Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/385
2026/116
5 Şubat 2026
T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/385 Esas
KARAR NO : 2026/116
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/06/2024
KARAR TARİHİ : 05/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01/06/2017 başlangıç tarihli "2017 yılına ait özel depo kayalı alan (yediemin) kira sözleşmesi" akdedildiğini, iş bu sözleşme gereği davalının ilk olarak müvekkili şirketin 2000 m2 brüt depo alanını aylık 35.000-TL bedel ile sözleşmede talep edilen eylem ve işlerin ifası için kiraladığını, bir sonraki yıl taraflar arasında 01/01/2018 başlangıç tarihli "2018 yılına ait özel depo kapalı alan (yediemin) kira sözleşmesi" akdedildiğini, sözleşme ile 2000 m2 brüt depo alanının aylık 40.000-TL bedel ile sözleşmede talep edilen eylem ve işlerin ifası için kiralandığını, müvekkili şirketin davalıya tahsis etmiş olduğu depolama alanının 2019 yılında 6000 m2'ye çıkarıldığını, müvekkili şirketin önceki depoların sözleşme konusu malların depolanması sonucu kapasitesini doldurmuş olması nedeni ile var olan depolama alanını ihtiyaç doğrultusunda genişleterek davalıya bildirimde bulunduğunu, bunun ardından davalının 08/01/2021 tarihli ve 2021/01 numaralı inceleme raporu ile sözleşme kapsamında kullanılan depolama alanının 5.840 m2 olduğunu tespit ettiğini, taraflar arasında imzalanan depolama ve yediemin sözleşmesi gereğince davalının üzerine düşen kira ödeme borcunu düzenli olarak yerine getirmediğini, taraflarınca davalıya birçok kez depolama alanının genişletildiğinin ve kira bedellerinin ödenmesi talepli dilekçeler verildiğini ancak süreç içerisinde verilen birçok dilekçeye rağmen davalının sözleşme yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve kira bedellerini ödemediğini, davaya konu her iki sözleşmenin 4. maddelerinde kira bedellerinin, kiralanan depo alanı ve yeni kiralamalar başlıklı 12. maddelerinde kira bedelinin ne şekilde ödeneceğinin ve kira artış oranının belirtildiğini, devamında aynı maddenin 12.2 numaralı bendinde de sözleşmede belirtilen 2000 m2'lik alanın aşılması halinde fazladan kullanılan yerin tespiti yapılması halinde bakanlık tarafından yeni kiralanan depolar için de ödenek sağlanacağının belirtildiğini, müvekkili şirketin sözleşmenin diğer tarafının kamu kuruluşu olduğunu da gözeterek davalının sözleşmeye uygun hareket edeceğini düşündüğünü, bu uğurda kendisine yüklenilen işin ifası için elinden gelen özeni gösterdiğini, ihtiyaç duyulan ve talep olunan depolama alınlarını davalı yana tahsis ettiğini, dava öncesinde zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak davalının görüşmelere katılmadığı için anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında akdedilen kira sözleşmesi gereği görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davanın öncelikle görev yönünden reddinin gerektiğini, kira alacağının zaman aşımına uğramış bulunduğunu, müvekkili idarenin yaptığı incelemede davacı ile müvekkili arasında imzalanan 01/01/2018 - 31/10/2018 tarihleri arasını kapsayan kira sözleşmesi maddeleri uyarınca kira sözleşmesinin bitim tarihi olan 01/11/2018 tarihinden başlamak üzere başka bir şirket ile 03/12/2019 tarihinde yapılan kira sözleşmesi tarihine kadar olan 01/11/2018 - 02/12/2019 tarihleri arası 13 ay, 2 gün için 2.000 m2'lik depo kullanım alanı için hesaplanan 522.666,66-TL'nin ilgili şirkete ödendiğini, yapılan ödemeler sonrası müvekkili idareye davacının verdiği bedele itiraz dilekçesi gereği ilgili bakanlık ile yazışma yapıldığını, bakanlığın ise 30/10/2023 tarihli ve E:... sayılı yazısı ile kalan borç bedelinin ödenmesi için davacının fatura gönderilmesi gerektiğini bildirdiğini ve davacı şirkete bedelin ödenmesine ilişkin fatura gönderilmesi halinde bedelin hesabına aktarılacağı bildirilmiş ise de davacı tarafından fatura gönderme işleminin yerine getirilmediğinin tespit edildiğini, ayrıca müvekkili tarafından davacıya 2017 yılından itibaren tüm ürünlerin tesliminin yapılmasının istenildiğini fakat görevli memurlar tarafından belirtilen yere gidildiğinde ürünlerin teslim edilmediğine dair tutanak tutulduğunu, ikinci kez ürünlerin teslim edilmesinin istenildiğini fakat yine olumlu geri dönüş olmadığından müvekkili tarafından davacı hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına 14/05/2020 tarihli ve E... sayılı yazı ile suç duyurusunda bulunulduğunu, bu nedenlerle öncelikle davanın usulden reddini, aksi halde esastan reddini, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 31/12/2024 tarihli ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişiler ...'ın 26/05/2025 tarihli raporunda özetle; tüm delillerin takdir ve değerlendirmesi sayın mahkemeye ait olmak üzere;
Davalı idarece taraflar arasındaki sözleşme 02.12.2019 tarihi itibarıyla sona erdirilmiş olmasına rağmen davacı şirkete ait depoların 18.02.2025 keşif tarihi itibarıyla halen boşaltılmamış olup fiili kullanımın devam etmekte olduğu, taraflar arasında 2. ve 3. depoların kullanılmaya başlandığı tarih hususunda ihtilaf bulunmakta ise de, bu durumun sözleşme gereği davacı tarafça yapılan bildirimler üzerine idarece yapılması gereken tespitlerin yapılmamış olması nedeniyle davalı idarenin kusurundan kaynaklandığı, bu nedenle heyetimizce davacı tarafın davalı idareye yapmış olduğu yazılı bildirim tarihleri esas alınmak suretiyle kira başlangıç tarihlerinin belirlendiği, davacı şirketin ise idarenin yazılı onayını almaksızın ikinci ve üçüncü depolama alanlarını idareye tahsis etmek suretiyle basiretli tüccar gibi hareket etmemiş olduğu, hesaplamalar bölümünde ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, davacı tarafça idareye yapılan yazılı bildirimler esas alınmak suretiyle tespit edilen kira başlangıç tarihlerine göre davacı tarafın 2017 yılından 2022 yılı sonuna kadar her üç depo için ödenmemiş kira alacaklarının 11.389.898,64 TL dava tarihine kadar işleyecek yasal faizlerinin ise 3.475.913,30 TL olarak hesaplandığı, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin uygulanması yönüyle her iki tarafın da kusurlu davranmış olduğu dikkate alınarak, hesaplanan kira alacaklarından indirim yapılıp yapılmayacağı hususunda takdirin sayın mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizin 02/10/2025 tarihli ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişiler ...'ın 24/12/2025 tarihli ek raporunda özetle; tüm delillerin takdir ve değerlendirmesi sayın mahkemeye ait olmak üzere; tarafların itirazlarının değerlendirilmesi neticesinde tarafımızca düzenlenen 26.05.2025 tarihli kök raporda varılan tespit, değerlendirme ve hesaplamalarda her hangi bir değişikliğe gidilmesine gerek bulunmadığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen yediemin sözleşmelerinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Islah Dilekçesi; davacı vekili 10/09/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile alacağını 9.299.082,64-TL artırarak toplam dava değerini 11.389.898,64-TL'sına yükseltmiş olmakla, davacı vekilince Mahkememiz dosyasına 10/09/2025 tarihinde 158.806,00-TL ıslah harcı ikmal edildiği görülmüştür.
2017 Yılına ait Özel Depo Kapalı Alanı (Yediemin) Kira Sözleşmesinin incelenmesinde: sözleşmenin 21/12/2018 tarihinde imza altına alındığı, sözleşme süresinin 01/06/2017 ile 31/12/2017 tarihleri arasını kapsadığını, sözleşmenin ... ile Mustafa ... (... Yeddi-... Day. Tük. Mal. Ltd. Şti.) arasında akdedildiği, kira müddetinin 7 aylık olduğu, brüt toplam alanın 2000 m2 olduğu, aylık kira bedelinin 35.000,00-TL (KDV hariç), yıllık toplam tutarın ise 245.000,00-TL (KDV hariç) olduğu, sözleşmenin 12.2 maddesinde kiralamaların yıllık m2 üzerinden yapılacak olup, sözleşme gereği 2000 m2'nin aşımı halinde bu durumun yüklenici tarafından idareyi bilgilendirmesini müteakip tutanakla tespit edilecek fazla kullanılan yer için Bakanlığımızdan ödenek talep edilecektir şeklinde düzenlendiği, ihale konusu iş ile ilgili her türlü anlaşmazlıkların çözümünde İstanbul Mahkemeleri ve icra dair yetkili olduğu görülmüştür.
2018 Yılına ait Özel Depo Kapalı Alanı (Yediemin) Kira Sözleşmesinin incelenmesinde: sözleşmenin 21/12/2018 tarihinde imza altına alındığı, sözleşme süresinin 01/01/2018 ile 31/10/2018 tarihleri arasını kapsadığını, sözleşmenin ... ile Mustafa ... (... Yeddi-... Day. Tük. Mal. Ltd. Şti.) arasında akdedildiği, kira müddetinin 10 aylık olduğu, brüt toplam alanın 2000 m2 olduğu, aylık kira bedelinin 40.000,00-TL (KDV hariç), yıllık toplam tutarın ise 400.000,00-TL (KDV hariç) olduğu, sözleşmenin 12.2 maddesinde kiralamaların yıllık m2 üzerinden yapılacak olup, sözleşme gereği 2000 m2'nin aşımı halinde bu durumun yüklenici tarafından idareyi bilgilendirmesini müteakip tutanakla tespit edilecek fazla kullanılan yer için Bakanlığımızdan ödenek talep edilecektir şeklinde düzenlendiği, ihale konusu iş ile ilgili her türlü anlaşmazlıkların çözümünde İstanbul Mahkemeleri ve icra dair yetkili olduğu görülmüştür.
Davacı vekili özetle; müvekkili şirketin 2017 yılından itibaren davalı idareye toplam 6.000 m² brüt depo alanı tahsis ettiğini, davalı idarenin kira bedellerini düzenli olarak ödemediğini, muhtelif tarihlerde ödeme talebinde bulunulmasına rağmen taleplerin cevapsız bırakıldığını, yapılan kısmi ödemelerin alacağı karşılamadığını beyan ederek birikmiş saklama bedellerinin tahakkuk ettiği aydan itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte, kabul görmemesi halinde yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili özetle; görevli mahkemenin taraflar arasındaki ilişkinin kira sözleşmesi niteliğinde olması nedeniyle sulh hukuk mahkemesi olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, Bakanlık hesaplamalarına göre borç miktarının 1.047.570,00 TL olduğunu, davacının fatura düzenlememesi nedeniyle ödeme yapılamadığını, sözleşmenin 02.12.2019 tarihinde sona erdirildiğini, davacının basiretli bir tüccar gibi davranmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Davalı vekili, 10.09.2025 tarihli ıslah dilekçesine karşı da süresinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur.
Davalı vekili, taraflar arasındaki ilişkinin kira sözleşmesi niteliğinde olduğunu ve bu nedenle sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğunu ileri sürmüştür. Ancak aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacağı üzere, taraflar arasındaki sözleşme salt bir kira sözleşmesi olmayıp ağırlıklı edimi saklama olan karma nitelikte bir sözleşmedir. Saklama sözleşmesi 6098 sayılı TBK'nın 561 ila 580. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, 6102 sayılı TTK'nın 4/2-c maddesi gereğince bu maddelerden kaynaklanan ihtilaflar tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari davadır. Bu bakımından asliye ticaret mahkemesi görevli olup davalının görev itirazının reddi gerekmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde; sözleşme konusunun salt bir taşınmaz kiralamasından ibaret olmadığı görülmüştür. Sözleşme kapsamında davacı şirket; el konulan ürünlerin depolanması, istiflenmesi, muhafaza edilmesi, kayıt altına alınması, numaralandırılması, gece ve gündüz deponun güvenliğinin sağlanması, nakliyesi, işçiliği, adli makamlarca yapılacak incelemeler ile imha ve imha aşamasına kadar yapılacak her türlü iş ve işlemleri üstlenmiştir.
TBK m.561'de saklama sözleşmesi, "saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı taşınırı güvenli bir yerde koruma borcu altına girdiği sözleşme" olarak tanımlanmaktadır. Somut olayda davacının üstlendiği edimler — el konulan ürünlerin teslim alınması, güvenli bir depoda muhafaza edilmesi, kayıt ve numaralandırma ile koruma altında tutulması — bu tanımın tüm unsurlarını karşılamaktadır. Taşınmazın kullanımı bu hizmetlerin ifası için zorunlu bir araç olup sözleşmenin asıl amacı ve karakteristik edimi, marka taklidi ürünlerin güvenli biçimde saklanması ve korunmasıdır.
Bu tespitler, 26.05.2025 tarihli bilirkişi kök raporu ve 24.12.2025 tarihli ek rapordaki değerlendirmelerle de desteklenmektedir. Bilirkişi heyeti ek raporunda; taraflar arasındaki sözleşmenin salt bir kira sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceğini, sözleşme konusu edimlerin ağırlıklı olarak depolama, muhafaza, kayıt, güvenlik, nakliye ve imha işlemlerini kapsadığını açıkça ifade etmiştir.
Sonuç olarak sözleşme, TBK m.561 ve devamı maddelerinde düzenlenen saklama [ağılıklı edim] (vedia) sözleşmesi unsurları ile kira sözleşmesi unsurlarını birlikte barındıran karma nitelikte bir sözleşme olup, ağırlıklı ve karakteristik edim saklama/muhafaza yükümlülüğüdür.
Davalı vekili, yalnızca iki adet yazılı sözleşme bulunduğunu ve üçüncü depo alanı için sözleşmesel ilişki kurulmadığını savunmuştur. Ancak yazılı sözleşme bulunmaması, sözleşmesel ilişkinin yokluğu anlamına gelmemektedir. Dosya kapsamındaki deliller, ikinci ve üçüncü depo alanları için taraflar arasında örtülü bir anlaşma teşekkül ettiğini ortaya koymaktadır:
Birincisi; davacı şirket, birinci depo alanının dolması üzerine 20.12.2017 tarihli yazı ile davalı idareyi bilgilendirmiş ve ek depo alanı ihtiyacını bildirmiştir.
İkincisi; sözleşmenin 12.2 maddesi, 2.000 m²'lik depo alanının aşılması halinde izlenecek prosedürü açıkça düzenlemiş olup taraflar bu mekanizma kapsamında hareket etmişlerdir.
Üçüncüsü; davalı idare, ikinci ve üçüncü depo alanlarına fiilen ürün teslim etmeye devam etmiştir. Davalının bu alanları kullanması, herhangi bir itiraz ileri sürmeksizin ürün göndermeye devam etmesi ve alanları boşaltmaması, sözleşmesel ilişkiyi bu alanlar bakımından da kabul ettiğine ilişkin örtülü irade beyanı niteliğindedir.
Dördüncüsü; 08.01.2021 tarihli denetmen raporu ile toplam 5.840 m² kullanım alanı resmi olarak tespit edilmiş olup bu tespit, davalı idarenin sözleşme kapsamının ötesinde depo alanı kullandığını ve bu kullanımı benimsediğini resmi kayıtlarla doğrulamaktadır.
Beşincisi; bilirkişi ek raporunda belirtildiği üzere, davalı idarenin davacıyı depolama alanı dolduktan sonra getirilen ürünleri kabul etmeye zorlayabileceği herhangi bir sözleşmesel yaptırım da bulunmamaktadır. Davacı hür iradesiyle ancak davalının fiili talebi ve ihtiyacı doğrultusunda ek alanları tahsis etmiş, davalı da bu alanları kullanarak örtülü olarak kabul etmiştir.
Tüm bu olgular birlikte değerlendirildiğinde; birinci depo alanının dolması üzerine davalı idarenin ihtiyaç duyduğu ikinci ve üçüncü depo alanlarının davacı tarafından tahsis edilmesi ve davalı tarafından fiilen kullanılmaya devam edilmesi, sözleşmesel ilişkinin bu alanlara ilişkin olarak da devam etmesine dair taraflar arasında örtülü bir anlaşma teşkil etmektedir.
Taraflar arasındaki ilişkiden doğan aylık saklama/kira bedelleri, niteliği itibarıyla dönemsel edim borcu niteliğindedir. TBK m.147/1 hükmü; "kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler" için 5 yıllık özel bir zamanaşımı süresi öngörmektedir. Bu hüküm, lex specialis niteliğinde olup dönemsel ödeme borçlarına sözleşmenin genel niteliğinden bağımsız olarak uygulanır. Sözleşmenin saklama niteliğinde kabul edilmesi bu sonucu değiştirmez; zira TBK m.147/1 sözleşme türüne değil edimin dönemsel niteliğine bakan bir özel hükümdür. Lex specialis derogat legi generali ilkesi gereğince, dönemsel kira/saklama bedellerine TBK m.146'daki 10 yıllık genel zamanaşımı süresi değil, TBK m.147/1'deki 5 yıllık özel zamanaşımı süresi uygulanacaktır.
Davacı vekilinin 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğine ilişkin itirazı, yukarıda açıklanan lex specialis ilkesi karşısında yerinde görülmemiştir. Bununla birlikte saklama sözleşmesinden doğan tek seferlik tazminat talepleri gibi dönemsel niteliği bulunmayan alacaklara TBK m.146'daki 10 yıllık genel zamanaşımı uygulanabilecek ise de, somut uyuşmazlıkta talep konusu alacak münhasıran aylık kira/saklama bedellerinden oluşmakta olup dönemsel edim niteliğindedir.
Sözleşmenin 12. maddesinin 1. fıkrası gereğince yıllık kira bedeli aylık eşit taksitler halinde ve dönem başlarında ödenecektir. Tarafların fiili uygulaması da bu doğrultuda olup, tüm yazışmalar ve denetmen raporlarında aylık tutar üzerinden hesaplama yapılmış, bilirkişi kök raporundaki faiz tablolarında her ayın 1'i başlangıç tarihi olarak alınmıştır. Buna göre her bir aylık kira/saklama bedeli taksiti, ilgili ayın 1. günü muaccel hale gelmektedir.
Dava dilekçesi bakımından: Dava 10.06.2024 tarihinde açılmıştır. 5 yıllık zamanaşımı süresi geriye doğru hesaplandığında kritik eşik 10.06.2019'dur. Haziran 2019 kira taksiti 01.06.2019 tarihinde muaccel olmuş olup dava tarihine kadar 5 yıl 9 gün geçmiştir; dolayısıyla Haziran 2019 ve öncesi dönemlere ait kira taksitleri zamanaşımına uğramıştır. Temmuz 2019 kira taksiti ise 01.07.2019 tarihinde muaccel olmuş olup dava tarihine kadar 4 yıl 11 ay 9 gün geçmiştir; dolayısıyla zamanaşımı süresi içindedir.
Islah dilekçesiyle artırılan kısım bakımından: kısmi davada ıslah ile artırılan miktar bakımından zamanaşımı dava tarihine göre değil ıslah tarihine göre değerlendirilir. Davalı vekili, 10.09.2025 tarihli ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Bu durumda ıslah ile artırılan kısım bakımından 10.09.2025 tarihinden geriye 5 yıl hesaplandığında kritik eşik 10.09.2020'dir. Eylül 2020 kira taksiti 01.09.2020 tarihinde muaccel olmuş olup ıslah tarihine kadar 5 yıl 9 gün geçmiştir; dolayısıyla Eylül 2020 ve öncesi dönemlere ait kira taksitlerine ilişkin ıslah artırımı zamanaşımına uğramıştır. Ekim 2020 kira taksiti ise 01.10.2020 tarihinde muaccel olmuş olup ıslah tarihine kadar 4 yıl 11 ay 9 gün geçmiştir; dolayısıyla zamanaşımı süresi içindedir.
Dava dilekçesindeki talebin ve ıslah artırımının yıllara dağılımı: Dava dilekçesinde 2017, 2018 ve 2019 yılları için toplam 2.081.016,00 TL, 2020, 2021 ve 2022 yıllarının her biri için 3.000,00 TL talep edilmiştir. Islah ile artırılan kısım ise münhasıran 2020, 2021 ve 2022 yıllarına aittir; 2017-2019 yılları dava dilekçesinde zaten tam olarak talep edilmiş olduğundan bu yıllar bakımından ıslah artırımı yapılmamıştır. Bu dağılım, çifte zamanaşımı uygulamasının hangi yılda nasıl etki edeceğini belirleyen temel olgudur ve aşağıdaki alacak hesabında ayrıntılı olarak gösterilmiştir.
Bilirkişi kök raporunda tespit edilen üç adet kısmi ödeme bulunmaktadır:
Birincisi; 21.12.2018 tarihinde A ... numaralı fatura karşılığında, birinci depo, Haziran-Aralık 2017 dönemi (7 ay) için 245.000,00 TL.
İkincisi; 21.12.2018 tarihinde A ... numaralı fatura karşılığında, birinci depo, Ocak-Ekim 2018 dönemi (10 ay) için 400.000,00 TL.
Üçüncüsü; 17.06.2021 tarihinde ... numaralı fatura karşılığında, birinci depo, Kasım 2018 – Kasım 2019 dönemi (13 ay) için 520.000,00 TL.
Bu üç ödemenin ortak özellikleri şunlardır: Her biri belirli bir fatura karşılığında yapılmış, her biri belirli dönemlere açıkça tahsis edilmiş ve her biri yalnızca birinci depoyu kapsamaktadır. İkinci ve üçüncü depolar için hiçbir ödeme yapılmamıştır.
Davalı idarenin bizzat kendi beyanı da bu tespiti doğrulamaktadır. Davalı vekili, üçüncü ödemeyi cevap dilekçesinde "sözleşmenin bitim tarihi olan 01/11/2018 tarihinden başlamak üzere bir başka şirket ile 03/12/2019 tarihinde yapılan kira sözleşmesine kadar olan 01/11/2018-02/12/2019 tarihleri arası 13 ay 2 gün için 2.000 m²'lik kullanım alanı için hesaplanan 522.666,66 TL" olarak nitelendirmiştir. Bu niteleme, davalının borcun tamamını ikrar etmediğini, yalnızca kendi hesapladığı tutarla sınırlı ve belirli bir döneme mahsup ödeme yaptığını açıkça ortaya koymaktadır.
TBK m.154/1 kapsamında zamanaşımını kesen bir borç ikrarından söz edebilmek için, ödemenin genel borç ilişkisinin kabulü niteliğinde olması gerekir. Somut olayda ödemeler; fatura bazlı, dönem sınırlı ve yalnızca birinci depoya yönelik olup genel borç ikrarı niteliği taşımamaktadır. Bu nedenle kısmi ödemeler, yalnızca ödenen dönemlerin zamanaşımını etkilemekte olup diğer dönemler ve diğer depolar bakımından zamanaşımı kesici etki doğurmamaktadır.
Taraflar arasındaki sözleşme metninde "brüt 2.000 m² depolama alanı" ifadesi açıkça kullanılmıştır. Sözleşme lafzının açık olduğu hallerde TBK m.19 uyarınca başka bir yoruma gidilmesi gerekmemektedir. Harita mühendisince yapılan fiili ölçümde toplam alan 6.139 m² olarak tespit edilmiş olup bu rakam 3×2.000 m² = 6.000 m²'yi dahi aşmaktadır.
Davalı vekilinin 08.01.2021 tarihli denetmen raporundaki 5.840 m² net alan tespitini esas alınması gerektiğine ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir. Zira sözleşme açıkça brüt alan esasına dayanmakta olup net alan hesabının sözleşmesel bir dayanağı bulunmamaktadır. Kaldı ki bilirkişi ek raporunda tespit edildiği üzere, brüt alan ile net alan arasındaki fark yüzde üçten az olup esası değiştirmemektedir.
Davacının deponun küçük bir kısmını evrak işleri ve kayıt tutma amacıyla kullanması, sözleşmeye aykırılık teşkil etmemektedir. Açıklandığı üzere sözleşme konusu edimler; kayıt altına alma, numaralandırma, adli makamlarca yapılacak incelemeler gibi idari nitelikli işlemleri de kapsamaktadır. Bu hizmetlerin verilebilmesi için ofis alanı kullanılması zorunlu olup, brüt alan kavramı zaten bu tür alanları kapsamaktadır. Depolama alanının davacı şirketin sözleşme dışı özel işleri için kullanıldığına dair herhangi bir tespit de bulunmamaktadır.
Bilirkişi kök raporundaki hesaplama; sözleşme hükümlerine uygun olarak brüt alan esası, sözleşmenin 11. maddesinde açıkça öngörülen ÜFE endeksine göre yıllık artış ve sözleşmenin 12. maddesinde düzenlenen aylık ödeme vadesi esas alınarak yapılmıştır.
Davalı vekilinin Bakanlık hesaplamalarının (1.047.570,00 TL) esas alınması gerektiğine ilişkin talebi yerinde görülmemiştir. Bilirkişi hem kök raporda hem ek raporda; Bakanlığın "TÜFE ve ÜFE oranlarından hangisi lehindeyse onun uygulanması" yaklaşımının sözleşmenin 11. maddesinin açık hükmüne aykırı olduğunu gerekçeli olarak tespit etmiştir. Bilirkişi hesabı ile Bakanlık hesabı arasında yaklaşık 10 kat fark bulunmakta olup bu fark, Bakanlık hesaplamasının sözleşme parametrelerini dikkate almadığını açıkça göstermektedir.
Ayrıca bilirkişi ek raporunda belirtildiği üzere, davalı idare davacı şirkete ait depolara teslim edilen ürünlerle ilgili herhangi bir kayıt tutmamış olduğundan, depolara ne zaman ne kadar ürün teslim edildiğini ve ne kadar hizmet almış olduğunu bilmemektedir. Bu somut gerçeklik karşısında, davalı vekilinin bilirkişi hesaplamalarının tamamen hatalı ve varsayımlara dayalı olduğu yönündeki iddiası yerinde görülmemiştir. Bilirkişi hesaplaması, dosyadaki mevcut deliller ve sözleşme hükümleri çerçevesinde yapılabilecek en güvenilir hesaplamadır.
Bilirkişi kök raporunda her bir depo için belirlenen aylık kira bedelleri şu şekildedir: 2019 yılı aylık 53.456,00 TL, 2020 yılı aylık 57.395,71 TL, 2021 yılı aylık 71.830,73 TL, 2022 yılı aylık 129.216,30 TL.
Bilirkişi kök raporunda; davacının yazılı onay almaksızın ikinci ve üçüncü depo alanlarını tahsis etmesinin basiretli tüccar gibi hareket etmeme olarak nitelendirilebileceği tespit edilmiş ve alacaktan kusur indirimi yapılıp yapılmayacağı hususu mahkemenin takdirine bırakılmıştır.
Davalı vekili de davacının kusurlu davrandığını ve alacaktan indirim yapılması gerektiğini savunmuştur.
Ancak bilirkişi ek raporunda bu husus daha açık bir hukuki çerçeveye oturtulmuştur: Kusura dayalı indirim yalnızca haksız kullanım tazminatı (ecrimisil) kabulünde uygulanabilir; çünkü ecrimisil bir tazminat türü olduğundan TBK m.52'deki birlikte kusur hükmü devreye girer. Sözleşmesel borç ilişkisinde ise durum farklıdır.
Mahkememizce ikinci ve üçüncü depo alanları için taraflar arasında örtülü anlaşma ile sözleşmesel ilişki kurulduğu kabul edilmiştir. Sözleşmesel ilişki kabulünde, taraflar arasındaki borç ilişkisi sözleşmeden doğmaktadır. TBK m.112 ve devamı maddeleri gereğince borçlu, sözleşmeden doğan edimini ifa etmekle yükümlü olup alacaklının davranışı borçlunun ifa yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. TBK m.52 kapsamındaki birlikte kusur indirimi yalnızca tazminat alacaklarında uygulanabilir olup sözleşmeden doğan edim borçlarında uygulama alanı bulmaz.
Davalının, davacının basiretli tüccar gibi hareket etmediği yönündeki argümanına gelince: Bilirkişi ek raporunda da tespit edildiği üzere, davalı idarenin davacıyı ek depo alanı tahsis etmeye zorlayan herhangi bir sözleşmesel yaptırım mekanizması bulunmadığından, davacının hür iradesiyle ancak davalının fiili ihtiyacı doğrultusunda hareket ettiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki davalı idare, birinci deponun dolmasından sonra ürün göndermeye devam etmiş ve tahsis edilen alanları fiilen kullanarak sözleşmesel ilişkiyi örtülü olarak kabul etmiştir. Bu koşullar altında, sözleşmesel edim borcundan kusur indirimi yapılmasının hukuki dayanağı bulunmadığından, kusur indirimi uygulanmamıştır.
Davalı vekili, davacının fatura düzenlememesi nedeniyle ödeme yapılamadığını ileri sürmüştür.
Bu iddia yerinde görülmemiştir. Bilirkişi ek raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; birincisi, sözleşmede ödeme öncesinde fatura düzenlenmesini zorunlu kılan bir hüküm bulunmamaktadır. İkincisi, fatura düzenlenmesiyle davacıya KDV ve kurumlar vergisi yönünden vergisel yükümlülükler doğacak olup, fatura düzenlendiği aya ilişkin KDV beyannamesi verildikten sonra faturanın iptal edilmesi mümkün değildir. Üçüncüsü, davalı idarenin yıllarca kira borcunu ödememesi karşısında, davacının fatura düzenlemede ihtiyatlı davranması makuldür. Dördüncüsü, idarece fatura düzenlenmesi talep edilen miktar (1.047.570,00 TL) davacının alacağının onda birinden azdır.
Davalının fatura argümanında ayrıca bir iç çelişki de bulunmaktadır. Davalı idare bir yandan fatura kesilirse ödeme yapacağını beyan ederken, diğer yandan davanın tamamen reddini talep etmektedir. Davalı idare gerçekten ödeme yapma niyetinde olsaydı davanın reddini talep etmesi beklenmezdi. Kaldı ki bilirkişi ek raporunda tespit edildiği üzere, davalı idare 24 ay boyunca hiç ödeme yapmamış ve davacının ödeme talepli dilekçelerine cevap dahi vermemiştir. Bu durum, fatura konusunun bir gerekçe değil savunma aracı olarak ileri sürüldüğüne işaret etmektedir.
Sonuç olarak, fatura düzenlenmemiş olması davalının sözleşmeden doğan ödeme borcunu ortadan kaldırmamaktadır.
Bilirkişi kök raporunda hesaplanan toplam alacak 11.389.898,64 TL olup, yukarıda açıklanan zamanaşımı uygulaması ve yapılan kısmi ödemeler dikkate alındığında, hükmedilecek alacak miktarı aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.
Bilirkişi alacağı: 175.000,00 TL. Bu tutar dava dilekçesinde talep edilmiş olup ıslah artırımı bulunmamaktadır. 2017 yılının tamamı Haziran 2019 öncesine ait olduğundan, dava tarihinden hesaplanan zamanaşımı süresi dolmuştur. Hükmedilecek: 0 TL.
Bilirkişi alacağı: 480.000,00 TL. Bu tutar dava dilekçesinde talep edilmiş olup ıslah artırımı bulunmamaktadır. 2018 yılının tamamı Haziran 2019 öncesine ait olduğundan, dava tarihinden hesaplanan zamanaşımı süresi dolmuştur. Hükmedilecek: 0 TL.
Bilirkişi alacağı: 1.430.960,00 TL. Bu tutar dava dilekçesinde talep edilmiş olup ıslah artırımı bulunmamaktadır.
Ocak-Haziran 2019 dönemi (6 ay): Haziran 2019 ve öncesine ait olduğundan zamanaşımına uğramıştır. Zamanaşımına uğrayan tutar: 668.752,00 TL.
Temmuz-Aralık 2019 dönemi (6 ay): Zamanaşımı süresi içindedir. Birinci depo için; davalı idarece Kasım 2019 dahil aylık 40.000,00 TL ödeme yapılmış olup, ÜFE artışlı aylık kira bedelinin 53.456,00 TL olması gerektiğinden, Temmuz-Kasım 2019 arası 5 ay için aylık 13.456,00 TL fark alacağı mevcuttur. Aralık 2019'da ise hiç ödeme yapılmamış olup tam bedel 53.456,00 TL'dir. İkinci ve üçüncü depolar için hiç ödeme yapılmamış olup aylık 53.456,00 TL tam bedel alacağı mevcuttur.
Zamanaşımına uğramayan 2019 alacağı:
- 2019/07: 13.456 + 53.456 + 53.456 = 120.368,00 TL
- 2019/08: 13.456 + 53.456 + 53.456 = 120.368,00 TL
- 2019/09: 13.456 + 53.456 + 53.456 = 120.368,00 TL
- 2019/10: 13.456 + 53.456 + 53.456 = 120.368,00 TL
- 2019/11: 13.456 + 53.456 + 53.456 = 120.368,00 TL
- 2019/12: 53.456 + 53.456 + 53.456 = 160.368,00 TL
Hükmedilecek: 762.208,00 TL.
2020 Yılı — Çifte Zamanaşımı Etkisi
Bilirkişinin tespit ettiği alacak: 2.066.245,56 TL (12 ay × 3 depo × 57.395,71 TL).
Bu yıl, dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi için farklı zamanaşımı eşiklerinin kesiştiği yıl olup özel bir değerlendirme gerektirmektedir.
Dava dilekçesindeki talep: 2020 yılı için 3.000,00 TL. Dava tarihinden (10.06.2024) zamanaşımı kontrolü yapıldığında, 2020 yılının tamamı 5 yıl içinde kaldığından 3.000,00 TL'nin tamamı zamanaşımına uğramamıştır.
Islah artırımı: 2.066.245,56 – 3.000,00 = 2.063.245,56 TL. Islah tarihinden (10.09.2025) zamanaşımı kontrolü yapıldığında, Eylül 2020 ve öncesine (Ocak-Eylül 2020, 9 ay) ait ıslah artırımı zamanaşımına uğramıştır. Ekim-Aralık 2020 dönemine (3 ay) ait ıslah artırımı ise zamanaşımı süresi içindedir.
Ekim-Aralık 2020 tamamı (dava dilekçesi + ıslah): 3 ay × 172.187,13 TL = 516.561,39 TL. Bu tutarın tamamı zamanaşımına uğramamıştır.
Ocak-Eylül 2020 dönemi: Bu dönem için ıslah artırımı zamanaşımına uğramıştır. Ancak dava dilekçesindeki 3.000,00 TL'nin bu döneme isabet eden payı zamanaşımına uğramamıştır. Dava dilekçesinde 2020 yılı talebi toplam 3.000,00 TL olarak yıl bazında belirtilmiş, aylara dağıtılmamıştır. HMK m.26 gereği davacının talebiyle bağlı kalınması ve hüküm fıkrasında her aya ayrı vade tarihi atanması zorunluluğu karşısında, 3.000,00 TL'nin 12 aya oransal dağılımı yapılmıştır: 3.000 / 12 = 250,00 TL/ay. Buna göre Ocak-Eylül 2020 dönemine isabet eden 9 × 250,00 = 2.250,00 TL dava dilekçesi kapsamında zamanaşımına uğramamıştır.
Hükmedilecek: 2.250,00 + 516.561,39 = 518.811,39 TL.
2021 Yılı
Bilirkişinin tespit ettiği alacak: 2.585.906,28 TL (12 ay × 3 depo × 71.830,73 TL).
Dava dilekçesindeki talep: 3.000,00 TL. Islah artırımı: 2.582.906,28 TL. 2021 yılının tamamı hem dava tarihinden hem ıslah tarihinden zamanaşımı süresi içindedir (tüm taksitler Ekim 2020 sonrası muaccel). Hükmedilecek: 2.585.906,28 TL.
2022 Yılı
Bilirkişinin tespit ettiği alacak: 4.651.786,80 TL (12 ay × 3 depo × 129.216,30 TL).
Dava dilekçesindeki talep: 3.000,00 TL. Islah artırımı: 4.648.786,80 TL. 2022 yılının tamamı hem dava tarihinden hem ıslah tarihinden zamanaşımı süresi içindedir. Hükmedilecek: 4.651.786,80 TL.
Toplam
| Yıl | Bilirkişi Alacağı | Zamanaşımına Uğrayan | Hükmedilecek |
|---|---|---|---|
| 2017 | 175.000,00 TL | 175.000,00 TL | 0 TL |
| 2018 | 480.000,00 TL | 480.000,00 TL | 0 TL |
| 2019 | 1.430.960,00 TL | 668.752,00 TL | 762.208,00 TL |
| 2020 | 2.066.245,56 TL | 1.547.434,17 TL | 518.811,39 TL |
| 2021 | 2.585.906,28 TL | 0 TL | 2.585.906,28 TL |
| 2022 | 4.651.786,80 TL | 0 TL | 4.651.786,80 TL |
| Toplam | 11.389.898,64 TL | 2.871.186,17 TL | 8.518.712,47 TL |
| Davacı vekili; birikmiş saklama bedellerinin temerrüt tarihinden itibaren öncelikle ticari avans faizi, kabul görmemesi halinde yasal faiz ile birlikte tahsilini talep etmiştir. | |||
| Yukarıda açıklandığı üzere, dava TTK m.4/1 ve m.4/2-c kapsamında mutlak ticari dava olarak kabul edilmiştir. 3095 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avans işlemlerine uyguladığı faiz oranı, ticari işlerde temerrüt faizi olarak uygulanabilir. Dava ticari dava niteliğinde olup davacının avans faizi talebi yerinde görülmüştür. | |||
| Sözleşmenin 12. maddesinin 1. fıkrası gereğince her aylık kira/saklama bedeli taksiti, ilgili ayın 1. günü muaccel hale gelmektedir. TBK m.117/1'e göre; borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmiş ise, belirlenen günün geçmesiyle borçlu temerrüde düşer. Sözleşmede ödeme zamanı açıkça belirlenmiş olduğundan, ayrıca ihtar şartı aranmaksızın her bir aylık kira taksiti bakımından ayın 1. günü itibarıyla temerrüt gerçekleşmektedir. Buna göre her bir aylık taksit için faiz, ilgili ayın 1. gününden itibaren işletilecektir. | |||
| Davacı vekili, işlemiş faizi ayrı bir miktar olarak talep etmemiş; temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiz oranı ile tahsil talep etmiştir. Bu nedenle bilirkişi kök raporunda hesaplanan 3.475.913,30 TL işlemiş faiz ayrı bir alacak kalemi olarak hükme bağlanmayacak olup, faiz hesabı icra aşamasında her bir aylık taksitin vade tarihinden tahsil tarihine kadar avans faiz oranı üzerinden yapılacaktır. | |||
| Yargılama Gideri ve Vekalet Ücreti yönünden; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18/A-11 maddesi uyarınca, taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin yarısından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekalet ücretinin yarısına hükmedilir. Aynı yasanın arabuluculuk ücreti 18/A-10 fıkrası uyarınca anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Somut olayda davalı ...nın arabuluculuk toplantısına katılmadığı arabuluculuk son tutanağı ile sabit olmakla yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulmuştur. | |||
| HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle; | |||
| 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; | |||
| 2019 yılına ait toplam 762.208,00 TL saklama bedelinin; | |||
| • 120.368,00 TL'sinin 01.07.2019 tarihinden itibaren, | |||
| • 120.368,00 TL'sinin 01.08.2019 tarihinden itibaren, | |||
| • 120.368,00 TL'sinin 01.09.2019 tarihinden itibaren, | |||
| • 120.368,00 TL'sinin 01.10.2019 tarihinden itibaren, | |||
| • 120.368,00 TL'sinin 01.11.2019 tarihinden itibaren, | |||
| • 160.368,00 TL'sinin 01.12.2019 tarihinden itibaren, | |||
| işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, | |||
| 2020 yılına ait toplam 518.811,39 TL saklama bedelinin; | |||
| • 250,00 TL'sinin 01.01.2020 tarihinden itibaren, | |||
| • 250,00 TL'sinin 01.02.2020 tarihinden itibaren, | |||
| • 250,00 TL'sinin 01.03.2020 tarihinden itibaren, | |||
| • 250,00 TL'sinin 01.04.2020 tarihinden itibaren, | |||
| • 250,00 TL'sinin 01.05.2020 tarihinden itibaren, | |||
| • 250,00 TL'sinin 01.06.2020 tarihinden itibaren, | |||
| • 250,00 TL'sinin 01.07.2020 tarihinden itibaren, | |||
| • 250,00 TL'sinin 01.08.2020 tarihinden itibaren, | |||
| • 250,00 TL'sinin 01.09.2020 tarihinden itibaren, | |||
| • 172.187,13 TL'sinin 01.10.2020 tarihinden itibaren, | |||
| • 172.187,13 TL'sinin 01.11.2020 tarihinden itibaren, | |||
| • 172.187,13 TL'sinin 01.12.2020 tarihinden itibaren, | |||
| işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, | |||
| 2021 yılına ait toplam 2.585.906,28 TL saklama bedelinin; | |||
| • 215.492,19 TL'sinin 01.01.2021 tarihinden itibaren, | |||
| • 215.492,19 TL'sinin 01.02.2021 tarihinden itibaren, | |||
| • 215.492,19 TL'sinin 01.03.2021 tarihinden itibaren, | |||
| • 215.492,19 TL'sinin 01.04.2021 tarihinden itibaren, | |||
| • 215.492,19 TL'sinin 01.05.2021 tarihinden itibaren, | |||
| • 215.492,19 TL'sinin 01.06.2021 tarihinden itibaren, | |||
| • 215.492,19 TL'sinin 01.07.2021 tarihinden itibaren, | |||
| • 215.492,19 TL'sinin 01.08.2021 tarihinden itibaren, | |||
| • 215.492,19 TL'sinin 01.09.2021 tarihinden itibaren, | |||
| • 215.492,19 TL'sinin 01.10.2021 tarihinden itibaren, | |||
| • 215.492,19 TL'sinin 01.11.2021 tarihinden itibaren, | |||
| • 215.492,19 TL'sinin 01.12.2021 tarihinden itibaren, | |||
| işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, | |||
| 2022 yılına ait toplam 4.651.786,80 TL saklama bedelinin; | |||
| • 387.648,90 TL'sinin 01.01.2022 tarihinden itibaren, | |||
| • 387.648,90 TL'sinin 01.02.2022 tarihinden itibaren, | |||
| • 387.648,90 TL'sinin 01.03.2022 tarihinden itibaren, | |||
| • 387.648,90 TL'sinin 01.04.2022 tarihinden itibaren, | |||
| • 387.648,90 TL'sinin 01.05.2022 tarihinden itibaren, | |||
| • 387.648,90 TL'sinin 01.06.2022 tarihinden itibaren, | |||
| • 387.648,90 TL'sinin 01.07.2022 tarihinden itibaren, | |||
| • 387.648,90 TL'sinin 01.08.2022 tarihinden itibaren, | |||
| • 387.648,90 TL'sinin 01.09.2022 tarihinden itibaren, | |||
| • 387.648,90 TL'sinin 01.10.2022 tarihinden itibaren, | |||
| • 387.648,90 TL'sinin 01.11.2022 tarihinden itibaren, | |||
| • 387.648,90 TL'sinin 01.12.2022 tarihinden itibaren, | |||
| işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, | |||
| Sonuçta toplam 8.518.712,47 TL'nin yukarıda belirtilen vade tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, | |||
| -Fazlaya ilişkin talebin zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, | |||
| 2-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 581.913,25-TL ilam harcından peşin alınan 194.511,92-TL'nin mahsubu ile bakiye 387.401,33-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, | |||
| 3-Davacı tarafından yatırılan 35.705,92-TL peşin harç, 158.806,00-TL ıslah harcı ve 427,60-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 194.939,52-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, | |||
| 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 935.935,62-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, | |||
| 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 207.627,10-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, | |||
| 6-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.200,00-TL'nin kabul-red oranına göre 2.393,34-TL'nin davalıdan, 806,66-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, | |||
| 7-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 57.032,50-TL yargılama giderinin kabul ve red durumuna göre takdiren oranlayarak 42.655,64-TL'lik kısmının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine; arda kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, | |||
| 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine, | |||
| Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.05/02/2026 |
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.