mahkeme 2023/782 E. 2024/219 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/782
2024/219
4 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/782 Esas
KARAR NO : 2024/219
DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/09/2018
KARAR TARİHİ : 04/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “... Ltd. Şti. 10.07.2007 tarihinde -İstanbul Şişli ...Caddesi, No:..D:.." (yeni kapı no 101) adresinde kurulduğunu ve halen bu şirket merkezinde faaliyetini sürdürdüğünü, şirketin, Blue Heaven isimli 28,50 m boyunda 5 kamara ve 9 yolcu kişi kapasiteli üst gelir gruplarına hitap eden lüks olarak sınırlandırılabilecek yelkenli bir ticari tekne imal ederek 2011 yılında Bodrum Limanına bağlı olarak denize indirdiğini, gelirini ...faaliyetlerinden yani şirkete ait teknenin tur satışlarından sağladığını, şirketin ağırlıklı müşterileri yabancılardan oluşmakta, sözleşme ve haftalık tur bedelleri Euro cinsinden gerçekleştirildiğini, şirket kuruluşundan beri şirket ortakları ve müdürleri olan davacı ... ve davalı ... tarafından çift imza ile temsil ve ilzam olunduğunu, ancak 2011 yılından beri şirkete ait teknenin ticari satışları, sözleşmeleri, tahsilatları ve kayıtları şirket müdürlerinden biri sıfatıyla davalı tarafından takip edildiğini, davalının bu yetkiyi kullanırken işlemlerin takibini dürüstlük ve sadakat ilkesine bağlı olarak gerçekleştirmesini, tur satış sözleşmesi ve tahsilatlarının şirket bilgisi dahilinde müşterek imza ile yapılarak şirket hesabına yatırılmasını, davalının şirket haklarını ihlal ve kendisine haksız menfaat temin edecek işlemlerden kaçınmasının gerektiğini, şirketin www.mavirota.com.tr isimli bir internet sitesi olup, her yıl ilgili dönemler itibarıyla teknenin ticari olarak kiralanabileceği bedeller ilan edildiğini ve kiralama bedelleri bu liste fiyatları esas alınarak yapıldığını, teknenin yaz ayları sezonu Mayıs Eylül sonuna kadar önemli bir doluluk oranında yani 90-100 günü charter kiralamasıyla geçtiğini, haftalık tur bedeli 28.000,00 Euro, yıllık gelir 280.000,00-300.000,00 Euro arasında olduğunu, şirketin 2007 yılında kurulmuş ve ticari faaliyetine 2011 yılında başlamış olduğu halde kuruluşundan bugüne kadar Genel Kurullarının yapılmadığını, davalı müdür şirketin gelirleri, giderleri ve kazançları hakkında ortaklara ve şirketin diğer müdürü davacıya bilgi ve hesap vermediğini, verdiği bilgiler, doğruluk ve samimiyetinden şüpheye düşürür nitelikte olduğunu, 410 pay sahibi sıfatıyla ..., Beyoğlu ... Noterliğinin 18.06.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı şirket müdürlerine yolladığı ihtarnamesi ile yapılmamış Genel Kurulların yapılması, 6102 Sayılı TTK Madde 437, 438 gereği özel denetim ve bilgi alma kapsamında bilgi ve dokümanların (bilançolar, banka hesapları, gelir ve giderler ile faaliyetlere ilişkin bilgiler) noter kanalıyla kendisine yollanmasını istediğini, davalının bu ihtara cevap vermediğini, şirketin ortak ve ikinci müdürü müvekkili, davalıya Beyoğlu ... Noterliğinin 20.06.2018 tarih ve ... Sayılı ihtarı ile Genel Kurul kararı alınması için davette bulunduğunu, ancak davalı bu davete icap etmediğini, bugüne kadar genel kurulların yapılmadığını, davalı müdürün şirkete ilişkin gerçekleştirdiği tur satışları, tahsil ettiği paralar ve şirkete ilişkin kayıtlar hakkında hiçbir yazılı bilgi, kayıt ve hesap vermemesi, işlem ve gelirlerin muhasebe kaydında bulunan faturalardan ibaret olduğunu söylemesi, genel kurul davetine icabet etmemesi üzerine çift imza ile temsil olunan şirkette genel kurul kararı alınamadığını, müdür ve şirket ortağı sıfatıyla müvekkili 2018 Yılı Temmuz başı itibariyle şirket gelirlerine ve kayıtlarına ilişkin bilgileri araştırmaya başladığını, bu kapsamda teknenin bağlı limanı Bodrum'a giderek teknede seyahat gerçekleştiren yolcuların liman çıkış belgeleri, teknenin mazot defterinin suretlerini aldığını, şirketin muhasebecisinden kesilen faturaları istediğini, faturaya mesnet sözleşmelerin bulunmadığını gördüğünü, müvekkili, davalı müdürün şirketin tur satışları, müşterilerle yapılan sözleşmeler ve tahsilat yazışmalarını bulmak amacıyla şirket mail serverından resmi info@mavirota.com.tr mail adresinin yazışmalarına bakmak istediğini, ancak yazışmaların bu mail adresinden yapılmadığını ve maillerin 8 haftada bir otomatik olarak silindiğini gördüğünü, bu defa davalı müdürün adına kayıtlı şirket uzantılı mail adresi olan m.nehir@mavirota.com.tr mail adresinin yazışmaları incelendiği bunların da 8 haftada bir otomatik silindiğinin tespit edildiğini, ancak tesadüf eseri olarak 17.07.2018 tarihinde davalının daha önce bir teknik düzenleme yaparak yedekleme olarak kaydettiğini düşündüğü şirket maili server yedek kayıtlarından 2013-2018 dönemini kapsar önemli sayıda mail kaydına ulaşıldığını, ulaşılan sınırlı sayıdaki mail ve ekleri kayıtları tekne yolcuları, liman kayıtları ve mazot defteri ile muhasebe kaydını tutan davalının aynı zamanda yakın arkadaşı ...'den alınan 2016-2017-2018 yıllarına ait yemek kayıtları ve fatura kayıtları ile şirket gelirlerinin yatırıldığı banka kayıtları karşılaştırmaya başlandığını, temin edilen bu belgelerin karşılaştırılmaları sonucu, belgelerin birbiriyle uyumlu olmadığını, davalının münferit imzayla şirket adına tur sözleşmeleri tanzim etme yetkisi bulunmamasına rağmen tekne kiralama sözleşmelerini münferit imzayla tanzim ettiğini, bu sözleşmeleri şirketten ve diğer müdürden gizlediğini, sözleşme bedellerini tam olarak tahsil ettiği halde, tahsil ettiği bedellerin %30-40 gibi bir kısmını şirket banka hesabına yollattığını, geri kalan % 60 ila 70'lik kısmını elden aldığını veya kendi annesi ..., babası ..., kuzeni ...'ın şahsi banka hesaplarına aktarttığını, bu suretle davalının elde edilen gelirlerin tamamını şirkete aktarmadığını, tahsil edilen sözleşme bedellerinin tamamına fatura kesilmediğini, ya eksik fatura kesildiği veya hiç fatura tanzim ettirilmediğini, bazen tur kiralaması ve yolcu liman çıkış belgesi bulunmadığı halde sahte tabir edilecek faturalar (fatura satışı gibi) tanzim ettirerek kayıtlara işlettiğini, şirketi hem usulsüz kayıtlarla hem de elde edilen geliri kişisel zimmetine geçirip küçük bir bedelini şirket kayıtlarına aktararak şirketi büyük bir maddi zarara uğrattığını ve maliyeye sunulu bilanço ve mizanlarda “zarar” gösterdiğinin tespit edildiğini, davalı, tur yapacak müşteriler veya acenteler ile yapılan sözleşmeler ve tahsilat yazışmalarının çoğunu ...@ ... .com.tr adresinden takip ettiğini, ancak münferit imzası ile tanzim ettiği sözleşme ve tahsilat şekli belirtili bu yazışmalara ne şirketin resmi mail adresi ...@ ... .com ne de müdür olarak ...@ ... .com adresini bilgi (cc) olarak eklemediğini ve var olan sözleşme ve tahsilat bedellerinin girildiği 2017 yılından itibaren Şirket uzantılı mail adresini kullanmayı azalttığını, Temmuz 2018 de ise, geçmiş dönem yazışmalara ilişkin bir kısım maillerine şirket 'yedek server'ından ulaşıldığından şüphelenmesi üzerine 17.07.2018'den sonra kayıtların izlenmesini ortadan kaldırmak için müşteri ve tekne brokerleriyle yaptığı yazışmalarda şirketin resmi mail adresi ve/veya kendi...@ ... .com.tr uzantılı adresi hiç kullanmadığını, muhtemelen şirkete ilişkin sözleşme ve bedel tahsilat yazışmalarını ...@... .com ve başka özel mail adreslerinden yapmaya devam ettiği gözlemlendiğini, tespit edilen bu ağır usulsüzlükler üzerine davacı şirket gelirlerinin yaklaşık %60 ile 70'lik kısmını zimmete geçiren ve şirketi zarara uğratan, davalıya zimmetine geçirdiği tahmin edilen yaklaşık 1.000.000,00 Euro tutarındaki şirket gelirini 3 gün içerisinde şirket kasasını aktarılması için Beyoğlu ... Noterliği'nin ...yevmiye sayısıyla 01.08.2018 tarihinde keşide edilen ihtarla talep ettiğini, ancak 17 Ağustos 2018 tarihinde ihtarnameyi elden tebliğ alan davalı parayı iade etmediği gibi ihtara cevap da vermediğini, şirket müdürü davacı ayrıca, 2016 yılının başından beri şirketin defter ve kayıtlarını tutan, faturalarını kesen, Vergi Dairesi ilgili bildirimlerini yapmakta olan muhasebeci ...'e Beyoğlu ... Noterliğinin 27.08.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesini keşide ederek davalının suiistimali ölçüsünde hatalı tanzim edilen tüm fatura ve kayıtların hukuki ve cezai sorumluluğu kendisine ait olmak üzere düzeltilmesini, bu aşamadan sonra ise şirketi çift imza ile temsil ve ilzam yetkisi çerçevesinde bilgi ve onayı olmadan ve fatura tanzimine mesnet teşkil eden sözleşme bedeli ve liman çıkış belgelen gibi belgelere dayanmadan şirkete ilişkin hatalı, eksik bedelli ya da usulsüz bir kayıt oluşturulmamasını” ihtar ettiğini, yukarıda kısaca izah edildiği gibi Şirket Müdürü ve %50 pay sahibi ortağı davalının müdürlük yetkisini ve şirketin güvenini kötüye kullanarak şirketi zarara uğrattığı tespit edildiğini, dilekçede (EK-1) olarak sunulu şirket esas sözleşmesinin 10. maddesi gereğince müdürler görev süreleri sona ersin veya ermesin şirketin ödenmiş sermayesinin yarısından fazlasını temsil eden ortaklarının kararı ile değiştirilebileceği' hüküm altına alındığını, davalının şirketteki pay oranı sermayenin %50'sine tekabül ettiğinden ve Müdürün azliyle ile ilgili olarak esas sözleşmeye göre çoğunluğun sağlanması mümkün olamayacağından TTK madde 630/2 uyarınca davalının müdürlük görevinden azli ve TTK madde 555/1 uyarınca davalının şirket gelirini zimmetine geçirerek şirketi uğrattığı zararın davalıdan alınarak şirkete ödenmesi talebiyle huzurdaki dava pay sahibi sıfatıyla açıldığını, şirket ortağı ve müdürü şirketi tek imza ile temsil ederek ve bazı sözleşmelerde diğer şirket müdürünün imzasını taklit ederek yetkisini aştığını ve kötüye kullandığını, şirket esas sözleşmesinde şirketin çift imza ile yani şirket ortağı ve müdürü ... ile ...'ın müşterek imzaları ile temsil ve ilzam olunacağı açıkça belirtilmiş olmasına rağmen davalı tekne kiralama sözleşmelerini tek imza ve “tekne sahibi" sıfatıyla imzaladığını, tespit ettikleri 2 örnekte ise müvekkili müdürün imzasını taklit ettiğini, 2011 yılından bu yana davacının sözleşmeleri sorguladığı durumlarda davalı kimi durumlarda sözleşme yapılmadığını ve pazarlık usulüne göre teknenin kiralandığını söylemiş olmasına rağmen, şirket yedek server'ından ulaşılan e-mail hesabının incelenmesiyle birlikte sözleşmelere ulaşıldığı ve davalının kötü niyetle kendine menfaat sağlamak amacıyla tekne kira bedelini saklama niyetiyle hareket ettiği sübut bulduğunu, davalının kanuna ve şirket esas sözleşmesine aykırı olarak ek imza ile Şirketi Temsil Ettiği Sözleşmeler Dilekçesinin II/1/A ve II/1/B başlıkları altında davalının tespit edebildiği 26 usulsüzlüğünün tümünde Şirket Esas Sözleşmesine aykırı olarak Sözleşmeler davalının yetkisiz tek imzası ile temsil ve ilzam edilerek imzalandığını, sözleşme ve bedelleri hakkında davacı ve şirket bilgilendirilmeyerek gizlendiğini, davalının kanuna ve şirket esas sözleşmesine ve kanuna aykırı olarak ortağı ve diğer şirket müdürü davacının imzasını taklit ettiği sözleşmeler davalı, ...'den ... ile 09.03.2016 tarihinde akdettiğini ve 17.07.2016-23.07.2016 dönemi için ... isimli ticari tekneyi kiraladığını, sözleşmenin ilk sayfasında Şirket müdürü davacı ...'nun imzasını taklit ettiğini, diğer sayfalarda tek başına paraf attığını, davalı, ...-... ile 09.03.2016 tarihinde sözleşme akdettiğini ve 26.04.2016-30.04.2016 dönemi için ... isimli ticari tekneyi kiraladığını, Sözleşmenin ilk sayfasında Şirket müdürü Davacı ...'nun imzasını taklit ettiğini, diğer sayfalarda tek başına paraf attığını, basit bir hesapla davalı tarafından tahsil edildiği halde şirket kasasına beyan edilmeyen ve eksik fatura kesilerek zimmetine geçirilen miktar 2016 yılında 133.296,00 Euro; 2017 yılında 141.504,00 Euro; 2018 yılında (mail yazışmalarından tespit edebildiğimiz 17.07.2018 tarihine kadar) 43.000,00 Euro olmak üzere toplam 317.800,00 Euro olarak tespit edildiğini, salt usulüne aykırı olarak akdedilen imzalı sözleşmeler ve ilgili döneme ait kesilen faturaların toplamına göre davalının açıktan tahsil ederek zimmetine geçirdiği bedel 201.368,00 Euro tutarında olduğunu, fazlaya dair hakları saklı olmak üzere huzurdaki dava delilleriyle tespit edebildikleri işbu bedel üzerinden açıldığını, Haftalık tur bedeli ortalaması 28.000,00 Euro ve yıllık geliri 280.000.00-300.000,00 Euro ortalamasında bulunmasına rağmen, 2016'da kesilen yıllık fatura tutarının 124.000,00 Euro; 2017'de kesilen fatura tutarının 87.896,00-Euro, 2018'de kesilen fatura tutarının 49.149,00 Euro olmak üzere üç yılda kesilen toplam fatura tutarının 261.045,00 Euro olduğu ve faturaların hiç veya eksik bedel üzerinden usulsüz kesildiği yukarıda izah edildiği gibi davalının hesap vermekten kaçınması üzerine e-mail yazışmaları, davalının usulüne aykırı olarak akdettiğini ve diğer Şirket Müdürü müvekkilinden gizlediği Sözleşmeler, liman çıkış belgeleri ve kesilen faturalara karşılaştırılmasıyla tespit edildiğini, davalının ortağı ve münferit imza yetkisinin bulunduğu... A.Ş'ye 17.08.2015 tarihinde 42.000.00 TL, 07.09.2015 tarih ve 14.000,00 TL tutarlı faturalar kestirerek ortağı bulunduğu şirketten usulsüz para çıkışı yapıldığını, bu işleme şirketimizi de aracı kılarak usulsüzlük yaptırdığı ilgili döneme ait yolcu liman çıkış belgelerinden tespit edildiğini, yukarıda arz ve izah edildiği gibi; 6102 Sayılı TTK Madde 630/2 gereği davalı ...'ın müdürlük görevinden azlini, 6102 Sayılı TTK Madde 644, 553 vd. hükümleri gereği fazlaya dair haklar saklı tutularak (bilirkişiler tarafından tespit edilecek olan belirsiz miktara tamamlatılmak ve harcı sonradan ikmal edilmek üzere) şimdilik 201.368,00 Euro zararın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan ... Ltd. Şti'ne ait olacak şekilde tazminini, 4721 Sayılı TMK Madde 427/4 gereği dava sonuçlanıncaya kadar ihtiyati tedbir mahiyetinde davalı ...'ın yerine kayyım müdür atanarak şirketin kayyım müdür ve diğer müdürü ... ile birlikte temsil ve ilzamını, şirkete ait gelirlerin bir kısmının hesaplarına geçirilmiş olduğu tespit edilen davalının babası ..., annesi ..., kuzeni ...'a ihbar edilmesini, davanın kabul edilerek dava harç ve masrafları ile vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; “... Şirketi 2007 yılında kurulduktan sonra dava dilekçesinde de belirtildiği üzere 28.50 m boyunda 5 kamara ve 9 yolcu kapasiteli, ... isimli yelkenli tekne yaptırarak, 2011 yılında Bodrum limanına bağlamak suretiyle mavi yolculuk olarak adlandırılan ve genellikle 1 hafta ile 10 gün arasında değişen tur satışları yapmaya başladığını, asıl işi taşımacılık olan ... şirketinin tahsis ettiği tekne bedelinin üzerine bir takım masraflarla oluşturulan turların satış ve pazarlaması doğal olarak yurt içi ve/veya yurt dışı acenteler vasıtasıyla yapılmakta olduğundan ağırlıklı olarak yabancı-müşterilerle çalışıldığını, davacının ve vekili olan eşinin, davalı müvekkilimizin şirkette sözde düşük fatura keserek ve/veya aile fertleri ve akrabaları vasıtasıyla açıktan aldığını iddia ettikleri tutarlar taraflar arasında anlaşmazlık olmadığını, 2015 yılı öncesinde de aynı şekilde şirket kayıtlarına muhasebeleştiğini, üstelik açıktan alındığı iddia edilen tutarlar daha sonra bu aile fertleri ve/veya akrabalar tarafından ... şirketi muhasebecisi olan ...'e teslim edildiğini ve onun tarafından da ya her iki ortak adına yarı yarıya ...ROTA ve... şirketlerine "ortaklar cari hesabı alacağı" olarak girildiğini ya da tekne ile ilgili bir takım faturasız giderlerin karşılanmasında kullanıldığını, bu bilgiler ışığında hemen belirtmek gerekir ki, davacı ve davacı vekili olan şirketin diğer ortağı eşinin 2018 yılı yaz başlarından itibaren, baştan beri bildikleri ve müştereken uyguladıkları sistemdeki açıklıktan faydalanmaya çalışacakları ve komisyon bedellerini ...ROTA şirketindeki emellerine ulaşmak için koz olarak kullanacakları anlaşılınca dava ihbar edilen davalının aile fertleri ve akrabaları vergi barışı kapsamında bu gelirlerini bildirerek yapılandırmadan yararlanmışlar ve davacı ile eşinin şantaj olarak kullanacakları bu kozu ortadan kaldırdıklarını, hal böyle olunca da dava ihbar olunanlar tarafından davacının yönetim kurulu başkanı, davacı vekili eşinin de yönetim kurulu üyesi oldukları ...şirketinin muhasebecisi ...'e verdiklerini ve ... tarafından da davacı ve davalı adlarına yarı yarıya şirketlere (ortaklar cari hesap alacağı olarak) sokulan bu paralar nedeniyle hukuken alacaklı, davacı ve dava dışı ...'in de cezai anlamda sorumlu olduklarını, bu nedenle gerek müvekkilinin ve gerekse dava ihbar olunanların hukuki ve cezai tüm yasal haklarının saklı ve mahfuz olduğunu, gerekli yasal girişimlerde bulunulacağı izahtan vareste olduğunu, her ne kadar dava dilekçesindeki kurgu sürekli olarak müdürlerin, görevlerini özenle, şirketin menfaatlerini tüm yönleriyle gözeterek şirketin menfaatlerini başkalarının menfaatlerine başkalarının menfaatlerine feda edemeyerek yürütmeleri gerektiğine ilişkin doktrin örneklerine dayandırılmışsa da belirttikleri açıklamalar ve toplanacak delillerle sabit olacağı üzere asıl, davacı ve dahi vekili olan diğer ortak şirketin bugüne kadar gerçekleşen tüm ticari faaliyetlerini birebir ve tüm detayları ile bilmekte, desteklemekte hatta bu şekilde gerçekleşmesi için teşvik etmekte olduğunu, şirketin resmileşen tüm ticari faaliyetlerinde (ki dava dilekçesinde yer alan sözde usulsüz işlemler ile aynı sistemde yapılmışlardır) onayı, imzası, muvafakati olan, acentelerin (brokerlerin) müşterileri ile ters düşmemeleri açısından doğrudan müşteri ile yapılan sözleşmelerle fatura tutarlarının aynı olmadığını gayet iyi bilen davacının birdenbire bunları bilmiyormuş gibi davranmaya başlamasının Türk Medeni Kanununun 2 nci maddesindeki objektif dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının dava dilekçesinde haklı sebep olarak göstermeye çalıştığı sözleşme ve faturalar arasındaki farklılıkların acenteler (aracılar) ve müşteri getiren aile bireyleri ile yıllardır davacının da bilgisi dahilinde gerçekleşen ve resmileşen uygulamalar dahilinde olduğu sunulan delillerin yargılama sonunda değerlendirilmesi sonucu ortaya çıkacağını, bu durumda asıl davacının tüm iddialarının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu kanıtlanacağını, öte yandan davacının, TTK 644 yollamasıyla 553 ve devamı maddeleri hükümlerine göre davalının sözde şirketi uğrattığı iddia edilen zararların tazminine yönelik talebi de tamamen yersiz ve dayanaksız olduğunu, davacının şirketin ve dolayısıyla kendisinin menfaatlerine olacak hususları baştan beri kurgulayan, uygulamaları teşvik eden, ses çıkartmayıp, onaylayıp hatta resmileştirip ondan sonra bir aşamada bunları yeni öğreniyormuş gibi yaparak davalı müvekkilini suçlamasının bedeli ise hem ceza davası hem de TTK 630/4 maddesi uyarınca tazminat olarak kendisine geri döneceğini, davacının bütün gerçeklere rağmen sanki davalı müvekkilinin müdür tarafından kendisine ve/veya ailesine çıkar sağlama iddiasıyla son derece kötü niyetli ve de dürüstlükten tamamen uzak bir şekilde dava sonuna kadar davalı müvekkili yerine kayyım atanarak şirketin kayyım müdür ve diğer müdür davacı tarafından müştereken çift imza ile temsil ve ilzam edilmesini talep etmesinin de son derece yersiz ve dayanaksız olduğunu, her şeyden önce davacının dava ile elde etmek istediği davalı müdürün azli talebinin ihtiyati tedbir yoluyla elde edilmesi anlamını taşıyacak olan bu talebin HMK hükümleri çerçevesinde kabulünün mümkün olmadığını, dava sonucunun ihtiyati tedbir yoluyla elde edilmesine olanak sağlayacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığına dair Yargıtay kararlarının mevcut olduğunu, tüm bu nedenlerle samimiyetten ve dürüstlükten uzak davanın ve davacının tüm taleplerinin reddini, yersiz ve mesnetsiz ihtiyati tedbir talebinin reddini, davanın gerektireceği tüm harç ve masraflarla avukatlık ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Kayyım; mahkememizin 12.03.2019 tarihli ara kararı ile 250.000,00-TL teminat bedeli karşılığında davalı şirketin müşterek imza sahiplerinden %50 hisseye sahip davalı ...'a ait hissenin yönetim yetkisinin (sadece yönetim yetkisi ile ilgili olup genel kurul toplantısında temsili etkilememek kaydıyla) ihtiyati tedbiren kısıtlanmasına ve bu hisselerin mahkememizce resen kayyum olarak atanan MM ... tarafından diğer müşterek imza sahibi ortaklarla birlikte ve müştereken temsil edilebilmesi kaydıyla ihtiyati tedbiren kayyum tarafından temsil edilmesine karar verildiği, kesin ve süresiz teminat mektubu sunulduğu görülmüştür.
Talep Arttırım; davacı vekilinin 31.05.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 730.036,00-EURO'ya arttırdığı, ıslah harcını yatırdığı görülmüştür.
Kaldırma; Mahkememizin 2018/822 Esas 2022/3 Karar sayılı dosyası ile davanın kabulüne dair karar verilmiş olup İstanbul BAM 12.Hukuk Dairesinin 2022/473 Esas 2023/1700 Karar sayılı kararı ile kaldırılarak Mahkememizin yukarıda belirtilen esasına kaydedilmiştir.
İstanbul BAM 12.Hukuk Dairesinin 2022/473 Esas 2023/1700 Karar sayılı kararının kaldırma gerekçesinde ".
Kararın gerekçesinde hangi iddianın ve bu doğrultuda bilirkişi raporundaki
- hangi tespitin, hangi sebeple haklı bulunduğu, bilirkişi raporundaki tespitlerin denetlenip denetlenmediği,
- davalının cevap, beyan ve itiraz dilekçelerinde ileri sürdüğü savunma sebeplerinin ne şekilde karşılandığına yönelik bir değerlendirme yapılmamış,
- bilirkişi raporu dışındaki deliller tartışılmamış,
- davalının şirket müdürü olarak hukuki sorumluluğun şartları ve müdürlükten azil için gereken haklı sebebin varlığı konusunda bir değerlendirme yapılmamış,
- davalı vekilinin itirazları konusunda ek rapor alınmasına karar verilmiş ve alınan ek rapora karşı da aynı itirazlar ileri sürülmüş iken, ek raporun itirazları ne şekilde karşıladığı ve davalının yeni bir heyetten rapor alınması talebinin ne sebeple kabul edilmediği açıklanmamıştır.
Mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi kök raporunda; davacı tarafından, davalının tek başına imzaladığı sözleşmeler ile bu sözleşmeler uyarınca düzenlenen fatura bedelleri arasındaki farkın şirket zararı olduğu iddiası kapsamında yapılan değerlendirmeye,
- davalı tarafça sunulan ve her iki tarafça imzalanmış sözleşmeler ile bu sözleşmeler uyarınca düzenlenen fatura bedelleri arasındaki fark da dahil edilmiş, üstelik bu sözleşmelerin tarihlerinin davacının sunduğu sözleşmelerin tarihlerinden önce olduğu anlaşılmıştır.
- Yine davalının savunması ile örtüşür şekilde, dava dışı ... hesabına yatırılan paraların dava dışı ... tarafından çekildiği tespit edilmiş ve adı geçenin davacının yönetim kurulu başkanı olduğu ... Şirketi'nin muhasebecisi olduğu açık iken, bilirkişi raporunda bu bedeller şirketin zararı olarak kabul edilmiş
- ancak davalının savunmasında ileri sürdüğü, 2013 yılında yapılan sözleşme bedeli olarak ... hesabına gelen paranın ... tarafından çekilerek taraflar adına 15.500 TL ve 15.817 TL olarak dava dışı şirket hesabına yatırıldığına yönelik tespit değerlendirmeye alınmamıştır.
- Raporda dava dışı şirketin 2017-2018 yılında düzenlediği faturalar, sözleşmeler ve jurnal kayıtları karşılaştırılarak çıkan farkın şirketin zararı olduğu kabul edilmiş, bununla birlikte bu fark bedelinin kimin hesabına geçtiğine yönelik herhangi bir bir tespit yapılmamışken, doğrudan davalının hesabına geçtiği kabul edilmiştir.
Davalının itirazlarında belirttiği şekilde
- dava dışı kişilerin banka hesaplarının açılış tarihlerinin ve belirtilen tarihlerde bu hesaplara yatan paralar-çekilen paralar ile dava dışı ...Rota Şirketi ve bu şirket ile organik bağ içerisinde olduğu anlaşılan ... Şirketi'nin kayıtlarının karşılaştırılması yapılarak davalının itirazları karşılanmamıştır.
- Davalı taraf cevap dilekçesi ile sunduğu tüm beyan ve itiraz dilekçelerinde, dava dışı şirkete ait tekne ile düzenlenen turların acenteler aracılığıyla yapıldığını, sözleşme bedelleri içerisinde acente komisyonu ile yeme-içme gibi bedellerin de olduğunu ancak fatura bedelinin yalnızca tur bedeli tutarında düzenlendiğini iddia etmiş iken, Mahkemece 2011 yılından itibaren düzenlenen fatura, sözleşme ve jurnal kayıtlarının karşılaştırılması ve gerekli olması halinde sektörel araştırma da yapılarak dava dışı şirketin ve sektördeki fiili uygulamanın en başından beri davalının iddia ettiği şekilde olup olmadığı, bu minvalde sözleşme ve jurnal kayıtlarında görünen bedel ile fatura bedelleri arasındaki farkın gerçekten şirket zararı olup olmadığı araştırılmamıştır.
- Yine HMK'nın 31. maddesi kapsamında dava dışı şirketin kuruluşundan itibaren müşterek temsil ile yetkili müdürü olan davacı taraftan, TTK'nın 625. maddesinde düzenlenen şirket müdürlerinin devredilemez ve vazgeçilemez hak ve görevlerini yerine getirip getirmediği, bu minvalde özellikle, ne sebeple olduğu açıklanmamakla birlikte 2011 yılından itibaren şirket yönetiminin kendisine devredildiği iddia edilen davalıyı denetleyip denetlemediği, anılan maddede yer alan görev ve yetkilerini yerine getirmemesi ve tüm şirket yönetimini davalıya devretmesi, 2018 yılına kadar ise herhangi bir denetleme yapmamasının haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığı konusunda açıklama istenerek bir değerlendirme yapılmadığı gibi,
- davacının sunduğu sözleşmelerden önceki tarihte düzenlenen ve her iki tarafın da imzasını içerir sözleşmeler ile bu sözleşmelere göre düzenlenen faturalar arasında da fark olmasına rağmen davacının, şirketin ticari işleyişinin bu şekilde olduğunu bilmediğini, bu işlemlere onay vermediğini iddia edip edemeyeceği ve sonuç olarak oluşan gerçek bir zarar var ise bu zararın oluşumuna, davacının onayladığı, bildiği veya bilmesi gereken işlemlerin sebep olup olmadığı, buna göre davalının bu zarardan sorumlu tutulup tutulmayacağı değerlendirilmemiş, yine davalının müdürlükten azlini gerektirir haklı sebeplerin varlığı gerekçede tartışılmamıştır. Açıklanan tüm bu sebeplerle Mahkemece eksik ve çelişkili bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme, açık ve yeterli olmayan gerekçe ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.
Buna göre Mahkemece, içerisinde
- sektör bilirkişisi ile
- bankacı bilirkişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden dava dışı
- ... Rota Şirketi ile ... Şirketi'nin ticari defterleri,
- davalı ile dava dışı ..., ..., ...'ın banka hesap hareketleri,
- jurnal kayıtları, sözleşmeler ile tarafların ve her iki şirketin banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak,
- şirketin 2011 yılından itibaren fiili olarak işleyişinin ne şekilde olduğunun,
- sektörel işleyişe uygun olup olmadığının,
- sözleşme ve fatura bedellerinin doğrudan ...Rota Şirketi hesabına geçirilip geçirilmediğinin,
- dava dışı kişiler adına olan banka hesaplarının hangi tarihte açıldığının ve bu hesaplar ile şirketler arasındaki işleyişinin ne şekilde başladığı ve devam ettiğinin,
- sözleşme-fatura bedelleri arasındaki farkın neye dayandığının,
- sözleşme ve faturasız olarak düzenlendiği iddia edilen tur bedellerinin tarafların veya her iki şirketin hesabına geçirilip geçirilmediğinin tespiti ile davalı tarafın itirazlarını karşılar şekilde rapor alınması, alınacak raporun tüm dosya kapsamı ile tarafların hukuki durumu ve yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda değerlendirilmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış." şeklinde karar verilmiştir.
Kaldırma üzerine Mahkememizce yeniden oturum günü tayin edilmiş, taraflara tebliğ edilmiş, tayin edilen gün yargılamaya devamla esas hakkında hüküm tesis edilmiştir.
Kaldırma sonrası kayyım ... tarafından sunulan 03.04.2024 tarihli kayyım raporunda özetle; şirkette ticari faaliyetin devam ettiği ve şirketin temsil ve ilzamının mahkemece tevdi edilen görevler çerçevesinde şirketin diğer ortağı olan ... ile müştereken sağlandığı, şirket satışlarının tamamına yakınının yabancı para cinsinden (EURO) gerçekleştirilmesi, 2023 yılında ülkemizde meydana gelen yüksek enflasyon ve yüksek kur riskinin elimine edilmesinde önemli bir faktör olduğu, şirketin 2023 yılında 2022 yılına göre faaliyet verileri açısından önemli ölçüde artışların görüldüğü, şirketin 2023 yılını 3.111.215,87.- TL tutarında ticari karla kapattığı, şirketin muaccel hale geldiği halde ödenmemiş borcunun bulunmadığı, şirketin kaydi değerlere göre özkaynaklarının 31.12.2023 tarihi itibariyle 7325.339,73.- TL olarak gerçekleştiği ve 200.000-TL tutarındaki sermayesinin mevcudiyetini fazlasıyla korumakta olduğunun görüldüğü, şirketin 2023 yılı gerçekleşen toplam cirosu 333.100.- EURO + 279.795- TL olup tahsil dönemlerindeki TL karşılığı toplam 8.170.664,27-TL'sına tekabül ettiği, şirketin 2024 yılı sezonunda halihazırda 10 haftalık rezervasyon yapıldığını ve sözleşme bedelleri toplamının 213.680-Euro olduğu bu sözleşmelerle ilgili olarak halihazırda alınan kaparo tutarının 65.135- Euro olduğu belirtilmiştir.
Dava; TTK'nın 644/1-a maddesinin atfı ile 553 ve devamı maddeleri uyarınca limited şirket müdürünün hukuki sorumluluğu nedeniyle şirketin uğradığı doğrudan, ortağın uğradığı dolaylı zararın tazmini ve TTK'nın 630. maddesi uyarınca müdürün görevinden azli taleplerine ilişkindir.
Limited şirket müdürünün azli davası açısından, davada husumetin azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir.
Ortağın şirketin zararı nedeniyle yöneticiler hakkında sorumluluk davası açması için şirket genel kurulundan bu yönde bir karar alınmasına gerek bulunmamaktadır.
Tüzel kişinin ortakları ve üyelerinden bağımsız olarak başlı başına bir kişilik olması ve bu nedenle de yaptığı hukuki işlemlerinin sonuçlarından kendisinin sorunlu olması ayrılık ilesini doğurmuştur. Ayrılık ilesinin iki farklı görünüm biçimi vardır: Tüzel kişiliği oluşturanların (ortakların) malvarlığı ile tüzel kişiliğin malvarlığının birbirinden bağımsız olması “malvarlığının bağımsızlığı” veya “mal ayrılığı ilkesi” olarak ifade edilmektedir. Bu ayrılık ilkesinin ilk görünümüdür. Tüzel kişi kurucularından üyelerinden ve organlarını oluşturan kişilerden bağımsızdır. Bu nedenle tüzel kişilik kendisine ait malvarlığına, hak ve borçlara sahiptir. Nitekim Yargıtay bir kararında “Tüzel kişiliklerde mal ayrılığı ilkesi geçerli olup, tüzel kişinin malvarlığı onun ortaklarının ve onun yönetiminde bulunan organları oluşturan kişilerin ve kardeş ortaklıkların malvarlığından bağımsız ve ayrıdır” diyerek bu ilkeyi vurgulamıştır. Ortaklar, ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olmadıklarından, tüzel kişilik sadece kendi malvarlığı ile sınırlı olarak sorumludur. Bu nedenle kanun koyucu ortaklığın, devamlılığının sağlanması ve dolayısıyla mal varlığının korunması amacıyla çeşitli hükümler sevk etmiştir. Bu hükümlere; itibari değerinden aşağı bir bedelle hisse senedi çıkarılamaması, ortaklığın kendi paylarını, esas veya çıkarılmış sermayenin onda birini aşan veya bir işlem sonunda aşacak olan miktarda ivazlı olarak iktisap ve rehin olarak kabul edememesi, mal varlığın azalması durumunda özel tedbirler alınması örnek olarak verilebilir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, Davacı taraf; tarafların 2007 yılında kurulan ... Limited Şirketi'nin ortağı ve müşterek yetkili müdürü olduklarını, şirketin 2011 yılında imal ettiği tekne ile özellikle yabancı müşterilere düzenlediği turlarla ticari faaliyetine başladığını, 2011 yılından bu yana şirkete ait teknenin ticari satışlarının, sözleşmelerinin, tahsilatlarının ve kayıtlarının davalı tarafından takip edildiğini, davalının 2011 yılından bu yana şirketin ticari faaliyeti ile ilgili olarak ortakları bilgilendirmediğini, genel kurul toplantısı yapmadığını ve yaptığı usulsüz işlemler ile şirketi zarara uğrattığını, bu minvalde 2014 yılından itibaren tek imza ile yapmış olduğu tur sözleşmelerinin bedellerinden daha düşük tutarda fatura düzenlemek veya fatura düzenlememek; sözleşme yapmaksızın düzenlediği turlar için düşük tutarlı fatura düzenlemek veya fatura düzenlememek; zimmetine para geçirerek; tur gelirlerini kendisi ve akrabalarının hesaplarına aktararak ve son olarak kayıt dışı şekilde... yetkilisi ile ticaret yaparak şirketi zarara uğrattığından bahisle şirket zararının tespiti ile davalıdan tahsil edilerek şirkete ödenmesini, davalının müdürlük görevini kötüye kullanmış olması sebebiyle müdürlük görevinden azlini talep etmiştir.
Davalı taraf ise; dava dışı şirkete ait tekne ile gerçekleştirdiği turların satışlarının yurt içi veya yurt dışı acenteler vasıtasıyla yapıldığını, müşteri ile yapılan sözleşme fiyatına acente komisyonu ile müşterilerden alınan yeme-içme vs bedellerinin de dahil olduğunu ancak acenteye tur bedeli tutarında fatura kesildiğini, bu nedenle sözleşme bedelleri ile faturalar arasında farklılıklar bulunduğunu, yine fiili uygulamada müşterinin tarafların akrabaları tarafından bulunması halinde acente komisyonunun müşteriyi bulan kişiye ödendiğini, bu işlemlerin 2015 yılından önce de bu şekilde yapıldığını ve davacı tarafından bilindiğini, onaylandığını ve hatta davacının işlemlerin bu şekilde yapılmasına öncelik ettiğini, açıktan alınarak kendisinin ve akrabalarının hesaplarına aktarılan bedellerin davacının yönetim kurulu başkanı olduğu...Şirketi'nin muhasebecisi olan ... tarafından çekilerek, ya her iki ortak adına yarı yarıya ...Rota Şirketi ile ... Şirketi'ne ortaklar cari hesabı alacağı olarak girildiğini, ya da tekne ile ilgili bir takım faturasız giderlerin karşılanmasında kullanıldığını, davacının en başından beri bildiği, onayladığı hususları dava konusu etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Dosya kapsamından dava dışı ...Rota Yatçılık Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nin üç ortağının bulunduğu ve ortaklarının davacı, davalı ve davacının aynı zamanda dosyadaki vekili ve eşi olan dava dışı Avukat ... olduğu, davacı ile davalının kuruluşundan itibaren şirketi müşterek imza ile temsile yetkili müdür oldukları, davacının dava dışı ...Anonim Şirketi'nin yönetim kurulu başkanı ve temsilcisi, davacının eşinin de yönetim kurulu üyesi olduğu, dava dışı ... ile ...'ın ... Anonim Şirketi'nin muhasebecisi ve çalışanı oldukları anlaşılmıştır.
Davalı tarafın savunmasının temeli, açıktan para tahsili konusunda davacının baştan beri bilgisi ve yönlendirmesi ile yapıldığı, zaten bu şekilde gelen paraların da tarafların ortak olduğu ...Şirketinin muhasebecisi - veznedarı ... tarafından alınarak gerek...Rota ve gerekse...şirketine ortaklar üzerinden sokulduğu, zimmete geçirilen bir bedel olmadığı yönündedir.Davalı tarafın savunmalarında aktarılan paraların davacının da şahsi hesabına geçtiği işlemlerine ilişkin tarih ve miktar bazında bir somutlaştırma da bulunmamaktadır. Bu iddianın bir an için ispatlanabildiği kabul edilse bile bir üst paragrafta açıklandığı üzere tüzel kişinin, ortakları ve üyelerinden bağımsız olarak başlı başına bir kişilik olması, tüzel kişiliği oluşturanların malvarlığı ile tüzel kişiliğin malvarlığının birbirinden bağımsız olması “malvarlığının bağımsızlığı” veya “mal ayrılığı ilkesi”nin bulunması dikkate alındığında, şirketin malvarlığına girmesi gereken paraların bir kısmının 3. Kişi bir şirketin hesabına ortaklar üzerinden sokulması, bir kısmının ise dava konusu...Rota şirketine sokulsa da ortaklar üzerinden sokulması nedeniyle şirketin kendi malvarlığında olması gereken para yerine bu para nedeniyle bir de ortaklar hesabında ortaklara borçlandırılması şirket yöneticisinin sorumluluğunun kaldırılmasına bir etkisi bulunmamaktadır.
Tüm ortaklar -Davacı ...- bu durumu bilse bile ve hatta tüm bu eylemler davacının azmettirmesi ile yapılsa bile ve hatta tüm bu hukuka aykırı eylemlerden gelen para davalı tarafından davacıya verilerek, davacının malvarlığına geçse bile “malvarlığının bağımsızlığı” veya “mal ayrılığı ilkesi” gereği şirkete iadesi için davacının dava açması MK 2'ye de aykırı olmaz. Tekraren söylemek gerekir ise, davacının davadaki talebi tazminatın kendisine verilmesi değil, şirkete verilmesidir. Şirketin malvarlığının korunması, şirketin bağımsız bir kişiliğinin olması ve gerekse şirketten alacaklı olan kamunun veya özel kişi alacaklıların korunması içindir.
Davalı, davacı ile aralarında rücuyu gerektiren durum ve miktar var ise KENDİ İÇ İLİŞKİLERİ kapsamında davacıya karşı dava açmakta elbette muhtardır.
Bu son gerekçeye göre uyuşmazlığın hallinde kalan tek sorun, bu şekilde davalı ortağa aktarılan meblağın miktarını belirlemektir.
Davacı tarafın davalının mail yazışma ve eklerinden ulaştığı bir kısım tur sözleşmeleri ve sonradan sunduğu sözleşme örnekleri ve davalı tarafın sunduğu sözleşme örneklerine ve bu sözleşme örnekler kapsamında düzenlendiği tespit edilen faturaların dökümü kök raporun 9,10,11. Sayfalarda dökümü verilmiş olup, davalı, ..., ... banka hesaplarına gelen tur bedelleri dökümü de yine kök raporun 13,14 ve 15. Sayfalarında teknik ayrıntısı verilmiş olup, davalı taraf, davacı adına ...ve ...Rota hesaplarına yatırılan paraların her zaman kendisinin ve akrabalarının hesaplarına gelen para birimleri ile aynı gün ve saatlerde yapıldığı iddia edilse de ...'e avans hesabına ve ...i Rota hesabına ise ortaklar adına yatan paraların toplamının dahi tutmadığı, - kaldı ki “malvarlığının bağımsızlığı” veya “mal ayrılığı ilkesi”nin bulunması nedeniyle bu hususun da bir öneminin bulunmadığı, dosyaya sunulan sözleşme örnekleri, jurnal defteri, davalı, ..., ...hesaplarına yatan tur bedelleri teknik ayrıntısı kök raporun 21 ve 22. sayfalarında anlatıldığı üzere 730036 Euro'nun kayıt dışı bırakılarak şirket malvarlığına davalı tarafından aktarılmadığı anlaşılmıştır.
BAM kaldırma kararı, HMK 353/1-a6 maddesindeki "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması" hükmüne dayalıdır.
ANCAK, mahkememizin önceki kararı, karar vermeye etkili tüm deliller toplanarak ve değerlendirmeye alınarak verilmiş olup, BAM kaldırma kararı önceki kararımızdaki gerekçenin -maddi hata ile irdelenmemesi- ile verilmiş olmakla teknik anlamda kaldırma kararı özelliğinde olmadığı sonucuna varılmış ve kaldırma kararında bahsedilen iddia edilen eksiklerin giderilmesi yoluna gidilmemiştir. Çünkü, kaldırma kararındaki tek bir neden hariç tüm kaldırma kararı nedenleri karşılayacak " Bu iddianın bir an için ispatlanabildiği kabul edilse bile bir üst paragrafta açıklandığı üzere tüzel kişinin, ortakları ve üyelerinden bağımsız olarak başlı başına bir kişilik olması, tüzel kişiliği oluşturanların malvarlığı ile tüzel kişiliğin malvarlığının birbirinden bağımsız olması “malvarlığının bağımsızlığı” veya “mal ayrılığı ilkesi”nin bulunması dikkate alındığında, şirketin malvarlığına girmesi gereken paraların bir kısmının 3. Kişi bir şirketin hesabına ortaklar üzerinden sokulması, bir kısmının ise dava konusu ... Rota şirketine sokulsa da ortaklar üzerinden sokulması nedeniyle şirketin kendi malvarlığında olması gereken para yerine bu para nedeniyle bir de ortaklar hesabında ortaklara borçlandırılması şirket yöneticisinin sorumluluğunun kaldırılmasına bir etkisi bulunmamaktadır." karar gerekçemiz, kaldırma kararında tartışılmamıştır.
Kaldırma kararında "davalı tarafça sunulan ve her iki tarafça imzalanmış sözleşmeler ile bu sözleşmeler uyarınca düzenlenen fatura bedelleri arasındaki fark da dahil edilmiş, üstelik bu sözleşmelerin tarihlerinin davacının sunduğu sözleşmelerin tarihlerinden önce olduğu anlaşılmıştır." beyan edilmiş ise de; bu hususun davalının sorumluğuna ve sorumluluk miktarına bir etkisi yukarı açıklandığı üzere bulunmamaktadır. Tüm ortaklar -Davacı ...- bu durumu bilse bile ve hatta tüm bu eylemler davacının azmettirmesi ile yapılsa bile ve hatta tüm bu hukuka aykırı eylemlerden gelen para davalı tarafından davacıya verilerek, davacının malvarlığına geçse bile “malvarlığının bağımsızlığı” veya “mal ayrılığı ilkesi” gereği şirkete iadesi için davacının dava açma hakkı vardır ve MK 2'ye de aykırılık oluşturmaz.
Kaldırma kararında "Yine davalının savunması ile örtüşür şekilde, dava dışı ... hesabına yatırılan paraların dava dışı ... tarafından çekildiği tespit edilmiş ve adı geçenin davacının yönetim kurulu başkanı olduğu ... Şirketi'nin muhasebecisi olduğu açık iken, bilirkişi raporunda bu bedeller şirketin zararı olarak kabul edilmiş " beyan edilmiş ise de; Tüm ortaklar -Davacı ...- bu durumu bilse bile ve hatta tüm bu eylemler davacının azmettirmesi ile yapılsa bile ve hatta tüm bu hukuka aykırı eylemlerden gelen para davalı tarafından davacıya verilerek, davacının malvarlığına geçse bile “malvarlığının bağımsızlığı” veya “mal ayrılığı ilkesi” gereği şirkete iadesi için davacının dava açma hakkı vardır ve MK 2'ye de aykırılık oluşturmaz.
Kaldırma kararında "ancak davalının savunmasında ileri sürdüğü, 2013 yılında yapılan sözleşme bedeli olarak ... hesabına gelen paranın ... tarafından çekilerek taraflar adına 15.500 TL ve 15.817 TL olarak dava dışı şirket hesabına yatırıldığına yönelik tespit değerlendirmeye alınmamıştır. " beyan edilmiş ise de; Tüm ortaklar -Davacı ...- bu durumu bilse bile ve hatta tüm bu eylemler davacının azmettirmesi ile yapılsa bile ve hatta tüm bu hukuka aykırı eylemlerden gelen para davalı tarafından davacıya verilerek, davacının malvarlığına geçse bile “malvarlığının bağımsızlığı” veya “mal ayrılığı ilkesi” gereği şirkete iadesi için davacının dava açma hakkı vardır ve MK 2'ye de aykırılık oluşturmaz.
Kaldırma kararında " Raporda dava dışı şirketin 2017-2018 yılında düzenlediği faturalar, sözleşmeler ve jurnal kayıtları karşılaştırılarak çıkan farkın şirketin zararı olduğu kabul edilmiş, bununla birlikte bu fark bedelinin kimin hesabına geçtiğine yönelik herhangi bir bir tespit yapılmamışken, doğrudan davalının hesabına geçtiği kabul edilmiştir." beyan edilmiş ise de; Tüm ortaklar -Davacı ...- bu durumu bilse bile ve hatta tüm bu eylemler davacının azmettirmesi ile yapılsa bile ve hatta tüm bu hukuka aykırı eylemlerden gelen para davalı tarafından davacıya verilerek, davacının malvarlığına geçse bile “malvarlığının bağımsızlığı” veya “mal ayrılığı ilkesi” gereği şirkete iadesi için davacının dava açma hakkı vardır ve MK 2'ye de aykırılık oluşturmaz.
Kaldırma kararında "dava dışı kişilerin banka hesaplarının açılış tarihlerinin ve belirtilen tarihlerde bu hesaplara yatan paralar-çekilen paralar ile dava dışı ... Rota Şirketi ve bu şirket ile organik bağ içerisinde olduğu anlaşılan ... Şirketi'nin kayıtlarının karşılaştırılması yapılarak davalının itirazları karşılanmamıştır. " beyan edilmiş ise de; Tüm ortaklar -Davacı ...- bu durumu bilse bile ve hatta tüm bu eylemler davacının azmettirmesi ile yapılsa bile ve hatta tüm bu hukuka aykırı eylemlerden gelen para davalı tarafından davacıya verilerek, DAVACININ MALVARLIĞINA GEÇSE BİLE “malvarlığının bağımsızlığı” veya “mal ayrılığı ilkesi” gereği şirkete iadesi için davacının dava açma hakkı vardır ve MK 2'ye de aykırılık oluşturmaz.
Kaldırma kararında " Yine HMK'nın 31. maddesi kapsamında dava dışı şirketin kuruluşundan itibaren müşterek temsil ile yetkili müdürü olan davacı taraftan, TTK'nın 625. maddesinde düzenlenen şirket müdürlerinin devredilemez ve vazgeçilemez hak ve görevlerini yerine getirip getirmediği, bu minvalde özellikle, ne sebeple olduğu açıklanmamakla birlikte 2011 yılından itibaren şirket yönetiminin kendisine devredildiği iddia edilen davalıyı denetleyip denetlemediği, anılan maddede yer alan görev ve yetkilerini yerine getirmemesi ve tüm şirket yönetimini davalıya devretmesi, 2018 yılına kadar ise herhangi bir denetleme yapmamasının haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığı konusunda açıklama istenerek bir değerlendirme yapılmadığı gibi," beyan edilmiş ise de; Tüm ortaklar -Davacı ...- bu durumu bilse bile ve hatta tüm bu eylemler davacının azmettirmesi ile yapılsa bile ve hatta tüm bu hukuka aykırı eylemlerden gelen para davalı tarafından davacıya verilerek, davacının malvarlığına geçse bile “malvarlığının bağımsızlığı” veya “mal ayrılığı ilkesi” gereği şirkete iadesi için davacının dava açma hakkı vardır ve MK 2'ye de aykırılık oluşturmaz. Bu husus kendi iç ilişkileri kapsamında rücu davası açısından önem arz etmekte, bu dava değil.
Kaldırma kararında "davacının sunduğu sözleşmelerden önceki tarihte düzenlenen ve her iki tarafın da imzasını içerir sözleşmeler ile bu sözleşmelere göre düzenlenen faturalar arasında da fark olmasına rağmen davacının, şirketin ticari işleyişinin bu şekilde olduğunu bilmediğini, bu işlemlere onay vermediğini iddia edip edemeyeceği ve sonuç olarak oluşan gerçek bir zarar var ise bu zararın oluşumuna, davacının onayladığı, bildiği veya bilmesi gereken işlemlerin sebep olup olmadığı, buna göre davalının bu zarardan sorumlu tutulup tutulmayacağı değerlendirilmemiş, yine davalının müdürlükten azlini gerektirir haklı sebeplerin varlığı gerekçede tartışılmamıştır. " beyan edilmiş ise de; Tüm ortaklar -Davacı ...- bu durumu bilse bile ve hatta tüm bu eylemler davacının azmettirmesi ile yapılsa bile ve hatta tüm bu hukuka aykırı eylemlerden gelen para davalı tarafından davacıya verilerek, davacının malvarlığına geçse bile “malvarlığının bağımsızlığı” veya “mal ayrılığı ilkesi” gereği şirkete iadesi için davacının dava açma hakkı vardır ve MK 2'ye de aykırılık oluşturmaz.
Kaldırma kararındaki nedenlerden, daha önceki mahkememiz kararında tek tartışılmayan husus "Davalı taraf cevap dilekçesi ile sunduğu tüm beyan ve itiraz dilekçelerinde, dava dışı şirkete ait tekne ile düzenlenen turların acenteler aracılığıyla yapıldığını, sözleşme bedelleri içerisinde acente komisyonu ile yeme-içme gibi bedellerin de olduğunu ancak fatura bedelinin yalnızca tur bedeli tutarında düzenlendiğini iddia etmiş iken, ..." nedenidir. Ancak davalı tarafın sadece cevap dilekçesinde beyan ettiği bu savunmasından sonra, aldırılan kök ve ek raporlara hangi acente tarafından kurulan hangi sözleşmede acente komisyonu ile yeme-içme gibi bedellerin de bulunduğuna ilişkin bir itirazları bulunmamaktadır. Davalı tarafın kök rapora itirazında "Şirkette davacının da bilgisi dahilinde ve hatta teşvikiyle açıktan alınan iki tür tutar vardır. Bunun birincisi müşterilerin acente komisyonları ve... (yiyecek içecek kumanya ve liman giriş çıkış masrafları) bedellerini acentelere göndermek yerine tur başlangıcında tekne kaptanı ve/veya acente yetkilisine nakit olarak elden ve açıktan ödedikleri tutarlar" şeklinde beyanda bulunsa da bu beyan, bu fıkradaki savunmaya ilişkin olmayıp, komisyon bedellerinin elden ve açıktan ödenmesine ilişkin olup "davalının akrabaları tarafından bulunan müşterilere ilişkin komisyon bedeli" savunması kapsamında kalmaktadır ki buna "davalının akrabaları tarafından bulunan müşteriler" iddiasına ilişkin bir sübut da yoktur.
Bu aşamada "sözleşme ve faturasız olarak düzenlendiği iddia edilen tur bedellerinin tarafların veya her iki şirketin hesabına geçirilip geçirilmediğinin tespiti" kaldırma nedeninde "her iki şirketin hesabına geçirilip geçirilmediği" ibaresinde sadece ...Rota Yatçılık ve Ticaret Sanayi Limited Şirketi hesabına bu paraların yatırılması tazminat miktarını etkileyebilecek nitelikte ise de; davalının açıkça iddiası, tazmine konu bu paraların bir kısmının ORTAKLAR üzerinden ... Limited Şirketine aktarıldığı olup, bunun açık anlamı da ortakların şirkete borç verilmiş gibi gösterilerek şirkete sokulması olup, bunun da tazmin miktarına bir etkisi yoktur, bu iddiaya göre şirket borçlandırılmıştır, şirkete ait olan para şirkete iade edilmiş değildir.
Tüm bu nedenlerle sonuçta aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-730.036 Euronun davalıdan alınarak ...Limited Şirketine verilmesine,
2-Davalının ... Limited Şirketine yönetim hakkının kaldırılmasına,
3-Kayyım atanması kararının seçim yapılıncaya kadar devamına,
4-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 374.748,76-TL ilam harcından peşin alınan 119.876,12-TL'nin mahsubu ile bakiye 254.872,64-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 25.680,05-TL peşin harç, 94.196,07-TL ıslah harcı ve 35,90-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 119.912,02-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 355.720,03-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 304.489,30-TL yargılama gideri davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davalı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.04/04/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.