Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/207

Karar No

2026/86

Karar Tarihi

4 Şubat 2026

T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/207 Esas
KARAR NO : 2026/86

DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/03/2024
KARAR TARİHİ : 04/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı Vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile 13.01.2024 günü 11.30 sıralarında, ... İlçesi ... Mahallesi ... Sokağı Kavşağı mevkinde, ormanlık/ ağaçlık-köy yolu sayılabilecek yolda seyir halinde iken, sol tarafta bulunan köpeklerin havlayarak aracın önüne doğru gelmeleri üzerine, o anki refleksle hafif sağa doğru kaçmış, yolun sağ tarafında bulunan çöp konteynerlerine sağ ön çamurluk tarafından çarparak 20 metre ilerde durmuş olduğunu, müvekkilinin aracın gördüğü zarar sebebiyle çarpma noktasına geri alarak fotoğraflama yapmış ve aracın yürür vaziyette olması sebebiyle yola devam etmiş, aracı götürüp servise bırakmış ve hasar fotoğrafları ile birlikte beyanını vermiş olduğunu, müvekkilinin tek taraflı karıştığı trafik kazasında bir kusurunun bulunmadığını, Müvekkiline ait ... plakalı aracın davalı ... A.Ş. tarafından 11.11.2023 - 11.11.2024 vadeli ... no.lu poliçe ile Kasko Sigortasının yapılmış olduğunu, buna istinaden yetkilifanlaşmalı servisten sigorta şirketine bildirimde bulunulmuş ve yapılan ekspertiz sonucunda araçta parça ve işçilik bedeli olarak 113.075,05 TL hasar tespit edilmiş olduğunu, Davalı ... A.Ş.'nin ... no.lu hasar dosyasında yaptığı incelemede, 23.01.2024 tarihinde "zararın Sigorta Genel ve Özel Şartları gereği teminat dışı olması sebebiyle, tazminat tahakkuk etmediğini" belirterek ret cevabı vermiş olduğunu, Kasko Poliçesinde Çarpma Çarpışma klozu bulunmakta olup söz konusu hasar bedelinin teminat kapsamında olduğunu, davalının tazminat talebini reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, poliçede İkame Araç klozu da bulunmakta olup davalı şirketin müvekkilinin aracının tamirde olduğu sürede ikame araç temin etmesi gerekirken etmemiş, Müvekkilinin tamir süresince araçtan mahrum kalmış ve araç kiralaması yapmış, buna ilişkin 43.200,00 TL tutarlı ikame araç kiralama faturasının ekte olduğunu, Müvekkilinin aracı, tamir süreci, parça bekleme, ayrıntılı ve detaylı işçilik çalışması gibi nedenlerle 13.01.2024'te girdiği servisten 05.02.2024 tarihinde çıkmış olduğunu, tamire yönelik 05.02.2024 tarihli parça ve işçilik faturası bedelinin 133.906,88 TL olduğunu, Müvekkilinin aracı 16.02.2024 tarihinde, "ön takımdan ses gelmekte" şikayeti ile tekrar servise girmiş ve aracın amortisör parçasının değişmiş ve buna ilişkin parça ve işçilik bedeli faturasının 4.893,46 TL olduğunu, Arabuluculuk başvurusunda bulunulmuşsa da anlaşma sağlanamadığını, arabuluculuk sürecinde yapılan görüşmeler sonucu, araç hasarıyla ilgili 05.02.2024 ve 16.02.2024 tarihlerinde düzenlenen iki adet araç tamir faturasıyla birlikte, araç kiralama faturası ve ilgili diğer belgelerin talep açıklamaları ile birlikte davalı şirket vekiline 14.03.2024 tarihinde E-Mail yoluyla iletilmiş olduğunu,19.03.2024 tarihinde ise davalı şirket vekilinin müvekkilinin incelemesinin sonuçlandığını ve cevabının "ret" olduğunu beyan ettiğinden arabuluculuk görüşmelerinden anlaşma sağlanamadığını, toplam 187.000,34 TL açık tazminat taleplerine karşın davalı şirketin 19.03.2024 tarihinde incelemelerini bitirerek ret cevabı vermesiyle TTK Md. 1427/2 gereğince temerrüde düştüğünün kabulü gerektiğini, İddia etmiş ve sonuç olarak, fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydıyla, Kasko Poliçesi kapsamında ödenecek araç hasar tazminat bedelinin şimdilik 1.000,00 TL'sinin ve poliçede yer alan Hukuksal Koruma Klozu kapsamında şimdilik 1.000,00 TL tazminatın, davalının temerrüde düştüğü 19.03.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile ödemesine, müvekkilinin araç mahrumiyeti nedeniyle araç kiralamak durumunda kaldığından şimdilik 1.000,00-TL mahrumiyet bedelini olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tarafımıza ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin 04/02/2026 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile; "... Araç hasar tazminat bedeli 1.000,00-TL, Araç mahrumiyet tazminat bedeli 1.000,00-TL Hukuksal koruma klozu kapsamında tazminat bedeli 1.000,00-TL talep edildiğini, Dosyada mübrez belgeler ve bilirkişi raporu doğrultusunda belirlenen 138.800,34-TL hasar bedeli ve günlük 1.500,00-TL+kdv araç kiralama bedeline dayanarak yapılan hesaplamalar ve kasko poliçesinin sağladığı korumalar çerçevesinde, Araç hasar tazminat bedelini 137.800,34 TL artırarak 138.800,34-TL'ye, Araç mahrumiyet tazminat bedelini 7x2 ikame araç klozu gereğince (kaza başına 7 gün ve yılda 2 kere) 7x1.500,00-TL + kdv olarak yaptığımız hesapla 11.600,00-TL artırarak 12.600,00-TL'ye çıkarıyoruz. Hukuksal koruma klozu kapsamında talep ettiğimiz 1.000,00-TL tazminat bedelinden ise feragat edildiğini, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 19.03.2024 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerekmekte olup, harcını tamamladığımız taleplerimizin kabulü ile işbu bedellere 19.03.2024 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ederim..." şeklinde bedel artırım talebinde bulunmuştur.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf müvekkili sigorta şirketinden her ne kadar mezkur kaza sonrasında oluşan hasar tazminatını ve araç mahrumiyetini talep etmiş olsa da, söz konusu kazada sigortalının doğru beyanda bulunma yükümlülüğünü alenen ihlal etmiş olduğunu, Müvekkili sigorta şirketinin başvurucunun talebi üzerine sunulan hasar dosyasındaki belgeler incelenmiş ve ... Araştırma tarafından hazırlanan Hasar Dosyası Araştırma Raporu'nda yapılan değerlendirme sonucunda, sigortalının "doğru beyanda bulunma yükümlülüğünü " ihlal etmiş olduğunun tespit edilmiş olduğunu, Öncelikle kaza yeri incelemesinde .../... köyü ... istikametinde çift yönlü yolun ... Sokak kavşağında, sokağın köşesinde bitişik vaziyette duran 2 adet çöp konteyneri olduğu görülmüş, konteynerler üzerinde hasara dair en ufak herhangi bir çarpma veya boya izi olmadığı ve ayrıca konteynerlerin tekerlekli olduğu ve ayaklarında da hasar bulunmadığının tespit edilmiş olduğunu, Çöp konteynerlerinin arka kısmının toprak zeminde, ön tarafının asfalt üzerinde tekerlekli, yere sabitlenmemiş olduğundan çarpmaya mukavemet göstermeyeceğinin anlaşılmış olduğunu, Çöp konteyneri ile araçtaki hasar yükseklikleri ölçüldüğünde ise, araçtaki sağ ön ve yan hasarlarının boyut olarak hiçbir şekilde örtüşmediğinin tespit edilmiş, özellikle de aracın motor kaputu üzerindeki hasarın çöp konteynerinin vermesinin teknik olarak imkânsız olduğu görülmüş ve mevcut hasarın onarımı adına kazanın bu yerde olmuş gibi kurgulandığının değerlendirilmiş olduğunu, Serviste aracın incelemesinde sağ ön tekerleğin geriye doğru kaymış, çamurluk hasarının 85 cm civarında ve kaput yırtılma hasarının 104 cm'de gerçekleşmiş olduğu, ön tamponun kırık olduğunun görüldüğünü, hasar uyumu tetkikinde ise, kaza yerinde ve araç üzerinde yapılan hasar ölçümlerinden hasar boyut yüksekliklerinin uyumsuz olduğunun tespit edilmiş olduğunu, Aracın HGS dökümünde en son 11.01.2024'de geçiş yaptığı tespit edildiğinden, kazanın bu tarihte meydana geldiği 2 gün bekledikten sonra özellikle yerleşimden, güvenlik kamerası ve MOBESE “den uzak soruşturmaya kısır olan kaza yerini seçtiklerinin anlaşılmış olduğunu, Sürücü değişikliğinin tespitine yönelik sürücü ve yolcunun kaza saatlerindeki aramalarının incelenmesi için ısrarla istenilen ATF dökümleri ibraz edilmemiş ve tespit yapılamamış, tarafların ATF dökümlerini kasıtlı olarak vermediklerinin anlaşılmış olduğunu, her ne kadar araçta yolcu konumundaki ... 'ın sürücü belgesi olduğu görülmüş ise de, kazanın sürücü belgesiz başka bir sürücü tarafından veya yolcu olduğu iddia edilen şahsın alkollü olması nedeniyle sürücü değişikliği yapıldığının değerlendirilmiş olduğunu, Davacının taleplerini kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı her ne kadar dava dilekçesinde, davacının aracının tamir süresinde araçtan mahrum kalmış olduğunda dolayı araç kiraladığını ve buna ilişkin olarak 43.200,00 TL ödemiş olduğunu beyan etmiş olsa da, müvekkili sigorta şirketinin poliçede belirtilen süreler doğrultusunda davacının araç mahrumiyet bedelinden sorumluluğunun söz konusu olacağını, Dava konusu kaza olayının müvekkil şirkete 19.03.2024 tarihinde ihbar edildiği dikkate alındığında, TTK m:1427/2 uyarınca temerrüdün, ihbar tarihi üzerinden 45 gün geçtikten sonra gerçekleştiği anlaşıldığından, müvekkili şirket aleyhine hüküm tesis edilmesi halinde faiz başlangıç tarihinin 03.05.2024 olarak belirlenmesi, faizin yasal faiz olması gerektiğini Savunmuş ve sonuç olarak, tebligat usule ve yasaya uygun olarak yapıldığından, davacının iddiaları ve talepleri haksız olduğundan işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Davalı vekilince sunulan hasar dosyası mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.
Mahkememizce ... Anonim Şirketine, Sigorta Bilgi Ve Gözetim Merkezi Müdürlüğüne, ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne müzekkere yazılmış gelen cevabi yazılar incelenerek mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.
Bilirkişi kök ve ek raporları mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.
Sigorta uzmanı bilirkişi ... ile makina mühendisi ... tarafından hazırlanan 15.04.2025 tarihli bilirkişi raporundan özetle; "Davacı sürücü ...'ın 9650 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu, Yolun sol yanından aniden köpek fırlamasının 950 (yüzde elli) oranında etkili olduğu, Davaya konu hasarlı parçaların davacının kazanın oluşumuna ilişkin anlatımı ile uyumlu olduğu, Aracın görmüş olduğu hasar onarım tutarının KDV dahil 138.800,94 TL olduğu, Aracın makul onarım süresinin 15 gün olup bu süre zarfında ortaya çıkacak ikame araç bedelinin KDV dahil 27.000,00 TL olduğu, Poliçe teminatı kapsamında olmadığından 27.000,00 TL kiralık araç bedelinden davalı ... A.Ş.'nin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, Davacının araç hasarı ile ilgili olarak talep edebileceği gerçek zarar miktarının 138.800,94 TL olduğu görüş ve kanaatini içerir raporu sundukları görülmüştür.
Sigorta uzmanı bilirkişi ... ile makina mühendisi ... tarafından hazırlanan 05/11/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; 15.04.2025 Tarihli Kök Raporumuzda da belirtmiş olduğumuz üzere; TTK.'nun 1409. maddesi hükmü gereğince iddiasını, herhangi bir tereddüte sebebiyet yer vermeyecek şekilde somut ve kesin deliller ile ispat yükü sigorta şirketine ait olmasına rağmen, davalı ... A.Ş.'nin, şüphelerini ve iddiasını somut ve kesin delillerle ispat edememiş olduğundan, sadece araştırma raporundaki bir takım soyut iddialara dayanarak, davacının tazminat talebini reddettiği ve davalı sigorta şirketinin, sürücü değişikliği yapıldığına ve dolayısıyla rizikonun teminat dışında kaldığına (sürücünün ehliyetsiz ve/veya alkollü olduğuna) ilişkin iddialarını, araştırma raporundaki soyut iddialar ile değil somut ve kesin delillerle kanıtlaması gerektiği, bu nedenle dava konusu tazminat talebinin kasko sigorta poliçesi kapsamında kaldığı ve davalı sigorta şirketinin sorumlu bulunduğu görüş ve kanaatine varıldığını, Ayrıca, davalı şirket vekili KDV ve iskonto tenzilleri hususunda da itiraz ettiğini, ancak; “Sigorta şirketi ile anlaşmalı ya da yetkili servisler arasında yapılan anlaşmalara göre iskonto uygulanmasının, davacı sigortalı veya zarara uğrayan 3. kişiyi bağlamayacağı ve iskonto yapılmadan davacının gerçek zararının tespit edilmesi gerektiği” ve “KDV'nin gerçek zarar kapsamında bulunduğu, sigortacının, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken sigorta ettirenin gerçek zararını karşılamakla yükümlü olduğu, davacının gerçek zararını oluşturan KDV'nin de ödenmesi gereken tazminat miktarına dahil edilmesi gerektiği, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisini de zarar görene ödemek zorunda olduğu” hususundaki muhtelif Yargıtay Kararları göz önüne alındığında, hukuki ve nihai karar tamamen Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, davacının uğradığı zararın iskonto uygulanmadan ve KDV dahil olarak ödenmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır. Ayrıca; tazminatın ödenecek olması halinde, dava konusu kasko poliçesinde ... Bankası A.Ş. ... Şubesi, Dain ve Mürtehin (Rehinli Alacaklı) komunda olduğundan bankanın kesin muvafakatinin alınması gerektiği yönünde görüş ve kanaatlerini içerir raporu sundukları görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; 13.01.2024 tarihinde davacının kendisine ait ... plakalı araçla yaşadığı tek taraflı kaza sonrası araçta meydana gelen hasar bedelinin, hukuksal koruma klozu kapsamında tazminatın ve araç mahrumiyet bedelinin kendi İMMS sigortacısı olan davalı şirketten tahsili istemine ilişkindir.
HMK'nın 114/1-c ve 115 maddeleri gereğince görev; kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olmakla; mahkememizce davanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiğinden dava dosyası görev noktasında incelenmiştir.
TTK'nın 4 ve 5. maddeleri ile ticari davalar tanımlanmış olup, anılı kanuni düzenlemeye göre, bir uyuşmazlığın ticari dava sayılması için TTK 4/1.maddesine göre her iki tarafında tacir olması ve ticari işletmeleri ilgili hususlardan doğması, yahut tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın “a-f” bentlerinde sayılan hususlardan doğmasının gerektiği açıktır.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. Maddesinde Kanunun kapsamı; “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.
TKHK'nın 73. maddesinde ise; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." ifadesi ile tüketici mahkemelerinin görev alanı tüketici işlemleri ile sınırlandırılmış, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemin tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır.
Yapılan açıklamalar doğrultusunda dosyanın incelenmesinde; davacı kendi sigorta şirketi olan davalıya karşı poliçeden kaynaklı alacak isteminde bulunmuştur.Davacı ... hakkında tacir unvanı olup olmadığı hususu ... Vergi Dairesine yazılan müzekkeremiz ile sorulmuş davacının gerçek usulde vergilendirildiği, işletme hesabına göre defter tuttuğu şeklinde cevap verilmiş ve vergi beyanlarının VUK 177.de belirlenen sınırları aşmadığı anlaşılmıştır. Yine davacı hakkında İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne mahkememizce müzekkere yolu ile ticari işletme kaydının olup olmadığı sorulmuş verilen müzekkere yanıtında herhangi bir ticari işletme kaydı bulunmadığı belirtilmiştir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca tüketici işlemlerinden kaynaklanan davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu düzenlenmiştir. O halde somut uyuşmazlıkta tacir olmayan ve kendi sigorta şirketine dava açan davacının davalı karşısında tüketici konumda olduğu, dava konusu aracın hususi araç olduğu ve taraflar arasındaki ilişkinin tüketici işlemi sayılacağı, eldeki davanın mutlak ya da nispi bir ticari dava olmadığı, anılı yasal düzenlemeler gereğince davanın açıldığı tarih itibari ile tüketici davası vasfında olup tüketici mahkemelerinin görev alanına girdiği anlaşıldığından, HMK'nın 114/1-c ve HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca mahkememizin görevsizliğine ve davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.( Emsal Karar İstanbul BAM 8. H.D 2021/1934 Esas ve 2024/2096 Karar , İstanbul BAM 37. H.D 2023/2663 Esas ve 2024/744 Karar, 2023/1305 Esas 2023/3351 Karar)
H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesine müteakip bu tarihten itibaren istinaf yoluna başvurulması ve istinaf talebinin reddinin kesinleşmesine müteakip iki haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, süresi içinde gönderilme başvurusunun olmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğine,
3-HMK nın 331. Maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
4-Dosyanın kanuni süresi içinde gönderilmemesi durumunda talep halinde yargılama gideri ve vekalet ücretinin mahkememizce karara bağlanmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı ,davalının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize verilecek ya da gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 04/02/2026

Katip ...
E-imza

Hakim ...
E-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim