mahkeme 2024/144 E. 2025/642 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/144
2025/642
16 Eylül 2025
T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/144 Esas
KARAR NO :2025/642
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ:24/02/2024
KARAR TARİHİ:16/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; Olay tarihi olan 19/06/2018 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile YAYA halinde bulunan müvekkil ...'A çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza nedeniyle davacı ...'ın yaralandığını, zorunlu Arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup anlaşamama ile sonuçlandığını, ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın 2918 sayılı K.T.K.‘nın ilgili maddesi gereğince kusurlu olduğunu, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında ... plaka sayılı araç ... Sigorta A.Ş'nin sorumluluğunda olduğunu, müvekkili davacı tarafından davalıya başvuru yapılmış olup davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunu, müvekkili davacının söz konusu trafik kazası nedeniyle .... Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nden 07.06.2022 tarihinde alınan maluliyet raporuna göre %10 oranında malul kalmış olduğunu, arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle; davasının Belirsiz Alacak Davası olarak kabulü ile, maluliyet oranı dahil olmak üzere fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla; 50 TL Sürekli iş göremezlik, 25 TL Geçici iş görmezlik, 10 TL Sürekli Bakıcı gideri, 15 TL Tedavi gideri tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 100 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkile ödenmesine, yapılacak yargılama nedeniyle oluşacak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; davanın yasal süresi içerisinde açılmamış olup zamanaşımı yönünden de itirazlarının değerlendirilmesini, derdestlik ve husumet itirazlarının bulunduğunu, husumeti yönünden ise pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, esas yönünden itirazlarının olduğunu, ayrıca poliçede azami teminat limitinin yazılı olmasının bu miktarın mutlak surette ödeneceği anlamına gelmediğini, sigortacının ancak zarar görenin ancak gerçek zararını teminat limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla gidermekle yükümlü olduğunu, her ne kadar davacı karşı tarafın Karayolları Trafik Kanunu’ndan doğan yükümlülüklerin ihlali nedeniyle tam kusuru bulunduğu iddia edilmiş olsa da; davacıların bu iddiası yalnızca olay yerine düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağına dayanmakta olduğunu, Kaza tespit tutanağının ise, mahkeme tarafından karar verilmesi için yeterli delil niteliğini arz etmediğini, müvekkili sigorta şirketinin huzurdaki davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, nedenselliğin olmamasından dolayı açılmış bulunan davanın reddinin gerektiğini, karşı tarafın emniyet kemerinin takılı olup olmadığının tespitinin de yapılmasını talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, şayet emniyet kemerinin takılı olmaması halinde %20'den az olmamak kaydıyla kusur indiriminin de yapılması gerektiğini, huzurdaki ikame edilen dava dosyasında 13.12.2011 tarihli 6111 sayılı yasa gereğince "bu kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeni ile sunulan sağlık hizmeti bedelleri SGK tarafından karşılanır " hükmü getirilmiş olup kanunun yayım tarihinden önce meydana gelen trafik kazaları nedeni ile sunulan sağlık hizmeti bedellerinin karşılanma yükümlülüğü SGK'na verilmiş durumda olduğunu, davacı yanın tedavi giderleri açısından ve sağlık hizmetleri bedelleri açısından müvekkil sigorta şirketinden değil SGK'dan istemek zorunda olduğunu, ayrıca ekspertiz ücretine ilişkin dekont sunulması gerekmekte olup ekspertiz ücretine ve KDV'ye ilişkin de itirazları olduğunu, arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle; öncelikle davanın usulden ve esastan reddine, Müvekkil şirketçe ilgili poliçe ve şartlar uyarınca şayet tazmini gerçekleştirilmiş bir tutar söz konusu ise buna ilişkin tutarların mahsubu ile herhangi bir sorumluluğumuz bulunmadığından davanın reddine, davada temerrüdü bulunmadığından faiz talebinin reddine, belgeler dosyaya intikal ettikten sonra olabilecek talep, itiraz ve dava haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Dava trafik kazası nedeni ile sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi gideri zararının tazmini istemine ilişkindir.
Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali 6098 sayılı TBK m. 54 de özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince vücut bütünlüğünün ihlâli halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddî zararın türleri; masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir.
Sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Zarar görenin malvarlığında eksilen değer yerine aynı nitelikte bir değer konulması mümkün olduğu takdirde bu değer; bu mümkün olmadığı takdirde, nicelik yönünden, yani para ile ona denk bir değer konulur ve zarar verenin yerine getirmek zorunda olduğu bu yükümlülüğe tazminat yükümlülüğü adı verilir. Tazminat yükümlülüğünün, bir diğer ifadeyle zarar verenin ödeyeceği tazminat miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle zararın hesaplanması gerekmektedir. Zarar görenin malvarlığının zarar verici olaydan sonraki durumu ile böyle bir olay meydana gelmeseydi göstereceği durum arasındaki farkı ifade eden zarar, eşyaya ilişkin olabileceği gibi kişiye ilişkin de olabilecektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zararların da kişiye ilişkin zarar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince kişinin vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ortaya çıkan beden gücü kayıplarının gelirinde veya malvarlığında bir azalma meydana gelmese dahi tazminat gerektiği kabul edilmekte ve bu husus güç kaybı tazminatı olarak ifade edilmektedir. Bu durum ilk bakışta sorumluluk hukukundaki zarar kavramına aykırı gibi görünse de burada vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin aynı işi zarardan önceki durumu ve diğer kişilere göre daha fazla güç sarf ederek yaptığı gerçeğinden hareket edilmekte ve zararı, fazladan sarf edilen bu gücün oluşturduğu kabul edilmektedir. Bunun gibi çalışma yaşına gelmemiş küçükler yönünden de bedensel zarar sonucu oluşan maluliyet nedeni ile evde ya da dışarıda aileye yardımcı olma, eğitim alma, yeme, içme vb gibi tüm yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinde emsallerine göre sarfetmesi gereken fazla çaba veya güç (efor) bir ekonomik değer olarak gürülmeli ve bu nedenle bir zarar oluştuğunun kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 17. H.D. 2016/10015 Esas 2019/4332 Karar sayılı emsal ilamı)
Sigorta şirketi kazaya karışan sigortalı aracın trafik sigortacısı (ZMSS) sıfatıyla, bu aracın sebebiyet verdiği trafik kazası sonucunda oluşan zarardan, kendisine sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olacaktır.
Mahkemece yapılması gereken dava konusu trafik kazası nedeniyle yapılan tedavilere ilişkin tüm evraklar toplanarak, Adli Tıp Kurumu'ndan maluliyet raporu almak, tarafların kusur oranları hususunda bilirkişi raporu almak ve tüm belgeler toplandıktan sonra aktüerya raporu almaktır.
Adli Tıp Kurumu'nun düzenlediği 06/02/2025 tarihli 4 sayfadan ibaret raporunda özetle; Mevcut belgelere göre; ... ve ... oğlu, 08/04/1961 doğumlu, ...’ın 30.03.2018 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı yaralanması, 20.02.2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğe değerlendirildiğinde; Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 1,5 (birbuçuk) aya kadar uzayabileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce davacı tarafa, tedavi giderlerinin hesaplanması, maluliyetin niteliğine göre aktüerye hesabının yapılması ve trafik kazasında kusur oranlarının tespiti amacıyla bilrkişi raporu aldırılabilmesi için kesin süre verilmiş, verilen süre içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmadığından bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, 19/06/2019 tarihinde davacı ile davalı sigortacının sigortalısı arasında trafik kazası meydana geldiği, iş bu trafik kazası nedeniyle davacı tarafından maddi tazminat talep edildiği, mahkememizce tarafların tüm delilleri toplandığı, Adli Tıp Kurumundan maluliyete ilişkin rapor ile davacının tüm vücut engellilik oranının %0 olduğunun tespit edildiği, buna göre davacının sürekli iş göremezlik zararının bulunmadığı, sair zararlar yönünden kusur ve akterya hesabının yapılmasının zorunlu olduğu, mahkememizce davacı tarafa verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmadığından bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılarak sair zarar miktarının hesaplanamadığı anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın Reddine,
2-615,40-TL karar harcının peşin alınan 427,60-TL den düşümü ile kalan 187,80-TL nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13-14 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
4-Davalı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 100-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.