Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/473
2025/96
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/473 Esas
KARAR NO : 2025/96
DAVA : Dava, şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
DAVA TARİHİ : 18/07/2023
KARAR TARİHİ : 13/02/2025
DAVA : Davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu dava dilekçesinde, ... Ltd Şti'ne 6758 sayılı Kanunun 19/2 maddesi hükmü uyarınca ve CMK'nun 133.maddesi gereğince İstanbul ... Sulh Ceza Mahkemesinin 07/06/2018 tarihli ... D.iş sayılı kararı ile...silahlı suç örgütü soruşturması kapsamında TMSF'nun kayyum olarak atandığını ve şirket TMSF yönetimine gçtiğini, Fon kurulunun 27/09/2018 tarihli ve ... sayılı kararıyla yeni müdürler Kurulu /yönetim kurulu heyeti atanarak göreve başlamış bulunduğunu, şirketin tüzel kişiliğinin devam ettiğini aynı zamanda yönetiminin TMSF'ye ait olduğunu, ... Silhlı Suç Örgütü hakkında İstanbul ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas ...karar sayılı dosyası üzerinden dava devam ettiğini, 11/01/2021 tarihinde mahkumiyet ve müsadere kararları verildiğini, verilen kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesinin 15/03/2022 tarih ve 2021/696 esas 2022/258 karar sayılı kararı ile bozulduğunu, bozma kararı sonrası yargılamanın İstanbul ... Ağır Ceza mahkemesince yeniden başlatıldığını ve mahkemece 16/11/2022 tarihinde ... esas ... karar sayılı kararı ile yeniden mahkumiyet ve müsadere kararları verildiğini, verilen karara karşı istinaf talepleri İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesinin 2023/310 esas 2023/494 karar sayılı dosyası üzerinden 12/04/2023 tarihinde red edildiğini ve hukuksal sürecin halen devam ettiğini, davalılardan ... ve ...'nın ... tarafından şirkete kayyım atanmadan önceki %50 hisseli ortakları olduğunu diğer davalı ...'ın ise kayyım atanmadan önceki şirket yetkilisi olduğunu,... Marka .... Ltd Şti'nin eski çalışanından yasal mükellefiyetlerin yerine getirilmesi ve alacak takiplerinin yapılması gibi hususlar için muhasebe kayıtlarının tamamlanmasının talep edildiğini ancak verilen sürede işin tamamlanmadığını ve sistemli olarak aksatıldığının tespit edildiğini, şirketin kurumsal bir yapıya sahip olduğunu, muhasebe ofisince tutulması gereken kayıtların tutulmadığını, kayıtların birbirinin devamı ve bir muhasebe programına bağlı olacak şekilde devrinin gerçeklemediğini bu nedenle TMSF'nin kayyım atandığı 2018 ile sonraki yıllar arasında muhasebesel kopukluk olmasına sebebiyet verdiğini, şirketin son resmi verilerinin 31/12/2017 olarak gözüktüğünü ve verilere göre kasa hesabı bakiyesinin 433.423,77TL olarak gözüktüğünü, şirket eski çalışanı ...'ın vergi incelme elemanı ile mail ortamında yaptığı yazışmada ise 2018/Haziran sonunda itibaren mali müşavir bulunmadığını, 2018/Haziran ayına kadar defter bulunduğunun belirtildiğini, excel ortamında hareketlerinin gönderildiğini, 30/06/2018 tarihi itibari ile kasa hesabı bakiyesinin 550.592,79TL olarak gözüktüğünü ancak şirket kasasında kayden görünen paranın fiziken kasa mevcudunda bulunamadığını, dava dilekçesi ekinde bulunan ...'e ait mali durum tespit raporunda şirketin kasasında kayden 550.592,79TL bulunduğunu ancak şirkete atanan kayyımca herhangi bir fiili kasa mevcudunun tespit edilemediğini, kayyımlarca para teslim alınmadığını, kasa mevcudu şirket ortakları ile şirket yöneticileri tarafından usulsüz ve haksız bir şekilde işletmeden çekildiğini, 7085 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanunun 7.maddesinin 1.fıkrasına, 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 19.Maddesinin 9. Fırkasına ve 6102 sayılı TTK'nun ilgili maddeleri gereğince dilekçesi ekinde yer alan fon kurulu kararıyla kasa noksanlıkları sebebiyle oluşan zarar olan 550.592,79TL tahsili için dava açtıklarını, TTK'nun Kurucuların , yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu başlıklı 553 maddesi gereğince davalıların haksız fiil sorumlulukları doğrultusunda şirket eski ortağı olan davalının oluşan kasa noksanı nedeniyle şirkete verdiği zarardan dolayı sorumlu olduğunu, TMSF'nun kayyım olarak mahkeme kararı ile atandığı tarihten itibaren dava tarihine kadar davalılara ulaşılmadığını belirterek şirket kayıtlarına göre, kayden şirket kasasında yer alan ancak fiziken var olmayan 550.592,79TL kasa bakiyesinin haksız işlemlerin yapıldığı tarihten itibaren işlemiş reeskont avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... mahkememize ibraz etmiş olduğu cevap dilekçesinde, dava dilekçesindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, 2018 yılından beri cep telefonu numarasının kayyım heyetinde bulunan Av. ... ve ...'de bulunduğunu bu sebeple davacının , davalılara ulaşılamadığı iddialarının haksız olduğunu, davacının taraf ehliyeti bulunmadığını bu sebeple davanın dava şart yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davanın zaman aşımına uğradığını, davacı tarafın şirketin kurumsal yapıda olmaması 2018 yılı ile sonraki yıllar arasında muhasebesel kopukluklar olduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığını, şirkete atanan kayyımların başlıca görevlerinin şirketin kayıtlarının düzgün ve zamanında tutulmasının sağlanması olduğunu, kayyımların bir diğer görevlerinin ise şirketin kayıtlarında eksiklik olduğunu fark etmeleri halinde bu eksikliğin giderilmesi için kayıtların tamamlanması amacıyla şahısları görevlendirmek olduğunu, TMSF'nun kayyım olarak atanmasından günümüze kadar devam ettiği anlaşılan bir kısım eksikliklerin sebebinin herhangi bir çalışana yüklenmesinin doğru olmadığını, çalışanlar tarafından hatırlatma ve uyarıların zamanında yapıldığını ancak gerekli müdahalelerin kayyımlar tarafından gerçekleştirilmediğini, TMSF yetkililerinin 16/07/2018 tarihinde ortağı olduğu davacı şirkete geldiğini, şirket hakkındaki ilgili kararı gösterdiklerini, şirketin yeni yetkilisi olduklarını bildirdiklerini, bu tarihten itibaren önce telefon ile kayyım olarak atanan ... ve ... ile iletişim kurulduğunu, 28/08/2018 tarihinden itibaren de mail ile iletişim kurulmaya başlandığını, daha öncesinden taraflarına sözlü olarak iletilen eski mali müşavirin istifasının 28/08/2018 tarihinde mail ile yazılı olarak bildirildiğini, yapılan bildiriye rağmen TMSF yetkilileri 2019 yılına kadar herhangi bir mali müşavir görevlendirmediğini ve şahsının sorumluluğunun bulunmadığını, kayyım heyeti kararıyla Çengelköy'de yer alan ofislerinde bulunan tüm müvekkiline ait dosyaları , muhasebe dosyaları ve muhasebe bilgisayarının Mecidiyeköy'deki ... Han'daki kata, mobilyaların ise ...F'nin yönetiminde olan Yenibosna'da bulunan depoya taşındığının belirtildiğini, taşıma sonrası şirkete ait 2018 Temmuz öncesi ve sonrası tüm kayıtların bulunduğu muhasebe bilgisayarı Mecidiyeköy'deki kolilerde çıkmadığını, yaklaşık 9 ay sonra TMSF yetkilileri tarafından muhasebe bilgisayarının bulunduğunun taraflarına bildirildiğini, bilgisayar kurulduğunda ise ramlerin bulunmadığının tespit edildiğini, eksik parçası olması nedeniyle bilgisayarın 1 ayda tamir edilebildiğini, muhasebe bilgisayarı beraberinde bulunan muhasebeye ait defter ve notların ise bulunamadığını, muhasebe bilgisayarı beraberinde bulunan muhasebeye ait defter ve notların ise bulunamadığını bu sebeple çift şifreli bilgisayara girilemediğini, eski mali müşavirin defter bastırırken mizan almaması ve muhasebe bilgisayarına da kaybolan evraklar ve verilerin girilememesi nedeniyle şirketin muhasebe çalışanı ... tarafından manuel olarak mizan hazırlandığını, yine mali müşavirden mizanın kontrolü ve yeni programa açılış fişi olarak yüklenmesinin talep edildiğini ancak mali müşavirin yardımcısı tarafından, çeşitli tevillerle bu taleplerin yerine getirilmediğini, 01/07/2018 - 31/12/2018 tarihlerine ait girilen kayıtların doğruluğunun kontrol edilebilmesi, tamamlanması için bu fişin girilmesinin zorunlu olduğunu ve bu durumdan davacı şirkete atanan TMSF yetkililerinin bilgisinin bulunduğunu, bu durumun davacı şirkete atanan kayyımların kusur ve ihmalinin bulunduğunu gösterdiğini, 01/07/2018 tarihi ve sonrasına ait onaylı basılmış bir defterin olmadığının anlaşıldığını, davacı tarafın muhasebe kayıtlarının tamamlanmasının talep edildiği ve söz konusu kişi tarafından verilen sürede işin tamamlanmadığı , işin aksatıldığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, muhasebe çalışanı ... ile mail ve yazışmalardan en baştan beri süreci takip ettiğinin, hukuka uygun bir şekilde titizlikle tamamlamaya çalıştığının görüleceğini yine şirket çalışanı ...tarafından yapılması gereken her işlemin detaylı tarif edilmesi ve hatırlatılmasına rağmen kayıtların tamamlanması için ilgililerin harekete geçmesinin sağlanamadığını, Bilimsel ... Ltd Şti ...tarafından 17/05/2023 tarihinde düzenlenen tespit raporunda ise herhangi teknik bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını "şirket yöneticileri tarafından usulsüz ve hukuksuz bir şekilde işletmeden çekildiği değerlendirilmelidir" denildiğini, iddia edilen bakiyenin hangi işlemlerden ve ne sebeple haksız fiil oluşturduğu hakkında bir tespit yapılmadığını, yalnızca bakiye üzerinden davacı tarafının iddialarını destekler nitelikte tek taraflı bir yorum içerdiğini, yeminli mali müşavir raporunun 2.sayfası son paragrafında "şirketin vergi dairesi sicil kaydı terkin edilmiş olduğundan ve şirkete atanan kayyım heyetine de şirket defter kayıt ve belgeleri de teslim edilmediğinden, inceleme ile ilgili olarak elimizde sadece 2017 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesi mevcuttur" denildiğini, raporun içeriğinden yeterli detay ve belge incelenmeksizin hazırlandığının, resmi defterlerin vergi müfettişine TMSF eliyle iletilmesine dair mail yazışmalarının mevcut olduğunu, davacı tarafın sunduğu vergi inceleme tutanağından ise bu teslimatın nihayete erdiğinin anlaşıldığını, yeminli mali müşavirin raporunda geçen defterlerin kayyım heyetine teslim edilmediği bilgisinin gerçeği yansıtmadığını, kayyım heyetinin defterleri alarak vergi müfettişine teslim ettiğini, iddia edilen bakiyenin oluşması için ihtimal dahilinde olan eksik belge işlenmesi, hatalı kayıt, olağandışı gider ve olası diğer izahatların göz ardı edildiğini, Yargıtay 11.H.D.'nin 2019/715 esas 2019/4705 karar sayılı ilamına vurgu yaparak dilekçesinin devamında, ortağı olduğu firmaya yönelik yapılan araştırmalarda gerçekleştirilmiş ithalat ve ihracat işlemlerinde herhangi şüpheli bir duruma rastlanmadığını, faturaların işlemlere uyumlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekilince mahkememize ibraz edilen cevap dilekçesinde, arabuluculuk sürecinin usulüne uygun şekilde işletilmediğini bu nedenle dava şartı eksiliği bulunduğunu, müvekkili ...'ın ...CBS ... sayılı soruşturma kapsamında 11 Temmuz 2018 tarihinde göz altında alındığını akabinde tutaklanarak Kütahya ...Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda tutuklu olarak bulunduğunu, açılan dava üzerine İstanbul ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...esas sayılı dosyası ile müvekkili hakkında verilen mahkumiyet hükmü İstanbul BAM 1 C.D.'nin 2021/696 esas ve 2022/258 karar sayılı ilamı ile bozulduğunu ve müvekkilinin tahliyesine karar verildiğini, İstanbul BAM CBS tarafından yapılan itiraz sonucu İstanbul BCM 1.C.D.'nin 24/03/2022 tarihinde reddetmesi neticesinde, itirazın incelenmesi yönünde dosyanın İstanbul BAM 2.C.D.'ne gönderildiğini ve 2.Ceza Dairesinin müvekkili dahil bazı sanıklar yönünden tekrar tutuklama kararı verdiğini, tutuklama kararına istinaden tahliye olduktan yaklaşık 2 hafta sonra resmi makamlara müvekkilinin giderek teslim olduğunu bunun üzerine yargılanmasının İstanbul ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...esas sayılı dosya kapsamında ve istinaf başvurusundan sonra da İstanbul BAM 1.C.D.'nin 2023/310 esas sayılı dosyası kapsamında tutuklu olarak devam ettiğini, İstanbul 1.C.D.'nin 2023/310 esas 2022/279 karar sayılı istinaf başvurusunun reddi kararı ile müvekkili tarafından temyiz edildiğini ve dosyanın temyiz incelenmesinde olduğunu, müvekkilinin 11 Temmuz 2018 tarihinden cevap dilekçesinin ibrazına kadar yaklaşık 2 haftalık serbest bırakıldığı süre hariç 5 yıldan fazla süredir tutuklu olarak yargılandığını, davacı yanın arabuluculuğa başvurduğunu ancak arabuluculuk tutanağında müvekkilinin.....Ataşehir/İstanbul adresinin olduğunun görüldüğünü ve davacı şirketçe bu adrese tebligat çıkartıldığını, arabuluculuk tutanağında müvekkiline gönderilen tebligatın akıbetinin iade olduğunun belirtildiğini, tebligatın akıbeti sorgulandığında ise postanın kabul görmediği şerhinin düşüldüğünü , davacı şirketin diğer davalı ... için adres bilgisi talebinde bulunduğunu, şahsın tutuklu olduğu bilgisiyle kendisine tebligat yapılabildiğini ancak müvekkili için hiçbir şekilde adres araştırması yapılmadığını, arabuluculuk tutanağında müvekkiline ulaşılamadığının şerh düşüldüğünü, davacı şirketin taraf ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın red edilmesi gerektiğini, davacı vekilinin delil listesinde yer alan ancak daha sonra sunulan 17/05/2023 tarihli Yeminli Müşavirlik Özel Amaçlı Mali Durum Tespit Rapor'nda şirketin faaliyet durumu başlığı altında " Şirket halen gayri faal durumda olup, şirketin vergi dairesi sicil kaydı da terkin edilmiştir." diye belirtildiğini, vergi dairesi nezdinde kaydı terkin edilen münfesih duruma düşen şirketlerin temsile yetkili kişi/kişileri ve geçerli bir imza sirkülerinin bulunmadığını ve bu durumun imza yetkisi sorununu da doğuracağını, 31/12/2021 tarih ve önceki dönemde 2004/13 ve/veya 2016/02 sayılı uygulama iç genelgeleri gereğince resen terk kaydının bulunduğunu bu nedenle davacının taraf ehliyetinin bulunmadığını, İstanbul ... Ağır Ceza Mahkemesinin .. esas sayılı yargılama dosyasında ...karar sayılı gerekçeli kararı ile FETÖ/PYD silahlı terör örgütüne yardım etmek suçundan sanıklar hakkında 16/11/2022 tarihinde beraat kararı verildiğini, akabinde dosyanın istinaf edildiğini İstanbul BAM 1.C.D.'nin 12/04/2023 tarihli 2023/310 esas 2023/494 karar sayılı kararıyla istinaf başvurusunun reddine karar verildiğini ve söz konusu beraat kararının temyiz edilmeksizin kesinleştiğini, davanın zaman aşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, zaman aşımı maddesinin TTK'nun 560.maddesinde düzenlendiğini, davacının talebine dayanak olan kasa noksanının 10/12/2018 tarihinde kendilerine mail yoluyla iletilen evraklardan ve 28/12/2018 tarihinde davacı şirket çalışanları tarafından teslim alınan şirket defterleri , muhasebe evraklarının incelenmesi ile davacı şirket tarafından öğrenildiğinin görüleceğini, davacı tarafın delil dilekçesi ekinde sunduğu Vergi Müfettiş Yardımcısı ... ve şirketi temsilen TMSF yetkilileri ... ve... tarafından imzalanan ... Marka... Ltd Şti hakkında düzenlenen 26/02/2020 tarihli vergi inceleme tutanağında davaya konulan olan hususların kayyımlara sorulduğunu ve dilekçesinin 7.sayfasında kayyımların verdikleri cevapları yazmış ve cevap dilekçesinin devamında ise davacı tarafından 17/05/2023 tarihli mali durum tespit raporunda bahsedilen müvekkilinin davaya konu kasa bakiyesini usulsüz ve haksız çektiği/çekildiği iddiasının doğru olmadığını bu kanıya muhasebe belgeleri ve kayıtları incelenmeden , hatta iddialara yönelik başka bir muhasebesel olasılığa yer verilmeden düzenlendiğini, 26/02/2020 tarihli vergi inceleme tutanağında ilgili yıllara ilişkin tüm yasal şirket defterlerinin ve belgelerin teslim edildiğinin açıkça görüldüğünü, TMSF yetkililerinin kasa hesabında görülen tutarlar, bu tutarlar ile neler yapıldığı, bu tutarların hangi ödemelerde kullanıldığı, bu işlemlere yönelik belge olup olmadığı, bu işlemlere yönelik belge alınmış ise, bu belgelerin işlenip işlenmediği hususlarında bilgi sahibi olmadıklarını 26/02/2020 tarihli vergi inceleme tutanağını imzalayan TMSF yetkililerinin bu hususta beyanlarının olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde bahsettiği İstanbul ... Ağır ceza mahkemesinin ...esas sayılı dosyasından verilen kararın İstanbul BAM 1.C.D'nin 2023/310 esas 2023/494 karar sayılı dosyası üzerinden red edildiğini hukuksal sürecin devam ettiğine yönelik beyanda bulunduğunu ancak davacı tarafın bu beyanına konu bilgilerin bazı firmalar tarafından doğru olduğunu ancak iddianamede davacı şirket ve şirket payları hakkında bir müsadere kararı talebinin bulunmadığını buna rağmen İstanbul ... Ağır Ceza Mahkemesinin davacı şirketin ortağı olan müvekkilinin şirket hissesinin müsaderesine hukuka aykırı olarak karar verdiğini, İstanbul BAM 1.C.D.'nce tüm müsadere hükümlerinin bozulduğunu, bozma kararı neticesinde dosyanın İstanbul ...Ağır Ceza Mahkemesine tekrar gönderildiğini ve ikinci yargılama sırasında ilk derece mahkemesinin iddianamede bu yönde bir müsadere talebi olmadığına dikkat çektiğini ve davacı şirketteki paylara yönelik bir müsadere kararı verilmediğini, davacı ... Marka... Ltd Şti'ne yönelik bir müsadere kararının bulunmadığını ve bu kararın kesinleştiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde iddia ettiği çalışanlara muhasebe kayıtlarının tamamlanmasının talep edildiği, çalışanlarca bu talebin verilen sürede yapılmadığı , sürecin sistemli olarak aksattırıldığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını aksine o dönem muhasebe sorumlusu olan ...'ın kayyımlarla sürekli irtabatta kaldığını, yapılması gerektiği işleri detaylı olarak tarif ettiğini ve bunların mahkememiz dosyasına sunmuş oldukları yazışmalardan anlaşılacağını, bu maillerde TMSF tarafından teslim alınan muhasebe bilgisayarının olması gereken adrese taşınmadığını, TMSF emanetinde olan bilgisayarın uzun süre bulunamadığının, yaklaşık 9 ay sonra bulunduğunun sonrasında bilgisayar içerisinde ram'lerin eksik olduğunun yer aldığını devamla yazışmalardan kayyımların hızlı bir şekilde hareket etmediklerinin, muhasebe çalışanı ...tarafından manuel olarak hazırlanan mizanın kayyımlar tarafından yetkilendirilen yeni mali müşavir tarafından sistemi işlenmesinin gerçekleştirilmediğinin de görüleceğini, şirkete el koyma ve kayyım atama aşaması süreci olan 2009 Nisan - 2019 Haziran tarihlerinde muhasebe işleyişinde herhangi bir eksikliğin olmadığını, müvekkilinin daha önce yargılandığı 2019/313 esas sayılı dosyasında mübrez olduğunu, diğer davalı tarafından ibraz edilen TC Ticaret Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı Soruşturma Raporu'nda "gerçekleştirilmiş ithalat ve ihracat işlemlerinde herhangi şüpheli bir durum olmadığı" yönünde raporlandığını, aynı yargılama da vergi müfettiş yardımcısı ... tarafından düzenlenen 2013-2014 dönemini kapsayan Vergi Tekniği Raporu'nda ise "şirkete yapılan havaleler ile bu havalelere ilişkin şirket tarafından düzenlenmiş faturaların uyumlu olduğu" , "şüpheli bir işleme rastlanmadığı şeklindeki teknik verilere" ve " hizmetlerin eksiksiz alındığını" ifade müşteri beyanlarına yer verildiğini, şirketin yönetimine atanan bir kayyımın göreve atanır atanmaz şirketi denetlemek ve ilgili mevzuata göre görevleri arasında yer alan işlemleri ve eylemleri yerine titizlikle getirmekle sorumlu olduğunu, davacının iddialarının 2018 yılına yönelik olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
... vekilince mahkememize ibraz edilen cevap dilekçesinde ; davacı tarafın müvekkiline 07/07/2023 tarihinde yapılacak arabuluculuğa ilişkin davet mektubunu tutuklu bulunduğu Kırıkkale ...Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda tebliğ edildiğini, müvekkilinin tutuklu bulunması nedeniyle arabuluculuğa katılmasının mümkün olmadığını akabinde müvekkilinin durumu ailesine ilettiğini devamında ise cezaevi aracılığı ile dilekçe gönderdiğini, arabuluculuğa kendisini temsil edebilecek birinin katılabileceğini bu sebeple yeni bir toplantı tarihinin belirlenmesinin talep ettiğini ancak yine bir arabuluculuk toplantı gününün belirlenmediğini ve arabuluculuk tutanağına müvekkilinin haberdar edilmesine rağmen arabuluculuk toplantısına mazeret bildirmeksizin katılmadığı yönünde tutanak düzenlendiğini bu sebeple yapılan arabuluculuk toplantısının usule uygun olmadığını, davacının davasını 6102 sayılı TTK'nun Hukuki Sorumluluk başlıklı 11.bölümünde yer alan kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu başlıklı 553.maddesine göre açtığını hükümde "kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar" yazdığını ve bu sorumluluğa dayalı olarak açılacak davalar ile ilgili zaman aşımı süresinin de aynı bölümde 560.madde ile düzenlendiğini, zaman aşımının başlangıcının davacının zararı ve sorumluyu öğrenmesi ile başladığını, davacı tarafın kayyım atandığı 07/06/2018 tarihi itibari ile iddia ettiği zararın sorumlularını bildiğinin kabul edileceğini, davacının iddia ettiği zararı öğrendiği tarih tespit edildiğinde o tarihten itibaren 2 yıl geçmekle tazminat isteme hakkının zaman aşımına uğradığını, dava dilekçesinde zararın öğrenildiği tarihin açıkça bildirilmediğini, dava dilekçesinde 17/05/2023 tarihli mali durum tespit raporuna atıf yapıldığını, davacı tarafın iddia ettiği zararı söz konusu raporun düzenlindiği tarihte öğrendiğinin kabul edilemeyeceğini, şirketin muhasebe yetkilisi ... tarafından kayıtların vergi müfettişi ile birlikte TMSF yetkilisine de gönderilen tarihin 10/12/2018 olduğunu, iddia edilen zararın 30/06/2018 tarihi itibarıyla kasa bakiyesi olan 550.592,79TL 110/12/2018 tarihinde TMSF yetkililerine bildirilen tutar olduğunu, dava dilekçesinde de muhasebe yetkilisinin bu bildirimine dayalı olduğunu ancak bu bilgilerin hangi tarihte gönderildiğine dair herhangi bir bilgiye yer verilmediğini, davacı tarafın iddia ettiği zarar ile ilgili talep hakkının 10/12/2018 yılından 2 yıl geçmekle 10/12/2020 tarihinde zaman aşımına uğradığını, TMSF yetkililerinin 2018 yılının Aralık ayında ulaştıkları belgeleri bir mali müşavire 2023 yılında verip yeni tarihli bir rapor düzenletmelerinin zaman aşımını durdurmayacağını, mahkememizde açılan iş bu davanın konusunu oluşturan tazminat davaları bulunduğunu bu sebeple davanın yazılı yargılama usulüne göre yürütülmesi gerektiğini, TMSF adına kayyım olarak hareket eden kişilerin talimatları ile verdikleri vekalet ile açılmış olduğunu ancak buna yetkilerinin olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde belirtilen tutardaki kasa bakiyesinin şirket ortakları ve müvekkili tarafından usulsüz ve haksız şekilde şirketten çekildiği iddiasının doğru olmadığını, dava dilekçesinde ...Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada mahkumiyet ve müsadere kararları verildiğini, mahkumiyet ve müsadere kararlarına ait hükmün İstanbul BAM 1 C.D. Tarafından bozulduğunu, bozma sonrasındaki yargılama da yeniden mahkumiyet ve müsadere kararları verildiğinin ifade edildiğini ancak İstanbul BAM 1. CD tüm müsadere hükümlerini bozduğunu, bozma sonrası yargılamada ise ilk derece mahkemesi bu defa (iddianamede bu yönde bir müsadere talebi olmadığına da dikkat çekerek) davacı şirketteki paylara yönelik bir müsadere kararı vermediğini, firmanın veya ortaklık payının müsadere edilmediğine dair söz konusu kararın cevap dilekçelerini sundukları tarih itibari ile kesinleşmiş olduğunu, TMSF yetkilileri el koyma ve kayyım atama kararlarından sonra uzunca bir süre şirketin hissesine kayyım atanmayan ortağı ... ve muhasebe sorumlusu ...'ın firmanın varlığını sürdürmesi ve mükellefiyetlerinin yerine getirebilmesi için takipçi olduklarını, iş takibi yapılması amacıyla muhasebe sorumlusu ...'ın TMSF ve kayyımlardan ...'ye e posta gönderdiklerini bu e postaların içeriğini cevap dilekçesinin 17 sayfasında açıklayarak dilekçesinin devamında, şirketin el koyma/kayyım atama aşamasına kadar olan sürecindeki muhasebe işleyişinde herhangi bir sorun ve eksikliğin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE : Dava, şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
Deliller ; İstanbul ... Sulh Ceza Mahkemesinin 07/06/2018 tarihli ... d.iş sayılı kararı, ilgili şirketin son sicil kaydı ve tüm sicil dosyası, fon kurulu kararı, 17/05/2023 tarihli mali durum tespit raporu, ticari defter ve belgeler , vergi denetim raporu, bilirkişi raporu.
Davalı ...'a Kırıkkale ... Sulh Hukuk Mahkemesinin... esas ...karar nolu ilamı ile hükümlülük nedeniyle vasi olarak atanmış ise de aynı mahkemenin aynı esas ve karar numarası üzerinden vermiş olduğu 17/07/2024 tarihli ek karar incelendiğinde, 12 Mart 2024 tarihinde 4721 sayılı TMK'nun 407 ve 471 maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle vesayet halinin sona erdirilmesine karar verildiği verilen kararın kesinleştiği görülmüştür.
TTK 644/1,a uyarınca, Limited şirket müdürlerinin sorumluluğu açısından Anonim şirket hükümleri uygulama alanı bulmaktadır. Bu bağlamda Litimed şirket müdürlerinin sorumluluğu açısından karar düzenleme TTK 533.maddesidir.
Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu başlıklı 553.maddesinde ;
" Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.
Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar.
Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz." denilmiştir.
TTK'nun Zamanaşımı başlıklı 560.maddesinde ;
"Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır" denilmiştir.
Zorunlu arabuluculuk koşulu davacı tarafça yerine getirilmiştir.
Davalılar tarafından zaman aşımı definde bulunulmuş olup, davalılar hakkındaki ceza soruşturmaları nedeniyle TTK 560.maddesi dikkate alınarak uzamış ceza zaman aşımı nedeniyle zaman aşımı defi red edilmiştir.
İlgili şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak, dava dilekçesinde yazılı nedenlerden dolayı davalıların ilgili şirketi zarara uğratıp uğratmadıkları , zarar var ise miktarının tespiti noktalarında rapor tanzim edilmesi için dosya bir mali müşavir , birde şirketler hukuk alanında nitelikli hesaplama uzmanına tevdi edilmiştir.
Bilirkişi heyeti 18/11/2024 tarihli raporlarında, ilgili şirketin 2015-2016-2017-2018 yıllarına ait ticari defter ve belgelerinin incelendiği, dava konusu alacağı oluşturan kasa alacağa ve kasa ilgili dönemi kapsayan kasa sayım tutanağının istenildiği, kasa hesabının işletmenin o anki likit durumunu gösterdiğini, ticari defter ve belgeler ile kasa açılış ve devirlerinin bire bir örtüştüğünün tespit edildiğini, 2018 yılı kebir defterlerine göre 30/06/2018 tarihine kadar defterin yazıldığı, sonraki dönemlerin yazdırılmadığının tespit edildiğini, kasa açılış bakiyelerinin ve devir bakiyelerinin raporun 7.sayfasında detaylı olarak verildiğini, 2015 yılında açılış miktarının 55.014,51TL , devir miktarının 66.892,12TL, 2016 yılında açılış miktarının 66.892,12TL devir miktarının 146.677,15TL, 2017 yılında açılış miktarının 146.677,15TL devir miktarının 433.423,80TL , 30/06/2018 tarihi itibari ile açılış miktarının 433.423,80TL devir miktarının 550.592,19TL olduğunu, şirket kasasına yıllar itibari ile giren paraların sürekli arttığını, kasa da para olduğu halde kasaya para girişi işlemlerinin devam ettiğinin görüldüğünü, kasaya giren ve çıkan paralar irdelendiğinde ise 2015 yılında kasaya giren para miktarının 607.605,17TL, kasadan çıkan para miktarının 595.727,56TL , 2016 yılında kasaya giren para miktarının 774.133,96TL kasadan çıkan para miktarının 694.348,93TL , 2017 yılında kasaya giren para miktarının 760.610,57TL kasadan çıkan para miktarının 473.863,92TL, 30/06/2018 tarihi itibari ile kasaya giren para miktarının 346.926,18TL kasadan çıkan para miktarının 229.757,79TL olduğunu buna göre kasaya giren paraların , çıkan paralara göre daha çok arttığı, 2018 yılında ise defterin 30/06/2018 tarihine kadar yazdırıldığını, sonraki dönemlerin görülmediğini, 31/06/2018 tarihinden kasa hesabında 550.592,19TL borç göründüğünün tespit edildiğini, ticaret hukuku açısından değerlendirme yapıldığında ise " Ticaret Sicili Gazetesi'nin 17.01.2024 tarih ve 11002 sayılı nüshasının 472. sayfasında yayımlanan ilanda, ... Marka Danışmanlığı Ltd. Şti'ne atanan müdürlerin bazılarının görevlerine son verildiği, bazılarının müşterek listesinde değişiklik yapıldığı ayrıntıları belirtilen söz konusu ilanda yer alan TMSF kararı uyarınca ilan edilmiştir. Bu durumda TMSF, halen ... Ltd. Şti.'nin kayyımıdır. Davacı taraf zarar iddiasını dava dilekçesi ekinde yer alan Bilimsel Yeminli Mali Müşavirlik Ltd.Şti. ...'in 1204-1036/2023-15 sayılı ve 17.05.2023 tarihli mali durum tespit raporunda şirket kasasında kayden 550.592,79 TL bulunduğu iddiasına dayandırmaktadır. Davacı taraf, şirkete atanan kayyım heyetince şirke kasasından herhangi bir fiili kasa mevcudu tespit edilemediği ve para teslim alınmadığını, şirket kasasında kayden görünen paranın fiktif olduğunu, kasa mevcudu şirket ortakları ile zamanın şirket yöneticileri tarafından usulsüz ve haksız bir şekilde işletmeden çekildiği ve bu itibarla şirket ortakları ve zamanın şirket yetkilerince şirketten çekilen ve nemasız bir şekilde kullanılan 550.592,79 TL “nin şirket ortak ve zamanın şirket yetkilerinden faizi ile bir şekilde kullanılan 550.592,79 TL'nin şirket ortak ve şirket yetkilerinden faizi ile birlikte müteselsilen takip ve tahsili gerektiğini iddia etmişlerdir. Davacı vekili dava dilekçesinde ...Kurulu'nun 27.09.2018 tarih ve...sayılı kararıyla yeni müdürler kurulu atanarak göreve başladığını belirtmiştir. Buna göre ...Ltd. Şti.'nin ortak ve yöneticilerinin bu tarihten sonra yönetim yetkisi bulunmadığı gibi şirket kasası üzerinde tasarruf yetkisi ve imkanı gerek hukuken gerek - fiilen bulunmamaktadır. TMSF tarafından şirketin yönetimi devralındığı andan itibaren yönetim TMSF tarafından atanan müdürlere geçtiği gibi şirket kasası da müdürlerin fiili hakimiyeti altındadır. Buna göre davalıların sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için, şirketin ticari defter ve kayıtlarında şirketin kasasında kayden bulunduğu tespit edilen 550.592,79 TL'nin fiilen de kasada bulunup bulunmadığının, şirkete TMSF tarafından atanan müdürlerin göreve başladıkları 27.09.2018 tarihi itibariyle tespit edilmesi gerekmektedir; zira bu tarihten sonra yönetim hukuken ve fiilen TMSF'ye geçtiğinden davalıların kasa üzerinde fiilen tasarrufta bulunmaları (kasayı açmaları vs.) mümkün değildir. Dolayısıyla 27.09.2018 tarihi itibariyle kayıtlarda tespit edilen 550.592,79 TL'nin şirket kasasında bulunup bulunmadığının tespitinin, TMSF tarafından atanan müdürlerin bu tarihte görevi devraldıkları sırada şirketin ortak ve/veya yöneticileri/çalışanları eşliğinde yapılacak kasa sayımı İle yapılıp, sayım sonucunun bir tutanakla tespit edilmesi gerekmektedir. Dava dosyasında ise, şirketin yönetiminin TMSF tarafından atanan müdürlerce devralındığı 27.09.2018 tarihinde kasa sayımının yapıldığına ve sayım sonucuna ilişkin bir tutanak veya benzeri bir belge bulunmamaktadır. Bu durumda 27.09.2018 tarihi itibariyle kasa mevcudunun fiilen ne miktarda olduğunun, 550.592,79 TL'nin bu tarih itibariyle kasada fiilen bulunup bulunmadığının tespitinin bugün için mümkün olmaması sebebiyle davalıların kasadaki bu mevcudu kendi uhdelerine aldıkları vakıasının ve bunun sonucunda şirketi zarara uğrattıklarının ispat edilemediği " denilerek raporun sonuç kısmında ise " Davacı şirketin 2015-2016-2017 ticari defter ve kayıtlarının incelendiği, ticari defterlerinin yasal süre içersin de tasdik ettirdiği, defterlerin muhasebe teknik usullerine uygun tutulduğu, 2018 yılı defterlerinin ise açılış tasdiklerinin yasal sürede yapıldığı, kapanış tasdikinin olmadığı, defterlere 30.06.2018 tarihine kadar muhasebe kayıtlarının yazdırıldığı, 30.06.2018 tarihinden sonra kayıtların deftere yazdırılmadığı, defterin delil niteliği taşıma hususu Sayın Başkanlığınıza bırakıldığı, 31.12.2017 tarih sonu şirket kasasının 433.423,80 TL borç bakiye verdiği 30.06.2018 tarih sonu 550.592,19 TL Borç bakiye verdiği, TMSF, halen ... Ltd. Şti.'nin kayyımı olduğu; Ayrıntılarına rapor içeriğinde yapılan açıklamalarda yer verildiği üzere, davalıların kasadaki 550.592,19 TL”'nı kendi uhdelerine aldıkları vakıasının ve bunun sonucunda şirketi zarara uğrattıklarının ispat edilemediği" şeklinde görüş bildirdikleri görülmüştür.
Dava dilekçesinde belirtildiği üzere, ...İnş Ltd Şti'ye 6758 sayılı kanunun 19/2.maddesi uyarınca ve CMK'nun 133 maddesi gereğince İstanbul ... Sulh Ceza Mahkemesinin 07/06/2018 tarihli ... d.iş sayılı kararı ile TMSF'nin kayyım olarak atandığı, şirketin TMSF yönetimine geçtiğini, fon kurulunca 17/09/2018 tarihinde müdürler kurulu/yönetim kurulu heyetinin atanarak göreve başladığı, davacının iddiasına göre 30/06/2018 tarihi itibari ile ilgili şirketin kasa hesabı bakiyesinin 550.592,79TL olarak görülmesine rağmen şirket kasasında kayden görünen paranın fiziken bulunmaması nedeniyle , şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılmıştır.
Önceki Ticaret Kanunu döneminde yöneticiler hakkında kusur karinesi mevcut olup, açılan sorumluluk davalarında yöneticilerin kendilerinin kusurlu olmadığını ispat etmeleri gerekirken 6102 sayılı TTK'nun 553.maddesinde ise , davayı açan tarafın yöneticilerin kusurlu olduğunu ispat etmeleri şeklinde yeni bir düzenleme yapılmıştır. Buna göre bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının davalıların kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekmektedir. Davalı şirkete 0706/2018 tarihinde TMSF'nin kayyım olarak atanmasına rağmen Fon kurulunun aradan 3 ay geçtikten sonra müdürler kurulunu atadığı ve kasa açığının 27/09/2018 tarihi itibari ile tespit edildiği, şirket defterlerinde 30/06/2018 tarihinden sonraya ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacı tarafın kasa da kayden gözüken paranın, davalılar tarafından kendi uhdelerine alındığı vakıasının ispat edemediği bu nedenle açılan davanın reddi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davacının davasının reddine,
2-Davalılardan ... ve ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden A....Ü 'nin 3/2.maddesi dikkate alınarak 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilemesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde resen yazı işleri müdürlüğünce ilgilisine iadesine,
5-Adalet bakanlığı bütçesinden arabuluculuk ücreti kapsamında ödenen 3.200,00TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-Davacı taraf harçtan muaf olması nedeniyle karar ve ilam harcı alınmasına yer olmadığına,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 13/02/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.