Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/635
2025/107
18 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/635 Esas
KARAR NO : 2025/107
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ : 26/09/2023
KARAR TARİHİ : 18/02/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... Sigorta A.Ş’ye ... nolu ZMM Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalı, davalı ...adına kayıtlı ve yine aynı davalı sevk ve idaresindeki ...plakalı aracın, 19.07.2021 tarihinde asli ve tamamen kusurlu olarak, müvekkili şirketin Kasko Sigortası ile sigortaladığı ...plakalı araca çarpması sonucu çift taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sebebiyle müvekkili şirkete sigortalı ... plakalı araçta toplam 7.339,39 Euro tutarında hasar meydana geldiğini, aracın bütün onarım masrafları kasko sigorta poliçesini düzenleyen müvekkili şirket tarafından yapıldığını, müvekkili zararının ödenmesi amacıyla ... plakalı aracın Z.M.M. Trafik Poliçesini düzenleyen davalı ... Sigorta A.Ş.’ye müracaat ettiğini ve belirtilen sigorta şirketi tarafından 696,70 Euro’ ya karşılık gelen 16.753,84 TL ödeme yapıldığını, bu ödeme müvekkili şirketin zararını karşılamamış olup davalı sigorta şirketi meydana gelen bakiye zarardan düzenlemiş olduğu Trafik poliçesi teminatı limitine kadar, diğer davalı ise zararın tamamından sorumlu olduğunu, müvekkili alacağını tahsil amacıyla ... 29.İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyası ile davalı borçlular hakkında ilamsız icra yoluyla takip başlattığını, tarafların icra dosyasına vermiş oldukları itiraz dilekçesi ile takibin durduğunu, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalılar aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmemekle beraber, kaza tarihi itibariyle ZMM poliçe limitleri maddi hasar araç başına 43.000,00 TL olup, müvekkili şirketin sorumluluğu her şekilde sigortalısının kusuru ve poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, uyuşmazlığa konu hasarın ihbarına istinaden müvekkili şirket nezdinde hasar dosyası açıldığını ve alınan ekspertiz raporuna istinaden 16.753,84TL ödeme yapıldığını, davacı huzurdaki davayı ikame etmeden önce müvekkili şirkete usulüne uygun başvuruda bulunmamıştır. bu sebeple huzurdaki başvurunun dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için kaza tarihinden itibaren 2 yıl içinde yasal haklarını kullanması gerektiğini, bu sebeple zamanaşımı bakımından itirazlarının olduğunu, karşı tarafça başvuru dilekçesi ekinde ibraz edilen ve tek taraflı olarak hazırlanmış ekspertiz raporundaki kalemler fahiş olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere davacı tarafça fatura ibraz edilmediğinden KDV talebi haksız olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile, müvekkili aleyhine tazminata hükmedilecek olması durumunda iskonto dahil hesaplamanın dikkate alınması gerektiğini, öncelikle huzurdaki davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise yine izah olunan nedenlerle davanın esastan reddini, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı ...vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait... plakalı araç Z.M.M Trafik Sigortası kapsamında ... Sigorta ile sigortalı olduğunu, davacının öncelikle davalının sigortalı olduğu ... Sigorta şirketine başvurup trafik poliçesi teminat limitine kadar olan zararını karşılayıp sonrasında davalı müvekkiline başvurması gerektiğini, zararının tamamını karşılamadan davalıya başvurması mümkün olmadığını, davaya konu kaza nedeniyle meydana gelen hasarın tespiti için mahkemece bilirkişi raporuna alınarak tespitin yapılmasını, davalı sigorta şirketinin teminat bedelinin tamamını davacıya ödemediğini, davacının sigorta teminat bedeli kadar olan kısmının tamamını davalı sigorta şirketinden karşılamadan davalı müvekkiline başvurulmasının kabulü mümkün olmadığını, müvekkiline yöneltilmiş olan huzurdaki hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve mesnetsiz davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddini, davacı tarafından talep edilen haksız ve mesnetsiz icra inkar tazminatı istemenin reddini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Davacı şirket nezdinde sigortalanmış olan dava dışı sigortalısına ait araçta meydana gelen ve davacı tarafça ödenen hasar bedelinin halefiyet ilkesi uyarınca davalıdan tahsili amacıyla başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda; davacı şirket nezdinde Kasko Sigortası ile sigortalanan ... plakalı araç ile davalılardan ... Sigorta A.Ş’ ne ... nolu ZMM Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalı, davalı ... adına kayıtlı ve yine aynı davalı sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında 19.07.2021 tarihinde meydana gelen çift taraflı maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacının sigortalısına ait araçta meydana gelen hasar sebebiyle toplam 7.339,39 Euro tutarında ödemenin davacı tarafından 08.06.2022 tarihinde yapılmış olduğu, bu ödemenin tahsili amacıyla davalı şirkete yapılan başvuru akabinde sigorta şirketi tarafından 12.06.2023 tarihinde ... Sigorta aracılığı ile 696,70 Euro’ ya karşılık gelen 16.753,84 TL ödeme yapıldığını beyanla bakiye 6.642,69 EURO'nun tahsili amacıyla davalılar aleyhine ... 29.İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasından 6.642,69 TL asıl alacak, 19.07.2021 faiz başlangıç tarihli takip öncesi işlemiş 330,87 Euro olmak üzere toplam 6.973,56 Euro alacak üzerinden başlatılmış olan icra takibinin davalıların itirazı üzerine durması sebebiyle işbu itirazın iptali davasının açılmış olduğu görülmüştür.
6102 Sayılı TTK'nın Halefiyet başlıklı 1472. Maddesinin "(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca işbu davada davacının halefiyet ilkesi uyarınca dava açmış olduğu, sunulan ödeme belgesi kapsamında aktif husumetinin olduğu anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyalarına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.
2918 sayılı KTK'nın 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa'nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup re'sen dikkate alınması gerekir ( Bknz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar Sayılı, 18/10/2021 Tarihli ilamı). İşbu yasal düzenleme uyarınca somut olayda yapılan kontrolde davalı sigorta şirketi tarafından ödemenin 12.06.2023 tarihinde yapıldığı, işbu davanın ise 26.09.2023 tarihinde 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmekle yargılama yapılmıştır.
Davalı tarafça öncelikle icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olması sebebiyle mahkememizce bu husus öncelikli olarak incelenmiş olup; İcra takiplerinde yetki hususu, 2004 sayılı İİK’nın 50. maddesi yollaması ile usul Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır.
İİK’nın 50. maddesi; "(Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.
Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur.
İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur." düzenlemesini içermektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Yetki itirazının ileri sürülmesi" başlıklı 19/2. maddesi; "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz" hükmünü içermektedir. Anılan bu düzenleme kapsamında da borca itiraz dilekçesi ile birlikte borçlunun açıkça yetki itirazında bulunması ve yetkili olduğunu iddia ettiği icra dairesini açıkça bildirmesi gerekmekte olup bu kapsamda dosyadaki icra dairesinin yetkisine yönelik itiraz incelendiğinde sadece yetkiye itiraz ediyoruz şeklinde itirazda bulunulduğu, söz konusu itirazın usulüne uygun olmadığı anlaşılmakla yetki itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
(2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
(2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Bir zarar sigortası türü olan zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı işletenin sorumluluğunu yine ancak sorumlu olduğu çerçevede karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir.
Yargılama esnasında kazaya karışan araçların trafik tescil kayıtları, hasar dosyası evrakları, davacının aracının hasarının onarımına ilişkin evrakların tercümeleri bir bütün olarak incelenmek suretiyle rapor tanzimi için dosya trafik kazaları alanında uzman makine mühendisi bilirkişine tevdi edilmiş olup bilirkişi tarafından hazırlanan raporda özetle ;
... plakalı aracın sürücüsü davalı ...'un %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu,
... plakalı aracın sürücüsü ...'ın kusursuz,
Dava konusu ... plakalı araçta hasar tutarının 7.339,39 EUR olduğu, Kaza Tespit Tutanağı ve fotoğraflar incelendiğinde hasar kalemlerinin kaza ile uyumlu, değişim ve onarım kararları ile parça ve işçilik bedellerinin Almanya şartlarında yerinde ve kadr-i marufunda olduğu,
Davacı şirket tarafından yukarıdaki tutardan 300 EUR muafiyet tenzili düşülerek sigortalıya 7.339,39 EUR kasko hasar tazminatı ödendiği,
Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından davacı şirkete 12.06.2023 tarihli dekont ile 659.33 EUR eşdeğeri 16.753,84 TL ödeme yapılmıştır. Davacının bakiye alacağı 7.339,39 - 659,33 = 6.680,06 EUR olduğu
Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.
Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette bulunan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar Sayılı, 05.01.2023 Tarihli "... Davacının Almanya'da ikamet edip, geçici olarak getirdiği aracı Türkiye'ye getirdiği dönemde trafik kazası sonucunda hasara uğradığı, davacının aracının onarımını Türkiye'de yapması konusunda zorlanamayacağı, aracını Türkiye'de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirmek konusunda seçimlik hakka sahip olduğu, araç sahibinin bu seçimlik hakkını ikamet ettiği ülkede tamir ettirme yönünde kullanması durumunda, yurt dışı tamirine dair gerçek hasar bedelinin tespit edilerek bu bedelin Türk Lirası karşılığının tazminine karar verilmesi gerektiği (YHGK 24.06.2015 gün ve...E., ... K.), öte yandan hasar bedelinin araç rayicini % 50'si aştığı durumlarda aracın tamirinin ekonomik olmayacağı, şayet araç pert total kabul edilerek aracın sovtaj bedeli de belirlenmek sureti ile hasarsız piyasa rayici ile sovtaj bedeli arasındaki farkın hasar miktarı olarak belirlenmesinin gerektiği ( Yargıtay 17. HDB'nın 18.05.2016 tarih ve... Esas - ... Karar Sayılı ilamı), somut olay bu kapsamda bulunmadığından yabancı ülke piyasa değeri karşılaştırılmasının yapılamayacağı, bu bağlamda seçimlik hakkının Almanya ülkesinde yaptırmak yönünde kullanan davacı yönünden hasar bedeli olarak hesaplanan 2.076,63 Euro zarardan davalı sigorta şirketi tarafından dava açılmadan önce 01.02.2018 tarihinde ödenen 193,79 Euro'nun düşümü ile 1.882,84 Euro tazminata hükmedilmesi yerinde olup, davalı ...'nın istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Öte yandan davanın haksız fiile dayalı tazminat istemi ile açıldığı, bu itibarla istinaf eden davalı yönünden haksız fiil tarihinden itibaren Devlet bankalarının Euro üzerinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat faizine ödediği en yüksek döviz ile birlikte fiili ödeme tarihinden T.C Merkez Bankası efektif satış kuru TL karşılığının tahsili yönünden verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda somut olayda davacının sigortalısının tamir hakkını seçimlik olarak yurtdışında kullanmış olduğu, bu kapsamda araçta meydana gelen hasar tutarını davalılardan müştereken ve müteselsilen talep edebileceği, davacının sigortalısının aracında meydana gelen hasarın onarım bedelinin 7.339,39 EUR olduğu, bu hasarın davacı tarafça 08.06.2022 tarihinde yapıldığı, davalı sigorta şirketine yapılan başvuru akabinde 12.06.2023 tarihli dekont ile 16.753,84 TL ödemenin yapılmış olması sebebiyle ödeme tarihi itibari ile merkez bankası efektif satış kuru esas alındığından 1 Euro = 25.5122 TL olması sebebiyle davalının yapmış olduğu ödemenin 656,69 EURO'ya tekabül ettiği anlaşılmakla davacının bakiye asıl alacak miktarının 7.339,39- 656,69= 6.682,70 EURO olduğu, davacının icra takibinde asıl alacak olarak olarak 6.642,69 EURO talep etmiş olması sebebiyle asıl alacak miktarı bakımından taleple bağlı kalınmıştır.
Rücuen tazminat davaları; gerçek zararın giderilmesi amacına yöneliktir. Zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı, ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusundan isteyebilir. Bu nedenle, zarar görene yapılması gereken gerçek ödeme miktarı tespit edilerek davacı tarafça yapılan ödeme miktarı daha fazla olsa da davalının gerçek zarar miktarıyla sorumluluğuna karar verilmesi gerekir (Yargıtay 17 HD,... E... K sayılı ilam). Başka bir ifade ile rücuen tazminat davaları, ödenmesi gerekenin tespiti amacı güder.
Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı hak sahibine yapılan ödeme tarihi, rücu borçlusu davalının temerrüt tarihidir. Başka bir ifade ile rücuen tazminat davalarında, ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekecektir.(Yargıtay 17 HD,... E- ... K sayılı ilamı). Bu sebeple somut olay bakımından yapılan incelemede davacının sunmuş olduğu dekont sureti incelendiğinde 7.339,39 Euro tutarında ödemenin davacı tarafından 08.06.2022 tarihinde yapılmış olduğu, bu hali ile davacının faiz başlangıç talebinin bu tarih olması gerektiği, davacının temerrüt tarihi olan 08.06.2022 tarihinden itibaren Devlet bankalarının Euro üzerinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat faizine ödediği en yüksek döviz ile birlikte fiili ödeme tarihinden T.C Merkez Bankası efektif satış kuru TL karşılığının tahsili talebinde bulunabileceği, takip talebinde "YILLIK %4,00 oranında ve değişen oranlarda işleyecek 1 Yıl ve Daha Uzun Vadeli Kamu Bankalarınca Fiilen Uygulanan Azami Mevduat Faiz Oranları " olarak oranın belirtilmiş olması sebebiyle takip öncesi işlemiş faize ilişkin olarak 08.06.2022 tarihinden takip tarihi olan 17.07.2023 tarihine kadar arada geçen 404 gün için anapara x faiz oranı x vade (gün)/36000” formülüne göre yapılan hesaplama uyarınca "6.642,69x4x404/36000= 298,18" EURO işlemiş faiz talep edebileceği kanaatine varılmakla davacının icra takibindeki alacak miktarı 6.642,69 + 298,18 = 6.940,87 EURO olduğu kabul edilerek bu miktar üzerinden davasının kabulüne karar vermek gerekmiş, davalının sigorta poliçesi kapsamında limitinin 43.000,00 TL olduğu, yapılan 16.753,84 TL'lik ödeme akabinde bakiyesinin 26.246,16 TL kaldığı görülmekle poliçe limiti ile sorumlu olması gerektiği kabul edilmiştir.
Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacı tarafın, davalıdan rücuen tazminat talep ettiği, davacının rücu şartlarının bulunup bulunmadığı ve kapsamı ile zararın miktarının belirlenmesi, yargılama kapsamında bilirkişi incelemesiyle mümkün olduğundan, talep edilen tazminat miktarının likit (muayyen, belirli) olmadığı ve icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
İşbu davanın açıldığı 26.09.2023 tarihi itibari ile Merkez Bankası Euro Efektif Satış kurunun 1 EURO = 28,9195 TL olması sebebiyle bu miktar esas alınarak dava değeri, kabul ret oranı hesap edilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; davalıların ... 29.İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış oldukları itirazlarının kısmen iptali ile takibin 6.642,69 EURO asıl alacak, takip öncesi işlemiş 298,18 EURO faiz olmak üzere toplam 6.940,87 EURO üzerinden (fiili ödeme tarihi itibari ile davalı sigorta şirketinin bakiye poliçe limiti olan 26.246,16 TL üzerinden sorumlu olması kaydıyla) kaldığı yerden devamına,
-Davacının fazlaya dair isteminin reddine,
2-Davacının davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine,
3-Alınması gerekli olan 13.708,78-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 2.427,06-TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 11.281,72-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketinin bakiye poliçe limiti oranında sorumlu olması nedeniyle 1.466,62-TL'lik kısmından sorumlu olmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 2.427,06-TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketinin bakiye poliçe limiti oranında sorumlu olması nedeniyle 315,52 TL'lik kısmından sorumlu olmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 308,25-TL (başvuru harcı, vekalet harcı) davetiye, posta gideri: 760,25-TL, bilirkişi ücreti: 2.700,00-TL olmak üzere toplam: 3.768,50-TL yargılama giderinin davanın %99,5 kabul ve red oranı üzerinden hesaplanan 3.749,66-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketinin bakiye poliçe limiti oranında sorumlu olması nedeniyle 487,45-TL'lik kısmından sorumlu olmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 32.109,57-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketinin bakiye poliçe limiti oranında sorumlu olması nedeniyle 26.246,16 TL'lik kısmından sorumlu olmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ) alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalılar yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 945,18-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
8-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.200,00-TL'nin %99,5 kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 3.184,00-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketinin bakiye poliçe limiti oranında sorumlu olması nedeniyle 413,92-TL'lik kısmından sorumlu olmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) alınarak, 16,00-TL'sinin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
9-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/02/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
- İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.