Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2018/168

Karar No

2024/365

Karar Tarihi

1 Ekim 2024

T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)

ESAS NO : 2018/168 Esas
KARAR NO : 2024/365
DAVA : Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ : 27/05/2016
KARAR TARİHİ : 01/10/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların yönetici oldukları şirket eliyle hiçbir tahliye sistemi bulunmayan teknelerle ...-..., ...-... hattında yolcu taşıması yapmakta olduğunu, davalıların ... ve Turizm Hizmetleri İnşaat Sanayi ve Tic. Aş'nin yönetim kurulu üyeleri olduğunu, davalıların yöneticisi oldukları şirket adına çeşitli büyüklükteki tekneler ile ... iskelesi ile ... ve ... iskeleleri arasında yolcu taşımacılığı yapmakta olduğunu, davalıların yöneticisi oldukları şirket adına ... isimli B sınıfı yolcu teknesini de işletmekte olduğunu, ... isimli teknenin 08/06/2010 tarihinde sabah 07:40 civarında ... iskelesinden yolcuları aldığını ve saat 08:00'e doğru ... iskelesine yanaştığını, davalıların ağır kusurlu davranarak tahliye sistemi bulunmayan bir tekne ile yolcu taşıması yaptırması, tahliye için hiçbir güvenlik tedbiri almaması, hava durumunun gerektirdiği gibi hiçbir önlem almaması nedeniyle tahliye sırasında davacının düştüğünü ve iki ayağının birden kırıldığını, davalıların ağır kusurlu olduğunu iddia ederek 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 08/06/2010 gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Borçlar Kanunu Madde 72'ye göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki senede zamanaşımına uğradığını, olayın 08.06.2010 tarihinde olduğu göz önüne alınırsa davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, T.T.K. Madde 947 ve Madde 1062 (1) de görüleceği üzere, donatanın sorumluluğu, gemi adamının (bu olayda kaptan) kusuru neticesinde sorumluluğu bulunulduğu esası getirildiğini, Oysaki, Ceza dosyası münderecatına göre Kaptan Yalçın Uçar hakkında verilmiş bulunan bilirkişi raporlarında "Sanık Yalçın Uçar'ın görevini ifa ederken, taksirle bir kişinin yaralanmasına sebebiyet verecek herhangi bir kusuru ya da ihmalinin görülmediği görülmektedir" belirtildiğini, netice olarak Kaptan hakkında "Tüm dosya kapsamına göre, sanığın olayda kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından CMK'nun 232/2-c maddesi gereği atılı suçtan Beraati" kararı tesis edildiği, Bu ahvalde Donatanın cezai sorumluluğu olmadığının açık olduğunu, Davacı vekilinin yanaşma esnasında merdiven konulmamasının bu kazaya sebebiyet verdiğini iddia ettiğini, Ancak gerek dosyadaki fotoğraflar ve kamera görüntüleri ve gerekse günde 55.000 kişi yılda 20 milyon kişinin taşındığı hatta şimdiye kadar hiçbir kazanın olmamasının karşısında bu iddianın gerçek dışı olduğunu, bu tür gemilere merdiven konulması Bilakis yolcuların inişine engel oluşturduğunu, gemiden inişlerinin zorlanacağını, bu hatta Yaklaşık 40 tekne çalıştığı ... isimli motor gibi yüksek olmayan motorların iskele ile aynı seviyede olduklarından merdiven yanaştırılmadığını, fotoğraflar incelendiğinde Bu durumun açıkça görüleceği bu hatta çalışan tüm teknelerin iskeleye Baştan yanaştığı yani şehir hatları gibi iskeleye gemi bordasından yanaşmadığını, bu teknelerde yanaştıklarında motorlar ileri konumda iken yolcuların indirildiğini, olay günü için hava ve deniz durumunu gösterir belgelerden görüleceği üzere olay günü Lodos değil Poyraz olduğunu, Poyraz estiğinde denizin dalgalı değil akıntılı olduğu motorun makine gücü ile rıhtıma sıfır yanaştığı motor gücü ile lastiklerin de ezilmesi durumu ile deniz ile kara arasında hem mesafe hem de boşluk olmayacağını, dolayısıyla tahliye için hiçbir güvenlik Tedbiri alınmaması, hava durumu gerektirdiği hiçbir önlem alınmaması, Dolayısıyla müvekkillerinin olayda kusurlu olduğu iddialarının doğru olmadığını, iniş yerinde krom simit olduğu halde davacı tarafından simite tutunup inilmediği ve telaş ve acele ile hareket etmesi nedeniyle olayın meydana geldiğini, 06.2015 tarihli Bilirkişi raporunda " Yolcu vapurunun iskeleye yanaştığı, yolcuların inmeye başladığı, Bu esnada Görüldüğü kadarıyla bastonu olan şahsın Vapur'dan indiği sırada fenalaşıp düştüğü, diğer yolcuların bu kişiye dönüp yardımcı olmaya çalıştıkları görülmektedir" denilmekte olup, ayrıca sunulan 6/9 sahifedeki ilk resimde ise iskeleye adım attıktan Birkaç saniye sonra müşteki yere düşüyor şeklindeki saptaması ile katılanın indikten sonra düştüğünü saptamakla, müvekkilinin davaları olayda herhangi bir kusurunun olmadığını, talep edilmiş bulunan tazminat miktarının fahiş olduğunu, Hakimin manevi tazminatın miktarını tayin ederken özel halleri göz önünde tutarak, manevi zarar adıyla hak sahibine verilmesine karar vereceği tutarın adalete uygun olması gerektiğini, belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, tarafların ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını gözetmesi gerektiğini, itirazların kabulü ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizde açılan işbu davanın, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 30/11/2017 tarih, 2016/... esas ve 2017/... sayılı Görevsizlik kararı ile geldiği anlaşılmıştır.
19/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Yolcu indirme ve bindirme sürecinin gereği gibi organize edilmediği ve bundan dolayı ilgililerin sorumlu olacağı, Davacının ...-... yolcu taşıma sözleşmesi ile taşınması sürecinde meydana gelen kazada yaralanmasından yolcu taşıma sözleşmesine göre uğradığı maddi ve manevi zararlarının tazminini dava ve talep edebileceği, l. davalının maliki olduğu gemiyi kiraya verdiği, kira sözleşmesi kapsamında kiracı ... .A.Ş'nin gerek teknik ve gerekse ticari yönetimden sorumlu olduğu, bu nedenle meydana gelen zarardan l.davalıya husumet yöneltilemeyeceğine ilişkin görüşlerini bildirmişlerdir.
Maluliyet durumunun ve iş gücü kaybı oranın tespiti için davacı ... ...na sevk edilmiş olup, Adli Tip Kurumu Başkanlığının 17/08/2023 tarihli raporunda; ... kızı 03.12.1939 doğumlu ...’in 08.06.2010 tarihinde geçirmiş olduğu kazaya bağlı gelişen yaralanması sebebiyle 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kullanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup1 kabul olunarak, Balthazard yöntemi ile toplandığında %19, E cetveline göre: %25(yüzdeyirmibeş) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceğine ilişkin görüşlerini bildirmiştir.
22/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda; Kaptanın, tedbirli bir kaptanın alması gereken önlemleri almaması, her ihtimale uygun yolcu tahliyesi için elverişli teknik donanımı olmadığını bildiği bir gemiden yolcular tahliye edilirken, onların durumunu dikkate alarak hareket etmesi zorunlu olduğu halde, ihmalkar davranarak davacı gerçek kişinin vücut bütünlüğünün zarar görmesine ve işgörme gücünü kısmen de olsa kaybetmesine sebebiyet vermesi; onun da oluşan zarardan haksız fiil kurallarına göre doğrudan sorumlu olmasına yol açacağı; davalılar arasında kaptanın bulunmaması sebebiyle onun aleyhine hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı, Kaptanın aynı zamanda davacı ile akdi taşıyan arasındaki taşıma sözleşmesinden kaynaklanan yolcu taşıma borcunun ifasında görevlendirilmiş "ifa yardımcısı" sıfatı taşıdığı; onun sözleşmeye aykırı davranışlarından akdi taşıyan ile donatanın herhangi bir kusurları bulunmasa dahi akde aykırılık hükümleri çerçevesinde sorumlu olacakları; bu sorumluluğun müteselsil sorumluluk niteliği taşıdığı; kaptanın borca aykırı davranışının akdî sorumluluk kuralları anlamında "sözleşmenin diğer tarafının şahsı ve malvarlığı değerlerini koruma yükümlülüğü"nün de ihlâl edilmesi sonucunu doğurduğu; bu sebeple davalılardan ...'nin ve diğer davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları ... A.Ş.'nin davacının uğradığı zararların tazmininden sorumlu oldukları, TTK m. 1062 hükmünün, genel hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmediği; dolayısıyla haksız fiil sorumluluğunun koşulları donatan yahut işletenin şahsında gerçekleşir ise, bu kişilerin genel hükümler uyarınca verdikleri zarardan dolayı sorumlu tutulacağı; kaldı ki kurulumuzda bulunan uzman bilirkişinin, kaptanın kazanın meydan gelmesinde kusurlu olduğu kanaatine ulaştığı; bu itibarla "olayda kaptanın kusurlu olmadığı; bu nedenle donatanın da sorumlu tutulamayacağı" savunmasının yerinde olmadığı, Dosyada bulunan 28.11.2007 tarihli "Gemi İş Sözleşmesi"nin tüm koşulları değerlendirildiğinde, sözleşmenin TTK m. 1119 ve devamında düzenlenen gemi kira sözleşmesinin özelliklerini taşımadığı; zira sözleşmedeki koşullarla, TTK m. 1122, 1124/3, 1126, 1127 hükümlerinde öngörülen çözümlerin tersinin benimsendiği; özellikle de geminin "sadece ticari yönetiminin kiracıya ait olduğu" şartı karşısında, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin, kullanılan terimlere rağmen, gemi kira sözleşmesi değil, TTK m. 1131 ve devamında düzenlenen zaman çarteri sözleşmesi olduğu; dolayısıyla davalı ...'nin donatan olduğu; yolcu taşıma sözleşmeleri bakımından ise ... AŞ'nin akdi taşıyan, ...'nin ise fiili taşıyan sıfatını haiz bulunduğu, Akdi taşıyan anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin taşıma sözleşmesine taraf olmamaları ve onların haksız fiil sorumluluğunu gerektirecek bir davranışlarının bulunmaması sebebiyle davalı sıfatına sahip olmadıkları, Davalı tarafça yapılan zamanaşımı savunmasının yerinde görülemediği, Akde aykırılık sebebiyle uğranılan zarar kalemleri arasında manevi zararlar mevcut ise onun da tazmin edilmesi gerektiği yönünde genel bir kabul bulunduğu; davacıya ödenmesi gereken manevi tazminat miktarını belirleme yetkisinin durumun gereği ve akde aykırılığın niteliğini dikkate alarak Mahkeme Heyetine ait bulunduğuna ilişkin görüşlerini bildirmişlerdir.
Dava, deniz yoluyla yolcu taşıma sözleşmesi nedeniyle yolcunun uğradığı cismani zarardan kaynaklı manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesi ile davacının olay tarihi olan 08/06/2010 tarihinde ... isimli yolcu motorundan inişi sırasında düştüğünü ve yaralandığını, davalıların ağır kusurlu davranarak tahliye sistemi bulunmayan bir tekne ile yolcu taşıması yaptırması, tahliye için güvenlik tedbiri almaması, hava durumunun gerektirdiği gibi hiçbir önlem almaması nedeniyle tahliye sırasında davacının düştüğünü ve iki ayağının birden kırıldığını, davalıların ağır kusurlu olduğunu ileri sürererk 40.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili zamanaşımı definde bulunmuş olmakla öncelikli bu hususta değerlendirme yapılması gerekmektedir. Olay tarihi 08/06/2010 olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 2. maddesi gereğince, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerekecektir. 6762 sayılı TTK'nın 806. maddesinde taşıyıcının sorumluluğu düzenlenmiştir. 806. maddenin ilk fıkrasında taşıyıcının yolcuları gidecekleri yere sağ ve sağlim olarak ulaştırmakla mükellef olduğu, 2. fıkrasında yolcuların kazaya uğramaları halinde bundan doğacak zararları taşıyıcının tazmin edeceği belirtilmiştir. Aynı Yasa'nın 767. maddesinde ise müruruzaman başlığı ile taşıma akdinden doğan bütün davaların bir yılda müruruzamana uğrayacağı düzenlendiği anlaşılmıştır. Yolcunun ölümü veya yaralanması ile sonuçlanan akde aykırılıklara ilişkin özel bir düzenleme getirilmemiştir. Bu sebeple dava konusu tazminat alacağının tâbi olacağı zamanaşımı süresi genel hükümlere göre belirlenmelidir. Somut olayda tazminat cezayı gerektiren bir fiilden doğduğundan ceza zamanaşımı uygulanacağından ve dava tarihi itibariyle henüz ceza zamanaşımı dolmadığından davalıların zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiştir.
Dosyaya sunulan dava dosyalarının incelenmesinden; kaptan ... hakkında ... Sulh Ceza Mahkemesine taksirle yaralama suçundan kamu davasının açıldığı, yapılan yargılama sonucu alınan 18/11/2011 tarihli bilirkişi raporunda "olayda bahsi geçen yolcu motoru ve aynı sistemle yolcu taşıyan motorların baş taraftan iskeleye yanaşarak halat verip tekneyi bağlamadan motorlarının itiş gücüyle tekneyi iskeleye bitiştirmek ve bu şekilde yolcu alıp tahliye ettikleri, bu sistemde yolcuların iskeleden tekneye biniş veya tekneden iskeleye inişi esnasında her hangi bir yere tutunmalarının mümkün olmadığı, teknelerin dizayn olarak iskeleden yüksek olmaları veya denizin dalgalanması nedeniyle yükselip alçalması durumlarında ise, merdiven diye tabir edilen iki basamaklı ve kenarlarında tutunma yerleri olan bir araç kullanıldığı, ancak tekneden inerken tekneye tutunmayla bu araca tutunma arasında bir boşluk olduğu, yani yolcunun bir süre için yine tutunacak bir yer bulamadığı, kullanılan bu aracın da yeterli olamayacağı, tekne ile iskele arasında yükseklik farkı olmadığı durumlarda bile, basamaksız tutamaklı bir aracın konulmasının daha güvenlikli ve faydalı olacağı, olayımızda ise bu şekilde her hangi bir aracın kullanılmadığı, motorda oluşan salınımlar nedeniyle katılanın atmış olduğu adımın boşlukta kaldığı ve iskeleye düşerek yaralandığı, katılanın yapması gerekenin, teknenin yükselip alçalmasını iyi hesaplayarak adımını ona göre atmak ve dengesini korumak olduğu, ancak bunun bir yolcudan beklenemeyeceği, olsa olsa profesyonel bir gemi adamından beklenebilecek bir durum olduğu belirtilerek, gemi kaptanının ve katılanın olayda kusurlarının bulunmadığı ancak gemi donatanı olan sanıkların kusurlarının bulunduğunun" belirtildiği ve yargılama sonunda gemi kaptanı ... hakkında beraat kararı verilerek Mahkemenin yapmış olduğu suç duyurusu üzerine gemi donatanı olan ... A. Ş. yetkilileri sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ile aynı zamanda yine gemi donatanı olan sanık ... hakkında kamu davası açıldığı, .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/ ... Esas 2021/ ... K sayılı kararı ile ... hakkında taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan verilen mahkumiyet hükmünün onanarak kesinleştiği, diğer sanıklar yönünden bozma doğrultusunda yeniden yapılan yargılamada .... Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/... E., 2022/... K. Sayılı ilamıyla sanıkların ... AŞ'nin yönetim kurulu oldukları kazanın meydana gelmesinde kusur ve sorumluluğu bulunmadıklarından beraatlerine karar verildiği ve hükmün kesinleştiği anlaşılmaktadır.
.... Asliye Ceza Mahkemesinin ilgili dosyasında hükme esas alınan .... Sulh Ceza Mahkemesi Hakimliğine sunulan bilirkişi raporunda özetle; "...-... ve ... gibi yolcu motoru kooperatiflerinin, yolcu motoru teknelerinde, vapurlarda bulunan yandan tahliye ve açılır-kapanır kapak sisteminin mevcut olmadığı, motorların halat vermeden makine gücü ile iskeleye bitişip, yolcu alıp verme yaptığı, bu düzenekte yolcuların inerken-binerken herhangi bir yere tutunmalarının mümkün olmadığı, motorların tasarım olarak iskeleden yüksek olmaları veya denizlerin gel-git nedeni ile yükselmesi durumlarında merdiven diye tabir edilen iki basamaklı ve kenarlarında tutunma yeri olan bir araç kullanılmakta ise de tekneden inerken tekne ile merdiven arasında bir boşluk olduğundan bir anlığına yolcuların tutunacak yer bulamadıkları, olayda davacının tekneden iskeleye adımını attığında teknenin 10-15 cm yükselmesiyle adımının boşlukta kaldığı ve davacının, tutunacak yer olmadığından, teknenin yanaştığı yerin ilerisine düştüğü, ancak bir profesyonel gemi adamının teknenin alçalıp-yükselmesini iyi hesaplayarak tekneden inebileceği, Kaptanın (Yalçın Uçar) olayın oluşumunda bir kusuru görülmediği, davacının da kendisine isnat edilebilecek hiçbir kusurunun bulunmadığı, sorumlunun donatan olması gerektiği, tüm bu tür yükleme-boşaltma yapan İstanbul yolcu motorlarının aynı can ve mal güvenliği tehlikesini yaratığını, neticede bu tür donatanlara müdahale etmesi gereken; ... ğı, ... 'nün kusurlu oldukları ... " kanaatine varılmıştır.
... 'nın 19.06.2023 Tarihli yazısından ile "..." adlı teknenin Türk Uluslararası Gemi Sicili'nin1491'nci sırasında kayıtlı olduğu ve 28.02.2008 den 01.11.2012 tarihine kadar donatanın, ..., olduğu anlaşılmaktadır.
15.04.2023 Tarihli Bilirkişi Raporunda davalının ... nin gemisini kiraya verdiği, kira sözleşmesi kapsamında ... A.Ş.'nin geminin gerek teknik ve gerekse ticari yönetiminden sorumlu olduğu ve bu nedenle husumet yöneltilemeyeceği, diğer davalıların yolcu taşımayı üstlenen taşıyıcı şirketin yönetim kurulu olduğunu ve sorumluluklarının ancak haksız fiil hükümlerine ve TBK md. 71 kapsamında kusursuz sorumluluk şeklinde olacağı ..." kanaatlerine ulaşılmıştır.
TTK 1061/1 maddesinde "Donatan, gemisini menfaat sağlamak amacıyla suda kullanan gemi malikine denir. (2) Kendisinin olmayan bir gemiyi menfaat sağlamak amacıyla suda kendi adına bizzat veya kaptan aracılığıyla kullanan kişi, üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde donatan sayılır. " düzenlemesi bulunmaktadır. Donatan ile davalılar arasıda kira sözleşmesindeki hak ve yükümlülüklerin ve dolayısıyla sorumluluğun tespiti bakımından ... ndan celpedilen "Gemi İş Sözleşmesi" başlıklı sözleşmede; "Kiraya veren: "... " ve Kiracı: "... A.Ş." olduğu, tarafların "sigorta masraflarının, kiraya verenin hak edişinden mahsup edileceği"; "geminin sadece ticari yönetiminin kiracıya ait olduğu"; "kiracının işletme masrafı olarak yalnızca yakıt bedelinden sorumlu bulunduğu"; "gemi adamlarının kiraya veren tarafından istihdam edileceği ve gemi adamlarının özlük haklarından kiraya verenin sorumlu olacağı"; "kiraya verenin, işvereni olduğu gemi personelinin kiracı tarafından hazırlanan Gemi ve Gemi Personeli Çalışma Yönetmeliği'nde getirilen esaslara uymalarını temin etmeyi üstlendiği"; "geminin işletilmesi esnasında meydana gelecek zararlardan kiraya verenin sorumlu olacağı" hususlarında anlaştıkları görülmektedir. Buna göre taraflar arasındaki sözleşmenin TTK m. 1119 ve devamında düzenlenen gemi kira sözleşmesinin özelliklerini taşımadığı, "sadece ticari yönetiminin kiracıya ait olduğu" şartı karşısında, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin, kullanılan "kiracı" ve "kiraya veren" terimlerine rağmen, gemi kira sözleşmesi değil, TTK m. 1131 ve devamında düzenlenen zaman çarteri sözleşmesi olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Zaman çarteri sözleşmesinde tahsis eden gemi maliki geminin zilyedi olduğundan (TTK m. 1131/2), donatan sıfatını haiz olup, bu durumda davalı ...'nin donatan ve fiili taşıyan olduğundan sorumluluğun buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda "yolcu tahliyesi bakımından geminin yolcu indirme -bindirme ve tahliye teçhizatının güvenli ve elverişli olmadığı; köprüüstünün yapısının yolcuların baş taraftaki hareketlerini izlemeye uygun olmadığı; sadece baştan yaslayarak makine gücü yaslanma, gemiye çıkma-inmenin denizci tecrübesi olmayan yolcular bakımından son derece güvensiz ve zorlayıcı olduğu; gemiden yolcuların güvenli indirilip-bindirilmesi hakkında bir talimatlandırma olduğu ve gerekli eğitimlerin yapıldığına dair herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı; İdarenin bu hususta özel bir asgari şart getirmemiş olmasının, yolcu taşıması hizmeti yapan kişinin, yolcuların güvenli taşınmamasından doğan sorumluluğunu bertaraf etmeyeceği" gerekçesiyle davalı ...'nin ve diğer davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları ... A.Ş.'nin olayda kusurunun bulunduğu belirtilmiştir. Davalılar vekilleri tarafından ceza yargılamasında kaptanın kusurlu olmadığının tespit edildiği ve hakkında verilen beraat kararın kesinleştiğini, dolayısıyla donatan ve taşıyanın sorumlu tutulamayacağı ileri sürülmüş ise de bilirkişi raporunda yolcu tahliyesi bakımından geminin tahliye teçhizatının yeterli olmadığı dolayısıyla donatanın sorumlu olduğu gerekçeli olarak açıklanmış olup yapılan tespitler yerinde görülerek davalı donatanın genel hükümlere göre sorumluluğunun bulunduğu, dolayısıyla davacının meydana gelen zararın tazminini talep edebileceği değerlendirilmiştir. Kaldı ki hukuk mahkemeleri ceza mahkemesinde tespit edilen maddi olgu ile bağlı, kusur yönünden bağlı olmayıp bilirkişi raporunda kaptanın yolcuların güvenli bir şekilde tahliyesi için gerekli teknik donanım bulunmamasına ve kendisinin bu durumu bilmesine rağmen, yolcuları görmeden tahliye izni verdiği dolayısıyla kusurunun bulunduğu da tespit edilmiştir.
Davada husumet geminin maliki ve donatan olduğu tespit edilen ... ile taşıyan konumunda olan ... yönetim kurulu üyeleri olan diğer davalılara yöneltilmiş olup , davalı gerçek kişilerin taşıma sözleşmesinin tarafı olmadıkları, geminin maliki ve donatanı olmadıkları açıktır. Buna göre davalılar ..., ..., ..., ..., ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesi manevi tazminat talebinde bulunmuş olup 17.08.2023 Tarihli Adli Tıp Raporunda "03.12.1939 doğumlu ...'in 08.06.2010 tarihinde geçirmiş olduğu kazaya bağlı, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranının; Balthazard yöntemine göre: %19 ve E cetveline göre %25 olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceğine" sonucuna varılmıştır. BK'nun 56.maddesinde bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda olayın özellikleri gözönüne alınarak zarar görene uygun bir manevi tazminat ödenmesine karar verilebileceği düzenlenmiş olduğundan, davacının olay sebebiyle duydukları acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın meydana geliş şekli dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde davanın kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı donatan ... den tahsili ile davacıya ödenmesine, diğer davalılıar bakımından davanın husumet yokluğu nedeniyle karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davalılar ..., ..., ..., ..., ... yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2-Davalı ... yönünden açılan davanın KISMEN KABULÜ ile 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 08/06/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
4-Karar harcı olan 1.366,20.TL'den peşin alınan 136,62.TL'nin mahsubu ile bakiye 1.229,58.TL harcın davalı ...'den tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacının peşin olarak yatırdığı 136,62TL harcın davalı ...'den tahsili tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı yargı gider toplamı olan 18.993,70 TL'nin ( 29,20 TL başvurma harcı, 619,50 TL posta gideri ve 15.000,00 TL bilirkişi ücreti, 3.345,00 TL, ATK ücreti olmak üzere) davanın kabul ve reddi oranına göre hesaplanan 9.496,85 TL'sinin davalı ...'den tahsili alınıp davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı için takdir edilen 17.900,00.TL vekalet ücretinin davalı ...'den tahsili tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
8-Davalı ... vekili için takdir edilen 17.900,00.TL red vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
9-Davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekili için takdir edilen 17.900,00.TL red vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/10/2024

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim