Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/696
2024/872
9 Aralık 2024
T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/696 Esas
KARAR NO : 2024/872
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 07/06/2022
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
DAVA : Davacı vekili tarafından ibraz edilmiş olan dava dilekçesinde özetle; Davalı yanca müvekkili aleyhine başlatılan ilamsız takipte borcun sebebi olarak "30/07/2012 günlü, ... seri numaralı 552.420,00TL değerindeki çek" gösterildiğini, ancak davacının ne hamil ne de ciranta olduğunu, kaldı ki çekin kambiyo vasfını kaybettiğini ve zamanaşımına uğradığını belirterek .... İcra Müdürlüğü' nün 2022/... E. Sayılı Dosyası ile müvekkil aleyhine İlamsız İcra Yoluna ilişkin olarak başlatılan icra takibi açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğundan öncelikle teminatsız olarak, eğer bu talebimiz kabul görmez ise müvekkil aleyhine telafisi güç veya imkansız zararlar doğurmaması adına sayın mahkemece takdir edilecek teminat mukabilinde ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına, yapılacak yargılama sonucunda müvekkilin borçlu olmadığının tespitine, davalı yanın kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili tarafından ibraz edilmiş olan cevap dilekçesinde özetle; Eksik harç ile davanın açılmış olduğunu ve eksik harcın tamamlanması gerektiğini, davacının borçlu olmadığının tespiti davası olup ispat yükünün davacı tarafa ait olduğunu, çekin keşidecisi ... Tic. Ltd. Şti'nin tek ortağının davacı ... olduğunu, davacının çekin hem keşidecesi hem de çeke güven vermesi adına tekrardan cirantası olduğu hususunun çekin üzerindeki imzalardan açıkça anlaşıldığını, davacı çekin ve imzanın kendisi tarafından atılmadığını da beyan etmediğini, davacının haciz mahallinde bizzat bulunmuş olup, mahalde yapılan hacze iştirak etmiş, hiç bir haciz zaptında böyle bir borcunun olmadığını haciz zaptına beyan etmemiş olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini ve kötüniyetli olan davacının İ.İ.K. md 72/4 uyarınca alacağın %20’ sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiş olduğu görülmüştür.
DELİLLER VE GEREKÇE :Dava , menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkememizce yapılan kontrolde; işbu davanın 07.06.2022 tarihinde ibraz edilen dava dilekçesi ile birlikte açılmakla ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/... Esasına kaydının yapıldığı, dilekçeler teatisinin tamamlandığı, yapılan ön inceleme akabinde tavzih ek kararı ile birlikte "1-Davacının davasının KABULÜ ile; Davacının .... İcra Müd'ün 2022/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu olmadığının tespitine, 2-Kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE," karar verilmiş olduğu, işbu karara karşı İstinaf yasa yoluna başvurulması üzerine ... Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 2024/... Esas, 2024/... Karar Sayılı, 14/03/2024 Tarihli "... Davaya ve takibe konu çekin zamanaşımına uğradığı konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı anlaşılıyorsa da; kambiyo senetleri ve çek TTK'da düzenlendiğinden, çeke dayalı olarak açılan davalar TTK 4. Madde gereğince mutlak ticari dava olduğundan, zamanaşımına uğramış dahi olsa çekten dolayı açılacak menfi tespit davalarının Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği, mahkemenin görevi HMK 1. ve HMK 114/1-c maddesi gereğince dava şartlarından olup, re'sen dikkate alınması gerektiği, buna rağmen mahkemece davada görevli olmadığı gözetilmeksizin yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmakla, re'sen gözetilen sebeplerle HMK 353/1-a-3 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'ne görevsizlik kararı verilmek üzere kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir." şeklindeki gerekçeli ilamı ile kaldırılmakla .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/... Esasına kaydının yapıldığı ve mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda görevsizlik kararı verildiği, işbu karara karşı İstinaf yasa yoluna başvurulması üzerine ... Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 2024/... Esas, 2024/... Karar Sayılı, 12/09/2024 Tarihli ilamı ile başvurunun esastan reddine karar verildiği, ilgili karar ilamının taraflara tebliği akabinde süresi içerisinde gönderme talebinde bulunulması üzerine dosyanın mahkememizin işbu esasına kaydının yapılmış olduğu, davacı tarafça dosya mahkememize tevzi edilmeden önce zorunlu arabuluculuk sürecinin de tamamlandığı ve buna ilişkin son tutanağın bir suretinin de mahkememize ibraz edilmiş olduğu anlaşılmakla mahkememizce yargılamaya devam olunmuştur.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davalı tarafından davacı aleyhine ilamsız icra takibine dayanak yapılan çek sebebiyle başlatılmış olan takipten kaynaklı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Somut olayda ... Şubesine ait, keşidecisi dava dışı ... Ltd. Şti. Olan, keşide yeri ..., keşide tarihi 30.07.2012, seri numarası: ..., lehtarı ve aynı zamanda 1. cirantasının ... Tic. Ltd. Şti., 2. Cirantasının davacı ... Renkliler, 3. Cirantasının ... Ve Tic. Ltd. Şti., 4. Cirantasının - son hamilinin davalı ... olduğu, çekin 30.07.2012 tarihinde bankaya ibraz edilerek karşılıksızdır işlemi görmüş olduğu, bu çek sebebiyle davalı tarafından davacı, keşideci ve lehtar- aynı zamanda 1. Ciranta aleyhine .... İcra Müdürlüğü' nün 2022/... Esas Sayılı Dosyası üzerinden İlamsız İcra takibi başlatıldığı, davacı tarafından çekin zamanaşımına uğramış olduğundan bahisle işbu menfi tespit davasının açılmış olduğu görülmüştür.
Dava dilekçesi ile birlikte her ne kadar dava değeri 10.000,00 TL olarak gösterilmiş ise de dava dilekçesinde açıkça .... İcra Müdürlüğü' nün 2022/... Esas Sayılı Dosyasına yönelik borçlu olunmadığının tespitinin talep edilmiş olması sebebiyle .... Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama esnasında 13/12/2022 tarihli celsede "Davacıya .... İcra Müd'ün 2022/... Esas sayılı dosyasındaki çek tutarı üzerinden eksik harcı tamamlaması için gelecek celseye kadar süre verilmesine, yatırmaması halinde Harçlar Kanunu 30 ve devamı maddeleri gereği dosyanın işlemden kaldırılacağı hususunun ihtarına" şeklinde ara karar kurulmuş ve bu kapsamda davacı vekili tarafından 26.12.2022 tarihinde 21.459,00 TL tamamlama harcının yatırılmış olduğu görülmüş ise de davacının asıl talebinin icra dosyasının tamamına yönelik borçlu olunmadığının tespiti istemine yönelik olduğu, bu kapsamda dava değerinin toplam takip çıktısı olan 1.266.521,23 TL olduğu ve bu miktar üzerinden eksik harcın alınması gerektiği, hesaplama yapıldığında yargılama esnasında yatırılması gereken toplam harcın (1/4 oranında) 21.629,02 TL olduğu, davacı tarafından dava açılırken yatırılan 170,78 TL harç ve 21.459,00 TL tamamlama harcının toplamının 21.629,78 TL olduğu bu hali ile eksik harcın bulunmadığı ve davanın açıldığı tarih itibariyle dava değeri göz önünde bulundurulduğunda dosyaya heyet ile birlikte bakılması gerektiği kanaatine varılarak yargılamaya devam olunmuştur.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Menfi tespit davaları bir süreye tabi olmadığı gibi, icra takibine itiraz edilmemesi veya takibin kesinleşmesi de menfi tespit davası açılmasına engel değildir.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 72. Maddesinin;
"(1)Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi
tesbit davası açabilir.
... (5)Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
(6)Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.
(7)Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca yargılama yapılmıştır.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere zamanaşımına uğramış çek temel borç ilişkisi yönünden yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup borçlu ile aralarında temel ilişki bulunan alacaklı alacağını her türlü delille ispatlayabilir. Aralarında temel borç ilişkisi bulunmayan borçlu yönünden ise çekin zamanaşımına uğraması ile birlikte alacaklı kambiyo senedinden kaynaklanan müracaat hakkını yitirir. Ayrıca alacaklının Türk Ticaret Kanunu'nun 732. Maddesinde belirtilen bir yıllık süre içerisinde keşideciye karşı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak talebinde bulunması mümkündür. TTK 732. Maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme nedenine dayalı alacak talebi sadece keşideciye karşı ileri sürülebilecek olup dışında çekten sorumlu olan lehtar ve cirantalara karşı bu maddeye dayalı olarak alacak talebinde bulunulması mümkün değildir.
Çekte müracaat hakkı, ibraza rağmen ödenmeyen bir çekin ödenmemesi halinde çekin keşidecisine ve diğer müracaat borçlularına yüklenmiş olan kambiyo hukukuna özgü bir sorumluluktur. Bu anlamda çekin keşidecisi ve müracaat borçluları müteselsilen sorumludurlar.
Çekte müracaat hakkının kullanılabilmesi için, çekin ibraz süreleri içinde muhataba ödenmek üzere ibraz edilmesi ve çekin süresinde ibrazına rağmen ödenmediğinin TTK’nun 808.maddesinde belirtilen hallerden birisi ile tespit edilmesi gerekmektedir.
Hamilin müracaat hakkı kapsamına, çek bedelinin ödenmeyen kısmı, ibraz gününden itibaren işleyecek olan temerrüt faizi, yapılan tüm masraflar ve çek bedelinin binde üçünü aşmamak üzere komisyon ücreti girmektedir. Müracaat borçlusu ise kendisinden önce gelen çek borçlusundan ödemiş olduğu meblağın tamamını, ödeme tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizini, çek nedeni ile yaptığı tüm masrafları ve nihayet çek bedelinin binde ikisini aşmamak üzere komisyon ücretini talep edebilecektir.
Çekte müracaat hakkının kullanılabilmesi üç yıllık zamanaşımı süresine bağlanmıştır. Bu kapsamda, üç yıllık zamanaşımı süresi, hamilin keşideci veya müracaat borçlularına, bu anlamda cirantalar ile avalistlere karşı sahip olduğu başvuru hakkı açısından ibraz süresinin bitiminden itibaren, çek borçlularının birinin diğerlerine karşı haiz olduğu başvuru hakkı açısından ise, bu çek borçlusunun çeki ödediği veya çekin dava yoluyla kendisine karşı dermeyan edildiği tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır.
Somut olay bakımından inceleme yapıldığında dava konusu ilamsız icra takibine dayanak yapılmış olan çekte davacı ara ciranta, davalı ise çekin ciro yoluyla hamili konumunda olup davacı ve davalı arasında dava dışı bir cirantanın daha bulunduğu, çekin keşide tarihinin ise 30.07.2012 tarihi olduğu görülmüştür. 03.02.2012 tarih ve 28193 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren 6273 Sayılı Kanunun 7. maddesiyle değişik 6762 Sayılı TTK 'nun 726. maddesinde; "Hamilin; cirantalarla keşideci ve diğer çek borçlularına karşı haiz olduğu müracaat hakları ibraz müddetinin bitiminden itibaren üç yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Çek borçlularından birinin diğerine karşı haiz olduğu müracaat hakları bu çek borçlusunun çeki ödediği veya çekin dava yolu ile kendisine karşı dermeyan edildiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle müruruzamana uğrar" düzenlemesi yer almaktadır. Bu düzenleme ile yapılan değişiklikle çeklerde 6 ay olan zamanaşımı süresi 3 yıla çıkarılmıştır. Anılan değişikle getirilen 3 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için, çekin ibraz süresinin bitim tarihinin yasa değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten sonra olması gerekmektedir. İşbu davada da çekin keşide tarihi göz önünde bulundurulduğunda 3 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği kanaatine varılmış olup bu kapsamda çekin ibraz edildiği 30.07.2012 tarihinden itibaren 3 yıllık süre göz önünde bulundurulduğunda 30.07.2015 tarihi itibari ile takibe konu çekin zamanaşımına uğramış olduğu hususu sabit olup nitekim bu hususta taraflar arasında uyuşmalık bulunmadığı, davalı tarafından davacı aleyhine bu sebeple ilamsız icra takibi yapılmış olduğu dosya kapsamında sabittir.
Davalı tarafça davacı aleyhine takibe girişilmiş olan tarih itibariyle 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin dolmadığı beyan edilmiş ise de bu genel zamanaşımı süresinin göz önünde bulundurulabilmesi için davacı ve davalı arasında bir temel ilişkinin bulunması gerekmektedir. Somut olayda davacı, çekte ciro yoluyla hamil olup ara ciranta konumundadır. Davalı ise takip alacaklısı son hamil olup davacı ile davalı arasında temel ilişki bulunmamaktadır. Çekin keşidecisi ise yargılamada taraf değildir. Bu sebeple davalı her ne kadar aralarındaki temel ilişkiye dayanarak çeki ciro yolu ile aldığı kendinden önceki cirantaya- dava dışı kişiye karşı başvuruda bulunabilecek ise de ara ciranta olan davacıya karşı taraflar arasında temel ilişki bulunmaması nedeniyle başvuruda bulunma hakkı yoktur. Nitekim mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan ... Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 2022/... Esas, 2024/... Karar Sayılı, 07/10/2024 Tarihli "... Somut olayda lehtar hamil davacı ile son hamil davalı arasında başka cirantalar bulunduğundan davalı lehtar ile davacı son hamil arasında akdi ilişki bulunmadığından davalı, davacıya karşı alacak talebinde bulunamaz. Mahkemece bu yönler gözetilmeden farklı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda davacının davasının kabulü ile davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde ayrıca davalının takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine yönelik talebinin değerlendirilmesinde ; "2004 sayılı icra ve iflas kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. anılan maddenin 5. fıkrası aynen; “dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. ilamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” hükmünü içermektedir.
Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır.
Başka bir ifadeyle; icra iflas kanunu'nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir.
Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve 2010/19-123 esas, 2010/154 karar, 07.12.2011 tarihli ve 2011/13-576 esas 2011/747 karar ve 20.03.2013 tarihli ve 2012/19-778 esas, 2013/250 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E. 2019/3354 , K.2019/11145, T. 20.05.2019 ) " yönündeki yerleşik kararlar uyarınca somut olay değerlendirildiğinde takibin her ne kadar haksız olduğuna karar verilmiş ise de davacı tarafından davalının kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı kanaatine varılmakla davacının davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davacının menfi tespit talebinin kabulü ile , davacının .... İcra Müdürlüğünün 2022/... Esas sayılı icra takip dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-Davacının davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine,
3-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden 189.312,97 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan yatırılan ( 170,78TL peşin yatırılan + 21.459,00TL tamamlama harcı olmak üzere toplam =) 21.629,78TL peşin karar ve ilam harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 92,20TL ilk masraf , 480,00TL tebligat ve tezkere gideri olmak üzere toplam 572,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde resen yazı işleri müdürlüğünce ilgilisine iadesine,
7-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
8-Bu dava nedeniyle 86.516,06 TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden (dava dosyasında :170,78TL + dava dosyasında 21.459,00TL tamamlama harcı olmak üzere toplam=) peşin alınan 21.629,78TL'nin mahsubu ile kalan 64.886,28TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda , kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 05/12/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.