mahkeme 2025/978 E. 2026/3 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/978

Karar No

2026/3

Karar Tarihi

6 Ocak 2026

T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/978 Esas
KARAR NO :2026/3

DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:29/12/2025
KARAR TARİHİ:06/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında 23.06.2023 tarihinde bir ürün kirası sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme uyarınca davalı, ... ili ... ilçesinde bulunan (... Uluslararası Havalimanı) toplam 3.239.720 m2 alanı pey der pey kiralamak adına davacı şirkete verdiğini, ilk aşamada davalı şirket tarafından yer teslim tutanağı ile birlikte 1061,60 dönüm büyüklüğündeki bir tarımsal araziyi davacı şirkete teslim ettiğini, kiralanan arazinin her bir dönümü için yıllık 397,22 TL kira bedeli ödenmesi kararlaştırıldığını, davacı şirket, sözleşme gereği 2023 yılına ilişkin kira bedelinin 6 aylık tutarı olan 421.687,96 TL’yi 12.07.2023 tarihinde davalıya banka yoluyla ödediğini, kiralanan arazinin önemli bir kısmında, kullanım amacını engelleyen gizli ve açık ayıplar tespit edildiğini, bu nedenle davacı şirket, araziyi sözleşmede öngörülen amacı doğrultusunda kullanamadığını, taraflar arasında varılan mutabakatla, ayıplı kısım davalı tarafa iade edildiğini, 29.04.2025 tarihinde taraflarca düzenlenen 01.01.2024 tarihi itibariyle Yer İade Tutanağı olacağına dair, başlangıçta 1061,60 dönüm olan kira konusu alanın 360 dönüme düşürüldüğü kayıt altına alındığını, 23.06.2023 tarihli sözleşmenin başlangıcından bugüne (2025 yılı sonuna) kadar, davacı şirketin sözleşme koşullarına göre ödemesi gereken toplam kira bedeli 1.543.341,53 TL olarak hesaplandığını, bu tutar; 421.688,02 TL (2023 dönemi için ödenen ilk kira), 14.787,43 TL (2023 dönemine ilişkin bakiye kira farkı), 464.944,32 TL (2024 yılı kira bedeli) ve 641.921,76 TL (2025 yılı kira bedeli) şeklindeki kalemlerin toplamından oluştuğunu, oysa davalı taraf, yukarıda belirtildiği üzere 2.030.342,02 TL tahsil ettiğini, dolayısıyla 487.000,43 TL (2.030.342,02 – 1.543.341,53) davacıdan fazladan tahsil edildiğini, davacı şirket, davalının kira sözleşmesi kapsamında hak etmediği bu fazla tahsilatların iadesi talebiyle defalarca girişimde bulunmuş; ancak davalı taraf iade talebine yanaşmadığını, davaya konu 23.06.2023 tarihli ürün kira sözleşmesi tarafların ticari kazancıyla ilgili olup söz konusu ödemeler ticari iş niteliğinde olduğunu, sözleşmenin 12.6.maddesinde taraflar İstanbul (Merkez) mahkemelerinin yetkili olduğuna dair anlaşma sağladıklarını, iş bu nedenle İstanbul Asliye Ticaret mahkemelerinin görevli ve yetkili olduğu kuşkuya mahal vermeyecek ölçüde açık olduğunu, mahkemece re'sen gözetilecek nedenlerle davanın kabulü ile her türlü dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik; fazla tahsil edilen kira bedelinin fazlaya ilişkin dava, talep ve ıslah hakkı saklı kalmak kaydıyla Şimdilik 300.000,00 TL (Hukuk Muhakemeleri Kanunu 107.maddesi uyarınca kısmi alacak davası, bilirkişi raporuna göre arttırım yapılacak);, ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini, fazlaya ilişkin her türlü başvuru dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; kira sözleşmesinden kaynaklanan davalı tarafça fazla tahsil edildiği iddia edilen kira bedelinin rücuen tahsili istemine ilişkindir.
6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur.
6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, uyuşmazlığın taraflar arasındaki kira ilişkisinden kaynaklandığı, davacı tarafın fazladan ödediğini iddia ettiği kira bedelinin kira sözleşmesi gereğince davalıdan rücuen tahsili istemiyle işbu davayı açtığı, 6100 sayılı HMK'nın 4. maddesinde Sulh Hukuk Mahkemeleri'nin görevi belirlenmiş olup buna göre "kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalara" bakma görevi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne ait olup, kira ilişkisi söz konusu olduğunda tarafların tacir olup olmadıklarının da önemi yoktur. Bu nedenle eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun /1-a. maddesi uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesi'ne aittir.
Açıklanan nedenlerle davanın görev şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şeklide hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere;
1-Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi delaleti ile 115/2.maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine,
2-6100 sayılı Yasanın 20/1 maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurularak dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile birlikte ihtarına, (ihtaratın tensip zaptı tebliği suretiyle yapılmasına)
3-6100 sayılı Yasanın 331/2.maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere karar verildi.

Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim