mahkeme 2025/556 E. 2025/511 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/556
2025/511
19 Ağustos 2025
T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/113 Esas
KARAR NO : 2025/500
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/08/2015
KARAR TARİHİ : 17/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili arasında nakliye hizmetine ilişkin hizmet sözleşmesinin olduğunu, bu sözleşmeye istinaden faturalar bulunduğunu, davalının faturalara ilişkin kısmi ödemeler yaptığını, kısmi ödemeler harici müvekkilinin davalıdan 44.126,44 TL alacağının bulunduğunu, davalıya ... 7. Noterliğinin ... tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiği, ancak davalının borca itiraz ettiğini, bu yüzden... 23. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibinin başlandığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini, takibin bu yüzden durduğunu belirterek davanın kabulünü, icra takibine yapılan itirazın iptalini, takibin devamını, davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacı firmanın taşıma, dağıtma, boşaltma ve istiflenmesi gibi hususları gerçekleştireceğini, ancak davacının mağduriyete sebep olacak şekilde taşıma işini olması gerekenden geç zamanlarda gerçekleştirdiğini, rotalara aykırı olarak hareket ettiğini, belirlenen kilometrelerden daha fazla kilometre hesabı yaptıklarını, davacı şirketin yansıttığı fazlaya ilişkin alacakları için icra takibine geçtiğini, davacının hakettiği ödemelerin zaten yapıldığını, davanın yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, ispat yükünün davacıda olduğunu, davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davanın haksız ve könütiyetli olarak açıldığını belirterek davanın reddini, davacının %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
... 5.Sulh Hukuk Mahkemesincee verilen 27/02/2020 tarih ve... Esas ... sayılı kararı İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesi'nin 01/02/2021 tarih ve ...Esas ... Karar sayılı ilamıyla Mahkememizin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE karar verilmiş olup mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olundu.
Mahkememiz dosyasının 07/07/2021 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın bilirkişiye verilmesine karar verilmiş olup, 05/01/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle;” Dosyadaki tüm veriler ışığında;
1- Davacı/tedarikçi firma ile davalı/müşteri firma arasında ticari ve mesleki faaliyetleriçerçevesinde Nakliye Hizmetine ilişkin “Araç Kiralama (Aylık Kiralık)” hizmetine yönelik sözleşmesi olduğu,
2- Karşılıklı edimleri içeren sözleşme akdinde, DAVACI firma hizmet sağlayıcı olarak davalının malzemelerini müşteri adreslerine belirlenen güzergahlar kapsamında nakliye işlerini üstlendiği bir sözleşmedir.
3.Sözleşmenin 01.03.2014-01.03.2015 dönemine ait sözleşme gereği davacı şirket tarafından davalı şirket veya müşterilerine ait yüklerin belirli araçlarla ve belirlenen rotalarda taşınması karşılığında araç bedeli, aylık tüketilen mazot ve otoyol/köprü bedelinin ödeneceği hususlarını içermektedir.,
4.Davacı firmaya ait araçların Ulaştırma Bakanlığından TAŞIT KARTI (K-I) yetki taşımacılık belgelerinin olduğu,
5.GPS uyduları sayesinde araçlar bilgisayar veya mobil iletişim cihazları ile takip edilebilmektedir. Araç takip sistemleri ile araçların hızları, izlemiş oldukları güzergah, duraklama yaptıkları yerler ve süreler sayısal haritalar üzerinde izlenebilir. Araçların o anki konumu, aracın hareket halinde olup olmadığı, aracın hareket halindeyken kaç Km hızla gittiği, harcamış olduğu yakıt miktarını ve aracın yapmış olduğu yolu (kilometreyi) gibi araçların günlük kullanımı hakkında detaylı raporlar alınabilir.
6- Davacı yani tedarikçi firma tarafından, davalı firmanın müşterilerine yapılan taşımacılık/nakliye hizmeti karşılığında fatura düzenlendiği,
7- 2014 Mart/Nisan aylarında davacı firmaya ait araçlar ile müşterilerine ürün bırakmak üzere güzergahlarda yapılan yaptıkları toplam Km'ler yer almaktadır.
8- Davaya konu davacı tarafından davalı firmaya düzenlenmiş farklı tarihlerdeki “Faturaların” davacıya verilen hizmetler ile uyumlu olduğu” değerlendirilmiştir.
Taktiri Mahkemenize ait olmak üzere saygı ile arz olunur." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
Mahkememiz dosyasının 15/04/2022 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca ek rapor alınmak üzere dosyanın bilirkişiye verilmesine karar verilmiş olup, 01/07/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;” 2.Taraflar arasımda 26.02.2014 tarihinde 18 Maddelik ile ARAÇ KİRALAMA SÖZLEŞMESİ imzalanmıştır. Sözleşmede ..., ..., ... ve ... plakalı araçlar ile N-1 yetki belgesinde kayıtlı diğer araçlar ile ...depolarından, müşterilerinden ve ...'nın belirleyeceği tesislerden ürünlerin alınıp ...'in tanımlayacağı bölgeler içinde tedarikçi tarafından taşıma, dağıtım, boşaltma ve istiflenme işlemleri kararlaştırıldığı görülmektedir. Her plaka için ayrı ücret görülmekle birlikte otoban ve köprü geçiş masrafları fişlerinin beyan edilmesi halinde ayrıca ödenir maddesi plakaların altında yazıldığı görülmektedir.( N-1 yetki belgesi içinde; farklı plaka, cins, model ve taşıma kapasitelerinin yazılı olduğu görülmektedir).4. Davacı firmaya ait ... plakalı araç ile davalı firmaya ait olan malzemeler (çamaşır makinesi, mikser, ütü, davlumbaz vbmalzeme/miktarları) ... deposundan alıp belirtilen adreslere taşıma işlemleri yapılarak 16.06.2014—17.06.2014 tarihlerinde teslimat yapıldığı belirlenmiş olmakla rotalarda aracın yaptığı.... KMve diğer giderlere yönelik fatura düzenlendiği raporun 2. Bölümünde belirtilmiştir.
5.Teslimat adresleri şehir içi ev adresleri ve bayiler olmakla bir kısmı ise şehir dışında olduğu görülmektedir. Davacı firma şoförlerinin kendi belirleyeceği bir adres olmayıp davalı firma tarafından verilen adreslere ürünleri taşıma işini yaptığı görülmüştür. Ancak en kısa yolu kullanıp kullanmadıkları GPS sistemi Öncesi tespiti mümkün görülmemektedir.
6.Dosya içindeki belgelerde; araçların kalkış/varış noktaları, araçların çıkış kilometresi/varış kilometresi ve toplam Km ile birlikte otoban köprü çıkışlarına kadar rotalarının yazılı olduğu görülmektedir.
7. Davacı araç sürücülerinin güzergahları GPS sisteminde olmasıyla güzergahlarının kabul edilebilir/makul sınırlar içerisinde hareket ettiği düşünülmektedir.
8. GPS takılmadan önceki davacı firma şoförlerinin en kısa yol güzergahı ve rotalarını kullanıp kullanmadıkları, araç göstergelerini kırmak suretiyle güzergah dışında gidip gidilmediği yönünde tespit yapılması mümkün görülmemektedir.
9. Ayrıca yakıt maliyetlerinin tarafımca hesaplama yetkisi bulunmamaktadır.
10. Davacı firmanın sözleşme kapsamında davalı firmanın ürünlerini GPS sisteminde görülen adreslere götürdüğü akabinde kabul edilebilir makul sınırlar içerisinde fatura düzenlendiği değerlendirilmiştir.
11. Objektif kriterlere göre araçlardaki GPS takip sistemi ile araçların hızları, güzergahları, kontak kapatma zaman dilimi, rotası, hareket halindeki durumu ve aracın yapmış oldukları km vb verilerin kayıtlı olması nedeniyle teslimat adreslerine yönelik güzergahların uyumlu olduğu değerlendirilmiştir.” Şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulmuştur.
Mahkememiz dosyasının 31/05/2023 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın bilirkişiye verilmesine karar verilmiş olup, 12/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;” Tüm dava dosya taraf ticari defterleri ile dava dosyasına sunulan tüm deliller üzerinde, yapılan inceleme, denetim, tahlil ve hesaplamalar neticesinde;
Davacı şirketin 2014 takvim yılına ait kanuni defterlerinin; HMK'nun 222/2 maddesi hükümlerine göre delil teşkil ettiği,
Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; ödeme emri tarihinde davacının davalıdan 44.126,43.-TL alacağının olduğu,
Davalı şirketin, 2014 Hesap döneminde Vergi Dairesine Vermiş olduğu BA formuna göre; davacı şirketten 7 belge karşılığı KDV hariç 210.920,00.-TL mal/hizmet aldığını bildirdiği, böylelikle davacı şirket tarafından düzenlenen tüm faturaları muhasebe hesap ve kayıtlarına aldığı,
Davalı tarafından düzenlenen 24.12.2014 tarih 8007 nolu 34.496,13TL ve 24.12.2014 tarih 8006 nolu 7.397,62TL'lik iade faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı,
Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerle davaya konu araçların hak ediş faturaları hakkında kanaat bildirmenin mümkün olmadığı,
Taraflardan dava dosyasına yukarıda detaylıca açıklanan çizelgenin ve ilgili adreslerin sunulması durumunda tarafımızca davaya konu araçların çalıştıkları döneme ait yaptıkları mesafenin doğru olarak hesaplanıp hesaplanamadığı konusunda kanaat bildirilebileceği,…” şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
Mahkememiz dosyasının 22/11/2023 tarihli celsesinin 2 numaralı ara kararı uyarınca ek rapor alınmak üzere dosyanın bilirkişiye verilmesine karar verilmiş olup, 20/03/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;” 1- Ana firma ... A.Ş. ile tedarikçi ...Ltd. Şti. firmaları arasında 26.02.2014 tarihinde imzalanan “Araç Kiralama Sözleşmesi” ne istinaden çalışan araçların gün içinde yaptıkları mesafeler (km) konusunda tarafların mutabık olmadıkları,
2- Taraflar arasında yapılan kiralık araç sözleşmesinde araçların aylık hak edişlerinin sabit kira + yakıt olarak düzenlenmesi nedeniyle araçların yaptıkları mesafede mutabık kalamadıkları araç hak edişlerinde hesaplanacak yakıt giderinde de mutabık kalamadıkları,
3- Davalı ana firmanın davacı taşeron firmadan kiralanan araçların gün içi yaptıklarını iddiaettikleri mesafeleri abartılı buldukları, bu nedenle kiralık araçlara “Araç takip Sistemleri” taktıkları,
4- Araç takip sisteminden gelen (GPS) mesafe (km) bilgileri ile davacı taşeron firma tarafından bildirilen mesafeleri kıyaslayarak arada oluşan hak ediş farkını davacı taşeron firmaya ödemedikleri,
5- Dava dosyasına sunulan Nisan 2014 dönemi için araç takip sisteminden gelen (GPS) mesafe (km) bilgileri ile davacı taşeron firma tarafından bildirilen mesafeler kıyaslanarak aradaki farkın 12.519 km olduğu, davalı ana firma tarafından oluşturulan hak ediş çizelgesinde bu mesafe için hesaplanan hak ediş farkının 9.876,08 TL + KDV olduğu, bu tutar üzerinden genelleme yapıldığında taraflar arasında mutabakat sağlanamayan tüm dönem için taraflar arasındaki 44.126,44 TL lik farkın tutarlı bir fark olduğu kanaatine varıldığı,
6- Kiralık araçların hak ediş hesaplarında araç takip sisteminden alınan mesafenin doğru kabul edilmesi halinde davacı taşeron firma tarafından davalı ana firmaya düzenlenen hak ediş faturalarının (iki adet ve toplam 44.126,44 TL) geçersiz olacağı,
Kiralık araçların hak ediş hesaplarında davacı taşeron firmanın bildirdiği mesafenin doğru kabul edilmesi halinde davacı taşeron firma tarafından davalı ana firmaya düzenlenen hak ediş faturalarının (iki adet ve toplam 44.126,44 TL) doğru olduğu kanaatine varılmış olup taktir Sayın Mahkemeye ait olduğu,…” şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava; taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamında davacı tarafından davalı aleyhine düzenlenen fatura alacaklarının tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. Huzurdaki davanın süresinde açıldığı görülmüştür.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, ilgili müzekkere cevapları celbedilmiş, taraflara defter ve belgelerini sunmak üzere süre ve imkan tanınmış, bilirkişi raporları alınmıştır.
Dosyaya sunulan 26/03/2018 tarihli raporda "Davacı şirket tespitler kısmında yer aldığı üzere; davalı şirket adına toplam 248.889,77 TL tutarında 7 adet fatura düzenlediği, faturaların davalı şirketin mail ile belirttiği ... adresine gönderildiği, davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu faturalar içinde yer alan ve dava konusu olan 27.09.2014 tarihli toplam 41.893,75TL'lik faturaların 24.11.2014 tarihli kargo faturasına göre 25.11.2014 tarihinde davalı şirkete teslim edildiğinin anlaşıldığı, davalı şirket söz konusu 2 adet fatura için 24.12.2014 tarihinde davacı şirket adına 41.893,75TL'lik 2 adet iade faturası düzenlendiği görülmüş olmakla birlikte TTK Madde 21'e göre 8 gün içinde itiraz etmediği tespit edilmiştir.
Takdir ve değerlendirmesi Yüce Mahkeme'ye ait olmak üzere:
Yukarıdaki bilgi ve tespit ışığında:
Davacının takip tarihi itibari ile cari hesap bakiyesi 44.126,43TL bulunmasına rağmen tespite göre bunun 2.232,68TL'lik kısmının davacı alacağı olduğu ancak 41.893,75TL'lik kısmında uyuşmazlık bulunduğu, bu sebeple söz konusu tutara ait 27.09.2014 tarihli 2 adet fatura içeriğine ait sevkiyat için yapılan km'nin Sn. Mahkemenin takdirinde olmak üzere nakliye konusunda uzman bilirkişi marifetiyle tespit ile yapılan hesaplamaya göre davacı alacağının olabileceği,
Kanaat ve sonucuna varılmıştır." şeklinde değerlendirmede bulunulduğu görülmüştür.
Mahkememizce yeni bir heyetten rapor alınmasına karar verilmiş ve yeni bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 12/08/2023 tarihli raporda ; " Tüm dava dosyası, iddia, savunma, taraf ticari defterleri ile dava dosyasına sunulan tüm deliller üzerinde, yapılan inceleme, denetim, tahlil ve hesaplamalar neticesinde;
Davacı şirketin 2014 takvim yılına ait kanuni defterlerinin; HMK’nun 222/2 maddesi hükümlerine göre delil teşkil ettiği,
Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; ödeme emri tarihinde davacının davalıdan 44.126,43.-TL alacağının olduğu,
Davalı şirketin, 2014 Hesap döneminde Vergi Dairesine Vermiş olduğu BA formuna göre; davacı şirketten 7 belge karşılığı KDV hariç 210.920,00.-TL mal/hizmet aldığını bildirdiği, böylelikle davacı şirket tarafından düzenlenen tüm faturaları muhasebe hesap ve kayıtlarına aldığı,
Davalı tarafından düzenlenen ... tarih ... nolu 34.496,13TL ve 24.12.2014 tarih 8006 nolu 7.397,62TL'lik iade faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı,
Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerle davaya konu araçların hak ediş faturaları hakkında kanaat bildirmenin mümkün olmadığı,
Taraflardan dava dosyasına yukarıda detaylıca açıklanan çizelgenin ve ilgili adreslerin sunulması durumunda tarafımızca davaya konu araçların çalıştıkları döneme ait yaptıkları mesafenin doğru olarak hesaplanıp hesaplanamadığı konusunda kanaat bildirilebileceği" şeklinde değerlendirmede bulunulduğu görülmüştür.
Kök raporun dosyaya sunulması akabinde mahkememizce ; davalı vekiline cevap dilekçesi içeriği dikkate alınarak ve bilirkişi raporunda da hesaplama yapılabilmesi için eksiklik olarak bildirilen; araçların gün içinde yaptıkları mesafe farklarına ilişkin hususlarda hesaplama yapılabilmesi için gerekli olan ve her bir araca ilişkin ayrı ayrı tespit edilecek; davacı günlük mesafe, davalı günlük mesafe ile günlük yakıt miktarı, yakıt litre fiyatı, günlük geçiş ücretinden oluşan günlük hak edişe ilişkin bilgi belgeleri tablo şeklinde dosyaya sunmak üzere kesin süre verilmesine karar verilmiş, ara karar gereği akabinde dosya ek rapor alınmak üzere bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 20/03/2024 tarihli ek raporda " 1- Ana firma...A.Ş. ile tedarikçi ... Tic. Ltd. Şti. firmaları arasında 26.02.2014 tarihinde imzalanan “Araç Kiralama Sözleşmesi” ne istinaden çalışan araçların gün içinde yaptıkları mesafeler (km) konusunda tarafların mutabık olmadıkları,
2- Taraflar arasında yapılan kiralık araç sözleşmesinde araçların aylık hak edişlerinin sabit kira + yakıt olarak düzenlenmesi nedeniyle araçların yaptıkları mesafede mutabık kalamadıkları için araç hak edişlerinde hesaplanacak yakıt giderinde de mutabık kalamadıkları,
3- Davalı ana firmanın davacı taşeron firmadan kiralanan araçların gün içi yaptıklarını iddia ettikleri mesafeleri abartılı buldukları, bu nedenle kiralık araçlara “Araç takip Sistemleri” taktıkları,
4- Araç takip sisteminden gelen (GPS) mesafe (km) bilgileri ile davacı taşeron firma tarafından bildirilen mesafeleri kıyaslayarak arada oluşan hak ediş farkını davacı taşeron firmaya ödemedikleri,
5- Dava dosyasına sunulan Nisan 2014 dönemi için araç takip sisteminden gelen (GPS) mesafe (km) bilgileri ile davacı taşeron firma tarafından bildirilen mesafeler kıyaslanarak aradaki farkın 12.519 km olduğu, davalı ana firma tarafından oluşturulan hak ediş çizelgesinde bu mesafe için hesaplanan hak ediş farkının 9.876,08 TL + KDV olduğu, bu tutar üzerinden genelleme yapıldığında taraflar arasında mutabakat sağlanamayan tüm dönem için taraflar arasındaki 44.126,44 TL lik farkın tutarlı bir fark olduğu kanaatine varıldığı,
6- Kiralık araçların hak ediş hesaplarında araç takip sisteminden alınan mesafenin doğru kabul edilmesi halinde davacı taşeron firma tarafından davalı ana firmaya düzenlenen hak ediş faturalarının (iki adet ve toplam 44.126,44 TL) geçersiz olacağı,
Kiralık araçların hak ediş hesaplarında davacı taşeron firmanın bildirdiği mesafenin doğru kabul edilmesi halinde davacı taşeron firma tarafından davalı ana firmaya düzenlenen hak ediş faturalarının (iki adet ve toplam 44.126,44 TL) doğru olduğu kanaatine varılmış olup taktir Sayın Mahkemeye ait olduğu, " şeklinde değerlendirmede bulunulduğu görülmüştür.
6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesinde:"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihl... E. ... K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun ... tarih ve...Esas, ... Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.
Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.).
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.
Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarına göre davacının defterlerine göre davacının dava değeri olarak bildirdiği tutar miktarınca davalıdan alacaklı olduğu, bilirkişi raporundaki tespitlere göre davalının ise vergi dairesi formalarında davacı şirketten mal/hizmet aldığını bildirdiği, böylelikle davacı şirket tarafından düzenlenen tüm faturaların davalı tarafça muhasebe hesap ve kayıtlarına alındığı tespit edilmiştir. Davalı tarafından düzenlenen uyuşmazlığa konu 2 adet iade faturasının ise davacının defterlerinde kayıtlı olmadığı ve 26/03/2018 tarihli bilirkişi raporu içeriğinden davalının dava konusu olan 2 adet fatura ilişkin iade faturası düzenlediği ancak TTK Madde 21'e göre bu faturalara 8 gün içinde itiraz etmediği tespit edilmiştir.
Taraflar arasında hizmetin verilip verilmediğine ilişikn bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ancak davalı; davacının taşıma işini sözleşmede belirtilenden geç sürede gerçektleştirdiğini, davacının sözleşmede belirtilen rotalara aykırı hareket ederek davalı tarafından belirlenen kilometrelerden çok daha fazla kilometre hesabı yapılarak fatura düzenlendiğini iddia etmiş bu nedenle davanın reddini istemiştir. Mahkememizce davalının bu iddiasına esas olamk üzere davalı tarafa beyanda bulunması için süre verilmiş ve ek rapor aldırılmıştır. Dosyaya suluna taraf beyan ve belgeleri doğrultusunda bilirkişi tarafından hazırlanan 20/03/2024 tarihli ek raporda "dava dosyasına sunulan Nisan 2014 dönemi için araç takip sisteminden gelen (GPS) mesafe (km) bilgileri ile davacı taşeron firma tarafından bildirilen mesafeler kıyaslanarak aradaki farkın 12.519 km olduğu, davalı ana firma tarafından oluşturulan hak ediş çizelgesinde bu mesafe için hesaplanan hak ediş farkının 9.876,08 TL + KDV olduğu, bu tutar üzerinden genelleme yapıldığında taraflar arasında mutabakat sağlanamayan tüm dönem için taraflar arasındaki 44.126,44 TL lik farkın tutarlı bir fark olduğu kanaatine varıldığı" şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Yukarıda yer verilen emsal mahkeme içtihadı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından düzenlenen tüm faturaların davalı tarafça vergi dairesi formlarında bildirildiği, davalının bu delillerin aksi yönde, vergi dairesi formlarının düzeltilmesine ilişkin olarak başvurusuna ilişkin bir delil de sunmadığı, uyuşmazlığa konu faturaların da süresinden sonra iade edildiği bu hali ile faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçlu-davalıya geçtiğinin kabul edilmesi gerektiği, davalı /borçlu tarafça dosyaya sunulan Nisan 2014 dönemi için araç takip sisteminden gelen (GPS) mesafe (km) bilgileri ile davacı taşeron firma tarafından bildirilen mesafeler kıyaslandığında, aradaki farkın 12.519 km olduğunun ve davalı ana firma tarafından oluşturulan hak ediş çizelgesinde bu mesafe için hesaplanan hak ediş farkının 9.876,08 TL + KDV olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davacının kullandığı araçlara ilişkin GPS verileri nesnel verilen olduğundan ve GPS verileri dikkate alınarak hesaplama yapıldığında 9.876,08-TL + 1.777,69 -TL Kdv = 11.653,77-TL tutarında fazla fatura tahakkuk ettirildiğinin davalı tarafça ispatlanmış olduğu kanaatine varıldığı, davalının bu miktarın dışında kalan tutara ilişkin davacı yanca daha fazla miktarda fatura tahakkuk ettirildiğine dair iddiasının ise somut veriler kapsamında ispatlanamadığı, bu hali ile talebe konu toplam fatura bedeli olan 44.126,44-TL alacak miktarından GPS verilen ile hesaplanan fazla tahakkuk miktarı olan 11.653,77-TL düşüldüğünde davacının bakiye alacağının 32.472,67-TL olduğu kanaatine varılmakla davanın bu miktar üzerinden kabulüne karar vermek gerekmiş, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan davacının icra inkar tazminatı istemi kabul edilmiş, reddedilen kısım yönünden ise açıkça kötüniyetli takip başlatıldığına ilişkin somut veri bulunmadığından kötüniyet tazminatı istemi reddedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; davalının ... 23. İcra Dairesinin ... E. sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 32.472,67-TL miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
Asıl alacak miktarı olan 32.472,67 TL nin %20 si oranında olan 6.494,53-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine,
Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 2.218,21 TL harçtan peşin alınan 753,57 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.464,64 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına.
Davacı tarafından yatırılan 753,57 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 11.653,77 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
Davacı tarafça yapılan 385,00 TL müzekkere ve tebligat gideri, 6.200,00 TL bilirkişi ücreti ile 31,80 TL ilk masraf (27,70 TL başvurma harcı + 4,10 TL vekalet harcı) olmak üzere toplam 6.616,80 TL yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre hesaplanan, 4.869,31 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin (e duruşma ile) yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/07/2025
Katip
¸
Hakim
¸
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.