Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2026/108
2026/73
5 Şubat 2026
T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/460 Esas
KARAR NO :2025/998
DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:13/07/2023
KARAR TARİHİ:30/12/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 12.01.2022 tarihinde ''2022 yılı Satış Genel Şartları'' sözleşmesi ve 12.01.2022 tarihinde ''2022 yılı Satış Genel Şartlarının Eki: Ek-1 Gizlilik ve Kişisel Verilerin Korunması Taahhütnamesi ve Ek-2 Ticaret Kontrol Kurallarına Uyma Tahhütnamesi'' sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmelerde: ...satıcı iken, müvekkil ... alıcı olduğunu, karşı tarafın karşılamadığı siparişlerin bulunduğunu, ayrıca ürün gamının tamamlanmamasından kaynaklanan satılamaz vaziyette, atıl durumda bulunan ürünlerden kaynaklı zararın mevcut olduğunu, davalı tarafından, sözleşme süresi boyunca yazılı veya sözlü olarak sözleşmenin sonlandırılacağına dair herhangi bir bildirim veya uyarıda bulunulmadığını, taraflar arasında geçen bir telefon görüşmesinde, davalı taraf 2023 yılı için sözleşmeyi yenilemeyeceğini ifade ettiğini, davalı tarafın siparişlerden doğan yükümlülüğü sözleşme yenilenmese bile devam ettiğini, 104.801,00 Euro karşılanmamış siparişinin kaldığını, yine 27.991,00-EURO karşılığı olan 573.821-TL+ KDV stok, ürün gamının tamamlanmaması sebebi ile satılamaz vaziyette atıl durumda olup, sözleşmenin açık hükümleri gereği davalı taraf işbu zararı gidermekle yükümlü olduğunu, dava konusu alacak için temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz işletilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki 12.01.2022 tarihli sözleşmede uyarınca şimdilik; karşılanmamış siparişten kaynaklanan 100,00-TL (belirsiz alacak) ile ürün gamının tamamlanmamasından dolayı satılamaz vaziyetteki ürünlerden kaynaklanan 100,00-TL (belirsiz alacak) ve sözleşmenin yenilenmemesinden doğan tüm zararların 100,00-TL'nin (belirsiz alacak) fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 300,00-TL (Belirsiz Alacak) bedelli alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tazmini ve yargılama giderlerinin, ücret-i vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının bizzat dava dilekçesinde açıkça belirtildiği üzere davacı, esasen daha işbu davayı açtığı tarihte talep miktarını belirleyebilecek durumda olduğunu, yüksek mahkeme içtihatları ve sair yasal mevzuat nazarında belirsiz alacak davası şartlarını taşımadığı halde belirsiz alacak davası olarak açılan işbu davanın öncelikle usulde reddi gerektiğini, dava dilekçesi, HMK. m.119 ve m.194 uyarınca getirilen şartları taşımadığını, davacının hangi siparişlerinin, ne oranda ve nasıl karşılanmadığı açıklıkla izah edil(e)mediğini, bu taleplerin kaynağı açıkça belirsiz durumda olduğunu, davacı ile müvekkili şirket arasında akdedilen sözleşme 1 yıllık süreye tabi olup müvekkilin sürenin sonunda sözleşmenin yenileneceğine dair herhangi bir taahhüdü ve yükümlülüğü bulunmadığını, davacının karşılanmayan siparişi olduğu ve ürün gamının karşılanmaması nedeniyle ürünlerin satılamaz olup zararının olduğu iddiaları müvekkilinin ürettiği ve davacının satın aldığı ürünlerin “bağımsız ürün” nitelikleri gereği açıkça gerçek dışı olduğunu, ispatlanamayan davanın usulden reddini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, taraflar arasında akdedilmiş ve sona ermiş olan sözleşmeden kaynaklı olarak meydana gelen zararların tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda davalı şirket tarafından üretilmiş olan otomotiv, ağır vasıta ve endüstriyel uygulamalara ilişkin orijinal motor ekipmanlarının davacıya satımı konusunda satış sözleşmesinin akdedilmiş olduğu, işbu sözleşmeden kaynaklı olarak davacı tarafından davalıya açılan eldeki davanın talep sonuç kısmında "Taraflar arasındaki 12.01.2022 tarihli sözleşmede uyarınca şimdilik; karşılanmamış siparişten kaynaklanan 100,00-TL (belirsiz alacak) ile ürün gamının tamamlanmamasından dolayı satılamaz vaziyetteki ürünlerden kaynaklanan 100,00-TL (belirsiz alacak) ve sözleşmenin yenilenmemesinden doğan tüm zararların 100,00-TL'nin (belirsiz alacak) fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 300,00-TL (Belirsiz Alacak) bedelli alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tazmin edilmesi " talebinde bulunmuş ise de dava dilekçesi içeriğinde "Taraflar arasındaki ticari ilişkiyi özetlemek gerekirse, 2022 yılında toplamda 74.300,00-EURO karşılığı olan 1.222.781,00-TL + KDV alım yapılmıştır. 2022 yılı sonu itibari ile 104.801,00-EURO karşılığı olan 2.096.030,66-TL + KDV karşılanmamış siparişimiz kalmıştır. 27.01.2023 itibari ile 27.991,00-EURO karşılığı olan 573.821-TL+KDV stok, ürün gamının tamamlanmaması sebebi ile satılamaz vaziyette atıl durumdadır. Davalı tarafça hiçbir düzeltici aksiyona fırsat verilmeden ve bilgilendirme yapılmadan satışın durdurulması, müşteri portföyümüzün alışveriş tercihlerini etkileyerek müşteri trafiğini azalttığından, 2023 yılı içinde diğer ürünlerimizin aylık satış kaybının 1.5 Milyon TL + KDV aşması muhtemeldir." şeklindeki beyanlarından da görüleceği üzere taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı olarak davacı tarafından davalıya verilen sipariş sebebiyle teslim edilmeyen ürünlerin bedelinin ne kadar olduğu, ürünlerin eksik olmasından (ürün gamının tamamlanmamasından) kaynaklı olarak eksik olan bedelin ne kadar olduğu, aynı şekilde sözleşmenin yenilenmemesi sebebiyle davacının uğradığını iddia ettiği zararın ne kadar olduğunun basiretli tacir olan davacı tarafça bilinebilecek mahiyette olması sebebiyle mahkememizin 03.10.2023 tarihli 1 nolu celsesinde davacı vekiline; her bir alacak kalemi bakımından davasını belirli hale getirmek ve varsa eksik harcı ikmal etmek üzere işbu duruşma tarihinden itibaren 2 haftalık kesin süre verilmesine, süresi içerisinde eksikliğin giderilmemesi halinde davaya dava dilekçesinde talep olunan miktarlar üzerinden kısmi dava olarak devam olunacağı ihtar edilmiş olup davacı vekili tarafından talep sonucu belirli hale getirilerek eksik harcın ikmal edilmemiş olduğu görülmekle dava dilekçesinde belirtilmiş olan dava değeri üzerinden davaya kısmi dava olarak devam edilmesine karar verilerek bu doğrultuda ön inceleme yapılmıştır.
Yargılama esnasında mahkememizin 1 nolu 03.10.2023 tarihli celsesinin 1 nolu "1-Mahkememizce yapılan kontrolde davacı vekilinin dava dilekçesinde "Taraflar arasındaki 12.01.2022 tarihli sözleşmede uyarınca şimdilik; karşılanmamış siparişten kaynaklanan 100,00-TL (belirsiz alacak) ile ürün gamının tamamlanmamasından dolayı satılamaz vaziyetteki ürünlerden kaynaklanan 100,00-TL (belirsiz alacak) ve sözleşmenin yenilenmemesinden doğan tüm zararların 100,00-TL'nin (belirsiz alacak) fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 300,00-TL (Belirsiz Alacak) bedelli alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tazmin edilmesi " talebinde bulunmuş ise de dava dilekçesi içeriğinde açıkça zarara uğradığı miktarı belirtmiş olması sebebiyle DAVACI VEKİLİNE;
- her bir alacak kalemi bakımından davasını belirli hale getirmek ve varsa eksik harcı ikmal etmek üzere işbu duruşma tarihinden itibaren 2 haftalık kesin süre verilmesine, süresi içerisinde eksikliğin giderilmemesi halinde davaya dava dilekçesinde talep olunan miktarlar üzerinden kısmi dava olarak devam olunacağının ihtarına, (ihtar edildi)
-Davacının dalıdan sipariş etmiş olduğu davalı tarafça karşılanmadığı iddia edilen edilen ürünlerin cinsinin ne olduğu, davacının ne kadarlık ürün siparişi vermiş olduğu (içerik, adet, cins, bedel); tamamlanmayan ürün gamının nelerden oluştuğu, kaç adet bu şekilde ürün bulunduğuna ilişkin beyanda bulunmak üzere 2 haftalık süre verilmesine," şeklindeki ilamı uyarınca verilen kesin süre içerisinde davacı vekili tarafından beyanda bulunulmamış olduğu görülmüş, söz konusu ihtarat uyarınca davaya kısmi dava olarak devam olunmuş ise de yargılama yapılabilmesi için 09.01.2024 tarihli celsenin 3 nolu "3-DAVACI VEKİLİNE; dava konusu talepleri bakımından yargılama yapılabilmesi amacıyla her ne kadar mahkememizin 03.10.2023 tarihli celsesinde beyanda bulunmak için süre verilmiş ise de beyanda bulunulmadığı görülmekle yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmemesi amacıyla;
-Davacı şirketin 12.01.2022 tarihli sözleşme uyarınca davalıdan sipariş etmiş olduğu davalı tarafça karşılanmadığı iddia edilen - işbu davaya konu edilen ürünlerin cinsinin ne olduğu, davacının ne kadarlık ürün siparişi vermiş olduğu (içerik, adet, cins, bedel); tamamlanmayan ürün gamının nelerden oluştuğu, kaç adet bu şekilde ürün bulunduğu, tamamlanmaması sebebi ile hangi gerekçe ile satılamadığı, tamamlanmayan ürünlerin cinsinin ne olduğu, sözleşmenin yenilenmemesinden kaynaklı olarak ne şekilde zarara uğranıldığına ilişkin beyanda bulunmak, dava konusu taleplerini yargılama yapılabilir şekilde somutlaştırmak üzere işbu duruşma tarihinden 2 haftalık kesin süre verilmesine, süresi içerisinde eksikliğin giderilmemesi, yargılama yapılmaya elverişli beyanda bulunulmaması halinde dosya kapsamı itibari ile yargılama yapılarak karar verileceğinin, bu kapsamda yeniden beyanda bulunmak üzere süre verilmeyeceğinin ihtarına (davacı vekiline ihtar edildi)," şeklindeki ilamı ile yeniden süre verildiği, verilen kesin sürenin son gününde davacı vekili tarafından detaylı beyanda bulunulmaksızın yalnızca taraflar arasındaki 194 adet faturanın birer suretinin mahkememize ibraz edilmiş olduğu ve bu faturalar kapsamında inceleme yapılması talep edilmiş olduğu, ayrıca exel belgesinin ibraz edilmiş olduğu davalı tarafça davacının süresinden sonra sunmuş olduğu faturaları ve beyan dilekçesini kabul etmediği, davacının davasını somutlaştırmamış olması sebebiyle davasını ispatlayamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiş olduğu görülmekle davacının ticari defter ve belgelerinin mahkememiz yargı çevresinde olmadığı anlaşılmakla talimat yolu ile bilirkişi heyetinden rapor alınmış akabinde davalının yargı çevremiz içerisinde olan ticari defter ve belgeleri kapsamında inceleme yapılarak karşılaştırmalı rapor tanzim edilmesi istenilmiştir.
Talimat Mahkemesi aracılığı ile davacının defterleri üzerinde inceleme yapılarak hazırlanan raporda özetle;
23.01.2024 tarihli delil dilekçesi ekinde verilen davalı ... OTOM. A.Ş. tarafından; 16.06.2021 tarihi (dahil)'ne kadar ... ... OTOMOTİV A.Ş. adına, 18.06.2021 tarihinden 13.12.2022 tarihine kadar ...A.Ş. adına satış faturalarının düzenlendiği dikkate alındığında davacı ve davalı arasında tİcari bir ilişki bulunduğu;
Davalı tarafca davaya konu siparişlerin teslim edilmediği beyan edilmiş olup; davacının teslim edilmediğini iddia ettiği söz konusu kısım davacı vekilinin dilekçelerinde belirtilen tablolar ile örtüşmektedir.
Sipariş edilen ürünler ile ilgili davacı tarafından davalı tarafa her hangi bir ödeme yapılmadığı, kısmi ödemenin yapılmadığı,
Davacının dava konusu etmiş olduğu 12.01.2022 tarihli sözleşme uyarınca karşılanmamış siparişten kaynaklı alacağının bulunmadığı,
Ürün gamının tamamlanmamasından dolayı satılamaz vaziyetteki ürünlerden kaynaklı zarar kalemi bakımından defterlerde her hangi bir kaydın yapılmadığı, davacının sözleşmenin yenilenmemesinden kaynaklı defter ve muhasebe kayıtlarında her hangi bir zarar & zarar karşılığına ilişkin muhasebe kaydına rastlanılmamış olup, davacının 31.12.2022 tarihi itibariyle davalıdan almış olduğu ürünler ile ilgili olarak stok tutarının 375.684,09 TL. olduğu ibraz edilmiş olup Söz konusu stok ürünlerin 2023 yılındaki satışlarının toplam 3.522.130,21 TL. olduğu tarafımıza ibraz edilen satış faturalarından tespit edilmiş olup,
26.12.2023 tarihi itibariyle davacı ...ANONİM ŞİRKETİ'nin stoğunda, davalı ....A.Ş. 'den alınmış ürünlerin bulunmadığı,
Verilen siparişlerin yeni ürün alımına ilişkin sipariş olduğu değerlendirilmiş olup, 2023 yılı satış toplamının KDV dahil 3.522.130,21 TL. olduğu,
Davacı tarafından Davalı tarafa 10.12.2022 ila 17.01.2023 tarihleri arasında 5 adet e-posta gönderildiği, Gönderilen e-postalardan 10.12.2022 ila 13.01.20233 tarihleri arasında gönderilen 4 tanesinde malzeme siparişi olduğu, talep edilen malzemelerin toplam 175 kalemde 3.405 adet olduğu, 17.01.2023 tarihinde gönderilen e-postada ise son 2 yılda sözleşme yapıldığı ve 2023 yılında da iş hacminin artarak sözleşme yinelemenin talep edilmesinden ibaret olduğu,
Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.
Alınan işbu talimat raporu akabinde davalının ticari defter ve belgeleri incelenmek suretiyle karşılaştırmalı olarak yargı çevremiz içerisinde bilirkişi heyetinden alınan raporda özetle;
Davalının incelenen 2022-2023-2024 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarının incelendiği, yasal süre içerisinde envanter defterinin noter huzurunda tasdik ettirildiği, yevmiye ve kebir defterinin yasal süre içerisinde Gelirler İdaresi Bilgi Sistemine yüklendiği, defterlerin muhasebe ve teknik usullerine uygun tutulduğu, birbirini doğruladığı, denetim ve tespit yapmaya uygun olduğu, defterlerin kesin delil niteliği taşıma hususu tamamen “Sayın Mahkemenin Takdirindedir.”
Sayın Mahkemenin 4 n.olu 28.01.2025 Celse tarihli kararında mali yönden değerlendirilmesi gereken tüm hususlar raporun inceleme ve tespitler kısmında değerlendirilmiş olup 12.01.2022 tarihli sözleşmeden kaynaklı davacının sipariş alacağının olmadığının tespit edildiği, ürün gamının tamamlanmamasından kaynaklı zararının olmadığının tespit edildiği,davacının iddiasına dayalı siparişlere ilişkin ön avans veya kısmi ödemenin davalı defterlerinde tespit edilemediği,
12.01.2022 tarihinde akdedilen belirli süreli sözleşmenin 12.01.2023 tarihinde kendiliğinden sona erdiği,
Davalı tarafın mal sağlama yükümlülüğünün bulunmadığı,
Davalı taraf, sözleşmenin 2023 yılında da yenileneceğine ilişkin olarak davacı tarafta haklı bir güvenin oluşmasına neden olmuşsa haklı güvenin boşa çıkarılmasından doğan zararın giderilmesi gerektiği ancak haklı güvenin oluştuğunu yaklaşık ispat yükünün davacıda olduğu,
Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.
Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/9-1781 Esas, 2021/610 Karar Sayılı, 25.05.2021 Tarihli "... 17. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince kural olarak herkes iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, kendisine ispat yükü düşmeyen diğer tarafın onun iddiasının aksini ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş sayılır.
18. Taraflarca getirilme (hazırlama) ilkesinin uygulandığı davalarda deliller kural olarak taraflarca gösterilir; hâkim delillere kendiliğinden başvuramaz. Buna karşılık kendiliğinden (re'sen) araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda, hâkim davanın ispatı için gereken bütün delillere kendiliğinden başvurur; taraflar da duruşma bitinceye kadar delil gösterebilirler. Dava ile ilgili olguların hazırlanmasında, tarafların yanında hâkimin de görevli olmasına kendiliğinden araştırma ilkesi denir. Bu ilke kamu düzenini ilgilendiren çekişmeli davalarda ve çekişmesiz yargı işlerinde önem gösterir.
19.Dava malzemesinin taraflarca getirilmesi ilkesi, dava malzemelerinin mahkemeye kimin tarafından getirileceğiyle ilgili bir ilkedir. Buna göre, hâkim kendiliğinden taraflarca ileri sürülmemiş vakıaları araştıramaz, hükmüne esas alamaz. Mahkeme sadece tarafların getirdiği vakıalara göre talep sonucunu inceleyip karar verir.
20. Taraflarca getirilme ilkesi HMK’nın 25. maddesinde şu şekilde ifade edilmiştir:
“ (1) Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz.
(2) Kanunda belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz.”
21. Bu ilkenin bir sonucu olarak mahkeme, sadece taraflarca ileri sürülen vakıaları inceleyebilir. Buna kural olarak deliller de dâhildir (HMK m. 25/2). Hâkim, olayın aydınlatılması için taraflardan delil ikamesini isteyebilir ancak tarafa belli bir delili hatırlatamaz.
... 27. Uyuşmazlığın çözümü için somutlaştırma yükünden bahsetmekte yarar bulunmaktadır.
28. HMK’nın konuya ilişkin ve “Somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi” başlıklı 194. maddesi uyarınca;
“(1) Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar.
(2) Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur”.
29.Anılan maddenin gerekçesinde, maddenin amacının, bir yandan ispatın genel hükümleri çerçevesinde temel bir kavrama yer vermek iken, diğer yandan da uygulamada genel geçer ifadelerle somut vakıalara dayanmadan davaların açılıp yürütülmesinin önüne geçmek olduğu belirtilmiştir. Gerekçenin devamında “…Bir davada, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Genel geçer ifadelerle, somut bir şekilde ortaya koymadan iddia veya savunma amacıyla vakıaların ileri sürülmesi durumunda, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi mümkün olmayacağı gibi, vakıaların anlaşılması için ayrıca bir araştırma yapılması ve zaman kaybedilmesi söz konusu olacaktır. Taraflar, haklarını dayandırdıkları hukuk kuralının aradığı koşul vakıalara uygun, somut vakıaları açıkça ortaya koymalıdırlar. Bu vakıaların somut olarak ileri sürülmesi, ilgili taraf için bir yüktür; bu yükü yerine getirmeyen sonuçlarına katlanacaktır…” şeklindeki ifadelere yer verilerek somutlaştırma yükünün anlam ve önemi vurgulanmıştır.
30.Diğer taraftan, HMK’nın “Dava dilekçesinin içeriği” başlıklı 119/1-e bendi uyarınca, davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerinin dava dilekçesinde yer alması zorunludur. Bununla birlikte, vakıaların açık ve somut olarak gösterilmesi yeterli görülmemiş; aynı maddenin “f” bendinde yer alan hükmünde ayrıca, açık ve somut olarak gösterilmesi gereken her bir vakıanın hangi delille ispat edileceğinin de belirtilmiştir. Keza, bu durum, yukarıda açıklanan 194. maddenin ikinci fıkrasındaki tereddüt uyandırmayacak derecede açık hükmün bir gereğidir.
31.Davacının dilekçesinde talebine dayanak yaptığı bazı iddialar (vakıalar) olmakla birlikte, bunlar somut ve açık değilse, somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesinden söz edilmelidir. Somutlaştırma yükü yerine getirilmeden karşı tarafın sağlıklı bir savunma yapması ve sağlıklı bir hüküm verilmesi mümkün değildir. Çünkü karşı tarafın hukukî dinlenilme hakkının gereği olarak açıklama ve ispat hakkını kullanabilmesi için öncelikle kendisine yöneltilen iddialar hakkında tam olarak bilgilenmesi zorunludur (HMK m. 27). Keza, hükümde yer alması gereken unsurların belirtildiği HMK’nın 297. maddesi gereğince, tarafların iddia ve savunmalarının, uyuşmazlık noktalarının, hükmün dayandığı ve sabit görülen vakıaların gerekçeli kararda tam olarak gösterilmesi gerekmektedir (HMK m. 297/1-c). Somut vakıalar ortaya konulmadan, hâkimin sağlıklı bir yargılama gerçekleştirmesi ve karar vermesi de mümkün değildir.
32.Öte yandan, davanın dayanağı olan vakıaların soyut olarak gösterilmesi yetmez, bu vakıaların ispata elverişli şekilde zaman, mekan ve içerik olarak somutlaştırılması zorunludur. Somutlaştırmak, bir iddiayı, zaman, mekân, kişi, oluş şekli gibi unsurlarıyla algılamaya, anlamaya, tartışmaya ve ispata elverişli şekilde ortaya koymaktır. Vakıaların somutlaştırılmasından sonra karşı tarafça cevap verilebilir, mahkemece bir vakıa tam olarak algılanabilir, ispat faaliyeti yürütülebilir ve bu suretle vakıa hakkında karar verilebilir.
33.Soyut ve genel ifadelerle iddiada bulunmak, talepte bulunanın dahi bilmediği, somut olarak ileri sürmediği belirsiz bir olguya ilişkin karşı tarafın cevap vermesi ve bu belirsiz olgudan mahkemenin sonuç çıkarmasını beklemek anlamına gelir ki, bu durum hukuk kuralları bir yana mantık kurallarıyla da bağdaşan bir durum değildir. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, dava malzemesini getirmek tarafların, hukuku uygulamak mahkemenin işidir. Taraflar dava malzemesini eksik değil, tam olarak getirmek durumundadırlar. Unutmamak gerekir ki, alacağın miktarının tam olarak tespit edilemediği belirsiz alacak davasında dahi hukukî ilişkinin belirtilmesi zorunludur (HMK m. 107). Zira kişi, belirsiz ve bilinmeyen bir hukukî ilişki ve vakıadan hareketle bir talepte bulunamaz.
34.Somutlaştırma yükümlülüğüne riayet edilmemesi durumunda özellikle hâkimin davayı aydınlatma ödevi (HMK m. 31) ile ön inceleme hükümleri (HMK m. 320, 137, 140) dikkate alınmalıdır. Yukarıda da değinildiği üzere "maddi ve hukukî açıdan belirsiz yahut çelişkili" hususlarda hâkim davayı aydınlatmak ile yükümlüdür. Somut olmayan vakıalarda, maddi ve hukukî belirsizlik mevcut olduğundan bu belirsizliğin giderilmesi gerekir. Özellikle HMK’nın 137, 140 ve 320. maddelerinde yer alan hükümler gereğince, bu belirsizliğin hâkim tarafından giderilmesi gerekir. Çünkü ön incelemede tarafların iddia ve savunmalarının tespit edilmesi, anlaştıkları ve anlaşamadıkları noktaların tek tek belirlenmesi gerekli ve zorunlu olup, bu aynı zamanda hâkimin ödevidir. Bu çerçevede hâkimin ön incelemede mutlaka somutlaştırmayı sağlaması gerekir. Bu sebeple, sadece tarafların dilekçelerini tekrar ettikleri yönündeki beyanların tutanağa geçirilmesi veya soyut ifadelerle tespit yapılması yeterli değildir. Bu, mahkemenin yargılamayı yürütmesi bakımından sağlıklı olmayacağı ve Kanuna aykırı olacağı gibi, Yargıtay denetimine elverişli bir durum da oluşturmayacaktır.
35.Eğer somutlaştırma yükü, hâkimin davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevine rağmen, davacı tarafından yerine getirilmemişse, o zaman bu yüke bağlanan yaptırım ortaya çıkacaktır. Somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmemenin yaptırımı, iddiayı veya davayı ispatlayamamaktır. Bu ise, aslında vakıanın ispata elverişli kabul edilememesi ve bunun sonucu olarak da belirsizlik rizikosuna katlanma şeklinde gerçekleşecektir. Böyle bir durumda, somutlaştırma yükü ve dolayısıyla ispat yükü yerine getirilmediğinden ispat edilemeyen davanın reddi sonucu doğacaktır ki, bu hâlde dava esastan reddedildiğinden işin esası bakımından kesin hüküm ortaya çıkacaktır." şeklindeki ilamı da göz önünde bulundurulduğunda yargılama esnasında davaya konu birden fazla alacak kalemi olması ve davacının genel soyut beyanlar ile talepte bulunması sebebiyle davacı vekiline birden fazla kez verilen süreye rağmen davasının somutlaştırılmadığı, sunulan beyan dilekçesi ve ekindeki evrakların mahkememizin ara kararının gereklerini yerine getirir mahiyette olmadığı ancak tarafların hak kaybına uğramaması adına sunulan belgeler üzerinden bilirkişi marifetiyle yapılan inceleme akabinde hazırlanan raporlar da davacının davalıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı kanaatine varılmış olup, işbu davanın taraflarca getirilme ilkesi kapsamında olduğu, re'sen araştırılarak bir durum olmadığı görülmekle davasının reddine karar verilmiş olup nitelik itibari ile kısmi olarak kabul edilen işbu davada dava değeri göz önünde bulundurularak davacının toplam zararına ilişkin sunmuş olduğu beyan dilekçeleri kapsamında HMK'nın 341. Maddesinin 3. Fıkrasının "(3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca istinaf yasa yolu açık olmak kaydıyla aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davacının davasının REDDİNE
2-Alınması gerekli olan 615,40-TL karar ilam harcından başlangıçta dava açılırken peşin olarak alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 345,55-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına,
4-Davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 300,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.120,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına.
6-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/12/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.