekontu ve ... numaralı ve 371.717,10-TL bedelli faturaya istinaden yapılan 371.717,10-TL tutarlı ödemeye ilişkin dekontu mahkemeye sunduklarını, dilekçe ekinde sunulan ödeme dekontlarından da görüleceği üzere, takibe konu edilen fatura bedellerinin tamamının müvekkili şirket tarafından davacıya ödenmiş olup, müvekkili şirketin bu faturalar nedeniyle davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, dolayısıyla müvekkili şirketin takibe ilişkin itirazında haklı olduğunun açık olduğunu, bununla birlikte davacı dava dilekçesinde, dava konusu takibin dayanağı olan faturalar dışındaki bir kısım faturalara ve sair birtakım hususlara ilişkin açıklamalara yer vermişse de, bu açıklamaların işbu dava konusu ile herhangi bir ilgisi bulunmadığından, bu beyanlara ilişkin cevap verme gereği görmediklerini, müvekkili şirketin takibe itirazında haklı olup, işbu itirazın iptali davasının reddine karar verilmesi gerektiğinin şüphesiz olduğunu, davacının kötü niyetli olup, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacı tarafın, fatura bedelleri eksiksiz olarak kendisine ödenmiş olduğu halde, işbu faturalara dayanarak müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlattığını ve akabinde de haksız bir şekilde işbu itirazın iptali davasını ikame ettiğini, öğretiye ve yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklının, kötü niyetli kabul edildiğini, kötü niyetli kabul edilen alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, takibe konu tutarın tamamının kendisine ödenmiş olduğu halde icra takibine girişen ve sonrasında da huzurdaki davayı ikame eden davacının kötü niyetli olduğu hususunun son derece açık olduğunu, bu minvalde davacının, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ettiklerini beyanlarla işbu haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile davacının %20 den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dosya kapsamındaki dava dilekçesi ve ekleri, Arabuluculuk Son Tutanağı, .... İcra Müdürlüğü'nün 2022/... Esas sayılı takip dosyası, bilirkişi raporu ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir.
.... İcra Müdürlüğü’nün 2022/... Esas sayılı icra dosyasında davacı ... Limited Şirketi tarafından davalı ... Anonim Şirketi aleyhine 670.646,39.-TL toplam alacak üzerinden icra takibi yapıldığı anlaşılmıştır.
13/04/2023 tarihli celsede davacı tarafından davalıya verilen özel güvenlik hizmeti nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının ödeme savunmasının yerinde olup olmadığı noktalarının tespiti açısından bilirkişi ... 'ten rapor alınmasına karar verilerek, düzenlenen bilirkişi raporunda neticeten; Dosya mevcudu, davacı şirketin 2021 ve 2022 yılına ait ticari defter kayıtları ve davalı şirketin 01/06/2020-31/05/2021 ile 01/06/2021-31/05/2022 (davalı ... A.Ş. Özel Hesap Dönemine tabidir.) dönemine ait ticari defter kayıtları, dava ve icra dosyası ile yine bu kayıtların dayanağı belgelerin muhasebesel yönden tetkiki sonucunda ve raporumun içinde açıklanan nedenlerle; 5.1İncelenen davacı şirkete ait 2021 ve 2022 yılı ticari defter ve belgelerinin Elektronik Defter Genel Tebliği usul ve esaslarına göre tutulduğu, Elektronik Defterler ile Envanter defterlerinin yasal süresinde onaylandığı ve 2021 ve 2022 yılı ticari defterlerinin TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun tutmuş olduğundan davacı şirketin 2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, 5.2İncelenen davalı ... A.Ş.'nin 01/06/2020- 31/05/2021 ile 01/06/2021-31/05/2022 dönemi Ticari defter ve belgelerinin Elektronik Defter Genel Tebliği usul ve esaslarına göre tutulduğu, Elektronik Defterler ile Envanter Defterlerinin yasal süresinde onaylandığı ve davalı ... A.Ş.'nin ticari defterlerinin TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun tutmuş olduğundan davalı şirketin 01/06/2020-31/05/2021 ile 01/06/2021-31/05/2022 dönemine ait ticari defterlerinin sahibi lehine taşıdığı, 5.3Davacı ... Ltd. Şti.'nin dava ve icra takibine konu ettiği üç adet faturayı tahsil etmesinden kaynaklı olarak icra takip tarihi olan 28.06.2022 tarihi itibariyle davalı ... A.Ş.'den herhangi bir alacağının bulunmadığı, Davalı ... A.Ş.'nin dava ve icra takibine konu edilen üç adet faturayı birebir ödemesinden kaynaklı olarak icra takip tarihi olan 28.06.2022 tarihi itibariyle davacı ... Ltd. Şti."den herhangi bir borcunun bulunmadığı, Davalı şirket tarafından düzenlenen toplamı 652.581,11 TL olan 9 (dokuz) adet fiyat farkı faturasının davacı şirket tarafından Kabul edilmeyerek ihtarnameyle faturaların davalı şirkete iade edilmesinden ve bu faturaları davacı şirket tarafından ticari defterlerinde kayıt altına almamasından kaynaklı olarak davacı şirketin icra takip tarihinde icra takibine konu olan alacak miktarı kadar davalı yandan alacağının bulunduğu, 5.4 Davacı şirketin icra takibine dayanak ettiği faturaları tahsil etmesinden kaynaklı olarak icra takip tarihi öncesinde işlemiş faiz talep edemeyeceği, 5.5 Tarafların icra inkar tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu..." yönünde görüş bildirilmiştir.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, 31/07/2023 tarihli dilekçesiyle davalı vekilince bilirkişi raporuna karşı itiraz ve beyanda bulunulmuştur. Davacı vekili ise 07/09/2023 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporuna beyan ve itirazarını sunmuştur.
Davacı vekilince 12/10/2023 tarihli ıslah dilekçesi sunularak karşı tarafa tebliğ edilmiştir. Davalı vekili 26/10/2023 tarihinde davacı tarafça sunulan ıslah dilekçesine karşı cevap ve itirazda bulunulmuştur. Bu doğrultuda mahkememizin 23/11/2023 tarihli celsesinde davacı tarafça sunulan ıslah dilekçesi ve faturalar ile dosyada mevcut rapor ve rapora karşı itirazlar da değerlendirilmek üzere Mali Müşavir bilirkişiden ek rapor aldırılması ile heyete Nitelikli Hesap Uzmanı bilirkişinin de eklenerek rapor tanzim edilmesi istenilmiş, düzenlenen bilirkişi heyeti ek raporunda;
"1. Kök rapor ve tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazları doğrultusunda Mali Yönden
Değerlendirmeler başlıklı bölümde teferruatlı olarak açıklamalar yapılmış olup, alacak ve borç yönünden Kök Rapor'da yer bulan görüş ve kanaatin değişmedi
2.Davacı Şirket vekilinin ıslah beyanı ve davalı Şirket vekilinin itirazları doğrultusunda, davanın ıslah edilmiş sayılıp sayılmayacağının, ıslah edilmiş sayılması halinde dava şartı arabuluculuk şartının yerine getirilmiş sayılıp sayılmayacağının takdirinin tamamen Sayın Mahkemeye ait olduğu,
3.Heyetimize verilen görevin konusu gereği, davanın ıslah edilmiş sayılıp sayılmamasının asıl alacak yönünden inceleme kapsamını değiştirmediği, ancak ıslah öncesi sadece sadece fatura temelli inceleme yapılması gerekirken ıslah sonrası cari hesap alacağının da incelenebilir hale geldiği,
4.01.03.2021 öncesi sözleşme dönemleri yönünden yemek hizmeti karşılığında davacı Şirkete fatura düzenlenebileceğine ilişkin hüküm bulunmadığı, davacı Şirket tarafından 28.02.2021 tarihli ve ...0079 no.lu 340.176,11 TL tutarlı yemek faturasına itiraz edilmesi nedeniyle davalı Şirketin faturaya konu hizmeti sunduğunu ispat etmesi gerektiği, dosyaya sunulu belgeler incelendiğinde davalı Şirket tarafından faturaya konu işin görüldüğüne ilişkin delil sunulmadığı, yemek faturasından doğan alacağın varlığının ispat edilemediği,
5.Davalı Şirket tarafından düzenlenen fiyat farkı faturalarının iade edildiği, (araflar arasında fiyat farkı uygulaması olduğuna yönelik davalı Şirket tarafından dosyaya delil sunulmadığı, dolayısıyla taraflar Arasında fiyat farkı faturası düzenlenmesine İlişkin bir sözleşme hükmü veya uygulama bulunmadığı, ayrıca fiyat farkına dayanak gösterilen davacı fatıra bedelleri ile fiyat farkı faturalarının miktarlarının da uyumlu Olmadığı, davalının hazırladığı ve itiraza uğrayan faturalardan dolayı karşı alacağın varlığının ispatlanamadığı,
6.Sayın Mahkemece davalı Şirket tarafından düzenlenip davacı Şirket tarafından iade edilen faturalardan dolayı davalı Şirketin alacaklı olmadığının kabulü halinde, bu faturalarından dolayı açık hesap ili kapsamında davalı Şirket tarafından mashup işlemi yapılamayacağı Ve taraflar arasındaki açık hesap ili gereği davalı Şirketin davacı Şirkete 652.581,11 TL borçlu olacağı,
7.Sayın Mahkemece davacı Şirket vekilinin ıslah beyanına ve ıslah dava dilekçesine sonuç bağlanıp bağlanmaması halinde, faiz alacağı yönünden farklı değerlendirme yapılması gerekmekle, ıslah ile ticari faiz (Merkez Bankası tarafından bildirilen avans faiz oranı) talep edildiği, bu haliyle TTK 1530 gereği temerrüt şartlarının belirlenmesi ile her bir alacak kalemi için aşağıda belirtilen tarihlerden itibaren faiz talep edilebileceği
- 70.057,92 TL alacağın 05.04.2022 tarihinden itibaren,
- 210.806,09 TL alacağın 29.04.2022 tarihinden itibaren,
- 371.717,10 TL alacağın 29.04.2022 tarihinden itibaren..."şeklinde görüş bildirilmiş, hesaplama yapılmıştır.
Bilirkişi ek raporu taraf vekillerine ayrı ayrı tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerince bilirkişi raporuna beyan ve itirazda bulunulmuştur.
Dava, taraflar arasındaki açık hesap ilişkisi uyarınca fatura alacağı tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, davasını itirazın iptali istemli olarak açmış; ancak 12/10/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını alacak davası olarak ıslah ettiğini beyan etmiştir. Yargıtay 3. HD’nin 2023/1219 Esas ve 2023/3600 Karar sayılı ilamında “Davacı vekili, ödenmeyen kredi borcunun tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali için eldeki dava açmış, bilahare vermiş olduğu ıslah dilekçesi ile açıkça "iş bu dava itirazın iptali talepli ikame edilmiş olup, dosyaya sunulu bilirkişi raporuna istinaden alacak davası olarak ıslah etme gereğimiz hasıl olmuştur. İş bu talep ile dava tam ıslah edilmiş olup, ıslah tarihi itibariyle hesaplama yapılmak üzere dosyanın bilirkişiye tevdii gerekmektedir." şeklinde beyanda bulunarak ıslah talebini bildirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176 ve devamı maddelerinde ıslah müessesi düzenlenmiş olup, davanın tamamen ıslahı da mümkündür. O halde mahkemece, anılan yasal düzenlemeler dikkate alınarak gerekli usuli işlemlerin yapılması gerekirken, ıslah beyanı hiç değerlendirilmeden hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.” şeklinde belirtilen gerekçe ve yüksek mahkemelerin yerleşik uygulaması gözetilerek itirazın iptali davasının tam ıslah yolu ile alacak davasına dönüştürülebileceği mahkememizce kabul edilmiştir. Davacının sunmuş olduğu 12/10/2023 tarihli ıslah dilekçesinin ekinde yer alan dilekçenin, HMK md. 119 uyarınca dava dilekçesinin şartlarını taşıdığı anlaşıldığından davacıya yeni bir dava dilekçesi sunmak üzere süre verilmemiş; davanın tam ıslahı kabul edilerek yargılamaya alacak davası olarak devam edilmiştir. Davacının davasını açmadan önce zorunlu arabuluculuk yoluna başvurmuş olması, tam ıslah ile davanın alacak davasına dönüştürülmesinde yeniden arabuluculuk yoluna başvurulmasını gerektirmez. Zira taraflar açık hesap ilişkisi uyarınca alacak kalemleri üzerinde müzakere edip anlaşmaya varamamışlardır. Tam ıslah sonucu yeniden arabuluculuk yoluna müracaatın aranması usul ekonomisine de uygun değildir. Dolayısıyla davalı tarafın ıslahın usule uygun olmadığı yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; taraflar arasında güvenlik hizmeti verilmesine ilişkin sözleşme bulunduğu, ek protokoller ile sözleşme sürelerinin uzatıldığı ve son ek protokol ile sözleşmenin 28/02/2022 tarihinde sona erdiği görülmüştür. Tarafların arasındaki ticari ilişkinin ve alacak durumunun tespiti için alanında uzman bilirkişiden rapor alınmıştır. 10/07/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacının ticari kayıt ve defterlerinin incelenmesinde, davalıdan 652.580,52 TL alacaklı olduğu; davalının ticari kayıt ve defterlerine göre ise, davacıya herhangi bir borcu olmadığı tespit edilmiştir. Tarafların ticari kayıtları arasındaki farklılığın sebebi davalı tarafından düzenlenen 9 adet faturanın, davacı tarafından iade edilmesinden kaynaklanmaktadır. Söz konusu 9 adet faturanın yasal süresi içinde davacı tarafından kabul edilmeyerek iade edilmesi sebebiyle, bu faturaların içeriğini ispat yükü davalı taraftadır. Mahkememizce 12/10/2023 tarihli celsede HMK md. 31 kapsamında davalı tarafa, söz konusu 9 adet faturanın dayanağının açıklanması için süre verilmiş; davalı vekili 26/10/2023 tarihli beyan dilekçesi ile bu faturalardan birinin yemek giderine, diğerlerinin fiyat farkına ilişkin olduğu, tüm bu faturaların sözleşmeye uygun olduğu şeklinde beyanda bulunulmuştur. Yemek giderine ilişkin faturanın değerlendirmesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin 5.7. maddesine göre güvenlik personelinin yemek giderinin davacı şirket tarafından karşılanacağının kararlaştırıldığı, ancak davalı tarafından güvenlik personeline yemek verildiğine dair herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı anlaşılmıştır. Fiyat farkına ilişkin diğer faturaların değerlendirilmesinde; taraflar arasındaki sözleşmede fiyat farkına ilişkin bir anlaşmanın yer almadığı, taraflar arasındaki ticari ilişki süresince fiyat farkı faturası düzenlenmesine ilişkin bir teamülün bulunmadığı ve davacı tarafından düzenlenen faturalar ile davalı tarafından düzenlenen fiyat farkı faturalarının uyumlu olmadığı kanaatine varılmıştır. Davalı taraf, bu değerlendirmelerin aksini gösterir bir iddia öne sürmemiş ve delil ibraz etmemiştir.
Davalı taraf, cevap dilekçesi ile ödeme belgelerini dosyaya ibraz etmiştir. 26/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki ticari kayıtlara göre ödemelerin, borçların muaccel olduğu tarihler gözetilerek önceki borçlardan mahsup edilerek hesap yapılmasının TBK md. 102’ye uygun olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ihtilafın, davalı tarafından düzenlenen ve davacı tarafından iade edilen 9 adet faturadan kaynaklandığı, bu faturaların davacı tarafından süresinde iade edilmesi sebebiyle ispat yükünün davalı üzerinde olduğu ve davalının düzenlediği 9 adet faturanın sebebini ve içeriğini ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır. Bu doğrultuda taraflar arasındaki açık hesap ilişkisi uyarınca davacının davalıdan 652.581,11 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle; taraflar arasında 25/11/2015 tarihli güvenlik hizmet sözleşmesinin bulunduğu, sözleşme süresinin 28/02/2022 tarihine kadar uzatıldığı, ticari ilişki süresince taraflar arasında açık hesap ilişkinin oluşturulduğu, tarafların ticari defterlerine göre ihtilafın davalı tarafından düzenlenen 9 adet faturadan kaynaklandığı, davacının bu 9 adet faturayı süresinde iade ettiği ve davalının bu faturaların içeriğini ispat edememesi sebebiyle davacının ticari defterlerinin gerçeği yansıttığı kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacının TTK md. 1530 uyarınca faiz uygulanmasına yönelik talebinin bulunmadığı ve tam ıslah tarihinden önce davalıyı usulüne uygun olarak temerrüde düşürmediği gözetilerek, alacağa tam ıslah tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmesine hükmedilmiştir. Yargılama giderlerinin hesabında HMK md. 178 gözetilerek, ıslah tarihinden önceki giderler davacı üzerinde bırakılmış, ıslah tarihinden sonra yapılan giderler tarafların haklılık durumuna göre hesaplanmıştır.
HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No:2022/... sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan ... ekte sunulan 1.560,00.-TL tarife bedeli üzerinden kesilen doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek, davanın kabulüne karar verildiği de dikkate alınarak davalı aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın kabulüne; 652.581,11.-TL’nin 12/10/2023 (tam ıslah) tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 44.577,81.-TL karar harcından peşin harç olarak yatırılan 8.099,74.-TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 36.478,07.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap ve takdir olunan 97.361,36.TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4- HMK md. 178 gözetilerek davacı tarafından yapılan; 11.000,00.-TL bilirkişi ücreti, 250,00-TL Tebligat Posta ve diğer masraf olmak üzere 11.250,00.-TL masrafın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 12/10/2023 (tam ıslah) tarihinden önce yapılan tüm yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 1.560,00.-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (... Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/04/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.