Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/483

Karar No

2025/99

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2024/483 Esas
KARAR NO:2025/99

DAVA:Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:21/05/2019
KARAR TARİHİ:13/02/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... ile müvekkili şirket arasında akdedilen sözleşme ve protokol uyarınca davalılardan ...'a kullandırılan lisans bedelleri eksik tahsil edildiğini, söz konusu lisans kullanım bedelleri nedeniyle müvekkili şirketin alacaklı olduğunun ...'ın kabulünde olduğunu, sözleşme ve protokol uyarınca, ... grup şirketlerinin sözleşme ve protokol uyarınca kullanacağı lisans bedellerinden sorumlu olup, bu husus da davalılardan ...'in kabulünde olduğunu, davalıların sözleşme tarihinde grup şirketi olduğu hususu dosyaya sunulan e-mail yazışmalar ile mahkememiz tarafından celp edilecek olan davalılara ait ticaret sicil kayıtları ile tespit edileceğini, bu sebeple müvekkili şirketin 67.190,01 Amerikan Doları tutarındaki alacağının Protokol'ün 6.4. Maddesi uyarınca 02.01.2018 tarihli, ... numaralı irsaliyeli faturada belirtilen vade tarihlerinden itibaren işleyecek aylık %2,5 faiz ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini, ayrıca, dava konusu alacakları bakımından 2004 sayılı Kanun'un ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için aradığı şartlar oluşmuş olup, davalıların malvarlığı ile üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacakları üzerinde öncelikle teminatsız olarak, mahkeme aksi kanaatte olması halinde takdir edilecek teminat karşılığında ihtiyati haciz tesis edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Hakkındaki dava tefrik edilen ... şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve delil listesinin HMK’nın emredici hükümleri gereğince usulüne uygun olmadığını, yasaların emredici hükmü gereği davacı dava dilekçesindeki iddia ve beyanlarını ispat ile mükellef olup delillerini sunması gerektiği halde, dava dilekçesi içinde, davaya konu somut olayı ve taleplerini ispatlayan yeterli belge veya evraklar sunulmadığını, dava dilekçesinde belirtilen dayanak belgeler ve faturalar ve cari ekstre dava dosyasına sunulmadığı gibi müvekkilinin davalılara tebliğe çıkarılmadığını ve savunma hakkı açıkça kısıtlandığını, müvekkili şirketin dava dilekçesinde belirtildiği şekilde herhangi bir borcu bulunmadığını, sözde alacağı bir an için kabul etmemek kaydı ile işleyecek ve işlemiş faize ve faiz oranına da itirazda bulunduklarını, davacı tarafın talep ettiği faizin fahiş olduğunu, yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle; davacının alacağının gerçek bir alacak olmaması nedeni ile davacının alacağını dayandırdığı belgeler/faturalardaki edimlerini ifa etmediği dikkatte alınarak, şartları oluşmayan, haksız ve hukuka aykırı davanın ve tüm taleplerinin reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dilekçesi içeriğinden anlaşıldığı kadarıyla diğer ... ... San. ve Tic. A.Ş.'den ticari bir alacak iddası bulunduğunu, ve bu alacağının ispatı ve tahsilinde güçlük çektiğini, borçlu olduğunu iddia ettiği şirket ile mutabakata varamayan iddia olunan alacakla ve borçluyla hiçbir ilintisi bulunmayan müvekkiline hangi hukuki dayanakla olduğu anlaşılamayan huzurdaki tazminat davasını yönelttiklerini, dosya içeriğinde mübrez belgelerden de görüldüğü kadarıyla davacı, diğer davalıya sağladığını iddia ettiği hizmet karşılığı faturalarını kestiğini, iddia ettiğine göre bu faturaların bir kısmının ödendiğini, bir kısmı ödenmediğini, ödenmeyen faturalar için de davacının, müvekkiline dava açtığını, ancak, uzun uzun sunulan hizmetin niteliğinden, imzaladıkları sözleşmelerin kapsamından bahsedilen bu dilekçede ... ... A.Ş'nin borçlu olduğunu iddia ettikleri tutar hakkında müvekkiline hangi sıfatla dava yöneltildiği anlaşılamadığını, davacı taraf muhtemelen bahsedilen alacak için müvekkili aleyhine 11 Şubat 2019 tarihinde .... İcra Müd. ... Esas sayılı dosyası ile bir ilamsız icra takibi başlattığını, itirazları üzerine de bu mesnetsiz ve hukuksuz icra dosyasını takipsiz bıraktığını, akabinde müvekkili şirkete bir takım afaki açıklama ve gerekçelerle bir ihtarname gönderildiğini, müvekkili şirket yetkililerinin davacı şirket yetkililerini arayıp görüşmesi sonrasında yanlış anlaşılma olduğu beyan edildiğini ve neticede söz konusu ihtarnameye de yanıt dahi verilme gereği görülmediğini, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında ... yazılım ürünlerinin kullanımına ilişkin olarak 31.12.2016 tarihi itibariyle hüküm ifade etmek üzere ekte sunulan "... Yazılım Lisans Protokolü" imzaladığını, işbu sözleşme de görüleceği üzere, müvekkili şirket müşteri olarak anıldığını ve sözleşme de ... tarafından sunulan hizmetlerden faydalanacak müşteri olarak sadece müvekkilinin adı geçtiğini, müvekkili şirketin işbu sözleşme kapsamında davacıdan aldığı tüm hizmetlerin bedellerini eksiksiz ödediğini, davacıya hiçbir ticari borcu ya da hizmet sözleşmesinden kaynaklanan tazminat borcu bulunmadığını, aldığı tüm hizmetlerin bedelini eksiksiz ödeyen müvekkiline bir tazminat alacağı talebi yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yukarıda sunulan nedenlerle müvekkili aleyhine hiçbir hukuki dayanak ya da delil olmaksızın açılan işbu davanın reddini, avukatlık ücreti ile tüm yargılama giderlerinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 11/10/2019 tarihli celsesi 4 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 20/12/2019 tarihli raporunda özetle;
''Davalı ticari defterlerinin incelenmesi: Davalının 2017-2018 yıllarına ait ticari defterleri incelenmiştir. Defterlerin elektronik ortamda tutulduğu,defter beratlarının zamanında alındığı tespit edilmiştir. Davalı defterlerinde ticari belgelerin carî hesap bazında ve detaylı olarak takip edildiği, kayıtların belge bazında yapıldığı tespit edilmiştir. Alış faturalarının ve ödemelerin defterlere detaylı olarak kaydedildiği görülmüştür. Davacıya ayrı bir cari hesap açıldığı ve muhasebe kayıtlarının taraflar arasındaki ticari ilişkiyi açıklayıcı mahiyette yapıldığı tespit edilmiştir. Davalı defterlerinin genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine ve yasaya uygun olarak tutulduğu tespit edilmiştir.
Davalı kayıtlarının açıklanması: Taraflar arasındaki faturaların USD olarak düzenlendiği ve ticari ilişkinin döviz (USD) cinsinden olduğu tespit edilmiştir. Ancak yasal zorunluluk gereği defterlere "Türk Lirası' olarak kaydedilmiştir. Çünkü Türkiye' de kayıtlar "Türkçe" tutulur. Ancak defterlerde aynı zamanda döviz cinsinden de takibi mümkündür. Davalı kayıtlarının da bu şekilde olduğu tespit edilmiştir.
Davalı kayıtlarında yapılan incelemede davacıdan iki ayrı fatura alındığı görülmektedir. Faturalardan bir tanesi 2017 yılında, diğeri 2018 yılında alınıp defterlere kaydedilmiştir. Yapılan incelemede 2017 yılında alınan faturanın tamamı 2017 yılında ödenmiştir. Kalan bakiye 2018 yılında alınan faturadan kaynaklanmaktadır.
2017 yılı davalı kayıtlarının açıklanması: Alınan fatura toplamı 70.259,05 USD'dir. Davacıya 2017 yılında yapılan ödemeler toplamı da 70.259,05'USDdir. Oluşan toplam borç tutarı 15.340,00 USD'den, yapılan ödemeler tutarı 13.526,80'USD 2017 yılında alınan faturanın tamamı yılı içerisinde ödendiği için 2017 yılı sonu itibariyle bakiye kalmamıştır.
2018 yılı davalı kayıtlarının açıklanması:Davacı tarafından düzenlenen ve 2018 yılında davalı kayıtlarına alınan fatura toplamı 79.275,01 USD'dir. Davacıya 2018 yılında yapılan ödemeler toplamı 12.093,00 USD'dir. Alınan fatura tutarından yapılan ödeme tutarı çıkarıldıktan sonra kalan bakiye 79.275,01 USD - 12.093,00 USD = 67.182,01 USD' dir. Davalı kayıtlarına göre davacının, davalıdan olan alacağı 67.182,01 USD'dir.
Dava dosyasının incelenmesi:
• Dava dosyasında dava dilekçesi ekinde sunulan sözleşmede işbu davanın davalısı ... şirketinin adı geçmemekte, ancak bağlı kuruluş ibaresi yer almaktadır. ... şirketi ile ... şirketlerinin ortakları arasında ... ... Yatırım ve Tic. A.Ş.'nin bulunduğu dosyaya sunulan belgelerden tespit edilmiştir. Diğer bir ifadeyle davalıların ilişkili şirketler/grup şirketleri oldukları görülmektedir. Sözleşmeyle ilgili değerlendirme hukuki mesele olup, takdir Sayın Mahkemenindir.
• Dava dosyasına Ek:2 olarak sunulan .... Noterliğinin 26.04.2018 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile ... şirketinin vadesi geçmiş 33.591 USD tutarındaki 3 taksitin ödenmesi ihtar edilmiştir.
• Dava dosyasına Ek:3 olarak sunulan .... Noterliğinin 22.01.2019 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile diğer davalı ... ... şirketinin vadesi geçmiş 69.334 USD tutarındaki bakiye borcun ödenmesi ihtar edilmiştir.
• Dava dosyasına Ek:6 olarak sunulan ... şirketinin Ba-Bs mutabakat formu örneği sunulmuştur. ... şirketinin Ba formunda 2018 yılı Ocak ayında davacıdan KDV hariç 253.861,42TL tutarında alım yapıldığı görülmektedir. Bu tutar davalı kayıtlarındaki 02.01.2018 tarih ... nolu KDV dahil 299.556,48-TL (79.275,01 USD ) tutarlı faturaya karşılık gelmektedir. Yani davacıdan alınan fatura davalı tarafından bağlı bulunduğu vergi dairesine hizmet alımı ve vergi olarak bildirilmiştir.
• Dava dosyasına Ek:7 olarak sunulan, farklı tarihlerde karşılıklı yapılan elektronik posta yazışmalarında ödemenin yapılmasına ilişkin bildirimlerle, ne zaman ödeme yapılacağı ve taksitlendirme yapıtması gibi yazışmaların olduğu görülmektedir.
• Dosyaya sunulan Ek:8/9/10/11/12/13/14 nolu yazışmalarda taksitlendirme ve ödemeye çağrıya ilişkin yazışmalar bulunmaktadır.
• Dosyaya sunulan Ek:15-19 arası yazışmalarda da ödemeye çağrıya ilişkin yazışmalar bulunmaktadır.
• Davalılardan ... ... şirketinin ortaklık yapısıyla ilgili olarak dosyaya sunulan belgeler (CD vb) incelendiğinde; Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 25.11.2016 tarih 9206 sayısının 352. Sayfasında davalı ... ... şirketinin ortakları arasında ... ... ... ve Tic. A.Ş.' nin bulunduğu görülmektedir.
• ... şirketinin ortaklık yapısıyla ilgili olarak dosyaya sunulan belgeler incelendiğinde; şirketin 18.11.2016 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısının "hazır bulunanlar listesinde" ... şirketinin ortakları arasında (hakim ortağı durumunda olan) ... ... ... ve Tic. A.Ş.'nin bulunduğu görülmektedir. Dosyaya sunulan sözleşmenin tarihi 29.12.2016 tarihidir.
• Davacı tarafından davalıya düzenlenen ilk fatura 01.01.2017 tarihlidir. Bu faturanın tamamının ödendiği davalı defterlerinde görülmektedir. Davacının da bu faturayla ilgili bir talebi bulunmamaktadır • Davacı tarafından davalıya düzenlenen ikinci fatura 02.01.2018 tarihlidir. Bu faturaya kısmen ödeme yapılmış olup, hesap incelemesi kısmında açıklama yapılmıştır.
Davacının alacak talebinin ticari defterler kapsamında değerlendirilmesi: HMK MADDE 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi İçin, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onaylan yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdekr sahibi lehine ve aleyhine otan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtlan kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçımrsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır."
Davalı defterlerinde yapılan incelemede davalı kayıtlarında davacıya gözüken borç bakiyesinin 67.182,01 USD olduğu, bu tutarın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu görülmektedir. Dolayısıyla davalı defterinin yukarıdaki yasa maddeleri kapsamında davacı iddialarını desteklediği ve davacı lehine delil teşkil ettiği görülmektedir.
SONUÇ VE KANAAT: Tarafların iddia ve savunması, tüm dosya içeriği ve davalı defterlerinin incelenmesi sonucu yukarıda yapılan detaylı açıklamalar ışığında değerlendirmesi ve takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere;
i)Yapılan incelemede taraflar arasında bir ticari ilişkinin bulunduğu,
ii)Davacı tarafından düzenlenen iki adet fatura bulunduğu ve bu faturaların ... şirketi defterlerinde kayıtlı olduğu,
iii)Dava konusu cari hesap bakiyesinin davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, dava tarihî itibariyle davalı defterlerine güre dava tarihi itibariyle davacının, davalıdan 67.182,01 USD tutarında alacaklı olduğunun tespit edildiği,
iv)Davalı defterlerinde yapılan incelemede takip konusu cari hesap alacağının davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı defterinin usulüne ve yasaya uygun olarak tutulduğu, incelenen defterlerin davacı iddialarını desteklediği ve davacı lehine delil teşkil ettiği tespitlerinde bulunulmuştur.'' denilmiştir.
Mahkememizin 13/02/2020 tarihli celsesi 4 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 21/09/2020 tarihli raporunda özetle;
''TİCARİ DEFTER İNCELEMELERİ:
Davacı ticari defterleri; Davacı yanın aşağıda noter tasdik bilgileri belirtilen 2018-2019 yıllarına ait ticari defterleri incelemeye tabi tutulmuştur.

Yılı Defterin Cinsi Tasdik Makamı Tasdik Tarihi Yevmiye No.
2018 Yevmiye Açılış ... 25. Noteri 27.12.2017 ...
2018 Yevmiye Kapanış ... 25. Noteri 28.06.2019 ...
2018 Defter-i Kebir ... 25. Noteri 27.12.2017 ...
2018 Envanter ... 25. Noteri 27.12.2017 ...
2019 Yevmiye Açılış E-Defter Beratı 06.05.2019 ...
2019 Yevmiye Kapanış E-Defter Beratı 01.06.2020 ...
2019 Defter-i Kebir E-Defter Beratı 06.05.2019 ...
2019 Envanter ... 25. Noteri 24.12.2019 ...

İncelenen davacı şirkete ait 2018-2019 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdik /
beratlarının yasal süresinde yaptırıldığı, bu anlamda ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu görülmüştür.
Davacı ticari defterlerinde tespit edilenler: Davacı şirket ticari defterlerinde, hakkındaki dava tefrik edilen ... ... A.Ş. ile aralarındaki ticari ilişkiye ait muhasebe hareketlerinin 120.01.02.006 numaralı “Alıcılar” hesabında takip edildiği, anılan hesabın 31.12.2018 tarihi itibarıyla 67.190,01 USD karşılığı 402.481,60 TL borç bakiyesi vermekte olduğu, söz konusu tutarın yılsonunda 128.00.02.0001 numaralı “Şüpheli Alacaklar” hesabına virman edildiği, bu anlamda 21.05.2019 dava tarihi itibarıyla davacı yanın ...’dan 67.190,01 USD karlılığı 402.481,60 TL alacaklı olduğu görülmüştür.
Davacı şirket ticari defterlerinde, davalı ... ... Tesisleri ve San. Tic. A.Ş. ile aralarındaki ticari ilişkiye ait muhasebe hareketlerinin 120.01.02.0001 numaralı “Alıcılar” hesabında takip edildiği, anılan hesabın 21.05.2019 hava tarihi itibarıyla borç veya alacak bakiyesi vermediği, söz konusu hesabın bakiyesinin “0,00” TL olduğu, bu anlamda 21.05.2019 dava tarihi itibarıyla davacı yanın davalı ...’den alacaklı olmadığı görülmüştür.
ARA KARAR GEREĞİNCE DAVACI ŞİRKET MERKEZİNDE 22.07.2020 TARİHİNDE YAPILAN İNCELEME: ... ... A.Ş.'nin dava konusu yazılımları kullanıp kullanmadığına, nasıl, ne zaman, hangi ölçüde kullandığına ilişkin erişim, bağlantı bilgilerinin, bu veriler dava dışı üçüncü kişi (...) tarafından satışa aracılık edenlerle paylaşılmadığı için, davacı nezdinde bulunmadığı görülmüştür. Dava dışı üçüncü kişinin bu uygulaması, müşterilerinin verilerini korumaya yönelik genel bir uygulamadır.
DEĞERLENDİRME:
Dosya kapsamında yapılan incelemelerde;
Dava dosyasında davacı ile davalı ... ... Tesisleri San. Ve Tic. A.Ş. arasında 29.12.2016 tarihli “kurumsal üyelik kayıt anlaşması” nın sunulu olduğu, anlaşmada sadece davacı şirket yetkilisinin isim ve imzasının yer aldığı,
Dava dosyasında davacı ile davalı ... ... Tesisleri San. Ve Tic. A.Ş. arasında 20.01.2017 tarihinde imzalanan “... Yazılım Lisans Protokolü” nin sunulu olduğu, protokolde davalılardan ... ... finans müdürü ile insan kaynakları müdürünün, davacı yan yönetim kurulu başkanı ile yönetim kurulu üyesinin imzalarının yer aldığı,
Davacı yan tarafından ... unvanına keşide edilmiş 01.01.2017 tarih, ... numaralı, KDV dahil 70.259,05 USD karşılığı 247.698,31TL ve 02.01.2018 tarihli, ... numaralı, KDV dahil 79.275,01 USD karşılığı 299.556,46 TL tutarlı “irsaliyeli fatura” ların sunulu olduğu,
Dava dosyasında davacı yanın ... .... A.Ş. ye keşide ettiği, ... Noterliğinin 26.04.2018 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamenin yer aldığı, anılan ihtarnamede, ödemekle yükümlü olduğunuz ve 30 gündür ödemediğiniz toplam 33.591,00 USD’yi, iş bu ihtarnamenin tebliğinden itibaren en geç 7 (yedi) gün içerisinde tarafımıza ödemeniz; aksi takdirde bu ihtarnamemize binaen hukuk süreçlerinin başlatılması için avukatlarımız aracılığı ile ihtar ve icra takiplerine başlanacağını hususu önemle ihtar olunur. ifadelerine yer verildiği,
Dava dosyasında davacı yanın davalı ... ... ... San. Ve Tic. A.Ş. ye keşide ettiği, .... Noterliğinin 22.01.2019 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamenin yer aldığı, anılan ihtarnamede “Müvekkil şirket ile tarafınızın sözleşmenin akdi ve hizmetlerin alımı sırasındaki iştiraki ... ... Anonim Şirketi (“...”) arasındaki, tarafınız ile akdedilen Sözleşme ve protokol kapsamında temin edilen lisans kiralamadan kaynaklanan ticari ilişki neticesinde, ...’ın müvekkil şirketten temin ettiği, lisanslı yazılım programlarının karşılığı olan ödemeler yapılmamıştır. Tarafınız ile ... ve müvekkil şirket arasında süregelen ticari ilişki kapsamında düzenlenen irsaliyeli fatura ve cari hesap kayıtları uyarınca; tarafınızın iştiraki ...’ın müvekkil şirkete toplam 69.334,69 USD tutarında bakiye borcu bulunmaktadır. … Hal böyle iken iş bu ihtarnamenin tarafınıza tebliğ tarihin itibaren 7 gün içerisinde; tarafınız ile iştirakiniz ...’ın müvekkil şirkete karşı sorumluluk ve yükümlülüklerini yerine getirmesini, aksi takdirde tarafınız aleyhine de hukuki yollara müracaat edileceğini vekaleten ihtar ederiz.” ifadelerine yer verildiği,
Dava dosyasına sunulu olan davacı ile ... arasındaki farklı tarihlerde yapılan e-posta yazışmalarında ödemenin ne zaman yapılacağı ile ilgili çağrılarda bulunulduğu, taksitlendirme yapılması için yazışmaların bulunduğu görülmüştür.
Gerek talimat bilirkişi raporu, gerek ise heyetimizin hazırladığı işbu raporda tespit ediliği üzere, davacı yanın ... keşide ettiği faturaların her iki taraf ticari defterlerinde karşılıklı olarak kayıt altına alınmış oldukları, bu anlamda faturaların ...’a teslim edilmiş olduklarının tartışmasız olduğu, zira tebliğ edilmeyen faturanın davalı şirket kayıtlarına alınmasının söz konusu olamayacağı değerlendirilmiştir. Dava dosyasında, faturaları teslim alarak, ticari defter kayıtlarına işleyen davalı şirketin, TTK hükümleri uyarınca 8 günlük yasal süre içerisinde söz konusu faturalara itiraz ettiğini gösteren herhangi bir itiraz ya da ihtarnameye rastlanmamıştır.
Dava dosyasına sunulu olan ... Ticaret Sicil Memurluğuna ait ... ... San. ve Tic. A.Ş.’nin Ticaret Sicil kayıtları üzerinde yapılan incelemeye göre, 17.01.2018 tarihinde yapılan, 2016 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantı tutanağı ekindeki hazirun cetvelinden, şirketin 29.12.2016 sözleşme tarihindeki ortaklık yapısının aşağıdaki gibi olduğu görülmektedir.
Dava dosyasına sunulu olan... Ticaret Sicil Memurluğuna ait davalı ... ... Tesisleri San. ve Tic. A.Ş.’nin Ticaret Sicil kayıtları üzerinde yapılan incelemeye göre, 09.04.2018 tarihinde yapılan, 2017 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantı tutanağı ekindeki hazirun cetvelinden, 29.12.2016 sözleşme tarihinde şirketin ortaklık yapısının aşağıdaki gibi olduğu görülmektedir.
Yukarıda davalı şirketlerin hazirun cetvellerinden görüldüğü şekli ile ... A.Ş. nin, diğer davalı ... ... A.Ş. nin iştiraki ya da bağlı ortaklığı olmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı ... şirketi ile ...'ın davacıdan birlikte fiyat aldıkları, sipariş verdikleri ancak birbirlerinin borçlarına ilişkin herhangi bir yükümlülük altına girmedikleri; bu yönde bir sözleşmenin kurulmadığı düşüncesine varılmıştır.
2017 yılında düzenlenen fatura ile 2018 yılında düzenlenen fatura karşılaştırıldığında, her iki faturada aynı 4 yazılım ürününün yer aldığı; bir ürünün adetinin 2018 yılı faturasında 16 adet daha fazla (2017'de 182, 2018'de 198 adet) olduğu; diğer 3 yazılım ürününün aynı adette olduğu, görülmektedir. Fatura konusu yazılımların ... tarafından 2017'de kullanılmaya başlandığı, 2017 yılına ait faturanın tamamının, 2018 yılı faturasının bir kısmının ödendiği anlaşılmaktadır. Davacı ile ... arasındaki 2018 yılı içindeki e-postalarda, yazılımların kullanılmasının kesintiye uğradığına ilişkin herhangi bir bilgi, bildirim yer almamaktadır. Davacının faturaya konu yazılımları kullanıma sunma hizmetini ifa etmiş olduğu değerlendirilmiştir.
Davacı ile ... arasında yazılı sözleşme bulunmadığı; faturanın içeriğinde, tablolar halinde ödeme vadelerine yer verildiği, alt kısımlarında küçük puntoyla “işbu fatura 7 gün içerisinde ödenir. Bu süre içerisinde ödenmeyen fatura bedeli üzerinden aylık %2 gecikme faizi ve ayrıca bedelin %20 si tutarında gecikme tazminatı tahsil edilir. Bu şekilde temerrüde uğramış fatura bedelleri için vade farkı alacağımız saklıdır. Mal müşterinin sorumluluğu altında sevk edilir.” ibaresinin yer aldığı görülmektedir.
...'ın gönderdiği 29.12.2017 11:05 tarih-saatli e-posta ve davacının gönderdiği 29.12.2017 11:10 tarih-saatli e-posta bir arada incelendiğinde, faturanın
15.01.2018 tarihinde 12.093,00 USD, 15.02.2018 tarihinde 11.197,00 USD,
15.03.2018 tarihinde 11.197,00 USD, 15.04.2018 tarihinde 11.197,00 USD,
15.05.2018 tarihinde 11.197,00 USD, 15.06.2018 tarihinde 11.197,00 USD,
30.06.2018 tarihinde 11.197,00 USD (faturada 0,01 USD fazla olarak yazılıdır), şeklinde
ödeneceği konusunda tarafların anlaştıkları; davacının 26.04.2018 tarih, 12351 yevmiye numaralı ihtarnameyle, ...’a 33.591 USD'nin tebliğden itibaren en geç 7 gün içinde ödemesini ihtar ettiği; daha sonra davacının gönderdiği 10.10.2018 7:01 pm tarih-saatli e-postada davalının yapması gereken ödemelerin 12.10.2018 tarihinde 37.190 USD; 12.11.2018 tarihinde 30.000 USD olarak bildirildiği görülmüştür.
02.01.2018 tarihli, ... numaralı, 79.275,01 USD tutarlı fatura için 18.04.2018 tarihinde 12.085 USD ödeme yapıldığı, bu nedenle davacının ...'dan 67.190,01 USD alacağı olduğu hesaplanmış ise de, davacının 10.10.2018 7:01 pm tarih-saatli e-postayla alacağını 67.190 USD olarak bildirmesi nedeniyle bu tutar dikkate alınmıştır (Talimat dosyasında hazırlanan bilirkişi raporunda ödeme tutarı 12.093 USD kabul edilerek hesaplama yapıldığı için alacak 67.182,01 USD hesaplanmıştır).
Faiz oranına ilişkin davacı ile ... arasında yazılı sözleşme bulunmadığı anlaşılmıştır.
SONUÇ
İncelenen davacı şirkete ait 2018-2019 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdik/beratlarının yasal süresinde yaptırıldığı, bu anlamda ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu,
Talimat dosyasında hazırlanan bilirkişi raporunda, 02.01.2018 tarihli, ... numaralı, 79.275,01 USD tutarlı faturanın ... muavin defter kayıtlarında kayıt tarihinin 02.01.2018 olduğunun tespit edildiği;
Faturaya konu yazılım ürünlerinin kullandırılması hizmetinin ...'a sunulduğu;
Davacının 21.05.2019 dava tarihi itibarıyla ... ... A.Ş. şirketinden 67.190 USD alacaklı olduğu (TALEP: 67.190,01 USD); tarafların ödeme tarihlerinde (yukarıda yazılı) anlaşmış oldukları; daha sonra davacının yeni ödeme tarihleri bildirdiği (12.10.2018 tarihinde 37.190 USD; 12.11.2018 tarihinde 30.000 USD);
Faiz oranına ilişkin davacı ile ... arasında yazılı sözleşme bulunmadığı;
... A.Ş.'nin, diğer davalı ... ... A.Ş.'nin iştiraki ya da bağlı ortaklığı olmadığı,
Davacının 21.05.2019 dava tarihi itibarıyla davalı ... ... ... San. ve Tic. A.Ş. şirketinden alacağının bulunmadığı sonuç ve kanaatine varmış bulunmaktayız.'' denilmiştir.
Mahkememizin 2019/... Esas, 2020/... Karar sayılı ve 17/12/2020 tarihinde verilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın ... şirketi (taraf tefrik edildi) ve davalı ... şirketi vekilince istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2021/459 Esas, 2024/850 Karar sayılı ve 18/07/2024 tarihli ilamı ile, ''Uyapta yapılan sorgulamada, ... ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin iflas nedeniyle tasfiye halinde olduğunun görüldüğü, Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarına göre de, ... ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas 05/06/2024 tarih saat 10:57 itibariyle iflasına karar verildiği, iflas tasfiyesinin ... İcra Dairesi ... İflas sayılı dosyasından yapıldığı görülmüştür. Bu durumda, davalı Tasfiye Halinde ... ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin iflas edip etmediğinin araştırılarak, sonucuna göre, İİK'nın 194. maddesi uyarınca işlem yapılıp yapılmayacağı ve davaya iflas masasına kayıt kabul olarak devam edilip edilmeyeceği hususları üzerinde durularak ve iflasın açılmasıyla dava takip yetkisi artık müflise değil, iflas idaresine ait olacağından taraf teşkilinin de buna göre değerlendirilerek, yine dosyanın diğer davalı yönünden de davanın niteliklerin farklı olması ve usul ekonomisi gözetildiğinde tefrikinin gerekip gerekmediği hususunun da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin yukarıda belirtilen nedenlerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.'' denilerek Mahkememizin kararının kaldırıldığı ve dosyanın mahkememize iade edildiği, Mahkememizin 2024/483 Esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
... İcra Dairesinin 13/12/2024 tarihli müzekkere cevabında; müdürlüklerinin ... İflas sayılı dosyasının adi tasfiye şeklinde yürütüldüğü, iflas kararının henüz kesinleşmediği, 1. alacaklılar toplantısının 02/10/2024 tarihinde yapıldığı, iflas idare memurları ve masa vekili tayin edildiği bildirilmiştir.
Hakkında iflas kararın verilen ... şirketi hakkında dava tefrik edilerek ayrı esasa kaydedilmiştir.
Dava, ... Kiralama Sözleşmesi ve eki Protokol gereğince kullandırılan yazılım ücretlerine dayalı alacak davasıdır.
1. Uyuşmazlık Konusu
İhtilafın hallinde temel sorun, ... ... tarafından imzalanan ancak ... şirketine kullandırılan yazılımlar nedeniyle doğan borçta, davalıların hangisinin ve hangi şartlarda sorumlu tutulacağıdır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... ile müvekkili şirket arasında akdedilen sözleşme ve protokol uyarınca davalılardan ...'a kullandırılan lisans bedelleri eksik tahsil edildiğini, söz konusu lisans kullanım bedelleri nedeniyle müvekkili şirketin alacaklı olduğunun ...'ın kabulünde olduğunu, sözleşme ve protokol uyarınca, ... grup şirketlerinin sözleşme ve protokol uyarınca kullanacağı lisans bedellerinden sorumlu olup, bu husus da davalılardan ...'in kabulünde olduğunu, davalıların sözleşme tarihinde grup şirketi olduğu hususu dosyaya sunulan e-mail yazışmalar ile mahkememiz tarafından celp edilecek olan davalılara ait ticaret sicil kayıtları ile tespit edileceğini ileri sürerek, 67.190,01 Amerikan Doları tutarındaki alacağının Protokol'ün 6.4. Maddesi uyarınca 02.01.2018 tarihli, ... numaralı irsaliyeli faturada belirtilen vade tarihlerinden itibaren işleyecek aylık %2,5 faiz ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, diğer davalı ... ... A.Ş.'ye kullandırmış olduğu ... yazılımları bedelinin ödenmediği iddiasıyla ... ... A.Ş.'ye karşı açtığı bu davaya müvekkilim şirketi de hiçbir yasal dayanağı olmaksızın dahil ettiğini, müvekkilim şirket ile davacı şirket arasında ... yazılım ürünlerinin kullanımına ilişkin olarak 31.12.2016 tarihi itibariyle hüküm ifade etmek üzere "... Yazılım Lisans Protokolü" imzalandığını, işbu sözleşmede, müvekkilim şirketin MÜŞTERİ olarak anıldığını ve sözleşmede ... tarafından sunulan hizmetlerden faydalanacak MÜŞTERİ olarak sadece müvekkilimin adının geçtiğini, müvekkilim şirketin işbu sözleşme kapsamında davacıdan aldığı tüm hizmetlerin bedellerini eksiksiz ödediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Hakkındaki dava tefrik edilen ... şirketi hakkında, iflas kararın verildiği ve iflas kararının henüz kesinleşmediği gözetilerek dava ayrı esasa kaydedilmiştir.
Mahkememizce verilen 19/12/2020 tarihli karara karşı her iki davalı şirket vekilince istinaf yoluna başvurulmuş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2021/459 Esas, 2024/850 Karar sayılı ve 18/07/2024 tarihli ilamı ile davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi bozma kararı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda, davalı ... şirketi yönünden tefrik kararı verilerek dava ... ... şirketi yönünden devam etmiştir.
Bu kapsamda, ...'ın kullanımından kaynaklanan yazılım bedelleri açısından ... ...'nun sorumlu olup olmadığı uyuşmazlığın çözümü bakımından önem arz etmektedir.
2. Taraflar Arasındaki Sözleşme İlişkisinin Analizi
Dava konusu uyuşmazlık, taraflar arasında kurulan sözleşme ilişkisinin kapsamının ve niteliğinin tespitini gerektirmektedir. Bu bağlamda dosya kapsamındaki sözleşme ve belgeler incelendiğinde aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir:
Davacı ... ... ile davalı ... ... ... San. Ve Tic. A.Ş. arasında 20.01.2017 tarihinde "... Yazılım Lisans Protokolü" imzalanmıştır. Bu protokolde davalı ... ... finans müdürü ile insan kaynakları müdürünün, davacı yan yönetim kurulu başkanı ile yönetim kurulu üyesinin imzaları yer almaktadır. Söz konusu protokol, taraflar arasındaki ilişkinin temel belgesini oluşturmaktadır.
Ayrıca dosyada, davacı ile davalı ... ... arasında 29.12.2016 tarihli "Kurumsal Üyelik Kayıt Anlaşması" bulunmaktadır. Ancak bu anlaşmada sadece davacı şirket yetkilisinin isim ve imzasının yer aldığı görülmektedir.
... Yazılım Lisans Protokolü'nün 5.1 maddesi: "Müşteri, işbu Protokol kapsamında, ... tarafından lisanslanan YAZILIM'ın işbu Protokol kapsamında kullanım hakkını kazanır. Bu kullanım hakkına ilişkin koşullar, sipariş şartları ve sair hususlar, işbu protokol ekinde yer alan ... Kurumsal Kiralama Anlaşması ile düzenlenir. MÜŞTERİ, ... Kurumsal Kiralama Anlaşması hükümlerinin tamamına uygun davranmakla yükümlüdür" şeklindedir.
Aynı Protokolün 11.3 maddesi ise: "İşbu Protokol EK-A ve ... Kurumsal Kiralama Anlaşması ile bir bütün olup birlikte Protokolü teşkil ederler" şeklinde düzenlenmiştir.
Kurumsal Üyelik Kayıt Anlaşması'nın "Kayıt Anlaşması Ayrıntıları" bölümünün 1. maddesinde, davalı ...'in "Kayıtlı Bağlı Kuruluş ve tüm Bağlı Kuruluşlar" seçeneğini işaretlediği görülmektedir. ... Kurumsal Kiralama Anlaşması'nın 1. maddesinde ise "Kayıtlı Bağlı Kuruluş, işbu anlaşma kapsamında bir Kayıt Anlaşması imzalamış olan Müşteri veya Müşterinin bağlı olduğu Kuruluşlardan birini ifade eder... Kurum, Kayıtlı Bağlı Kuruluşu ve Kayıt Anlaşması kapsamında değerlendirilmek üzere belirttiği Bağlı Kuruluşları ifade eder" şeklinde bir tanımlama yapılmıştır.
İş ve Hizmetler Anlaşması'nın "Kullanım, mülkiyet, haklar ve kısıtlamalar" bölümünün 5. maddesi ise: "...Bağlı kuruluşların hakları. Müşteri Hizmetle ilgili Teslim Edilebilir Öğeler üzerindeki haklarının alt lisanslarını Bağlı Kuruluşlarına verebilir, ancak Müşterinin Bağlı Kuruluşları bu hakların alt lisanslarını veremezler. Bağlı kuruluşların bu anlaşmaya uymasının sağlanmasından Müşteri sorumludur" şeklinde düzenlenmiştir.
Sözleşme oluşum aşamasındaki e-mail yazışmalarında, ...'ın da kullanıcı olarak dahil edildiği açıkça görülmektedir. 22.12.2016 tarihli e-mailde "anlaşma ... ... Tesisleri San. Ve Tic. A.Ş. Adına iştirakleri dahil edilerek yapılacak" denilmekte ve devamında "bu yapılacak sözleşmeye istinaden ödemeleri yapıcak olan firmanın (...-...) ticari unvan, adres, ...bilgilerini bize iletebilir misiniz..." şeklinde ifadeler yer almaktadır.
Ayrıca 23.12.2016 tarihli e-mailde "Ebru Hanım'dan, ...'ın anlaşmadaki lisans dağılımı ile alakalı bilgiler gelince maksimum vade için neler yapıyoruz onu sözleşmede belirtip sizlerle paylaşacağız" denilmekte ve daha sonra aynı tarihte ... ... çalışanı ... tarafından kırılım tablosu olan bir e-mail gönderildiği görülmektedir.
Yukarıda bahsedilen sözleşme belgeleri ve iletişim kayıtları birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar Kurumsal Üyelik Kayıt Anlaşması'nda davalı ...'in imzası bulunmasa da, bu durum söz konusu anlaşmanın bağlayıcılığını ortadan kaldırmamaktadır. Zira ... tarafından imzalanan ... Yazılım Lisans Protokolü'nün 5.1 maddesi açıkça ... Kurumsal Kiralama Anlaşması'na atıf yapmakta ve "MÜŞTERİ, ... Kurumsal Kiralama Anlaşması hükümlerinin tamamına uygun davranmakla yükümlüdür" ifadesini içermektedir. Bununla birlikte, aynı Protokolün 11.3 maddesi "İşbu Protokol EK-A ve ... Kurumsal Kiralama Anlaşması ile bir bütün olup birlikte Protokolü teşkil ederler" hükmünü haizdir.
Bu hükümlere göre, Kurumsal Üyelik Kayıt Anlaşması'nda davalı imzası bulunmasa dahi, ...'in imzaladığı Protokol ile bu anlaşmanın hükümlerine uymayı taahhüt ettiği açıktır. Ayrıca, Kurumsal Üyelik Kayıt Anlaşması'nda "Kayıtlı Bağlı Kuruluş ve tüm Bağlı Kuruluşlar" seçeneğinin işaretlenmiş olması ve sözleşme görüşmelerinin başından itibaren ...'ın kullanıcı olarak dahil edildiğini gösteren e-mail yazışmaları birlikte değerlendirildiğinde, ...'in ...'ın kullanımını da kapsayan bir sözleşme ilişkisini bilerek ve isteyerek kabul ettiği sonucuna varılmaktadır.
Protokol'ün 5.1 maddesindeki "Müşteri, işbu Protokol kapsamında, ... tarafından lisanslanan YAZILIM'ın işbu Protokol kapsamında kullanım hakkını kazanır" ifadesi de, ...'in yalnız kendi kullanımı için değil, bağlı kuruluşlarının kullanımı için de lisansları temin ettiğini göstermektedir. Bu şartlar altında, ...'in imzaladığı ... Yazılım Lisans Protokolü'nün, sözleşme görüşmeleri aşamasında açıkça ...'ın da kullanıcı olarak dahil edildiği bir çerçevede kurulduğu ve davalı ...'in bu durumu bilerek ve kabul ederek sözleşmeyi imzaladığı, dolayısıyla ...'ın kullanımından da sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Her İki Şirkete Karşı Açılan Davanın Değerlendirilmesi ve Borç Sorumluluğu
Davacının hem ... ...'ya hem de ...'a karşı dava açması ve faturaları ...'a düzenlemesi, hukuki ilişkinin doğru değerlendirilmesi açısından önem taşımaktadır.
Sözleşme görüşmelerinde ...'ın ayrı lisans dağılımına sahip olması, kırılım tablolarında ayrıca gösterilmesi ve "bu yapılacak sözleşmeye istinaden ödemeleri yapıcak olan firmanın (...-...)" şeklinde ifadelerin bulunması, ayrıca faturaların doğrudan ...'a düzenlenip defterlerine kaydedilmesi, ilk bakışta her şirketin sadece kendi kullanımından sorumlu olduğu izlenimini verebilir.
Ancak bu durumun hukuki yorumunda, sözleşmesel ilişkiyi bir bütün olarak değerlendirmek gerekmektedir. ...'in protokolden doğan taahhüdü ve sözleşmedeki "bağlı kuruluş" kavramı, ...'ın yazılım kullanımının hukuki dayanağını oluşturmaktadır. ... ise fiili kullanım ve zımni sözleşme ilişkisi kapsamında kendi kullanımından sorumlu olup olmadığı tefrik edilen dosyada tartışılması gerekecektir.
Bu durum teknik anlamda müteselsil borçluluk anlamına gelmemektedir. Zira müteselsil borçluluk için kanundan, sözleşmeden veya borcun niteliğinden kaynaklanan özel şartların varlığı gerekir. Burada her iki davalı, aynı borçtan farklı hukuki nedenlerle sorumludur. ..., imzaladığı protokolün kapsamı ve sözleşme görüşmeleri sırasında ...'ın kullanımını da kapsayan bir anlaşma yapması nedeniyle sorumlu iken; ... ise yazılımları fiilen kullanması ve faturaları kabul etmesi nedeniyle borçtan sorumlu olup olmadığı tefrik edilen dosyada tartışılması gerekecektir.
3. Sözleşmenin Kuruluş Aşamasına İlişkin Delillerin Değerlendirilmesi
Sözleşmelerin yorumlanmasında, sözleşmenin oluşum aşamasındaki irade beyanları, tarafların gerçek niyetleri ve sözleşmeyi hangi amaçla akdettiklerini ortaya koyan deliller büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, taraflar arasındaki e-posta yazışmaları, sözleşmenin imzalanmasından önce yürütülen görüşmeler ve tarafların davranışları, sözleşmenin kapsamını anlamak için dikkate alınması gereken önemli unsurlardır.
Dosyada mevcut e-posta yazışmaları incelendiğinde, sözleşme görüşmelerinin önemli bir kısmının "@..." uzantılı e-posta adresleri üzerinden yapıldığı görülmektedir. ... ..., ticaret sicil kayıtlarından anlaşılacağı üzere, her iki davalı şirketin de hakim ortağı konumundadır. Sözleşme görüşmelerinin bu ortak e-posta adresleri üzerinden yürütülmesi, sözleşmenin kapsamının her iki şirketi de kapsayacak şekilde düşünüldüğünün önemli bir göstergesidir.

Sözleşmenin imzalanmasından önce 20.12.2016 tarihli ... şirketi yetkilisi ...'ın gönderdiği iki ayrı e-postada, sözleşmenin içeriğine ilişkin talepler iletilmiş ve ...'ın da kullanıcı olarak dahil edilmesi açıkça belirtilmiştir.
22.12.2016 tarihli e-postada, "anlaşma ... ... Tesisleri San. Ve Tic. A.Ş. adına iştirakleri dahil edilerek yapılacak" ifadesi yer almaktadır. Bu ifade, ...'in sözleşmeyi yalnız kendisi için değil, ...'ı da kapsayacak şekilde akdetme niyetini açıkça ortaya koymaktadır. Aynı e-postada, "bu yapılacak sözleşmeye istinaden ödemeleri yapıcak olan firmanın (...-...) ticari unvan, adres, ...bilgilerini bize iletebilir misiniz" denilmesi, sözleşme kapsamına ...'ın da dahil edildiğini ve yazılım kullanımı için ödeme yapacak firmalar arasında ...'ın da olduğunu göstermektedir.
23.12.2016 tarihli bir başka e-postada, "... Hanım'dan, ...'ın anlaşmadaki lisans dağılımı ile alakalı bilgiler gelince maksimum vade için neler yapıyoruz onu sözleşmede belirtip sizlerle paylaşacağız" ifadesi yer almaktadır. Bu yazışmanın devamında ... ... çalışanı ..., yazılım lisanslarının ... ve ... arasındaki dağılımını gösteren bir tablo göndermiştir. Bu yazışmalar, sözleşme görüşmeleri sırasında ...'ın yazılım kullanıcısı olarak açıkça belirlendiğini ve ...'in bunu bildiğini ve kabul ettiğini göstermektedir.
Ayrıca 23.12.2016 tarihindeki yazışmalarda, ... yetkilisi tarafından "çıkacak meblağın maksimum vadelendirilmesi hatta finans bölümünün 12 aya bölünmesini istediği" bildirilmiştir. Bu da ...'ın sözleşme kapsamındaki yazılımları kullanma niyetini ve ödeme planlamasında aktif rol aldığını göstermektedir.
Tüm bu yazışmalar, sözleşmenin kuruluş aşamasında ...'ın aktif bir kullanıcı olarak tanımlandığını ve ...'in bunu açıkça bildiğini ve kabul ettiğini göstermektedir. ..., sözleşme görüşmeleri sırasında ...'ın da yazılım kullanıcısı olarak dahil edildiğini bilmesine rağmen, bu duruma herhangi bir itirazda bulunmamış, aksine ...'ın kullanım detaylarını ve ödeme planlarını görüşmelere dahil etmiştir.
Sözleşme imzalandıktan sonraki süreçte de, ...'ın yazılımları kullanmaya başlaması ve bu kullanımın ... tarafından bilinmesi, sözleşme kapsamının ...'ı da içerdiğinin kabulü anlamına gelmektedir. Nitekim, sözleşmenin imzalanmasından sonra ...'a yazılımların kullandırılması ve bunun için fatura düzenlenmesi, tarafların sözleşmenin kapsamı konusundaki ortak anlayışını yansıtmaktadır.
Bu deliller ışığında, sözleşmenin kuruluş aşamasından itibaren ...'ın bir kullanıcı olarak tanımlandığı, ...'in bu durumu bildiği ve kabul ettiği, dolayısıyla imzaladığı protokol kapsamında ...'ın kullanımından da sorumlu olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
4. Her İki Şirketin Durumunun Değerlendirilmesi
Uyuşmazlığın çözümünde, davalı şirketlerin sözleşme tarihindeki yapıları ve aralarındaki ilişkinin niteliği önem arz etmektedir. Dosyadaki ticaret sicil kayıtları ve diğer belgeler incelendiğinde, her iki davalı şirketin de sözleşme tarihinde aynı hakim ortağa sahip olduğu anlaşılmaktadır.
Dava dosyasına sunulan ... Ticaret Sicil Memurluğuna ait ... ... San. ve Tic. A.Ş.'nin Ticaret Sicil kayıtları üzerinde yapılan incelemeye göre, 17.01.2018 tarihinde yapılan, 2016 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantı tutanağı ekindeki hazirun cetvelinden, şirketin 29.12.2016 sözleşme tarihindeki ortaklık yapısında ... ... Yatırım ve Ticaret A.Ş.'nin hakim ortak olduğu görülmektedir.
Benzer şekilde, İstanbul Ticaret Sicil Memurluğuna ait davalı ... ... Tesisleri San. ve Tic. A.Ş.'nin Ticaret Sicil kayıtları üzerinde yapılan incelemeye göre, 09.04.2018 tarihinde yapılan, 2017 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantı tutanağı ekindeki hazirun cetvelinden, 29.12.2016 sözleşme tarihinde şirketin ortaklık yapısında da ... ... Yatırım ve Ticaret A.Ş.'nin hakim ortak olduğu anlaşılmaktadır.
Her iki şirketin de aynı hakim ortağa sahip olması, sözleşme kapsamında yazılımların ortak kullanımının planlanmasının temel nedenidir. Sözleşme görüşmelerinin "@..." uzantılı e-posta adresleri üzerinden yürütülmesi de, bu ortak yapının sözleşme ilişkisine yansıdığını göstermektedir.
Her ne kadar bilirkişi raporunda ... A.Ş.'nin, ... ... A.Ş.'nin iştiraki ya da bağlı ortaklığı olmadığı belirtilmiş ise de, bu teknik bir tespittir. Sözleşmedeki "bağlı kuruluş" kavramının teknik/hukuki tanımı ile tarafların bu kavrama yüklediği anlam farklılık gösterebilir. Nitekim, sözleşme görüşmelerindeki yazışmalarda açıkça ...'dan "iştirak" olarak bahsedilmesi, tarafların bu kavramı geniş anlamda kullandıklarını göstermektedir.
...'in sözleşmeyi imzalaması, ...'ın ise imzasız olmasına rağmen yazılımları kullanması durumu, sözleşmenin oluşum aşaması ve tarafların gerçek niyetleri dikkate alındığında, olağan karşılanmalıdır. Zira, yazışmalardan anlaşıldığı üzere, yazılım lisanslarının her iki şirket için de temin edilmesi, ancak sözleşmenin ... tarafından imzalanması konusunda mutabakat sağlanmıştır.
...'ın sözleşmeyi imzalamamış olması, ...'in sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Çünkü ..., imzaladığı protokolde açıkça "bağlı kuruluşların" da dahil olduğu bir sözleşme ilişkisini kabul etmiştir. Sözleşmenin kuruluş aşamasındaki yazışmalarda ...'ın kullanıcı olarak dahil edildiği açıkça belirtilmiş ve ... buna itiraz etmemiştir.
Ayrıca, ...'ın yazılımları sözleşme olmaksızın kullanması ticari hayatın olağan akışına aykırı olacaktır. Yazılım lisanslarının kullanımı, lisans sahibinin açık izni olmaksızın mümkün değildir. ...'ın yazılımları kullanabilmesi, ancak ...'in imzaladığı protokol kapsamında mümkün olabilirdi. Bu durum da, ...'in imzaladığı protokolün ...'ın kullanımını da kapsadığını göstermektedir.
Her iki şirketin durumu bir bütün olarak değerlendirildiğinde, aynı hakim ortağa sahip iki şirketin, yazılım lisanslarını ortak bir anlaşma kapsamında kullanmak için bir araya geldiği ve ...'in imzaladığı protokolün, ...'ın kullanımını da kapsadığı sonucuna varılmaktadır.
5. "Bağlı Kuruluş" Kavramının Yorumlanması
Uyuşmazlığın çözümünde, sözleşmelerde geçen "bağlı kuruluş" kavramının nasıl yorumlanması gerektiği büyük önem taşımaktadır. Bu kavramın yorumunda, sözleşmelerin lafzi yorumunun yanı sıra, tarafların bu kavrama yüklediği anlam, sözleşmenin oluşum aşamasındaki görüşmeler ve ticari hayatın gerekleri de dikkate alınmalıdır.
... Kurumsal Kiralama Anlaşması'nın 1. maddesinde "Kayıtlı Bağlı Kuruluş, işbu anlaşma kapsamında bir Kayıt Anlaşması imzalamış olan Müşteri veya Müşterinin bağlı olduğu Kuruluşlardan birini ifade eder... Kurum, Kayıtlı Bağlı Kuruluşu ve Kayıt Anlaşması kapsamında değerlendirilmek üzere belirttiği Bağlı Kuruluşları ifade eder" şeklinde bir tanımlama yapılmıştır.
Kurumsal Üyelik Kayıt Anlaşması'nın "Kayıt Anlaşması Ayrıntıları" bölümünün 1. maddesinde ise, "Kayıtlı Bağlı Kuruluş ve tüm Bağlı Kuruluşlar" seçeneğinin işaretlendiği görülmektedir. Bu işaretleme, ...'in yalnız kendisi için değil, bağlı kuruluşları için de anlaşma yaptığını göstermektedir.
Her ne kadar bu belgede ...'in imzası bulunmasa da, ...'in imzaladığı ... Yazılım Lisans Protokolü'nün 11.3 maddesi "İşbu Protokol EK-A ve ... Kurumsal Kiralama Anlaşması ile bir bütün olup birlikte Protokolü teşkil ederler" hükmünü içermektedir. Bu hüküm, ...'in imzaladığı protokol ile bu belgelerin içeriğini de kabul ettiğini göstermektedir.
Peki, "bağlı kuruluş" kavramı ...'ı kapsar mı? Bilirkişi raporunda, ...'ın ...'in iştiraki ya da bağlı ortaklığı olmadığı belirtilmiştir. Ancak bu teknik bir tespittir ve sözleşmenin yorumlanmasında tek başına belirleyici değildir.
Sözleşme görüşmelerinde, 22.12.2016 tarihli e-postada "anlaşma ... ... Tesisleri San. Ve Tic. A.Ş. adına iştirakleri dahil edilerek yapılacak" denilmesi ve devamında "bu yapılacak sözleşmeye istinaden ödemeleri yapıcak olan firmanın (...-...) ticari unvan, adres, ...bilgilerini bize iletebilir misiniz" ifadelerinin yer alması, tarafların ...'ı "bağlı kuruluş" kapsamında değerlendirdiklerini göstermektedir.
Ayrıca, her iki şirketin de hakim ortağının ... ... Yatırım ve Ticaret A.Ş. olması, şirketler arasında bir organik bağın bulunduğunu göstermektedir. Sözleşme görüşmelerinin de "@..." uzantılı e-posta adresleri üzerinden yürütülmesi, tarafların bu bağı dikkate aldıklarını ve "bağlı kuruluş" kavramını bu bağlamda geniş yorumladıklarını göstermektedir.
İş ve Hizmetler Anlaşması'nın "Kullanım, mülkiyet, haklar ve kısıtlamalar" bölümünün 5. maddesinde, "...Bağlı kuruluşların hakları. Müşteri Hizmetle ilgili Teslim Edilebilir Öğeler üzerindeki haklarının alt lisanslarını Bağlı Kuruluşlarına verebilir, ancak Müşterinin Bağlı Kuruluşları bu hakların alt lisanslarını veremezler. Bağlı kuruluşların bu anlaşmaya uymasının sağlanmasından Müşteri sorumludur" denilmektedir. Bu hüküm, Müşteri (...) konumundaki şirketin, bağlı kuruluşlarının anlaşmaya uymasından sorumlu olduğunu açıkça belirtmektedir.
Tüm bu hususlar dikkate alındığında, sözleşmedeki "bağlı kuruluş" kavramının, şirketler hukuku anlamında teknik bir bağlı ortaklık ilişkisini değil, ... ile ... arasındaki organik bağı ve ortak hakim ortağa sahip olma durumunu kapsayacak şekilde geniş yorumlanması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Sözleşmenin amacı da bu yorumu desteklemektedir. Zira, sözleşmenin amacı, yazılım lisanslarının her iki şirket tarafından kullanılmasını sağlamak ve bunun için bir çerçeve oluşturmaktır. Bu amaç doğrultusunda, "bağlı kuruluş" kavramının, ...'ı da kapsayacak şekilde yorumlanması gerekmektedir.
Sonuç olarak, sözleşmelerdeki "bağlı kuruluş" kavramının, tarafların gerçek niyetleri, sözleşmenin oluşum aşamasındaki görüşmeler ve ticari hayatın gerekleri dikkate alındığında, ...'ı da kapsayacak şekilde yorumlanması gerektiği kanaatine varılmıştır.
6. Dürüstlük Kuralı ve Güven İlkesi Çerçevesinde Sözleşmenin Yorumlanması
Sözleşmelerin yorumlanmasında, Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca tarafların gerçek ve ortak iradelerinin araştırılması esastır. Ayrıca, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Sözleşme ilişkilerinde de bu kurallar çerçevesinde, tarafların beyanlarının güven ilkesine göre, karşı tarafça nasıl anlaşılması gerekiyorsa o şekilde yorumlanması gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, sözleşme kuruluş aşaması, dürüstlük kuralı ve güven ilkesi çerçevesinde ele alındığında, aşağıdaki hususlar öne çıkmaktadır:
İlk olarak, sözleşme görüşmelerinin başından itibaren ...'ın da kullanıcı olarak dahil edildiği açıkça görülmektedir. 22.12.2016 ve 23.12.2016 tarihli e-posta yazışmalarında, ...'ın anlaşmaya dahil olduğu, lisans dağılımının buna göre yapıldığı ve ödeme planının buna göre düzenlendiği belirtilmiştir. Bu yazışmalara ... yetkililerinin de katılması ve herhangi bir itirazda bulunmaması, ...'in ...'ın kullanıcı olarak dahil edilmesini kabul ettiğini göstermektedir.
İkinci olarak, ...'in imzaladığı ... Yazılım Lisans Protokolü'nde, ... Kurumsal Kiralama Anlaşması'na ve "bağlı kuruluşlara" yapılan atıflar, ...'in yalnız kendisi için değil, bağlı kuruluşları için de sözleşme yaptığını göstermektedir. Dürüstlük kuralı gereği, ...'in bu atıfların anlamını bilmediğini veya kabul etmediğini ileri sürmesi mümkün değildir.
Üçüncü olarak, ...'ın yazılımları kullanmaya başlaması ve bunun için fatura düzenlenmesi, tarafların sözleşmenin kapsamı konusundaki ortak anlayışını yansıtmaktadır. ...'ın yazılımları sözleşme olmaksızın kullanması ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğundan, bu kullanımın ancak ...'in imzaladığı protokol kapsamında gerçekleştiği kabul edilmelidir.
Dördüncü olarak, sözleşme imzalandıktan sonra ...'a yazılımların kullandırılması ve bunun için fatura düzenlenmesi sürecinde ...'in herhangi bir itirazda bulunmaması, ...'ın kullanımının protokol kapsamında olduğunu kabul ettiğini göstermektedir. Bu durumda, sözleşmenin uygulanması aşamasında da ...'in davranışlarının, ...'ın kullanımını kapsayan bir sözleşme ilişkisini kabul ettiğini gösterdiği sonucuna varılmaktadır.
Beşinci olarak, her iki şirketin de aynı hakim ortağa sahip olması ve sözleşme görüşmelerinin bu ortak yapı üzerinden yürütülmesi, tarafların "bağlı kuruluş" kavramını bu bağlamda yorumladıklarını göstermektedir. Güven ilkesi gereği, davacının bu beyanları, ...'ın da sözleşme kapsamında olduğu şeklinde anlaması makul ve haklıdır.
Altıncı olarak, bilirkişi raporunda ...'ın ...'in iştiraki ya da bağlı ortaklığı olmadığı belirtilmiş olsa da, bu teknik bir tespittir ve sözleşmenin yorumlanmasında dürüstlük kuralı ve güven ilkesi de dikkate alınmalıdır. Tarafların sözleşmeyi kurarken ve uygularken sergiledikleri davranışlar, "bağlı kuruluş" kavramının ...'ı da kapsayacak şekilde anlaşıldığını göstermektedir.
Son olarak, ...'ın yazılımları kullanması ve bunun için fatura düzenlenmesi, ancak ...'in imzaladığı protokol kapsamında mümkün olabilirdi. Aksi halde, ...'ın yazılımları kullanabilmesi için ayrı bir sözleşme imzalanması gerekirdi. Böyle bir sözleşmenin olmaması, ...'ın kullanımının ...'in sözleşmesi kapsamında değerlendirildiğini göstermektedir.
Tüm bu hususlar, dürüstlük kuralı ve güven ilkesi çerçevesinde değerlendirildiğinde, ...'in imzaladığı protokolün ...'ın kullanımını da kapsadığı ve ...'in bu kullanımdan sorumlu olduğu sonucuna varılmaktadır. ...'in, sözleşme görüşmelerinde ve uygulamasında sergilediği davranışlarla yarattığı güveni, daha sonra sözleşmesel sorumluluğunu reddetmek için kullanması, dürüstlük kuralına aykırı olacaktır.
7. Davalı ... İddialarının Değerlendirilmesi
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ve istinaf başvurusunda özetle; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında ... yazılım ürünlerinin kullanımına ilişkin olarak 31.12.2016 tarihi itibariyle "... Yazılım Lisans Protokolü" imzalandığını, işbu sözleşmede müvekkilinin "MÜŞTERİ" olarak anıldığını ve sözleşmede ... tarafından sunulan hizmetlerden faydalanacak "MÜŞTERİ" olarak sadece müvekkilinin adının geçtiğini, müvekkili şirketin işbu sözleşme kapsamında davacıdan aldığı tüm hizmetlerin bedellerini eksiksiz ödediğini, davacıya hiçbir ticari borcu ya da hizmet sözleşmesinden kaynaklanan tazminat borcu bulunmadığını savunmuştur.
Ayrıca davalı vekili, ... Kurumsal Kiralama Anlaşması'nın müvekkiline ne incelemesi için sunulduğunu ne de imzalatıldığını, sadece kendi yetkilisi tarafından imzalanan bu anlaşma içindeki "kayıtlı bağlı kuruluş" ifadesine dayanarak, bu anlaşmaların içinde hiçbir yerde adı, ünvanı geçmeyen ... şirketinin borçlarından dolayı müvekkilim firmaya sorumluluk yüklemeye çalışıldığını, 31.12.2016 tarihli sözleşmede müvekkilim şirketin ne ... ... A.Ş.'ye ne de sair herhangi bir şirkete ne kefaleti, ne garantörlüğü ezcümle hiçbir üçüncü şahsa karşı mali mesuliyetini yaratacak hiçbir ibare bulunmadığını, hiçbir hukuki müesseseden haberi olmayan, sadece çalıştıkları şirket için en iyi fiyatı alarak, maksimum fayda sağlamaya çabalayan IT yetkililerinin birkaç e-mail'i ile müvekkilim firmaya bizzat faydalanmadığı bir hizmet, üstlenmediği bir ödeme yükümlülüğünden bahisle faizleriyle birlikte 120 bin Amerikan Doları'nı aşan bir ödeme yükümlülüğü yüklenmesinin hukuki bir skandal olduğunu belirtmiştir.
Davalı ...'in bu iddiaları, dava dosyasındaki belgeler, sözleşme görüşmelerindeki yazışmalar ve ticari hayatın gerekleri çerçevesinde değerlendirildiğinde kabul edilebilir nitelikte görülmemiştir.
İlk olarak, davalı ...'in "imzasız belgelerden sorumlu olmadığı" iddiası değerlendirildiğinde; ...'in imzaladığı ... Yazılım Lisans Protokolü'nün 5.1 maddesinde açıkça "Bu kullanım hakkına ilişkin koşullar, sipariş şartları ve sair hususlar, işbu protokol ekinde yer alan ... Kurumsal Kiralama Anlaşması ile düzenlenir. MÜŞTERİ, ... Kurumsal Kiralama Anlaşması hükümlerinin tamamına uygun davranmakla yükümlüdür" denilmekte ve 11.3 maddesinde ise "İşbu Protokol EK-A ve ... Kurumsal Kiralama Anlaşması ile bir bütün olup birlikte Protokolü teşkil ederler" hükmü yer almaktadır. Bu hükümler, ...'in imzaladığı protokol ile ... Kurumsal Kiralama Anlaşması'nın hükümlerine de uymayı taahhüt ettiğini açıkça göstermektedir.
İkinci olarak, davalı ...'in sorumluluğunun kefalet veya garantörlük olarak nitelendirilmesi doğru değildir. Burada söz konusu olan, ...'in doğrudan sözleşmesel sorumluluğudur. ..., imzaladığı protokol kapsamında, ...'ın da kullanıcı olarak tanımlandığı bir yazılım lisans anlaşması yapmıştır. Dolayısıyla, ...'ın kullanımından kaynaklanan bedelden sorumluluğu, kefalet veya garantörlük ilişkisinden değil, doğrudan kendi imzaladığı protokolden kaynaklanmaktadır.
Üçüncü olarak, davalı ...'in "IT yetkililerinin birkaç e-mail'i ile sorumluluk yüklenemeyeceği" iddiası, ticari hayatın gerçekleriyle bağdaşmamaktadır. Zira, e-posta yazışmaları sözleşme görüşmelerinin bir parçasıdır ve tarafların gerçek iradelerini yansıtmaktadır. Bu yazışmalarda açıkça ...'ın da kullanıcı olarak dahil edildiği belirtilmiş ve ... yetkilileri buna itiraz etmemiştir. Ayrıca, IT yetkililerinin şirketlerini temsil etme yetkisi olduğu açıktır, zira sözleşme görüşmelerini bu yetkililer yürütmüş ve sonuçta ... şirketi protokolü imzalamıştır.
Dördüncü olarak, davalı ...'in "31.12.2016 tarihli sözleşmede ...'a kefalete ilişkin hiçbir ibare bulunmadığı" iddiası, sözleşmenin bütüncül yorumunu göz ardı etmektedir. Sözleşmedeki "bağlı kuruluş" kavramı, sözleşme görüşmelerindeki yazışmalar ve ticari hayatın gerekleri dikkate alındığında, ...'ı da kapsamaktadır. ...'ın yazılımları kullanabilmesi, ancak ...'in imzaladığı protokol kapsamında mümkün olabilirdi.
Beşinci olarak, davalı ...'in "2018 yılından beri ... ...'nun bir iştiraki olmadığı" iddiası, sözleşmenin kurulduğu 2016 yılındaki durumu değiştirmemektedir. Sözleşmenin kurulduğu tarihte her iki şirketin de hakim ortağı ... ... olduğundan, sözleşmenin yorumlanmasında bu durum dikkate alınmalıdır.
Sonuç olarak, davalı ...'in iddiaları, sözleşmenin bütüncül yorumu, tarafların gerçek iradeleri, sözleşmenin kuruluş aşamasındaki görüşmeler ve ticari hayatın gerekleri çerçevesinde değerlendirildiğinde kabul edilebilir nitelikte görülmemiştir. ...'in sorumluluğu, kefalet veya garantörlükten değil, doğrudan kendi imzaladığı protokolden kaynaklanmaktadır. Bu protokol kapsamında, ...'ın da kullanıcı olarak tanımlandığı ve ...'in bu kullanımdan sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
8. Bilirkişi Raporundaki Tespitlerin Değerlendirilmesi
Dava dosyasında mevcut bilirkişi raporları incelendiğinde, uyuşmazlığın teknik ve hukuki boyutlarını aydınlatacak birtakım tespitler yapıldığı görülmüştür. Bu tespitlerin, mahkememizin değerlendirmesi çerçevesinde ele alınması gerekmektedir.
Bilirkişi raporunun 20.12.2019 tarihli bölümünde, "Yapılan incelemede taraflar arasında bir ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından düzenlenen iki adet fatura bulunduğu ve bu faturaların davalı ... şirketi defterlerinde kayıtlı olduğu, dava konusu cari hesap bakiyesinin davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, dava tarihi itibariyle davalı defterlerine göre dava tarihi itibariyle davacının, davalıdan 67.182,01 USD tutarında alacaklı olduğunun tespit edildiği" belirtilmiştir. Bu tespit, tanımlanan alt kullanıcının yazılımı da fiilen kullandığını doğrulamaktadır.
21.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda ise, "Talimat dosyasında hazırlanan bilirkişi raporunda, 02.01.2018 tarihli, ... numaralı, 79.275,01 USD tutarlı faturanın davalı ... muavin defter kayıtlarında kayıt tarihinin 02.01.2018 olduğunun tespit edildiği; faturaya konu yazılım ürünlerinin kullandırılması hizmetinin davalı ...'a sunulduğu" belirtilmiştir. Bu tespit de yazılımların ... tarafından fiilen kullanıldığını ve bu kullanım için fatura düzenlendiğini doğrulamaktadır.
Aynı raporda, "... A.Ş.'nin, diğer davalı ... ... A.Ş.'nin iştiraki ya da bağlı ortaklığı olmadığı" tespiti yapılmış ve "Davalı ... şirketi ile ...'ın davacıdan birlikte fiyat aldıkları, sipariş verdikleri ancak birbirlerinin borçlarına ilişkin herhangi bir yükümlülük altına girmedikleri; bu yönde bir sözleşmenin kurulmadığı" görüşü ileri sürülmüştür.
Mahkememiz, bilirkişi raporundaki bu tespitleri değerlendirirken, sözleşmelerin yorumlanması ve tarafların sorumluluğunun belirlenmesi hususlarında, teknik tespitler yanında, hukuki değerlendirmenin de yapılması gerektiği kanaatindedir.
Bilirkişinin "... A.Ş.'nin, ... ... A.Ş.'nin iştiraki ya da bağlı ortaklığı olmadığı" yönündeki tespiti, şirketler hukuku anlamında teknik bir tespittir. Ancak, sözleşmelerdeki "bağlı kuruluş" kavramının, tarafların gerçek niyetleri, sözleşmenin oluşum aşamasındaki görüşmeler ve ticari hayatın gerekleri dikkate alınarak yorumlanması, mahkememizdeki görev ve yetki kapsamındadır. Nitekim, sözleşmedeki "bağlı kuruluş" kavramının, şirketler hukuku anlamında teknik bir "bağlı ortaklık" ilişkisini değil, tarafların bu kavrama yüklediği anlamı ifade ettiği kanaatindeyiz.
Bilirkişinin, "birbirlerinin borçlarına ilişkin herhangi bir yükümlülük altına girmedikleri; bu yönde bir sözleşmenin kurulmadığı" yönündeki görüşü ise, sözleşmenin yorumlanması ve tarafların sorumluluğunun belirlenmesi konusunda bir hukuki değerlendirmedir. Ancak, yukarıdaki bölümlerde detaylı olarak açıklandığı üzere, ...'in imzaladığı protokolün, ...'ın kullanımını da kapsadığı ve ...'in bu kullanımdan sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Bilirkişi raporundaki "Davacının 21.05.2019 dava tarihi itibarıyla davalı ... ... ... San. ve Tic. A.Ş. şirketinden alacağının bulunmadığı" tespiti, ...'in doğrudan kendi kullanımından kaynaklanan bir borcu olmadığı anlamına gelmektedir. Ancak bu tespit, ...'in ...'ın kullanımından kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Zira, yukarıda açıklandığı üzere, ...'in sorumluluğu doğrudan sözleşmesel sorumluluk olup, ...'ın kullanımı da bu sözleşme kapsamında değerlendirilmektedir.
Sonuç olarak, bilirkişi raporlarındaki teknik tespitler, özellikle ...'ın davacıya olan borcu ve yazılımları fiilen kullandığı hususlarında kabul edilmiştir. Ancak, "bağlı kuruluş" kavramının yorumlanması ve ...'in sorumluluğunun belirlenmesi konularında, sözleşmenin yorumlanması ve tarafların sorumluluğunun belirlenmesi mahkememizin takdirindedir. Bu takdir yetkisi çerçevesinde, yukarıdaki bölümlerde detaylı olarak açıklandığı üzere, ...'in imzaladığı protokolün ...'ın kullanımını da kapsadığı ve ...'in bu kullanımdan sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Dava konusu alacak miktarı bakımından, bilirkişi raporunda belirtilen 67.190,01 USD tutarındaki alacağın varlığı tespit edilmiştir. ...'ın yazılımları fiilen kullandığı ve faturalarda gösterilen yazılım hizmetinin yerine getirildiği anlaşılmıştır. ...'in bu borçtan sorumluluğu ise yukarıda açıklanan gerekçelerle kabul edilmiştir.
Faiz başlangıç tarihi ve oranı konusunda, davacı ile ... arasındaki e-posta yazışmalarında ödeme tarihlerinde anlaşıldığı görülmüştür. Davacının en son ödeme planı olarak bildirdiği 12.10.2018 tarihinde 37.190 USD ve 12.11.2018 tarihinde 30.000 USD şeklindeki vadeler dikkate alınarak, faiz başlangıç tarihleri belirlenmiştir. Protokol'ün 6.4. maddesinde aylık %2,5 faiz öngörülmüş olup, davalı ...'in imzaladığı protokol gereği bu faiz oranı da kabul edilmiştir.
Tüm bu nedenlerle sonuçta aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kısmen kabulüyle 37.190 USD'nin 12.10.2018, 30.000 USD'nin 12.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek aylık %2,5 sözleşmesel temerrüt faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine,
-,01 USD açısından davanın reddine,
2-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 27.825,35-TL ilam harcından peşin alınan 6.960,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 20.864,65-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, (Mahkememizin 16/03/2021 tarihli kararında harç tahsil müzekkeresi yazılmış olmakla, mükerrer olmayacak şekilde tahsiline)
3-Davacı tarafından yatırılan 6.960,70-TL peşin harç ve 44,40-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 7.005,10-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 65.100,91-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davalı, kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 0,06-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 9.502,40-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.13/02/2025

Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim