Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/552

Karar No

2024/789

Karar Tarihi

4 Aralık 2024

T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/552 Esas
KARAR NO : 2024/789
DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/08/2023
KARAR TARİHİ : 04/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı sigorta şirketi arasında 21.04.2011 tarihinde tam iki tarafa borç yükleyen acente sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin davalı sigorta şirketi ile yaptıkları iş bu sözleşme ile sigorta acenteliği faaliyetine başladığını, sözleşme süresinin taraflar arasında 1 yıl olarak kararlaştırıldığını, taraflar arasında akdedilen 21.04.2011 tarihli sözleşmenin 27. maddesi gereğince sözleşme süresinin bitiminden 30 gün öncesine kadar sigorta şirketi tarafından sözleşmenin uzatılmayacağı yönünde müvekkiline ihtarda bulunulmadığı takdirde, sözleşmenin bir yıllık süreyle uzatılacağı belirtildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin bu şekilde yıllık yenilendiğini, müvekkili ile davalı şirket arasında 25.07.2016 tarihinde belirsiz süreli olarak, sözleşme yapma ve prim tahsil etmeye yetkili acenteler için acentelik sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin tam 12 yıldır kesintisiz davalı şirkete ait acentelik unvanı ile faaliyet gösterdiğini, 06.04.2023 tarihinde acentelik sözleşmesinin davalı sigorta şirketi tarafından haksız yere feshedildiğini, davalı sigorta şirketi tarafından haksız olarak sözleşmenin fesihinden önceki bir yıl boyunca da müvekkili şirketin sisteme girişine 10-15 günde bir izin verildiğini, fesihten 20 gün sonra ise bağlantılarının tamamen kesilerek faaliyetleri engellendiğini, davacı şirket tarafından CİMER'e yazılı şekilde başvuru yapıldığını, oysaki taraflar arasındaki sözleşmenin 23. maddesinin 1. bendi gereğince, fesihten 3 (üç) ay önceden davacı müvekkiline sözleşmenin feshedileceğinin ihbarı gerektiğini, süresi içerisinde herhangi bir ihbarda bulunmadan haksız yere sözleşmeyi tek taraflı fesih eden davalının oluşan zararlarından sorumluluğu bulunduğunu, taraflarınca arabuluculuğa başvurulduğunu ancak bir anlaşma gerçekleşmediğini beyanla kazanç kaybından kaynaklanan zararına karşılık şimdilik 100,00-TL maddi tazminatın sözleşmenin feshedildiği tarih olan 06.04.2023 tarihi itibariyle işleyecek değişen oranlarda ticari/avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline, şimdilik 100,00-TL portföy tazminatının sözleşmenin feshedildiği tarih olan 06.04.2023 tarihi itibariyle işleyecek değişen oranlarda ticari/avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; HGK, 17.06.2015, 22-1052/1612 sayılı kararına göre; şartları bulunmadığı halde dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumda davacıya herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yoluna gidilmesi gerektiğini, TTK 122.maddesi uyarınca, denkleştirme tazminat ödenebilmesi için aranan koşullar oluşmadığından davanın reddi gerektiğini, acentenin denkleştirme tazminatı isteyebilmesi için taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmiş olması ve acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde edilmesi gerektiğini, davacının müşterilerine ilişkin poliçeleri müvekkili sigorta şirketi tarafından otomatik olarak yenilenmediğini, davacı acentenin müşterilerine başka sigorta şirketleri aracılığı ile poliçe tanzimi yapabildiğini, müvekkili sigorta şirketinin sözleşmenin feshinden sonra acentenin bulduğu müşteriler sayesinde önemli menfaatler elde etmediğini, acentenin portföyünü aktarmasına, yeni poliçelerini başka sigorta şirketlerinden tanzim etmesinin mümkün olduğunu, tüm bunların yanında davacı acentenin münhasır bir acente olmadığını, acentenin yıllardır başka sigorta şirketlerinin de poliçelerini düzenlediğini, bu halde münhasır bir acente olmayan davacı acentenin portföyündeki müşterilerinin poliçesini diğer sigorta şirketlerinden yenilemesinin pek tabi ki mümkün olup herhangi bir kar kaybının olmasının mümkün olmadığını, davacı acentenin müşterilerine ilişkin poliçelerin fesihten sonra müvekkili sigorta şirketi tarafından otomatik yenilenmediğini , davacı acentenin kanunun aradığı koşullar oluşmadığından denkleştirme tazminatı talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER:
Davacı vekili tarafından 21.04.2011 tarihli Acentelik Sözleşmesi, 25.07.2016 tarihli Sözleşme Yapma ve Prim Tahsil Etmeye Yetkili Acenteler İçin Acentelik Sözleşmesi , ... Noterliğinin 06.04.2023 tarih, ... Yevmiye No'lu Fesih Bildirimi ve 18.07.2023 tarihli Cimer Şikayet Yazısı suretlerinin dosyaya sunulduğu, mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememiz tarafından tarafların delil listesinde gösterdikleri tüm deliller celp ve incelenmiş, mahkemece değerlendirilmiştir.
Dava; taraflar arasında imzalanan acente sözleşmesinin feshi sonrasında tazminat istemine ilişkindir.
Bilirkişiler Mali Müşavir ..., Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ... ve Sigortacı ... tarafından hazırlanan 22/02/2024 tarihli raporda özetle;
"Tarafların arasındaki uyuşmazlığın; Davacı yan ile davalı sigorta şirketi arasında 21.04.2011 tarihinde 1 yıllık acente sözleşmesi imzalanması sonrasında 25.07.2016 tarihinde belirsiz süreli acentelik sözleşmesi ile faaliyete devam olunurken 06.04.2023'te sözleşmenin feshinin haksız olup olmadığı, davacının münhasır acente olup olmadığı, TTK 122. Maddesi uyarınca müşteri çevresi, davacı acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerinin ortalamasındaki kazancı ile müşteri çevresi oluşturmak için yapılan tanıtım giderleri ile diğer yapılan giderler bakımından sözleşmenin sona erdiği tarihte tazminat talep edilip edilemeyeceği noktasında toplandığı,
Davacı yanın TTK'nın 64/3-4 maddesi hükümleri doğrultusunda, tasdik ettirilmesi gereken ticari defteri bulunmadığı, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, işletme defterinin TTK 64/1 maddesi hükümlerine göre tacirin, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymadığı,
Davalı Yanın;
2019 Yılındaki giderlerinin; 104.415,75.-TL gelirlerinin 150.489,43.-TL faaliyet karının; 46.073,68.-TL
2020 Yılındaki giderlerinin; 94.793,34.-TL gelirlerinin 116.897,48.-TL faaliyet karının; 22.104,14.-TL
2021 Yılındaki giderlerinin; 134.784,12.-TL gelirlerinin 131.545,05.- TL faaliyet zararının; 3.239,07.-TL
2022 Yılındaki giderlerinin; 279.156,84.-TL gelirlerinin 288.321,34 .-TL faaliyet karının; 9.164,50.-TL
2023 Yılındaki giderlerinin; 600.940,69.-TL gelirlerinin 640.421,33.-TL faaliyet kar'ının; 39.480,64.-TL olduğu,
Ayrıca davacı yanın 2023 Yılı defterleri incelendiğinde davalı şirketten başka şirketlere fatura düzenlediği, 06.04 2023 tarihli fesih ihtarnamesinden önce 31.03.2023 tarihine kadar
1- ... Sigorta AŞ ne; 109.969,54.-TL
2- ... Sigorta A.Ş'ne; 47.640,36.-TL
3- ... Sigorta A.Ş'ne 21.456,17.-TL olmak üzere toplam: 179.066,07.-TL fatura düzenlediği,
Davacı yanın 2023 yılında fesih tarihine kadar yapmış olduğu sigorta faaliyetinin 21.456,17 / 179.066,07 = % 11,98 oranında davacı şirketle iş yaptığı,
Taraflar arasında önce 21.04.2011 tarihinde ve 25.07.2016 tarihinde belirsiz süreli acentelik sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin fesih başlıklı 23. Maddesinde şirket ve acente belirsiz süreli sözleşmeyi 3 ay önceden ihbarda bulunmak suretiyle feshedebileceğinin belirtildiği, sözleşmenin münhasırlık başlıklı 4. Maddesinde; acentenin davalı şirketten başka hiçbir sigorta şirketinin prodüktörlüğünü, acenteliğini, tali acenteliğini, hukuken ve fiilin yürütmemeyi, başka hiçbir sigorta şirketi adına işlem yapmamayı, bir başka acentenin nam ve hesabından başka bir şirket adına işlem yapmamayı bu şirketlerde pay ve başka türlü menfaat sahibi olmamayı, şirketten başka hiçbir şirkete, sigorta işi vermemeyi aracılık etmemeyi kabul ve taahhüt eder. Aksi yöndeki işlemler iş bu sözleşmenin hiçbir koşul ve işleme bağlı kalmaksızın fesih sebebidir. Bu noktada teknik açıdan söz konusu hükme aykırılık tespit edilmiş olup, bu hususun haklı neden teşkil edip etmediği TMK m. 4 uyarınca Sayın Mahkemenin takdiridir. Hükmüne aykırı iş ve işlem yaptığı bu nedenle sözleşmenin davalı şirket tarafından haklı olarak gün verilmeksizin feshedildiği,
Davalı şirket tarafından: Fesih tarihi itibari ile acentenin portföyünden tanzim edilmiş poliçelerden, doğrudan veya başka acente üzerinden yenilenen poliçe sayısı, vergi öncesi prim tutarı ve komisyon tutarı yenilenen poliçelerden ödenen hasar tutarını gösterir bir delillerin dava dosyasında bulunmadığı, bu nedenlerle tazminat hesaplaması yapılmasının mümkün olmadığı, gibi davalı yanın davalı sigorta şirketinden başka ... Sigorta AŞ ve ... Sigorta A.Ş ile acentelik faaliyetinde bulunduğu, bu nedenlerle davalı şirketten portföy tazminatı almasının mümkün olmadığı, " şeklinde görüş bildirmiştir.
Huzurdaki davada davacı şirket ile davalı sigorta şirketi arasında 21.04.2011 1 yıllık acente sözleşmesi imzalanması sonrasında 25.07.2016 tarihinde belirsiz süreli acentelik sözleşmesi ile faaliyete devam olunurken 06.04.2023'te sözleşmenin feshinin haksız olduğu iddiasıyla TTK 122. Maddesi uyarınca müşteri çevresi, davacı acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerinin ortalamasındaki kazancı ile müşteri çevresi oluşturmak için yapılan tanıtım giderleri ile diğer yapılan giderler bakımından sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren HMK'nın 107. Maddesine dayalı olarak tazminat talep edildiği görülmüştür.
Mahkememizce tespit edilen uyuşmazlık noktalarında icra edilen yargılama ve tüm dosya kapsamında edinilen vicdani kanaat gereğince; dosya kapsamına alınan ve hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi raporları ile tespit edildiği üzere, taraflar arasında 25.07.2016 tarihinde imzalanan belirsiz süreli acentelik sözleşmesi bulunmaktadır. Davacı taraf münhasır acente olduğundan bahisle ve sözleşmenin haksız feshi sebebiyle tazminat talep edilmiş ise de taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesinin 4. Maddesinde münhasırlık maddesi düzenlenmiş olup davacı bu maddeye göre; başka hiçbir sigorta şirketinin prodüktörlüğünü, acenteliğini ya da tali acenteliğini hukuken veya fiilen yürütmemeyi; başka hiçbir sigorta şirketi nam ve hesabına işlem yapmamayı, bu tür şirketlerde pay veya başka türlü menfaat sahibi olmamayı ve şirketten başka hiçbir sigorta şirketine sigorta işi vermemeyi, aracılık etmemeyi kabul ve taahhüt eder. Aksi yöndeki işlemler, iş bu sözleşmenin hiçbir koşul ve işleme bağlı kalmaksızın feshedilebilir denilerek münhasırlık şartının ihlali halinde sözleşmenin hiçbir koşula bağlı olmaksızın feshedilebileceğini kabul etmiştir. Mahkememizce hükme esas alınabilecek yeterlilikte görülen bilirkişi raporuna göre davacının sözleşmenin 4. Maddesine aykırı olarak davalı sigorta şirketinden başka sigorta şirketlerinin acentelik faaliyetlerine yönelik işlem yaptığı, TTK122/3. Maddesi gereğince acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz. İncelenen kayıtlar ve alınan bilirkişi raporlarıyla sabit olduğu üzere davacı davalıdan başka sigorta şirketlerinin de acentelik faaliyetini yürüttüğünden davalı tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği kanaatine varıldığı, TTK 122/3. Maddesi gereğince acentenin kusuru nedeniyle sözleşme haklı nedenle feshedilmiş ise acentenin tazminat talebinde bulunamayacağı, İbraz edilen belgeler, dayanılan deliller, taraflar arasında mevcut delil sözleşmesi, incelenen kayıtlara göre davalı tarafça sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği, davacının davalı ile aynı faaliyet kolunda çalıştığı başkaca sigorta şirketlerinin de bulunması karşısında tazminat talep etme hakkının bulunmadığı kanaatine varılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın düşümü sonucu kalan 157,75‬ TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen talep üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
4- Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333. maddesi ile Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü tarafından iadesine,
5-Devletçe karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nın 341/1 ve 345/1. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 04/12/2024

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim