Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/731
2024/641
12 Kasım 2024
T.C.
İSTANBUL
15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/731 Esas
KARAR NO : 2024/641
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/10/2022
KARAR TARİHİ : 12/11/2024
Mahkememizde görülen Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen ortak proje geliştirme sözleşmesi kapsamında, 01.01.2019 tarihinden itibaren gerçekleştirilmek üzere, davalı ...'un hizmet sağladığı web sitesine yönelik olarak müvekkili şirketin yazılım projesi geliştirilmesi ve yine yazılım alanında hizmet verilmesi hususunda anlaşma sağlandığını, taraflar arasında web ve mobil uygulamalar için yazılım projesi geliştirilmesi kapsamında verilen hizmetlere dayalı sözleşmeden kaynaklanan ticari alacağın olduğunu, davalının gireceği tasfiye süreci sonrasında davacı şirketin dava konusu alacağı karşılıksız kalacağını ve kötü niyetle ödenmeyen alacağın tahsilinin imkansız hale geleceğini, davacı şirketin büyük ve telafisi imkansız zararlara uğrayabileceğini belirterek alacağın semeresiz kalmaması için, davalının Türkiye dahilindeki tüm gayrimenkul, menkul malları, araçları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının üzerine zarar ve faizi ile birlikte toplam alacak kadarı için, müvekkilinin haklılığı da gözetilerek, takdiren teminat alınmaksızın, ihtiyaten haciz konulmasına, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile şimdilik 10.000 TL olmak üzere, ortak proje geliştirme sözleşmesi ve ortak mobil uygulamalar geliştirme sözleşmesi kapsamında hak kazanılan 3 aylık bedelin ödeme planında yer alan karşılıklarına denk gelen tutarları toplamının davalı şirketten alınarak muacceliyet tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin ise karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında ilk olarak, 01.01.2019-31.12.2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere bir Ortak Proje Geliştirme Sözleşmesi imzalandığını, bahsi geçen sözleşmenin süresi 31.12.2019 tarihinde sona erdiğini ve bu sözleşme 31.12.2019 tarihi itibariyle yürürlükten kalktığını, takiben müvekkili şirketi ile davacı ticari ilişkilerine devam etme niyetini sürdürmüş ve bu doğrultuda 01.01.2020 ile 31.12.2022 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Ortak Proje Geliştirme Sözleşmesi’ni akdettiklerini, 01.01.2019 tarihli sözleşmenin 31.12.2019 tarihinde yürürlükten kalktığını ve 01.01.2020 tarihinden itibaren taraflar arasında yürürlükte olan tek sözleşmenin Proje Geliştirme Sözleşmesi olduğunu, iki sözleşmenin benzer konuları düzenlemesi ve sözleşmelerde ortak hükümlerin yer alması bu sözleşmeleri aynı sözleşme haline getirmediğini, 01.01.2019-31.12.2019 tarihleri arasındaki sözleşmenin sona ermesinden sonra tarafların farklı esaslı unsurlar üzerinde anlaşmaya vararak 01.01.2020’de yeni bir sözleşme akdettiklerini, taraflar arasında mevcut Proje Geliştirme Sözleşmesi yerine geçmek üzere ve mobil proje geliştirmesine ilişkin akdedilmek üzere, müzakereye açıldığını fakat imzalanmadığını, 2 ayrı sözleşme metni bulunduğunu, dolayısıyla, ilgili metinlerin yok hükmünde olduğunu ve ihtilaf dışı olduğunu, bu durumda geçerli olan tek sözleşmenin mevcut Proje Geliştirme Sözleşmesi olduğunu, Proje Geliştirme Sözleşmesi’nin 11.4. maddesinde açıkça müvekkili şirket’in 3 ay önceden yapacağı tek taraflı bildirim ile herhangi bir sebep belirtmesine gerek olmaksızın tek taraflı fesih hakkı olduğunun düzenlenidiğini, maddeye uygun olarak müvekkilinin, Ankara 38. Noterliği’nin 24.06.2022 tarihli ve 12999 sayılı ihtarnamesini keşide ederek, Proje Geliştirme Sözleşmesi’nin tek taraflı olarak ve 3 aylık bildirim süresi verilerek feshedildiğini ve ihtarnamenin tebliğini takiben 3 ay sonra sona ereceğini, aynı doğrultuda mobil uygulama geliştirme sözleşmesine ilişkin ticari ilişkinin de feshedildiğini bildirdiğini, müvekkilin bu maddeye dayanarak sebepsiz fesih hakkını kullanması halinde davacıya herhangi bir ad ve nam altında tazminat, cezai şart, bedel, kar kaybı vb. ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını belirterek; haksız ve mesnetsiz bu davanın öncelikle usulden reddine, sayın mahkemenizce aksi kanaatte olunması halinde esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor ve ek rapor alınmış dosya arasına konulmuştur.
Dava: Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak İstemine İlişkindir.
Taraflar arasında 01.01.2019 tarihinde Ortak Proje Geliştirme Sözleşmesi imzalanmış ve bu sözleşme 31.12.2019 tarihinde sona ermiştir. Ardından tekrardan 01.01.2020-31.12.2022 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde Ortak Proje Geliştirme Sözleşmesi imzalanmıştır. Söz konusu sözleşmenin 11.4'üncü maddesindeki düzenlemeye göre; “... dilediği zaman 3 (üç) ay önceden fesih ihbarında bulunarak sözleşmeyi tazminatsız feshetme hakkını haizdir. Böyle bir fesih durumunda ...'un yegane yükümlülüğü fesih tarihine kadar ... tarafından gerçekleştirilmiş, ...'a teslim edilmiş ve ... tarafından onayı alınmış tüm hizmetlerin toplam bedellerini ödemekle sınırlıdır". Şeklinde hükmün bulunduğu, yine Sözleşmenin 11.5'inci maddesindeki düzenlemede ise; “... dilediği zaman 3 (üç) ay önceden fesih ihbarında bulunarak Sözleşmeyi feshetme hakkını haizdir. Şu kadar ki, ...'ın bu fesih hakkını kullanabilmesi için fesih tarihi itibarıyla işbu Sözleşmenin eki olan Kapsam Dökümanlarında belirtilen herhangi bir PROJE veya İş Uygulamaları kapsamında devam eden hiçbir yükümlülüğünün olmaması gerekmektedir. Fesih halinde ..., bedeli ödenmiş tüm hizmetleri, Madde 7'de belirtilen haklarıyla birlikte ...'a teslim etmekle yükümlüdür". Taraflar, Sözleşmenin 11.4 ve 11.5 hükümleri kapsamında bir sebebe dayanmaya gerek olmaksızın tek taraflı, yöneltilmesi gerekli bir irade beyanı ile sözleşmeyi ileriye etkili olarak sona erdirme hakları olduğu konusunda anlaşmışlardır. Dolayısıyla tarafların, önceden ihbarda bulunmak suretiyle sebep göstermeden fesih hakkı bulunmaktadır. Sözleşme özgürlüğü ilkesi gereğince taraflar, sözleşmeyi yapma, sözleşmenin karşı tarafını seçme, sözleşmenin içeriğini düzenleme ya da değiştirme, sözleşmenin tabi olacağı şekli belirleme ve nihayet sözleşme ile bağlı kalmama, yani sözleşmeyi sona erdirme özgürlüğüne de sahiptir. Burada sadece davalıya tanınan bir hak olmayıp, davacının da aynı şekilde bu hakka sahip olduğu görülmektedir.
Taraflar arasında 01.01.2020-31.12.2022 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde imzalanan "Ortak Proje Geliştirme Sözleşmesi" 'nin yukarıda zikredildiği üzere, feshe ilişkin sözleşme hükmünde fesih ihbarından 3 ay sonra sözleşmenin feshedileceği düzenlenerek taraflara feshin sonuçlarının tasfiyesine yönelik bir zaman aralığının bırakıldığı görülmektedir. Şöyle ki; "... Böyle bir fesih durumunda ...'un yegane yükümlülüğü fesih tarihine kadar ... tarafından gerçekleştirilmiş, ...'a teslim edilmiş ve ... tarafından onayı alınmış tüm hizmetlerin toplam bedellerini ödemekle sınırlıdır." şeklindeki ibare ile birlikte, davalının sözleşmeye ilişkin yükümlülüğü de sınırlandırılmıştır. Bu şekilde ihbar öneli boyunca ücrete hak kazanılacağı iddiası kabul edilebilir nitelikte değildir.
Somut olayda; sözleşme hükmünün genel işlem koşulları kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği iddiası karşısında, davacı tarafın tacir olması ve bu çerçevede basiretli davranma yükümü bulunması noktasında değerlendirme yapmak gerekmektedir. TTK md. 18/f.2 hükmü gereğince; her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş insanı gibi hareket etmesi gerekir. Ayrıca yukarıda değinildiği üzere taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 11.4'üncü maddesinde davalı tarafa haklı gerekçe göstermeden ve tazminat ödemeden sözleşmeyi feshetme hakkı verilmiş olmakla birlikte sözleşmenin 11.5'inci maddesinde aynı hak davacı tarafa da tanınmıştır. Her iki hükümde de fesih ihbarından 3 ay sonra sözleşmenin feshedileceği düzenlenerek taraflara feshin sonuçlarının tasfiyesine yönelik bir zaman aralığı bırakılmıştır. Dolayısıyla sözleşmede her iki taraf bakımından dengeli bir düzenleme yapılmıştır. Bir tarafın mahvına neden olacak bir düzenleme söz konusu değildir. Bunun yanında TBK md. 25 hükmü çerçevesinde düşünüldüğünde, karşılıklılık kuralı gereği sözleşmenin 11.4'üncü maddesinin dürüstlük kuralına aykırı düşecek şekilde davacı aleyhine olduğu söylenemeyecektir.
Davalı tarafça gerçekleştirilen fesih işleminin sözleşme uyarınca ölçülülük ilkesi gereğince haklı olarak kabul edileceği ve sözleşmede yer alan üç aylık fesih ihbar öneline ilişkin sürenin, taraflar arasındaki iş ve işlemlerin tasfiyesine ilişkin bir süre olduğu nazara alındığında davacı tarafın sözleşme uyarınca tazminat talebinin hukuki dayanağının bulunmayışı karşısında davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu Genel Tebliği gereğince hesap olunan 427,60-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 170,78-TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 256,82-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davalı vekili lehine karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hesap olunan 10.000,00-TL. nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Davalının yapmış olduğu gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-HMK 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talebi halinde davacıya iadesine,
Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle ... BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/11/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Bu evrak 5070 Sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.