Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/602
2024/874
9 Aralık 2024
T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/602 Esas
KARAR NO : 2024/874
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 01/07/2011
KARAR TARİHİ : 09/12/2024
DAVA : Davacı vekili mahkememize ibraz ettiği dava dilekçesi ile, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 10/01/2010 tarihinde 3 yıl süreyle geçerli olmak üzere distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme uyarınca müvekkili şirketin dağıtıcı , davalı şirketin ise imalatçı olarak tayin ve tespit edildiğini, dağıtıcı konumda bulunan müvekkili şirketin bu sözleşme ile davalı şirket tarafından imal edilen ve distribütörlük sözleşmesinin ek-2 başlıklı ekinde yer alan motorlu yat (tekne ) niteğindeki 7 farklı modeldeki ürünü , sözleşmenin ek-1 başlıklı ekinin 1.3 başlığında belirtilen Türkiye bölgesinde kendi çabaları ile ulaşarak tayin ve tespit edeceği her türlü gerçek şahsın ve tüzel kişiliğe pazarlanan ve satışını yapmak konusunda münhasır tek yetkili satıcı olarak yetkilendirildiğini, tek yetkili satıcılık ilişkisini düzenleyen işbu sözleşmenin ilgili hükümleri uyarınca imalatçı konumunda olan davalı şirketin , sözleşmenin Ek-2 başlıklı ekinde yer alan motorlu yat ürünlerini , yanlızca ve yalnızca müvekkili şirket tarafından tespit ve tayin olunan nihai alıcılara satılmak üzere imal edecek , müvekkili şirketin de distribütör olarak bu ürünleri nihai alıcılara satılmasını sağlayacağını, imalatçı olan davalı şirketin , müvekkili tarafından tayin edilen nihai alıcılara satılmak üzere yalnızca münhasıran müvekkili şirketin yapacağı satışları , distribütörlük sözleşmesinin son sayfasında bulunan 2010 yılı fiyat listesi ve bayi indirimleri başlıklı ekinde yer alan 01/01/2010 tarihinden itibaren geçerli olacak belirlenmiş olan satış fiyatları üzerinden , satılacak ürün modeline göre, tespit edilen temil indirim yüzdeleri doğrultusunda ( %20 , %23 , %25 ) yapılacak indirim ile yapmaya kabul ve taahhüt ettiğini, davalı şirket tarafından sözleşme konu ürünlerin fiyat listeleri üzerinden belirlenen bu indirim yüzdelerinin müvekkili şirketin distribütörlük geliri olarak yer aldığını, acentelik ilişkisinden farklı olarak , tek satıcılık sözleşmesinde üretici ile tek satıcının alıcıları arasında doğrudan bir satış sözleşmesi olmadığını, bunun sonucu olarak , tek satıcının geliri provizyon değil, aksine üretici tarafından kendisine sağlanan indirim yani tek satıcının malları üreticiden satın aldığı bedel ile kendi alıcılarına sattığı bedel arasındaki farktan oluştuğunu, bu göre müvekkilinin gelirinin malları üreticiden satın aldığı bedel kendi alıcılarına sattığı bedel arasında farktan ibaret olduğunu, ancak distribütörlük sözleşmesinin davalı şirket tarafından 7/4/2011 tarihinde gönderilen fesih ihbarı ile gerçeğe aykırı gerekçeler ile feshedildiğini, ilgili fesih ihbarında " ilk sözleşme yılı içinde 2.5 milyon Euro bedelli sipariş , satın alma ve satış hedefine ulaşacağımız taahhüt edildiği halde belirtilen dönemde bu hedefe ulaşılamamıştır. Bu nedenle sözleşmenin 5.2 ve diğer ilgili maddeleri uyarınca taahhüt edilen asgari hedeflere ulaşamamış olmanız nedeniyle sözleşmenin tek taraflı olarak ve haklı nedenlerle feshedildiği , " nin ifade edildiğini, fesih nedeni sayılan, asgari satın alma hedefine ulaşılamamış olması şeklindeki gerekçenin gerçeğe aykırı ve dayanaksız olduğunu çünkü müvekkili şirketin distribütör olarak tayin edildiği ilk sözleşme yılı içerisinde Türkiye'de mukim olan Türk alıcılara Türkiye bölgesinde yapılan bir çok satış bulunduğunu, müvekkili şirketin tek satıcı olarak tayin olunduğu 10/01/2010 tarihinden itibaren üretici firma tarafından bir çok satış gerçekleştirildiğini fakat satışlara ait fatura ve belgeler incelendiğinde bu satışların bir çoğunun distribütörlük sözleşmesi uyarınca müvekkili şirkete tanınmış olan münhasırlığın davalı şirket tarafından delinmesi ve ihlal edilmesi yoluyla davalı şirket tarafından Türkiye bölgesindeki alıcılara doğrudan satıldığını, böylelikle distribütör olan müvekkili şirketin kendisine sözleşme ile ayrıcalık olarak tanınmış olan ve hakkı olan kar gelirlerinden mahrum kalmasına neden olunduğunu, bu satışlardan bir tanesini bile tek başına müvekkili şirketi asgari alım hedefini sağlamaya yeterli olduğunu, davalı şirketin bu eylemleri nedeniyle müvekkili şirketin hak etmiş olduğu ve tekne başına davalı şirket tarafından yapılması yükümlenen indirim tutarı kadar olan geliri elde etmesine de engel olduğunu,
1-Müvekkili şirketin fiili olarak mahrum kaldığı kar tazminat tutarları bakımından yapılan satışlar değerlendirildiğinde;
a) Müvekkili şirketin distribütör olarak "..." isimli alıcıya yapmış olduğu satışta 05/5/2010 tarihli "...Üretim ve Satış Sözleşmesi " isimli satış sözleşmesinden görüleceği üzere davalı şirket tarafından üretilen... /...modelli teknenin alıcı... isimli şirkete yapılan satış sürecinde müvekkili şirketin birebir yer aldığını, bu teknenin 2010 yılı ürün fiyatı nı 795.000 Euro olduğunu, alıcıya özel bir indirim yapıldığını 700.000 Euro bedel karşılığında satıldığını ,davalı şirket tarafından yapılan satışlarda öncelikle ...AŞ nin ilgili tekneyi yine şirketi olan ... .. Ltd Şti 'ye sattığını daha sonra da ... Ltd Şti tarafından ilgili teknenin aynı tarihte ...şirketine satıldığını, yapılan satışlarda satış ... alıcıya yapılmış olduğu halde sanki ihraç edilmiş gibi satıldığını ,bunun nedeninin ise şirketin imal ettiği yatları / teknelerin yapımında kullanılmakta olan malzemelerin çoğunluğunun yurt dışından ihraç kaydı ile satın alınmış olmasından kaynaklandığını, ihraç kaydı ile satın alınan malzemelerin kullanılmasıyla üretilen tekneleri doğrudan ihraç ediliyormuş gibi satıldığını ve böylelikle davalı şirketin bir takım vergi yükümlülüklerinden kurtulduğunu, hemde tekneyi satın alan alıcının bu tekneyi Türk Gemi Sicili'ne değilde vergisel açıdan daha elverişli olan sicillere tescilini sağladığını, bu teknenin satışı ile ilgili olarak müvekkili şirket tarafından tek satıcı olarak gerçekleştirilen işbu satış kapsamında 7/5/2010 tarihli satış protokolü uyarınca müvekkili şirkete 87.500 Euro bayi komisyonu ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak bu bedelin ödenmediğini, bu satışla ilgili olarak 2010 yılı fiyat listesinin 700.000 Euro olup %25 indirimle alınıp satıldığında müvekkili şirketin karının 175.000 Euro olmasına rağmen kararlaştırılan rakamın 87.000 Euro olduğunu,
b)Müvekkili şirketin tek yetkili satıcı olduğu halde davalı şirket tarafından müvekkilinin münhasırlığının ihlal edilmesiyle ... Nakliyatı AŞ isimli alıcıya gerçekleştirilen satış irdelendiğinde , müvekkili şirket tarafından tayin ve tespit olunan ...AŞ isimli nihai Türk alıcıya müvekkili şirketin münhasırlığının ihlal edilerek davalı şirket tarafından doğrudan gerçekleştirilen 22/10/2010 tarihli satış bulunduğunu, müvekkili şirkete hiç haber verilmeden davalının bu satışı gerçekleştirdiğini, davalı şirket tarafından düzenlenen 7/10/2010 tarihli 2 adet müşteri kabul formunun Türkçe tercümesinin incelenmesinde müşteri kısmında yer alan ... - ...isimli firmanın Türk şirketi olduğunu satışa konu teknenin ismininde ... olduğunu , davalı tarafından müvekkilinin münhasırlık hakkının ihlal edilerek ...Nakliyatı AŞ isimli şirkete satılan ... isimli teknenin modelinin ... 102 RPH olduğunu sözleşmeye göre bu tekne bakımından belirlenmiş olup 2010 yılı fiyatının 6.000.000 Euro olduğunu müvekkili şirketin indirimli fiyatı ise %20 üzerinden 4.800.000 Euro olduğunu, kabul ve teslim protokolünde alıcı adına ...'nın imzasının olduğunu, bu teknenin asıl sahibinin ... AŞ nin bünyesinde yer aldığı ... Holding AŞ şirketler grubunun kurucusu ve sahibi ...olduğunu, davalı şirketin bu tekneyi ihraç ediyor gibi sattığını, davalı şirketin bu tekneyi önce ...Ltd Şti, daha sonra da bu limited şirketin tekneyi ... Nakliyat AŞ 'ye sattığını , kabul anlamına gelmemek koşuluyla ...AŞ isimli Türkiye bölgesinde mukim nihai alıcının müvekkili şirketin çabası ile kain olunmamış olsaydı dahi davalı imalatçının doğrudan bu satışı yapmış olması nedeniyle münhasırlığın ihlal edildiğini, çünkü imalatçının kendisine gelen talebi dağıtıcı konumunda olan müvekkili şirkete iletmekte yükümlü olduğunu, tek satıcılık sözleşmesinin niteliği gereği üreticinin sözleşme bölgesinde doğrudan satış yapmasının , sözleşmede açıkça kararlaştırılmadıkça yasak olduğunu, kendine gelen talepleri tek satıcıya iletmekle yükümlü olduğunu, bu yapılan satışla müvekkilinin distribütörlük gelirini engellendiğini, davalının bu ihlali nedeniyle müvekkilinin tazminat alacağının doğduğunu, tazminatın miktarının da tek satıcının elde edeceği alım satım bedeli arasındaki farktan masraflar çıkarılmak suretiyle bulunması gerektiğini, ... 102 RPH modelindeki teknenin 2010 yılı satış fiyatının 6.000.000 Euro olup %20 oranında müvekkilinin engellenen gelirin 1.200.000 Euro olduğunu,
c)Davalı şirket tarafından münhasırlığın ihlal olunduğu bir diğer satışın 21/07/2010 tarihinde ... Ltd isimli şirkete satılan ... modelindeki tekne olduğunu, bu teknenin sözleşmede kararlaştırılan 2010 yılı satış fiyatının 2.380.000 Euro olduğunu, davalının bu tekneyi 1.617.450 Euro bedelle düşük fiyata sattığını, sözleşmeye göre bu teknenin müvekkiline 2010 yılı fiyatından %23 indirimle satılması gerektiğini böylelikle müvekkilinin elde edeceği karın 547.400,00 Euro olduğunu ve bunun davalının tahsili gerektiğini,
d)Diğer satışın ...modelindeki teknenin 15/4/2010 tarihinde ... isimli şirkete yapıldığını, bu teknenin 2010 yılı satış fiyatı 2.180.000 Euro olduğunu, indirimli alış fiyatının %23 üzerinden 1.678.600 Euro olup müvekkilinin engellenen karının 501.400 Euro tutarında olduğunu, böylelikle belirlenen 4 satıştan dolayı toplam müvekkilinin 2.336.300 Euro kar kaybına uğradığını, bu kapsamda şimdilik bu satışlardan dolayı 5.000 Euro talep ettiklerini ayrıca taraflarınca tespit olunamayan defter ve belgelerin tetkiki neticesinde ortaya çıkacak satışlardan dolayı mahrum kalınan kar kapsamında şimdilik 1.000 Euro kar kaybı talepleri bulunduğunu,
2- Müvekkilinin karşılıksız kalan yatırımlar nedeniyle de tazminata hak kazandığını buna göre, distribütör atandıktan sonra sözleşmeye uygun olarak tam ve eksiksiz ifa etmek adına bir çok yatırım yaptığını, bu kapsamda satış ofisi kiraladığını, bu kira sözleşmesinin üç yıl yapıldığını kira bedelinin 104.000 USD olduğunu bunun yanında davalı şirket lehine bir çok reklam ve tanıtım yaptıklarını, bu kapsamda şimdilik 5.000 TL tazminat talep ettiklerini,
3-Müvekkili şirketin denkleştirme tazminatı alacağının bulunduğunu, bu istemin tek satıcının pazarın , malları için uygun hale getirmeye yönelik faaliyetin karşılığı olduğunu, üreticinin sözleşmenin sona ermesinden sona da yararlanmaya devam edeceği ticari değeri denkleştirilmesi gerektiğini, bizzat tek satıcı tarafından yaratılan ve üreticiye devredilen müşteri çevresinin avantajlarından tek satıcının yararlanamayacak olması nedeniyle ödenen ek bir karşılık olduğunu, müşteri çevresi yaratmak suretiyle üretici yararına bir edim ifa edildiğini, denkleştirme talebinin , acente veya tek satıcı gibi bağımsız tacir yardımcılarının devamlılık gösteren sözleşme ilişkilerine bağlı olarak , temsilciliğini veya dağıtımını yaptığı ürün nedeniyle kurduğu müşteri çevresinin , sözleşmesinin sona ermesi yüzünden kaybetmesi sonucunda uğradığı zarar ile aynı müşteri çevresinden üreticinin sözleşmenin sona ermesinden sonra da yararlanmaya devam etmesi nedeniyle elde ettiği kazancı denkleştirmesi için yapılan talep olarak tanımlanabileceğini, bu kapsamda 1.000 TL nin davalıdan tahsilini istediklerini,
Tüm talepleri yönünden ihtarname tebliği suretiyle davalının temerrüte düştüğünü, temerrüt tarihinin 25/5/2011 olduğunu belirterek tespit edilen 4 satış nedeniyle şimdilik 5.000 Euro, yargılama sırasında tespiti yapılacak satışlardan dolayı 1.000 Euro olmak üzere şimdilik 6.000 Euro kar kaybı, yatırım tazminatlarının atıl kalması nedeniyle şimdilik 5.000 TL , denkleştirme tazminatı kapsamında 1.000 TL nin davalıdan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 12/12/2011 tarihli dilekçesinde , dava dilekçesinde henüz tespit edilemeyen satışlardan dolayı 1.000 Euro kar kaybı talebinde bulunduklarını, bu tarih itibariyle, yeni satış bilgilerine ulaştıklarını buna göre 4 satışı dava dilekçesinde bildirdiklerini, 5.satışın 11/03/2010 tarihinde... isimli yatın sadece vergisel olarak elverişli gemi siciline tescili sağlanmak adına yatın ismi ile aynı kurulan paravan şirkete satıldığının görüldüğünü, satılan teknenin modelinin sözleşmede yer alan ... Modeli ürün olduğunu, bu teknenin 2010 yılı piyasa satış fiyatının 795.000 Euro olup , müvekkiline %25 indirimle satılması gerektiğini bu satıştan dolayı müvekkilinin kar kaybının 198.750 Euro olduğunu, bu yatın asıl alıcısının ... isimli kişi olduğunu bu kişinin davalı tarafın , yabancı olduğunu savunduğu şirketin ortağı ve yöneticisi olduğunu, 6.satışın... -... , ... 'a yapılan satış olduğunu, satış tarihinin 15/4/2010 olarak görüldüğünü, ...'un yatın gerçek alıcısı olduğunu, ...'un Orkun'un babası olduğunu, bu şahısların...AŞ nin yönetici ve ortakları olduğunu, satılan teknenin türünün ...modeli olup, 2010 yılı piyasa satış bedelinin 2.380.000 Euro olup , müvekkilinin imtiyazlı alış fiyatının %23 indirim yüzdesi üzerinden 1.832.600 Euro olup müvekkilinin mahrum kaldığı kar miktarının 547.400 Euro olduğunu, böylelikle şimdilik 6.000 Euro olarak talep ettiği kar kaybı zararlarının 3.082.450 Euro ulaştığını belirttiği görülmüştür.
Davacı vekiline her bir satış kapsamında talep kalemlerini belirlemesi için süre verilmiş , 21/01/2014 tarihli dilekçesi incelendiğinde , ... isimli gemiden dolayı 2.500 Euro, ...Ltd Şti 'ne satılan gemiden dolayı 2.000 Euro, ... 'ye satılan gemiden dolayı 250 Euro , ...'a satılan tekneden dolayı 250 Euro , ... satışı için 500 Euro, ... satışı için 500 Euro olmak üzere toplam şimdilik 6.000 Euro kar kaybı istediğini belirtmiştir.
ISLAH : Davacı vekili 28/4/2017 tarihli dilekçesi ile 6.000 Euro olan kar kaybı talebinin 1.194.000 Euro daha artırarak kar kaybına ilişkin talebinin toplamda 1.200.000 Euro' ya çıkarmış ve harcını yatırmıştır.
CEVAP : Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesi ile, sözleşme gereğince, sözleşmenin ilk yılı olan 10/01/2010-10/02/2011 dönemi için davacının müvekkilinde en az 2.5 milyon Euro ürün olmayı taahhüt ettiğini, bu dönemde bu miktarda alım satım faaliyetinin gerçekleşmediğini, dava dilekçesinde ileri sürülen satışların Türkiye sınırları dışında yapılan satışlar olduğunu,... firmasının... 'te bir firma olup teknenin ...Limanına kaydedildiğini, ... firmasının ... kökenli firma olup teknenin ... Limanına kaydedildiğini, teknenin öncelikle müvekkilin ABD bayisi... firmasına satıldığını, nihai alıcıya da bu bayi tarafından satışının yapıldığını, ... firmasının ABD 'nin Delawera eyaletinde bir firma olduğunu , yine ...firmasında ABD 'nin Delawera eyaletinde kayıtlı firma olduğunu bu satışlarda alıcıların yabancı şirketler olduğunu hiçbirisinin Türk Bayrağı çekmediğini, satışlarında gümrük ve ihracat mevzuatı çerçevesinde ihracat satışı olarak gerçekleştirildiğini, dolayısıyla davacının sözleşme ile kararlaştırılmış bölgesinin dışındaki alıcılara yapılan satışlar olduğunu, davacının satışların hiçbirinde kendi nam ve hesabına satış gerçekleştirmediğini, sadece ... satışında bir kısım aracılık yaptığını, bunun karşılığında da kendisine komisyon ödendiğini, müvekkili tarafından yapılan feshin haklı fesih olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE : Dava , distribütörlük sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı kar kaybı, atıl kalan yatırımlardan kaynaklanan tazminat ve denkleştirme tazminatına ilişkindir.
Deliller; 10/01/2010 tarihli dağıtım anlaşması, bu anlaşmanın ekleri kapsamında bölgeyi belirleyen ek-1, sözleşmeye ait ürünleri belirleyen ek-2, asgari hedefleri belirleyen ek-3 , satış ve kullanım genel şartları tekne türlerine ait 2010 yılı fiyat listesi ve bayi indirimlerine ilişkin belge , belirtilen gemi satışlara ait faturalar, satışlara ilişkin gümrük kayıtları, alıcılara ait olduğu iddia edilen ticari sicil kayıtları, davalı şirketle ilgili olarak düzenlenen vergi denetleme raporu, bilirkişi incelemesi.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda 2014/303 esas 2017/938 karar sayı ile 09/11/2017 tarihinde verilen kararda "10/01/2010 tarihli dağıtım anlaşması incelendiğinde 1.1. Maddesinde imalatçı ( davalı ) dağıtıcı ( davacı ) 'yı sözleşmenin süresi boyunca işbu sözleşmede belirtilen hüküm ve koşullara dayanılarak ek-1 de tanımlanmış olan bölge dahilinde , ek-2 de liste halinde belirtilen motorlu eğlence gemilerinin satışı için dağıtıcısı için davacıyı tayin ettiği, ikinci maddesi incelendiğinde, dağıtıcının , imalatçı tarafından kendisine tedarik edilmiş olan ürünleri bölgede kendi adına ve hesabına satacağı üçüncü maddesinde münhasırlık hususunun düzenlendiği buna göre imalatçının madde 2.4 göre sadece dağıtıcıya veya dağıtıcı tarafından araştırılmış olan nihai müşterilere bölge dahilinde satış yapacağı bundan başka ürünlerin dağıtılması amacıyla herhangi bir dağıtıcı temsilci veya aracıyı bölgeye tayin etmeyeceğini , aynı maddenin 3.5 fıkrasında " imalatçının dünya çapında imalatçının şirketini herhangi bir yönetim kurulu üyesini doğrudan satış yapmasını izin verilmiştir, dağıtıcı herhangi bir tazminat için yetkilendirilmemiştir " şeklinde hüküm bulunduğu , 5. Maddesinde asgari hedeflerin düzenlendiği 5.1.maddesinde dağıtıcının ek-3 de belirtilen ürün miktarlarının işbu sözleşmenin süresi boyunca sipariş etmeyi satın almayı ve yeniden satmayı taahhüt ettiği dağıtıcının ek-3 de belirttiği asgari hedeflere herhangi bir sözleşme yılı içerisinde ulaşamazsa imalatçının sözleşmeyi feshedebileceğinin kararlaştırıldığı , ek-1 'de davacının bölgesinin Türkiye olarak belirlendiği, ek-2 'de sözleşmeye ait ürünlerin...,...,..., ..., ...,...p,... olarak belirlendiği , ek-3'de asgari hedeflerin karara bağlandığı, birinci maddesinde , 10/01/2010 - 10/02/2011 arasında 2.500.000 Euro'luk davacının satın alma işlemini gerçekleştirmesine karara bağlandığı, ikinci maddesinde sözleşme yılı içinde bu hedefe ulaşılamaması halinde sözleşmenin feshedilebileceğinin kararlaştırıldığı, 2010 fiyat listesi ve indirimleri yine sözleşme eklerinde kararlaştırıldığı, ... nin 795.000 Euro, indirim oranını %25, 55 Sport'un fiyatının 720.000 Euro olup , indirim oranın %25 , 55 HT 'nin indirim oranın %23 68 ...nin fiyatının 1.600.000 Euro olup indirim oranın %23 , ... 'nin fiyatının 2.380.000 Euro olup indirim oranını %23, ...'nin fiyatının 2.180.000 Euro olup indirim oranını %23 , 102 Rph 'nin fiyatının 6.000.000 Euro olup indirim oranının %20 olarak kararlaştırıldığı görülmüştür.
Davalı tarafından sözleşme 07/4/2011 tarihinde sözleşme yılı içinde 2.500.000 Euro bedel alım yapılmaması nedeniyle feshedilmiştir .
Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 22/02/2012 tarihli dilekçe incelendiğinde, tablo halinde münhasırlığın ihlali ile mahrum kalınan kar kaybı tazminatlarının hesaplandığı, tabloda alıcının adı , tekne modeli, 2010 yılı fiyatı, müvekkiline uygulanması gereken indirim oranı ve kaybı oranlarının gösterildiği, ... ... nin alıcının...AŞ, ...'nin alıcısının ...olmasına rağmen gerçek alıcısının ... ,... 'nin alıcısının ... Ltd olmasına rağmen gerçek alıcısının ... , ... 'nin alıcısının ... olmasına rağmen gerçek alıcısının ... , ....'nin alıcısının...l olmasına gerçek alıcısının ... , ...'nin alıcısının... olmasına rağmen gerçek alıcısının ...olduğu tabloda gösterilmiştir.
Dosya tarafların iddialarının ve savunmalarının değerlendirilerek davacının davalıdan alacağı olup olmadığı varsa miktarının tespiti için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş , birinci heyet raporu incelendiğinde, davacı tarafın ilk yıl içerisinde davalı tarafça yapılan satışların kendi bölgesi içinde yapıldığını, dolayısıyla sözleşmedeki hedefi gerçekleştirdiğini bu nedenle feshin haksız olduğunu iddia ettiğini, davalı tarafın ise satışların tamamını ihracat olarak yurt dışında yerleşik tüzel kişilere yapıldığını, bu nedenle feshin haklı olduğunu, davalının ürettiği yatların imalında kullanılan ekipmanların yurt dışından ihraç kaydı ile ithal edildiğini, yaklaşık %75 lik malzemenin bu kapsamda bulunduğunu, bu malzemelerin ithali sırasında ödenmesi gereken KDV, ÖTV , diğer vergi ve harçların yasal düzenlemelerin sağladığı olanaklardan yararlanmak suretiyle ödenmediğini , bu malzemelerle üretilen yatların ihraç edilmesinin bir zorunluluk olarak ortaya çıktığını, ihraç kaydı ile ithal edilen malzemelerden yapılan ürünlerin iç piyasaya satışının imkansız olmasa dahi ticari olarak karlı olmayacağını yapılan satışlar incelendiğinde tamamının ihracat olarak göründüğünü , bunun sebebinin ihraç kaydı veya dahilde işleme belgesi ile ithal edilen malzemenin ihracındaki yasal zaruret olduğu kadar , tekne alıcıları tarafından uygulamada elverişli bayrağa kaçış olarak tanımlanan tercihinde önemli rol oynadığını , alıcıların yasaların kendilerine sağladığı avantajları kullanarak genellikle Türk Bayrağını tercih etmediklerini , vergisel avantajlar nedeniyle yurt dışında kurdukları ...şirketler üzerine tekne alımlarını gerçekleştirdiklerini , ...şirketlerin kurulduğu ülkelerde büyük kolaylıklar getirildiğini, satış yapılan şirketlerin kurucularının ortaklarının yada yöneticilerinin Türk olmaları nedeniyle yine faaliyet merkezlerinin Türkiye olmasından dolayı yapılan satışların tamamının aslında Türkiye'de mukim Türk alıcılara yapıldığını, yapılan satışların ihracat olarak nitelendirilmesi halinde dahi sözleşmeye göre davalı şirketin gelen talepleri davacıya yönetmeyip ürettiği yatları ortaklık yapısıda karar organları davalı şirketle aynı olan ...Ltd Şti üzerinden satmasının sözleşmenin 3.maddesindeki ön görülen münhasırlığın ihlali niteliğinde olduğunu, bu nedenle feshin haklı olmadığını, davalı tarafından dava dilekçesinde belirtilen 4 satışla ilgili gerçekleştirilen satış bedellerinin en az %10 u kadar davacının kar kaybına uğradığını, kar kaybı miktarının bu hesaplamaya göre 718.847,00 Euro olduğunun davalının davacının münhasırlığını ihlal ettiğini yönünde rapor tanzim ettikleri görülmüştür.
Rapora karşı davalı tarafça... , ...,... ile ilgili satışların 2009 yılında yapıldığını, siparişlerin 2009 yılında verilip peşinat ödemelerinde 2009 yılında yapıldığını, ... adlı gemi ile ilgili olmak üzere ...unvanlı firmanın aracılık ettiğini ,26/10/2010 tarihli 75.000 Euro'luk fatura kestiğini, faturada ... isimli gemi ile ilgili 102-3 gemi tipininde açıkça yazılı olduğunu, yine... Bayraklı gemilerle ilgili olarak TTK maddelerine ve Yargıtay içtihatlarının belirleyerek itiraz dilekçesi verdiğini, davacı vekilince ise sözleşmede hangi oran üzerinden kar elde edileceğinin açık olmasına rağmen %10 üzerinden hesaplama yapılmasının doğru olmadığını belirterek rapora itiraz edilmesi nedeniyle daha önceki bilirkişiler dışında dosya gümrükçü ihracat uzmanı mali müşavir deniz ticaret ve borçlar hukuku alanlarında oluşturulan yeni bilirkişi heyetine tevdi edilerek, davacının alacağı olup olmadığı varsa miktarı özellik gemi ihracı ve elverişli bayrağı kaçış hususlarının ayrıntılı olarak değerlendirilmesi istenilmiştir.
İkinci rapor incelendiğinde, münhasırlığın ihlal edilip edilip edilmediğinin değerlendirilmesi sırasında sipariş üzerine imal edilecek ürünün nereye gönderildiği değil, siparişin nereden geldiğini dolayısıyla dolayısıyla siparişin Türkiye'den gelip gelmediğini belirlenmesi gerektiğini, geminin bayrak çekme zorunluluğunun ve hangi ülkenin bayrağını çektiği , siparişin nereden geldiğinden ziyade nereye gönderildiğine ilişkin olduğunu ve bu hususun münhasırlığın ihlali ile ilgili olmadığını , siparişi veren tarafın iş merkezinin bulunduğu yerinde siparişin nereden geldiğinin tespitinde önem arz ettiğini, ayrıca sipariş üzerine söz konusu sözleşmeyi taraflar arasında yapılan tek satıcılık sözleşmesinin tarihinden önce mi, yoksa sonra mı yapıldığının tespitinin de önemli olduğunu, bu kıstaslar altında satışlar incelendiğinde ,
... ile ...şirketi arasında yapılan sözleşmenin 19/11/2009 olduğunu, iş merkezinin Kadıköy İstanbul olduğunu, yurt dışında kayıtlı acentesi bulunduğunu, şirket tarafından düzenlenen faturalarda acentenin adresinin gösterildiğini, davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin 10/01/2010 tarihinde yapılması nedeniyle , satış 19/11/2009 tarihinde sözleşmeden daha önce yapıldığından bu sözleşmeye ilişkin davacının iddiasının doğru olmadığını,
... ile yapılan sözleşmenin 05/01/2010 tarihli olduğunu,...Ltd Şti 'nin 07/09/2010 tarihinde ...modelli tekne satışını gerçekleştirdiğini,
... satışının 15/04/2010 tarihli olup,... şirketinin adresinin yurt dışı olduğunu, bu satışın taraflar arasındaki sözleşme tarihinden sonraki bir tarihte yapıldığının ,
...satışının 21/07/2010 tarihinde yapıldığını, şirketin iş merkezinin Beşiktaş göründüğünü, acentesinin yurt dışı firma olduğunu, sözleşmenin Türkiye merkezli şirketle yapıldığını, davalının sözleşme tarihinin 2009 tarihi olduğunu kanıtlayan dosyada belge bulunmadığını, bu nedenle münhasırlığın bu satış açısından ihlal edildiğini,
... satışının sözleşmeden sonra olduğunu, Genel Denizcilik ...'in adresinin Malta olduğunu, ancak ... Denizcilik'in faaliyet merkezinin İstanbul olduğunu,
... adına düzenlenen fatura tarihinin 22/10/2010 olup, teknenin isminin ...olduğunu, ...'ın adresinin yurt dışı olarak gösterildiğini, ancak şirket merkezinin İstanbul olduğunu,
... ile satışın 11/03/2010 tarihinde olduğunu, bu firmanın merkezinin İstanbul ancak kayıtlı acentesinin adresinin yurt dışı olduğunu, ...ile yapılan sözleşmenin 2009 tarihinde ...ile yapıldığının iddia edildiğini ancak buna ilişkin belge bulunmadığını, buna göre ... , ... , ..., ...şirketlerinin merkezi Türkiye olması nedeniyle siparişlerin yurt dışı siparişleri olmadığını, satışının her ne kadar yurt dışı niteliğinde olsa da , satın alma talebinin ... Ltd Şti tarafından nihai müşteriye ulaştırıldığını, münhasırlığın ihlali için fatura tarihlerinin değil, nihai müşteri ile imalatçı arasındaki sözleşmenin tarihinin , davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşme içerisinde yer alan bir tarih olması gerektiğini, münhasırlığın ihlal edildiği tespit edilen ...,...,...firmalarının iş merkezlerinin Türkiye göründüğünü dolayısıyla bu şirketlerden gelen siparişlerin davalı tarafça davacıya bildirilmemesinin münhasırlığının ihlali sonucunu doğurduğunu, ... 'in iş merkezinin yurt dışı olduğunu, bu sebepten bu satışın tek satıcılık sözleşmesi açısından münhasırlığın ihlali sonucunu doğurmadığını, ... sözleşmesinde ise satışın taraflar arasındaki sözleşmenin daha önce yapılması nedeniyle münhasırlığı ihlaline yol açmadığını, ... şirketinin iş merkezinin neresi olduğunun tam olarak tespit edilemediğini , münhasırlığın ihlal edildiği satışlardan dolayı davacının asgari hedefine ulaşmasının mümkün olduğunu, sözleşmenin feshinin haksız olduğunu belirterek ...dan dolayı davacının kar kaybının 547.400 Euro , ...yönünden 1.200.000 Euro olduğunu, ... açısından 198.750 Euro kar kaybına uğradığını, işletme ve sözleşmesinin kurulmasına dayanan masrafların menfi zarar olup, menfi zararın müspet zararla birlikte istenemeyeceğinin denkleştirme tazminatının da talep etmesinin mümkün olamayacağını ayrıca davacının ... ile yapılan sözleşmeden dolayı bir miktar komisyon bedelini aldığını belirlendiğini, davacının bu satış yönünden daha fazlasını talep etmesinin mümkün olmadığını, sonuç itibariyle ..., ..., ... ile yapılan sözleşmelerin münhasırlığı ihlal etmediği , ... , ... , ... firmaları ile yapılan sözleşmelerin münhasırlığı ihlal ettiği yönünde rapor verildiği görülmüştür.
Taraflarca rapora karşı aleyhlerine olan hususlar yönünden itiraz edilmiş, ayrıca her iki tarafta bilirkişilerin raporlarında ...,... ve ...satışlarını ayrı ayrı satışlar gibi gösterdiğini, oysa ... 'ın tek satış olduğunu, buna rağmen... için münhasırlık ihlal edilmedi, ... açısından ihlal edildi denilerek çelişkiye düşüldüğünü bildirmişlerdir.
İtirazların değerlendirilmesi için aynı heyette ek rapor alınmış ek rapor incelendiğinde, ... şirketi ile ...Denizcilik ... yapılan satışı n tek satış olduğunun aynı yata ilişkin olduğunu ve kök raporlarında belirtildiği gibi münhasırlığın ihlal edildiğini kök raporun bu şekilde düzeltildiği belirtilmiştir.
Davacı vekili 08/01/2014 tarihli dilekçesinde ... yönünden 87.500 Euro'yu tahsil ettiklerini , ...isimli şirketin Türk alıcı olduğunu ispat edemediklerini belirterek bu satışlara ilişkin bilirkişinin tespitine itiraz etmediklerini bunlarla ilgili taleplerinden anlamda vazgeçtiklerini belirterek aleyhine olan diğer hususlara itiraz ettikleri görülmüştür.
Davalı vekili 28/01/2014 havale tarihli dilekçesinde davaya konu satışların gerçekleşme/ sipariş tarihlerinin 10/01/2010 tarihinden önceye ait olduğunu bu hususun vergi denetmenleri tarafından hazırlanan rapordan da anlaşıldığını, söz konusu satışlardan dolayı vergi dairesince haklarında vergi tarh edildiğini, davacı tarafın ...ile ilgili ve... ile ilgili taleplerini ispatlayamamaları nedeniyle vazgeçtiklerini ,... ile yapılan satışla ilgili olarak ... yetkilisi...'ın müvekkili şirket yetkilisine gönderdiği mailler incelendiğinde söz konusu siparişin 2009 yılında verildiğinin anlaşılacağını bu nedenle tek satıcılık sözleşmesinin ihlalinin mümkün olmadığını, davacı şirketin kurucu ortağı olan ...'nin daha önceden davalı firmada satış sorumlusu olarak çalıştığını, ...ile ilgili satışında asıl alıcısının ... olduğunu davacının da iddia ettiğini , söz konusu yatın satışının 2009 yılında yapıldığını, ...'nın 2009 yılında o tarihte müvekkilinin şirketin satış sorumlusu olan ... ile yaptığı mailler incelendiğinde satışın 2009 yılında yapıldığının ortaya çıktığını, ... ile yapılan satışında sözleşmeden daha önce olduğunun ikinci bilirkişi ek ve kök raporlarında tespit edildiğini, bu satışla ilgili 28/10/2009 tarihli mail ve 2009 tarihli ödeme belgelerinin sunulduğunu, tekne modellerinin sözleşmenin ekinde belirlendiğini ancak maillerde tekne modeli yanında ayrıca teknenin plakası gibi algılanması gereken ve faturalarda geçen numaralarında yer aldığını, aynı tekne modelinden dünyada bir çok sayıda olabileceğini ancak model yanında belirtilen numaralanın plaka olması nedeniyle bu plaka ile ilgili dünyada tek bir tekne olacağı yönünde itirazlar bulunmuştur.
Raporlar arasında çelişki olması nedeniyle , dosya üçüncü bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir.
Üçüncü bilirkişi heyeti tarafından dosya içerisine alınan vergi raporu, gümrük beyannameleri de incelenerek , davacının iddia ettiği satışların tümünün taraflar arasındaki sözleşme tarihinden önce yapıldığı , davacının ilk sözleşme yönündeki satış talebini gerçekleştiremediğini , davalının feshinin haklı olduğu davacının tazminat isteyemeyeceği yönünde rapor tanzim edildiği görülmüştür.
Taraflarca rapora itiraz edilmesi üzerine, mahkememizce dosyanın en son rapor veren bilirkişi heyetine tevdi suretiyle, ayrıca heyete bir bilişim uzmanı da katılarak
a) Davacı vekilinin en son rapora karşı itiraz nedenleri tek tek değerlendirilerek ,davacının dava konusu yaptığı gemilerin model ve isimlerine dikkat edilerek davalı tarafça dosyaya sunulan ve davacı tarafça doğru olmadığı iddia edilen e mail dökümleri bilgisayar kayıtları üzerinden incelenerek ,
b) E - mail dökümlerinin davacının dava konusu yaptığı gemilere ait olup olmadığı,
c) Mail dökümlerinde ismi geçen kişi ya da şirket tarafından kaparo , ödeme tarihlerinin ne olduğunun ve bu ödemelerin davalının ticari defterlerinde yer alıp almadığının,
d) Gemilerin en son alıcısının mail dökümlerinde yer alan kişi ya da şirket adı olup olmadığını,
e) Sipariş vermenin mutlaka satışla sonuçlanmasının gerekip gerekmediğini ve bu hususun dava konusu gemiler açısından tek tek değerlendirilmesi,
f)Davacı vekilinin tüm itiraz nedenlerinin de değerlendirilmesine, AYRICA
Takdiri mahkemeye ait olmak üzere satışların sözleşme döneminde yapılma ihtimalinde , sözleşmenin ilgili maddeleri de değerlendirilerek her bir gemi ile ilgili olarak davacının kar kaybı miktarının hangi yöntemle hesaplanacağı ve her gemi açısından kar kaybı miktarının belirlenerek , bu satışların davacı tarafından yapılması ihtimalinde davacının bu satışları yapmak için ne gibi masraflar yapması gerektiğini tek tek belirterek masraf miktarının belirtilmesi hususunda son bilirkişi heyetinden ek rapor istenilmiştir.
Ek rapor incelendiğinde , elektronik postalara ilişkin incelemenin davalının sistemlerine uzaktan bağlantı yoluyla erişim sağlandığını, ve davalı vekilinin 20/01/2014 kayıt tarihli dilekçesi ekinde yer alan ... ve...kullanıcılarına ait 05/10/2009 ,30/12/2009 tarihleri arasına ait e posta kayıtlarının incelendiği, incelemenin ... e posta programının . Pst dosyaları üzerinden yapıldığını, e postaların elektronik imza içermemekle birlikte her iki kullanıcıya ait dosyalarında bütünlüğünün korunduğu, üzerinde bir değişiklik yapılmadığının tespit edildiği başka bir değişle incelenen e-postalar üzerinde değişiklik yada sonradan ekleme yapılmadığı, e postanın sayısal imza içermemesi durumunda sahte bir adresten gönderilmediğinin tespit edilme imkanının bulunmadığını, davaya konu edilen teknelerin ... ( ... ) ... ( ... Yahtching Ltd ) , Ht 78-2 ( Hmg 05 llc ) Rph 102-3 ( ... - ...) ,Fly 55-18 (... ) Fly78-5 (... ) açısından incelendiğini, buna göre mailler değerlendirildiğinde 05/10/2009 tarihinde ...yetkilisi... tarafından davalı şirket yetkilisi ...'a sözleşme ile ilgili mail gönderildiği , 28/10/2009 tarihinde... tarafından ...'e...'e yapılan satışla ilgili mail gönderildiği, ve yapılan 100.000 Euroluk kısmi ödemeden bahsedildiği, yine... tarafından ...'e gönderilen mailde ...müşterisi ...'nın 185.000 Euro ödeyeceğine yönelik mail gönderdiği , aynı tekne ile ilgili 11/11/2009 tarihli mailde bulunduğu, ... yetkilisi ... ile davalı yetkilisi ... arasında 78/6 teknesi ile ilgili 30 Aralık 2009 ve 4/01/2010 tarihli mailler bulunduğu , ( davalı vekilinin daha önceki dilekçelerinde de belirtildiği üzere...davacı şirketin yetkilisi olup, sözleşme imzalanmadan önce davalı şirkette satış elemanı olarak çalıştığı bildirilmiştir.) Bu maillere göre , 28/10/2009 tarihinde ...tarafından 78-5 ile ilgili 100.000 Euro ödeme talimatı verildiği, 09/09/2009 tarihinde ...tarafından...çin 185.000 euro elden ödeme yapıldığının ifade edildiğini, ... ve ...'dan ... arasında 05/10/2009 -30/12/2009 tarihleri arasındaki yazışmalardan ...Teknesi için sözleşme imzalanması, yapılacak ekleme ve düzenlemeler ile ilgili yazışmaların bulunduğunu, bu tespitler sonucunda ... , Fly 55-18..., Fly 78-5...satışlarının davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşmeden önceye ait olduğunu, davacı tarafın ...llc ile ilgili satış yönünden yurt içi satışı olduğunu ispatlamayacağını bildirerek bunun ilişkin iddiasından vazgeçtiği, ... yönünden komisyon ücreti aldığını belirterek bununla ilgili talepte bulunmadığı değerlendirilerek davalının feshinin haklı olduğu davacının tazminat alacağının olmadığını belirtmişlerdir.
Üçüncü heyet tarafından verilen birinci ek rapora itiraz edilmesi üzerine aynı heyetten ikinci kez ek rapor alınmıştır. İkinci ek rapor incelendiğinde , ...( ... , Genel Denizcilik ... ) yönünden inceleme yapıldığı, bu teknenin ...'ya 2009 yılından önce satıldığı, adı geçenin 2009 yılında vefat ettiği , yatın açıkta kaldığı , davacı tarafından iddia edilmiş ise de, söz konusu teknenin 2009 veya daha önce bir müşteri için imaline başlandığının kanıtlandığı, davacının ... isimli yat ile ilgili olarak müşteri bulduğu satış için gayret sarf ettiği hususları belgeleyemediği , ... isimli şirketin yabancı ülke olduğunu, bu satışın davalı tarafça ihraç kayıtlı olarak yurt dışındaki bir alıcıya satıldığını ve ihraç edildiğini, yine taraflar arasındaki sözleşmenin 3.5 maddesinde ise "imalatçının dünya çapında imalatçının şirketinin herhangi bir yönetim kurulu üyesine doğrudan satış yapmasına izin verilmiştir, dağıtıcı herhangi bir tazminat için yetkilendirilmemiştir " hükmünü taşıması nedeniyle sözleşmenin bu maddesi ile dağıtıcının imalatçı firmaya doğrudan satış yapmasının izin vermiş olduğu ve bu konuda herhangi bir tazminat talep edemeyeceği hususunun tek satıcılık sözleşmesinde kayıt altına alınmış bulunduğunu , şayet davacının iddia ettiği gibi söz konusu yat müvekkili tarafından satılmış olsa dahi bu madde hükmüne göre dağıtıcının da bu sözleşme hükmü gereğince bu satışa izin vermiş olduğunu, bu satış yönünden de tek satıcılık sözleşmesindeki münhasırlığının ihlal edilmediğini raporlarında belirttikleri görülmüştür.
Toplanan tüm deliller alınan bilirkişi raporları bir bütün halinde değerlendirildiğinde üçüncü kök ve ek raporlarda vurgulandığı üzere ... ile ilgili satış yönünden davacı komisyon ücreti olarak bir miktar aldığını, Hmg 05 ile ilgili satışın yurt içi satışı olduğunu ispatlayamadıklarını belirterek bir nevi bu taleplerinden vazgeçmiştir. Diğer kalan dört adet satış incelendiğinde ise, üçüncü bilirkişi heyeti tarafından birinci ek raporda da vurgulandığı üzere sunulan mailler incelendiğinde, ... , ...Yachting , ... satışları davacı ile davalı arasında imzalanan 2010 tarihli sözleşmeden önce 2009 yılında yapıldığından bu satışlarla ilgili davalının münhasırlığı ihlal ettiği hususu doğru olmayıp bu satışlar yönünden davacı talebinde haksızdır. ...Denizcilik ... -... satışı yönünden ise , 2009 yılından önce bunun ... isimli şahsa satıldığı 2009 yılında alıcının vefat etmesi üzerine ...Denizcilik - ... geçtiği,... yurt dışı kaynaklı firma olup, ihraç kayıtlı olarak bu alıcıya satıldığı ihraç edildiği , kaldı ki ikinci ek raporda belirtildiği üzere taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3.5.maddesi gereğince de davacının bu satış yönünde de talepte bulunamayacağı davalının sözleşmenin feshinin haklı olduğu, davacının tazminat taleplerinin reddi gerektiği" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen karara karşı davacı tarafça istinaf yoluna gidilmiş olup, İstanbul BAM 44 H.D'nin 2020/480 esas 2020/520 karar ve 03/05/2021 tarihli ilamı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf kararına karşı davacı vekilince, temyiz yoluna gidilmiş , Yargıtay 11 H.D'nin 06/03/2023 tarihli 2021/5786 esas 2023/1357 karar sayılı ilamı ile temyiz talebinin kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin BAM kararının ortadan kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay bozma ilamında, " 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı, diğer satışların yanı sıra ... Ltd.'ye yapılan tekne satışının da tek satıcılık sözleşmesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde 102-RPH kodlu bu teknenin 2009 yılından önce dava dışı kişiye satıldığı, bu satışın akim kalması üzerine bu kez Genel Denizcilik- ...'e geçtiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 3.5 inci maddesi uyarınca davacının bu satış yönünden talepte bulunamayacağı kabul edilmiş, karara karşı sadece davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
3.Anılan teknenin öncelikle davalı şirket tarafından ... Ticaret Ltd. Şti.'ne, ardından sırasıyla ... Ltd.'ye ve ... Ltd.'ye satıldığına dair faturalar dosyaya sunulmuş, 07.10.2010 tarihli müşteri kabul formunda müşteri adı ...Denizcilik ... şeklinde gösterilmiş, 22.10.2010 tarihli Teslim ve Kabul Protokolünde ise satıcı ve alıcılar arasındaki 11.05.2010 tarihli satış sözleşmesinin koşul ve şartlarına tabi olarak teslimin gerçekleştirileceğinin ilan olunduğu belirtilmiştir. Her ne kadar 11.05.2010 tarihli sözleşme dosyaya sunulmamışsa da sözleşme tarihinin taraflar arasındaki sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemi içerdiği anlaşılmaktadır.
4. Taraflar arasındaki Dağıtım Anlaşması başlıklı sözleşmenin 3.5 inci maddesinde imalatçının dünya çapında imalatçının şirketinin herhangi bir yönetim kurulu üyesine doğrudan satış yapmasına izin verildiği, dağıtıcının herhangi bir tazminat için yetkilendirilmediği kararlaştırılmışsa da dava konusu satış doğrudan bir yönetim kurulu üyesine yapılmadığından belirtilen hükmün somut olaya uygulanması yerinde görülmemiştir.
5. İlk Derece Mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere 102-RPH kodlu ürünün daha önceki müşterisine satışının akim kalması nedeniyle ürünün teknenin imal ve inşasına başlama tarihinin satış aktinin kurulduğu tarih olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir. Davalının satıcı sıfatıyla taraf olduğu 22.10.2010 tarihli Teslim ve Kabul Protokolünde açıkça 11.05.2010 tarihli satış sözleşmesine atıf yapılmış, bu satış sözleşmesi dosyaya sunulmamış olup satışın taraflar arasında sözleşmenin yürürlükte bulunduğu dönemde yapıldığının kabulü gerekir.
6. Bu sebeple müşteri kabul formunda müşteri adı Genel Denizcilik ... şeklinde belirtilen dava konusu satışın davacının münhasır satıcılık hakkını ihlal ettiğinin, dolayısıyla davalının sözleşmeyi haksız feshettiğinin kabulü ile davacının alacak istemi yönünden tarafların iddia ve savunmaları ile sözleşme hükümlerinin bütün olarak değerlendirilip ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. " denilmiştir.
Mahkememizce Yargıtay bozma ilamına uyulmuştur.
Davacı vekili, 07/12/2023 tarihli duruşmada " 2010 tarihinde distibitörlük sözleşmesi yapılmıştır, sözlşeme 2011 yılında haksız olarak fesih edilmiştir, normal sona erme dönemi 2013'tür, 2013 tarihine kadar ki distibitörlük sözleşmesi sözleşme süresi 3 yıllıktır bu yıllarda ki tüm satışların davalı defterleri üzerinde inceleme yapılarak tespit edilmesi yargıtay bozma ilamının bir gereğidir, ayrıca bu talebimiz dava dilekçemizin sondan 4.paragrafında da yer almaktadır" şeklinde beyanda bulunmuş , mahkememizce bu tarihli duruşmada Yargıtay Bozma ilamı doğrultusunda 2,3,4 ve 5 nolu ara kararlar alınmış olup bu ara kararların ;
"2-Davacının taleplerinin, dava dilekçesi ve 21/01/2014 tarihli dilekçe kapsamında;
1-... Satışı için 2.500 Euro,
...satışı için 2.000 Euro
... satışı için 250 Euro,
...satışı için 250 Euro,
... satışı için 500 Euro,
... satışı için 500 Euro olmak üzere toplam 6.000 Euro kar kaybı tazminatı,
2-Karşılıksız kalan yatırımlar nedeniyle (Kira, reklam, tanıtım) 5.000 TL,
3-Tek satıcılık sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle denkleştirme- (portföy ) tazminatı kapsamında 1.000 TL olup, istinaf ilamında da belirtildiği üzere ..., ... taleplerinden duruşmanın 19/03/2023 tarihli celsesinde ve 08/01/2014 tarihli dilekçe ile vazgeçtikleri bildirilmiş olup, daha sonra davacı vekilince 28/04/2017 tarihinde verilen ıslah dilekçe ile 6.000 Euro olan kar kaybı tazminatının 1.194.000 Euro arttırılarak toplamda 1.200.000 Euro'ya çıkartılmış ise de, arttırılan 1.194.000 Euro'nun vazgeçilmeyen- geri kalan 4 adet satışa ait olduğu ancak 1.194.000 Euro'nun vazgeçilmeyen 4 adet satışa göre her biri açısından ne kadar arttırıldığına ilişkin kalem kalem açıklama yapılmadığı görülmekle davacı vekiline 1 hafta süre verilerek ıslah dilekçesi ile arttırılan 1.194.000 Euro'nun ..., ..., ..., ... satışları için arttırılan kısmın kalem kalem dağılımını dilekçe ile yapılması için davacı vekiline 2 hafta kesin süre verilmesine,
3-Taraflara yargıtay ilamında bahsi geçen 11/05/2010 tarihli sözleşmeyi dosyaya sunması için 2 hafta süre verilmesine,
4-2 ve 3 nolu ara kararında yazılı süreler geçtikten sonra dosyanın en son rapor veren bilirkişi heyetine tevdi edilerek, heyete gemi satışı için yapılması gereken masraflar konusunda uzman bir bilirkişi de eklenerek, yargıtay bozma ilamı doğrultusunda ek rapor hazırlanmasının istenilmesine, ayrıca takdiri mahkemeye ait olmak üzere , yargıtay bozma ilamı doğrultusunda bozma konusu yapılan 102-RPH kodlu gemi ile ilgili taraflar arasındaki sözleşmede 6.000.000,00Euro belirlenerek temel indirim oranının %20 olarak belirlendiği, gerçekte ise bu teknenin 3.465.000,00Euro üzerinden satılması nedeniyle davacının kar kaybının 6.000.000,00Euro üzerinden mi yoksa gerçek satış miktarı olan 3.465.000,00Euro üzerinden mi saptanması gerektiği, ayrıca bilirkişiler açısından bu teknenin satışı nedeniyle kar kaybı hesabı açısından sözleşmenin 3.3 ve 9.3 maddelerinin yorumlanmasının yapılmasının ve sonuç itibari ile bu gemi açısından kar kaybı hesabının yapılmasının ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre kar kaybı hesaplarında davacı tarafın bu satışı yapmak için yapmaktan kurtulduğu masraflarında düşülmesi gerektiğinden, sözleşmenin 7 maddesi ve piyasa uygulamaları açısından bir teknenin satılması için yapılması gereken masraflarında belirlenerek ve masraf miktarları da belirlenerek tespit edilen kar kaybı bedelinden düşülerek kar kaybı miktarının hesaplanmasının istenilmesine ayrıca davacı tarafın denkleştirme tazminatı ile atıl kalan yatırımlara istinaden menfi zararınıda isteyip istemeyeceğinin, müspet ve menfi zararların bir arada isteyip istenemeyeceğinin değerlendirilerek, isteyebilecek ise miktarının tespitinin istenilmesine,
5-Dava dilekçesinde, satışları yapılan tekneler tek tek sayılarak şimdilik 5.000,00Euro istenildiği ayrıca 10/01/2010 tarihinden itibaren davacı şirketin münhasırlığının ihlal edilerek, davalı şirket tarafından yapılan satışlar yönünde de 1.000,00Euro istenildiği, 1.000,00Euroluk kısım ile ilgili olarak davacı vekilince iki teknenin satışının daha bildirilerek dava kapsamına dahil edildiği, mahkememizin daha önceki ilamında toplam 6 satış ile ilgili değerlendirme yapılarak karar verildiği, yargıtay tarafından 6 adet satış ile ilgili davacı tarafın temyizinin değerlendirilerek yargıtay ilamının giriş kısmında " davacı vekilinin aşağıdaki paragraflarının kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine" denildikten sonra sadece 102-RPH kodlu gemi yönünden bozma yapıldığından davacı vekilinin bu celse beyan etmiş olduğu sadece davacı vekilinin bu celseki 2010 tarihinden 2013 tarihine kadar ki satışların da bilirkişi tarafından tespit edilerek bu satışlar yönünden de kar kaybı hesaplanmasının istenilmesine yönelik talebinin reddine, " şeklinde oluşturulduğu görülmüştür.
Davacı vekili, 07/12/2023 tarihli celsede verilen 4 nolu ara kararı ile beyan dilekçesi sunarak söz konusu ara karardan dönülmesini talep etmiştir. Mahkememizce 18/12/2023 tarihli ara kararı ile ara karardan rücu talebi red edilmiştir.
Davalı vekili, 21/12/2023 tarihli dilekçesinde, 07/12/2023 tarihli duruşmada alınan 3 nolu ara kararı ile ilgili olarak beyanda bulunmuş olup, beyanında 11/05/2010 tarihli bir sözleşmenin mevcut olmadığını mevcut olmayan bir sözleşmeninde sunulamayacağını beyan etmiştir.
Davacı vekili, 22/12/2023 tarihli dilekçesi ile, 07/12/2023 tarihli duruşmada verilen 2 nolu ara kararı kapsamında beyanda bulunmuş dilekçenin sonuç kısmı incelendiğinde, ıslah dilekçesi ile artırılan 1.194.000,00Euro'nun ...'e yapılan satış nedeniyle uğranılan zarara ilişkin olduğunu beyan etmiştir.
Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda dosya yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olup, bilirkişi heyetince dosyaya sunulan 03/04/2024 tarihli rapor incelendiğinde, "Yargıtay'ın yukarıda alıntılanan “tarafların iddia savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragraflarının kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının yerinde görülmediği” şeklindeki kararı ve Sayın Mahkeme'nin 07.12.2023 tarihinde verdiği “Yargıtay ilamının giriş kısmında “davacı vekilinin aşağıdaki paragraflarının kapsamı dışında kalan itirazlarının reddine” denildikten sonra sadece 102RPH kodlu gemi yönünden bozma
yapıldığından davacı vekilinin bu celse beyan etmiş olduğu sadece davacı vekilinin bu celseki 2010 tarihinden 2013 tarihine kadarki satışların da bilirkişi tarafından tespit edilerek bu satışlar yönünden de kar kaybının hesaplanmasının istenilmesine yönelik talebinin reddine” ara kararı uyarınca, dosyadaki tazminat hesabı sadece 102 - RPH kodlu gemi yönünden yapılması gerektiği anlaşılmaktadır. Davacı ile davalı arasında 10.01.2010 tarihinde 3 yıl süreyle geçerli olacak şekilde Distribütörlük Sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin 1.1. maddesi şu şekildedir: “İMALATÇI, DAĞITICI'YI SÖZLEŞME'NİN süresi boyunca işbu sözleşmede belirtilen hüküm ve koşullara dayanarak, Ek 1, &1.3'te tanımlanmış olan bölge dahilinde (“BÖLGE”), Ek No.2'de liste halinde belirtilen (“ÜRÜNLER”) motorlu eğlence gemilerinin satışı için dağıtıcısı olmayı kabul etmesi üzerine işbu anlaşma ile tayin eder.” sözleşmenin niteliği hakkında önem arz eden “Madde-3 Münhasırlık” başlıklı 3.1. Maddesi de şu şekildedir: “İşbu Sözleşmede (ve özellikle işbu Madde 3.2 ve DAĞITIM PROGRAMI, Bölüm No.3'de) diğer bir şekilde belirtilmesi haricinde, İMALATÇI, Madde 2.4'e göre sadece DAĞITICI'ya veya DAĞITICI tarafından araştırılmış olan nihai müşterilere BÖLGE dahilinde satış yapacaktır. Bundan başka, ÜRÜNLERİN dağıtılması amacıyla herhangi bir dağıtıcı, temsilci veya aracıyı BÖLGEYE tayin etmeyeceğini kabul eder. Bununla birlikte kendi ticari politikasıyla DAĞITICI'nın faaliyetleri arasında uyum sağlamak amacıyla BÖLGEYE kendi çalışanlarını gönderme konusunda serbest olacaktır.” Bu maddeden görüldüğü üzere İmalatçı (işbu davada davalı) sözleşmeye konu ürünlerini belirli bir bölgede (işbu davada Türkiye'de) tekel hakkına sahip olarak satmak üzere Dağıtıcı (işbu davada davacı) ile anlaşmıştır. Bu anlaşma uyarınca Dağıtıcı, satışını gerçekleştireceği ürünleri İmalatçı'dan belirlenen oranlarda indirimli fiyatıyla satın alacak, ardından bu ürünü satıcıya satacak, İmalatçı'nın indirimi ile satış fiyatı arasındaki indirim bedeli ise distribütörlük anlaşmasından kaynaklanan kârı olacaktır. Bu satın alma ve ardından satışını gerçekleştirme düzenlemesi taraflar arasındaki sözleşmenin “Madde 5 Asgari hedefler” başlıklı maddesinde görülmektedir: “DAĞITIC, Ek 3'de belirtilmiş olan ÜRÜN miktarlarını işbu SÖZLEŞME 'NİN süresi boyunca sipariş etmeyi, satın almayı ve yeniden satmayı taahhüt eder” Görüldüğü gibi sözleşme konusu distribütörlük işi gerçekleştirilirken tekne önce Dağıtıcı tarafından satın alınacak ardından da yeniden satılacak, Sözleşmede belirlenen liste fiyatı ile indirimli fiyat arasındaki fark ise davacının kârı olacaktır. Davalı taraf Yargıtay'ın bozma kararından anlaşıldığı üzere davacının bu kârı elde etmesine müsaade etmeksizin ve haklı bir sebep olmaksızın dava konusu RPH 102-3 kodlu teknenin satışını distribütör aracılığıyla gerçekleştirmek yerine doğrudan kendisi satışını gerçekleştirmiştir. Yargıtay'ın bozma kararı ve Sayın Mahkeme'nin görevlendirme kararı çerçevesinde incelenecek olan RPH 102-3 teknesinin satışına ilişkin süreç şu şekilde ilerlemiştir: Davalı ... A.Ş. tarafından 22.10.2010 tarihli ... numaralı fatura ve RPH 102-3 tekne satış bedeli açıklaması ile ...Ticaret Ltd. Şti'ye 6.437.275,00 TL bedel ile satılmıştır. Anılan tekne ... Ltd. Şti. tarafından yine aynı gün 22.10.2010 tarihinde ...numaralı fatura ve Motoryat (...) açıklaması ile Amerika'da mukim ...Ltd. firmasına 3.465.000 Euro bedel ile satılmıştır. Tekne ardından ise... Ltd. tarafından 27.10.2010 tarihinde 18 numaralı fatura ile ...'da mukim ... Ltd.'ye 3.465.000 Euro bedel ve RPH 102-3 Motor Yacht açıklaması ile yeniden satılmıştır. Bu satışların yapıldığı sıralarda taraflar arasındaki 10.01.2010 tarihli Distribütörlük Sözleşmesi yürürlüktedir. Davalı taraf bu sözleşmeye uygun davranmış olsaydı, tekne için distribütörlük sözleşmesinde belirlenen fiyat, 6.000.000 Euro'dur. Yine distribütörlük sözleşmesinde belirlenen indirim oranı %20'dir. Bu sebeple taraflar arasındaki sözleşmenin açık hükmü ve genel sektörel uygulamalar çerçevesinde davacının bu satıştan mahrum kaldığı kar mahrumiyeti 6.000.000 Euro x %20 = 1.200.000 Euro'dur. Sayın Mahkeme'ce bilirkişi heyetine gemi satışı için yapılması gereken masrafların tespiti konusunda uzmanlığı bulunan bilirkişinin de dahil olmasıyla ulaşılan bu tespit, Sayın Mahkeme'nin 04.10.2016 tarihli ara kararı uyarınca alınan tarihsiz bilirkişi 2. Ek raporundaki tespitlerimizin yanı sıra yine Sayın Mahkeme'nin 28.02.2013 tarihli ara kararı uyarınca başka bir bilirkişi heyetinden alınan rapordaki tespitle de paraleldir. Sayın Mahkeme'ce kar kaybı hesabı açısından sözleşmenin 3.3 ve 9.3 maddelerinin de yorumlanmasının yapılması emredilmiştir. Dağıtım Anlaşması'nın “Madde 3 — Münhasırlık” başlıklı maddesinin 3.3. hükmü şu şekildedir: “İMALATÇI faal olarak bütün DAĞITICILARIN yakın şekilde çalışmalarını talep eder. İMALATÇI ile imzalanan anlaşma uyarınca herhangi bir. DAĞITICI'NIN BÖLGESİ dışında yapmayı düşündüğü herhangi bir anlaşmada DAĞITICI, geminin satılmış olduğu BÖLGE'nin sahibi DAĞITICI'ya İMALATÇIDAN fatura uyarınca DAĞITICI karının %5'ini ödeyecektir.” İnceleme konusu Sözleşmenin 3.3. maddesi büyük harflerle DAĞITICI'NIN BÖLGESİ dışında yapmayı düşündüğü herhangi bir anlaşma ihtimalini düzenlemektedir. İncelemeye konu olayda yapılan satış ise Dağıtıcı'nın bölgesi içindedir ve Yargıtay da bu nedenle bozma kararında bu sebeple “müşteri kabul formunda müşteri adı ...Denizcilik ... şeklinde belirtilen dava konusu satışın davacının münhasır satıcılık hakkını ihlal ettiğine” hükmetmiştir. Bu hüküm, Türkiye bölgesi distribütörü olan davacı tarafın örneğin Yunanistan'da bir satış yapmasının gündeme gelmesi halinde Yunanistan bölgesinde elde ettiği kârın %5'i nispetinde Yunanistan bölgesi Dağıtıcısı'na ödemesini düzenlemektedir. Diğer yandan davalının davacıdan başka Türkiye bölgesinde bir distribütörünün olmadığı ve sözleşme uyarınca zaten olamayacağı da görülmektedir. Bu durumda bahse konu hükmün somut olaya uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Sayın Mahkeme'ce incelenmesi emredilen Dağıtım Anlaşması'nın “Madde 9 — Fiyatlar” başlıklı maddesinin 9.3. hükmü ise şu şekildedir: “İMALATÇI, DAĞITICI'ya İMALATÇI tarafından istediği herhangi bir zamanda değiştirilebileceği ve sözü edilen değişikliklerden DAĞITICI'yı haberdar edeceği, Bölüm 2 ve 4'te belirtildiği üzere yürürlükte olan fiyat listesinde indirim yapması için izin verecektir. Sözü edilen değişiklikler İMALATÇI'nın DAĞITICI 'ya yazılı ihbarda bulunması üzerine derhal yürürlüğe girecektir. Madde 2.4'e göre DAĞITICI tarafından belirlenen nihai müşteriye verilen fiili fiyat ve ÜRÜN'ü satın almış olması halinde DAĞITICI'nın ödemiş olabileceği indirim uygulanmış fiyat arasındaki fark kadar bir ücret DAĞITICI'ya ödenecektir. Anılan sözleşme hükmünde nihai müşteriye verilen fiili fiyat ve satın almış olması halinde dağıtıcının ödemiş olabileceği indirim arasındaki bir fark kadar dağıtıcıya ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığı bu ihtimal için Sözleşme'nin 2.4. maddesi olarak belirlenmiştir. Maddede atfı yapılan 2.4. sözleşme hükmü aynen şu şekildedir: “DAĞITICI tesliminden önce bir ÜRÜN'ün nihai müşterisini belirlerse, İMALATÇIDAN nihai müşteriye doğrudan bir satış yapmasını isteyebilir. İMALATÇI sözü edilen doğrudan satışı yapmayı kabul ederse, DAĞITICI, madde 9.3'e göre bir ücret almaya hak kazanacaktır. Aracı olarak sözü edilen böyle bir faaliyetin, kendi adına ve hesabına faaliyette bulunan bağımsız bir tüccar olarak DAĞITICI'nın yasal konumunu değiştirmeyeceği açık bir şekilde kararlaştırılmıştır” Bahsi geçen sözleşme hükmüne göre eğer Dağıtıcı İmalatçıya “benim şu müşterime siz doğrudan satış yapıp daha sonra benim hak edişim olan kar marjımı bana ödeyebilirsiniz, ben buna onay veriyorum” demesi halinde İmalatçı, Dağıtıcının MÜNHASIR bölgesinde doğrudan satış yapabilir. Ancak incelememize dava dosyası için böyle bir talebin olmadığı kanaatindeyiz. Satış işleminin münhasırlık hakkını yok sayarak imalatçı tarafından yapıldığı Yargıtay daire kararında da yer almaktadır. Fakat Sayın Mahkeme bu konuda aksi bir kanaate ise yani taraflar arasındaki Sözleşmenin 9.3. maddesinin uygulanması gerekliliği yönünde bir görüş oluşmuşsa bu defa 9.3. Hükmünce hesaplanacak tazminat, “Madde 2.4'e göre DAĞITICI tarafından belirlenen nihai müşteriye verilen fili fiyat ve ÜRÜN'ü satın almış olması halinde DAĞITICI'nın ödemiş olabileceği indirim uygulanmış fiyat arasındaki fark kadar bir ücret DAĞITICI'ya ödenecektir” olarak belirlendiği için; 4.800.000 Euro Dağıtıcının ödemiş olabileceği indirim uygulanmış fiyat ile 3.465.000 Euro nihai müşteri ...'e verilen fiyat arasındaki fark 1.335.000 Euro'ya ulaşmaktadır. Ancak Heyetimizce varılan kanaat yukarıda belirtildiği gibi sözleşmenin 2. maddesinin yukarıda yorumlandığı şekliyle tekne indirim bedeline tekabül eden 1.200.000 Euro'dur. Sayın Mahkeme'ce Heyetimize verilen bir diğer görev “kar kaybı hesabının yapılmasının ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre kar kaybı hesaplarında davacı tarafın bu satışı yapmak için yapmaktan kurtulduğu masrafların da düşülmesi gerektiğinden, sözleşmenin 7 maddesi ve piyasa uygulamaları açısından bir teknenin satılması için yapılması gereken masrafların da belirlenerek ve masraf miktarları da belirlenerek tespit edilen kar kaybı bedelinden düşülerek kar kaybı miktarının hesaplanmasının istenilmesine” şeklindedir. Sayın Mahkeme'nin bu kararı doğrultusunda indirim yapılıp yapılmayacağı hususundaki takdiri Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere distribütörlük için yapılacak masraflar hususunda açıklamalarda bulunmak gerekirse; Distribitörlük faaliyetleri“ gerçekleştirildiğinde oluşabilecek masraflar, distribütörlük faaliyetinin icra edildiği bölgeden bölgeye göre değişiklik gösterebilecektir. Ancak bunları açıklamadan önce taraflar arasındaki Sözleşme hükümlerinde kararlaştırılanları incelemek gerekmektedir. Sözleşme'nin “Madde — 7 Tanıtım, reklam yapma ve fuarlar” başlıklı 7.Maddesinde, “7.1.DAĞITICI, bu amaç için makul olarak gerekli olan bütün yollarla BÖLGE genelinde İMALATÇININ MARKALARINI ve daha genel olarak İMALATÇI'NIN imajını dikkatli bir şekilde ve sabit düzeyde tanıtacaktır. 7.2. DAĞITICI, BÖLGE genelinde ÜRÜNLERİ tanıtmak için gerekli olan her türlü reklamdan sorumlu olacaktır. ÜRÜNLERİN performans ve güvenebilirliğini teyit eden makalelerle, hem yerel hem de uzmanlık alanı olan dergilerde özellikle yayınlar yoluyla ÜRÜNLERİ düzenli olarak tanıtacak ve reklamını yapacaktır. 7.3. Her türlü reklam yapma ve satış tanıtım faaliyetlerinin maliyetleri, diğer bir şekilde kararlaştırılmadıkça, DAĞITICI tarafından karşılanacaktır. Ayrıntılar için bakınız Ek 4, Bölüm No.8 7.5. DAĞITICI, BÖLGE ile ilgili en önemli fuarlar veya sergilerde masrafları kendisine ait olmak üzere yer alacak ve İMALATÇI ile daha önceki anlaşmaya tabii olacaktır. İMALATÇI, tamamı veya bir bölümü olmak üzere ilgili masraflara doğrudan katılma ve karşılama seçeneğine sahiptir. 7.6. DAĞITICI tarafından yürütülen bütün reklamlar ve tanıtımlar BÖLGE 'de yapılacaktır ve İMALATÇI tarafından diğer bir şekilde izin verilmedikçe ve yazılı olarak teyit edilmedikçe, diğer dağıtıcıların reklam faaliyetlerine müdahale etmeyecektir...” Düzenlemesi yapılmıştır. Sözleşmeye Ek 4, Bölüm No. 8'de yer alan reklam yapma ve ...'a yönelik düzenlemeler getirildikten sonra İse, “ulusal ve/veya uluslararası yayınlar (daha önce onaylanan) için DAĞITICILARA İMALATÇI'nın katkısı,%50 bayinin faturalandırılmış ölçüsündedir ”, “... Markasını tanıtmak üzere Yerel Tekne Etkinlikleri (daha önceden onaylanmış) için DAĞITICILARA İMALATÇI'nın katkısı Dağıtıcı 'ya faturalandırılanın %50'si ölçüsündedir” Sözleşmenin fesih gerekçesinde İMALATÇI, DAĞITICININ söz konusu tanıtım pazarlama ilan reklam vb konularda kendisine verilen görev ve sorumlulukları yerine getirmediği, bu konularda bir ihmalinin bulunduğunu iddia etmediği aynı şekilde DAĞITICININ da yine İMALATÇI”nın aynı konulardaki sorumluluklarını yerine getirmediğine dair bir iddiaları dava dosyasına yansımadığından tarafları sözleşmenin geçerli kaldığı dönemde bu sözleşme maddelerine uyumlu davrandıklarını varsayarak; Taraflar arasındaki Sözleşmenin 8. maddesinde de yer alan fuarlar, distribütörlük faaliyetinin en önemli tanıtım alanıdır...'lar Türkiye'de ve yurtdışında gerçekleştirilmekte ve dolayısıyla bunların ücretleri de farklılık göstermektedir. Ancak dosyadaki distribütörlük sözleşmesinin pazarlama bölgesinin Türkiye olması nedeniyle fuar ücretlerinin Türkiye'deki o dönemdeki fuar rayiçleri üzerinden değerlendirilmesi gerekmektedir. Dikkate alınması gereken bir nokta da davacı firmanın pazarlama için fuar tanıtım faaliyetinde bulunurken, kiraladığı stantta pazarlamasını yaptığı başka markalar (yeni veya 2. el) olma ihtimalidir. Birden fazla markanın tanıtımı için tek stand açılması söz konusu ise fuarda stand kiralama ücretinin bölüştürülmesi gerekir. Ancak dosyada davacının birden fazla markanın distribütörlüğünü yaptığı veya bu süreçte masrafların birden fazla marka için gerçekleştirildiğine dair bir veri bulunmamaktadır. Davacının sadece davalı markasının distribi icra ettiği gözetilerek masraflar da buna göre belirlenecek ve bu yönden bir indirime gidilmeyecektir. Diğer yandan fuarlarda teknenin sergilenmesi ve potansiyel alıcılara gezdirilmesi imkan dâhilindeyse bu ihtimal veya sergilemenin de masrafı olacaktır. Ancak kar kaybı hesaplanmasına hükmedilen 102 RPH teknesinin boyutları gözetildiğinde fuar alanına fiziken getirilip sergilenmesi mümkün muhtemel ve beklenen bir durum değildir. veya bu konuda dosyada bilgi bulunmadığından fuar kapsamında yalnızca stand ücreti hesap edilecektir. Türkiye'deki ... fuarlarında bir stand kurmanın maliyeti, taraflar arasındaki sözleşmenin yürürlükte 2010 ilâ 2011 yıllarında 5.000 Euro nispetindedir. Anılan fuarların yılda ortalama 3 defa gerçekleştiği ve tarafların tanıtım ve reklam yapma hususunda bir ihtilaf olmadığı gözetildiğinde, bir yıllık fuar masrafı 5.000 Euro x 3 = 15.000 Euro'ya ulaşmaktadır. Fuar alanlarında ayrıca tekneyi tanıtan broşü olağan uygulamadır. Ancak sektörel teamülde uygulama bu bahsi geçen tanıtım malzemelerinin imalatçı tarafından bastırılması yönündedir. Esasen taraflar arasındaki sözleşmeye ek olan “pazarlama desteği” başlıklı Bölüm No:8'de de bu masrafların imalatçı tarafından karşılanacağı düzenlenmiştir: “imalatçı fabrika bazında Türkiye'ye katılmaktadır. Bu etkinliklerde İmalatçı aşağıdaki maddelerde belirtilenleri yerine getirecektir: Her türlü broşürler, fiyat listesi vb. 'yi tedarik edecektir”... Bu sebeple hem sektörel uygulama hem de taraflar arasındaki sözleşme gereği ayrıca bir broşür ve yazılı metin masrafının belirlenmesine ihtiyaç duyulmamıştır. İnceleme konusu ... isimli teknenin boyutlarında ve kalitesindeki bir yatın pazarlanması bağlamında distribütörlük faaliyetinin gerçekleştirilmesi şirketin sahibi ve ortakları tarafından mümkün olabilir. Bu nedenle distribütörlük faaliyeti için şirket bünyesinde yardımcı şahıslar çalıştırılabileceği söz konusu olmakla beraber bu çalışanlar ancak ana faaliyete yardımcı olacak çalışanlardır. Bu çalışanların ücretleri, distribütör firmanın fuar dışındaki faaliyette bulunduğu ofisin kira masrafları, muhtasar, SGK primi, yapılan sigortalar, seyahat giderleri ise aylık 2.000 Euro mertebesinde olacağı dikkate alınmalıdır. Bu sebeple bir yıllık işletme gideri 2.000 Euro x 12 = 24.000 Euro olarak hesaplanmaktadır." denilerek sonuç ve kanaat kısmında ise, " 1) Sayın Mahkeme'ce Heyetimize verilen görev çerçevesinde taraflar arasındaki sözleşmenin yukarıda yapılan ayrıntılı ve gerekçeli inceleme sonucuna göre taraflar arasındaki dağıtım sözleşmesi uyarınca Yargıtay tarafından bozma konusu edilen Genel Denizcilik ...'e satışı yapılan RPH 102 model teknenin satış fiyatının 6.000.000 Euro olarak belirlendiği, indirim oranının %20 olduğu, bu sebeple davacının bu satıştan mahrum kaldığı kar mahrumiyeti 6.000.000 Euro x %20 = 1.200.000 Euro olduğu, bu tespitin Sayın Mahkeme'nin 04.10.2016 tarihli ara kararı uyarınca Heyetimizce oluşturulan bilirkişi 2. ek raporundaki tespitle ve yanı sıra yine Sayın Mahkeme'nin 28.02.2013 tarihli ara kararı uyarınca başka bir bilirkişi heyetinden alınan rapordaki tespitle de paralel olduğu, 2) Sayın Mahkeme'ce yorumlanması emredilen Sözleşme'nin 3.3 ve 9.3 maddelerinin ihtilafta uygulama alanı bulmadığı, ancak uygulama alanı bulduğu yönünde bir kanaate varılacak olursa 4.800.000 Euro Dağıtıcının ödemiş olabileceği indirim uygulanmış fiyat ile 3.465.000 Euro nihai müşteri ...'e verilen fiyat arasındaki fark olan 1.335.000 Euro kadar davacının kar kaybının bulunduğu, 3) Sayın Mahkeme'ce hesaplanması emredilen “bir teknenin satılması için yapılması gereken Masrafların da belirlenerek ve masraf miktarları” hususunda bir yıllık fuar masrafının 5.000 Euro x 3 = 15.000 Euro, bir yıllık işletme giderleri 2.000 Euro x 12 — 24.000 Euro olduğu, böylece toplam masrafların bir yıl için 39.000 Euro olduğu 4) Davacının dosyaya sunduğu 28.04.2017 tarihli ıslah dilekçesi ve Sayın Mahkeme'nin 07.12.2023 tarihli duruşmasında verilen 2 numaralı ara karar uyarınca dosyaya sunulan 21.12.2023 tarihli dilekçesi doğrultusunda, ... Ltd. Şti.'ye yapılan satış için 1.196.500 Euro talep edildiği, böylece davacının en fazla 1.196.500 Euro talep edebileceği, Yukarıdaki açıklamalarımız doğrultusunda yapılan satıştan mahrum kalınan karın 1.200.000 Euro; masrafların ise 39.000 Euro olarak hesap edildiği şu durumda davacının 1.161.000 Euro üzerinden tazminata hak kazandığı," şeklinde kanaat bildirdikleri görülmüştür.
Rapora karşı taraf vekillerince itiraz dilekçeleri sunulmuş olup, bilirkişi heyeti 24/09/2024 tarihli ek raporlarında itirazları tek tek değerlendirmişler ve kök raporda ulaşmış oldukları görüş ve kanaatlerini aynen tekrarlamışlardır.
Yargıtay Bozma ilamında da belirtildiği üzere 102-RPH kodlu teknenin, müşteri kabul formunda adı Genel Denizcilik ... şeklinde belirtilen dava konusu satışın davacının münhasır satıcılık hakkının ihlal ettiği, dolayısı ile davalının sözlemeyi haksız fesih ettiği anlaşılmış olup, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere, davacının bu karı elde etmesine mani olunarak ve haklı bir sebep olmaksızın dava konusu 102-RPH kodlu teknenin satışının distiribitörü aracılığı ile gerçekleştirmek yerine davalının doğrudan kendisi tarafından satışının yapıldığı, bu teknenin satışına ilişkin sürecin en son alınan bilirkişi kök raporunun 14.sayfasında açıklandığı, bu tekne ile ilgili yapılan satışların tarihinin taraflar arasındaki 10/01/2010 tarihli distiribitörlük sözleşmesinin yürürlükte olduğu döneme denk geldiği, davalı tarafın bu sözleşmeye uygun davranmış olması halinde tekne için sözleşmede belirtilen fiyatın 6.000.000,00Euro olup yine sözleşmede indirim oranının %20 olarak belirlenmesi nedeniyle, davacının bu satıştan mahrum kaldığı miktarın 6.000.000,00Euro'nun %20'si olan 1.200.000,00Euro olduğunu, sözleşmenin 3.3 ve 9.3 maddelerinin dava konusu satışa uygulanamayacağı, sözleşmenin 3.3.maddesinde imalatçı ile imzalanan anlaşma uyarınca herhangi bir dağıtıcının bölgesi dışında yapmayı düşündüğü herhangi bir anlaşmada dağıtıcı, geminin satılmış olduğu bölgenin sahibi dağıtıcıya imalatçıdan fatura uyarınca dağıtıcı karının %5'ini ödeyecektir hükmünün bulunduğu, incelemeye konu olayda yapılan satışın ise dağıtıcının bölgesi içinde olduğu dolayısı ile bu maddenin uygulanamayacağı yine sözleşmede ki 9.3.madde de nihai müşteriye verilen fiili fiyat ve ürünün satın almış olması halinde dağıtıcının ödemiş olabileceği indirim arasındaki bir fark kadar dağıtıcıya ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığı, bu ihtimal için sözleşmenin 2.4.maddesinin belirlendiği bu maddeye göre eğer dağıtıcı imalatçıya "benim şu müşterime siz doğrudan satış yapıp daha sonra benim hakedişim olan kar marjımı bana ödeyebilirsiniz ben onay veriyorum" demesi halinde imalatçı, dağıtıcının münhasır bölgesinde doğrudan satış yapabileceği ancak incelemeye konu satış için böyle bir talebin olmadığını, satış işleminin münhasırlık hakkını yok sayarak imalatçı tarafından yapıldığı dolayısı ile sözleşmenin 9.3.maddesinin ve 2.4.maddesinin uygulanamayacağı, sözleşmenin 7.maddesinde tanıtım , reklam yapma ve fuarlar başlıklı maddesinin bulunduğu yine sözleşmeye Ek-4 bölüm no:8'de yer alan reklam yapma ve boat showa yönelik düzenlemeler bulunduğunu, sözleşmenin fesih gerekçesinde imalatçı tarafından dağıtıcının söz konusu tanıtım, pazarlama , ilan , reklam gibi konularda kendisine verilen görev ve sorumlulukları yerine getirmediği ihmalinin bulunduğu hususunda iddia ileri sürmediği, dava dosyasına da bu hususta yansıyan bir dilekçe bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 8.maddesinde yer alan fuarların distiribitörlük faaliyetlerinin ön önemli tanıtım alanı olduğu, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 2010-2011 yılında fuar stand ücretinin 5.000,00Euro nisbetinde olduğunu, fuarların yılda ortalama 3 defa gerçekleştiği dolayısı ile 1 yıllık fuar masrafının 15.000,00Euro olduğu, 1 yıllık işletme giderinin ise (2.000,00Euro X 12 =) 24.000,00Euro olduğunu böylece 1 yıllık toplam masraf bedelinin 39.000,00Euro olduğu bilirkişi heyetince tespit edilmiştir.
Davacı taraf ...'e yapılan satış kapsamında dava dilekçesinde talep miktarını 2.500,00Euro olarak belirlemiş olup daha sonra vermiş olduğu ıslah dilekçesi ile talebinin 1.194.000,00Euro'ya artırdığı, mahkememizce alınan ara kararı kapsamında sunmuş olduğu 21/12/2023 tarihli dilekçesinde ıslah dilekçesi ile artırdığı kısmın tamamının ...'e satış ile ilgili olduğunu beyan ettiği yine aynı hususta son duruşmada da beyanda bulunduğu, Yargıtay bozma ilamı kapsamında alınan rapor ve ek rapor kapsamında davacının söz konusu tekne ile ilgili olarak kar kaybının 1.200.000,00Euro olduğu ancak davacı tarafça bu tekne ile ilgili talep miktarının 1.196.500,00Euro olduğu, 1.196.500,00Euro'dan davacının yapmaktan kurtulmuş olduğu gider toplamı olan 39.000,00Euro mahsup edildiğinde davacının isteyebileceği miktarın 1.157.500,00Euro olduğu tespit edilmiştir.
Davacı tarafça davalı tarafa gönderilen Beyoğlu ... Noterliğinin 20/05/2011 tarihli ...yevmiye sayılı ihtarnamesi incelendiğinde, söz konusu miktarın ödenmesi için ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 iş günü süre verildiği, ihtarnamenin davalı tarafa 20/05/2011 tarihinde tebliğ edildiği böylelikle davalının 04/06/2011 tarihinde temerrüde düştüğü görülmüştür.
İstinaf ilamında ve Yargıtay ilamında karar başlığında asli müdahil olarak 2 şirket ünvanı yazılmış ise de, davalı vekilinin 02/07/2024 tarihli dilekçesinde de belirtmiş olduğu üzere 11/05/2021 tarihinde dosyaya vekaletname sunulmuş ise de asli yada feri müdahale edildiğine ilişkin herhangi bir dilekçe sunulmadığı, duruşmalara da bu sıfatla katılan olmadığı anlaşılmakla karar başlığında bu firmalara ve vekillerine yer verilmemiştir.
Davacı taraf, isimlerini bildirdiği tekne satışlarından dolayı kar kaybı, karşılıksız kalan yatırımlar nedeniyle 5.000,00 TL, tek satıcılık sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı kapsamında 1.000,00 TL istemiştir. Yargıtay bozma ilamında sadece 102-RPH kodlu teknenin satışından dolayı davacının münhasır satıcılık hakkının ihlal edildiği belirtilerek bozma yapılmıştır. Diğer tekne satışlarından dolayı münhasır satıcılık hakkının ihlal edilmediği sübut bulmuştur. 102-RPH kodlu tekne satışından dolayı kar kaybı hesabı Yargıtay bozmasından sonra alınan rapor ve ek raporda bilirkişi heyetince değerlendirilmiştir. 102-RPH kodlu tekne satışının münhasır satıcılık hakkının ihlali niteliği taşıdığından davalı tarafça yapılan fesih haksızdır. Davacının bir diğer talebi karşılıksız kalan yatırımlar nedeniyle 5.000,00 TL olup, Yargıtay bozma ilamından önce alınan 08/01/2013 ve 15/08/2013 tarihli bilirkişi heyet raporlarında da belirtildiği üzere, davacının tekne satışından dolayı kar kaybı talebi müspet zarar istemine ilişkin olup, karşılıksız kalan yatırımlar nedeniyle talep edilen tazminat ise menfi zarar kapsamında kalmaktadır. Müspet ve menfi zararın birlikte istenilmesi mümkün değildir bu nedenle menfi zarar niteliğinde olan karşılıksız kalan yatırımlardan kaynaklı tazminat talebinin reddi gerekmiştir. Davacının bir diğer talebi denkleştirme tazminatına ilişkin olup Yargıtay bozma ilamından önce alının 08/01/2013 ve 15/08/2013 tarihli bilirkişi heyet raporlarında da bahsedildiği üzere, çok sınırlı bir kitleye hitap eden ve sözleşmenini yürürlükte kaldığı yaklaşık 15 ay boyunca Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere münhasır satıcılık hakkının ihlali niteliğinde olan sadece 1 tekne (102-RPH kodlu tekne) satışı yapıldığından, satışı yapılan 1 adet tekne nedeniyle ve aynı kişiye (alıcıya) sözleşmenin geri kalan bölümünde tekrar tekne satışı yapılması pek imkan dahilinde bulunmadığından denkleştirme tazminatı talep edilemeyeceği sonucuna varılarak bu talebinin de reddi gerekmiştir. Yargıtay bozma ilamı dikkate alınarak alınan bilirkişi raporu ve ek raporun ayrıca yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında, davacının davasının kısmen kabulü ile 1.157.500,00 Euro'nun 04/06/2011 tarihinden itibaren devlet bankalarınca Euro cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenecek en yüksek faiz oranının uygulanması suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilemesine, davacının fazla taleplerinin reddine aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davacının davasının kısmen kabulü ile 1.157.500,00 Euro'nun 04/06/2011 tarihinden itibaren devlet bankalarınca Euro cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenecek en yüksek faiz oranının uygulanması suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilemesine,
2-Davacının fazla taleplerinin reddine,
3-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden 358.831,78 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından peşin yatırılan ( başta 298,90TL + ıslah ile 79.855,46TL =) 80.154,36TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 35.500,00TL bilirkişi ücreti ile 1.602,00TL tebligat ve tezkere gideri olmak üzere toplam 37.102,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak takdiren 36.732,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7- Davalı tarafından yapılan 32.000,00TL bilirkişi ücreti ile 122,00TL tebligat ve tezkere gideri olmak üzere toplam 32.122,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak takdiren 320,00TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yazı işleri müdürü tarafından ilgilisine iadesine,
9-Bu dava sebebiyle 185.574,53TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden peşin alınan ( başta 298,90TL + ıslah ile 79.855,46TL =) 80.154,36TL'nin mahsubu ile kalan 105.420,17TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 05/12/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
MADDİ HATA DÜZELTME KARARI
Hükmün 1 nolu bendinde "1-Davacının davasının kısmen kabulü ile 1.157.500,00 Euro'nun 04/06/2011 tarihinden itibaren devlet bankalarınca Euro cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenecek en yüksek faiz oranının uygulanması suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilemesine, " yazılmış olup, "verilmesine" yazılacak iken yazım hatası yapılarak "verilemesine" yazılmıştır.
Söz konusu yazım hatası maddi hata kapsamında olup, hükmün 1 nolu bendi " 1-Davacının davasının kısmen kabulü ile 1.157.500,00 Euro'nun 04/06/2011 tarihinden itibaren devlet bankalarınca Euro cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenecek en yüksek faiz oranının uygulanması suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " şeklinde dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda düzeltilmesine oy birliği ile karar verilmiştir. 11/12/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
17/17
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.