Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/291
2025/95
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:2024/291 Esas
KARAR NO :2025/95
DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ:11/07/2019
KARAR TARİHİ:13/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ... Şubesi ile davalı kredi lehtarı ... TEL. İNŞ. OTO. NAK. SAN. TİC. LTD. ŞTİ. arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmeyi diğer davalı kefilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduklarını, bahse konu sözleşmelere istinaden kredi lehtarı/borçlu lehine taksitli kredi, kredili mevduat hesabı kredisi, şirket kredi kartı ve çek taahhüt bedeli tazmin kredisi ile gayrinakdi çek taahhüt bedeli kredisi kullandırıldığını, ilgili kredilerin sözleşme hükümlerine aykırı kullanılması nedeniyle .... Noterliğinin 23.11.2018 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarname ile verilen sürede borcun ödenmemesi sonucunda, ....İcra Müd. ... Esas sayılı dosyası ile takip açıldığını, davalı/borçluların, yetkiye, asıl borca, işlemiş faize, faiz oranına ve ferilerine itirazı üzerine takibin durduğunu, TCMB bildirilen faiz oranına göre %75 oranında tem. faizi talep edilmesi gerekirken %40 oranında temerrüt faizi talep edildiğini, müvekkili bankanın defter ve kayıtlarının HMK 193 m. uyarınca münhasır delil teşkil edeceğini, işbu nedenlerle 692.915,99-TL alacak üzerinden davalının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazının iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretini davalıya bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılara usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğ edildiği, davaya cevap verilmediği görüldü.
Mahkememizden verilen 18/03/2021 tarih ve ... sayılı kararı ile; ''Davanın Kısmen Kabulüne'' karar verildiği, kararın davalı taraflarca istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 28/02/2024 tarih ve 2021/1231 Esas, 2024/275 Karar sayılı ilamı ile, ''.....Ancak dosyada davacı banka ile ... arasında düzenlenmesi gereken protokol bulunmamaktadır. Dosyaya alınan bilirkişi raporunda sözlemenin 10. Maddesi gereği temerrüt faizinin uygulanan faizin %50 fazlası olacağı belirlenmişken 19.20x1,5 =38.40 şeklinde hatalı belirleme yapılmıştır. Davacı vekilince bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde bilirkişi tarafından yapılan aleyhe tespitlerin kabul edilmediği belirtilmesine rağmen bu hatalı oran üzerinden yapılan hesaplama hükme esas alınmıştır.
Dosyada bulunan sözleşmede kefillerin kefalet limitinin 1.625.000,00 TL'ye yükseltildiği, yapılan ödemelerin bizzat davalılar tarafından yapılması halinde takipten sonra davadan önce yapılan ödemeler yönünden takip talebindeki talepler dikkate alınarak hesaplama yapılarak bu kısım yönünden davanın reddine, dava tarihinden sonra bizzat davalılar tarafından yapılan ödeme varsa infazda dikkate alınması gerektiği, sözleşmenin IV. maddesindeki düzenlemeler uyarınca vadesi gelmemmiş taksitlerin de temerrüt halinde muaccel hale gelebileceği anlaşılmakla davalıların bu yöne ilişkin istinaf istemler yerinde değildir.
Ancak mahkemece kullandırılan kredilerin ... kefaletiyle kullandırıldığına ilişkin evraklar, ... ile davacı arasında yapılan protokol dosyaya kazandırılmadan, bilirkişiye banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp kredinin kimin tarafından ödendiği belirlenmeden, sözleşmenin 10.madesine aykırı şekilde hatalı belirlenen oran üzerinden temerrüt faizi belirlenerek hüküm kurulması isabetli olmadığından davalıların bu yöne ilişkin istinaf talepleri yerindedir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.'' gerekçesi ile mahkememizin kararının kaldırıldığı ve dosyanın Mahkememize iade edilerek dosyanın 2024/291 Esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizin 02/05/2024 tarihli tensip tutanağı, 3 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 26/05/2024 tarihli raporunda özetle;
Il-) SONUÇ ve KANAAT:
Detayları yukarıda verilen inceleme ve hesaplamalar sonucunda, tüm delillerin takdiri tamamen sayın Mahkemeye ait olmak üzere;
Bozma ilamı doğrultusunda kök raporun revize edilmiş en son hali aşağıda topluca arz edilmiştir.
1-Davacı banka ile davalı kredi lehtarı ... TEL. İNŞ. OTO. NAK. SAN. TİC. LTD. ŞTİ. arasında “Genel Kredi Sözleşmesi” imzalandığı, işbu sözleşmeyi davalı kefillerinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, anılan sözleşmeye istinaden davacı banka tarafından kredi lehtarı adına kredi hesapları açıldığı ve bu hesaplar üzerinden nakit kredilerin kullandırılmış olduğu, işbu kredi borçlarının öngörülen süre içinde ödenmemesi nedeniyle, davacı bankanın davalılar aleyhinde takip ve dava hakkının bulunduğu kanaati edinildiği,
2-Kefalet Limiti ve Davalı Kefilin Sorumluluğu: Davalı kefillerin sözleşmede gösterilen kefalet limitinin 2.562.500,00 TL olduğu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan nakdi kredi asıl borç tutarı 629.065,81 TL'sının kefalet limitlerinden daha DÜŞÜK SEVİYEDE olması nedeniyle, davalı kefilin hem kendi ve hem de davalı kredi lehtarı asıl borçlu şirketin temerrüdü ve bunun sonuçlarından dolayı sorumlu oldukları nazara alınarak, borcun tamamından müteselsilen sorumlu olduklarının düşünülebilineceği (Lütfen bkz: TBK 589 m. mülga B.K 490.m'nın sayın yargı makamınca değerlendirilebilineceği)
3-Davacı bankanın TAKİP TARİHİ itibariyle hesaplanan alacakları;
3.1-Kredilere fiilen uygulanan akdi faiz köklü temerrüt faiz oranına (428,80) göre
(1. Seçenek);
Alacak Kalemleri Talep Edilen Hesaplanan Talep Edilmesi Gereken
Asıl alacak 629.065,81 629.065,81 629.065,81
İşlemiş akdi faiz 60.809,69 41.769,97 41.769,97
BSMV 3.040,48 2.088,50 2.088,50
Toplam Alacak 692.915,98 672.924,28 672.924,28
Sayın Mahkemece raporun benimsenmesi halinde, fazlaya ilişkin 19.991.770 TL (692.915 98-672.924 28) reddi durumunda, TAKİP TARİHİNDEN başlamak üzere 629.065,81 TL asıl alacak tutarı tamamen ödeninceye kadar yıllık 28,80 oranında temerrüt faizi ve bunun Ye5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte istenilebilineceği,
3.2-Emsal nitelikteki kredilere fiilen uygulanan en yüksek akdi faiz oranına göre belirlenen 40 temerrüt faizine göre; (2. Seçenek)
Alacak Kalemleri Talep Edilen Hesaplanan Talep Edilmesi Gereken
Asıl alacak 629.065,81 629.065,81 629.065,81
İşlemiş akdi faiz 60.809,69 58.013,85 58.013,85
BSMV 3.040,48 2.900,69 2.900,69
Toplam Alacak 692.915,98 689.980,35 689.980,35
Sayın Mahkemece raporun benimsenmesi halinde, fazlaya ilişkin 2.935,63 TL (692.915,98-689.980,35-) reddi durumunda, TAKİP TARİHİNDEN başlamak üzere 629.065,81 TL asıl alacak tutarı tamamen ödeninceye kadar yıllık 440 oranında temerrüt faizi ve bunun Ve5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte istenilebilineceği,
3.3- 3095 sayılı K'nun 2/2 m. hükmü uyarınca belirlenen temerrüt faiz oranına (419,50) göre (3. Seçenek)
Alacak Kalemleri Talep Edilen Hesaplanan Talep Edilmesi Gereken
Asıl alacak 629.065,81 629.065,81 629.065,81
İşlemiş akdi faiz 60.809,69 28.281,75 28.281,75
BSMV 3.040,48 1.414,69 1.414,09
Toplam Alacak 692.915,98 658.761,65 658.761,65
Sayın Mahkemece raporun benimsenmesi halinde, fazlaya ilişkin 34.154,33 TL (692.915,98-658.761,65x) reddi durumunda, TAKİP TARİHİNDEN başlamak üzere 629.065,81 TL asıl alacak tutarı tamamen ödeninceye kadar yıllık 619,50 oranında temerrüt faizi ve bunun 5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte istenilebilineceği,
4-... Mevzuatı Bakımından Takip Edilmesi Gereken Süreç Yönünden
...'nun kefaletiyle davalı ası! borçlu ... TEL. İNŞ.OTO.NAK.SAN.TİC. LTD. ŞTİ. firmasına 3 adet taksitli krediler kullandırılmıştır.
... -...A.Ş. DAVA TARİHİ 11.07.2019'den ÖNCE OLMAK ÜZERE 08.07.2019 tarihinde davacı bankaya 135.829,59 TL ile DAVA TARİHİNDEN SONRA ise 31.07.2019 tarihinde 356.310,51 TL ile 17.12.2019 tarihinde 71.275,21 TL olmak üzere toplam 563.415,31 TL tutarında TAZMİNAT ödemesi yapmıştır.
Davacı banka, ... A.Ş. ile yapılan ek kefalet protokolü kapsamında, tazmin edilen işbu bedelin davalı şirket ile davalı kefillerden tahsil edilmesinde sözleşmesel olarak yetkili ve sorumlu pozisyonunda bulunduğu, yani davacı banka tazmin edilen işbu bedel (563.415,31 TL) bakımından takibellere aynen devam etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bir başka deyişle davacı banka, ... A.Ş. ile imzalanan EK kefalet protokolü (D bendinin 1.2 ve 4 fıkraları) ve Bakanlar Kurulu Kararları (2009/15197-2015/7331 ve 2016/...) kapsamında, davalı asıl borçlu firma ve/veya davalı kefil/lerden ... 'nun kefaleti kapsamında kullandırılan kredilerden doğan alacaklarını tahsil etmek için açılan icra takiplerine AYNEN devam edilebileceğinin düşünüldüğü, Çünkü, bahse konu ödemeler/tazminatlar davalı asıl borçlu firma ve/veya davalı kefil/ler tarafından yapılmamıştır. İşte bu bakımdan gerek davacı banka ile dava dışı ... A.Ş. arasında akdedilen Ek Kefalet protokolü ve gerekse de Bakanlar Kurulu Kararına atfen sanki hiç ödeme yapılmamış gibi takiplere aynen devam edilebilineceği nazara alındığında, ...'dan tazminat yoluyla tahsil edilen 563.415,31 TL'nın davalı firmanın kredi borcuna MAHSUP edilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Çünkü, davacı banka bu bedeli davalı asıl borçlu şirket ve/veya kefillerden tahsil edilip, ...'na sözleşmesel olarak iade etmekle yükümlüdür) Yukarıda yapılan hesaplamalarda zaten tazminat bedelinin kredi borcuna mahsup edilememiş olduğu (EMSAL ... Bölge Adliye Mahkemesi 21 HD 19.12.2019 T. 2018/939 E. ve 2019/1593 s.K. Yargıtay 12.HD 13.01.2021 Tarih, 2020/2740 E. 2021/298 s. K) sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizin 18/07/2024 tarihli ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin tarihli ek raporunda özetle;
III-) SONUÇ ve KANAAT:
Detayları yukarıda verilen inceleme ve hesaplamalar sonucunda, tüm delillerin takdiri tamamen sayın Mahkemeye ait olmak üzere;
Sayın mahkemenin ara kararı ile davalı vekilinin beyanları tek tek irdelendiğinde, mevcut delil durumuna göre bundan önceki rapordan ayrılmayı gerektirebilecek bir olgunun, hususun tespit edilememiş olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak kullandırılan kredilerin kat'ı sonrası açılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.
Davacı banka, Genel Kredi Sözleşmesi'ne istinaden davalılara kullandırılan kredi alacağının tahsili amacıyla .... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız takibe davalıların itiraz etmesi üzerine, itirazın iptali ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebiyle eldeki davayı açmıştır.
Davacı, davalı şirket ile muhtelif tarihlerde imzalanan Genel Kredi Sözleşmeleri kapsamında kredi kullandırıldığını, kredilerin ödenmemesi nedeniyle 23.11.2018 tarihli ihtarname ile hesapların kesildiğini ve toplam 831.054,82 TL borcun muaccel hale geldiğini, diğer davalıların da müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduklarını ileri sürmüştür.
Davalılar savunmalarında; davacı bankanın ... kredisine dayalı taleplerinin sonradan ileri sürüldüğünü, ipotekli taşınmaz satış bedeli ve ... ödemelerinin alacaktan mahsup edilmesi gerektiğini, iddia edilen temerrüt faizi oranının fahiş olduğunu, davalı ...'ın 769-... nolu krediden sorumlu olmadığını, teminat mektuplarının iadesinin borcun sona erdiği anlamına geldiğini ve yetki itirazında bulunmuşlardır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 28.02.2024 tarihli bozma kararında belirtilen eksik inceleme hususları göz önünde bulundurularak, gerek davacı tarafından ibraz edilen belgeler ve gerekse bilirkişi raporu doğrultusunda ayrıntılı inceleme yapılmıştır. BAM kararında belirtilen:
1. Kredilerin ... kefaletiyle kullandırıldığına ilişkin belgelerin dosyaya kazandırılması
2. ... ile davacı banka arasındaki protokolün incelenmesi
3. Banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak kredinin kim tarafından ödendiğinin belirlenmesi
4. Temerrüt faizi oranının seçenekli hesaplanması
hususlarındaki eksiklikler giderilmiş olup, aşağıda ayrıntılı değerlendirmelere yer verilmiştir.
Davalıların yetki itirazı yerinde görülmemiştir. Kredi ilişkisinin temelini oluşturan Genel Kredi Sözleşmesinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmıştır. Tarafların tacir olması nedeniyle yetki sözleşmesi HMK m.17 uyarınca geçerlidir. Kefiller bakımından da yetki şartı, TTK m.7'de düzenlenen ticari işlerde teselsül karinesi gereğince bağlayıcıdır. Bu nedenle davalıların yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
Davalıların, davacı bankanın ... kredisine dayalı talebini sonradan ileri sürdüğü ve bunun talebin genişletilmesi niteliğinde olduğu yönündeki itirazı incelenmiştir. Dosya kapsamına sunulan ve davacı tarafından ibraz edilen ... Kredi Protokolü incelendiğinde, takibe konu kredilerin başlangıçta ... destekli olarak kullandırıldığı, bu durumun kredinin niteliğini değiştirmediği ve alacağın kaynağının Genel Kredi Sözleşmesi olduğu görülmüştür. ...'nin kefil olması, borçlunun asıl borçlu sıfatını ve borcun dayanağını değiştirmez.
Dosyada mevcut belgeler, taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmeleri, hesap ekstreleri ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirkete muhtelif krediler kullandırıldığı ve bu kredilerin ödenmemesi nedeniyle davacı banka tarafından 23.11.2018 tarihli ihtarname ile hesapların kesilerek 831.054,82 TL tutarındaki borcun muaccel hale getirildiği anlaşılmaktadır.
Kredilerin kullanıldığı ve borç miktarının tespitiyle ilgili olarak alınan 2. ek bilirkişi raporunda, davacı bankanın takibe konu ettiği alacağın dayanağını oluşturan krediler ayrıntılı olarak incelenmiş ve teknik hesaplamalar yapılmıştır.
Bilirkişi raporuna göre takip tarihinde talep edilen ve hesaplanması gereken tutarlar arasında aşağıdaki farklar tespit edilmiştir:
- Talep edilen asıl alacak: 629.065,81 TL (hesaplanan ile aynı)
- Talep edilen işlemiş faiz: 60.809,69 TL (hesaplanan: 41.769,97 TL)
- Talep edilen BSMV: 3.040,48 TL (hesaplanan: 2.088,50 TL)
- Talep edilen toplam: 692.915,98 TL (hesaplanan: 672.924,28 TL)
Bu durumda, bilirkişi tarafından hesaplanan tutarlar esas alınarak alacağın 672.924,28 TL olarak belirlenmesine ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
BAM kararında belirtilen eksiklikler doğrultusunda, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen ...A.Ş. ile yapılan Ek Kefalet Protokolü incelenmiştir. Protokol kapsamında, ...'nin 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un geçici 20. maddesi ve buna dayanılarak çıkarılan 2016/... sayılı Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında kredilere kefil olduğu anlaşılmaktadır.
Dosyaya sunulan bilirkişi ek raporunda, banka kayıtları ve dekontlar üzerinde yapılan incelemeye göre, ... tarafından üç aşamada toplam 563.415,31 TL ödeme yapıldığı (08.07.2019 tarihinde 135.829,59 TL, 31.07.2019 tarihinde 356.310,51 TL ve 17.12.2019 tarihinde 71.275,21 TL) tespit edilmiştir. Dekontlarda "..." ibaresi açıkça yer almakta olup, bu ödemelerin ... tarafından yapıldığı tartışmasızdır.
Ek Kefalet Protokolü'nün D bendinin 1.2 ve 4. fıkraları incelendiğinde, bu ödemelerin borçtan mahsup edilemeyeceği, bankanın müşteriden (davalılardan) olan alacağını tahsil etme hak ve yükümlülüğünün devam ettiği ve tahsil edilen tutarın ...'ye iade edilmesi gerektiği açıkça düzenlenmiştir.
31.10.2016 tarih ve 2016/... sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 6/4. maddesinde "Kanuni takibe ilişkin işlemler kredi verenler tarafından yürütülür ve kredi verenlerin nakde çevrilen teminatlar ve takip neticesinde elde edecekleri tahsilatlar, tazmin edilen kefalet oranında kuruma aktarılır. Kanuni takip masrafları kredi veren ile kurum arasında sağlanan kefalet oranında paylaşılır" hükmü bulunmaktadır. Bu düzenleme uyarınca ... A.Ş. adına davacı bankanın bu bedeli davalılardan tahsil etmekle yetkili ve yükümlü olduğu açıktır.
Bu nedenle, ... tarafından yapılan ödemelerin davalıların borçlarından mahsup edilmesi mümkün değildir.
İpotekli taşınmazın satış bedeli yönünden yapılan incelemede; 27.01.2020 tarihinde yapılan satış sonucunda 481.000,00 TL satış bedeli elde edildiği, masraflar düşüldükten sonra net 404.142,07 TL tahsilat yapıldığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, ipotekli takip bağımsız bir takip olup, bu takipten elde edilen bedel eldeki davanın dayanağı olan ilamsız icra takibine konu alacağa mahsup edilemez. İpotekli takipte mükerrerlik yaratan 769-... no'lu krediye denk gelen bedel düşüldükten sonra bile 83.910,54 TL bakiye borç kalmaktadır. Bu nedenle ipotekli taşınmaz satış bedelinin de alacaktan mahsubu mümkün değildir.
Davalıların, özellikle ...'ın 769-... nolu krediden sorumlu olmadığı yönündeki itirazı incelenmiştir. Dosyadaki kredi ve kefalet sözleşmeleri, bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirildiğinde; 15.04.2013, 21.04.2017 ve 19.09.2017 tarihli sözleşmelerde ...'ın kefalet imzasının bulunduğu, tüm kefalet sözleşmelerinin müteselsil kefalet niteliğinde olduğu tespit edilmiştir.
Kefalet sözleşmesi 6098 sayılı TBK yürürlüğe girdikten sonra tanzim edilmiştir. Davalı gerçek kişi kefiller açısından kefalet limitlerinin sözleşmede açıkça gösterilmiş olduğu ve TBK'nun 582, 583 ve 584. maddelerinde öngörülen kefalet sözleşmesinin yazılı yapılması, kefaletin türü, sorumlu olunacak azami kefalet limiti, kefaletin tarihi ve yasada aranan şartların bizzat kefillerin kendi el yazıları ile yazılmış olduğu anlaşılmaktadır. Tüm bunlara göre geçerli bir kefalet akdinin kurulmuş olduğu ve TBK'nun 598/3. maddesindeki 10 yıllık sürenin henüz dolmadığı tespit edilmiştir.
Taraflar arasında akdedilen sözleşmeler 28.03.2013 tarihli yasal değişiklikten sonra akdedilmiş olup, davalı gerçek kişi kefillerin şirket yöneticisi oldukları anlaşıldığından, eş muvafakati belgesine gerek olmadığı görülmüştür.
Bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, kefiller kefalet limitleri dahilinde müteselsilen sorumlu olup, ...'ın 769-... nolu krediden sorumluluğuna ilişkin ihtarnamedeki beyan, sorumluluk kapsamını sınırlamaz. Bu nedenle, ileri sürülen sorumluluk itirazları yerinde görülmemiştir.
BAM kararı doğrultusunda bilirkişi tarafından seçenekli hesaplama yapılmıştır. Bilirkişi raporunda temerrüt faizi üç farklı seçenekte hesaplanmıştır:
1. Kredilere fiilen uygulanan akdi faize dayalı %28,80 temerrüt faizi
2. Emsal kredilere fiilen uygulanan en yüksek akdi faize dayalı %40 temerrüt faizi
3. 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi uyarınca %19,50 temerrüt faizi
Mahkememizce, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, 1. seçenek olan %28,80 temerrüt faizi oranı benimsenmiştir. Bu seçeneğin tercih edilme nedeni şudur:
Genel Kredi Sözleşmesi'nin 10. maddesi, temerrüt faizinin "Banca'ca tespit edilmiş en yüksek faiz oranının %50 fazlası" olarak belirleneceğini düzenlemiştir. Dosyaya sunulan bilirkişi ek raporuna göre, dava konusu üç adet taksitli krediye kullandırım sırasında fiilen uygulanan akdi faiz oranları %16,92, %16,80 ve %19,20'dir. Bu kredilere uygulanan en yüksek akdi faiz oranı %19,20 olup, bunun %50 fazlası %28,80 etmektedir (19,20 x 1,50 = 28,80).
Bu nedenle, dava konusu kredilerde fiilen uygulanan en yüksek akdi faiz oranı olan %19,20'nin %50 fazlası olan %28,80 temerrüt faizi oranının uygulanmasına karar verilmiştir.
GKS'nin VI. maddesi 1. fıkrasına göre, taksitli kredilerde herhangi bir taksitin ödenmemesi halinde kredi kendiliğinden muaccel hale gelebilir. GKS gereğince düzenlenen hesap kat ihtarlarından davalı kredi lehdarı şirkete çıkartılanın 26.11.2018 tarihinde bila tebliğ iade edildiği, davalı gerçek kişi kefillere çıkartılanların ise 26.11.2018 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, verilen 1 günlük sürenin sonu olan 28.11.2018 tarihi itibariyle de davalıların - davalı kredi lehdarı açısından İİK 68/1-b gereğince - temerrüde düştüğü anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, tüm krediler TBK 117. madde uyarınca muaccel hale gelmiştir. Kredilerin taksitli ticari nitelikli olması ve tarafların tacir olması nedeniyle, GKS'nin VI. maddesi 1. fıkrasına göre, taksitli kredilerde herhangi bir taksitin ödenmemesi halinde kredi kendiliğinden muaccel hale gelebilir. 23.11.2018 tarihli kat ihtarnamesi ile tüm krediler için toplam 831.054,82 TL tutarındaki borç muaccel hale gelmiştir.
Her bir kredi özelinde yapılan incelemede:
- 769-... no'lu kredide 21-48 arası taksitler (28 taksit) ödenmemiş olup, toplam muaccel olan tutar 392.115,81 TL'dir.
- 769-7864008 no'lu kredide 17-36 arası taksitler (20 taksit) ödenmemiş olup, toplam muaccel olan tutar 149.502,58 TL'dir.
- 769-7869945 no'lu kredide 12-36 arası taksitler (25 taksit) ödenmemiş olup, toplam muaccel olan tutar 87.447,42 TL'dir.
Krediler 6502 sayılı TKHK kapsamında değil, ticari nitelikli olduğundan, muacceliyet için tüketici kredilerine özgü korumalar uygulanmaz. İhtarnamede tüm taksitlerin muaccel olacağının belirtilmemesi, GKS VI. maddesi uyarınca kendiliğinden muacceliyet durumunu etkilemez. Kısmi ödemelerin varlığı, muacceliyeti ortadan kaldırmaz. Bu nedenle muacceliyet şartlarının gerçekleştiği ve kredi borcunun muaccel hale geldiği sonucuna varılmıştır.
Davalılar, teminat mektuplarının iadesinin borçtan kurtulma anlamına geldiğini ileri sürerek itirazda bulunmuşlardır. Ancak bu itiraz yerinde görülmemiştir. Mektupların iadesi, sadece teminatın ortadan kalktığını gösterir, asıl alacağın sona erdiğini göstermez. Banka, teminat olmaksızın da alacağını talep etme hakkına sahiptir.
İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, alacağın likit yani belirli olması gerekmektedir. Dava konusu alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşulların gerçekleştiği görülmektedir. Borç hesaplamasında kullanılan yöntemler, kredi sözleşmeleri, banka kayıtları ve ödeme belgelerine dayandırılmıştır. Talep edilen tutar, net hesaplama yöntemleriyle belirlenebilir durumdadır. Bu nedenle alacağın likit olduğu ve İİK m.67 uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilebileceği sonucuna varılmıştır.
Mahkememizce itirazın iptali talebi hakkında esastan karar verilmiş ve hüküm tesis edilmiştir. Davalının, mahkememizin nihai kararından sonra icra dosyasında itirazdan vazgeçmesi, halihazırda karara bağlanmış olan itirazın iptali davasında verilen hükmü hükümsüz kılmaz.
Usul hukuku ilkeleri uyarınca, mahkeme nihai kararını verdikten sonra, tarafların talepleri üzerine kararını değiştiremez veya kaldıramaz. Mahkeme kararı, kanun yolları ve feragat dışında bertaraf edilemez. İtirazdan vazgeçme, itirazın iptali davasından feragat anlamına gelmeyip, sadece icra takibinin devamına etki edebilecek bir işlemdir.
Bu nedenlerle tarafların davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı karır verilmesi yönündeki talepleri yerinde görülmemiştir.
Elbetteki kısa hükümde bulunmayan ve sair hususların gerekçeli kararda açıklanması kapsamında kalan vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığı beyanı doğrultusunda gerekçeli karar yazılmıştır.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kısmen kabulü ile davalıların .... İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasındaki itirazlarının;
629.065,81 TL asıl alacak,
41,769,97 TL işlemiş faiz
2.088,50 TL BSMV olmak üzere
toplamda 672.924,28 TL üzerinden itirazın iptaline,
İşleyecek faiz oranına itirazın ise "asıl alacak üzerinden takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek %28,80 yıllık sözleşmesel temerrüt faizi ile" şeklinde iptali ile
Yetki itirazının iptaline,
Takibin bu şekilde ödeme emrindeki kayıt ve şartlarda devamına,
2-672.924,28-TL'nin %20'si olan 134.584,85-TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
3-Fazlaya ilişkin istemin reddine,
4-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 45.967,46-TL ilam harcından peşin alınan 8.368,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 37.598,76-TL ilam harcının davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, (Mahkememizin 18/03/2021 tarihli kararında harç tahsil müzekkeresi yazılmış olmakla, mükerrer olmayacak şekilde tahsiline, )
5-Davacı tarafından yatırılan 8.368,70-TL peşin harç ve 44,40 başvuru harcı olmak üzere toplam 8.413,10-TL'nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
6- Vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığı beyan edilmekle taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin Kabul-Red oranına göre 1.281,92-TL'nin davalılardan müşterek ve müteselsilen, 38,08-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
8-Davacı tarafından yapılan 7.891,40-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 7.663,72-TL'nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.13/02/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.