mahkeme 2020/530 E. 2026/70 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/530
2026/70
3 Şubat 2026
T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/530 Esas
KARAR NO : 2026/70
DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/09/2020
KARAR TARİHİ : 03/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 09/08/2012 tarihinde davalı sigorta tarafından Zorunlu Trafik Sigorta ile sigortalanmış, maliki davalılardan ... olan ve diğer davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin yüksek hız ile müvekkiline çarptığını ve akabinde olay yerinden kaçarak uzaklaştığını, kazanın meydana gelmesinde davalı ...'ın kusurlu olduğunu ve müvekkilinin kaza nedeni yaralanıp yoğun bakımda kaldığını, vücudunda çeşitli yaralanmalar ve yüzünde kalıcı iz oluştuğunu, oluşan iz nedeni ile hastaneye gittiğinde 18 yaşına geldiğinde estetik ameliyat olması gerektiğini öğrendiğini, müvekkilinin kalıcı sakatlığı nedeni ile hem de olması gereken estetik ameliyat nedeni ile maddi kayba uğradığını, müvekkilinin çalışma gücünde azalma olmak ile birlikte bir azalma meydana gelmemiş olsa dahi yüzündeki iz nedeni ile iş piyasasında yeni bir iş bulmakta zorlanacağını, iş bulsa dahi mesleğinde yükselmesine engel teşkil olabileceğini , tüm bu sebepler ile davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, ancak sigorta tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını belirterek , davanın kabulüne, müvekkilinin çektiği acı ve ızdırap nedeni ile 20.000-TL manevi tazminat ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100.000-TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini arz ve dava etmiştir .
Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, kazanın üzerinden 9 yıl geçtiğini, davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, zamanaşımı haricinde kabul anlamına gelmemekle birlikte , davacının sigortaya başvurusu sırasında eksik belgeler ile başvuru yapıldığını, dava şartı noksanlığı nedeni ile yine davanın reddini talep ettiklerini, dosyanın Adli Tıp Kurumuna sevkinin sağlanarak , davacının belirtilen şikayetleri ile ilgili yönetmelik hükümleri dikkate alınarak rapor düzenlenmesinin gerektiğini, müvekkili sigorta şirketi olduğundan sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, bedeni zararlar halinde maddi tazminat talepleri için şahıs başına azami poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, manevi tazminat taleplerinin sigorta poliçesi teminatları dışında olduğunu ve müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkiline atfedilen kusuru kabul etmediklerini, ATK Trafik İhtisas dairesinden rapor alınmasının gerektiğini, yine davacı yanın dava dilekçesinde kazanın oluşumuna ilişkin hiçbir belge, kaza tespit tutanağı, bilirkişi raporu sunmadığını, tüm kusurun müvekkiline atfedilmesinin kabul edilemez olduğunu belirterek davanın öncelikle zamanaşımı nedeni ile reddini, aksi halde esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, kazanın üzerinden 9 yıl geçtiğini, davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, kaza sebebi ile açılan soruşturma neticesinde 2012/44467 soruşturma numaralı dosyada savcılık tarafından şikayet yokluğu nedeni ile KYOK kararı verildiğini, dosyaya maluliyeti gösteren belgeler, bilirkişi incelemesi , kaza tespit tutanağı ve kusur dağılımına ilişkin raporların sunulmadığını, bu şekilde kusurun müvekkiline atfedilmesinin kabul edilemez olduğunu, maddi ve manevi tazminatı kabul etmemek ile birlikte, TBK 50'ye göre, "zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispata yükümlüdür" denildiğini, ancak dosya içeriğinde ve karşı tarafın sunduğu delillerden de görüldüğü üzere müvekkiline yönelik bir kusur yüklemesi söz konusu olmadığını, davacının maluliyetine ilişkin bir adli tıp maluliyet raporu da bulunmadığını, öncelikle maluliyet oranının tespit edilmesi ve kaza ile illiyet bağının saptanmasının gerektiğini, manevi tazminat talebinin , para ile tanzim ve telafisi hiçbir zaman haksız kazanca sebepsiz zenginleşmeye kaynak teşkil etmemesinin gerektiğini, bu miktarın belirlenmesinde takdir hakkı kullanılırken objektif ölçülere dikkat edilmesinin gerektiğini belirterek davanın öncelikle zamanaşımı nedeni ile reddini, aksi halde esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir .
TAHKİKAT, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava; 09.08.2012 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının malul kaldığından bahisle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı taraflar zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de; 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesi gereğince, haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağı, davacının yaralanması ile sonuçlanan trafik kazasının aynı zamanda 5237 sayılı TCK kapsamında taksirle yaralama olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde bulunduğu, bu eylemle ilgili ceza davasının TCK'nın 66/1-e. maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, bu sebeple eldeki davada zamanaşımının 8 yıl olarak dikkate alınması gerektiği, ayrıca arabuluculukta geçen süre ve covid nedeniyle 13.03.2020-15.06.2020 tarihleri arasında duran sürelerin de eklenmesi sonucu davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı , yine kanunda belirtilen üst sınır olan 10 yıllık sürenin de 09.08.2022 tarihinde dolmasından önce eldeki davanın ikame edildiği tespit edilmiştir.
Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 16/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda ;
Dosyada mevcut tıbbi belge ve grafilere göre;
1.... kızı 2007 doğumlu ...'in 09.08.2012 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan maluliyet oranının %0(yüzdesıfır) olduğu,
2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 6 (Altı) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur."şeklinde mütalaada bulunmuşlardır.
Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 11/11/2022 tarihli bilirkişi raporunda ;
Dosyada mevcut tıbbi belge ve grafilere göre;
1.... kızı 2007 doğumlu ...'in 09.08.2012 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan maluliyet oranının %0(yüzdesıfır) olduğu,
2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 6 (Altı) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur."şeklinde mütalaada bulunmuşlardır.
Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 23/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda ;
1.... kızı 2007 doğumlu ...'in 09.08.2012 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı kişi hakkında düzenlenmiş tıbbi belgelerde tarif edilen ve kişinin 28.02.2025 tarihinde kurulumuzda yapılan muayenesinde yüz sınırları içerisinde tespit edilen yara izinin belirli bir mesafeden, belirgin bir dikkat sarf etmeden, ilk bakışta fark edildiğine göre, yüzde sabit iz niteliğinde OLDUĞU,
2.Yüz sınırlarında tanımlanan nedbenin kalıcı olduğu, operasyon ile minimal düzelme gösterebileceği ancak bu izin tamamen giderilip giderilemeyeceği hususunda plastik ve rekonstrüktif cerrahi anabilim dallarından görüş alınmasının uygun olacağı
3.Kurulumuzun 13.06.2022 tarih ve 8633 sayı ile 09.11.2022 tarih ve 16248 sayılı kararlarında küçüğün dava konusu olaydan dolayı meydana gelmiş tüm yaralanmalarının iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 6 (Altı) aya kadar uzayabileceği bildirilmiş olsa da sorulduğu üzere yüz sınırları içerisinde tanımlanan edilen lezyonunun iyileşme süresinin 1(bir) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur. "şeklinde mütalaada bulunmuşlardır.
Bilirkişi Ali Güvenç Göktan tarafından düzenlenen 23/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
Dava konusu kazada;
1.Davalı motosiklet sürücüsü ...'ın %50 (yüzde elli) oranında kusurlu,
2.Davacı yaya ...'in %50 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu,
Kanaatine varılmıştır ."şeklinde mütalaada bulunmuştur.
Bilirkişiler Deniz Tuzcuoğlu ve Ayhan Tokat tarafından düzenlenen 02/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
''..Delillerin ve hukuki durumların takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere 09/08/2012 tarihinde meydana gelen trafik kazasında , davalıların %50 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre, davacı ...'in;
a)Geçici İş göremezlik döneminde
%100 kazanç kaybı nedeniyle maddi zararı = 2.037,00 TL. olarak belirlenmiş olup,
Davacının kaza tarihinde 5 yaşında olması nedeniyle yukarıda, "DAVACININ GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK DÖNEMİNDEKİ MADDİ ZARARI" başlığı altında ayrıntılı olarak izah edilen hususlara ilişkin takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu,
b)ATK tarafından davacının maluliyet oranı %0 olarak belirlendiğinden sürekli iş göremezlik dönemi için maddi zararının bulunmayacağı,
c)Tedavi gideri nedeniyle maddi zararının 100,00-TL tutarında olacağı,
(%50 kusur karşılığı 100x%50=50,00-TL)
d)Davacının yukarıda belirlenen maddi zararının poliçe limitleri içinde kaldığı,
Manevi tazminat taleplerinin zorunlu trafik sigorta poliçesi kapsamında olmaması nedeniyle Sayın Mahkemece takdir edilecek manevi tazminat tutarından sigorta şirketi dışındaki araç sürücüsü ve işletenin sorumlu olacağı,
e)Başvuru tarihine göre sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihi 08/07/2020 olarak belirlenmiş olup,
Araç sürücüsü ve işleten bakımından temerrütün 09/08/2012 olay tarihinde gerçekleşmiş olacağı,
f)Aracın kullanım şeklinin hususi nitelikte olduğu,
Sonuç ve kanaatine varılmıştır ."şeklinde mütalaada bulunmuşlardır.
Bilirkişi Doç. Dr. ... tarafından düzenlenen 23/10/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
''..1.Davacının yüzünde oluşan izin estetik ya da fonksiyonel herhangi bir güncel tedavi yöntemi ile tamamen geçmesinin mümkün olmadığı, ancak daha az belirgin hale getirilebileceği,
2.Muhtemel tedavi maliyetinin piyasa rayiçleri uyarınca 48.720-TL olabileceği kanaatindeyim.
Gereği bilgilerinize saygı ile arz olunur. "şeklinde mütalaada bulunmuştur.
Yargılama kapsamında toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Davacı taraf, 09.08.2012 tarihli kazada davalı ...'ın sürücüsü, diğer davalı ...'ün malik olduğu, davalı sigorta şirketince de ZMMS ile sigortalı 02 TA 304 plakalı aracın çarpması sonucu malul kaldığından bahisle iş gücü kaybı ile tedavi giderlerine dayalı maddi tazminat ve ayrıca manevi tazminat talepli eldeki davayı ikame etmiştir.
Huzurdaki davada ileri sürülen talepler kapsamında tedavi evraklarının celbine müteakip kaza tarihi olan 09.08.2012 tarihi itibari ile yürürlükte olan " Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği " hükümleri kapsamında ATK raporu temin edilmiş, davacının mevcut tüm tedavi evrakları ve güncel durumu incelenerek hazırlanan raporda; sürekli iş göremezlik oranının % 0 olduğunun, geçici iş göremezlik süresinin 6 ay olduğunun, yüzünde sabit iz oluştuğunun tespit edildiği görülmüştür. ATK raporunun, dosyada mevcut tedavi evrakları/raporları incelenmek sureti ile ayrıntılı ve gerekçeli olarak hazırlandığı, yine kaza tarihinde uygulanan yönetmelik uyarınca hesaplamalar yapıldığı, dosyada davacının maluliyetine ilişkin başkaca raporun bulunmadığı görülmekle dosyada mübrez ATK raporu uyarınca değerlendirme yapılmıştır.
Kazadaki kusur durumları bakımından; kazaya ilişkin ceza dosyasında bir kusur tespiti yapılmadığı ve şikayet yokluğu nedeniyle KYOK verildiği, kaza anını gösteren kamera kaydı bulunmadığı, Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda taraflara eşit olarak % 50 şer oranda kusur atfedildiği, aksine değerlendirmeyi gerektirir bir delil de bulunmadığı anlaşılmakla tarafların % 50 şer kusur oranı üzerinden yargılamaya devam olunmuştur.
2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde; “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki; “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarihli, 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...Ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…Ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmekle ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi, % 1,8 teknik faizle) tazminat hesabının yapılmasına ilişkin olarak KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi ile birlikte uygulama birliğinin sağlanması yönünde tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasına yönelik içtihat geliştirildiği ancak hesaplamalarda pregresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ve kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre tespit edilen maluliyet raporuna göre hesaplama yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
Anılı kriterler uyarınca; ayrıntılı, gerekçeli, dosya kapsamına ve kaza tarihindeki yönetmelik hükümleri ile içtihatlara uygun, güncel asgari ücret hesaplamalarına göre( davacı tarafça daha fazla veya farklı bir ücret alındığına dair yazılı delil ibraz edilmemiştir.) hazırlanmakla itibar edilir bulunan aktüer bilirkişi raporları kapsamında; davacı yanın talep miktarı, tarafların kusur oranı ve poliçe limiti uyarınca, geçici iş göremezlik tazminatının 2.037-TL , tedavi giderlerinin 50 TL, yüzdeki sabit iz nedeniyle muhtemel masraflarının ise 24.360 TL ( 48.720*% 50 kusur) hesaplandığı, anılı tazminat kalemlerinden belgesiz tedavi giderlerinden ve ekonomik geleceğin sarsılmasına ilişkin muhtemel masraflardan davalıların sorumluluğunun mevcut olduğu, zira kazaya sebep olan aracın sürücüsü, maliki ve ZMMS ile sigortacısı bulundukları, sürekli maluliyeti bulunmayan davacının kaza tarihi itibari ile yaşı küçük olup bir işte çalışması mümkün olmadığından mahrum kalacağı geçici bir iş göremezlik ücreti de bulunmayacağı, ( Emsal karar İstanbul BAM 9. H. D 2022/1240 esas ve 2024/2204 karar) davacı tarafa olaya ilişkin olarak maluliyeti nedeniyle SGK tarafından bir ödeme yapılmamış olduğu anlaşılmakla; 50 TL belgesiz tedavi giderlerine, 24.360-TL ekonomik geleceğin sarsılmasına ilişkin olmak üzere toplam 24.410-TL maddi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
ATK raporu ile davacının sürekli bir maluliyeti bulunmadığı anlaşıldığından bilirkişilerce sürekli maluliyete dayalı bir tazminat hesabı yapılmamıştır.
Yalnızca davalı sigorta dışındaki gerçek kişi şahıslardan talep edilen manevi tazminat talebi yönünden ;6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56/1. maddesine göre, Hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi tazminat adı ile hak sahibi yararına takdir edeceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden; Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakim manevi tazminat yönünde takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerekmektedir. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır.
Anılı düzenlemeler ve içtihatlar ışığında somut olaya bakıldığında; olayın ağırlığı ve verdiği üzüntünün bir nebze olsun telafisi bakımından meydana gelen olayın oluş şekli, maluliyet oran ve süreleri, yukarıda açıklandığı üzere Mahkememizce dikkate alınan kusur oranları ile davacının yaşının küçüklüğü dikkate alınarak 02 TA 304 plakalı aracın sürücüsü ve maliki olan, sigorta şirketi dışındaki gerçek kişilere yöneltilen manevi tazminata ilişkin istemin kabulüne karar verilmiştir.
Son olarak temerrüt tarihinin tespiti ve faiz türü noktasında inceleme yapılmış olup rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte ihbar edildiği tarihten 8 iş günü sonra davalı sigorta şirketinin tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta olup buna göre davalı sigortanın 08.07.2020 tarihinden itibaren temerrüde düştüğü, davalı şahıslar yönünden TBK 117 uyarınca haksız fiilin gerçekleştiği kaza tarihi itibari ile temerrüdün gerçekleştiği, yine davalı aracı tescil kayıtlarında hususi olduğundan faiz türünün de yasal faiz olacağı anlaşılmakla; davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
Maddi tazminat yönünden; 50 TL belgesiz tedavi giderlerine, 24.360-TL ekonomik geleceğin sarsılmasına ilişkin olmak üzere toplam 24.410-TL tazminatın davalı sigorta yönünden 08.07.2020 tarihinden itibaren, diğer davalı gerçek kişiler yönünden kaza tarihi olan 09.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
Manevi tazminat yönünden davanın kabulü ile 20.000-TL manevi tazminatın 09.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte yalnızca davalı gerçek kişilerden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 3.033,65-TL karar-ilam harcı ile 54,40-TL başvuru harcının davalılardan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine, ( davalı sigorta 753,79-TL ile sorumlu olmak kaydıyla)
3-Davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden yapılan 8.695-TL adli tıp fatura ücreti, 14.000,00-TL bilirkişi ücreti, 850-TL adli tıp posta ücreti olmak üzere toplam 23.545-TL'nin davanın kabul oranına göre 8.714-TL sinin davalılardan ( davalı sigorta 5.747,33-TL ile sorumlu olmak kaydıyla) kalan 14.831-TL nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça yapılan 156,50-TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre hesaplanan 57,92-TL yargılama giderinin davalılardan ( davalı sigorta 38,20-TL ile sorumlu olmak kaydıyla) tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı taraflar yargılama gideri yapmadığından bu hususta bir karar verilmesine yerolmadığına,
5-Maddi tazminat bakımından ; Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 24.410-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine,
Maddi tazminat bakımından ; Davalı ... ve davalı sigorta şirketi kendilerini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 24.410-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalılara ödenmesine,
6-Manevi tazminat bakımından ; Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 20.000-TL vekalet ücretinin yalnızca davalı gerçek kişilerden alınarak davacıya ödenmesine,
7-Taraflarca yatırılan avansların kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde, istek halinde ilgili tarafa iadesine,
8-Devletçe karşılanan 1.320-TL arabuluculuk ücretinin, davanın kabul oranına göre hesaplanan 322,21-TL sinin davalı sigorta şirketinden, kalan 997,79-TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/02/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.