mahkeme 2014/1228 E. 2023/781 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2014/1228
2023/781
28 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2014/1228 Esas
KARAR NO : 2023/781
DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/09/2014
KARAR TARİHİ : 28/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekilleri dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... A.Ş. Çeski unvanı ... A.Ş.)'nin 50.000 TL'lik sermayesinin 9649,948 oranındaki 24.974 TL'lik bölümüne sahip bulunduğu, davalılardan ... bu şirketin yönetim kuruluna 24.10.2011 tarihinde atanmış olup, halen görevde bulunduğu; ...'ın 22.08.2011- 05.03.2013 tarihleri arasında yönetim kurulu üyeliği yaptığı; anılan iki davalının, kurucusu ve yöneticisi oldukları bir şirkete ... SMMM şirketinin müşterilerini ve işlerini aktarmak suretiyle şirketi zarara uğrattıklarını, ... şirketinin, ...A.Ş., ... A.Ş., ... A.Ş., ... A.Ş. ve... A.Ş. Şirketlerinden oluşan ve ... şirketi olan ...denetim ağının üyesi olan grubun bir parçası olarak faaliyetini sürdürdüğünü, mevzuat gereği ayrı tüzel kişilikler olarak kurulması zorunlu olan ... ve ... şirketlerini, elbirliğiyle işletmek ve her iki şirket faaliyetinden elde edilen kârı paylaşmak üzere ortakları arasında bir adi ortaklık kurulduğu; ancak 30.12.2011 tarihinde müvekkilinin ... ile olan akdi ilişkisine son verilerek haksız olarak adi ortaklıktan uzaklaştırıldığını; bu nedenle ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası ile dava açılarak, adi ortaklık malvarlığının varsayımsal tasfiyesi ile müvekkilinin payının, adi ortaklığın diğer ortakları tarafından ödenmesinin talep edildiğini, 06.03.2012 tarihinde açılan davanın öncesinde, müvekkilinin hak ettiği payın ödenmesine ilişkin müzakereler sürerken, adi ortaklık ortaklarının, müvekkilinin hissedarı olduğu ...şirketini gayri faal hale getirmek üzere harekete geçtikleri ve şirketin müşterilerini aktarmak amacıyla 18.01.2012 tarihinde ... şirketi ile aynı amaç ve konuya sahip bir şirket kurduklarının öğrenildiği; ... Ltd. Şti.'nin, davalılardan ... ve ... tarafından kurulduktan sonra ... A.Ş. unvanıyla anonim şirkete dönüştürüldüğünü, bir önceki hesap döneminde 1.616.822,70 TL satış yapılan ve büyüme trendinde olan ... şirketinin, 2013 faaliyet döneminde hiç satış yapmadığı ve zarar ettiğini, 06.08.2014 tarihli 2013 yılı Olağan Genel Kurul toplantısında müvekkilinin ... şirketinin ... ağından çıkarıldığını öğrendiği ve bu toplantıda alınan kararların açıkça şirketi tamamen bitirmeye yönelik olduğunu, şirketin açıklanan süreçte zarara uğratılmasından ...'nin kurucusu ve yöneticisi olan şirket eski yönetim kurulu üyesi ...'ın ve halen şirketin tek yönetim kurulu üyesi olan ...'nun sorumlu olduğu; aynı zamanda şirketin zarara uğratılmasına göz yuman yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'ün de şirketin uğradığı zararlardan sorumlu olduklarını, müvekkili 2011, 2012 ve 2013 yıllarına ait genel kurullarda söz konusu kişilerin ibra edilmesine muhalif kaldığından, sorumluluklarına gitme hakkına sahip bulunduğunu, şirketi perde arkasından yönetenlerin, ...'nin diğer ortağı ...'ın ve diğer azlık pay sahiplerinin desteğini alan ve oy güçlerini kendi amaçlarına uygun kullanan ... ortakları olduğunu; ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in, ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin anılan dosyası ile kendileri aleyhine açtıkları davada, talep ettikleri tasfiye payının değerini düşürmek amacıyla ... şirketinin değersiz hale getirilmesini, müşterilerinin kurulan yeni şirkete aktarılması için müvekkili dışındaki ortakların istedikleri yönetim kurulu üyelerine oy vermelerini sağladıklarını; anılan dava dosyasına sunulu cevap dilekçesinde görüldüğü üzere, ... ortaklarının, ... pay sahiplerini sadece emanetçi olarak gördükleri, şirketin aslında kendilerine ait olduğunu düşündükleri ve buna göre hareket ettiklerini, ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasına sunulan 02.12.2013 tarihli bilirkişi raporunda ...'nin değerinin 6.290.426 TL olarak hesaplandığını hususlarını beyanla; davalıların Mad ... A.Ş.'ne kusurlu fiil ve işlemleriyle verdikleri zararın tespiti, HMK m. 107/f.1'e dayanan belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 50.000 TL'nin haksız eylemlerin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle davalılardan müteselsilen tahsili ile şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; ...'nin uluslararası mali müşavirlik ve denetim kuruluşu olan ...'nun üyesi olarak bağımsız denetim yapmakta olan bir şirket olduğu; eski unvanı ile ... A.Ş.'nin ise -... üyeliği feshedilinceye dek yine ... üyesi olarak muhasebe hizmetlerini yürütmek üzere kurulmuş bir şirket olduğu; her iki şirketin de birbirinden bağımsız tüzel kişiliğe sahip şirketler olduklarını, davacının ...'de 23.02.1998 tarihinde ücretli personel olarak çalışmaya başladığı ve hizmet akdi 30.12.2011 tarihinde feshedilinceye dek şirket elemanı olarak görevine devam ettiği ve şirket içindeki kıdemini yıllar içinde artırdığı; ancak ...'nin, davacının son dönemlerdeki çalışma performansından memnun kalmaması sonucu hizmet akdinin, 30.12.2011 tarihinde şirket tarafından tek taraflı olarak feshedildiği, kendisine her türlü haklarının tam olarak ödendiğini, 13.08.2007 tarihinde ise davacı ve davalılardan ... ve dava dışı ... hissedarlığında bir hizmet şirketi olan ... A.Ş.'nin limited şirket olarak kurulduğunu, 25.08.2011'de bu şirket anonim şirkete dönüştürülmüş ve davacı bu şirkette ...'deki kıdemi ve güvenilirliği sebebiyle emaneten hissedar olduğu; davacının bu şirkette hiçbir mesleki faaliyette bulunmadığı, tüm mesaisini hizmet akdi ile bağlı bulunduğu ...'ye hasrettiği; davacının 949 oranında hissedarı olduğu ... A.Ş.'de hiçbir zaman yönetim kurulu üyesi veya imza yetkilisi olmadığını, ...'deki hizmet akdi feshedilen davacının, kısa bir süre sonra rakip firma ... A.Ş.'de çalışmaya başladığı ve ... A.Ş.'deki hissedarlığı devam ederken aynı zamanda adı geçen rakip firmanın da ortağı olduğunu, davacının rakip firmada çalışmaya başlamasıyla birlikte ... A.Ş.'den, müşteri bilgiler, uygulanan fiyat listeleri vb. bilgileri istemeye başladığı, bunları elde edemeyince ...A.Ş.'ye hem şirket ortakları ve yönetim kurulu üyelerine hem de ... ortakları ve yönetim kurulu üyelerine çeşitli mesnetsiz davalar açmaya başladığını, Davalılardan ..., ..., ... ile ... dışında huzurdaki davada davalı olarak adı geçen davalılardan hiçbirinin ... A.Ş. ile bir ortaklık ve/veya yönetim ilişkisinin bulunmadığını, davacının, halen ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde ... E. numarası ile görülmekte olan ve davalıları huzurdaki davanın bir kısım davalıları olan “sözde” adi ortaklığın haksız feshine dayandırdığı alacak davasını 05.03.2012 tarihinde açtığı; dolayısıyla müvekkillerin adi ortaklık davası neticesinde hükmedilip hükmedilmeyeceği belli bile olmayan bir tasfiye payının değerini düşürmek amacıyla yeni bir şirket kurmuş oldukları iddiasının gülünç olduğunu, adı geçen dosyada henüz bir adi ortaklık olup olmadığı dahi tespit edilemediğini; adı geçen dosyaya sunulu bilirkişi raporunun gerçeğe dosya münderecatına aykırılıklar, fahiş hesaplamalar ve yanlış beyanlarla dolu olduğu gibi bilirkişilerin kendi aralarında dahi hemfikir olamadıklarını; hadisede bir adi ortaklık bulunmadığına dair gayet kapsamlı bir ayrık hukuk bilirkişisi raporunun bulunduğu; Mahkemenin de yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına hükmettiğini, dolayısıyla davacının talep ettiği üzere, şirket değeri olarak mahkemenin itibar etmediği bilirkişi raporunda yer alan fahiş ve nasıl hesaplandığı anlaşılamayan değerin esas alınmasının kabul edilemeyeceğini, davacının ... A.Ş. aleyhine ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde... E.numarası ile görülmekte olan özel denetçi tayini davası açtığını; Mahkemenin TTK'nın özel denetçi tayinine ilişkin m. 438-439'da aranan şartların gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda bilgi almak üzere bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verdiğini; bilirkişilerin "gerek kök gerekse ek raporda kanaatleri sonrasında Mahkemenin henüz özel denetçi tayinine karar vermediği; huzurdaki davada davacının sanki talebi kabul edilmiş tarzındaki beyanlarının dürüstlüğe aykırı olduğunu, davalılardan ..., ..., ... ve ... dışındaki davalıların huzurdaki dava ile ilişkilerinin bulunmadığını, davacının adı geçen davalıları davaya taraf yapabilmek için “olgu organ” tanımını ortaya attığını; davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın davacının zarara uğradığını iddia ettiği ... A.Ş.'de ve dava dışı ... A.Ş.'de hissedar olmadıklarını; bir an için bu kişilerin şirketi arkadan gizlice yönettiklerini düşünsek, ... gibi ölçekli bir şirketin işlerine kendi yönetim kurulu ve hissedarları dışında kalan 7 kişinin daha karıştığının düşünülemeyeceğini, davacının, müvekkillerinin yaptığını iddia ettiği işlemlerin birçoğuna bizzat kendisinin sebebiyet verdiği ve davacının eylemleri neticesinde birtakım sonuçların müvekkillerin iradeleri dışında geliştiği; ...'nun verdiği izinle bir kısım ... şirketlerinin unvanlarının değiştirilmekte olduğunu; ...'nun ... şirketinin üyeliğini feshinin tamamen, davacının bu şirketteki ortaklığı devam ederken rakip şirkete geçmesi sebebiyle yapıldığını; davacının iddia ettiği gibi ... A.Ş.'ni bitirmeye yönelik bir amacın olmadığını, davacının dilekçesinde belirttiğinin aksine TTK md. 553 hükmü uyarınca, yönetim kurulu üyeleri ve yöneticiler yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmemelerine rağmen şirketi zarara uğratmışsa adı geçenlerin sorumlu tutulmalarının söz konusu olmayacağını, yönetim kurulu üyeleri ile yöneticilerin yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettiklerini iddia eden davacının bu iddiasını ispat etmekle yükümlü bulunduğu hususlarını beyanla; her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak üzere; davanın davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... açısından taraf sıfatlarının bulunmaması sebebiyle reddine; davanın, davalıların kusurlu fiil ve işlemleri bulunmaması ve zarara sebebiyet vermiş olmamaları sebebiyle haksız ve mesnetsiz olmasından dolayı reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA:
Birleşen davada davacı vekili ; ... eski unvanı ile ... Ticaret Sicil Memurluğuna kayıtlı bir şirket olduğunu ve davacının 9649,948 pay sahibi olduğunu, ...unvanlı şirketler ağının bir parçası olarak faaliyetini sürdürdüğünü, her iki şirketten elden edilen karı paylaşmakta iken davacının 31.12.2011 tarihinde ... ile olan akdi ilişkisine son verildiğini, Davalı ... 'nun 24.10.2011 tarihinde ... yönetim kuruluna atandığını, ...'ın 22.08.2011-05.03.2013 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev aldığını, ismi geçen iki davalı kurucusu ve yöneticisi oldukları bir şirkete ... şirketinin müşterilerini ve işlerini aktardığını,bu talimatları ise işbu davadaki diğer davalıların verdiğini,...'nin içinin boşaltıldığını, söz konusu şirketin 50.000,00 TL sermayesine denk gelen 50.000 hissesinin 29.974'üne sahip olan yani 94049,948 payı elinde bulunduran müvekkilinin sermaye olarak getirdiği miktarı kaybetmiş, şirketin değerinin ise tamamın sıfırlandığını, ...'nin şirket değerinin 6.970.806 TL olarak hesaplandığını, uğranılan zararın her yıl arttığını, Davalıların ... Şirketi'nin içini boşaltarak, Müşteri portföyünü yeni kurdukları ... AŞ'ye aktararak şirketin değerini sıfıra indiren ve bunun sonucu müvekkile ait payların değerini sıfırlaması sebebiyle meydana gelen doğrudan zararın tespitini, HMK'nın 107/f.1 maddesinde dayanan belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 10.000-TL'nin haksız eylemlerin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine, giderlerin davalıların yükletilemeyeceğine karar verilmesi halinde TTK'nın 555/2.maddesi gereğince uygulanması yoluyla şirket tarafından karşılanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA CEVAP :
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; HMK'nın 114/1 hükmü uyarınca işbu huzurda açılan yeni davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmesini, zamanaşımı süreleri aşıldığından dosyanın reddine karar verilmesini, Ayrıca Mahkemenizin 2014/1228 E. sayılı dosyasında, bilirkişi tetkikleri yapıldığını, tüm bu tetkiklerde incelenen yegâne belgelerin ... Muhasebeci Mali Müşavirlik Anonim Şirketi defterleri olduğunu, Davacının aynı huzurdaki davada olduğu gibi o davada da iddialarını ispata yarayabilecek hiçbir delil sunmadığını, Yönetim kurulu üyelerine karşı hukuki sorumluluğa hükmedilebilmesi için zarar, kanuna aykırılık, kusur ve illiyet bağı koşullarının bir arada gerçekleşmiş olması gerektiğini, Husumet itirazının kabulü ile işbu huzurdaki davanın davalılardan ..., ... ve ... açısından taraf sıfatlarının bulunmaması sebebiyle reddine, davanın, davalıların kusurlu fiil ve işlemleri bulunmadığından, davacının doğrudan zararına sebebiyet vermediklerinden ayrıca haksız ve mesnetsiz olmasından dolayı reddine karar verilmesini, derdestlik itirazının kabulü ile davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddini, zamanaşımı itirazının kabulü ile davanın reddine, husumet itirazının kabulü ile işbu huzurdaki davanın davalılardan ..., ... ve ... açısından taraf sıfatlarının bulunmaması sebebiyle reddini, davanın ,davalıların kusurlu fiil ve işlemleri bulunmadığından, davacının doğrudan zararına sebebiyet vermediklerinden ayrıca haksız ve mesnetsiz olmasından dolayı reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememiz tarafından deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır.
Mahkememizde açılan işbu asıl davada; Davacı ..., davalılar dava dışı ... Şirketi(Ticaret Sicil No: ...) yönetim kurulu üyeleri, ..., ..., ..., ... ortakları, ..., ... , ..., ..., ... , ..., ..., aleyhine davalı yöneticilerin görev yaptıkları dönemde ve diğer davalı ortakların talimatı ile bu haksız fiil ve eylemleri gerçekleştirdikleri, davalı ...'ın yönetim kurulu üyelerinin şirkete seçtirilmesine yardımcı olduğu ve fiilen dışarıdan şirket yöneticisi gibi davrandığı, davalılardan ... ve ...'ın özellikle dava dışı hissedarları oldukları şirket müşterilerini, kurucusu ve yöneticisi oldukları başka şirkete yönlendirerek-devir ederek davacınında ortağı olduğu, dava dışı ... AŞ ye haksız fiil ve işlemleriyle verdikleri zararın tespiti ve şimdilik 50.000 TL 6100 sayılı HMK'nın 107/1 mad. Ger. Haksız eylemlerin meydana geldikleri tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ve dava dışı ... Şirketi'ne ödenmesi talep ve dava edilmiştir.
Yargılama devam ederken asıl davada yapılan talep 6100 sayılı HMK nın 107. Mad. Ger. Dava değeri belirlenerek yapılan 11/12/2023 tarihli talep ile 129.550 TL artırılarak 179.550 TL 'sına yükseltilmiş ve alacak miktarı belirlenmiştir.
Mahkememizin işbu dosyası ile birleşen, mahkememizin 2020/245 esas 2021/13 karar sayılı dosyasında , Davacı ..., davalılar dava dışı ...Şirketi(Ticaret Sicil No: ...) yönetim kurulu üyeleri, ..., ..., ..., ... ,, ..., aleyhine ... AŞ nin davacıya ait paylarının değerinin sıfırlanması nedeniyle davacının meydana gelen doğrudan zararının tespiti ve şimdilik 10.000 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine ilişkin HMK 107 gereğince belirsiz haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasıdır.
Yargılama devam ederken birleşen davada yapılan talep ile 10.000TL lik tazminat, 6100 sayılı HMK nın 107. Mad. Ger. Dava değeri belirlenerek yapılan 11/12/2023 tarihli talep ile 5.113.679 TL artırılarak 5.123.679 TL 'sına yükseltilmiş ve alacak miktarı belirlenmiştir.
Mahkememizce dosya kendilerine tevdi edilen bilirkişi heyetlerinden raporlar tanzim edilmiş olup;
a-Dosya kapsamına alınan 07.03.2016 tarihli raporda özetle;"1. Davalılardan ... ve ...'ın eylemlerinin TK 56 vd.uyarınca haksız rekabet oluşturduğu, diğer davalılar yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'ün de bu eylemler karşısında sessiz kalarak TK 369.maddenin kendilerine yüklediği özen ve sadakat yükümünü ihlâl ederek onlara katıldıkları;
2. Diğer davalılar açısından somut bir sorumluluk nedeni saptanamadığı;
3. Davacının zararı somut olarak kanıtlayamaması halinde TK 58(1e) hükmünün yargıca, karşı tarafın bu eylem sonucu elde etmesi muhtemel menfaat karşılığına hükmetme yetkisi verdiği, ancak dosya içeriğinde ... AŞ defterleri bulunmadığı için bu rakamın hesaplanamadığı " şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
b-Dosya kapsamına alınan 20.06.2018 tarihli raporda özetle; "1.Davaya konu şirketlerden;
-....'nin; 2012-2013 ve 2014 yıllarına ilişkin tutmakla yükümlü olduğu ticari defterlerinin TIK hükümlerine uygun tutuldukları anlaşılmakla, delil kabiliyetleri Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu,
-... Şirketi'nin (Eski Unvanı, ... A.Ş.) 2011, 2012, 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin tutmakla yükümlü olduğu ticari defterlerinin TIK hükümlerine uygun tutuldukları anlaşılmakla, delil kabiliyetleri Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu,
-Şirketin Kâr Mahrumiyeti yönünden hesaplanan 142.490,73 TL tutardan %20 oranda ve 28.498,15 TL kurumlar vergisi düşüldüğünde; 113.992,58 TL net kar elde edeceği,
-113.992,58 TL kâr kaybı ile hesaplanan 32.939,95 TL portföy tazminatı toplandığında şirketin 146.932,53 TL toplamda tazminat alacağının olacağının hesaplandığı,
-.Davacı taraf haksız eylemlerin meydana geldiği tarihten itibaren ticari faiz talep ettiği, ancak dosya içeriğinde davalının 30.09.2014 tarihinden önce temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bir noter ihtarı ve/veya benzeri bir temerrüt ihtarı bulunmadığı,
-TCMB verilerinden 30.09.2014 dava tarihi itibariyle avans faizi oranının % 11,75 olduğu görüldüğünden, davacının belirlenen şirkete verilmesini talep edebileceği 146.943,53 TL olduğuna, alacağına dava tarihinden itibaren % 11,75 ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği,
2. Yukarıdaki tespitler ışığında;
Davanın TK 553 vd. hükümlerine göre açılmış dolaylı zararlara ilişkin bir dava olduğu göz önünde tutularak:
- Olayın somut koşullarında yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'ın yeni şirkete müşteri aktarmaları eyleminin kusurlu olduğu;
Bu eylem sonucu ... AŞ'nin gördüğü doğrudan zararın, davacı açısından dolaylı zarar oluşturduğu;
Zarar verici eylemle, doğan zarar arasındaki illiyet bağının Yüce Mahkemenin takdirinde olduğu,
Yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'ün ise zarar doğurucu Tekabet yasağının ihlâli (bir diğer değerlendirme ile haksız rekabet) eylemine göz yummak, TK 369.maddenin kendilerine yüklediği özen ve bağlılık yükümünü ihlâl ettikleri ve ... ve ...'ın eylemine katıldıkları;
-Diğer davalı şirket ortaklarının sorumlu yönetim kurulu üyelerine zarar doğrucu eylemler konusunda talimat verdiklerine ilişkin somut kanıt bulunmadığı;
-Yüce Mahkemenin takdiri sorumluluk koşullarının gerçekleştiği yönünde olduğu takdirde sorumluların zarar miktarından dava tarihinden başlayarak 3095 sayılı Yasa uyarınca ticari temerrüt faizi eklenerek, farklılaştırılmış teselsül kuralı uyarınca sorumlu tutulacağı " şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
c-Dosya kapsamına alınan 26.03.2019 tarihli raporda özetle; "1- Davaya konu şirketlerden; ....'nin; 2012-2013 ve 2014 yıllarına ilişkin tutmakla yükümlü olduğu ticari defterlerinin TIK hükümlerine uygun tutuldukları anlaşılmakla, delil kabiliyetleri Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu,
... Şirketi'nin (Eski Unvanı, ... A.Ş.) 2011, 2012, 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin tutmakla yükümlü olduğu ticari defterlerinin TTK hükümlerine uygun tutuldukları anlaşılmakla, delil kabiliyetleri Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu,
Davacı ...'ın ... A.Ş.'de (Yeni Unvanı ...) 50.000,00 TL olan sermayenin 24.974 adet ve 24.974,00 TL'si olarak % 49,95 oranında ortaklık payı bulunduğu,
Şirketin Kar Mahrumiyeti yönünden hesaplanan 142.490,73 TL tutardan %20 oranda ve 28.498,15 TL kurumlar vergisi düşüldüğünde; 113.992,58 TL net kar elde edeceği,
113.992,58 TL kar ile hesaplanan 32.939,95 TL portföy tazminatı toplandığında şirketin 146.932,53 TL toplamda tazminat alacağının olacağının hesaplandığı,
Davacı yönünden ise 4 49,95 ortaklık payı baz alınarak davacının (146.932,53 TL x 449,95 -)73.392,80 TL- tazminat alacağının olacağının hesaplandığı,
Davacı taraf haksız eylemlerin meydana geldiği tarihten itibaren ticari faiz talep ettiği, ancak dosya içeriğinde davalının 30.09.2014 tarihinden önce temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bir noter ihtarı ve/veya benzeri bir temerrüt ihtarı bulunmadığı,
TCMB verilerinden 30.09.2014 dava tarihi itibariyle avans faizi oranının % 11,75 olduğu görüldüğünden, davacının belirlenen 73.392,80 TL asıl alacağına dava tarihinden itibaren %11,75 ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği, " şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
d-Dosya kapsamına alınan 12.09.2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "1- Dava dışı ... A.Ş.'nin fiziki olarak tuttuğu 2015 yılı envanter defterinin açılış tasdiklerine ilişkin noter onaylarının yasal süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak yaptırıldığı, elektronik olarak tutulan yevmiye ve kebir defterlerinin açılış onayları yerine geçen e-defter beratlarının yasal süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak oluşturulduğu, bu kapsamda, dava dışı şirketin 2015 yıllına ait ticari defterlerin delil niteliği taşıması konusunda takdir Mahkemeye ait olmak üzere, bu defterlerin HMK md. 222 uyarınca kendi lehlerine ve aleyhlerine delil teşkil eder nitelikte oldukları,
2- Dava dışı ... A.Ş. 2012 yılında 3.164,01 TL dönem zararı raporlamasına rağmen, 2013 yılında 2.206,44 TL, 2014 yılında 188.096,89 TL ve 2015 yılında 486.902,57 TL dönem karı elde ettiği,
3- ....'nin 2013 yılı müşterilerine ilişkin davalılar vekilince heyetimize sunulan listenin incelenmesi neticesinde; ... ... A.Ş.'nin 2012 yılında müşterisi olan 70 adet müşterinin 2013 yılı içerisinde ... A.Ş.'ne aktarıldığı,
4- Dava dışı ... A.Ş.'nin 2010 yılında 189.242,21 TL, 2011 yılında 13.056,49 TL ve 2012 yılında 15.172,05 TL dönem karı elde etmesine rağmen, 2013 yılında 18.105, 88 TL dönem zararının raporlandığı,
5- Davacının ortak olduğu ... A.Ş.'nin 2012 yılından sonra faaliyetlerinin devam etmediği ve 2013 yılını dönem net zararı ile kapattığı,
6- Raporumuzda detaylı olarak açıklandığı üzere, ... A.Ş.'nin denetim ve danışmanlık hizmeti sunan bir şirket olduğu, bu tür şirketlerde verilen hizmetler ile yaratılan hasılat ve karın, şirket bünyesinde hizmet sunan yetkilendirilmiş, ruhsatlı SMMM, YMM ve Bağımsız denetçiler tarafından verildiği, davacının 30.11.2011 tarihinden itibaren ... A.Ş.'de hizmet vermediği, şirketin hasılat ve karına katkı sunmadığı,
7- Davacının ... A.Ş.'ye ortaklık ilişkisi nedeniyle şirketin dönem net karlarından pay alma hakkına sahip olduğu,
8- ... A.Ş.'nin danışmanlık ve denetim hizmetlerinin 2012 yılında son bulması nedeniyle 2013 ve sonraki yıllar için kar hesaplanamayacağı, ancak, şirketin son dönemi olan 2013 yılında faaliyetlerine 2012 yılında olduğu gibi devam etmiş olsaydı varsamıyla hesaplama yapılabildiği,
9- Bu hesaplamalar sonucunda; raporda ayrıntılı olarak gösterildiği şekliyle 2012 yılı karından hareketle 2013 yılı karından davacı ortağa düşen payın 8.252,17 TL olabileceği (1. Yaklaşım), şirketin önceki yıllardaki satı karlılıklarından hareketle davacı ortağa düşen payın (2. Yaklaşım) 78.618,25 TL olabileceği, faaliyetlerine son verilmiş şirketin (2013 yılı hasılatı bulunmayan) — ileriki — yıllardaki - faaliyet öngörüleri yapılarak şirket değerinin hesaplanamayacağı,
Bu tutarlara, taraflar arasında faiz yönünden herhangi bir sözleşme bulunmadığından, dava tarihi olan 30.09.2014 tarihindeki TCMB avans faiz oranı (» 11,75) ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği,
10-Hukuki Açıdan Vardığımız ve Heyetimizde yer alan ...'den ayrıldığımız sonuçlar aşağıdaki gibidir.
11- Huzurdaki davanın hukuki niteliği itibarıyla ortağın dolaylı zararına istinaden açılmış bir sorumluluk davası olduğu, davacının aktif dava husumeti bulunduğu, davalılardan şekli organ konumunda olan ..., ..., ..., ...'ın pasif dava ehliyetini haiz oldukları, diğer davacılar bakımından fiili organ sıfatıyla pasif ehliyete sahip oldukları noktasında dosyada yeterli veri bulunmadığı,
12-Davalıların sorumluluğu bakımından kanunda aranan tüm şarların gerçekleştiği, davalı yönetim kurulu üyelerinin şirketin zararından müteselsilen sorumlu oladukları,
13-Davanın dolaylı zarar istinaden açılmış bir sorumluluk davası olması nedeniyle hükmedilecek tazminatın dava dışı ... AŞ'ye ödenmesi gerektiği
14-Dava dışı şirketin zararına, taraflar arasında faiz yönünden herhangi bir sözleşme bulunmadığından, dava tarihi olan 30.09.2014 tarihindeki TCMB avans faiz oranı (9 11,75) ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği " şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
e-Dosya kapsamına alınan 04.12.2023 tarihli raporda özetle;
"Hukuki Yönden;
1- Huzurdaki uyuşmazlığın temelinde, Davalılar'ın;
Asıl dava bakımından; dava dışı ...'ne (bundan böyle “... A.Ş.” ya da “Şirket” olarak amılacaktır) zarar verip vermedikleri ve Şirket'e bir zarar verilmiş ise Davalılar'ın bu zarardan sorumlu olup olmadıkları;
Birleşen dava bakımından; Davacı ...'a zarar verip vermedikleri Hususlarının yer aldığı,
2- Davalılar'dan ..., ..., ... ve ...'ün pasif husumet ehliyetinin bulunduğu,
3- Davalılar'dan ..., ..., ..., ..., ... ve ... A.Ş.'nin (yeni ünvanı ... A.Ş.) iradesinin oluşmasında önemli ölçüde etkili olduklarına dair dava dosyasında yeterli delil bulunmamakla birlikte bu konuda nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Davalılar'dan ... hakkında ise iş bu raporda ek bir değerlendirme yapıldığı,
4- Zamanaşımı bakımından;
a. Asıl davada; Davalılar vekilinin zamanaşımı def'inde bulunmadığı,
b. Birleşen davada; Müşteri çevresinin aktarımı sonucunda oluşan zarar devam ettiğinden zamanaşımının işlemeye başlamadığı,
5- İbra kararı bakımından;
a. Asıl davada; Asıl dava 30.09.2014 tarihinde ikame edildiğinden,
05.03.2013 tarihli 2011 ve 2012 yılları olağan genel kurul toplantısında alınan ibra kararı bakımından altı aylık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu,
Buna karşın 06.08.2014 tarihli 2013 yılı olağan genel kurul toplantında alınan ibra kararı ile 25.02.2015 tarihli 2014 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan ibra kararı bakımından ise asıl davanın süresinde ikame edildiği,
b. Birleşen davada; Doğrudan zararın tazmini talebi bakımından ibra kararının hiçbir etkisi bulunmadığı,
6- Sorumluluk şartları bakımından;
a. Asıl davada;
i. Davalı yönetim kurulu üyelerinin iş bu raporda açıklanan fiillerinin TTK'nın 369. maddesi hükmünde düzenlenen özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı olduğu,
ii. Rekabet yasağı kaldırılmış olmasına rağmen yasağın kaldırılmasına olumlu oy kullanmamış olan pay sahiplerinin, yönetim kurulu üyelerinin - bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettikleri gerekçesiyle TTK md. 553 vd. hükümlerine istinaden sorumluluk davası açabilecekleri; öte yandan yönetim kurulu üyelerinin/yöneticilerin rekabet yasağını ihlal edip etmediklerinin tespitinde yöneticisi olunan şirketin faaliyete başlamış olması'nın bir ek şart olarak aranmadığı ,
iii.Ne TTK'da ne de bir diğer kanunda anonim şirket pay sahibinin, pay sahibi bulunduğu şirkete hizmet vermesi/mesai hasretmesi gerektiğine dair bir düzenleme yer aldığı,
iv. Davacı'nın,... A.Ş.'nden ayrıldıktan sonra 01.03.2012 tarihi itibariyle rakip bir firmada (yani ... A.Ş.'nde) çalışmaya başlamış olmasında TBK'ya aykırı bir yön bulunmadığı, öte yandan söz konusu maddi olgunun (Davalılar vekilinin talebine istinaden) TTK m. 56 hükmü çerçevesinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, zira dava konusu edilen (ve bilirkişi raporu talep edilen) vakalar Davalılar'ın fiilleri olup, Davacı'nın fiillerinin bu davada değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
7-Birleşen davada;
Davalıların, ... A.Ş.'nin müşterilerini... A.Ş.'ye aktarmış olmalarının, Davacı'nın paylarının değerinin yok olmasına, bir başka deyişle Davacı'nın doğrudan zararına yol açtığı,
8- Gerek asıl gerekse birleşen davada; Doktrinde ifade edildiği üzere, TTK m. 553 hükmündeki yeni düzenlemenin kusuru objektifleştiren yaklaşımı dolayısıyla -tıpkı İsviçre Hukukunda olduğu gibi- ispat yükünün çok büyük bir önemi kalmadığı, şöyle ki; objektifleştirilmiş kusur kriterine dayalı olarak sorumluluk atfedilen kimsenin davranışı, o olayda ve koşullarda bilinçli ve makul bir kimseden beklenen davranışla kıyaslanmakla yükümlülük ihlalinin ispatlandığı durumlarda artık kusurun aksi ispat edilemeyecek şekilde var olduğu,
Mali Yönden;
1-Asıl Dava kapsamında, davacının dolaylı zarar iddialarında haklı bulunduğunun Sayın Mahkemece benimsenmesi seçeneğinde, davalı tarafça dava dışı ... A.Ş. şirketine ödenecek zarar tutarının dava tarihi itibariyle 179.550 TL düzeyinde hesaplandığı
2-Birleşen Dava kapsamında ise, davacının doğrudan zarar iddialarında haklı bulunduğunun Sayın Mahkemece benimsenmesi seçeneğinde, davalı taraftan tahsilini talep edebileceği doğrudan zarar tutarının 5.123.679 TL olarak hesaplandığı " şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
Mahkememiz tarafından karar verildikten sonra davalılar vekili 29/12/2023 günlü dilekçeyle asıl davada verilen kararda maddi hata sonucu davalılardan tahsiline karar verilen tazminatın davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek ve bu hatanın ve yine hüküm fıkrasının 1/a bendinin ikinci paragrafındaki 179.550 TL den sonra gelen "teminatın" ifadesinin tazminat olarak düzeltilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce , hüküm fıkrasındaki maddi hataların düzeltilmesi talebinin TTK 553/1 ve HMK 304. Mad gereğince düzeltilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak gerekçeli kararda aşağıdaki gibi hüküm fıkrasının 1.maddesi değiştirilmiştir.
Mahkememizde yapılan yargılama sonucunda, Davacının , davalı yönetici ve şirket ortakları aleyhine açtığı 6102 sayılı TTK nın 553 ve devamı maddeleri gereğince sorumluluk davasında ; HMK 107. Mad.göre zarar miktarı 179.550 TL olarak belirlenmiş ve bu bedelin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava dışı ... AŞ’ye ödenmesine karar verilmesi talep edilmektedir.
Davacı , tarafların ortak oldukları dava dışı .... AŞ faaliyetlerine devam ederken , işbu şirketin daha önceki unvanı ... AŞ olup, bu şirketin adi ortaklık kurduğu .. 'nin büyük hissedarı davacı olduğu halde, davalıların bu şirketi gayrifail hale getirmek için harekete geçtiği ve aynı amaç ve konuya sahip kurucuları ... ve ... olan ... ŞTİ unvanlı şirketin 18/01/2012 tarihinde kurmuş ve şirket daha sonra AŞ haline dönüştürülerek ... yönetim kurulu üyesi ... kendisinin yönetim kurulu üyesi olduğu şirketinin aynı faaliyet içinde olan ... AŞ de görev alarak müşterileri yeni kurulan şirkete yönlendirerek bir önceki hesap döneminde (2012de) 1.616.822,70 TL satış yapan büyüme trendinde olan şirket 2013 döneminde hiçbir satış yapamamış ve zarar ettiği davacı yan tarafından ileri sürülmektedir.
Davacı ...'ın , ... (eski unvanında "..." kelimesi varken daha sonra "..." olarak değiştirilmiştir.) ... AŞ nin %49,448 ve yine ... aynı miktar hisseye sahip iken Yönetim Kurulu şirket dışından yönetilmeye terk edilmiş ve şirket dava dışı ortağı ..., ... yönünden velisi ... ve ...'ün (... ve ... yönetim kurulu üyesi ve ortak değildir) TTK 553 . Maddesine göre varsa şirket zararlarından kusurları ile zararın oluşması kaydı ile görev yaptıkları 2011 , 2012 ve 2013 yılı için sorumlu olup olmadıkları, yönetim kurulu üyesi olmadığı halde şirketi dışardan yöneten diğer ortak ve pay sahipleri ... ve diğer azınlık ortaklarla birlikte perdenin aralanması ilkesi gereğince sorumlu olup olmadığı ve zararın miktarının tespiti uyuşmazlığın konusunu oluşturmaktadır.
Mahkememiz tarafından celp edilen ticaret sicil kayıtlarına göre, ... ... ŞTİ 'yi ... ve diğer yönetim kurulu üyeleri ..., ... 'nun 22/08/2011 05/03/2013 tarihleri arasında, 05/03/2013 06/08/2014 tarihleri arasında ..., ... ve ... 'ün YK üyesi oldukları ...'nin şirket ortağı olduğu , ... ve...'in şirkete dışarıdan atandığı ve ...'in 06/08/2014 den itibaren tek başına üç yer için yönetim kurulu üyesi seçildiği, 18/01/2012 de kurulan ... AŞ (eski LTD) kuruluştan itibaren , ... ve ... tarafından kurulmuş ve yönetim kurulu üyesi olmuşlardır.
Davalı yan davacının ...'deki çalışmalarında emaneten hissedar olduğu, hiçbir zaman yönetim kurulu üyesi ve imza yetkilisi olmadığı , davacının buradan 30/12/2011'de ayrıldığı ve ...AŞ'de çalışmaya başladığını ileri sürmüştür.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporlarında, davacının iddia ve delilleri ile davalı yanın beyan ve delilleri değerlendirilmiş ve 6102 sayılı TTK 'nın 553 ve devamı maddeleri gereğince, davalı yönetim kurulu üyeleri ..., ..., ... , ... ve yönetim kurulu organında yer almamasına rağmen, davalı işbu yöneticilerin seçilmesinde ve yönetimde dışarıdan etkili olduğu , fiili organ olarak görev yaptığı bilirkişi raporları ve dosyadaki deliller kapsamında mahkememizce işbu davalıların TTK 553. Mad.ger. , işbu davalıları davacının ortağı olduğu ...AŞ'nin müşteri ve işlerini bir kısım davalıların kurdukları ... AŞ'ye devir ve yönlendirmesi ile alınan ve birbirini tamamlayan ; 1. heyet tarafından yapılan hesaplamada, ... AŞ'nin yoksun kaldığı 2003 , 2007 yılı dönemi hesaplanan 142.490,73 TL kurumlar vergisi bilgilerine göre belirlenen karın davacının da ortağı olduğu dava konusu şirkete ait iken başka bir şirkete aktarıldığı, bu miktardan %20 hakkaniyet indirimi yapıldığında 113.992,58 TL net kar ve protfoy kaybından dolayı 32.939,95 TL olmak üzere toplam 146.932,53 TL zararının olduğu 20/06/2018 ve 26/03/2019 günlü birinci , ikinci ve üçüncü ek raporlarda belirlenmiştir.
İkinci heyet tarafından, yapılan 13/09/2020 günlü raporda , şirketin davalı eylemlerinden kaynaklanan zararının 1. Yaklaşıma göre 16.520,85 TL , 2. Yaklaşıma göre 157.393,90 TL olduğu , davacının davalılar ile aralarında acentelik ilişkisi gibi bir ilişki bulunmadığından , şirketin hissedarları arasında portfoy tazminatı talep etmenin koşullarının oluşmadığını rapor etmişlerdir.
Mahkememiz tarafından 1. Ve 2. Heyetin raporlar arasındaki farklılıklar ve yaklaşımlar nedeniyle 3. bilirkişi heyeti olarak Prof. Dr. ..., ,..., ...ve ...tarafından tanzim edilen 04/12/2013 günlü raporda, asıl davada davalı ..., ..., ... ve ...'ün MAD ...AŞ'nin yönetim kurulu üyeleri olması sebebiyle pasif husumet ehliyetinin bulunduğu , davalı yönetim kurulunun dava konusu zararı oluştuğu iddia edilen ...A.Ş nin unvanındaki ... ibaresinin kaldırılarak ... ibaresinin eklenmesinin tedbirli bir yöneticiden beklenen davranış olmadığı, şirketin bu unvanla tanındığı ve marka değerinin bu nedenle etkilendiğini , davalı yönetim kurulu üyelerinin söz konusu fiillerinin TTK 369. Mad hükmünde düzenlenen özen ve bağlılık kuralları ile bağdaşmayacağı, dava konusu şirketin unvanındaki ... Kelimesini taşıyan ...AŞ kurularak müşterilerin bu şirkete yönlendirilmesi ve aktarılmasını TTK nın yine 369. Maddesindeki özen ve bağlılık kurallarına aykırı olduğu, incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, dava konusu şirketin gelirlerinin ... AŞ nin kurulmasından sonraki takip eden yıllar itibaren neredeyse sıfırlandığı ve bu hususun dava konusu .. AŞ'nin mal varlığının yöneticiler ve ortaklar tarafından korunması ilkesine aykırılık teşkil edeceği, sıfırdan faaliyete geçen bir şirketin derhal kar etmesinin düşünülemeyeceği, hazır müşteri ile şirketin giderleri karşılamış olduğunun ve kar ettiğinin özellikle ... ve ...'nun 24/01/2012'den itibaren ... AŞ'nin kurucusu ve müdürü olmaları nedeniyle TTK 396. Mad. Gereğince de rekabet yasağını ihlal ettikleri , ancak genel kurul izniyle ortakların rekabet yasağının ihlalinin kaldırılabileceği, bu nedenle 6102 sayılı TTK nın 395 ve 396 . Mad ger. Yönetim kurulunun davalı yöneticilere izin vermesinin hukuki sonuç doğurmadığı rekabet yasağının kaldırılmasına oy çokluğuyla izin verildiği, genel kurul tarafından kullanılması gereken ve GK ait hakların yönetim kurulu tarafından kullanılamayacağı, bu nedenle bahsi geçen davalıların TTK 553. Maddesi ger. Şirkete bağlılık yükümlülüklerini ihlal ettikleri ve meydana gelen zarardan sorumlu oldukları , davacının rakip firmada çalışmasının , dava konusu şirketteki görevinin sona ermesinden sonra olup, özellikle bir yasak ve sözleşme şartı bulunduğu iddia edilmediğinden davacının haksız rekabet oluşturan bir eyleminin bulunmadığı, rapora eklenen tabloda hesaplanma şekli gösterildiği gibi, davacının iddia ettiği gibi dava dışı şirketin muhtemel kar kaybı olarak daha önce alınan raporlarda belirtildiği gibi 179.550,21 TL talep edebileceği belirlenmiş olup, esasen bu karın indirimsiz olarak dosyadaki diğer raporlarda da tespit edildiği ve mahkememizce işbu bedelin şirkete ödenmesine karar verilmesi gerektiği , çünkü davalı yöneticilerin sorumluluğundan kaynaklanan eylemlerden ötürü şirketin elde edeceği karın , elde edilememiş olduğu, belirlenmiştir.
... yönünden ise, işbu davalının dava konusu davalıların eylemi ile ...AŞ zararın oluştuğu iddia edilmekte olup işbu davalının şeklen yönetim kurulu üyeliğinde bulunmadığı, anonim şirketlerde şekli organ dışında fiili yönetim organı bulunması mümkündür, fakat gerek konum gerekse yetkileri itibariyle ortaklık iradesinin oluşması ve dışa yansımasında etkin olan tüm şahıslar fiili organ olarak değerlendirilmektedir. Gerçekte imza yetkisi ve temsil vasfı bulunmayan bir kimsenin fiilen şirket iradesinin oluşmasına ve idare ve temsile katıldıkları durumlarda resmen organ olarak görülmeyen fiili yöneticilerin de sorumluluğuna gidilebileceği yargıtay kararlarında ve özellikle Yargıtay 23 HD'ın 24/01/2014 gün ve 2013/7191-2014/420 sayılı kararında bu durumun altı çizilmektedir. Davalı ... bir dönem ... ŞTİ'nin tür değiştirerek ... AŞ haline gelmesinden önce ortağı olduğu (ticaret sicil gazetesinin ... tarih ve ... sayılı sayfası) , 25/08/2011 de ...'ın bahse konu dava konusu şirketin anonim şirkete dönüşmesi esnasında sermayenin 50.000TL ye çıkartıldığı sırada davacı ... 'ın 29974 adet payı, davalı ...'ın 24974 payı davalı ..., ...'in 25er adet yapı ve dava dışı ...'nin 2 adet payı bulunduğu, toplam pay adedinin 50000 adet olduğu 06/02/2011 tarihli ticaret sicil gazetesinden anlaşılmaktadır. Dosya içerisine celp edilmiş olan ... 14 ATM'nin 10/07/2018 gerekçeli kararında davacı vekili ...'ın davalı yönetim kurulu üyelerinin seçtirilmesine yardım ettiğini iddia etmekte ve bir anonim şirkette büyük pay sahibi veya hakim pay sahibi kendi yönetim kuruluna girmeyerek başkaların seçimine katkıda bulunarak fiili organ olarak hareket ettiğinin ve diğer ortaklarla beraber yönetim kurulu üyelerini seçiminde rol oynadığı, tespit edilmiş olup, doktrinde büyük pay sahibinin fiili organ olmak için yeterli olduğu benimsenmiş olup, somut olayda genel kurul toplantıda yer alanların oy çokluğu ile TTK 418/2 maddesine göre 24974 paya sahip ...'ın davacı dışındaki ortaklarla birlikte hareket ederek yönetim kurulunun seçimini etkilediği ve fiili organ olduğu mahkememizce benimsenmiş ve sorumluluğu yoluna gidilmiştir.
Asıl davada talep davacı tarafından , davalı yöneticilerden tahsil edilecek sorumluluk bedelinin TTK 555/1 maddesi gereğince şirkete ödenmesi gerektiği yasal düzenleme olup, davacı tarafından da talebin bu şekilde olmasına rağmen hatayen mahkememizce kısa kararda asıl davanın kabulüne karar verilmesine rağmen , tazminatın davalı yönetim kurulu üyeleri ile perdenin aralanması koşullarının oluştuğu kabul edilen ...'dan TTK 553 mad ger. Dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen karar verilen bedelin hatayen davacı şeklinde yazıldığı işbu maddi hatanın tamamen uygulamadaki talep ve yerleşik karar sisteminden ayrı bir karar verilmesi gerekmesi ve dava dışı şirkete ödenmesi gerektiğine ilişkin istisnai düzenlemeden kaynaklandığı ve davalılar vekilinin bu maddi hatanın düzeltilmesini gerekçeli kararda istediği anlaşılmakla, mahkememizce işbu maddi hata gerekçeli kararda, "Davacıya verilmesi okundu dosyasına konuldu. kelimeleri hükümden çıkarılarak, "dava dışı ...AŞ'ye verilmesine", şeklinde maddi hatanın 6100 sayılı HMK 'nın 304 mad gereğince düzeltilmesi mahkememizce uygun görülmüştür.
Asıl davada diğer davalılar ..., ... , ..., ..., ... 'ın dava konusu ...AŞ (... AŞ) 'nin yönetim kurulu üyesi olmadıkları gibi yönetimin seçilmesi ve şirketin yönetilmesinde etkilerinin varlığı konusunda tartışmasız Hmk 200 ve devamı ile TMK 6. Mad uygun davacı tarafından ispat koşullarının yerine getirilmediği , bu nedenle işbu davalılar aleyhine açılan davanın davalı olma koşulları oluşmadığından pasif husumet yokluğu yönünden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Mahkememizin birleşen dava bakımından; 5.123.679,00 TL’nin haksız eylemin meydana geldiği 01.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalılardan müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini ve yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalılara yüklenmesini talep etmiştir.
Bu davada davacı doğrudan davacı... AŞ deki paylarının değerinin davalıların eylemi ile sıfırlandığı belirtilerek , meydana gelen mal varlığı zararının doğrudan kendi mal varlığından oluştuğunu belirterek davalı ... ve ...'ın 2011 2013 döneminde ... AŞnin yönetim kurulu ve ...AŞ nin ortak ve kurucuları ..., ..., ... aleyhine doğrudan zararının tazmini için işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Esasen ... AŞ'deki müşteri ve işlerin yeni kurulan ...AŞ ye aktarıldığı, bu nedenle hisse değerlerinin azaldığı iddia edilmektedir. Mahkememizce alınan ve dosya içinde yer alan bilirkişi raporlarında ve özellikle 04/12/2023 günlü raporda , gerek asıl gerek birleşen davanın TTK 553 mad ve devamındaki düzenlemelerden objektif yaklaşımı nedeniyle İsviçre Hukukundaki sorumluluk düzenlenmesini kusur kriterine dayandırmış olup, dava konusu olayda bilinçli ve makul bir kimseden beklenen davranış ile davacının...AŞ hisselerinin değerinin azaldığı , davacı hissesinin değerinin azalması nedeniyle 5.123.679 TL zararının oluştuğunun rapora ekli listede göstermiştir.
Mahkememizde işbu birleşen davada , davalıların süresinde verdiği cevap dilekçesinde , mahkememizin işbu 2014/1228 sayılı dosyasında açılan davanın derdest olduğunun, konularının taraflarının ve sebebinin aynı olduğunu belirtmişse de işbu davamızın konusunun davacının davalı eylemlerinden ötürü şirketteki hisse değerlerinin azaldığından bahisle, doğrudan davacı mal varlığında oluşan zarar talep edilirken, mahkememizin asıl davasının konusunun , davalıların yönetim ve ortaklık hukukuna dayalı görevlerini yaparken TTK 369 , 396 ve 56. Maddelerine aykırı hareket ederek, şirketin zararına sebebiyet verdikleri iddiası ile TTK 553. Maddesine göre, şirketin oluşan zararını tazminini talep etmektedir. Bu nedenle derdestlik iddiasına mahkememizce itibar edilmemiştir.
Ancak gerek doğrudan gerekse dolaylı zararlar , yöneticilerin ve ortakların haksız eylemlerine dayalı TTK 553 mad ger. Tazmini istemine ilişkindir.
Davalıların cevap dilekçesinde, sorumluluğa dayalı tazminat talep hakkının 6102 sayılı TTK nın 560. Mad ger. zararın ve sorumluluğun öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde zararı doğuran fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 5 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı düzenlenmiş bulunduğu belirtirelerek tazminat talep hakkının zaman aşımına uğradığı ileri sürülmüştür.
Gerçekten dava konusu ...AŞ 2003 yılında gayrifail hale geldiği ve davacının bu tarih itibariyle 2014 yılında en geç açtığı mahkememizdeki 2014/1228 e. Sayılı ve 30/09/2014 günü dava açarken öğrenmiş olduğunun kabulünü gerektirir. Öyleyse birleşen davanın açıldığı 20/01/2021 itibariyle zararın meydana geldiği tarihten itibaren 5 yıllık süre en geç 2019 yılı itibariyle dolmuştur.
Bu nedenle birleşen davanın bilirkişi kurulunca müşteri çevresinin aktarılması sonucunda oluşan zarar devam ettiği gerekçesi ile zaman aşımı oluşmadığı belirtilmişse de , müşteri aktarımının esasen 2013 yılında tamamlandığı ve dava dışı davacının ortak olduğu şirketin gayrifail hale geldiği, herhangi bir geliri kalmayan ve ticari defter ve kayıtlarda varlığı tespit edilemeyen işlem bulunmadığına göre aktarılacak bir müşterininde kalmadığı, 2013 yılı sonu itibariyle kabulü gerekir.
Bu nedenle bilirkişi raporundaki tespitlere mahkememizce itibar edilmemiş TBK 49 ,TTK 553 maddesine dayalı doğrudan tazminat talebinin TTK 560 maddesi gereğince zaman aşımı yönünden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak, asıl davanın TBK 49, TTK 369,396 ve 56. Maddeleri gereğince TTK 553 ve devamı maddelerine göre yönetim kurulu üyeleri ve fiili organ görevi yapan davalı ... yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden pasif husumet yönünden reddine, birleşen davanın ise TTK 560 mad gereğince zaman aşımı nedeniyle reddine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm tesis etmek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış ve aşağıdaki gibi hüküm tesis etmek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl davanın;
a)Eylemin meydana geldiği tarihteki davalı yönetim kurulu üyeleri ..., ..., ..., ... ve yönetim organında yer almamasına rağmen bahsi geçen yöneticilerin seçiminde ve yönetimde dışarıdan etkili olduğu anlaşılan, fiili organ olarak görev yaptığı mahkememizce benimsenen ... aleyhine açılan sorumluluk davasının TTK 553 vd.hükümlerice KABULÜ ile;
179.550 TL tazminatın işbu davalılardan dava tarihi 30.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranda avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava dışı ... AŞ'ye VERİLMESİNE,
b)Diğer davalılar yönünden şirkette organ ve yönetim kurulu üyeleri olmadıklarından aleyhlerine sorumluluk davası açılamayacağı anlaşılmakla, pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2-Birleşen mahkememizin 2020/245 Esas 2021/13 Karar sayılı dosyasında, davacının davalılar aleyhine açtığı doğrudan davacı mal varlığında oluştuğu iddia edilen zararın tazmini bakımından açılan davanın, davalılar süresinde tazmini bakımından açılan davanın , davalılar süresinde zamanaşımı itirazında bulunduğu anlaşılmakla, davanın zararı oluşturan eylemin oluşmasından sonra TTK 560.maddesinde öngörülen 2-5 yıllık sürelerden sonra açıldığı anlaşılmakla zamanaşımı itirazının KABULÜ ile,
Davanın zamanaşımı REDDİNE,
3-ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
A)Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 12.265,06 TL karar-ilam harcından, davacı tarafça peşin yatırılan ( 853,90 TL+ 2.212,39 TL tamamlama harcı) olmak üzere toplam 3.066,29 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.198,77 TL harcın asıl davada davalılar ..., ..., ..., ..., ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir KAYDEDİLMESİNE,
b-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 28.728,00 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ..., ..., ..., ...'dan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya ÖDENMESİNE,
c-Davalılar ... , ... , ... , ... ,... , ... , ... kendilerini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılar ... , ... , ... , ... ,... , ... , ...'a ÖDENMESİNE,
4-Birleşen DAVA YÖNÜNDEN;
A) Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 170,78 TL+ 87.328,85 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 87.499,63 TL harçtan, 269,85 TL karar ve ilam harcının düşümü sonucu başkaca harç alınmasına yer olmadığına, kalan 87.229,78 TL'nin karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
B) Davalılar ... , ..., ... , ..., ... kendilerini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp Davalılar ... , ..., ... , ..., ...'a ÖDENMESİNE,
5-Asıl ve birleşen davada; davacı tarafından yatırılan 25,20 TL başvuru harcı, 853,90 TL peşin harç, 89.542,00 TL tamamlama harcı, 54,40 TL başvuru harcı ve 170,78 TL peşin harç olmak üzere toplam 90.646,28 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya VERİLMESİNE, (asıl davada davalılar ... , ... , ... , ... , ... , ... 'ün 3.091,49 TL ile sorumlu tutulmasına)
6-Asıl ve birleşen davada; davacı tarafından yapılan 31.122,45 TL yargılama giderinin kabul/red oranında hesaplanan 15.561,22 TL'nin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya ÖDENMESİNE, (asıl davada davalılar ... , ... , ... , ... , ... , ... 'ün 545,31 TL ile sorumlu tutulmasına)
7- Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333. maddesi ile Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü tarafından İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 28/12/2023
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.