mahkeme 2023/176 E. 2024/703 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/176
2024/703
24 Ekim 2024
T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/176 Esas
KARAR NO : 2024/703
DAVA : İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki))
DAVA TARİHİ : 17/09/2014
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Kadıköy ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı kararı ile vesayet altına alındığını, kararın kesinleştiğini, kısıtlı davacının, vesayet davasından önceki son 3 yıllık dönemde, medeni haklarını kullanamayacak durumda olduğunun doktor raporu ile tespit edildiğini, davacının bu dönemde, dava dışı borçlu şirket tarafından alınan krediye dayanak olan ipotek sözleşmesi ile 3 adet bonoyu kefil olarak imzaladığını, borcun ödenmemesi üzerine davalı banka tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün...Esas ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyaları ile icra takipleri yapıldığını, davacıya ait gayrimenkuller haczedilerek satışa çıkarıldığını, davacının kefaletinin, temyiz kudretine sahip olmaması nedeniyle geçersiz olduğunu, bu nedenle ipoteğin fekki ve bonoların iptali gerektiğini belirtilerek, öncelikle icra dosyalarından yapılacak gayrimenkul satışlarının tedbiren durdurulmasına, ipotek ve bonoların davacının ehliyetsizliği nedeniyle iptaline, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının vasisinin İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesine açtığı... Esas ve... Esas sayılı davalardan feragat ettiklerini, bu davaların eldeki dava ile aynı mahiyette olduğunu, bu nedenle eldeki dava için kesin hüküm teşkil ettiğini, davacının İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesine açtığı ... Esas sayılı dava ile İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesine açtığı ... Esas sayılı davada, ipotekli takibin durdurulmasını ve satışın iptalini istediğini, bu davaların da eldeki dava için kesin hüküm niteliğinde olduğunu, davaya bakma yetkisinin Kadıköy ... Mahkemesine ait olduğunu belirterek, kesin hüküm ve yetki itirazında bulunduğunu, esasa ilişkin olarak da müvekkili bankanın alacağının kesinleştiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, icra takibine dayanak yapılan ipotek sözleşmesi ile bonoların iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Dosyanın, İstanbul ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas, 2012/451 Karar sayılı ilamıyla, görevsizlik nedeniyle Mahkememize gönderildiği ve mahkememizin 2014/779 Esasını aldığı, Mahkememizin 2014/779 Esas sayılı dosyasından verilen 02/04/2015 tarihli kararının, davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/14090 Esas, 2016/5913 Karar sayılı ilamıyla temyiz talebinin reddine karar verildiği ve hükmün onandığı, davacı vekilince Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 05.04.2016 gün ve 2015/14090 Esas, 2016/5913 Karar sayılı ilamına karşı davacı vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulduğu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/16646 Esas, 2018/2514 Karar sayılı ilamıyla bozularak yeniden mahkememize iade edildiği ve bu kez Mahkememizin 2018/571 Esasına kaydedildiği görülmüştür.
Mahkememizin 2018/571 Esas ... Karar sayılı dosyası ile davanın reddine dair karar verilmiş olup Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/3422 Esas 2022/8550 Karar sayılı kararı ile bozularak Mahkememizin yukarıda belirtilen esasına kaydedilmiştir.
Mahkememizin 30/04/2014 tarihli celsesi ara kararı gereğince, Adli Tıp Kurumu Başkanlığından rapor aldırılmasına karar verildiği, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ... İhtisas Kurulunun 22.12.2014 tarih ve... karar sayılı raporunda özetle:
Getirtilen tıbbi tetkik sonuçları , “Kişiye 06/05/2011 tarihinde (...Eğitim ve Araştırma Hastanesi) ... rapor numarası ile Nöroloji Doktoru...tarafından Demans, Distimik bozukluk (Alzheimer Hastalığı, Depresif Nöbet) tanısı konulduğu, 06/05/2011 – 06/05/2012 tarihleri arasında Donepezil HCL 1x10 mg/gün, Sertralin 1x50 mg/gün, Memantin HCL 2x10 mg/gün kullanması gerektiği”ne dair onaysız medula eczane çıktısı,
... Hastanesinin 13/05/2011 tarihli, 1848 rapor numaralı “Nöroloji muayenesinde; Kognitif yetmezliği olduğu, sorulara duraksayarak yanıt verebildiği, çocuklarının yaşlarını ve ne iş yaptıklarını söylemekte zorlandığı, ay ve yılı bildiği, günü karıştırdığı, Psikiyatri muayenesinde; son 3 yıldır kognitif yetersizliği olduğu, çocuklarının ne iş yaptığını yaşlarını, seçimlerin tarihini bilmediği, (psikiyatri muayenesinde; halen Aricept ve Ebixa kullandığı, gün (-), ay (-), 2011 (+)), Karar; Kognitif yetmezliği olduğu, bu nedenle medeni haklarını kullanmayacağı, hastalığının sürekli olduğu, mahkemece dinlenmesinde fayda olmadığı, medeni kanunun 405. Maddesine göre vesayet altına alınmasının uygun olduğu”na dair sağlık kurulu raporu (ve muayene kağıdı),
... Tıp Merkezinin 18/11/2011 tarihli, 2551 rapor numaralı “Koroner Arter Hastalığı, Arteriyel Hipertansiyon, Hiperkolesterolemi, Hiperlipidemi, Demans, Yaygın Anksiyete Bozukluğu tanısı konulduğu, hastalığı ile ilgili ilaçlarını (Donepezil HCL 10 mg 1x1/gün, Sertralin 50 mg 1x1/gün, Valsartan + Hidroklorotiyazid 1x1, Asetil salisilik asit 0x0, Rosuvastatin kalsiyum 0x0) 18/11/2011 – 18/11/2013 tarihleri arasında kullanması gerektiği”ne dair ilaç kullanım raporu,
...ve Araştırma Hastanesinin 15/08/2013 tarihli ve bila tarihli “…rapordaki kararın 13/05/2011 tarihi için geçerli olduğu”na dair yazıları, ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 21/11/2013 evrak tarihli, 15343 sayılı “Kişinin raporda belirtilen 3 yıldan beri unutkanlığının olmasının vesayet gerektirir bir hastalığı olması manasına gelmeyeceği, vesayet kararının 13/05/2011 tarihi itibariyle geçerli olduğu, 3 yıl öncesini kapsamadığı”na dair yazısı,
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Dördüncü Adli Tıp İhtisas Kurulunun 15/10/2014 tarihli Demansiyel Sendrom saptandığı”na dair muayene kaydı,“saat çizme testinden 2/4 puan aldığı”na dair test sonucu, Adli psikiyatrik hususlar tüm olarak değerlendirilmiş " Sonuç olarak : Yukarıda sıralanmış tıbbi belgeler ile adli tahkikat dosyasında belirlenen ve adli tıbbi yorumlamayı ilgilendiren hususların değerlendirilmesinden görülmekte olan ipotek (ipoteğin kaldırılması (fekki)) davasında vesayete ilişkin karar tarihinden (08/06/2011) geriye doğru üç yıllık süre içerisinde temyiz kudretinin tamamı ile kaybedilmiş olup olmadığı, hastalığın kademeli bir ilerleyiş gösterip göstermediğinin tespiti ile 03/11/2008, 16/03/2010, 18/03/2010 ve 15/03/2011 tarihlerinde temyiz kudretinin bulunup bulunmadığı sorulan davacının Adli Tıp İhtisas Kurulunca 15/10/2014 tarihinde yapılan muayenesi sonucunda elde edilen bilgi ve bulguların yorumlanmasından; fiili ehliyetini müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olan (Demansiyel Sendrom) denilen bunama halinin saptandığı, dava dosyasının tetkikinde; kişide tespit edilen bu bunama halinin ilk kez 2011 yılı Mayıs ayında tespit edildiği ve ... Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 13/05/2011 tarihli sağlık kurulu raporunda, medeni haklarını kullanamayacağı, vesayet altına alınmasının uygun olduğunun belirtildiği, kişide tespit edilen Demansiyel Sendrom denilen bu akli arızanın klinik, fizyopatolojik ve ilerleyici vasfı dikkate alındığında 03/11/2008, 16/03/2010, 18/03/2010 tarihlerine teşmil ettirilemeyeceği, ancak 15/03/2011 tarihine teşmil ettirilebileceği tıbbi kanaatine varıldığı; bu duruma göre davacının 03/11/2008, 16/03/2010 ve 18/03/2010 tarihlerinde fiili ehliyetine haiz olduğu, ancak 15/03/2011 tarihinde fiili ehliyetine haiz olmadığı oy birliği ile mütalaa edilmiştir.'' denilmiştir.
Mahkememizce verilen 02/04/2015 tarihli karar da, işbu Yargıtay kararına uyulması nedeniyle eldeki davanın takipten sonra açılmış bulunan menfi tesbit davası olduğu kabul edilerek bonolara dayalı olan İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında takibe konu olan bonoların tanzim tarihinde hukuki ehliyetinin bulunmadığı bu sebeble, davalının kefil sıfatıyla imzaladığı bonolardan dolayı borçlu olmadığının kabulü gerektiği, ipotek tesis tarihlerine ise ehliyetsizliğin teşmil edilemeyeceğine ilişkin Adli Tıp Kurumu raporuna göre ipotek tesis tarihlerinde davacının ehliyetsiz olduğu kanıtlanamadığından fazlaya dair istemlerin reddine, dava takipten sonra menfi tesbit davası kabul edilerek takip tutarları esas alınarak yargılama gideri takdirine hükmolunmuştur.
Mahkememizin 02/04/2015 tarihli kararının, davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/14090 Esas, 2016/5913 Karar sayılı ilamıyla temyiz talebinin reddine karar verildiği ve hükmün onandığı, davacı vekililince Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 05.04.2016 gün ve 2015/14090 Esas, 2016/5913 Karar sayılı ilamına karşı davacı vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulduğu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/16646 Esas, 2018/2514 Karar sayılı ilamıyla, ''Mahkemece Adli Tıp Kurumuna 15.10.2014 tarihli yazılan müzekkere ile davacı mahcurun 03.11.2008, 16.03.2010, 18.03.2010 ve 15.03.2011 tarihlerinde temyiz kudretinin bulunup bulunmadığı sorulmuş ancak 19.03.2010 ve 19.07.2010 tarihli ipoteklerin tesisi tarihinde davacı mahcurun fiil ehliyeti bulunup bulunmadığı sorulmamış ve doğal olarak bu konuda Adli Tıp Kurumu'nca da bir görüş bildirilmemiştir. Mahkemece Adli Tıp Kurumu raporunda davacı mahcurun 19/03/2010 ve 19.07.2010 tarihlerindeki durumu hakkında bir görüş olmadığı halde varmış gibi kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle davacının karar düzeltme talebinin bu yönlerden kabulü ile Dairemizin 05.04.2016 gün ve 2015/14090 -2016/591 E.-K. sayılı onama kararı kaldırılarak, Adli Tıp’tan uyuşmazlık konusu tarihlerle ilgili olarak da mütalaa alınması için mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.'' denilerek dosyamızın iade edilerek, Mahkememizin 2018/571 Esasına kaydedildiği görüldü.
Mahkememiz dosyasında ...'ın tanık olarak dinlenilmesine karar verildiği, Mahkememizin 12/12/2019 tarihli celsesinde hazır bulunan Tanık ... beyanı ile ''Davacı hep asabi idi, Mühendislere elindeki çay bardağını fırlatacak kadar sinirliydi. İlk ipotekler verildiğinden ben bankanın bölük pörçük para verdiğini söyleyerekten böyle yapmamasını ipotek vermemesini söyledim. Ancak sen benim dediğimi yap diyerekten ipotekleri vermek istedi. Davacı aksi fikirlere karşı aşırı bir şekide sinirlenmeteydi. Çok asabiydi. Ben davacının şirketinde eski bir banka müdürü olarak danışman olarak çalışmaktaydım. Davacının ticari basiretsizliğide vardı. Bir söylediğini ikinci gün değişitiriyordu. Tam aksini söylüyordu. Daha sonra da bize niye böyle yaptın, beklesiydin, acele etmeseydin şeklinde beyanda bulunuyordu. Bizde kendisinin böyle şekilde söylediğini söylüyorduk. Dediğim gibi ikinci ipotekler verilirken vekaletnameyi önüme koyup git ipoteği ver dedi. İthalat yapacaktık ancak bankanın mubabiri yoktu, biz farketmedik demekki hastaymış, davacı kendi dediğinin yapılmasını isteyen biriydi dedi.
Tanıktan soruldu:Ben davacının yanında 10 yıl kadar çalıştım daha önce de tanıyordum. Çok eksi tarihlerde daha olumlu ve ılımlıydı. Çalışmaya başlatıktan sonra tavırlarında değişiklik oldu. Ayrıca birçok mühendis aldı. Kendisine bu kadar mühendise gerek olmadığını söyledim , çünkü büroda 1 mühendis sahada 1 mühendi ve iki teknikerle bu işler rahatlıkla yürürdü ancak toplamda 10-15 mühendisle çalıştı bunları işe aldı.
Davalı vekilinin talebi ile tanıktan soruldu: Davacı şirketin yönetim kurulu başkanıydı dedi.
Davacı vekilinin talebi ile tanıktan soruldu: Bir insanın alzheymır hastası olduğunu anlaycak bir bilgim yoktur ancak dediğim gibi tutarsızdı. Genelde randevularını unutmaktaydı. Bir yere gidileceği bir gün önceden planlanmasına rağmen unutmaktaydı. Hatırlatınca da aaa öylemi idi şeklinde beyanda bulunmaktaydı. Sıklıkla oluyordu. Tarih veremem. 2010 yılının sonlarında veya 2011 yılında büroda birini gördüm bu kim diye sorduğumda davacı Antalya Şubesinin yeni müdürü olduğunu söyledi. Antalya Şubemizin müdürü vardı. İsmi de İstemihan Burgan'dır. Performanslı da çalışmaktadır. Ben zaten müdürümüz var dediğimde aa öylemi unuttum doğru söylüyorsun dedi. Yeni müdür olarak aldığı kişi de 2-2,5 ay kadar şirket merkezinde çalıştı ancak ismini şuan hatırlamıyorum." demiştir.
Mahkememizin 12/12/2019 tarihli celsesi 4 nolu ara karar gereğince celse arasında dosyamızda raporlar arasında çelişkilerin giderilmesi için Prof. Dr. ...Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastasinden rapor aldırılmasına karar verildiği, hastane heyetinin 05/02/2020 tarihli raporunda özetle;
''Gönderilen dava dosyalarındaki hukuki ve tıbbi evrakların incelenmesine göre;
... Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin ... (T.C. Kimlik No:..) hakkındaki 13.05.2011 tarih ve 1848 sayılı raporunun, ''Klinik bulguları: Nöroloji:Kognitif yetmezlik. Sorulara duraksayarak yanıt verebiliyor. Çocuklarının yaşlarını ve ne iş yaptıklarını söylemekte zorlanıyor. Ay ve yılı biliyor. Günü karıştırıyor. Psikiyatri:Son 3 yıldır. Kognitif yetersizlik Çocuklarının ne iş yaptığını, yaşlarını,seçimlerin tarihini bilmiyor. Karar:Kognitif yetmezlik. Bu nedenle medeni haklarını kullanamaz. Süreklidir. Mahkemece dinlenmesinde fayda yoktur. Medeni Kanunun 405. Maddesine göre vesayet altına alınması uygundur. Sağlık kurulu raporu oybirliği ile verildi." şeklinde olduğu,
-Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından 21.11.2013 tarih ve ...sayı ile Başhekim Yardımcısı Op. Dr. ...'nin imzası ile 14.11.2013 tarih ve ... esas sayılı yazıya verilen yanıt olarak İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan yazının "...'ın raporda belirtilen 3 yıldan beri unutkanlığı olması, vesayet gerektirir bir hastalığı olması manasına gelmez. Vesayet kararı 13.05.2011 tarihi itibariyle geçerlidir. 3 yıl öncesini kapsamaz" şeklinde olduğu,
-Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Dördüncü Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 22.12.2014 tarih ve 101.01.02-2014/101483-4819 sayılı raporunun özetle "...'ın 15.10.2014 tarihinde yapılan muayenesi sonucunda elde edilen bilgi ve bulguların yorumlanmasından, fiili ehliyetini müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olan (demansiyel sendrom) denilen bunama halinin saptandığı, kişide tespit edilen bu bunama halinin ilk kez 2011 yılı Mayıs ayında tespit edildiği ve Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nce düzenlenen 13.05.2011 tarihli sağlık kurulu raporunda, medeni haklarını kullanmayacağı, vesayet altına alınmasının uygun olduğunun belirtildiği, kişide demansiyel sendrom denilen bu akli arızanın klinik, fizyopatolojik ve ilerleyici vasfı dikkate alındığında, 03/11/2008, 16/03/2010, 18/03/2010 tarihlerine teşmil ettirilemeyeceği, ancak 15/03/2011 tarihine teşmil ettirilebileceği tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre ...'ın 03/11/2008, 16/03/2010, 18/03/2010 tarihlerinde fiil ehliyetine haiz olduğu ancak 15/03/2011 tarihinde fiil ehliyetine haiz olmadığı" şeklinde olduğu,
-İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın 09.02.2016 tarih ve ... sayılı raporunun özetle "...'ın adli tıbbi ve psikiyatrik değerlendirmesinde, mixt tip demans (Alzheimer + Vasküler) klinik tanısı konulduğu, kişinin hastalığının 2008 yılından beri mevcut bulunduğunun anlaşıldığı, bu nedenle 2008 yılı itibariyle hukuki ehliyetine haiz olmadığının kabulü gerektiği" şeklinde olduğu,
-Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 11.01.2019 tarih ve ...sayılı... hakkındaki raporunun "Hastanın elindeki belgelerden şikayetlerinin 2008 yılından beri mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Hastaya demans tanısı ilk resmi belge olarak 2009 yılında koyulmuş ve tedavi başlanmıştır. Demans nedeniyle akli melekelerini, işlevselliğini ve hukuki melekelerini kesin olarak kaybettiğine dair kanıt 2011 tarihindeki vasi tayini raporudur. Hastanın 2008 yılındaki şikayetlerinin nasıl ilerlediği, 2009 yılında başlanan tedaviden faydalanıp faydalanmadığı, 2008-2011 yılları arasında hukuki ehliyetini hangi aşamada kaybettiğine dair elimizde o dönemlere ait nörolojik ve psikiyatrik muayene bulguları mevcut değildir. Demansın progressif ve heterojen bir hastalık olması, hastadan hastaya farklı seyredebilmesi nedeniyle 2008-2009-2011 yıllan arasında ne kadar hızlı ilerlediği, muayene bulguları ve takiplerine dair kesin tarihler olmadığından, ne zaman hukuki ehliyetini kaybettiğine dair kesin tarih belirtmek de mümkün değildir. Hastalık progresif bir hastalık olduğundan, çok muhtemeldir ki bu tarih demans tanısı konulan tarih (2009) ile vasi tayini raporunun verildiği tarih (2011) arasındaki süre içerisindedir. Ancak elimizdeki belgeler bunun ne zaman olduğunu tam olarak göstermemektedir"şeklinde olduğu,
-...İleri Görüntüleme Merkezi'nin kişi hakkındaki 18.01.2007 tarihli raporunun özetle " kranial MR'da bilateral frontopariyetal kronik iskemik sinyal değişikliği, yaş ile uyumlu serebral atrofı saptandığı, üçüncü ve lateral ventriküller normal, hemisferik kortikal sulkuslar yaş ile uyumlu genişlemiştir" şeklinde olduğu, -...Grubu'nun kişi hakkındaki 16.01.2010 tarihli kranial MR raporunun özetle "serebral ve serebellar minimal atrofi, 3. ve lateral ventriküllerin genişliklerinde minimal artış (santral atrofiye sekonder), bilateral periventriküler serebral derin ak maddede iskemik gliotik sinyal değişiklikleri, serebral sulkuslann genişlikleri artmış olup komşu subaraknoidal mesafelerde genişleme izlenmektedir " şeklinde olduğu,
-İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.12.2019 tarihli celsesinde dinlenen tanık ...'ın ... hakkındaki beyanının özetle "Genelde randevularını unutmaktaydı. Bir yere gidileceği bir gün önceden planlanmasına rağmen unutmaktaydı. Hatırlatınca da aaa öyle mi idi şeklinde beyanda bulunmaktaydı. Sıklıkla oluyordu. Tarih veremem. 2010 yılının sonlarında veya 2011 yılında büroda birini gördüm bu kim diye sorduğumda davacı Antalya Şubesinin yeni müdürü olduğunu söyledi. Antalya şubemizin müdürü vardı. İsmi de...'dır. Performanslı da çalışmaktadır. Ben zaten müdürümüz var dediğimde aa öyle mi unuttum doğru söylüyorsun dedi." şeklinde olduğu saptanmıştır.
10 Şubat 2012 tarih ve 8003 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 386. sayfasının bir örneğine göre ...Eneıji Sistemleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Yönetim Kurulu'nun 01.02.2012 tarihli 2012/1 karar sayılı kararında ...,...,...'ın şirket merkezinde toplanarak Yönetim Kurulu Başkanı olarak... ve Yönetim Kurulu Üyeleri olarak... ve...'ın imzası ile merkezlerinin taşınmasına ve adres değişikliğinin tesciline oybirliği ile karar verildiğinin belirtildiği saptanmıştır.
Sonuç:Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nce düzenlenen ve 13.05.2011 tarihli sağlık kurulu raporu öncesinde, ...'ın belirli aralıklarla yapılmış ve klinik durumunu yansıtacak düzeyde ayrıntılı psikiyatrik ve nörolojik klinik muayene bulgularına ilişkin belgelerin olmaması, belirli aralıklarla yapılmış ve bilişsel durumunu izlemeye yardımcı olacak kısa akıl muayenesi ve diğer nöropsikometrik testlerinin bulunmaması, 2007 ve 2010 yıllarındaki beyin görüntüleme bulgularının klinik durumu hakkında tam bir tıbbi kanaat veremeyecek olması nedeniyle, tüm dosya içeriğine göre, ipoteklerin, ipotek limit değişikliklerinin ve dayanak vekaletnamelerin tarihi olan 04.11.2009, 25.02.2010, 26.02.2010, 16.03.2010, 19.03.2010, 16.07.2010, 19.07.2010, 16.03.2011 tesis/değişiklik/vekaletname tarihleri itibariyle fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığının kesin olarak saptanmasının mümkün olmadığı tıbbi kanaatini bildirir bilirkişi heyet raporu oybirliği ile verildi.'' denilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/3422 Esas 2022/8550 Karar sayılı kararının bozma gerekçesinde "...mahkemece uyulan bozma ilamında Adli Tıp Kurumundan uyuşmazlık konusu tarihlerle ilgili olarak mütalaa alınması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen, Prof Dr. ...Hastalıkları Hastanesi’nden rapor alınmış ve yine bu raporda bozma ilamında belirtilen tarihlere ilişkin açık bir görüş bildirilmemiş olmasına rağmen, rapor hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece yapılması gereken iş -bozma ilamından sonra sunulan raporlar da dahil olmak üzere- dosyada bulunan tüm raporların birlikte değerlendirilmesi ve bozma ilamında belirtilen tarihlerde mahcurun fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesinden ibaret olup, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir." şeklinde karar verilmiştir.
Bozma üzerine Mahkememizce yeniden oturum günü tayin edilmiş, taraflara tebliğ edilmiş, tayin edilen gün, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devamla esas hakkında hüküm tesis edilmiştir.
Bozma sonrası Mahkememizce Yargıtay ilamı doğrultusunda alınan Adli Tıp ...İhtisas Kurulu'nun 29/04/2024 tarihli raporunda özetle; Görülmekte olan İpotek (İpoteğin Kaldırılması(Fekki)) davası nedeniyle 19/03/2010 ve 19/07/2010 tarihlerinde fiil ehliyeti bulunup bulunmadığı sorulan Ahmet Nabi oğlu, 1930 doğumlu...’ın Kurulumuzca 15/10/2014 ve 24/12/2021 tarihinde yapılan muayeneleri ve psikometrik değerlendirmesi sonucunda elde edilen bilgi ve bulguların yorumlanmasından; fiil ehliyetini müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olan (Demansiyel Sendrom) denilen bunama halinin saptandığı, dava dosyasının tetkikinde;...Hastanesinin 19/02/2009 tarihli ... nolu hasta bilgi formunda “Unutkanlık son dönemde artmış, hayatını etkilemediğini söylüyor, tek başına muayeneye gelmiş, MMSE:28”şeklinde belirtildiği ve Kurulumuzca kişide tespit edilen bu bunama halinin ilk kez 2011 yılı Mayıs ayında tespit edildiği ve ...Hastanesince düzenlenen 13/05/2011 tarihli sağlık kurulu raporunda, medeni haklarını kullanmayacağı, vesayet altına alınmasının uygun olduğunun belirtildiği birlikte değerlendirildiğinde kişide tespit edilen Demansiyel Sendrom denilen bu akli arızanın klinik, fizyopatolojik ve ilerleyici vasfı dikkate alındığında 19/03/2010 ve 19/07/2010 tarihlerine teşmil ettirilemeyeceği tıbbi kanaatine varıldığı; bu duruma göre ...’ın 19/03/2010 ve 19/07/2010 tarihlerinde fiil ehliyetine haiz olduğu oy birliği ile belirtilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, bono ve ipoteklerden kaynaklı borca ilişkin menfi tespit isteminde bulunulmuştur. Bozma sonrası alınan Adli Tıp raporu ile Davacı mahcurun 19.03.2010 ve 19.07.2010 tarihli ipoteklerin tesisi tarihinde davacı mahcurun fiil ehliyetine haiz olduğu anlaşılmıştır.
Tüm dosya içeriğine göre, ipoteklerin, ipotek limit değişikliklerinin ve dayanak vekaletnamelerin tarihi olan 04.11.2009, 25.02.2010, 26.02.2010, 16.03.2010, 19.03.2010, 16.07.2010, 19.07.2010 tesis/değişiklik/vekaletname tarihleri itibariyle bozma ilamı doğrultusunda alınan Adli Tıp ...İhtisas Kurulu'nun 29/04/2024 tarihli raporu nazara alınarak 19/03/2010 ve 19/07/2010 tarihlerinde davacı ...’ın ATK tarafından 15/10/2014 ve 24/12/2021 tarihinde yapılan muayeneleri ve psikometrik değerlendirmesi sonucunda elde edilen bilgi ve bulgular sonucu ; fiil ehliyetini müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olan (Demansiyel Sendrom) denilen bunama halinin saptandığı, ... Hastanesinin 19/02/2009 tarihli ... nolu hasta bilgi formunda “Unutkanlık son dönemde artmış, hayatını etkilemediğini söylüyor, tek başına muayeneye gelmiş, MMSE:28”şeklinde belirtildiği ve kişide tespit edilen bu bunama halinin ilk kez 2011 yılı Mayıs ayında tespit edildiği ve ...Hastanesince düzenlenen 13/05/2011 tarihli sağlık kurulu raporunda, medeni haklarını kullanmayacağı, vesayet altına alınmasının uygun olduğunun belirtildiği birlikte değerlendirildiğinde kişide tespit edilen Demansiyel Sendrom denilen bu akli arızanın klinik, fizyopatolojik ve ilerleyici vasfı dikkate alındığında 19/03/2010 ve 19/07/2010 tarihlerine teşmil ettirilemeyeceği tıbbi kanaatine varıldığı; bu duruma göre ... 19/07/2010 tarihlerinde fiil ehliyetine haiz olduğu tespit edilmiştir.
Davacı bu rapora gerekçeli olarak itiraz etmiştir.İtiraz dilekçesinde dayanak raporlar incelendiğinde:
1. 18.01.2007 - ... raporu: Kranial MR'da bilateral frontopariyetal kronik iskemik sinyal değişikliği
2. 19.02.2009 - ... ilk resmi teşhis
3. 16.01.2010 - ... kranial MR raporu
4. 13.05.2011 - ...Numune Hastanesi raporu (Vesayet)
5. 22.12.2014 - ATK ... İhtisas Kurulu raporu
6. 09.02.2016 - İstanbul Üniversitesi Adli Tıp raporu
7. 11.01.2019 - ... Hamidiye Etfal raporu
8. 05.02.2020 - Prof. Dr. ...Sağlığı Hastanesi raporu
9. 29.04.2024 - ATK ... İhtisas Kurulu son raporu
Davacının sağlık durumuna ilişkin ilk tıbbi bulgu, 18.01.2007 tarihli ... İleri Görüntüleme Merkezi'nin kranial MR raporudur. Bu raporda bilateral frontopariyetal kronik iskemik sinyal değişikliği ve yaş ile uyumlu serebral atrofi saptandığı belirtilmiş olup, bu tarihte henüz demans veya Alzheimer teşhisi konulmamıştır.
Davacının rahatsızlığına ilişkin ilk resmi teşhis, ... Hastanesinin 19.02.2009 tarihli hasta bilgi formunda yer almaktadır. Bu belgede "Unutkanlık son dönemde artmış, hayatını etkilemediğini söylüyor, tek başına muayeneye gelmiş, MMSE:28" şeklinde kayıt düşülmüştür. Bu rapor, davacının bilişsel durumunun objektif bir ölçüm yöntemi olan MMSE (Mini Mental Durum Değerlendirmesi) testinden 28 puan aldığını göstermektedir ki, bu puan ciddi bir bilişsel yetersizliğin henüz oluşmadığına işaret etmektedir.
16.01.2010 tarihli... Grubu'nun kranial MR raporunda, serebral ve serebellar minimal atrofi, bilateral periventriküler serebral derin ak maddede iskemik gliotik sinyal değişiklikleri tespit edilmiştir. Bu rapor, beyin dokusunda yaşa bağlı değişikliklerin varlığını göstermekle birlikte, tek başına fiil ehliyetini etkileyecek düzeyde bir bozulmanın varlığını ortaya koymamaktadır.
Davacının vesayet altına alınmasına dayanak teşkil eden ... Hastanesinin 13.05.2011 tarihli sağlık kurulu raporunda ise, nöroloji ve psikiyatri uzmanlarının muayene bulgularına dayanılarak, kognitif yetmezlik tespit edilmiş ve medeni haklarını kullanamayacağı kanaatine varılmıştır. Bu raporda ayrıca "son 3 yıldır kognitif yetersizlik" ifadesi yer almakla birlikte, bu geriye dönük değerlendirmenin hangi tıbbi verilere dayandığı açıklanmamıştır.
Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Kurulu'nun 22.12.2014 tarihli raporunda, yapılan muayene ve değerlendirmeler sonucunda demansiyel sendrom tespit edilmiş, ancak bu durumun 2011 yılı Mayıs ayından önceki tarihlere teşmil edilemeyeceği belirtilmiştir."
"... Anabilim Dalı'nın 09.02.2016 tarihli raporunda, davacıda mixt tip demans (Alzheimer + Vasküler) teşhisi konulmuş ve hastalığın 2008 yılından beri mevcut olduğu kanaatine varılmıştır. Bu rapor her ne kadar profesörlerden oluşan bir heyet tarafından düzenlenmiş olsa da, 2008 yılına ilişkin değerlendirmesini destekleyecek objektif klinik bulgular ve nöropsikolojik test sonuçları içermemektedir.
Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 11.01.2019 tarihli raporunda önemli bir tespit yapılarak, demansın progresif ve heterojen bir hastalık olması nedeniyle, 2008-2009-2011 yılları arasında ne kadar hızlı ilerlediğinin ve muayene bulgularının kesin tarihlerinin olmadığı belirtilmiştir. Aynı raporda, demans tanısının ilk resmi belge olarak 2009 yılında konulduğu, ancak akli melekelerin ve hukuki ehliyetin kesin olarak kaybedildiğine dair kanıtın 2011 tarihli vasi tayini raporu olduğu vurgulanmıştır.
Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 05.02.2020 tarihli raporu, önceki raporları değerlendirmiş ve davacının 2008-2011 yılları arasındaki dönemde hukuki ehliyetini hangi aşamada kaybettiğine dair kesin bir tarih belirlemenin mümkün olmadığı sonucuna varmıştır.
Son olarak, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu'nun 29.04.2024 tarihli raporu, önceki tüm raporları ve klinik bulguları değerlendirerek, davacıda tespit edilen demansiyel sendromun 19.03.2010 ve 19.07.2010 tarihlerine teşmil edilemeyeceği sonucuna varmıştır.
Mahkememizce yapılan değerlendirmede, tüm bu raporlar arasında özellikle hastalığın başlangıç tarihi ve fiil ehliyetinin kaybedildiği dönem konusunda farklı görüşler bulunduğu tespit edilmiştir. Bu farklılıkların temel nedeni, demans hastalığının progresif karakteri ve hastalığın seyri sırasında yapılan düzenli klinik takip ve test sonuçlarının bulunmamasıdır. Bu nedenle, hastalığın geriye dönük seyri konusundaki değerlendirmelerin varsayımsal nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.
Raporlar arasındaki çelişkiler özellikle şu noktalarda yoğunlaşmaktadır:
1. Hastalığın 2008 yılından itibaren var olduğunu belirten raporlar, bu tespiti destekleyecek o döneme ait klinik bulgu ve test sonuçlarından yoksundur.
2. 19.02.2009 tarihli ilk resmi teşhiste hastanın MMSE skorunun 28 olması, o tarihte ciddi bir bilişsel bozulmanın olmadığını göstermektedir.
3. 2011 yılı öncesindeki dönemde düzenli klinik takip ve nöropsikolojik test sonuçlarının bulunmaması, hastalığın seyri konusunda kesin bir değerlendirme yapılmasını güçleştirmektedir.
Mahkememiz, davacının hastalık sürecini üç dönem halinde analiz etmiştir:
A) 2007-2009 Dönemi (İlk Belirtiler ve Teşhis Öncesi Dönem):
2007 yılında çekilen kranial MR'da tespit edilen iskemik değişiklikler ve serebral atrofi bulguları, yaş ile uyumlu olarak değerlendirilmiş olup, tek başına bilişsel fonksiyonlarda bozulma olduğunu göstermemektedir. Bu dönemde davacının aktif iş hayatına devam ettiği, şirket yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığı ve ticari faaliyetlerini sürdürdüğü dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
19.02.2009 tarihli ilk resmi teşhiste kaydedilen MMSE skorunun 28 olması özel önem taşımaktadır. MMSE (Mini Mental Durum Değerlendirmesi) testinde 24-30 arası puanlar normal bilişsel fonksiyonu göstermekte olup, davacının aldığı 28 puan, o tarihte henüz ciddi bir bilişsel yetersizliğin oluşmadığını objektif olarak ortaya koymaktadır.
B) 2009-2011 Dönemi (Uyuşmazlık Konusu İşlemler Dönemi):
Bu dönem, dava konusu ipoteklerin tesis edildiği 19.03.2010 ve 19.07.2010 tarihlerini de kapsamaktadır. Dosyada mevcut tanık ...'ın beyanları, davacının bu dönemde bazı unutkanlık belirtileri gösterdiğini ortaya koymakla birlikte, tanık ifadesi tek başına fiil ehliyetinin kaybedildiğini ispatlamaya yeterli değildir. Zira:
- Tanık, davacının randevularını unuttuğunu ve tutarsız davranışlar sergilediğini belirtmekle birlikte, bu durumun tam olarak hangi tarihlerde başladığını net olarak ifade edememiştir.
- Davacının bu dönemde şirket yönetim kurulu başkanı olarak aktif görev yapmaya devam ettiği, ticari kararlar aldığı ve işlemleri yönettiği anlaşılmaktadır.
- 16.01.2010 tarihli kranial MR sonuçları, beyin dokusunda değişiklikler göstermekle birlikte, bu bulgular doğrudan fiil ehliyetinin kaybını gösterecek nitelikte değildir.
C) 2011 ve Sonrası (Vesayet Dönemi):
13.05.2011 tarihli Haydarpaşa Numune Hastanesi raporu, davacıda kognitif yetmezlik tespit ederek medeni haklarını kullanamayacağı kanaatine varmıştır. Her ne kadar bu raporda "son 3 yıldır kognitif yetersizlik" ifadesi yer alsa da:
- Bu geriye dönük değerlendirme, 2008-2011 arası döneme ait düzenli klinik takip ve test sonuçlarıyla desteklenmemektedir.
- Rapordaki geriye dönük değerlendirme, 19.02.2009 tarihli MMSE skorunun 28 olması ile çelişmektedir.
- Yargıtay içtihatlarında belirtilen 'hastalığın geçmişi olması' hususu, tek başına fiil ehliyetinin belirli bir tarihte kaybedildiğini ispata yeterli değildir.
ATK Raporlarının, Davacının doğrudan muayenesini içermesi Objektif test sonuçlarına dayanması, önceki tıbbi belgeleri sistematik olarak değerlendirmesi, varsayımsal geriye dönük değerlendirmelerden kaçınması, sonuçlarını bilimsel verilere dayandırması; buna karşılık davacı tarafın itirazına dayanak raporların, 2008-2011 arası döneme ilişkin objektif klinik bulguların yokluğu, geriye dönük değerlendirmelerin varsayımsal niteliği, 2009 tarihli ... skorunun yeterince değerlendirilmemesi, demansın progresif karakterinin fiil ehliyeti bakımından somut etkilerinin açıklanmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde mahkememiz, ATK raporlarının bilimsel metodoloji ve objektif bulgulara dayalı olması nedeniyle diğer raporlara göre üstün tutulması gerektiği sonucuna varmıştır.
Sonuçta ipotekler açısından Davacının bunama halinin ilk kez 2011 yılı Mayıs ayında tespit edildiği ve ipoteklerin artırım tarihi olan 19.03.2010 ve 19.07.2010 tarihlerinde davacı Kılınç Aslan Koçak'ın fiil ehliyetini haiz olduğu, bu durumda davacının fiil ehliyetini haiz olmadığına ilişkin iddiasının ancak bunama halinin ilk tespit edildiği tarih olan 2011 yılı Mayıs ayı sonrası için kabul edilebileceği, Mayıs 2011 tarihinden önce yapılan tüm işlemlerde davacının fiil ehliyetini haiz olduğu sübut bulmakla ipoteklerin , ipotek limit değişikliklerinin ve dayanak vekaletnamelerin tarihi olan 04.11.2009 , 25.02.2010 , 26.02.2010, 16.03.2010, 19.03.2010, 16.07.2010 , 19.07.2010 , 16.03.2010 tarihlerinde davacının fiil ehliyetinin bulunduğu tüm bunlara göre ipoteklerin ehliyetsizlik nedeniyle iptali talebinin reddinin gerekeceği anlaşılmıştır.
Yargıtay (Kapatılan ) 19. Hukuk Dairesi’nin 07/05/2018 tarih 2016/16646 Esas, 2018/2514 sayılı ilamı ile Mahkememizin ilk kararındaki bonolar yönünden davanın kabulüne, ipotekler yönünden davanın reddine dair verilen karar, sadece reddedilen kısım yönünden davacı yararına bozulmuştur. Mahkememizce söz konusu bozma ilamına uyulmuş olduğundundan, bonolar yönünden davacı yararına kazanılmış hak oluştuğundan İstanbul ... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyada takibe konu edilen ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyada takibe konu edilen 15.3.2011 tanzim 29.03.2011 vade tarihli 450.000-TL bedelli,15.3.2011 tanzim 12.04.2011 vade tarihli 350.000-TL bedelli,15.3.2011 tanzim 26.04.2011 vade tarihli 750.000-TL bedelli 3 adet senetten dolayı ehliyetsizlik nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE, İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyada takibe konu edilen ... İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyada takibe konu edilen 15.3.2011 tanzim 29.03.2011 vade tarihli 450.000-TL bedelli,15.3.2011 tanzim 12.04.2011 vade tarihli 350.000-TL bedelli,15.3.2011 tanzim 26.04.2011 vade tarihli 750.000-TL bedelli 3 adet senetten dolayı ehliyetsizlik nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
-Fazlaya ilişkin bulunan istemlerin REDDİNE,
2-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 105.880,50 TL karar ve ilam harcının 106.177,50 TL peşin harçtan düşümü ile artan 297,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana geri verilmesine,
3-Davacı tarafından yatırılan 21,15 TL başvuru harcı, 106.177,50 TL peşin harç olmak üzere toplam 106.198,65 TL harçtan, davacıya geri verilmesine karar verilen 297,00 TL harcın düşümü ile kalan 105.901,65 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının karşıladığı 6.343,15 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.343,15-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 196.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 556.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7- 03/06/2024 tarihli ... numaralı 4.875,00-TL bedelli ATK faturası bedelinin dosyaya yatırılmadığı veya ATK'ya yatırıldığına ilişklin herhangi bir dekont vb sunulmadığı anlaşılmakla ilgili bedelin kabul/ret oranına göre hesaplanan 1.056,82-TL'sinin davalıdan, geri kalan 3.818,18-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/10/2024
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır
Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.