Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/733

Karar No

2024/800

Karar Tarihi

9 Aralık 2024

T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/733 Esas
KARAR NO : 2024/800
DAVA : Tapu İptali Ve Tescil
DAVA TARİHİ : 04/01/2023
KARAR TARİHİ : 09/12/2024

...Tüketici Mahkemesi'nin 2023/... E. 2024/... K.sayılı dosyasından verilen 26/09/2024 günlü görevsizlik kararı gereği mahkememize tevzi olunan ve mahkememizin 2024/... sayılı esasına kaydedilen dava dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar ile davalı İflas Halinde ... AŞ (...) arasında İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde kain, tapuda 30 ada, ... parsel sayısında kayıtlı ... , 24.kattaki (Ana Taşınmaz) 2 adet bağımsız bölüme ilişkin olarak toplam 2.940,00 ABD Doları bedel karşılığında ....Noterliğinin 10/01/2013 tarih ve ... yevmiye sayılı ve yine ....Noterliğinin 09/07/2013 tarih ve ... yevmiye sayılı Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve İnşaat Yapım Sözleşmeleri tanzim ve imza edildiğini, satış vaadi sözleşmeleri uyarınca davacılardan ... ... ...'nun bağımsız bölümlerin intifa haklarını; ... ... ... ve ... ... ... ise bağımsız bölümlerin çıplak mülkiyetlerini yarı yarıya satın aldıklarını, bu çerçevede yukarıda yazılı ana taşınmazdan: ... ... ...'nun ....Noterliğinin 10/01/2013 tarih ve ... yevmiye sayılı sözleşmesi uyarınca /... arsa paylı ... nolu bağımsız bölümün intifa hakkını 980.000 ABD Doları karşılığında ve yine ....Noterliğinin 09/07/2013 tarih ve ... yevmiye sayılı sözleşmesi uyarınca /... arsa paylı, ... nolu bağımsız bölümün intifa hakkını 980.000 ABD Doları karşılığında; ... ... ...'ın ....Noterliğinin 10/01/2013 tarih ve ... yevmiye sayılı sözleşmesi uyarınca ... arsa paylı ... nolu bağımsız bölümün çıplak mülkiyetinin yarı hissesini 245.000 ABD Doları karşılığında ve yine ....Noterliğinin 09/07/2013 tarih ve ... yevmiye sayılı sözleşmesi uyarınca /... arsa paylı, ... nolu bağımsız bölümün çıplak mülkiyetinin yarı hissesini 245.000 ABD Doları karşılığında; ... ... ...'nun .... Noterliği'nin 10.01.2013 Tarih ve ... Yevmiye Sayılı Sözleşmesi uyarınca /... Arsa Paylı ... Nolu Bağımsız Bölümün çıplak mülkiyetinin yarısını 245.000 ABD Doları karşılığında ve yine .... Noterliği'nin 09.07.2013 tarih ve ... Yevmiye Sayılı Sözleşmesi uyarınca /... Arsa Paylı, ... Nolu Bağımsız Bölümün çıplak mülkiyetinin yarı hissesini 245.000 ABD Doları karşılığında satın almayı vaad ettiklerini, Davalı ...'in de ana taşınmaz'daki mezkur ... ve ... No.lu Bağımsız Bölümlerin intifa haklarını toplam 1.960.000 ABD Doları karşılığında ... ... ...'na; çıplak mülkiyetini de toplam 980.000 ABD Doları karşılığında ... ... ... ile ... ... ...'na yarı yarıya satmayı vaad ve kabul ettiğini, sözleşmeye göre taşınmazların davacılara teslim edilme zamanı, mücbir sebepler hariç sözleşmelerin imza tarihinden itibaren en geç 30 ay olduğunu, bağımsız bölümlerin teslim tarihlerinde tamamlanmadığını ve mücbir sebepler eklendikten sonra bile davacılara teslim edilemediğini, diğer davalıların davacılara satılan dairelerin üzerine 21/07/2017 tarihinde 600.000.000 ABD Doları bedelle ipotek tesis ettiklerini, ... tarafından imar barışına başvurulduktan sonra dava konusu bağımsız bölüm numaraları 2018 yılında değiştiğini, satış vaadi konusu bağımsız bölümlerin faturasının davacılar adına 31.12.2019 tarihinde kesildiğini belirtere davanın kabul edilerek ... ve ... Numaralı Bağımsız Bölümlerin (Sözleşme Bağımsız Bölüm Numaraları 109 ve 110) ... adına kayıtlı tapularının iptal edilip, diğer davalı Bankaların koymuş olduğu müşterek 600.000.000 ABD Doları tutarındaki ipotekten ari olarak (ipotek fek edilerek) intifa haklarının tamamının ... ... ...'nun, çıplak mülkiyetlerinin ise yarı yarıya ... ... ... ile ... ... ...'nun adlarına tapuda tescil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Bankası AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu ipoteklerin, davalı Banka'nın da aralarında bulunduğu kredi veren bankalar tarafından zaman zaman tadil edilmiş haliyle 23.03.2011 tarihli Kredi Sözleşmesi tahtında ... A.Ş.’ye kullandırılan proje kredisinin teminatını oluşturduğunu, sözleşmeye göre diğer davalı ...'ün, proje arsası üzerinde inşa edeceği “... ” projesinin finansmanını sağlamak üzere davalı Banka'nın da aralarında bulunduğu bankalardan kullandığı proje kredisinin teminatı olarak söz konusu proje arsası üzerinde davalı Banka ile diğer davalı ... Bankası A.Ş. lehine ipotek tesis etmeyi 23.03.2011 tarihinde taahhüt ettiğini, kredi sözleşmesinin imzalanmasından sonra proje arsası üzerinde ...’nün 15.06.2011 tarih ve ... yevmiye numaralı belgesi ile davalı Banka ile ... Bankası A.Ş: lehine 600.000.000-USD bedelli ipotek tesis edildiğini, bu halde, davacılar ile diğer davalı ... arasında Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinin imzalandığı 10.03.2013 ve 09.07.2013 tarihlerinde, taşınmazların kaydında davalı Banka ve ... ... Bankası A.Ş. lehine tesis edilen ipoteklerin mevcut olduğu açık olduğunu, her ne kadar davanın konusu taşınmaz üzerinde 21.07.2017 tarih ve ... yevmiye nolu 600.000.000,00.-USD tutarındaki ipotek olarak gösterilmiş ise de, aslında taşınmaz üzerindeki ipotekin 15.06.2011 tarihinde tesis edildiğini, dava konusu taşınmazın kaydındaki ipoteğin hukuken geçerli olduğu, ipotek tesis tarihi itibarıyla taşınmaz malikinin mülkiyet hakkı sahipliği bakımından tapu kayıtlarında bir yolsuz tescilin söz konusu olmadığının açık olduğu belirtilerek davanın, görevsizlik nedeniyle usulden reddine, esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Bankası AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın konusunun davalı banka lehine tesis edilen ipotekle teminat altına alınan borç olmayıp davacılar ile diğer davalı arasındaki sözleşmenin ifasına ilişkin olduğunu belirterek davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizde açılan iş bu dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden tapu iptal tescil istemine ilişkindir.
.... Tüketici Mahkemesince "...Davalı şirket hakkında ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/... E. Sayılı dosyası ile 30.06.2022 günü itibariyle iflas kararı verildiği görülmüştür.
İcra ve İflâs Kanunu’nun 184/1. Maddesinde; “İflâs açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil eder ve alacakların ödenmesine tahsis olunur. İflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen mallar masaya girer” hükmüne yer verilmiştir.
Bu maddede ifade edilen “alacaklar” teriminden maksat, aslında yalnız “iflâs alacaklarıdır.” İflâs alacakları, iflâs açıldığı anda müflise (borçluya) karşı hukuken mevcut olan alacaklardır. Başka bir deyimle, müflisin iflâs açıldığı andaki borçlarıdır.
İflâs alacağı kavramına, müflisin yalnız muaccel borçları değil, aynı zamanda müflisin müeccel borçları (m. 195), taliki şarta (geciktirici koşula) veya belirsiz bir vadeye bağlı olan borçları (m. 197) ve konusu paradan başka bir şey olan borçları (m. 198) da dâhildir.
İflâs alacakları, iflâs kararından önceki dönemlere isabet eden alacaklar olup alacaklılar tarafından masaya yazdırılarak istenebilir ve iflâs kararına kadar olan müflis borçlarını gösterir
İflastan sonra açılan davada görevli mahkeme, kanunda betimlenen istisnai haller hariç olmak üzere kayıt kabul davası zımmında Ticaret Mahkemesi olup, davanın anılı mahkemede görülüp neticelenmesi gerektiğinden açıklanan nedenlerle, mahkememizin görevsizliğine,..." gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş, anılan görevsizlik kararı gereği dava dosyası mahkememize tevzi edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 114/1-b, 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince yargı yolu ve görev hususu; kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olmakla; mahkememizce davanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiğinden dava dosyası öncelikle bu noktalarda irdelenmiştir.
Hukuk mahkemelerinin hangileri olduğu ve bunların kuruluşu 5235 Sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4. ve 5. maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 6. maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır. Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 Sayılı Kanunun 5. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 Sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde ise Kanunun kapsamı; “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” yine 3. Maddesinin (k) bendinde de ''Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi'' şeklinde tanımlanmıştır.
TKHK'nın 73. maddesinde ise; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." ifadesi ile tüketici mahkemelerinin görev alanı tüketici işlemleri ile sınırlandırılmış, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemin tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır.
.... Tüketici Mahkemesince davalı ... Şirketinin iflasına dair kararı neticesinde dayanan gerekçeye ilişkin olarak ticaret Mahkemesinin iflasa karar vermesi anında borçlu hakkında iflas açılmış olur. Bundan sonra müflisin masaya giren mal ve hakları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıntıya uğrar ve masaya geçer (İİK md. 184/I). Müflis masaya giren bir mal veya hak üzerinde tasarrufta bulunmuşsa bu işlem geçersizdir. İflas kararından önce müflisin temlik sözleşmelerinden doğan borçları taşınmazın tapu kaydı henüz müflis üzerinde bulunduğundan masaya geçmekle iflas nedeniyle asıl akit (satım akti) yapılamamaktadır.Kural olarak sözleşmeler taraflardan birinin iflas etmesiyle son bulmazlar. Bu halde iflas etmemiş olan taraf sözleşmenin ifasını isteyebilir. Ancak sözleşmenin ifasını talep hakkı bir iflas alacağıdır. Davaya konu sözleşme iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Bu bakımdan sözleşmenin alacaklısı olan taraf iflastan önce yapılan sözleşmedeki bütün borçlarını müflise karşı yerine getirmiş ise alacağı para borcundan başka bir şey olduğundan alacağını para alacağına çevirerek masaya yazdırabilir.(İ.İ.K. m.198) İflâsın açılması ile henüz vadesi gelmemiş olan alacaklar da, iflâs kararı ile birlikte talep edilebilir hale gelir. İflâsın açılması gününe kadar işlemiş olan faiz ve takip masrafları ana paraya eklenerek iflâs masasına yazdırılır.Alacağı taliki bir şarta veya belirsiz bir vadeye bağlı bulunan alacaklılar da alacaklarını iflâs masasına kaydettirebilirler. Tasfiye sonunda bu alacaklar için ayrılan pay, ancak şartın gerçekleşmesi veya belirsiz olan vadenin gelmesi halinde ödenebilir. Alacaklılar arası eşitlik ilkesi gereği, para alacağı dışındaki alacaklar, iflâsın açılması ile birlikte konusu olan şeyin iflâs kararı tarihindeki değeri kadar para alacağına dönüşür ve masaya para alacağı olarak yazılır. Ancak iflâs idaresi, masa menfaatine uygun görürse konusu para olmayan alacakları bir iflâs alacağı olarak ödemek yerine, aynen ifa etmeyi tercih edebilir. Adi tasfiyede iflâs idaresi alacaklıların incelemesini yapıp bitirdikten sonra, düzenlediği sıra cetvelini iflâs dairesine verir. Bunun üzerine sıra cetveli ilân edilir ve bu ilânla ikinci alacaklılar toplantısı için davet yapılır. Bu toplantıya kural olarak, alacakları tamamen reddedilmiş alacaklılar katılamaz. İkinci alacaklılar toplantısının yetkileri, birinci toplantıdan daha geniştir. İkinci alacaklılar toplantısı, iflâs idaresinin görevine devam edip etmeyeceğine karar verir ve bu konudaki teklifini icra mahkemesine bildirir Ayrıca masanın menfaatine gördüğü diğer tüm hususlar hakkında da karar verir(m. 238, II)Davacının yükleniciden konut olarak belirlenen taşınmazı satın aldığı, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı kanun kapsamında tüketici konumunda olduğu anlaşıldığına göre uyuşmazlığın Tüketici Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerekir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi 24/10/2024 tarih 2024/846 E. 2024/2679 K.)
6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda, tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında, Kanunun 83. maddesinde de, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre, bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi 04/10/2023 tarih 2023/493 E. 2023/2472 K.)
Mahkememizce yapılan değerlendirmeler sonucunda somut olayda; dava iflas tarihinden sonra açılmış olup; davacının öncelikli talebi taşınmaz satış sözleşmesinin ifasıyla ve ipoteklerin ari şekli ile tapuların iptaline ve davacılar adına tescili istemine ilişkindir. Bu durumda asıl talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmadığına göre, davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan talepler yönünden İİK’da özel düzenleme yer almadığından, taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. Ayırca yine yukarıda bahsi geçen ve atıfta bulunulan muhtelif tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kararları da açılan iş bu davada görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu teyit etmektedir. Ayırca yine 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun gereği de tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda, tüketici mahkemesini görevli kıldığından mahkememiz bu durumda da görevsizdir.
Tüm bu hususlar gözetildiğinde davaya bakmakla görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi olup HMK'nın 114/1-c ve HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin İstanbul Tüketici Mahkemesi olduğuna, mahkememiz ile ....Tüketici Mahkemesi arasında görev uyuşmazlığı doğmakla dosyanın görev yolu halli için ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1-Davanın mahkememizin görevsizliği sebebiyle HMK'nın 114/1. maddesi göndermesi ile HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE,
Görevli mahkemenin İSTANBUL TÜKETİCİ MAHKEMESİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,
Karar istinaf edilmek suretiyle kesinleştiğinde dosyanın görevli ve yetkili .... Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-Mahkememiz kararı istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde 6100 sayılı HMK m.21/1-c gereğince .... Tüketici Mahkemesi ile mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından kararın kesinleşmesinden sonra dava dosyasının MERCİ TAYİNİ için ... Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
3-Harç, vekalet ve yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca yetkili mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize verilecek ya da gönderilecek dilekçe ile ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/12/2024

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Yazı İşleri Müdürü ...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim