mahkeme 2023/96 E. 2025/473 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/96

Karar No

2025/473

Karar Tarihi

17 Haziran 2025

T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2023/96 Esas
KARAR NO:2025/473

DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ:09/02/2023
KARAR TARİHİ:17/06/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07.11.2020 tarihinde davalı sigorta şirketince ZMMS sigortası kapsamında sigortalanan ... plakalı aracın yaya olan müvekkiline çarpması neticesinde müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını, Kazayla ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/... Soruşturma numaralı dosyası üzerinden ilgililerin ifadeleri alınmış, şikayetçi olunmadığından Takipsizlik Kararı verildiğini, Trafik kaza tespit tutanağı tutulamadığından, haricen kusur bilirkişi raporu alındığını, buna göre davalı sigorta şirketince sigortalanan araç sürücüsünün TALİ Kusurlu olduğu, müvekkilin ASLİ kusurlu olduğu belirlendiğini, müvekkilinin kazadan sonra 18.06.2021 tarihinde ... Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı'na başvurarak ve bizzat muayene olarak kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliği ve ekli cetveller çerçevesinde maluliyet oranı 965 geçici iş göremezlik süresinin 20 gün olduğu belirlendiğini, davalı sigorta şirketine başvurunun yapıldığı ancak başvurunun reddedildiğini belirterek müvekkilinin geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle atfedilen kusur oranı, yaşı, maluliyet oranı ve asgari ücret üzerinden aylık geliri göz önüne alınarak aktüer hesaplama yapılmasını ve sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatının davalı sigorta şirketinden tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın haksız ve hukuka aykırı iddialarının olduğunu, davacı tarafın delillerinin tarafına tebliğini talep ettiklerini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin dava konusu trafik kazası bakımından olası sorumluluğunun 0106/2015 tarihinde yapılan değişiklik ile yeniden düzenlenen zorunlu mali mesuliyet sigortasının genel şartları uyarınca belirlenmesi gerektiğini, bir başka deyişle hangi genel şartların uygulanacağı hususunda, poliçenin yeni genel şartlarının yürürlük tarihi olan 01.06.2015 tarihinden önce mi, yoksa sonra mı tanzim edildiğinin belirleyici etken olduğunu, açıkça görüleceği üzere poliçe tanzim tarihi yeni genel şartlar yürürlük tarihi olan 01.06.2015’ten sonra olup, somut olaya yeni genel şartlarda belirlenen esasların uygulanması gerektiğini, kusur oranlarının tespiti için hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arz ettiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili şirketin ancak ve ancak sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe teminat limiti ile sınırlı kalacak şekilde sorumlu olacağını, davacı tarafından dosyaya sunulan ve sözde maluliyet oranlarını gösterdiği ileri sürülen raporların, yargılama neticesinde müvekkilimiz şirket aleyhine verilecek olası bir hükme esas teşkil etmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu Marifetiyle tespit ettirilmesi gerektiğini, 20.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik ile özürlülük ölçütü ve sınıflandırması yönetmeliği’nin yerine artık erişkinler için engellilik yönetmeliğinin kullanılması gerektiğini, müvekkili şirketin poliçe dahilinde davacıların tedavi giderlerinden ve tedavi giderleri dönemine ait olduğu Yargıtay’ca da kabul edilen geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve sair tedavi giderlerinden sorumlu olmadığını, başvuranın konu kaza nedeni ile uğradığı geçici bakıcı gieri talebinin kaza tarihi itibariyle SGK tarafından karşılanacağını, bu sebeple müvekkili Şirket’e bu yönde herhangi bir talep yöneltilmesinin hukuken doğru olmadığını, İlgili yasa ile tanınan üç yıllık süre içerisinde, müvekkil Şirket tarafından tedavi giderlerine ilişkin aktarımın Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapılmış olduğunu ve bu sebeple tedavi giderlerine ve tedavi döneminde oluşan geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, protez gideri zararlarına ilişkin herhangi bir mükellefiyeti kalmamış olduğundan, somut olayda, başvuranın dava konu kaza nedeni ile uğradığını iddia ettiği bedeni hasara ilişkin tüm bu zararların kaza tarihi itibariyle SGK tarafından karşılanması gerektiğini, başvuran yayanın, KTK’da belirlenen yükümlülüklere uygun olarak hareket edip etmediğinin araştırılmasını ve uymadığının tespiti halinde müvekkil şirket aleyhine olası bir tazminat hesabı yapılırsa en az %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, haksız eylem sonucu yaralanma ve maluliyet sebebiyle açılacak maddi tazminat davalarında, tazminatın denkleştirilmesi kuralı gereğince, olay sebebiyle elde edilen kazanımların tazminat tutarından indirilmesi ile haksız eylem sonucu gerçekleşen gerçek zararın belirlenmesi ve ona göre tazminata hükmedilmesi gerektiğini, tazminat hesabının uzmanlık gerektirdiğini, Hazine Müşteşarlığı tarafından kabul edilen bir aktüer uzmanı seçilerek anılan hesaplamaların yaptırılması gerektiğini bu konuda uzman olmayan hukukçulara bu görevin tevzi edilmemesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber, bir an için başvurunun haklı olduğu varsayılsa bile, müvekkilinin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, başvuran yayanın, KTK’da belirlenen yükümlülüklere uygun olarak hareket edip etmediğinin araştırılmasını ve uymadığının tespiti halinde müvekkil şirket aleyhine olası bir tazminat hesabı yapılırsa en az %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle kanaatince sigortalı araç sürücüsü kusursuz olduğundan ve davacı yanların dava konusu kaza sonucunda kalıcı maluliyetleri oluşmadığından ve geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi gideri zararları müvekkil şirket sorumluluğunda olmadığından davanın reddine, Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, aleyhe hüküm kurulacak olması halinde SGK tarafından yapılan-yapılacak ödemelerin müvekkilimiz Şirket’in sorumluluğundan tenziline, Kusur durumunun tespiti için Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden ve Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nden rapor alınmasına, Davacının maluliyet oranının tespiti için Erişkinler için Engellilik Yönetmeliği’ne göre rapor alınmasına, Tazminat oranı ve miktarının tespiti için, yukarıdaki hususlar tamamlandığında Hazine Müsteşarlığı Aktüerler Sicili’ne kayıtlı aktüer bilirkişiden rapor alınarak gerçek zararın tespit ettirilmesine, tarafınca huzurda görülen davanın ikame edilmesine sebep olunmadığından faiz, harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin başvuran tarafa yükletilmesine karar verilmesinini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali 6098 sayılı TBK m. 54 de özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince vücut bütünlüğünün ihlâli halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddî zararın türleri; masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir.
Sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Zarar görenin malvarlığında eksilen değer yerine aynı nitelikte bir değer konulması mümkün olduğu takdirde bu değer; bu mümkün olmadığı takdirde, nicelik yönünden, yani para ile ona denk bir değer konulur ve zarar verenin yerine getirmek zorunda olduğu bu yükümlülüğe tazminat yükümlülüğü adı verilir. Tazminat yükümlülüğünün, bir diğer ifadeyle zarar verenin ödeyeceği tazminat miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle zararın hesaplanması gerekmektedir. Zarar görenin malvarlığının zarar verici olaydan sonraki durumu ile böyle bir olay meydana gelmeseydi göstereceği durum arasındaki farkı ifade eden zarar, eşyaya ilişkin olabileceği gibi kişiye ilişkin de olabilecektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zararların da kişiye ilişkin zarar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince kişinin vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ortaya çıkan beden gücü kayıplarının gelirinde veya malvarlığında bir azalma meydana gelmese dahi tazminat gerektiği kabul edilmekte ve bu husus güç kaybı tazminatı olarak ifade edilmektedir. Bu durum ilk bakışta sorumluluk hukukundaki zarar kavramına aykırı gibi görünse de burada vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin aynı işi zarardan önceki durumu ve diğer kişilere göre daha fazla güç sarf ederek yaptığı gerçeğinden hareket edilmekte ve zararı, fazladan sarf edilen bu gücün oluşturduğu kabul edilmektedir. Bunun gibi çalışma yaşına gelmemiş küçükler yönünden de bedensel zarar sonucu oluşan maluliyet nedeni ile evde ya da dışarıda aileye yardımcı olma, eğitim alma, yeme, içme vb gibi tüm yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinde emsallerine göre sarfetmesi gereken fazla çaba veya güç (efor) bir ekonomik değer olarak gürülmeli ve bu nedenle bir zarar oluştuğunun kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 17. H.D. 2016/10015 Esas 2019/4332 Karar sayılı emsal ilamı)
Sigorta şirketi kazaya karışan sigortalı aracın trafik sigortacısı (ZMSS) sıfatıyla, bu aracın sebebiyet verdiği trafik kazası sonucunda oluşan zarardan, kendisine sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olacaktır.
Mahkemece yapılması gereken dava konusu trafik kazası nedeniyle yapılan tedavilere ilişkin tüm evraklar toplanarak, Adli Tıp Kurumu'ndan maluliyet raporu almak, tarafların kusur oranları hususunda bilirkişi raporu almak ve tüm belgeler toplandıktan sonra aktüerya raporu almaktır.
Adli Tıp Kurumu'nun Mahkememize sunmuş olduğu 27/06/2024 tarihli raporunda özetle; Kurulunca 28/08/2023 tarih 13711 karar numaralı müzekkeresi ile olay tarihli radyolojik görüntülemelerin DİCOM formatında teminen gönderilmesi istendiği ancak dosya içerisinde mevcut olmadığı, teminen gönderilmesi halinde yeniden değerlendirileceği cihetiyle, Mevcut belgelere göre; ... oğlu 15/12/1960 doğumlu, ...’in 07/11/2020 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik Hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu dolayısıyla; 1.Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, 2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (üç) haftaya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunmuştur.
Bilirkişi heyetinin düzenlediği 18/05/2025 tarihli 4 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davacı yaya ...'in kazanın meydana gelmesinde asli ve 9675 oranında kusurlu olduğu, Davalı şirket adına ZMMS ile sigortalı olan ... plakalı araç sürücüsü ...'ın kazanın meydana gelmesinde tali ve 9625 oranında kusurlu olduğu görüşüne varıldığı, Davalının %25 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre yapılana hesaplama sonucu davacı ...'in; a)Geçici İş göremezlik döneminde %100 kazanç kaybı nedeniyle maddi zararının 5 406,82 TL. Olduğu, b)ATK tarafından davacının sürekli iş gücü kayıp oranı 960 olarak belirlendiğinden sürekli iş göremezlik dönemi için zarar hesabı yapılmasın mümkün olmadığı, c)Davacının yukarıda belirlenen maddi zararının poliçe limiti içinde kaldığı, d)Dosya münderecatına göre en erken temerrüt tarihinin 24.08.2021 olarak belirlenebildiği, e)Sigortalı aracın kullanım şeklinin hususi nitelikte gözüktüğü sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davacı vekili 26/05/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; işbu dava dosyasına sunulan hesap bilirkişi raporunda müvekkil aleyhine olan hususları kabul etmediklerini, daha önce müvekkilin maluliyetine ilişkin Adli Tıp Raporuna ilişkin itirazlarını sunduklarını, tekrar ettiklerini, bu rapora bağlı olarak yapılan hesap raporuna karşı itiraz ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla, dava dilekçesi ile birlikte davacının geçirmiş olduğu iş kazasına ilişkin 50,00 TL olarak belirttiği geçici iş göremezlik tazminat talebini bu aşamada 356,82 TL artırdklarını, karara esas alınmasını talep ettiklerini, bu doğrultuda, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ıslah talebi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini, işbu ıslah dilekçesinin karşı tarafa tebliğini talep etmiştir.
Temerrüt ve faiz yönünden ise; davaya konu edilen zarar doğurucu haksız fiil, trafik kazası şeklinde gerçekleşmiş olup, haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Ancak haksız fiil faili olan sürücünün eylemi sonucu oluşan zararla ilgili, araç işleteninin sorumluluğunu teminat altına alan trafik sigortacısının, 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2.maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve sigortacının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Davacı tarafın, davadan önce başvurusunun bulunmadığı durumda ise, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir.
Aynı zamanda söz konusu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasına göre davacının alacağının tamamına temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekmekte olduğu gibi Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/15535 Esas 2019/7234 Karar sayılı emsal ilamında da belirttiği üzere, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.
Tüm dosya kapsamının bir arada değerlendirilmesi neticesinde , 17/11/2020 tarihinde yaya olarak yürümekte olan davacıya, davalı sigortacı nezdinde sigortalı olan ... plakalı çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiği, mahkememizce tarafların tüm delilleri toplandığı, Adli Tıp Kurumundan maluliyete ilişkin rapor alındığı, Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre davacının tüm vücut engellilik oranının %0 olduğu, iyileşme süresinin 3 haftaya kadar uzayacağının tespit edildiği, buna göre davacının sürekli engeli bulunmadığı anlaşıldığından sürekli iş göremezliğe ilişkin tazminat talebinin reddine, geçici iş göremezliğe ilişkin olarak belirlenen 3 haftalık iyileşme süresine göre dosyanın kusur tespiti ve aktüerya hesabı yapılması amacıyla alanında uzman bilirkişilere tevdi edildiği, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile davacının %25 oranında kusurlu olduğu, dava dışı araç sürücüsünün %75 kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacının bilirkişi raporu doğrultusunda geçici iş göremezliğe ilişkin talebini artırdığı, davacı tarafından talep edilen tazminat talebinin 24/08/2021 tarihinde davalı tarafından reddedildiği, daha öncesinde davacının başvurusuna ilişkin bilgi ve belge bulunmadığından anılan tarihte davalının temerrüt şartlarının oluştuğu, davacının belirsiz alacak davası olarak açtığı davasına bu tarihten itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının maddi tazminat isteminin Kısmen Kabulü ile 406,82 TL geçici iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 24/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine,
2-Kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 615,40 TL harçtan, 179,90 TL peşin harç, 1,30 TL ıslah harcı toplamı 181,20 TL harcın düşümü ile eksik kalan 434,20 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvuru harcı, 179,90 TL peşin harç, 1,30 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 361,10 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-10 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
5-Davacının karşıladığı, 14.996,50 TL diğer giderler olmak üzere toplam 14.996,50 TL yargılama giderinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 13.355,10 TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 1.641,40 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 406,82 TL üzerinden takdir edilen 406,82 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 50,00 TL üzerinden takdir edilen 50,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, parasal miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim