mahkeme 2023/621 E. 2025/630 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/621

Karar No

2025/630

Karar Tarihi

11 Eylül 2025

T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2023/621 Esas
KARAR NO:2025/630

DAVA:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:25/09/2023
KARAR TARİHİ:11/09/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ... San. ve Tic. A.Ş.'nin ... inşaatında gerçekleştirilecek olan Cephe Panel Montajı ve Çatı Yalıtım İşleri hakkında 22/06/2022 tarihinde Anahtar Teslim Birim Fiyat Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereğince işin 100 takvim günü içinde tamamlanması hususunun hükme bağlandığını, davalının sözleşmeye aykırı olarak hiçbir bilgi vermeden şantiye sahasından tüm personelleri ile birlikte 07/01/2023 tarihinde ayrıldığını ve işi bıraktığını, davalının şantiye sahasını terk etmesi üzerine davalıya .... Noterliğinin 24/01/2023 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini ve derhal şantiye sahasındaki işine devam etmesi gerektiğinin ihtar edildiğini, bahse konu ihtarnamenin davalıya 25/02/2023 tarihinde tebliğ edildiğini, yapılan ihtarata rağmen davalının işe başlamadığını ve herhangi bir cevap da vermediğini, bunun üzerine davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas sayılı dosya ile ilamsız takibe başlandığını, icra takibine 31/03/2023 tarihinde haksız ve kötü niyetli itiraz üzerine taraflarınca arabuluculuk süreci başlatıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını, davalıya işin yapılması amacıyla avans olarak 2.008.070,25-TL avans ödemesi yapıldığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile icra dosyasına yapılan itirazın iptalini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalı davaya cevap vermeyerek HMK 128 uyarınca tüm iddiaları inkar etmiş sayılmıştır.
Mahkememizin 17/10/2024 tarihli celsesi, 1 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 27/01/2025 tarihli raporunda özetle; teknik inceleme sonuçları heyetimizce değerlendiğinde, davacı yüklenicinin sözleşmeyi tek taraflı fesih hakkının doğduğunu ve buna bağlı olarak da ceza ve kesinti haklarının uygulanabileceği, teknik tespitler neticesinde, davalının yaptığı işlerin tutarı 2.125.000,00-TL, davalının aldığı avans tutarı 2.008.070,25-TL, gecikme cezası tutarı 329.800,00-TL, davalının yapmış olduğu iş tutarı 2.125.000,00-TL olarak tespit edilmiş, buna göre de davacı alacağı 212.870,25-TL olarak hesaplanmış olduğu, incelenen davacı şirkete ait 2022-2023 yılı ticari defterlerinin açılış ve yıl sonu kapanış beratlarının yasal süresi içerisinde alınmış oldukları, bu anlamda ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, davacı kayıtlarında davalı yanca davacı yana düzenlenmiş herhangi bir mal/hizmet fatura kaydına rastlanmadığı, davacı yanın kendi ticari defter kayıtlarına nazaran, 23.03.2023 takip tarihi itibarıyla davalı yandan 7.930.477,09-TL alacaklı olduğu, bu tutarın 2.008.070,25-TL'lik avans ödemesine ilişkin kısmını takibe konu ettiği, davalı yan incelemeye gelmeyip, ticari defterlerini ibraz etmediğinden, davalı ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı, teknik tespitler sonucunda davacı yanın takipte talep edebileceği alacak tutarının, avans ödemesinden, davalı yanca yapılan iş ve davacı yanın talep
edebileceği ceza miktarı düşüldüğünde kalan 212.870,25-TL ile sınırlı olması gerektiği, bakiye alacak talebinin karşılıksız kaldığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizin 27/02/2025 tarihli celsesi, 1 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 10/06/2025 tarihli ek raporunda özetle; kök raporumuzda, 23.03.2023 takip tarihine kadar davacı yan tarafından davalı yan hesaplarına toplam 6.982.269,08-TL havale gönderildiği, bu tutarın 3.481.160,87-TL'lik kısmının 236.886,18-USD karşılığı olarak gönderildiği, bu nedenle USD ödemeler için takip tarihi itibarıyla davalı aleyhine 948.208,01-TL kur farkı tahakkuk ettirildiği, bu anlamda 23.03.2023 takip tarihi itibarıyla davacı yanın davalı yandan 6.982.269,08 + 948.208,01 = 7.930.477,09-TL alacaklı olduğu ancak sözleşmede iş bedelinin döviz cinsinden kararlaştırıldığını gösteren bir düzenlemeye rastlanmadığından, davacı yanın davalı yan aleyhine tahakkuk ettirdiği kur farkı bedellerinin yerinde olmadığı belirlenmiş, davacı yan kök rapora karşı beyan dilekçesinde, davalı tarafından malzeme temin edildiğinden davalıya ayrıca 689.624-TL TPO Malzeme ve 236.886-USD ... için ödendiği, takip konusu edilen 2.008.070,25-TL'nin davalı tarafından teslim edilen malzeme ve yapmış olduğu imalatlar mahsup edildikten sonraki bakiyesi olduğu ifade edildiği, buna göre, davacı yan beyanları dikkate alınarak 23.03.2023 takip tarihi itibarıyla davacı alacağının 7.930.477,09 – 698.624,00 (TPO malzeme bedeli) – 3.481.160,87 (... bedeli) – 1.742.621,97 (davalının yapmış olduğu imalat bedeli) = 2.008.070,25-TL olabileceği değerlendirilmiştir. 1.742.621,97-TL tutarın, davacı yanın beyanları dahilinde yapılan hesaplamaya göre, davalının yapmış olduğu imalat bedeli olduğu değerlendirileceği, diğer yandan davacı yan yine kök rapora karşı beyan dilekçesinde, davalının eksik ve kusurlu işleri (imalat kesintileri) sebebi ile 1.527.982-TL tutarındaki imalatın başka firmalara yaptırılmış olduğu beyan edilerek, sunulan tabloda yer alan 3.320.719,14-TL'lik toplam iş tutarı içerisindeki 1.527.982,00-TL'lik kısmın başka firmalara yaptırılmış olduğu yönündeki beyan dikkate alındığında, davalı yanın yapmış olduğu imalat bedelinin 3.320.719,14 – 1.527.952,00 = 1.792.767,14-TL olarak kabul edildiği anlaşıldığı, davacı yanın dava dosyasına 1.527.952,00-TL tutarındaki işin başka firmalara yaptırmış olduğuna dair herhangi bir belge sunmadığı anlaşılmakla birlikte, davalı yanın da işi tamamlamamış olduğunun tartışmasız olduğu, dolayısıyla salt cari hesap kayıtları ile davacı yanın kendi beyanlarından hareket edilerek, 1.527.952,00-TL tutarındaki eksik iş bedeli için, Sözleşmenin 36. maddesinde yer alan %20 fazlası ile kesinti yapılacağına dair düzenleme kapsamında, davalı alacağından 1.527.952,00 x 0,20 = 305.590,40-TL kesinti yapılması gerektiği değerlendirileceği, tüm bu tespit ve değerlendirmeler sonucunda davacı yanın takip tarihi itibarıyla talep edebileceği alacak tutarı;
6.982.269,08-TL toplam ödeme (kur farkı kayıtları hariç)
-698.624,00-TL (TPO malzeme bedeli)
-3.481.160,87-TL (... bedeli)
-1.792.767,14-TL (davalının yapmış olduğu imalat bedeli)
305.590,40-TL (Sözleşmenin 36. maddesinde yer alan %20 fazlası ile kesinti)
1.315.307,47-TL olarak hesaplandığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
.... İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine cari hesap alacağından kaynaklanan toplam 2.008.070,25-TL borcun ödenmesi amacıyla 23/03/2023 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 01/04/2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 30/03/2023 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesinde düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.
22/06/2022 tarihli Anahtar Teslim Birim Fiyat Esaslı Alt Yüklenici Sözleşmesinin incelenmesinde; sözleşmenin dava tarafları arasında 22/06/2025 tarihinde akdedildiği, işin süresinin ana iş programına uymak şartı ile 100 takvim günü olarak belirlendiği, taşerona 1.912.575,00-TL avansın şartların yerine getirilmesi ve yüklenicinin kabul etmesi kaydıyla verileceği, taşeronun taahhüdünü ihale dokümanı ve sözleşme hükümlerine uygun yerine getirmemesi halinde yüklenicinin en az 3 takvim günü süreli ihtarına rağmen ihlalin devam etmesi durumunda yüklenicinin sözleşmeyi işin aşamasına bakmaksızın fesih hakkının doğacağı, taşeronun sözleşme kapsamındaki işleri ifa ederken yükleniciye ait imalatlara, çalışanlara, mevcut tesislere, yapıya zarar vermesi, hasara neden olması durumunda taşeron zararı tazmin etmezse yüklenicinin zararı %20 fazlası ile hak ediş alacağından ceza adı altında keseceği, sözleşme ve eklerinin uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlığın çözümünde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğu hususları imza altına alındığı görülmüştür.
Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. ve devamı maddelerine dayalı itirazın iptali davasıdır.
Alacağın hukuki niteliği bakımından ise taraflar arasındaki ilişki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin özel bir türü olan inşaat sözleşmesine dayanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise alt yüklenici (taşeron) konumundadır.
Taraflar arasındaki ticari ilişki süresince davacının davalıya yaptığı ödemeler, davalının gerçekleştirdiği işler, teslim edilen malzemeler ve sözleşmeden doğan ceza alacakları karşılıklı olarak işlem görmüştür. Bu durum, davacı defterlerinde AÇIK cari hesap olarak kayıt altına alınmıştır.
Davanın esası, davacının iddia ettiği bu açık cari hesap alacağının varlığının ve miktarının tespiti ile davalının icra takibine yaptığı itirazın haklılığının değerlendirilmesinden ibarettir.
Mahkememizce dosyanın inşaat mühendisi, mali müşavir ve hukukçudan oluşan üç kişilik bilirkişi heyetine gönderilmesi sonucunda 27.01.2025 tarihli kök rapor ve davacının itirazları üzerine 10.06.2025 tarihli ek rapor düzenlenmiştir.
Kök raporda bilirkişi heyeti, sözleşme bedelini 3.400.000 TL olarak tespit etmiş, davalının işin %60-65'ini tamamladığını kabul ederek ortalama %62,5 oranı üzerinden davalının yaptığı işin değerini 2.125.000 TL olarak hesaplamıştır. Bu tespitler esas olarak davacı şirkette çalışan tanığın beyanına dayandırılmıştır.
Kök raporda, davalıya yapılan toplam ödeme 6.982.269,08 TL olarak tespit edilmiş, bunun 948.208,01 TL tutarındaki kısmının kur farkı olduğu belirtilmiş ancak sözleşmede döviz hükmü bulunmadığından kur farkının hesaplamaya dahil edilmemesi gerektiği değerlendirilmiştir. Davalının yaptığı işin tutarı 2.125.000 TL, aldığı avans 2.008.070,25 TL ve 97 günlük gecikme için hesaplanan ceza 329.800 TL olarak gösterilmiş, sonuç olarak davacının alacağı 212.870,25 TL olarak hesaplanmıştır.
Davacı vekili kök rapora karşı kapsamlı itirazlarda bulunmuştur. İtirazların özü, sözleşme bedelinin tanık beyanı yerine ticari defter kayıtlarına göre belirlenmesi gerektiği, sözleşmenin birim fiyat esaslı olup sabit bedel içermediği, davalıya malzeme bedeli olarak önemli miktarda ödeme yapıldığı, işin artışının dikkate alınmadığı, taraflar arasındaki cari hesabın bir bütün olarak ele alınmadığı ve sözleşmenin 36. maddesindeki %20 fazlası ile rücu hükmünün uygulanmadığı yönündedir.
Bilirkişi heyeti ek raporunda, davacının itirazlarını değerlendirerek hesaplama metodolojisinde önemli değişiklikler yapmıştır.
Ek raporda, sabit sözleşme bedeli ve tanık beyanına dayalı tamamlanma oranı yaklaşımı terk edilmiş, bunun yerine davacının davalıya fiilen yaptığı ödemelerin toplamından hareketle cari hesap temelli bir hesaplama yöntemi benimsenmiştir. Bu yöntemde, davacının yaptığı toplam ödemelerden (6.982.269,08 TL - kur farkı hariç) malzeme bedelleri ve davalının yaptığı işlerin değeri mahsup edilerek net alacak hesaplanmıştır.
Bilirkişi heyeti ek raporunda, davalıya ödenen malzeme bedellerini (TPO malzeme 698.624 TL ve ... 3.481.160,87 TL) hesaba katmış, davalının yaptığı işin değerini davacının beyanları doğrultusunda 1.792.767,14 TL olarak kabul etmiş, ayrıca sözleşmenin 36. maddesi gereği davalının tamamlayamadığı işler için %20 oranında 305.590,40 TL tutarında kesinti uygulanması gerektiğini belirtmiştir.
Ek raporun sonucunda davacının alacağı 1.315.307,47 TL olarak hesaplanmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 189. maddesi uyarınca mahkeme, bilirkişi raporları dahil tüm delilleri serbestçe takdir etme yetkisine sahiptir. Bilirkişi raporu mahkemeyi bağlamaz, ancak rapor teknik ve bilimsel esaslara dayalı olarak hazırlanmışsa mahkemenin bunu geçerli nedenler göstermeden reddetmesi mümkün değildir.
Somut olayda, kök rapor ile ek rapor arasında metodoloji ve sonuç bakımından önemli farklılıklar bulunmaktadır. Mahkememiz, her iki raporun dayandığı yöntemleri ve ulaştığı sonuçları değerlendirmiş, aşağıdaki gerekçelerle ek raporun daha isabetli olduğu kanaatine varmıştır:
Kök rapor büyük ölçüde tanık beyanına dayalı tahmin ve varsayımlara dayanmaktadır. Oysa Türk Ticaret Kanunu'nun 82 ve devamı maddelerine göre usulüne uygun tutulan ticari defterler yazılı delil niteliğindedir. Ek rapor, davacının davalıya fiilen yaptığı ödemeleri, bu ödemelerin banka havaleleri ve çeklerle kanıtlanmış tutarlarını esas almaktadır. Bu yaklaşım, varsayım ve tahminden uzak, somut ve objektif verilere dayanmaktadır. Sözleşme metninde sabit bir bedel bulunmaması, sözleşmenin birim fiyat esasına göre düzenlendiği yönündeki davacı itirazını desteklemektedir. Bu durumda, yapılan fiili ödemeler ve gerçekleşen imalatlar üzerinden hesaplama yapılması daha doğrudur.
Bu gerekçelerle, ek raporun benimsediği metodoloji ve hesaplama yöntemi kök rapora nazaran daha isabetli olup, mahkememizce esas alınmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemede, davacı şirkete ait 2022-2023 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu tespit edilmiştir. Defterlerin açılış ve yıl sonu kapanış beratlarının yasal süresi içerisinde alındığı, defter kayıtlarının düzenli ve eksiksiz olduğu belirlenmiştir.
Davacının ticari defterlerinde davalı ile olan ilişki, 159.02.4071 nolu "verilen sipariş avansları" ve ... nolu "satıcılar" hesaplarında takip edilmiştir. Bu hesaplarda davalıya yapılan ödemeler detaylı şekilde kayıtlıdır.
Bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, 23.03.2023 takip tarihi itibarıyla davacı tarafından davalı hesaplarına toplam 6.982.269,08 TL havale gönderilmiştir. Bu tutarın bir kısmı TL, bir kısmı ise USD karşılığı olarak kaydedilmiştir.
Davacının defterlerinde davalı tarafından düzenlenmiş herhangi bir fatura kaydına rastlanmamasıdır.
Davalı, bilirkişi incelemesine gelmemiş ve ticari defterlerini mahkemeye ibraz etmemiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinin 3. fıkrasında şu düzenleme yer almaktadır: "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir."
Bu hüküm, somut olayda doğrudan uygulama alanı bulmaktadır. Davacının ticari defterleri usulüne uygun tutulmuş ve ibraz edilmiştir. Davalı ise defterlerini ibraz etmemiştir. HMK m. 222/3 gereğince, davalının defterlerini ibraz etmemesi halinde, usulüne uygun tutulan davacının defter kayıtları lehine delil teşkil eder.
Davalı, davacının defter kayıtlarındaki ödemelerin aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlamamış, hatta herhangi bir delil dahi sunmamıştır. Bu durumda, davacının defter kayıtlarının kendisi lehine delil olarak kabulü geerekmiştir.
Mahkememiz, HMK m. 222/3 hükmü gereğince davacının usulüne uygun tutulan ve ibraz edilen ticari defterlerinin davacı lehine delil niteliği taşıdığını, davalının defterlerini ibraz etmemesi ve davacının kayıtlarının aksini senet veya kesin delillerle ispatlamaması nedeniyle, bilirkişi heyetinin davacının defter kayıtlarını esas alarak yaptığı hesaplamanın isabetli olduğunu kabul etmiştir.
Taraflar arasında 22.06.2022 tarihinde imzalanan sözleşmenin başlığı "Anahtar Teslimi Birim Fiyat Esaslı Sözleşme" şeklindedir. Sözleşme metninin incelenmesinden, sözleşmede sabit bir toplam bedel rakamının yer almadığı anlaşılmaktadır.
Birim fiyat esaslı sözleşmeler, yapılacak işin toplam bedelinin önceden kesin olarak belirlenmediği, bunun yerine her bir iş kaleminin birim fiyatının tespit edildiği ve fiilen gerçekleştirilen iş miktarına göre toplam bedelin hesaplandığı sözleşme türüdür. Bu tür sözleşmelerde nihai bedel, işin tamamlanması veya belirli bir aşamaya gelinmesi sonrasında yapılan hesaplamalarla ortaya çıkar.
Kök raporda bilirkişi heyetinin tanık beyanına dayanarak sözleşme bedelini 3.400.000 TL olarak sabit bir rakam şeklinde kabul etmesi, sözleşmenin bu niteliği ile çelişmektedir. Davacının bu konudaki itirazı haklıdır. Sözleşmede sabit bedel bulunmadığına göre, hesaplama yapılırken fiilen gerçekleşen ödemeler ve işler esas alınmalıdır.
Taraflar arasındaki ticari ilişki, tek seferlik bir iş ve ödeme ilişkisi değil, süreklilik arz eden, birden fazla ödeme ve karşılıklı edimlerin bulunduğu bir ilişki niteliğindedir.
Davacının davalıya yaptığı ödemeler incelendiğinde, bunların farklı tarihlerde ve farklı tutarlarda gerçekleştirildiği görülmektedir. Bazı ödemeler TL, bazıları ise USD karşılığı olarak yapılmıştır. Ödemeler avans niteliği taşımakta, malzeme bedeli içermekte ve işin ilerleyişine göre yapılmaktadır.
Davacının yaptığı toplam ödemelerden hareket edilerek, bunlardan davalının gerçekleştirdiği işlerin değeri ve malzeme bedelleri mahsup edilmiş, bakiye alacak hesaplanmıştır.
Davacı, davalıya malzeme bedeli olarak önemli tutarlarda ödeme yaptığını, bunların sözleşme kapsamında olduğunu iddia etmiştir. Bilirkişi ek raporu bu hususu kabul etmiş ve TPO malzeme için 698.624 TL, ... için 3.481.160,87 TL tutarındaki ödemeleri tespit etmiştir.
İnşaat sözleşmelerinde, özellikle anahtar teslimi şeklinde düzenlenen sözleşmelerde, yüklenicinin malzeme tedariki de iş kapsamına dahil olabilir. Somut olayda, davacının bu ödemeleri yaptığı ve bunların davalıya yapılan toplam ödemeler içerisinde kayıtlı olduğu tartışmasızdır.
Davalının bu ödemelere itiraz etmemesi, kendi defterlerini ibraz ederek aksini ispatlamaması karşısında, malzeme bedellerinin sözleşme kapsamında olduğunun kabulü gerekir. Dolayısıyla, net alacak hesaplanırken bu bedellerin davacının yaptığı toplam ödemelerden düşülmesi isabetlidir.
Sözleşmenin 28. ve 37. maddelerinde, yüklenicinin sözleşmeyi feshetme koşulları düzenlenmiştir. Davalının işi sözleşme süresinde tamamlamaması, daha sonra da şantiye sahasını terk etmesi üzerine davacının 24.01.2023 tarihli ihtarname ile davalıya süre vermesi, ancak davalının bu ihtara rağmen işe dönmemesi karşısında, davacının sözleşmeyi haklı sebeple fesih hakkı doğmuştur.
Bilirkişi heyeti bu hususu kök raporunda tespit etmiş olup, mahkememizce de bu tespit isabetli bulunmuştur. Sözleşmenin davacı tarafından haklı sebeple feshedilmesi, taraflar arasındaki hesaplaşmanın cari hesap bakiyesi üzerinden yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
Mahkememiz, sözleşmenin birim fiyat esaslı niteliği, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi, malzeme tedariğinin sözleşme kapsamında bulunması ve sözleşmenin haklı sebeple feshi hususlarında bilirkişi ek raporunun değerlendirmelerini isabetli bulmuş, dolayısıyla ek raporun benimsediği hesaplama yönteminin sözleşme hükümlerine ve ticari teamüle uygun olduğu sonucuna varmıştır.
Bilirkişi ek raporunda benimsenen hesaplama yöntemi, davacının davalıya fiilen yaptığı ödemelerin toplamından hareket ederek, bu tutardan davalının sözleşme kapsamında aldığı malzeme bedelleri ile gerçekleştirdiği işlerin değerini mahsup etmek, ayrıca sözleşmeden doğan ceza alacaklarını hesaba katmak suretiyle net alacağı belirlemek şeklindedir.
Ek raporda yapılan hesaplama şu şekildedir:
Davacının Toplam Ödemeleri (kur farkı hariç): 6.982.269,08 TL
Mahsup Edilecek Kalemler:
- TPO Malzeme bedeli: 698.624,00 TL
- ... bedeli: 3.481.160,87 TL
- Davalının yapmış olduğu imalat bedeli: 1.792.767,14 TL
Eklenecek Kalem:
- Sözleşmenin 36. maddesine göre %20 fazla kesinti: 305.590,40 TL
Hesaplama:
6.982.269,08 - 698.624,00 - 3.481.160,87 - 1.792.767,14 + 305.590,40 = 1.315.307,47 TL
Mahkememiz, yukarıda detaylı şekilde açıkladığımız nedenlerle bu hesaplama yöntemini ve ulaşılan tutarı ( 305.590,40 TL hariç) isabetli bulmuştur.
Davacı, kök rapora karşı yaptığı itirazda ve özellikle ek rapora karşı yaptığı itirazda, davalıya yapılan ödemelerin bir kısmının USD karşılığı olduğunu, bu nedenle kur farkının hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini savunmuştur.
Bilirkişi heyeti hem kök raporunda hem de ek raporunda, sözleşmede döviz cinsinden ödeme yapılacağına dair bir düzenleme bulunmadığından kur farkı talebinin yerinde olmadığını değerlendirmiştir.
Taraflar arasındaki 22.06.2022 tarihli sözleşme incelendiğinde, ödemelerin USD veya başka bir döviz cinsinden yapılacağına dair herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Sözleşmede bedel TL olarak öngörülmüş, döviz kuru riskinin taraflarca üstlenilmesine ilişkin bir düzenleme yer almamıştır.
Davacının, fiilen bazı ödemeleri USD karşılığı yapması ve kur farkı faturaları kesmesi, sözleşme hükümlerini değiştirmez. Sözleşme hükümlerinin değiştirilmesi ancak tarafların karşılıklı iradesiyle mümkündür. Davalının bu faturalara itiraz etmemesi de, tek başına sözleşme değişikliği için yeterli değildir.
Davacı vekili ek rapora itirazında, ... malzemesinin ithal ürün olduğunu, dolayısıyla TL ile satın alınmasının mümkün olmadığını, bu nedenle kur farkının zorunlu olduğunu savunmuştur.
Bu argüman hukuki açıdan isabetli değildir. Malzemenin ithal alınmış olması, taraflar arasındaki sözleşmede döviz üzerinden ödeme yapılacağı anlamına gelmez. Davacı, ithal malzemeyi tedarik ederken USD ödeme yapmış olabilir, ancak bu durum davalı ile arasındaki sözleşmeyi TL'den USD'ye dönüştürmez.
Davacı, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, davalının tamamlayamadığı işlerin üçüncü kişilere yaptırıldığını ve bu işlerin bedelinin (1.527.982 TL) de hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Bu talep hukuki ve mantıksal açıdan isabetli değildir. Davacı, davalının eksik bıraktığı işleri üçüncü kişilere yaptırmışsa, o işlerin karşılığını almış demektir. Üçüncü kişiye ödeme yaparak işi tamamlatmış ve bu işin ifasını elde etmiştir. Bu durumda, aynı işin bedelini bir kez daha davalıdan talep etmek, çifte tahsilat anlamına gelir ki bu hukuken kabul edilemez.
Asıl önemli husus şudur: Gerek bilirkişi itirazında ileri sürülen üçüncü kişiye yaptırılan iş bedeli talebi, gerekse sözleşme md. 36 gereği %20 fazlası ile talep edilebilecek zarar kalemi, davacının açık cari hesap kayıtlarında bulunmamaktadır.
Bilirkişi ek raporunda, davalının tamamlayamadığı işler için sözleşmenin 36. maddesine göre %20 fazlası ile kesinti yapılması gerektiği belirtilmiş ve 305.590,40 TL tutarında bir ceza hesaplanmıştır.
Sözleşmenin 36. maddesinde şu hüküm yer almaktadır: "YÜKLENİCİ, TAŞERONun iş programına göre gecikmeye sebep olacağını gördüğüne Taşerona gerekli uyarıları yazılı olarak yapar, 3 gün içerisinde Taşeron'un gerekli uyarıları almamış ve/veya sayısını arttırmamış ve/veya gerekli malzemeyi tedarik etmemiş ve/veya gerekli makine ekipman sahaya getirmemiş olduğunu gördüğünde söz konusu tüm malzemeyi, ekipmanı, personeli kendi imkanlarıyla tedarik etmeyi seçebilir ve ve/veya söz konusu işleri üçüncü bir firmaya edebilir ve yukarıda bahsi geçen tüm maliyetlerini de %20 fazlası ile Taşeron hak edişlerinden keser."
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı aleyhine başlatılan icra takibinde 2.008.070,25 TL cari hesap alacağının tahsilini talep etmiş ve dava dilekçesinde gecikme başkasına yaptırmadan kaynaklanan zararlar saklı tutulmuş olup dilekçenin sonuç kısmında "fazlaya dair haklarımızın saklı kalması kaydıyla" ifadesini kullanmıştır.
HMK m. 26'ya göre mahkeme, tarafların talepleriyle bağlıdır. Mahkeme, davanın taraflarınca talep edilmeyen bir şeye hükmedemez.
Davacı, dava dilekçesinde davalının eksik bıraktığı işlerin üçüncü firmalara yaptırılmasından doğan zararların hesaplanması ve %20 fazlası ile tahsili talebi bulunmamaktadır.
Ayrıca davacının ticari defterlerinde yapılan inceleme, önemli bir hususu ortaya koymaktadır: Davacının cari hesap kayıtlarında sözleşme md. 36 gereği talep edilen cezai şart alacağına ilişkin herhangi bir kayıt bulunmamaktadır.
Bilirkişi raporunda tespit edilen cari hesap alacağı, davacının davalıya yaptığı ödemeler (avans ve malzeme bedelleri) ile davalının gerçekleştirdiği işlerin değeri arasındaki farktan oluşmaktadır. Bu hesaplamada, davalının eksik bıraktığı işlerin üçüncü firmalara yaptırılmasından doğan zarar ve bunun %20 fazlası şeklindeki cezai şart tutarı yer almamaktadır.
Davacı tarafından icra takibine konu edilen 2.008.070,25 TL tutar, cari hesap bakiyesi olarak nitelendirilmiş ve davacının dava dilekçesinde de açıkça "cari hesap alacağı" olarak talep edilmiştir. Davalının bilirkişi itirazında ileri sürülen üçüncü kişiye yaptırılan iş bedeli talebi ve davalının eksik bıraktığı işlerin üçüncü firmalara yaptırılmasından doğan zarar ve cezai şart alacağı ise cari hesap kapsamı dışında, ayrı bir tazminat alacağı niteliğindedir.
Düzeltilmiş hesaplama şu şekildedir :
1.315.307,47 - 305.590,40 = 1.009.717,07 TL
Mahkememizce davacının talep edebileceği net alacak tutarı 1.009.717,07 TL olarak belirlenmiştir.
"Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu" şeklindeki TTK 1530 maddesi kapsamında kalmamakla işleyecek faiz miktarına itirazın 3095 S.K.nun 2/f-2. Maddesi doğrultusunda kaldırılmasına karar verilmiştir.
Alacak likit olup, itiraz haksız olmakla icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Fazlaya ilişkin miktar ret edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kısmen kabulüyle davalının .... İcra Dairesinin 2023/... sayılı takip dosyasında itirazının; 1.009.717,07 TL asıl alacak (cari hesap alacağı) ve işleyecek temerrüt faizinin ise 3095 S.K.nun 2/f-2. maddesi hükmüne göre takip tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı avans faizi oranı şeklinde iptaline,
1.009.717,07 TL'nin %20 oranında olan 201.943,41 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 68.973,77-TL ilam harcından peşin alınan 24.252,47-TL'nin mahsubu ile bakiye 44.721,30-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 24.252,47-TL peşin harç ve 269,85-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 24.522,32-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 153.360,39-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin kabul-red oranına göre 1.568,83-TL'nin davalıdan, 1.551,17-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan 26.466,43-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 13.308,10-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.11/09/2025

Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim