Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/524

Karar No

2025/88

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2021/524 Esas
KARAR NO:2025/88

DAVA:Menfi Tespit
DAVA TARİHİ:15/09/2021
KARAR TARİHİ:13/02/2025

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin uzun yıllardır servis sektöründe faaliyet gösteren bir firma olduğunu, zaman zaman nakit ihtiyacını karşılamak için çeşitli factoring şirketleri ile anlaşmalar yaparak alacaklarının temliği karşılığı kredi kullandığını, bu kapsamda davacı şirketin davalı ile de süregelen ticari bir ilişkisi olduğunu, nakit krediye dayalı ticari ilişki kapsamında davacı şirketçe toplam bedeli 8.875.000,00 TL olan 18 adet çekin ve diğer bazı belgelerin riskleri teminat altına almak için ticari ilişkinin sürdüğü süreçte davalıya verildiğini, ayrıca davacılar ...'ın da davacı şirket ve davalı şirket arasındaki ticari ilişki kapsamında müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla 10.05.2013 tanzim tarihli 10.000.000,00-TL bedelinde bonoyu imzalayarak davacı şirketin borçlarını teminen, teminat amacıyla davalıya verildiğini, her iki şirket yetkilisinin 31.12.2019 tarihi itibariyle davacı şirketin toplam borcunun 5.319.237,97-TL olduğu ve bu borcun 2020 yılı Ocak ayı içinde davalıya ödeneceği hususunda sözlü mutabakata vardıklarını, 21.01.2020 tarihinde 5.190.000,00-TL'nin, 31.01.2020 tarihinde bakiye borç olan 129.237,97-TL'nin davalının hesabına havale edildiğini, davacı şirketin davalıya olan borcunun sona erdiğini, şirket yetkililerinin varmış olduğu sözlü mutabakata rağmen davalı tarafça "aylık komisyon" adı altında 10.500,00-TL tutarlı 20.01.2020 tarihli ve "faiz" adı altında 78.570,82-TL tutarlı 22.01.2020 tarihli faturaların davacı şirkete gönderildiğini, faturalara karşı varılan sözlü mutabakat ve muhasebe işlemleri gereği davacı şirketçe 10.500,00-TL tutarlı 30.01.2020 tarihli ve 78.570,82-TL tutarlı 30.01.2020 tarihli iade faturalarının kesilerek davalıya gönderildiğini, bu faturaların şirket yetkililerinin mutabakatına rağmen .... Noterliği'nin 07.02.2020 gün ve ... yevmiye nolu evrakıyla davacı şirkete iade edildiğini, bunun üzerine davacı şirketçe .... Noterliği'nin 12.02.2020 gün ve ... nolu ihtarnamesi ile faturaların yeniden iade edildiğini, davalıya olan tüm borcun ödenmesi nedeniyle davalıda bulunan çek, bono vs. her türlü teminat belgesinin davacı şirkete iadesinin talep edildiğini, davalının iade için herhangi bir girişimde bulunamaması üzerine bu kez .... Noterliği'nin 18.02.2021 günlü ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalı nezdinde bulunan tüm teminat belgelerinin davacı şirkete ivedilikle iadesi aksi halde yasal yollara başvurulacağının bildirildiğini, bunun üzerine 24.02.2021 tarihinde, ... numaralı 425.000,00-TL bedelli ve ... numaralı 425.000,00-TL bedelli iki çek hariç, diğer çeklerin davacı şirkete teslim edildiğini, çeklerin iadesi sürecinde de bahse konu iki çekin iadesinin de tekrar talep edildiğini, davalı tarafından davacı şirkete gönderilen .... Noterliği'nin 08.03.2021 gün ... yevmiye nolu ihtarname cevabında; .... Noterliği'nin 18.02.2021 günlü ... yevmiye nolu ihtarnamesinde belirtilen çeklerin tamamının teslim edilmesinin mümkün olmadığından, davacı şirketin davalıya olan riskinin hala devam ettiğinden bahisle güncel riskin kapatılması halinde haksız şekilde tutulan diğer kambiyo senetlerinin iade edileceğinin belirtildiğini, davacı şirketin davalıya herhangi bir borcu olmamasına rağmen davacı şirketçe keşide edilen 850.000,00-TL tutarındaki çek ve diğer davacılar tarafından verilen 10.000.000,00-TL tutarındaki bononun da davalı tarafından haksız şekilde tutulduğunu, arabuluculuk başvurusundan sonra davalı tarafından 25.08.2021 tarihinde davacılara tebliğ edilen .... Noterliği'nin 24.08.2021 gün ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinde; davacı şirketin 24.08.2021 tarihi itibariyle 812.070,90-TL borcu olduğunu, diğer davacıların da müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla bu borçtan sorumlu olduklarını, 3 gün içinde borcun ödenmesini, aksi halde yasal yollara başvurulacağının bildirildiğini beyan ederek; davacıların icra tehdidi altında çeklerde ve bonoda yazılı bedelleri ödemeye zorlanmaması için henüz taraflarına ulaşmış bir ödeme emri bulunmasa da öncelikli olarak davacı şirketin icra tehdidi altında çeklerde yazılı bedelleri ödemeye zorlanmaması için bir teminat karşılığında dava sonuçlanıncaya kadar icra takibinin açılmaması veya durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, diğer davacılar ...'ın da kefil sıfatıyla icra tehdidi altında bonoda yazılı bedelleri ödemeye zorlanmaması için bir teminat karşılığında dava sonuçlanıncaya kadar bonoya dayalı icra takibinin açılmaması veya durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, çeklerin ve bononun davacılara iadesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı - karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; davacı vekilinin dava dilekçesinde; davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitini ve çeklerin ve bononun davacılara iadesini talep ettiğini, talebin hem menfi tespit hemde kıymetli evrak iadesine ilişkin olduğunu, dava dilekçesinde bildirilen kıymetli evrakların; her birinin 425.000-TL bedelli iki adet çek ve 10.000.000-TL bedelli 1 adet bono olduğunu, davacının davadaki talebinin terditli olmadığını, ayrı ayrı bağımsız talep niteliğinde olduğu için; kıymetli evrakların iadesi yönünden harcın eksik yatırıldığını, davacıya harcı tamamlamak üzere süre verilmesi gerektiğini, tamamlandıktan sonra davaya devam edilmesi gerektiğini, harç eksiğinin tamamlanmaması halinde ise davanın HMK 150 uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, davacının, taraflar arasında yapılan sözlü mutabakat uyarınca; toplam borcunun 5.319.237,97-TL olduğu, bu borcun davalıya ödendiği, davacıların davalıya bir borcunun bulunmadığı iddialarının, gerek taraflarca imzalanan sözleşmelere, gerek ticari teamüllere gerekse davalının resmi defter ve kayıtlarına uygun olmadığını, davalı ile davacı şirket arasında 10/05/2013 tarihli faktoring sözleşmesi imzalandığını, diğer davacılar ...'ın sözleşmenin kefili olduklarını, imzalanan sözleşmenin konusunun, davacı şirketin 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının temlik alınması ve davacıya faktoring hizmeti sunulması, bu kapsamda finansman sağlanması olduğunu, sözleşmeye göre; davacıya sözleşme hükümlerine göre belirlenecek oranda; faiz, ücret ve komisyon tahakkuk ettirileceğini, alacağın zamanında ödenmemesi halinde FACTOR'un alacaklarını ferileriyle birlikte talep hakkının olduğunun belirtildiğini, sözleşmenin VI-1 maddesi uyarınca davalı şirketin resmi defter ve belgelerinin kesin delil olarak kabul edildiğini, sekiz yılı aşkın süredir devam eden ticari ilişki çerçevesinde davacının birçok alacağının temlik alındığını, 40.000.000,00-TL seviyesinde temliklere yönelik işlem hacmi oluştuğunu, lakin son yapılan faktoring işlemlerinde; davacının basiretli bir tacir olarak aynı zamanda sözleşme nedeni ile de ortaya çıkan davalının alacaklarını inkar yoluna gittiğini, davacı - karşı davalı firma ile bildirimsiz temlik işlemleri yapıldığını, bu işlemlere göre; firmanın; 3. kişilerden olan alacaklarını davalıya temlik ettiğini, temlik işlemi sonrası, temlik bedeli davacının hesabına yattığında; davacının bu ödemeyi davalıya ilettiğini ve bu işlem nedeni ile ortaya çıkan faiz ve diğer ferilerin davacıya yansıtıldığını, uyuşmazlık konusu işlemlerin; ... nolu işlem ; 23/11/2017 tarih ve 2.628.000,34-TL, ... nolu işlem; 20/06/2018 tarih ve 2.268.537,46-TL ve ... nolu işlem; 19/11/2018 tarih ve 1.642.964,30-TL olduğunu, davacıya sağlanan finansmana ilişkin kredi hesaplarının 01.04.2019 tarihi itibariyle Spot hesaba çevrildiğini, ... no’lu mizan hesabında Faiz Tahakkukları (Reeskont) takip edildiğini, ilgili hesapların bulunduğu hesapların Spot açılış tarihinden bu yana ... nolu mizan hesabına 723,000-00 TL reeskont faizi yansıtıldığını ve davacıya da hesabın spot olduğu, o tarih itibariyle reeskont dahil toplam risk tutarı hakkında e-posta olarak bilgi verildiğini, hesap ekstreleri incelendiğinde, 01.04.2019 tarihi itibariyle aylık faiz tahakkukunun hesap ekstresine yansımadığı, faiz hesabının ayrı bir hesap nezdinde takibe alındığının görülebileceğini, firma yetkililerine 24.12.2019 tarihinde davalıya olan toplam borçları konusunda mail ile bilgi verildiğini, davalı şirket yetkilisi ...'un 24/12/2019 tarihinde davacı şirket yetkilisi ...'na yazılan e-mailde güncel riskin 6.105.671,39-TL olduğunun, hesabın spot hesap olarak işlediğinin, faizin devre sonu olan 31/12/2019 tarihine belirleneceğinin bildirildiğini, firma ile 31/12/2017 ve 31/12/2018 tarihlerinde hesap mutabakatı sağlandığını, işlemlerin de ...'nun göndermiş olduğu e-mail ile yapıldığını, davalı şirket yetkililerinin rutin ziyaretleri esnasında, şikayetçi firmanın yetkililerinin, davalıya sadece 5.319.237,97-TL’yi ödeyeceklerini, bu ödemenin dışında başka bir faiz ödemesi yapmayacaklarını, faizin silinmesini talep ettiklerini, davalının gerek halka açık bir şirket olması, gerekse finansman teminindeki artan maliyetleri nedeni ile böyle bir faiz silme işleminin kesinlikle mümkün olmayacağının dile getirildiğini, davalı şirketin faktoring alanından faaliyet gösterdiğini, ana gelir kaleminin de sağladığı finansmana ilişkin faiz ve komisyon gelirleri olduğunu, ana gelirlerinden vazgeçmesinin gerek ticari olarak gerekse halka açık bir firma olması nedeni ile yönetimsel olarak mümkün olmadığını, davacının borcunu oluşturan spot işleyen kredilerin; ticari işletmelerin nakit girişinin öngörülebildiği durumlarda kısa vadeli finansman ve yatırım ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan, nakdi kredi ürünü olduğunu, davacının da taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ve faiz tahakkukunu (kasten) hatalı değerlendirmesinin nedeninin bu olduğunu, davacının izlediği cari hesabında henüz kredi ödemesi yapılmadığı için yani kredinin kullanıldığı gün sayısı belirli olmadığı için faiz tahakkukunun görünmediğini, fakat davalının günlük olarak ayrı bir hesapta (reeskont) bu faizi takip ettiğini, bu hesabın davalının ticari kayıt ve defterlerin de ve aynı zamanda süreç boyunca yaptığı tüm yasal ( TBB Risk Merkezi, BDDK vs.) bildirimlerinde de yer aldığını, davalı firma tarafından; davacının yaptığı ödemelerin muhasebeleştirilmesi anında davacı firmanın yararına bir işlem yapıldığını, 22.01.2020 ve 06.02.2020 tarihilerinde yapılan ödemelerin, işlemiş faize mahsup edilmeyerek ana para tahsilatında kullanıldığını, böylece firmanın ana para riski bulunduğu yönündeki olumsuz bir finansal kayıt almasının ve moralitesinin (finansal itibarının) bozulmasının da önüne geçildiğini, firmanın son ödemesini yaptığı tarih itibari ile davalı tarafından kullandırılan finansman nedeni ile gerek faktoring sözleşmesi gerekse firmanın imzaladığı talimatlara uygun olarak faiz hesabı yapıldığını ve bu faizin davalı şirkete yapılan son ödeme tarihi itibari ile 812.070,90-TL olarak belirlendiğini, imzalanan temlik işlemlerinden kaynaklı ceza-i şart ve diğer alacaklarını şimdilik saklı tutulduğunu, yine davalı tarafından Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezine yapılan bildirimlerinde firmanın 2020 yılı Şubat ayı itibari ile; ana para borcunun 89.071-TL, faiz borcunun ise 723.000 –TL olduğunun görüldüğünü, davacının, davalı ile sözlü mutabık kalındığı yönündeki iddiasının hukuken kabul edilebilir olmadığını, davacının davalıya borcu bulunduğunu, davalının, davacı - karşı davalı şirket ile imzaladığı faktoring sözleşmesi uyarınca; kullandırılan finansman ve bu finansmanın geç ödenmesi nedeni ile ortaya çıkan faiz nedeni ile alacaklı olduğunu, davalı firmanın alacağının, resmi defter ve kayıtlarında mevcut olduğunu, gerek kanuna gerekse imzalanan sözleşmeye uygun olarak; davacı - karşı davalıya gönderilen .... Noterliği'nin 24/08/2021 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile talep edildiğini, lakin davacı - karşı davalının bu borcu ödemediğini, açtığı dava ile de borçlu olmadığının tespitini talep ettiğini, TTK 8/II uyarınca; davacı - karşı davalının kendisinden talepte bulunulduğu yani temerrüte düşürüldüğü anda mevcut borcuna aynı zamanda faiz de ödemesi gerektiğini beyan ederek; asıl davanın; davacının kambiyo senetlerinin iadesine yönelik taleplerinin harçlandırılmamış olması nedeni ile öncelikle eksik harcın yatırılması için davacı vekiline süre verilmesini, süresinde harç ikmal edilmez ise davanın HMK 150. maddesi gereği işlemden kaldırılmasına, davacının davalıya borçlu olması nedeni ile davanın reddine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine, karşı davanın; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile; yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde belirlenmek üzere şimdilik 100.000,00-TL'nin alacağın doğduğu tarihten, bu talepleri kabul görmez ise ihtarname tarihinden, mahkeme aksi düşüncede ise dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi oranında faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar - karşı davalılar vekili karşı davaya cevap dilekçesinde; davalı tarafın 01.04.2019 tarihi itibariyle faiz tahakkukun hesap ekstresine yansıtılmadığını, faiz hesabının ayrı bir hesapta takibe alındığını, davacı şirketten sağlanan finansmanın geç ödenmesi nedeniyle ortaya çıkan faiz nedeniyle alacaklı olduğunu iddia ettiğini, davacı şirketin cari hesaplarına bakıldığında 2019 yılı Nisan ayına kadar davalı tarafından muntazam bir şekilde faiz faturası kesildiğini, bu fatura bedelinin de davacı şirketçe ödendiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte faiz alacağı olmasına ve yıllar süren ticari ilişkide bu alacağını her ay fatura ederek tahsil etmesine rağmen 2019 yılı Nisan ayında bu işlemi yapmayı bıraktığını ve huzurdaki davaya cevap verene kadar davacı şirketin ihtarnamede bahsettikleri şekilde "güncel riskinin" bu faiz alacağı olduğunu iletmediklerini, yine davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte ticari ilişki süresince de davacı şirketten yasal oranlara aykırı, fahiş tutarlarda faiz ve komisyon bedelleri tahsil edildiğini, davalının, fatura düzenleme yükümlülüğü bulunan basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü olan tacir olduğunu, yaklaşık iki yıl boyunca alacağı olduğunu iddia ettiği tutara fatura kesmemiş olmasının, böyle bir alacağının olduğunu usule uygun yollarla ve herhangi bir şekilde davacı şirkete resmi olarak bildirmemesinin de, taraflar arasında varılan mutabakatı ve karşı davaya konu bu alacağın aslında var olmadığını ispatladığını, davalının alacaklı olduğunu iddia ettiği tutarı tek taraflı olarak, karşı tarafa bildirmeden ve tebliğ etmeden tek taraflı olarak kendi defterlerine işleyip durmasının geçerli bir borç ilişkisinin doğması sonucunu doğurmayacağı gibi, davalının herhangi bir fatura düzenlemeden ticari defterlerine alacak kaydetmesinin hukuken geçerli hiçbir borç ilişkisi vs. sonucu doğurmayacağını, davacı şirketin davalı tarafa olan borcu 21.01.2020 tarihinde 5.190.000,00 TL, bakiye borç da 31.01.2020 tarihinde 129.237,97 TL olarak davalının hesabına havale edilerek sona erdiğini, davacılar ... açısından da borç ilişkisi ve kefillik sıfatlarının da sona erdiğini, karşı davaya ilişkin olarak da; davalı tarafın karşı davasında alacaklı olduğunu iddia ettiği tutarı kendi hesaplarında davacı şirkete bildirmeden işlettikleri faize dayandırdığını, karşı tarafın dilekçesinde alacağın doğduğu tarihten, bu talep kabul edilmezse ihtarname tarihinden, bu talep de kabul edilmezse dava tarihinden işletilecek avans faizi ile tahsili talep ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalı-karşı davacının iddia ettiği alacağı faiz alacağı olduğuna göre tarafların arasındaki hukuki ilişki gözetildiğinde faize faiz yürütülemeyeceğinden bu alacağa faiz işletilmesinin hukuken mümkün olmadığını, karşı dava için harca esas değerin 100.000,00 TL olarak belirtildiğini ve davanın belirsiz alacak davası olduğunun belirtildiğini, bu hususun hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı-karşı davacının dilekçesinde alacağı olduğunu iddia ettiği tutarın faiz alacağı olduğunu, bunun ticari defterlerine muntazam bir şekilde işlendiğini ve resmi kurumlara da bildirildiğini iddia ettiğini, dava değerini belirleyememe halinin davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen kendisinden değerin belirlenmesinin beklenmemesi durumunda ya da objektif imkansızlığa dayanması gerektiğini, bu kapsamda davalının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacı - karşı davalı şirketten alacaklı olduğunu iddia ettiği tutarı faaliyet gösterdiği sektör açısından faiz alacağı ile içli dışlı olması sebebiyle net bir şekilde belirleyebilecek durumda olduğunu, karşı davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının kötü niyetli olduğunu, bu nedenle davalı-karşı davacının öncelikle eksik harcı ikame etmesi gerektiğini beyan ederek; davanın kabulü ile, davacı şirket ...'nin ve dolayısıyla kefil sıfatıyla diğer davacıların da davalıya borçlu olmadığının tespitine, çeklerin ve bononun davacılara iadesine, karşı dava belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından usulden, davacı şirketin davalı-karşı davacıya borcu olmaması nedeniyle esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde; davacı şirketin borçlu, davacı asillerin kefil olduğu 10/05/2013 tanzim tarihli 10.000.000,00-TL bedelli bononun fotokopisini, 10/05/2013 tarihli taraflar arasında imzalanan faktoring sözleşmesinin fotokopisini, .... Noterliği'nin 24.08.2021 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin fotokopisini, .... Noterliği'nin 08.03.2021 tarih 04406 yevmiye numaralı ihtarname cevabının fotokopisini, çek teslim tutanak fotokopisini, .... Noterliği'nin 18.02.2021 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin fotokopisini, .... Noterliği'nin 12.02.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin fotokopisini, .... Noterliği'nin 07.02.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin fotokopisini, faturaların fotokopilerini, 21/01/2020 tarihli 5.190.000,00-TL bedelli ve 31/01/2020 tarihli 129.237,97-TL bedelli dekont fotokopilerini, cari hesap ekstresi çıktılarını, 31/08/2019 tarihli ve 18/06/2018 tarihli alacak bildirim formlarının fotokopilerini, 31/12/2018 tarihli alacak veya borç mutabakat mektubunun fotokopisini, çek fotokopilerini ve arabuluculuk son tutanağının sunulmuş olduğu görüldü.
Mahkememizin 21/09/2021 tarihli ara kararı ile "Davacı tarafın talebinin kısmen kabulü ile; davacının çek bedelleri toplamı olan 850.000 TL'nin %15'si oranında (127.500 TL) nakit olarak mahkeme veznesine yatırdığı veya aynı oranda kesin ve süresiz teminat mektubunu mahkememize ibraz ettiği taktirde; Sadece taraflar arasında ( ... A.Ş.) hüküm ifade etmek üzere; dava dışı 3. kişiler yönüyle bağlayıcı olmamak kaydıyla davadan sonra açılacak icra takibi olması kaydıyla İ.İ.K.nun 72/2 uyarınca dava konusu ... Bankası, ... numaralı 425.000,00 TL bedelli ve ... numaralı 425.000,00 TL bedelli çekler hakkında icra takibi yapılmasının tedbiren durdurulmasına" dair karar verildiği, kararın davacı vekilince 01/10/2021 tarihinde tebliğ alındığı ve davacılar tarafça teminat mektubu sunulduğu anlaşıldı.
Mahkememizin 28/04/2022 tarihli celsesinde "Davacılar vekilinin borçlu olmadıklarının ve dolayısıyla iaderisin talep ettikleri 10.000.000 TL'lik bono açısından harç yatırılmadığı anlaşılmakla hesaplanan 170.775 TL peşin harcı mahkememiz veznesine yatırmak üzere 10 günlük kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde harç yatırılmadığı taktirde Harçlar Kanunu 30. Maddesi gereğince davaya devam edilmeyeceği ve dosyanın HMK 'nun 150. Maddesi gereğince işlemden kaldırılacağının" ihtar edildiği, davacı tarafça harcın 09/05/2022 tarihinde tamamlanmış olduğu görüldü.
Davacılar - karşı davalılar vekilinin 28/04/2022 tarihli celsede "karşı taraf alacak davası olarak karşı dava açmıştır, arabuluculuk şartının yerine getirmemiştir. Bu sebeple davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep ediyoruz" şeklinde, davalı - karşı davacı vekilinin "karşı dava açısından da arabulucuya gitmenin hukuki ve pratik faydası yoktur, asıl davadaki arabuluculukta anlaşmaya gidemedik, aynı konuya ilişkin tekrar arabulucuya başvurmak yasaktır taraflar arasındaki ihtilaf aynı sözleşmeden kaynaklanmaktadır" şeklinde beyanda bulunduğu, mahkememizce karşı davadaki arabuluculuk hukuki süreci açısından celsede alınan beyanlar doğrultusunda dosyanın incelemeye alınmasına karar verildiği, davalı - karşı davacı vekilinin 23/09/2022 tarihli beyan dilekçesi sunmuş olduğu, mahkememizin 13/10/2022 tarihli celsesinde "Davalı-karşı davacı vekilince emsal olarak sunulan İstanbul BAM 43. H.D.'nin 2022/294 E., 2022/555 K. Sayılı ilamı da göz önüne alınarak karşı davada arabuluculuk dava şartının tamamlandığının tespitine," dair karar verildiği anlaşıldı.
Mahkememizin 13/10/2022 tarihli celsesinde "Ana dava açısından taraflar arasında mevcut faktoring sözleşmesi uyarınca davacılar - karşı davalının, davalı - karşı davacıya borcu bulunup bulunmadığı, aynı faktoring sözleşmesi uyarınca davacı kefillerin de borcunun bulunup bulunmadığı toplam 850.000.-TL'lik çeklerin ve davaya konu bononun davacıya iadesi şartlarının bulunup bulunmadığı hususlarında, karşı dava açısından aynı faktoring sözleşmesi uyarınca davalı- karşı davacının, davacılardan alacağı bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise miktarının ne kadar olduğu hususlarında ve Tarafların Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereğince tutmakla yükümlü oldukları ticari defter kayıt ve belgeleri, icra dosyası, tarafların iddia ve itirazlarının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasına, " dair karar verildiği, bilirkişi heyetinin 17/02/2023 tarihli raporunda sonuç ve özet olarak;
"A)Davacının Ticari Defterleri: Davacı k.davalının ticari defterlerinin (Yevmiye-kebir envanter)açılış ve kapanış tasdikleri usulüne uygun olarak yasal süresi içinde yaptırılmış olması ve birbirini teyit eder şekilde tutulmuş olması nedeniyle HMK'nın 222 m. ile TTK'nun 64 m. Ve mülga TTK'nun 85 m. uyarınca delil niteliğine haiz olduğu,
B)Davalının Ticari Defterleri: Davalı k.davacının ticari defterlerinin (Yevmiye-kebir envanter)açılış ve kapanış tasdikleri usulüne uygun olarak yasal süresi içinde yaptırılmış olması ve birbirini teyit eder şekilde tutulmuş olması nedeniyle HMK'nın 222 m. ile TTK'nun 64 m. Ve mülga TTK'nun 85 m. uyarınca delil niteliğine haiz olduğu,
C)ASIL DAVA YÖNÜNDEN
1)Taraflar arasındaki faktöring sözleşmesi, müteselsil kefalet ve faktöring işlemleri tartışmalı değildir. Yani finansman ilişkisi yanların kabullerindedir.
2)Davacının ticari defter ve kayıtlarına göre her ne kadar bakiye bir cari hesap borcu bulunmamakta ise de, yanlar arasında akdedilen faktöring sözleşmesi tahtında delil anlaşması düzenlenmiştir. İşbu delil anlaşması çerçevesinde davalının ticari defter ve kayıtlarına itibar edilmek gerekmiştir.
3)Bilindiği üzere TTK'nun 8/2 m. uyarınca 3 aydan aşağı olmamak kaydıyla cari hesaplarda ve ödünç sözleşmelerinde bileşik faiz yürütülebileceği. Somut olayda sözkonusu finansman rutin olarak iskonto/iştira şeklinde değil, spot kredi şeklinde 3 aydan daha fazla süreyle finansman kredisi kullandırılmış olduğu için bileşik faiz uygulanabilir.
4)Somut olayda delil anlaşması uyarınca davalının ticari defter ve kayıtlarına itibar edilmesi durumunda, davacının borçlu sayılabileceği nazara alındığında, sağlanan finansmanın ana unsuru-dayanağı olan çek ve bonolarında bakiye cari hesap borcu ödenmeden iade edilmesinin mümkün gözükmediği, yani davacının cari hesaptan dolayı borçlu olduğu,
D)KARŞI DAVA YÖNÜNDEN
1)Davalının hem ticari defter ve kayıtlarında ve hem de TBB - Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi kayıtlarında mevcut olan ve birbirini teyit eden 89.071,00 TL anapara ve 723.000,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 812.071,00 TL davacıdan alacaklı olduğu,
2)Sayın mahkemece raporun benimsenmesi halinde, DAVA TARİHİNDEN itibaren anapara alacağı 89.071,00 TL'na 16,75 ve devamında değişen oranlarda basit usulde işleyecek ticari AVANS faizi ile birlikte davacıdan istenilebileceği," yönünde görüş ve kanaat bildirdikleri, bilirkişi heyeti raporunun taraf vekillerine tebliğ edildiği, davacılar - karşı davalılar vekilince 06/03/2023 tarihli ve 09/04/2023 tarihli bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçelerini, davalı - karşı davacı vekilince 27/04/2023 tarihli beyan dilekçesini sunmuş oldukları anlaşıldı.
Mahkememizin 22/06/2023 tarihli celsesinde "Taraf vekillerinin rapora karşı itiraz ve beyanları değerlendirilmek üzere bilirkişilerden ek rapor aldırılmasına," dair karar verildiği, bilirkişi heyetinin 19/01/2024 tarihli ek raporunda sonuç ve özet olarak;
"A)Davacının Ticari Defterleri: Davacı k.davalının ticari defterlerinin (Yevmiye-kebir envanter)açılış ve kapanış tasdikleri usulüne uygun olarak yasal süresi içinde yaptırılmış olması ve birbirini teyit eder şekilde tutulmuş olması nedeniyle HMK'nın 222 m. ile TTK'nun 64 m. ve mülga TTK'nun 85 m. uyarınca delil niteliğine haiz olduğu,
B)Davalının Ticari Defterleri: Davalı k.davacının ticari defterlerinin (Yevmiye-kebir envanter)açılış ve kapanış tasdikleri usulüne uygun olarak yasal süresi içinde yaptırılmış olması ve birbirini teyit eder şekilde tutulmuş olması nedeniyle HMK'nın 222 m. ile TTK'nun 64 m. ve mülga TTK'nun 85 m. uyarınca delil niteliğine haiz olduğu,
C)ASIL DAVA YÖNÜNDEN
1)Taraflar arasındaki faktöring sözleşmesi, müteselsil kefalet ve faktöring işlemleri tartışmalı değildir. Yani finansman ilişkisi yanların kabullerindedir
2)Davacının ticari defter ve kayıtlarına göre her ne kadar bakiye bir cari hesap borcu bulunmamakta ise de, yanlar arasında akdedilen faktöring sözleşmesi tahtında delil anlaşması düzenlenmiştir. İşbu delil anlaşması çerçevesinde davalının ticari defter ve kayıtlarına itibar edilmek gerekmiştir.
3)Bilindiği üzere TTK'nun 8/2 m. uyarınca 3 aydan aşağı olmamak kaydıyla cari hesaplarda ve ödünç sözleşmelerinde bileşik faiz yürütülebileceği. Somut olayda sözkonusu finansman rutin olarak iskonto/iştira şeklinde değil, spot kredi şeklinde 3 aydan daha fazla süreyle finansman kredisi kullandırılmış olduğu için bileşik faiz uygulanabilir.
4)Somut olayda delil anlaşması uyarınca davalının ticari defter ve kayıtlarına itibar edilmesi durumunda, davacının borçlu sayılabileceği nazara alındığında, sağlanan finansmanın ana unsuru-dayanağı olan çek ve bonolarında bakiye cari hesap borcu ödenmeden iade edilmesinin mümkün gözükmediği, yani davacının cari hesaptan dolayı borçlu olduğu,
D)KARŞI DAVA YÖNÜNDEN
1)Davalının hem ticari defter ve kayıtlarında ve hem de TBB —Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi kayıtlarında mevcut olan ve birbirini teyit eden 89.071,00 TL anapara ve 723.000,00 TL işlermiş faiz olmak üzere toplam 812.071,00 TL davacıdan alacaklı olduğu,
2)Sayın mahkemece raporun benimsenmesi halinde, DAVA TARİHİNDEN itibaren anapara alacağı 89.071,00 TL'na 9616,75 ve devamında değişen oranlarda basit usulde işleyecek ticari AVANS faizi ile birlikte davacıdan istenilebileceği,
Bilirkişi heyeti olarak kök raporumuzda yapmış olduğumuz değerleme ve kanaatimize ilişkin davacı tarafından yapılan itirazlar çerçevesinde davalının ihtilaf konusu hesaplama verilerinin Sayın Mahkemece ispata muhtaç olduğuna kanaat getirilmesi halinde yapılan inceleme ve değerlendirme;
Asıl dava yönünden; Davacı/ k. Davalının 10.500,00 TL tutarlı Aylık Komisyon Faturası borçlu olduğunun kabulünün gerekeceği, 22.01.2020 tarihli 78.570,82 TL faiz talebi açıklamalı fatura davalı/k. davacı ispatına muhtaç olduğu,
Karşı Dava Yönünden ve 241.000,000 TL ve 482.000,00 TL tutarlı reeskont faiz açıklamalı faturaların davalı/k. davacı ispatına muhtaç olduğu," yönünde görüş ve kanaat bildirdikleri, bilirkişi ek raporunun taraf vekillerine tebliğ edildiği, davacılar - karşı davalılar vekilinin 05/02/2024 tarihli bilirkişi ek raporuna karşı beyan dilekçesini, davalı - karşı davacı vekilince 05/02/2024 tarihli bilirkişi ek raporuna karşı beyan dilekçesini sunmuş oldukları anlaşıldı.
Mahkememizin 14/03/2024 tarihli celsesinde "Dosyada mevcut kök ve ek rapor ile taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı itirazları ile neticede nihai taktir mahkememize ait olmak üzere dosyanın aynı heyete tevdii ile faiz alacak iddialarına dayanak hesaplamanın da yapılmasının istenilmesine, bilirkişi heyetine bankacı bilirkişi Ahmet Varol'un eklenilmesine," dair karar verildiği, bilirkişi heyetinin 30/03/2024 tarihli raporunda sonuç ve özet olarak;
"A) Davacının Ticari Defterleri: Davacı k.davalının ticari defterlerinin (Yevmiye-kebir envanter)açılış ve kapanış tasdikleri usulüne uygun olarak yasal süresi içinde yaptırılmış olması ve birbirini teyit eder şekilde tutulmuş olması nedeniyle HMK'nın 222 m. ile TTK'nun 64 m. ve mülga TTK'nun 85 m. uyarınca delil niteliğine haiz olduğu,
B)Davalının Ticari Defterleri: Davalı k.davacının ticari defterlerinin (Yevmiye-kebir envanter)açılış ve kapanış tasdikleri usulüne uygun olarak yasal süresi içinde yaptırılmış olması ve birbirini teyit eder şekilde tutulmuş olması nedeniyle HMK'nın 222 m. ile TTK'nun 64 m. ve mülga TTK'nun 85 m. uyarınca delil niteliğine haiz olduğu,
C) ASIL DAVA YÖNÜNDEN,
Sayın mahkemece verilen, "Dosyada mevcut kök ve ek rapor ile taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı itirazları ile neticede nihai taktir mahkememize ait olmak üzere dosyanın aynı heyete tevdii ile faiz alacak iddialarına dayanak hesaplamanın da yapılmasının istenilmesine” görev doğrultusunda
1)Taraflar arasındaki faktöring sözleşmesi, müteselsil kefalet ve faktöring işlemleri tartışmalı değildir. Yani finansman ilişkisi yanların kabullerindedir.
2)Davacının ticari defter ve kayıtlarına göre her ne kadar bakiye bir cari hesap borcu bulunmamakta ise de, yanlar arasında akdedilen faktöring sözleşmesi tahtında delil anlaşması düzenlenmiştir. İşbu delil anlaşması çerçevesinde davalının ticari defter ve kayıtlarına itibar edilmek gerekmiştir.
3) Davalı ticari defterlerinde önceki raporlarda da ifade edildiği üzere iki hesap arasında ki farkın 89.070,89 TL olduğu ve iş bu farkın davalının davacıya düzenlemiş olduğu 20.01.2020 tarihinde düzenlemiş olduğu 10.500,00 TL tutarlı Aylık Komisyon Faturası ve 22.01.2020 tarihli 78.570,82 TL faiz talebi açıklamalı faturadan kaynaklı olduğu, Davalının iş bu faturalarına davacı tarafın itirazla birlikte iade faturaları tanzim ettiği, İş bu itiraz ve iadelere ilişkin hukuki değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu,
3)Bilindiği üzere TTK'nun 8/2 m. uyarınca 3 aydan aşağı olmamak kaydıyla cari hesaplarda ve ödünç sözleşmelerinde bileşik faiz yürütülebileceği. Somut olayda sözkonusu finansman rutin olarak iskonto/iştira şeklinde değil, spot kredi şeklinde 3 aydan daha fazla süreyle finansman kredisi kullandırılmış olduğu için bileşik faiz uygulanabilir.
4)Somut olayda delil anlaşması uyarınca davalının ticari defter ve kayıtlarına itibar edilmesi durumunda, davacının borçlu sayılabileceği nazara alındığında, sağlanan finansmanın ana unsuru-dayanağı olan çek ve bonolarında bakiye cari hesap borcu ödenmeden iade edilmesinin mümkün gözükmediği, yani davacının cari hesaptan dolayı borçlu olduğu,
D)KARŞI DAVA YÖNÜNDEN
1)Davalının hem ticari defter ve kayıtlarında ve hem de TBB —Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi kayıtlarında mevcut olan ve birbirini teyit eden 89.071,00 TL anapara ve 723.000,00 TL işlermiş faiz olmak üzere toplam 812.071,00 TL davacıdan alacaklı olduğu,
2-) Ancak yukarıda yapılan hesaplamaya göre 78.570,89 TL ASIL ALACAK alacağı olmasına karşın — tanzim etmiş olduğu faturada görüldüğü üzere — 78.570.89 TL FAİZ talebinde bulunduğu, davacı tarafından da iş bu tutara iade faturası kesildiği dikkate alındığında, nihai kararın sayın mahkemenizin takdirlerinde olduğu,diğer yandan 20.01.2020 tarihli komisyon faturasının risk kapanmadığından yerinde olduğunun da takdiri sayın mahkemenizin takdirlerinde olduğun,
3-)Sayın mahkemece raporun benimsenmesi halinde,davacıların 241.000.00 TL ve 428.000.00 TL reeskont faizi yönünden borçlu olduğu,bu nedenle faize faiz işletilemeyeceği,
4-) Davalının ticari defterlerinde davacıdan olan 89.070,89 TL'lik asıl alacağının yukarıda da ifade edildiği üzere 20.01.2020 tarihinde düzenlemiş olduğu 10.500,00 TL tutarlı Aylık Komisyon Faturası ve 22.01.2020 tarihli 78.570,82 TL faiz talebi açıklamalı faturalardan kaynaklandığı, Bu durumda davalının ticar defterlerde kayutlı asıl alacağının 78.570,82 TL'lik kısmının faiz açıklamalı fatuaraya dayalı olduğu nazara alındığında faiz açıklamalı faturaya tekrardan faiz işletilip işletilemeyeceği hususunda değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu,
5-) Diğer yandan davacılar vekilinin 10.000.00 TL lık senet ile 2 adet İşbankasına ait çeklerin iade edilmediği yönündeki itirazı üzerine inceleme sırasında davalı şirket yetkilileri şirketin riskinin devam etmesi nedeniyle iadesinin mümkün olmayacağını bildirdikleri dolayısısıyla bankacılık uygulamaları açısından talebinin yerinde olmadığı," yönünde görüş ve kanaat bildirdikleri, bilirkişi heyeti raporunun taraf vekillerine tebliğ edildiği, davacılar - karşı davalılar vekilinin 15/04/2024 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesini, davalı - karşı davacı vekilinin 17/04/2024 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesini sunmuş oldukları anlaşıldı.
Davalı - karşı davacı vekilinin 26/09/2024 tarihli celsede "biz alacağımızı belirli hale getireceğiz, dilekçemizi sunmak üzere talep ediyoruz," şeklinde beyanda bulunduğu, mahkememizce taraf vekiline 2 haftalık kesin süre verildiği, davalı - karşı davacı vekilinin 04/10/2024 tarihli dilekçesi ile dava dilekçelerindeki 100.000,00-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili taleplerini 712.071,00-TL artırarak 812.071,00-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili olarak belirli hale getirdiklerini beyan ettikleri, tamamlama harcının yatırıldığı, dilekçenin davacılar - karşı davalılar vekiline tebliğ edildiği, davacılar - karşı davalılar vekilinin 26/10/2024 tarihli bedel arttırım dilekçesine karşı açıklama dilekçesi sunarak asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, davalı - karşı davacı vekilinin 15/11/2024 tarihli karşı beyan dilekçesini sunmuş olduğu anlaşıldı.
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf iddia ve cevapları, aldırılan bilirkişi kök ve ek raporları ile tüm dosya kapsamı deliller birlikte incelenip değerlendirildiğinde;
Taraflar arasındaki ihtilafın; ana dava açısından taraflar arasında mevcut faktoring sözleşmesi uyarınca davacılar- karşı davalıların, davalı- karşı davacıya borcu bulunup bulunmadığı, aynı faktoring sözleşmesi uyarınca davacı kefillerin de borcunun bulunup bulunmadığı, toplam 850.000 TL 'lik çeklerin davacıya iadesi iadesi şartlarının bulunup bulunmadığı, karşı dava açısından aynı faktoring sözleşmesi uyarınca davalı- karşı davacının, davacılar- karşı davalılardan alacağı bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise miktarı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Bu haliyle taraflar arasındaki faktöring sözleşmesinin, müteselsil kefalet ve faktoring işlemlerinin tartışmalı olmadığı, finansman ilişkisinin yanların kabullerinde olduğu anlaşılmıştır.
Davacı- karşı davalının ticari defterlerinin bilirkişi tarafından yapılan incelemesinde; (Yevmiye-kebir-envanter) açılış ve kapanış tasdikleri usulüne uygun olarak yasal süresi içinde yaptırılmış olması ve birbirini teyit eder şekilde tutulmuş olması nedeniyle HMK'nın 222 m. ile TTK'nun 64 madde uyarınca delil niteliğini haiz olduğu,
Aynı şekilde davalı- karşı- davacının ticari defterlerinin (Yevmiye-kebir-envanter)açılış ve kapanış tasdikleri usulüne uygun olarak yasal süresi içinde yaptırılmış olması ve birbirini teyit eder şekilde tutulmuş olması nedeniyle HMK'nın 222 m. ile TTK'nun 64 madde uyarınca delil niteliğini haiz olduğu kanaatine varılmıştır.
Alanında uzman bilirkişi heyetinden taraf vekillerinin itirazları da değerlendirilmek üzere aldırılan bilirkişi heyeti kök ve ek raporları birlikte incelenip değerlendirilmiştir. Buna göre, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre her ne kadar bakiye cari hesap borcu bulunmadığı tespit edilmiş ise de; taraflar arasında akdedilen faktöring sözleşmesi tahtında delil anlaşması düzenlenmiştir. Bu sebeple delil anlaşması çerçevesinde davalı- karşı davacının ticari defter ve kayıtlarına itibar edilmek gerekmiştir. Davalı- karşı davacı ticari defterlerinde iki hesap arasındaki farkın 89.070,89 TL olduğu ve iş bu farkın davalı- karşı davacıya 20.01.2020 tarihinde düzenlemiş olduğu 10.500,00 TL tutarlı Aylık Komisyon Faturası ve 22.01.2020 tarihli 78.570,82 TL faiz talebi açıklamalı faturadan kaynaklı olduğu, davalı- karşı davacının iş bu faturalarına davacı tarafın itirazla birlikte iade faturaları tanzim ettiği görülmüştür.
TTK'nun Ticari işlerde faiz - 1. Oran serbestisi ve bileşik faizin şartları başlıklı maddesinin incelenmesinde;
Madde 8- (1) Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir.
(2) Üç aydan aşağı olmamak üzere, faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartı, yalnız cari hesaplarla her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç sözleşmelerinde geçerlidir. Şu şartla ki, bu fıkra, sözleşenleri tacir olmayanlara uygulanmaz.
(3) Tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklıdır.
(4) Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırı olarak işletilen faiz yok hükmündedir.
Bu madde uyarınca 3 aydan aşağı olmamak kaydıyla cari hesaplarda ve ödünç sözleşmelerinde bileşik faiz yürütülebileceği, somut olayda sözkonusu finansmanın rutin olarak iskonto/iştira şeklinde değil, spot kredi şeklinde 3 aydan daha fazla süreyle finansman kredisi kullandırılmış olduğu için bileşik faiz uygulanabileceği kanaatine varılmıştır.
Somut olayda, delil anlaşması uyarınca davalı- karşı davacının ticari defter ve kayıtlarına itibar edildiği, davacının borçlu olduğu nazara alındığında, sağlanan finansmanın ana unsuru-dayanağı olan çek ve bonoların bakiye cari hesap borcu ödenmeden iade edilmemesinin hukuka uygun olduğu kanaatine varıldığı, davacı- karşı davalı şirketin cari hesaptan dolayı borçlu olduğu kanaatine varıldığından davacılar- karşı davalıların davasının reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Karşı dava açısından alanında uzman bilirkişi heyetinin kök ve ek raporları birlikte incelenip yapılan değerlendirmede; davalı- karşı davacının hem ticari defter ve kayıtlarında ve hem de ... Risk Merkezi kayıtlarında mevcut olan ve birbirini teyit eden 89.071,00 TL anapara ve 723.000,00 TL işlermiş faiz olmak üzere toplam 812.071,00 TL davacıdan alacaklı olduğu anlaşıldığından davalı - karşı davacının karşı davasının kabulü ile; 812.071 TL alacağın (ihtarnamenin tebliğ şerhi sunulmadığından) karşı dava tarihi olan 21/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı - karşı davalıdan tahsili ile davalı - karşı davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Mahkememiz kısa kararının incelenmesinde; 2 nolu bentte her ne kadar hükmedilen alacağın davacı- karşı davalıdan tahsili yönünde karar kurulmuş ise de; davacılar- karşı davalıların birden fazla kişi olduğu açık olmakla ( .... Ltd.Şti., ...) anılan maddi hata gerekçeli karar yazım esnasında " davacılar - karşı davalılardan tahsili ile davalı - karşı davacıya verilmesine.." ve 1 nolu bentte aynı gerekçeyle "davacı - karşı davalının davasının reddine" olan hüküm aynı şekilde "davacılar- karşı davalıların davasının reddine" olarak düzeltilmiştir.
ANA DAVA AÇISINDAN; HUAK 18/A-(13) ''Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (...)" " ve (14). Fıkrası: " Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır." hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: 2021/13047 sayılı dosyasından arabulucuya 1.320,00-TL tarife bedeli üzerinden ödeme yapıldığı tespit edilerek her iki tarafın arabuluculuk ilk oturumuna katıldıkları ve ana davanın reddine karar verildiği gözetilerek; davacılar aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davacılar - karşı davalıların davasının reddine,
a) Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL karar harcından peşin harç olarak yatırılan 14.515,88-TL ve tamamlama harcı olarak yatırılan 170.775,00-TL'nin toplamı olan 185.290,88‬-TL'den mahsubu ile fazla yatırılan 184.675,48‬-TL harcın kararın kesinleşmesini müteakip davacılar - karşı davalılara iadesine,
b) Davalı - karşı davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap ve takdir olunan 709.000,00-TL vekalet ücretinin davacılar - karşı davalılardan alınarak davalı - karşı davacıya verilmesine,
c) Davacılar - karşı davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
d) Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacılar - karşı davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
e) Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacılar - karşı davalılara iadesine,
2-Davalı - karşı davacının karşı davasının kabulü ile; 812.071 TL alacağın (ihtarnamenin tebliğ şerhi sunulmadığından) karşı dava tarihi olan 21/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacılar - karşı davalılardan tahsili ile davalı - karşı davacıya verilmesine,
a) Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 55.472,57-TL karar harcından karşı dava harcı olarak yatırılan 1.707,75-TL ve tamamlama harcı olarak yatırılan 12.160,40-TL'nin toplamı olan 13.868,15‬-TL'den mahsubu ile eksik yatırılan 41.604,42‬-TL harcın davacılar - karşı davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
b) Davalı - karşı davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap ve takdir olunan 125.689,94-TL vekalet ücretinin davacılar - karşı davalılardan alınarak davalı - karşı davacıya verilmesine,
c) Davalı - karşı davacı tarafından yapılan 28.000,00-TL bilirkişi ücreti, 54,25-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, 8,50-TL vekalet harcı, 1.707,75-TL karşı dava harcı, 12.160,40-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 41.930,9‬0-TL yargılama giderinin davacılar - karşı davalılardan alınarak davalı - karşı davacıya verilmesine,
d) Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davalı - karşı davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/02/2025

Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim