Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/483
2024/744
10 Aralık 2024
T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/483 Esas
KARAR NO : 2024/744
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/08/2021
KARAR TARİHİ : 10/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davaya konu olay için ...Arabuluculuk Bürosuna ... sayılı dosyası ile başvurulduğunu, dilekçe ekinde e imzalı olarak sundukları son oturum tutanağına göre anlaşma sağlanamadığını, Davalı şirket ile davacıların murisi ...-(... Çelik) arasında “Kabataş, Mecidiyeköy, ...Yapım İşleri İstasyon Çelik İşleri" yapımı için 12.06.2017 tarihli Uzman Ekip Sözleşmesi imzalandığını, 12.06.2017 tarihli Uzman Ekip Sözleşmesine göre; davacıların murisi ...hemen hemen kendisinin sorumlu olduğu tüm işleri bitirmeye yakın tamamladığını, Ancak; davacıların murisi ...' nin 20.12.2018 tarihinde... Durağı İnşaatı şantiyesinde çelik profillerin ölçülerini kontrol etmek isterken asansör boşluğundan yaklaşık 16,5 metre aşağıya düşmesi sonucu iş kazası geçirerek vefat ettiğini, İstanbul ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyası ile karara çıkan ceza dosyasında, davalı şirketin şantiye şefinin asli kusurlu olduğundan bahisle ceza kararı çıktığını, Davacıların murisinin, davalı şirket şantiyesinde vefat etmesinden dolayı imzalanan Uzman Ekip Sözleşmesi şahıs şirket sahibinin vefat etmesi nedeniyle kişilik ölümle sona erdiğini, Ölümün gerçekleşmesi ile birlikte gerçek kişilerin, yeni haklar kazanamayacağını ve borç altına giremeyeceklerini, Ölen kişinin şahıs varlığı hakları son bulurken, malvarlığı haklarının mirasçılarına geçeceğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin, 08.02.2017 tarihli, E. 2017/43,K. 2017/41 sayılı kararında özetle; “Şirketin ana sözleşmesinde ortaklardan birinin ölmesi halinde ne yapılacağı hususunda bir düzenleme olmadığından şirket ortaklarından ... ölmesi nedeniyle sağ kalan ortaklardan olan davacıların, diğer ortak davalı ... e gönderdikleri “ortaklığa devam etmeyecekleri yönündeki" ihtarname karşısında; şirketin devamı yönünden öngörülen oy birliğinin sağlanamayacağının anlaşılmış olması nedeniyle “...Kardeşler Kollektif Şirketi - ... ve Kardeşleri" şirketinin sona erdiğinin tespiti ile fesih ve tasfiyesine ilişkin olarak ilk derece mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine de aykırılık görülmediğinden istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi gerekir." Şeklinde olduğunu, Adi şahıs şirketlerinde, ölüm ile şirketin sona ereceğinin düzenlendiğini, Mirasçıların şirkete devam etmemesi durumunda, şirketin tüm faaliyetlerinin sona ereceğinin kabul edildiğini, Davacıların murisinin ölümü ile mirasçılarının, adi şahıs şirketini kapatmayı tercih ettiklerini ve gerekli yerlere ölüm bildirimini yaparak şirkete ortak olma yolunu seçmediklerinden şirketin kapandığını, Davacıların murisi ile davalı şirket arasında yapılan tüm sözleşmelerinde ölüm nedeniyle sona erdiğini, Davacıların murislerini temsilen ...' ye, davalı şirket tarafından her ne kadar 08.02.2019 tarihli fesih, sulh ve ibra protokolü altında bir evrak imzalatılmışsa da bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu, Ölüm nedeniyle sözleşme sona erdiğinden, davacılara, faturadan kaynaklı hak ediş ve teminat kesintilerinin ödenmesi gerektiğini, Ölüm meydana geldiğinden ve şirket kapandığından kesin kabul, hak ediş ve teminat kesintileri ile ilgili maddelerin mirasçılara uygulanma ihtimalinin olmadığını, Fesih, sulh ve ibra protokolünde dahi mirasçıların, fiyat farkı ve sair konularda anılan sözleşmenin vefat ile sona ermiş olması nedeniyle sorumluluğunun olmadığının yazıldığını, Aynı protokolde; hem mirasçıların sorumluluğunun bulunmadığının belirtildiğini hem sözlesmede vefat nedeniyle sona ermis denildiği hem de hak ediş ve teminat iadeleri sözleşmede belirtilen şartlara göre gerçekleştirilecektir denildiğini. bu durum, ölüm nedeniyle sona eren bir sözleşme ortadayken hak ediş ve teminat iadesini tekrar sözleşmeye bağlamak ve sözleşmeyi canlandırmanın usul ve yasaya göre mümkün olmadığını, Adi şirket sona erdiğinden alacaklarının alınması ve borçlarının ödenmesi gerektiğini, Davacıların murislerinin, davalı şirketten icraya konu 24.05.2019 tarihli 637.197,88 TL miktarlı faturadan kalan bakiye alacak ile birlikte hak edişlerden kesilen teminat kesintileri ile birlikte 209.528,24TL alacağının bulunduğunu, Davalı şirket kayıtlarında ayrıntılı olarak dökümü bulunduğunu, Vefat nedeniyle sınırlı olarak ulaşabildikleri kayıtlara göre 182.528,33TL fatura bakiye alacak kaydı, 26.999,91TL teminat kesintisi alacağı bulunduğunu, Davalı şirketin, davacı mirasçılar temsilcisi saydıkları ... ile ek protokoller ve muvaffakatlar imzaladıklarını, Bazı protokollerin ve yasal temsilci yetkilendirmesinin mevcut olup olmadığı taraflarınca bulunamadığından şayet yetkili yasal temsilci usul ve yasaya uygun atanmamışsa aleyhe olan durumları kabul etmediklerini, Davalı şirketin, borca yapmış oldukları itirazlarının kötü niyetli olup Mahkemenize sunacakları ve icra dosyasında mübrez faturalar ile imzalanan sözleşmelerin, mail yazışmalarının, sunulacak ticari defterlerden görüleceği üzere davacıların, davalı şirketten alacağı mevcut olduğunu, Mahkemenize sunulacak olan ticari defterler ve sair delillerle de davalı şirketin borçlu olduğunun anlaşılacağını, Davalı borçlu şirket takibe kötü niyetli olarak itiraz ettiğinden ve icra takibi durdurulduğundan davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptalini talep ettiklerini, belirterek; yukarıda arz edilen nedenlerle; İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki itirazın iptaline, takibin devamına ve alacağın 9220' sinden az olmamak üzere kötü niyet inkar tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ve mahkeme masraflarının karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Murisleri ...- (...) ile davalı arasında 12.06.2017 tarihli uzman ekip sözleşmesinin imzalandığını, ...' nin hemen hemen bütün işleri tamamladığını, ancak 20.12.2018 tarihinde çelik profillerin ölçülerini kontrol etmek isterken asansör boşluğundan yaklaşık 16,5 metre aşağıya düşmesi sonucu iş kazası geçirerek vefat ettiğini, İstanbul ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile davalı şirketin şantiye şefinin asli kusurlu olduğundan bahisle ceza kararı verildiğini, davacılarının murisinin davalı şirket şantiyesinde vefat ettiğini, bu nedenle ölümle birlikte gerçek kişilerin yeni haklar kazanmayacağını, borç altına giremeyeceğini, malvarlığı haklarının mirasçılara geçtiğini, şahıs şirketinin sona erdiğini, mirasçıların devam ettirmediğini, şirketi kapatmayı tercih ettiklerini, dolayısıyla muris ile davalı şirket arasında yapılan tüm sözleşmelerin sona erdiğini, her ne kadar davacıların murislerini temsilen...' ye davalı şirket tarafından 08.02.2019 tarihli protokol imzalatılmışsa da bunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, sözleşme sona erdiği için artık davacıların kesin kabul, hak ediş ve teminat kesintileri ile ilgili maddelerinin mirasçılara uygulanmayacağını, ölüm nedeniyle sona eren bir sözleşme varken hak ediş ve teminat iadesini tekrar sözleşmeye bağlamak mümkün olmadığından ve adi şirket de sona erdiğinden alacaklarının alınması ve borçlarının ödenmesi gerektiğini, 209.528,24-TL alacaklı olduklarını, Davalı şirketin, temsilci saydıkları ... ile imzaladıkları ek protokol ve muvafakatler kendilerinde bulunmadığından eğer usulüne uygun değilse aleyhine olduklarını kabul etmediklerini iddia ederek itirazın iptali ile 220 icra inkâr tazminatı talep ettiklerini, Davacıların iddialarının hem anlaşılır, hem de doğru olmadığını, Şöyle ki; 1. Davacıların murisi...-Köseoğlu Çelik, gerçek kişi tacirdir; iddia edildiği gibi adi şirket değildir. Müvekkil şirket ile 'Mecidiyeköy, Nurtepe, Veyselkarani, Kazımkarabekir, Giyimkent, Göztepe istasyonları ... İşleri'nin yapımı için 12.06.2017 tarihli Uzman Ekip Sözleşmesi imzalamışlardır (Delil Listesi Ek.1). Bu Sözleşme' ye göre davacıların murisi ve inşaat mühendisi olan müteveffa ...kendi sorumluluğunda olan işleri, sözleşmedeki şartlara riayet etmediği için tamamlayamamış, yaptığı iş durdurulmuş, İSG kurallarını ihlal ettikleri için de şantiye alanına girişleri yasaklanmıştır. Ancak müteveffa, güvenlik görevlisinin ve... uzmanının uyarılarına rağmen üstelik hiçbir koruyucu ekipman giymeden (kemer takmadan), şantiye alanına girerek saniyeler içinde şaft boşluğuna düşerek vefat etmiştir (Delil Listesi Ek.2: Uzman Mütalaası), bu arada bu vefat üzerine müteveffanın alacaklıları ile mirasçılarının, müvekkili şirketten para talep etmeye başladığını.. Müvekkili şirketin de ekte sundukları vekaletnameye dayanarak (Delil Listesi Ek.3), müteveffanın abisi olan ... ile yine ekte sundukları 08.02.2019 tarihli Fesih, Sulh ve İbra Protokolünü (Delil Listesi Ek.4) imzalayarak davacıların mağdur olmaması için hak edişlerden 560.142,94-TL'yi, vefattan yaklaşık 1,5 ay içinde hemen davacılara ödediğini, yani takip konusu edilen davacı alacaklarının aslında bu paranın içinde ödendiğini, oysa Uzman Ekip Sözleşmesi'nden görüleceği üzere; eğer uzman ekip işi tamamlamamışsa bu işlerin başkasına tamamlattırılarak uzman ekibin alacağından mahsup edileceğini, bütün bunlar tamamlanmadan, teminatların iade edilmeyeceği, işçilik alacakları ve davalar söz konusu ise bunların da sonuçlanmadan ödeme yapılmayacağını. İşçilik alacaklarının da Uzman Ekip' in her türlü borçlarının doğrudan hak ediş ve teminatlarından mahsup edilebileceğinin açıkça kararlaştırıldığını, buna rağmen müvekkilinin, yukarıda belirttiğimiz 560.142,94TL'yi mağdur olmamaları için davacılara ödediğini, Somut olayda, müteveffanın belirtilen iş kapsamında çalıştırdığı işçilerden ... ile ...' ın İstanbul Anadolu ... İş Mahkemesinin ... E. ve... E. sayılı dosyaları ile davacıların ve müvekkili şirket aleyhinde açtıkları işçilik alacağı davalarının bulunduğunu, dolayısıyla teminatların iade şartının gerçekleşmediğini, 4.2. Yine müteveffanın abisi ... 'nin de imzasının olduğu 10.09.2018 tarihli tutanakta müteveffa tarafından yapılan eksik işlerin de kabul edildiğini (Delil Listesi Ek.7). Bu işlerin, taraflar arasındaki sözleşmede de açıkça düzenlendiği şekilde 3.kişilere yaptırılarak müvekkili tarafından bedellerinin ayrıca ödenmek zorunda kalındığını.. Keza davaların açılması sebebi ile müvekkili şirket vekalet ücretini de ödemek durumunda kaldığını, dolayısıyla müvekkilinin, 101.536,64-TL alacağını, nezdinde tuttuğu teminatlardan Uzman Ekip Sözleşmesi'nin yukarıda alıntılanan maddeleri kapsamında mahsup ettiğini (Delil Listesi Ek.8). 4.3. Öte yandan müteveffanın, müvekkili şirketten alacaklarının belirlenmesi bakımından geçici ve kesin kabullerin yapılmış olmasının şart olduğunu, zira sözleşmenin 8.maddesi uyarınca, geçici/kesin kabulün, müvekkili şirket ile dava dışı İstanbul Büyükşehir Belediyesi arasında akdedilen ana sözleşmeye uygun olarak, ... tarafından projeye ilişkin gerçekleştirilecek olan geçici/kesin kabule müteakip yapılacağının düzenlendiğini, dolayısıyla, davacının alacaklarının tespiti ve ifasının talep edilebilmesi açısından İBB tarafından bu kabulün yapılması şartının da gerçekleşmesi gerektiğini, henüz o aşamaya gelinmediğinden, davacıların bakiye alacağının kalıp kalmadığının hesaplanması aşamasına da gelinmediğini, çünkü şart gerçekleşmediğinden şarta bağlanmış vadenin de gelmediğini, 5. 16.01.2019 tarihli vekaletname ile ... kendi adına asaleten, ... ve ... adına velisi olarak Mahmut ...' ye, murisleri ile ilgili olarak; “...' nin gerek şahsen, gerekse şahıs şirketi sebebiyle, gerek kişilerden gerekse ...Sanayi tesisleri ve Ticaret A.Ş. 'den (... Alarko) doğmuş ve doğacak hak edişlerini adlarına tahsil etmeye, bu alacak ya da hak edişlerden şahıs şirketlerinin, ... Şirketinin bu ödemeleri işçi ya da 3. Kişilere yapabilmesi için alacaklıları ve alacak miktarlarını gösterir belge ve yazılı bilgi/listeler'ıni/ekstreleri, banka hesap bilgilerini ...Şirketine vermeye, bütün bu ödemelerin her aşamasında ya da sonunda toplu olarak... ALARKO Şirketini, Murisimizin ve şahıs şirketimizin doğmuş ve doğacak tüm hak ve alacaklarından dolayı her yönüyle gayri kabili rücu ibra etmeye, ... A.Ş. ile imzalanmış sözleşmeleri ibralaşarak karşılıklı feshetmeye, banka teminat mektuplarını ya da nakdi teminatları kısmen ya da tamamen iade ve/veya teslim almaya, şahıs şirketimiz adına bütün tebligatları tebellüğe, ahzu kabza, sulh ve ibraya, hak ve alacaklardan kısmen ya da tamamen feragate " yetkili kıldıklarını.. Davacıların bu vekâletnameyi bilmedikleri iddiasının da doğru olmadığı gibi son derece kötü niyetli olduğunu.. Zira davacıların, bir yandan müvekkili şirkete keşide ettikleri Kartal ... Noterliğinin 17 Ocak 2019 tarihli ve... yevmiye sayılı ihtarnameleri ile ...' yi Ek.3' te sundukları vekâletnameye atıfta bulunarak yetkilendirdiklerini ve ...' ye ödeme yapılmasını talep ederken (Delil Listesi Ek.9), diğer yandan söz konusu vekaletnameyi bilmediklerini ifade ettiklerini. Müvekkilinin de Ek.4'te sunulan protokolü, Ek.3' te sunulan vekaletnamedeki mevcut yetkiler kapsamında davacılar temsilcisi ile akdettiğini.. Temsil yetkisi verilen ... ile davacılar arasındaki ilişkilerin müvekkilini ilgilendirmediği gibi işbu davanın konusunu da oluşturmadığını, 6. yukarıda zikredilen sözleşme maddeleri çerçevesinde davalı müvekkilinin, davacıların sözleşme ve protokol konusu edimleri tamamlanana (işçi alacaklarının ödenmesi, geçici/kesin kabulün yapılması, 3.kişilere yapılacak ödemelerin belirlenmesi vb.) kadar artık kalan nakdi teminatlarını iade etmeme hakkı olduğu gibi, müteveffanın yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebi ile ortaya çıkan/çıkacak her türlü ödemelerini, masraflarını, zararlarını mahsup etme hakkının da bulunduğunu, Nitekim müvekkili ile davacıların temsilcisi arasında yapılan protokolde de sözleşmenin geçici ve kesin kabulü, hak edişlerin ödenmesi ve teminatların iadesi ile ilgili sözleşme hükümlerinin aynen yürürlükte olduğu, tarafların anlaşma suretiyle bir durum tespiti yapacaklarını, bu tespit tamamlandıktan ve imzalandıktan sonra çıkan hesapta borç, alacak ve teminatların iadesinin yine sözleşmedeki şartlara göre gerçekleştirileceğinin açıkça düzenlendiğini, Ayrıca TBK m. 97 uyarınca, karşı tarafın borçlarını ifa etmedikçe ya da ifa etmeyi önermedikçe alacağının ifasını isteme hakkı bulunmadığını, sözleşme hükümleri dikkate alındığında, öncelikle müteveffanın müvekkiline borçlarının belirlenmesi ve varsa alacağından mahsup edilmesi, bakiye kaldığı takdirde müteveffanın mirasçılarına ödenmesi gerektiğini. Belki de müvekkilinin bu alacakları daha fazla tutacağı için davacılara karşı rücu hakkı doğacağını, dolayısıyla davacılar borcun ifasını, yani teminatların iadesini talep edemeyeceklerini, davacıların, dava dilekçesine bakıldığında da özellikle ifade karmaşası yaratılmak suretiyle dilekçelerinin anlaşılmaz hale getirildiğinin görüleceğini, çünkü: A. Müteveffanın gerçek kişi tacir olup bir işveren olduğunu, nitekim ekte sundukları İstanbul ... İş Mahkemesinin... E. Sayılı kararından görüleceği üzere Mahkemece, iş kazası olduğundan bahisle görev nedeniyle davanın reddine karar vererek dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesine gönderme kararı verildiğini ama davacıların, hala “iş kazasıdır" algısı yaratmaya çalıştıklarını, davacıların Mmurisi kendisine ve çalışanlarına yazılı olarak bildirilmesine rağmen, yasaklı alana girerek kendisi kazanın meydana gelmesine sebebiyet vermiş olduğunu, C. Müteveffanın üstlendiği bütün işleri tamamladığı iddiasının da doğru olmadığını, doğru olmadığının da ekte sundukları tutanak ile sabit olduğunu, D. Şantiye şefinin kusurlu bulunduğu İstanbul ... Asliye Ceza Mahkemesinin... e. sayılı davasındaki karar kesinleşmediği gibi olay iş kazası olarak düşünülerek inceleme yapıldığını, Kararın taraflarınca istinaf edildiğini, kararın kaldırılma ihtimalinin çok yüksek olduğunu, davacıların, 08.02.2019 tarihli protokolde yazılan parayı alırken protokolün geçersizliğini iddia etmeyip işbu davada geçersiz olduğunu ve görmediklerini iddia etmelerinin de müvekkilinin iyi niyetli yaklaşımı karşısında yine haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacıların avukatı, dava dışı ...' nin de vekilliğini yaptığını, davacıların murisi ile müvekkili şirket arasındaki ilişkinin bir eser sözleşmesi olduğunu, davacıların dava dilekçesinde alıntıladıkları Yargıtay kararının da somut olayla bir ilgisi ya da uygulanabilirliğinin bulunmadığını, çünkü kararın, bir kollektif şirketin ortağının vefatından sonraki süreç ile ilgili olduğunu, oysa müteveffanın gerçek kişi tacir olduğunu, ama davacıların, dava dilekçesinde hem adi şahıs şirketinden söz ettiğini hem de adi şirketin sona erdiği iddiasında bulunarak kavram karmaşası yarattığını, davacıların, yetkili vekilleri ile imzaladıkları 08.02.2019 tarihli fesih, sulh ve ibra protokolün usul ve yasaya aykırı olduğunu, ölüm nedeniyle sözleşmenin sona erdiğini, sözleşmenin hak ediş ve teminat ile ilgili maddelerinin mirasçılara uygulanamayacağını iddia ettiklerini, oysa bu iddianın, ne sözleşme hukukumuzun ilkelerine ne de miras hukukunun külli halefiyet prensiplerine uygun olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olup Müteveffanın ediminin, şahsen ifası gereken edimlerden olmadığını, ölüm halinde sözleşme ilişkisinin kendiliğinden sona ermeyeceğini, nitekim uzman ekip sözleşmesinde, aksini düzenleyen bir hüküm de bulunmadığını, bir kimsenin ölümü ile şahsına bağlı olmayan tüm hakları ve borçları herhangi bir bildirime, tescile, teslime veya temlike gerek olmaksızın kendiliğinden mirasçılarına intikal edeceğini, İşbu sözleşmeden doğan haklar gibi müteveffanın borçlarının da ölümü ile beraber mirasçılarına intikal ettiğini, dolayısıyla, sözleşme hükümlerinin mirasçılar bakımından uygulanmayacağı ya da ölüm nedeniyle sözleşmenin sona erdiği veya murisi temsilen ...' nin müvekkilline bu protokolü yapamayacağına dair savunmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, üstelik kabul etmedikleri protokolün çoğu hükmü yerine getirildiği ve davacıların hiçbir itirazının olmadığını, davacıların şimdi bu şekilde bir itirazı ileri sürmelerinin kötü niyetli olduğunu, tam tersi, davacıların durumuna üzülerek, kesin hesap yapılmadığı halde davacılara 500.000-TL'den fazlasını ödeyen müvekkiline karşı, protokolün dahi geçersiz olduğunu ileri sürerek para talebinde bulunan davacılar aleyhinde asıl alacağın 2.20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının icra inkâr tazminatı talebinin de reddine karar verilmesini talep ettiklerini, yukarıda açıklandığı gibi kesin hesap sonunda belki de davalı şirketi alacaklı dahi olabileceğini, bu nedenle, kesin hesaplaması yapılmayan bir borçtan ve müvekkilin de kötü niyetinden söz edilmesinin imkansız olacağını, başka bir ifadeyle, borç likit olmayıp, borcun olup olmadığı, varsa da miktarının belli olmadığı, müvekkilinin, borcun varlığını ve miktarını kendi defterlerine bakarak da belirlemesinin söz konusu olmadığını, çünkü bu konuda açılmış davalar olduğundan borcun varlığı ve miktarı mahkeme kararları ile sabit olabileceğini.. Belirterek: yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle davacıların davasının ve %20 icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacıların asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile karşı taraf vekalet ücretinin davacılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Dosya kapsamındaki dava dilekçesi, ekleri ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir.
İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyası celp edilerek incelenmiştir.
İstanbul ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası celp edilerek incelenmiştir.
İstanbul Anadolu ... İş. Mahkemesi' nin ... ve ...esas sayılı dosyalarının akıbetinin sorularak, karar çıkıp çıkmadığı, kesinleşip kesinleşmediği hususlarının Mahkememize bilgi verilmesi istenilmiş olup, yazı cevabının mahkeme dosyamız arasında olduğu görülmüştür.
Kartal ... Noterliği'nin 16/01/2019 tarih ve 616 yevmiye sayılı belge suretinin Mahkememiz dosyasına gönderilmesi istenilmiş, yazı cevabının mahkeme dosyamız arasında olduğu görülmüştür.
İBB'ye müzekkere yazılarak, davalı şirketin üstlendiği Kabataş-Mecidiyeköy-Mahmutbey metro hattı projesi kapsamındaki Mecidiyeköy-Nurtepe-Veysel Karani-Giyimkent-Kazım Karabekir-Göztepe istasyonlarına ilişkin geçici ve kesin kabullerinin yapılıp yapılmadığı işlerin hangi aşamada olduğunun Mahkememize bilgi verilmesi istenilmiş, yazı cevaplarının mahkeme dosyamız arasında olduğu görülmüştür.
Mahkememizin 15/11/2022 tarihli celsesinin 2 numaralı ara kararı gereğince, tarafların iddia ve savunmaları, dosya içerisine sunmuş oldukları belgeler ve ticari defterlerin incelenip rapor aldırılması için dosyanın alanında uzman 1 İnşaat Mühendisi, 1 Makine Mühendisi, 1 Mali Müşavir ve Borçlar Alanında uzman nitelikli hesap uzmanına tevdii edilmesine karar verilmiş olup, bilirkişilerin 17/07/2023 tarihli heyet raporunda sonuç ve özet olarak,
"1 Mali yönden yapılan İnceleme Tespit ve Değerlendirmeler sonucunda ;
*Davalı Şirket vekili tarafından sunulan 2017, 2018 ve 2019 yılları ticari defter ve cari hesap dökümlerine göre Davacı Şirketle 3 ayrı hesap bazında çalışmış oldukları bunların;
... ve ...nolu,
... ve ... nolu,
... ve ...nolu hesaplar olduğu ve bu üç ayrı hesaptan dolayı Davalı Şirketin kendi ticari defter dökümlerine göre 2019 yılı sonu itibariyle borcu ve alacağı olmadığı,
*Davacı Şirketin Ticari defter İncelenmesi için Davacı vekiline Baro levhasından bulunan mail adresine 01.06.2023 tarihinde talep e-maili gönderilmiş, ancak, davacı vekili tarafından tarafımıza 12.07.2023 tarihine kadar bilgilendirme maili gönderilmediğinden davacı şirketin ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı,
*Netice olarak, Mali zaviyeden konunun öncelikli olarak teknik inceleme ve değerleme sonucunda netleşeceğinin kanaatine varıldığı,
2 Teknik yönde yapılan İnceleme Tespit ve Değerlendirmeler sonucunda;
Dava konusu işlerin, Kabataş-Mecidiyeköy-Mahmutbey Metro Hattı Mecidiyeköy Kabataş Kesimi ve Depo Sahasının İnşaat İşleri İle Kabataş-Mecidiyeköy- ...Hattı ve Depo Sahasının İnce İşleri ile Elektromekanik Sistemleri Temin, Montaj ve İşletmeye Alma İşleri Projesi" kapsamında “Mecidiyeköy- Nurtebe, Veysel Karani, Kazım Karabekir, Giyimkent, Göztepe İstasyonları Çelik İşleri" için “Uzman Ekip Sözleşmesi” kapsamında yapılan işler olduğu, “Uzman Ekip Sözleşmesi"nin taraflarından olan (şahıs) ...nin ölümüyle huzurdaki davanın davacılarına davaya konu Sözleşmenin miras kaldığı ve Sözleşmenin tarafı oldukları,
Yukarıda yazılı nedenlerle: davaya konu 24.05.2019 Tarihli, 14398 sıra nolu, 539.998,20TL * KDV 97.199,68 TL - 637.197,88 TL tutarlı Faturaya itibar edilmesi gerekeceği,
3 Genel inceleme ve değerlendirme neticesinde ise;
Teknik olarak yapılan incelemeler neticesinde, davaya konu 24.05.2019 Tarihli, 14398 sıra nolu, 539.998,20TL * KDV 97.199,68 TL - 637.197,88 TL tutarlı Faturaya itibar edilmesi gerektiğinden, Davacının takip tarihi olan 14.01.2020 tarihi itibariyle 209.528,24 TL alacaklı olacağı, Sayın Mahkmenizin Davacı tarafın alacaklı olduğuna karar vermesine binaen, takip tarihinden sonra ise 3095 Sayılı yasaya istinaden ödeme tarihine kadar değişen oranda faiz talep edebileceği.." yönünde görüş ve kanaat bildirdikleri görülmüştür.
Bilirkişilerin 23/08/2024 tarihli heyet ek raporunda sonuç ve kanaatine KÖK raporda varıldığını, itirazların kök raporda incelendiğini, hukuki yönden yapılan tüm itiraz ve değerlendirmelerin mahkeme takdirinde olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirdikleri görülmüştür.
Bilirkişi kök ve ek raporunun taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davacılar vekilinin rapora karşı beyan dilekçelerini, davalı vekilinin rapora karşı beyan ve itiraz dilekçelerini ibraz ettiği görülmüştür.
GEREKÇE
Dava konusu uyuşmazlık konusunun, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye hak ediş tutarının bulunup bulunmadığı varsa ne miktarda olduğu, itirazın iptali, icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşıldı.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.
İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.0
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;
Dava konusunun şirket sahibinin ölümü üzerine taraflar arsında akdedilen sözleşmenin sona erdiği iddiası ile bakiye alacakların ve hak edişlerden kesilen teminatların iadesine yönelik olduğu anlaşıldığı,
Dosya kapsamı değerlendirildiğinde davacı ve davalı taraflar arsında uzman ekip sözleşmesinin imzalandığı, davacı murisin 20/12/18 de iş kazası kaynaklı vefat ettiğinin öğrenildiği, yerine geçen mirasçılardan ...ye 3 pay, ... 3 pay ... ise 2 pay geçtiği tespit edilmiş olup, davacılar davalı tarafa sözleşmenin ölüm ile sona ermesi kaynaklı mevcut bakiye alacakların temini için ihtarname gönderdiği, bilirkişi kök ve ek raporu ile davalı ticari defterleri incelenmiş olup davalı ticari defterleri ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin var olduğu kanıtlanarak, 24/05/2019 tarihli faturadan kaynaklı bakiye alacağın ve hake dişlerden kesilen teminat miktarının toplamda 209.528,24 TL olduğu tespitine varılmış olup, mahkememizce dosya arasına alınan bilirkişi raporu ile hesaplamalarda çelişki ve yasaya aykırılık tespit edilmediğinden bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar vermek gerekmiş olup,
Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir, alacağın en başından beri likit olduğu kabul edilerek icra inkar tazminat talebinin kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya Numarası ...sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan ... ekte sunulan 1.360,00.-TL tarife bedeli üzerinden kesilen 10/06/2021 tarihli Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek, davanın kabulüne karar verildiği de dikkate alınarak davalı aleyhine ara buluculuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın KABULÜNE,
2-Davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 209.528,24.-TL üzerinden devamına,
2-Asıl alacak likit olup, asıl alacağın %20'si (41.905,64.-TL) oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-İcra takibine vaki itirazın bu şekilde iptali ile icranın devamına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan, Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 14.312,67.-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 2.530,58.-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 11.782,09.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 33.524,00.-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
6-Davacılar tarafından yapılan; 59,30.-TL Başvuru Harcı, 2.530,58.-TL Peşin/nisbi Harcı, 6.000,00.-TL Bilirkişi ücreti, 62,45.-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 8.652,33TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
7-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının dosya kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine,
8-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanacak 1.360,00.-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/12/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.