Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/61

Karar No

2026/86

Karar Tarihi

29 Ocak 2026

T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/61 Esas
KARAR NO:2026/86

DAVA :Sigorta (Yangın Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ:24/01/2025
KARAR TARİHİ:29/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Yangın Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi ile 31/07/2022 başlangıç ve 31/07/2023 bitiş tarihli Klasik Yangın Sigortası akdedildiğini, 02/08/2022 tarihinde müvekkiline ait ... Mahallesi, ... Caddesi, No:2 .../... adresinde trafo yangını yaşandığını, iş bu yangınla alakalı ... sayılı nolu ve 29/11/2022 tarihli Yangın Ekspertiz Raporu tanzim edildiğini, ekspertiz raporunda hasar tutarının 4.249.910,85-TL olduğu belirtildiğini, devamında başka bir firma ile davaya konu hasar gören trafonun tadilatı için 235.000 Avro + KDV karşılığında anlaşma yapıldığını ve trafonun tekrar faaliyete geçmesinin ivedi olarak sağlandığını, sigorta şirketi olan davalı tarafından 16/11/2022 tarihinde 4.249.910,85-TL'nin müvekkili şirkete ödeme yapıldığını, bütün bedeli sigorta şirketi tarafından karşılanmak suretiyle yenilenmesi gereken trafo için sigorta şirketinden 63.167,41 Avro eksik tahsilat yapıldığını, davalı tarafından 02/08/2022 tarihinde yaşanan trafo yangını vakasına ilişkin eksik ödeme yapıldığının Sayıştay raporunca tespit edildiğini, iş bu bedelin tahsili amacı ile davalı ile yapılan görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, uyuşmazlık ile alakalı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada talep olunan tazminatın icra takibine konu edilen 17.332,15 Euro'luk kısmını kabul anlamına gelmemek kaydı ile zaman aşımı süresi içinde icra takibine konu edilen 17.332,15 Euro dışındaki 45.835,26 Euro'luk kısmının zaman aşımına uğramış olup bu miktar için davanın zaman aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu olay nedeniyle sigorta teminatı kapsamında bulunan zarar miktarı hususunda davacı ile mutabık kalınmış olduğunu, mutabık kalınan sigorta tazminatının tamamı ödendiğinden ve müvekkili şirketin davacı tarafından gayri kabili rücu olmak üzere ibra edildiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, 4.249.910,85-TL sigorta tazminatının davacı şirketin yetkilisi tarafından kaşelenmek ve imzalanmak suretiyle düzenlenen 11/12/2022 tarihli ibraname uyarınca 16/12/2022 tarihinde sigortalı tarafından hiçbir çekince ileri sürmeden tahsil edildiğini ve müvekkili şirketin ibraz edildiğini, ibranamede aynı zamanda tacir olan sigortalının hasar miktarına ilişkin herhangi bir ihtirazı kaydının bulunmadığını, ihtirazı kaydın alacaklının borçluya karşı yönelttiği bir irade bildirimi ile yapılması gerektiğini, ihtirazı kaydın ileri sürülmezse ilişkin olduğu hakkın düştüğünü, hasar miktarına ilişkin ekspertiz raporu ile Sayıştay raporu arasındaki farkların, ekspertiz raporunda tazminat hesabının KDV hariç olmak üzere hasar tarihindeki kura göre TL karşılığı üzerinden yapılmasına karşın, Sayıştay raporunda hasar tazminatı hesaplamasının davacı sigortalı tarafından trafonun yenilenmesi bedeli karşılığında KDV dahil olmak üzere yeni trafonun teslimi akabindeki ödeme tarihindeki kur üzerinden tazminat hesabının yapılmasından kaynaklandığını, Sayıştay raporunda poliçe özel şartları gözetilmeksizin KDV alacağının da müvekkili şirketten tahsili gerektiğine dair değerlendirmenin poliçe özel şartına aykırı olduğundan hukuken kabulünün mümkün olmadığını, davaya konu sigorta poliçesinde sigorta bedelleri ve limitleri TL üzerinden belirlenmiş olup TL üzerinden düzenlenen poliçeye dayalı açılan iş bu davada davacının tazminat alacağına yabancı para üzerinden hüküm kurulmasının hukuken mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Mahkememizin 09/10/2025 tarihli celsesi, 3 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişiler ... ve ...'ın 27/11/2025 tarihli raporunda özetle; tüm delillerin takdir ve değerlendirmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; dava konusu hasar dosyasına konu olan ve davalı Sigortacı ... Sigorta A.Ş. Tarafından düzenlenen 31/07/2022 – 31/07/2023 dönemini kapsayan .../2 numaralı Klasik Yangın Poliçesinde Sigorta bedeli teminat limitleri Türk Lirası cinsinden belirtilmiş olup, poliçenin son sayfasındaki “Açıklamalar” bölümünde Poliçe ve ... Teknik Şartnamesindeki şartların çelişmesi durumunda ... Teknik Şartnamesinin geçerli olacağının açık bir şekilde belirtildiği, ... San. Ve Tic. A.Ş. Sigorta Alımı Teknik Şartnamesinin “Özel Şartlar” başlığı altındaki 12. maddesi “Hasar ödemeleri KDV hariç yapılacaktır” şeklinde düzenlenmiş olup, şartnamenin “Uygulama Şartları” başlığı altındaki 2. maddesi “Sigorta poliçeleri Türk Lirası teminatlı yapılacaktır” hükmünü içerdiği, dava konusu sigorta poliçesinin atıfta bulunduğu ... teknik şartnamesinin “hasar ödemelerinin KDV hariç yapılacağına” dair açık hükmü gereğince davacı tarafın davalı sigorta şirketinden KDV talebinde bulunamayacağı, davacı şirket trafo yenileme faturası nedeniyle dava dışı ABB firmasına ödemiş olduğu KDV tutarını ilgili ayda ödemesi gereken vergiden indirim yoluyla mahsup etmiş olup, şartname hükmü gereği davalı sigorta şirketine fatura düzenlememiş olduğu dikkate alındığında, davalı sigorta şirketinden KDV’nin tahsil edilmemiş olmasının şirket açısından gerçekleşmiş bir zarar veya gelir kaybı olarak değerlendirilemeyeceği, davalı sigorta şirketinin 02.08.2022 hasar tarihindeki kuru esas alarak yapmış olduğu 16.12.2022 tarihli ödemenin trafo yenileme bedeli yönüyle davacı şirketin gerçek zararını karşılamadığı, hasar tarihi ile ödeme tarihi arasında oluşan kur farkı nedeniyle davacı tarafın tazmin edilmeyen zararının 343.993,00 TL olarak hesaplanmış olup, 16.12.2022 ödeme tarihi itibarıyla döviz cinsinden karşılığının 17.332,15 Euro olduğu, dava konusu sigorta poliçesinin Türk Lirası üzerinden düzenlenmiş olduğu dikkate alındığında, trafo yenileme faturasının yabancı para birimi üzerinden düzenlenmiş olmasının davacı tarafa döviz cinsinden talepte bulunma hakkı verip vermeyeceğinin sayın mahkemenizin takdirinde bir husus olduğu, davacı tarafça düzenlenen 12.12.2022 tarihli ibranamenin tam ibra olarak değerlendirilmesi halinde ise hata, hile, ikrah, gabin gibi iradeyi sakatlayıcı hal iddiası bulunmayan davacı taraf imzalamış olduğu ibraname ile bağlı olacağından, yüklenmiş olduğu kur farkı zararını davalı sigorta şirketinden talep edemeyeceği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Dava, davalı tarafından eksik ödenen sigorta poliçesinden doğan sigorta bedelinin istemine ilişkindir.
.... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 17.332,15-Euro asıl alacak olan borcun ödenmesi amacıyla tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 14/05/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 10/05/2024 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, itiraz ile birlikte takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
Türk Ticaret Kanunu'nun 1420. maddesi "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl... zamanaşımına uğrar" hükmünü içermektedir. Muacceliyet tarihi ise TTK'nın 1427. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenmiş olup anılan hükümde "Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur" denilmektedir.
Davacı taraf, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde, TTK m.1427/2 hükmünü yalnızca ilk cümlesine dayalı olarak yorumlayarak muacceliyetin sigortacının araştırmaları bittiğinde yani ekspertiz raporunun tanzim edildiği 29.11.2022 tarihinde başlaması gerektiğini, dolayısıyla zamanaşımının dolmadığını ileri sürmüştür.
Davacının bu yorumu kanunun lafzına ve sistematiğine aykırıdır. Zira TTK m.1427/2'deki "ve her hâlde" ibaresi, sigortacının araştırmaları bitse de bitmese de, sigorta tazminatının en geç ihbar tarihinden itibaren kırk beş gün sonra muaccel olacağını açıkça düzenlemektedir. Kanun koyucu bu ifadeyle bir üst sınır belirlemiş ve sigortacının araştırma süresini uzatarak muacceliyeti ertelemesinin önüne geçmiştir. Ekspertiz raporunun hangi tarihte tamamlandığı, bu azami süreyi aşmadığı sürece muacceliyet tarihini belirlemede tek başına belirleyici değildir. Başka bir anlatımla "ve her hâlde" ibaresi, muacceliyet için bir tavan süre getirmekte olup bu süre ihbar + 45 gündür.
Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere yangın 02.08.2022 tarihinde meydana gelmiş ve davacı sigortalı tarafından 08.08.2022 tarihinde davalı sigorta şirketine ihbar edilmiştir. TTK m.1427/2'deki "ve her hâlde" kuralı gereğince muacceliyet tarihi, ihbar tarihine 45 gün eklenmek suretiyle 22.09.2022 olarak tespit edilmiştir. TTK m.1420 uyarınca iki yıllık zamanaşımı süresi bu tarihten itibaren işlemeye başlamış ve 22.09.2024 tarihinde dolmuştur.
Dava ise 24.01.2025 tarihinde açılmış olup, zamanaşımı süresinin dolmasından yaklaşık dört ay sonrasına tekabül etmektedir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 154. maddesinin 2. fıkrası uyarınca alacaklının dava veya def'i ileri sürmesi ya da icra takibinde bulunması zamanaşımını keser. Dosya kapsamından davacının 08.05.2024 tarihinde .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığı anlaşılmaktadır. Ancak bu icra takibi yalnızca 17.332,15 Euro tutarındaki kısım için yapılmış olup, kalan 45.835,26 Euro bakımından zamanaşımını kesen herhangi bir işlem bulunmamaktadır.
Dolayısıyla davacının talep ettiği 63.167,41 Euro tutarındaki alacağın 45.835,26 Euro'luk kısmı, 08.05.2024 tarihinden önce herhangi bir kesici işlem yapılmadığından zamanaşımına uğramıştır.
Davacı taraf, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 16. maddesinin 2. fıkrasındaki "Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz" hükmüne dayanarak zamanaşımının dolmadığını ileri sürmüştür.
Bu savunmanın değerlendirilmesinde öncelikle arabuluculuk başvuru tarihinin tespiti gerekmektedir. Davacı taraf cevaba cevap dilekçesinde arabuluculuk başvuru tarihinin 12.11.2024 olduğunu beyan etmiştir. Ancak UYAP sistemindeki ilgili arabuluculuk dosyasının evrak işlem kütüğünden teyit edilebileceği üzere, arabuluculuk başvuru tarihi 19.11.2024'tür. Anlaşmama son tutanağı ise 23.01.2025 tarihinde imzalanmıştır.
Her ne kadar davacı 12.11.2024 tarihini ileri sürmüş olsa da, bu tarihin kabulü halinde dahi sonuç değişmeyecektir. Şöyle ki; yukarıda açıklandığı üzere zamanaşımı süresi 22.09.2024 tarihinde dolmuştur. Davacının beyan ettiği 12.11.2024 tarihi, zamanaşımının dolmasından yaklaşık 51 gün sonrasına; UYAP kayıtlarındaki gerçek başvuru tarihi olan 19.11.2024 ise zamanaşımının dolmasından yaklaşık 58 gün sonrasına tekabül etmektedir.
HUAK m.16/2 hükmü, arabuluculuk sürecinin zamanaşımını durdurucu etkisini düzenlemekte olup, bu etki ancak zamanaşımı süresi dolmadan önce başlatılan arabuluculuk süreçleri için geçerlidir. Zamanaşımı süresi 22.09.2024 tarihinde zaten dolmuş bulunduğundan, ister 12.11.2024 ister 19.11.2024 tarihinde başlatılmış olsun, arabuluculuk süreci zamanaşımını etkilemez. Dolmuş bir zamanaşımı süresinin, sonradan başlatılan arabuluculuk ile canlandırılması veya geriye doğru işletilmesi hukuken mümkün değildir.
Bu itibarla davacının HUAK m.16/2'ye dayalı savunması yerinde görülmemiştir.
Tüm bu değerlendirmeler ışığında; davacının talep ettiği 63.167,41 Euro tutarındaki sigorta tazminatı alacağının 17.332,15 Euro'luk kısmı dışındaki 45.835,26 Euro ve ferileri bakımından TTK m.1420 ve m.1427/2 hükümleri uyarınca zamanaşımı süresinin dolduğu tespit edilmiştir.
Zamanaşımına uğramayan 17.332,15 Euro'luk kısım bakımından esasa ilişkin değerlendirme yapılmıştır.
29.11.2022 tarihli kesin ekspertiz raporunda, hasar bedeli hesaplamasına esas alınan tüm kalemler ve döviz teklifleri açıkça belirtilmiştir. Raporda; yangında hasar gören trafonun yenilenmesi için ABB firması tarafından verilen 235.000,00 Euro tutarındaki teklifin uygun bulunduğu, bu tutarın hasar tarihi olan 02.08.2022 tarihli kur (18,3833 TL/Euro) üzerinden 4.320.075,50 TL olarak hesaplandığı, sovtaj tenzili ve bina onarım bedelleri ile yangın söndürme malzeme bedellerinin eklenmesiyle toplam hasar tutarının 4.249.910,85 TL olarak tespit edildiği açıkça ifade edilmiştir.
Görüldüğü üzere ekspertiz raporunda; Euro cinsinden teklif tutarı, uygulanan döviz kuru, kurun hangi tarihe ait olduğu ve tüm hasar kalemleri şeffaf bir şekilde ortaya konulmuştur. Davacı şirket, bu raporu ve içeriğini bilerek, 4.249.910,85 TL tutarındaki tazminat üzerinde davalı sigorta şirketi ile mutabık kalmış ve akabinde ibranameyi imzalamıştır.
Dosyaya sunulan 12.12.2022 tarihli ibraname incelendiğinde, davacı şirket yetkilisinin aşağıdaki beyanlarda bulunduğu görülmektedir:
"4.249.910,85 TL tutarındaki tazminata bir itirazımız bulunmadığını ve aynen kabul ettiğimizi beyan eder... ... SİGORTA A.Ş.'nden bu hasardan dolayı her ne adla olursa olsun hiçbir alacağımızın kalmadığını ve her türlü hukuk ve iddialarımızdan vazgeçtiğimizi ve Şirketin borcunu geri dönmemek üzere kendi rızamızla tamamen ibra eylediğimizi kabul, taahhüt ve tasdik ederiz."
İbraname metninde yer alan "her ne adla olursa olsun hiçbir alacağımızın kalmadığı", "her türlü hukuk ve iddialarımızdan vazgeçtiğimiz" ve "tamamen ibra eylediğimiz" ifadeleri, herhangi bir kayıt veya şart içermeksizin, açık ve tereddüde mahal bırakmayacak şekilde tam ibra iradesini ortaya koymaktadır. İbranamede kur farkı, ek tazminat veya başkaca bir alacak hakkının saklı tutulduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmamaktadır.
Özellikle vurgulanmalıdır ki davacı, ekspertiz raporunda Euro teklifinin açıkça yer aldığını, hasar tarihindeki kurun uygulandığını ve bu hesaplama yöntemiyle ulaşılan TL tutarını bilerek ibranameyi imzalamıştır. Davacının ibra anında kur farkı oluşabileceğinin farkında olmadığı veya bu hususu bilmediği ileri sürülemez. Zira ekspertiz raporundaki hesaplama metodolojisi, Euro teklif tutarı ve uygulanan kur tarihi açıkça görülmektedir. Buna rağmen herhangi bir ihtirazı kayıt koymaksızın "hiçbir alacağım kalmadı" beyanında bulunan davacının, ödeme tarihinden yaklaşık iki yıl sonra kur farkı talebinde bulunması hukuken himaye göremez.
Davacı taraf, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ve yargılama sürecinde, ibranamenin dar yorumu ilkesi gereğince söz konusu belgenin kısmi ibra olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
İbranamenin dar yorumu ilkesi, borçlar hukukunda kabul edilen ve ibraname metninde belirsizlik veya tereddüt bulunması halinde bu belirsizliğin ibra eden (alacaklı) lehine yorumlanmasını öngören bir ilkedir. Bu ilkenin uygulanabilmesi için ibraname metninin yoruma muhtaç olması, başka bir deyişle metnin farklı anlamlara gelebilecek ifadeler içermesi gerekmektedir.
Somut olayda ise 12.12.2022 tarihli ibraname metni hiçbir belirsizlik içermemektedir. İbranamede "her ne adla olursa olsun hiçbir alacağımızın kalmadığı" ve "tamamen ibra" ifadelerinin kullanılması, ibra iradesinin kapsamını açık ve net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu denli açık ve kesin ifadeler karşısında, dar yorum ilkesinin uygulanmasını gerektiren bir belirsizlik veya tereddüt hali mevcut değildir.
Davacının, ibra tarihinden yaklaşık iki yıl sonra, ibraname imzalanırken hiç gündeme getirmediği kur farkı iddiasıyla bu açık ibra beyanını geçersiz kılmaya veya kapsamını daraltmaya çalışması, ibra hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 18. maddesinin 2. fıkrası uyarınca "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir." Davacı ... San. ve Tic. A.Ş. ticaret siciline kayıtlı bir anonim şirket olup tacir sıfatını haizdir.
Basiretli tacir, imzaladığı sözleşmelerin ve verdiği beyanların hukuki sonuçlarını öngörebilen, ticari hayatın gerekliliklerine uygun hareket eden kişidir. Davacı şirket, ibranameyi imzalarken kur farkından kaynaklanan bir alacak iddiası varsa bunu saklı tutabilir, ibranameye bu yönde bir şerh düşebilir veya ibranameyi imzalamayı reddedebilirdi. Bunların hiçbirini yapmayarak "tamamen ibra" beyanında bulunan davacının, ödeme tarihinden yaklaşık iki yıl sonra kur farkı talebinde bulunması, TTK m.18/2'de düzenlenen basiretli tacir yükümlülüğüyle bağdaşmamaktadır.
Türk Borçlar Kanunu'nun 28. maddesi gabin (aşırı yararlanma) halini düzenlemekte olup, gabinin varlığı için objektif unsur olan edimler arası açık oransızlık ile sübjektif unsurlar olan müzayaka hali, düşüncesizlik veya deneyimsizliğin kümülatif olarak gerçekleşmesi gerekmektedir.
Dosya kapsamında davacının gabin halinde olduğuna, ibranameyi müzayaka altında, düşüncesizce veya deneyimsizlik nedeniyle imzaladığına dair herhangi bir iddia ileri sürülmemiş ve bu yönde delil sunulmamıştır. Aksine, kamu adına faaliyet gösteren, Sayıştay denetimine tabi, kurumsal yapıya sahip bir anonim şirketin yetkili temsilcisinin, serbest iradesiyle ibranameyi imzaladığı anlaşılmaktadır.
Tüm bu değerlendirmeler çerçevesinde; 12.12.2022 tarihli ibranamenin açık metni, dar yorum ilkesinin uygulanmasını gerektiren bir belirsizliğin bulunmaması, davacının tacir sıfatıyla basiretli davranma yükümlülüğü ve irade sakatlığı iddiasının ileri sürülmemiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu ibranamenin tam ibra niteliğinde olduğu ve hukuken geçerli bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda zamanaşımına uğramayan 17.332,15 Euro'luk kısım da dahil olmak üzere, davacının davalı sigorta şirketinden dava konusu hasara ilişkin herhangi bir alacak talep etmesi, geçerli tam ibra nedeniyle mümkün değildir.
Her ne kadar zamanaşımı ve tam ibra nedenleriyle davanın reddi gerektiği sonucuna varılmış olsa da, kur farkı ve diğer taleplerin esastan da yerinde olmadığının tespiti gerekmektedir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 1461. maddesi "Sigortacının sorumluluğu sigorta bedeli ile sınırlıdır. Sigorta bedeli, rizikonun gerçekleştiği andaki sigortalı menfaatin değerini aşsa bile, sigortacı uğranılan zarardan fazlasını ödemez" hükmünü içermektedir. Bu düzenleme uyarınca sigorta tazminatı, hasar tarihindeki değer üzerinden hesaplanır; - sigorta poliçesi Türk Lirası üzerinden düzenlenmiş olması dikkate alındığnıda- ödeme tarihindeki değer veya kur esas alınmaz.
Somut olayda davalı sigorta şirketince görevlendirilen ekspertiz firması, sigorta tekniğine ve TTK m.1461'e uygun olarak hasar tarihi olan 02.08.2022 tarihindeki kuru (18,3833 TL/Euro) esas alarak hasar tespiti yapmıştır. Davacının ödeme tarihindeki kurun esas alınması gerektiği yönündeki iddiası, sigorta hukuku tekniğine ve anılan yasal düzenlemeye açıkça aykırıdır.
Taraflar arasındaki sigorta poliçesi Türk Lirası üzerinden düzenlenmiştir. Poliçenin açıklamalar bölümünde "Poliçe ve ... Teknik Şartnamesindeki şartların çelişmesi durumunda ... Teknik Şartnamesi geçerlidir" kaydı yer almakta olup, ... Teknik Şartnamesi'nde açıkça "Sigorta Poliçeleri, Türk Lirası (TL) teminatlı yapılacaktır" hükmü bulunmaktadır.
TL cinsinden düzenlenmiş sigorta poliçesinde, sigortacının Euro veya başka bir döviz cinsinden tazminat ödemesi yükümlülüğü bulunmamaktadır. Davacının trafo yenilemesini Euro ile yapması, sigorta sözleşmesinin TL cinsinden olduğu gerçeğini değiştirmez. Sigortalının hasar giderimi için hangi para biriminde harcama yaptığı değil, sözleşmede kararlaştırılan para birimi esas alınır.
Davacı taraf, alacak iddiasına dayanak olarak Ekim 2024 tarihli Sayıştay raporunu göstermiştir. Sayıştay'ın temel görevi, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu uyarınca merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idarelerini, sermayesinde doğrudan veya dolaylı olarak kamu payı bulunan şirketleri şeffaflık ve hesap verme sorumluluğu çerçevesinde TBMM adına denetlemektir.
Sayıştay denetçilerince düzenlenen denetim raporları, kesinleşmiş yargı kararları gibi bağlayıcı nitelikte değildir. Sayıştay raporu, davacı şirketin iç denetimine ve kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin bir tespit içermekte olup, davalı sigorta şirketi ile davacı arasındaki özel hukuk ilişkisini ve sigorta sözleşmesi hükümlerini bağlamamaktadır.
Ayrıca Sayıştay raporunda yapılan hesaplamada sigorta poliçesi ve teknik şartname hükümleri dikkate alınmamış, TTK m.1461'deki "rizikonun gerçekleştiği andaki tazmin değeri" kuralı uygulanmamış ve TL üzerinden düzenlenmiş poliçe göz ardı edilerek Euro cinsinden karşılaştırma yapılmıştır. Bu metodoloji sigorta hukuku tekniğiyle bağdaşmamakta olup, söz konusu rapor dava konusu alacak talebine hukuki dayanak oluşturamamaktadır.
... San. ve Tic. A.Ş. Sigorta Hizmeti Alımı Teknik Şartnamesi'nde "Hasar Ödemeleri KDV hariç yapılacaktır" hükmü açıkça yer almaktadır. Bu düzenleme, sigorta tazminatının KDV hariç olarak hesaplanacağını öngörmekte olup, tarafların serbest iradeleriyle kabul ettikleri bir sözleşme şartıdır.
27.11.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere, davacı şirket trafo yenileme faturası nedeniyle ödediği KDV tutarını ilgili ayda ödemesi gereken vergiden indirim yoluyla mahsup etmiştir. Bu durumda davacı şirketin KDV tutarı kadar gerçekleşmiş bir zararı veya gelir kaybı bulunmamaktadır.
27.11.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda yapılan ve mahkememizce benimsenen tespitler şöyledir: Dava konusu sigorta poliçesinin atıfta bulunduğu ... Teknik Şartnamesi'nin "hasar ödemeleri KDV hariç yapılacaktır" hükmü gereğince davacı tarafın KDV talebinde bulunamayacağı; davacı şirketin KDV'yi indirim yoluyla mahsup ettiği için bu yönde bir zararının oluşmadığı; 12.12.2022 tarihli ibranamenin tam ibra olarak değerlendirilmesi gerektiği; iradeyi sakatlayıcı bir hal bulunmayan davacının ibraname ile bağlı olacağı tespit edilmiştir.
Bilirkişi heyet raporundaki bu değerlendirmeler dosya kapsamıyla uyumlu olup mahkememizce benimsenmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle sonuçta aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle;
1-Davanın 45.835,26 Euro kısmının zamanaşımına uğramış olması; geriye kalan kısmının ise tam ibra nedeniyle REDDİNE,
2-Alınması gereken maktu 732,00-TL harcın, peşin alınan 40.377,94-TL harçtan mahsubu ile bakiye 39.645,94-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 349.015,17-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.29/01/2026

Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim