mahkeme 2023/23 E. 2024/347 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/23
2024/347
20 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/23 Esas
KARAR NO : 2024/347
DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/09/2021
KARAR TARİHİ : 20/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; davalı şirket vekili tarafından borçlu ... A.Ş aleyhine ... İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas Sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, borçlunun ... Mah. ... Cad. ... Blok No: ... İstanbul adresine 05/12/2019 tarihinde ödeme emri gönderildiğini, dosyanın kesinleşmesiyle takip dışı 3.şahıs konumundaki müvekkillerinin işyeri ve ...'ın ikamet adresi olan ... Mah. ... Cad. No: ... /İstanbul adresine 21/02/2020 tarihinde hacze gidildiğini ve borçlu şirkete ait evrakların araştırılma sonucu borçlu ... şirketine ait evrak ve fatura bulunmadığı halde, alacaklı vekilinin sorumluluk bende diyerek, müvekkiline ait şirketin menkul mallar haczedilerek ...'a Yediemin bırakıldığını, akabinde hacizlerden dolayı ... İcra Müdürlüğü 2019/... Esas sayılı dosyasına istihkak iddiası olarak itiraz etmeleri ile takibin durdurulduğunu, icra müdürlüğü tarafından davalı alacaklıya İİK99 maddesine göre istihkak davacı açması için süre verildiğini, davalı ... Şirketi vekili tarafından İİK 99 maddesine göre İstihkak davacı açması gerekmekteyken, istihkak dava değeri harcını ödememek için memur muamelesi şikayeti olarak ... İcra Hukuk Mahkemesi 2021/... Esas sayılı dosya ile 04/03/2020 tarihinde dava açtığını, Covid 19 sebebi ile duruşmaların ve icra takiplerinin durdurulduğu sürede 3 şahıs ... Ltd. Şti. ve ...'tan davaya karşı savunması alınmadan, yargılama yapılmadan mahkeme tarafından 15.06/2022 tarihinde müvekkilleri aleyhine karşı kabul kararı verildiğini, gerekçeli kararın şirketin kapalı olduğu gün 35. maddesine göre 05/09/2020 tarihinde şirket adresine tebliğ edilerek kesinleştirildiğini, davalı şirketin müvekkilinin işyerinde bilgisayarları haciz etmesi sebebi ile iş yeri ve elemanlarının çalışmaz duruma getirildiğini, iş yerinin haciz sebebi ile fiilen maddi ve manevi zarara uğratıldığını, maddi tazminat yönünden arabulucuya başvurdukları anlaşmanın sağlandığını, davalının müvekkilinin iş yerinden haksız haciz yapması sebebi ile BK 49 anlamında tüzel kişiliğine manevi değerleri dahil bulunan ticari itibarinin sarsıldığını, tüm bu açıklanan nedenlerle şimdilik 15.000,00-TL maddi tazminat ile 36.000,00-TL manevi tazminatın, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; HMK 6. maddesi uyarınca genel yetkili mahkemenin davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, davacı tarafça iş bu dava her ne kadar ... Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılmış ise de, müvekkili şirketin adresinin ... Mah. ... No: ... K: ... /İstanbul olması nedeniyle işbu davada yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Adliyesi mahkemeleri olduğunu, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, görev yönünden ise görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın mahiyetine bakıldığında her iki tarafın da tacir olduğu ve ticari işletmesiyle ilgili davalardan olduğu bu nedenle ticari nitelikte sayılan davalardan olduğunu, davacı şahıs yönünden de aktif husumet yokluğunun mevcut olduğunu, sübjektif bir hakkı dava etme yetkisinin kural olarak o hakkın sahibine ait olduğunu, huzurdaki davanın davacı şirketin adresinde haciz ve muhafaza yapılmış olması nedeniyle şirketin maddi ve manevi zarara uğradığını, iş yerinin çalışamaz duruma geldiğini, iş yerinin çalışanlarının maddi olarak zarara uğradığına iş yerinin zarara uğradığına ilişkin olduğunu, aktif husumet yokluğundan davanın da reddinin gerektiğini, dava dilekçesinde olay örgüsünün eksik ve hatalı anlatıldığını, haciz yapmış oldukları adreste haciz tarih itibariyle davacıların her ikisinin de resmi olarak kaydının bulunmadığını, bu husus dikkate alındığında yapmış oldukları haciz ve muhafaza işlemlerinde hiçbir hukuka aykırılık bulunmadığı davacı tarafın maddi ve manevi zarara uğradıklarını ispat etmelerinin gerektiğini, çalışanların uğradığını iddia ettiği sözde maddi zarara ilişkin davacı tarafın aktif dava ehliyeti bulunmadığını, davacıların resmi kayıtlardaki adreslerinin haciz mahallindeki adresten farklı olduğundan dava dilekçesi ekinde sunulan 2018 yılına ilişkin adi nitelikteki kira sözleşmesine itibar edilmemesi gerektiğini, davacıların manevi tazminat taleplerinin de reddinin gerektiğini, tüm bu açıklanan nedenlerle davaya bakmakta yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Adliyesi mahkemeleri olması nedeniyle yetki itirazlarının kabulünü, akabinde mahkemenin görevli mahkeme olmadığına dair itirazlarının, aktif husumet yokluğuna dair itirazlarının, bir kısım alacak kalemine yönelik olarak dava şartı arabuluculuğun yerine getirilmediğine dair itirazlarını dikkat alınarak dava şartı yokluğundan davanın usulden reddini, esasa ilişkin inceleme yapılması halinde ise dosyanın esasına ilişkin beyanları kapsamında haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
... Asliye Hukuk Mahkemesinin 09/11/2022 tarih ve 2022/ ... Esas, 2022/ ... Karar sayılı kararı görevsizlik kararı nedeniyle, dosya mahkememize 11/01/2023 tarihinde intikal etmiş olup, mahkememizin 2023/23 Esas sırasına kaydı yapıldığı görülmüştür.
Mahkememizce vergi dairesi kayıtları, ... kayıtları, SGK kayıtları ve ... kayıtları, esnaf odası kayıtları, banka kayıtları celp edilerek dosya kapsamına alınmıştır.
Mali Müşavir bilirkişinin 22/09/2021 tarihli raporunda özetle; Davacının Sayın Mahkemece belirlenen inceleme gün ve saatinde ve yine Sayın Mahkemece verilen kesin süre içerisinde ticari defter ve belge ibrazında bulunmadığı, İcra dosyası kapsamındaki asıl borçlu ... şirketi ile davacılar arasında organik bağ olduğuna dair dosyaya sunulu somut bir veri olmadığı, İcra dosyası kapsamındaki asıl borçlu ... şirketi ... Ticaret Siciline ... sicil numarası ile kayıtlı olan şirketin müseccel adresi ... Mah. ... Cad. ... Blok No: ... İç Kapı NO: ... olup söz konusu adres haciz ve muhafaza işlemi uygulanan adres ile aynı olduğu, Davacı şirketin ise ... sicil numarası ile kayıtlı olan şirketin müseccel adresi ... Mah. ... Cad. ... Blok No: ... İç Kapı No: ... 'dir. Söz konusu adres haciz ve muhafaza işlemi uygulanan adres ile aynı olduğu, Davacının 15.11.2021 tarihindeki adres değişikliği ile haciz ve muhafaza işleminden sonra söz konusu adres değişikliğini tescil ettirdiği, Davacı ile asıl takip borçlusu ... şirketi arasında hesap ortaklığı, alacaklılık/borçluluk ilişkisi ve sair ilişki bulunmadığı, yönetici ve ...ının aynı kişiler olmadığı, Adres benzerliğinin, davacının söz konusu adres değişikliğini fiilen yapmış olmasına rağmen adres değişikliğini vergi dairesi ve ticaret siciline sonradan tescil ettirilmesinden kaynaklandığı, bu nedenle davacılardan doğan bir kusurun bulunup bulunmadığı hususu Sayın Mahkemenin takdirine arz edildiği, Her iki şirket arasındaki benzerlik veya farklılığın ticaret sicili kayıtlarından kolaylıkla anlaşılabileceği, Davacı şirketin dosyaya sunulu kurumlar vergisi beyannamesi ve eki mali tablolara göre davacı şirketin 2017 yılından başlayarak 2022 yılına kadar olan dönemde hiçbir zaman kâr beyan etmediği sürekli zarar beyan ettiği, KDV beyannameleri içeriklerine göre de ekseriyetle fatura kesmemiş olduğu dönem dönem matrah beyan etmiş olmakla birlikte ekseriyetle matrah beyanının olmadığı bu nedenle dava konusu haciz ve muhafaza işlemleri nedeniyle davacının iddia ettiği maddi zarara uğradığı yönünden kanaat oluşturabilecek somut ve anlamlı bir veri elde edilemediği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mali Müşavir bilirkişinin 04/04/2024 tarihli ek raporunda özetle; Dava ve icra takip dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucu, açıklanan gerekçelerle yüce mahkemenin kabulü halinde, davacının itirazlarına ilişkin hususlara Kök Rapor'da değinildiği gibi ek rapor aşamasında da izaha çalışıldığı ve ek rapor aşamasında da davacının kök raporda arz ve izah oluna görüş ve kanaatleri değiştirecek mahiyette yeni bir bilgi sunmadığı, ek aşamada da, aynı perspektif ile Kök Rapor'daki görüşün özünün muhafaza edildiği, ancak Sayın Mahkemenin HMK 282 gereği bilirkişi görüşü ile bağlı olmadığı gözetilerek, Sayın Mahkemenin davacı savları yönünde hüküm kurmakta muhtar olduğu mütalaa edildiği bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, haksız hacizden doğan maddi ve manevi tazminat talebine istemine ilişkindir.
Haksız haciz, tüm koşulları gerçekleştiğinde haksız fiil oluşturmakla davanın hukuksal dayanağı haksız fiildir. Haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Haksız fiil sonucu zarara uğrayan kişi uğradığı zararın tazminini haksız fiil sorumlusundan talep edebilir.
Haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi için haciz uygulayanın kötü niyet ve ağır kusurunun varlığı ile buna bağlı olarak zararın oluşması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Zira kesinleşen icra takibinde alacaklı tarafından haciz istenmesi ve gerçekleştirilmesi takip hukukunun doğal ve yasal bir sonucudur.
Haksız haciz nedeniyle maddi tazminata hükmedilmesi için ise mal varlığında rıza dışı bir eksilme meydana gelmelidir. Mal varlığının zarar verici fiil olmasaydı bulunacağı durum ile fiil sonucu ortaya çıkan durum arasındaki fark zararı oluşturur. Aktiflerin azalması veya pasiflerin artması şeklinde kendini gösterir. Haksız haciz kusurlu bir eyleme dayalı olursa meydana gelen zararın tazmini gerekecektir.
Somut olayda davacı, haczin açıkça yanlış adreste ve haksız şekilde yapıldığını, şirkete ait yazıcı, bilgisayar, koltuk gibi malların haczedilerek işlerin durmasına, kişilik haklarının zedelenmesine sebep olunduğunu ileri sürmektedir. Davalı yan ise resmi adres kaydına göre işlem yapıldığını savunmaktadır. ... İcra 2019/...E. sayılı takip dosyasında davacılar takip borçlusu değildir. Davacı şirketin fiilen bulunduğu adres, mezkur dosya borçlusunun ticaret sicilinde kayıtlı olan adresidir. Dosya kapsamında ilk haciz 21/02/2020 tarihinde yapılmış, haczedilen mallar davacılara yediemin sıfatıyla bırakılmıştır. Davacı şirketin haciz tarihindeki adresi farklı bir adrestir. Takip borçlusu ... adlı şirketin adresi ise 29/01/2020 tescil tarihine göre haciz mahallini göstermektedir. Davalı alacaklının, istihkak için süre veren memur muamelesini şikayeti üzerine ... İcra Hukuk Mahkemesi tarafından 2020/... E., 2020/ ... K. sayılı ilam ile takip borçlusu şirketin tescilli adresi olduğundan bahisle davacı şikayetinin kabulüne dair verilen 15/06/2020 tarihli karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. Bunun üzerine davalı alacaklı tarafından yeniden muhafaza talebinde bulunulmuş, icra dairesi talebi İcra Hukuk mahkemesine göndermiş ve davacıya üçüncü kişi iddiası nedeniyle istihkak davası için süre verilmiş, bu sırada 18/09/2020 tarihinde yeniden hacze gidilmiş, haczedilen mallar muhafaza altına alınmıştır. İstihkak iddiası kapsamında 21/09/2020 tarihinde açılan .... İcra Hukuk Mahkemesi 2020/... E., 2020/... K. sayılı dosyasında verilen ilam ile davacıların istihkak iddiası 08/04/2021 tarihinde kabul edilerek hacizleri kesin olarak kaldırılmıştır. Görüldüğü gibi davalı alacaklının mezkur davacıların bulunduğu adreste haciz istemesinin ilk gerekçesi ticaret sicil kayıtları iken hacze devam ederek malları muhafaza altına almak istemesinin dayanağı ise ... İcra Hukuk Mahkemesi tarafından verilen karardır. Mevcut haciz adresinin ticaret sicili kaydında davacı şirket adresi olarak tescil edilmesi için alınan adres değişikliği kararı dahi 15/11/2021 tarihlidir. Dolayısıyla davalı, açıkça kötü niyetli olmadığı gibi tazminat sorumluluğunu gerektirir kusurlu bir eyleminin de bulunmadığı sabit olduğundan, maddi ve manevi tazminat istemli davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60-TL maktu harcın 870,96-TL peşin harçtan düşümü ile artan 443,36-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
-Davalı tarafça yapılan 150,00-TL yargılama giderinin davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya ödenmesine,
5-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin davacılardan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen ilgilisine iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.20/05/2024
Katip ... Hakim ...
e-imza e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.