Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/630
2025/97
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :2022/630 Esas
KARAR NO:2025/97
DAVA:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:26/09/2022
KARAR TARİHİ:13/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbul'daki geçmişi neredeyse 500 yıla dayanan köklü gayrimüslim bir ailenin saygın bir ferdi olduğunu, müvekkili ile davalının İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mah. 474 Ada, 15 Parsel üzerinde bulunan dükkan niteliğindeki taşınmazlarının yan yana olması sebebi ile tanıştığını, müvekkilinin taşınmazını 1.500.000,00 TL bedelle davalı galericiye satmak üzereyken ondan 500.000,00 TL borç almasının ve senet imzalamasının eşyanın tabiatına aykırı olduğunu, davalının güven kazanmak amacıyla müvekkiline "anne", müvekkilinin eşine ise "baba" şeklinde hitap ettiğini, bu güveni pekiştirmek için toplam 500.000,00 TL para gönderdiğini, 29/01/2016 tarihindeki devir işleminde davalının müvekkilini oto galerisine çağırdığını, müvekkiline kapuya geç kalacakları baskısıyla ve inşa etmiş olduğu güven ilişkisine dayanarak "hadi anne imzala da yetişelim" ifadeleriyle müvekkilini sıkıştırdığını, dava konusu senedin üst bölümünü kapatıp senet olduğunu anlamasına fırsat vermeden imzalattığını, senette müvekkilinin attığı iddia olunan iki adet imzanın mevcut olmasına rağmen iki imzanın birbirinden tamamen farklı olduğunu, davalının müvekkilinden senet kaynaklı alacağı olduğu varsayımında dahi taşınmaz devri adına ödemesi gereken bedeli mahsup etmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olup, senedin hile ile alındığını ortaya koyduğunu, senetteki imzaların ayrıntılı ve denetime elverişli şekilde bilirkişi heyetine incelettirilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile vekalet ücreti ve yargılama harç ve giderlerinin davalı tarafa bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davaya konu ilişki tarihinde galericilik faaliyeti yürüten bir iş insanı olduğunu, davacı taraf maliki olduğu taşınmazı satmak istediğinde müvekkilinin aynı binada çeşitli bağımsız bölümlerin de sahibi olması nedeniyle müvekkiline teklif götürdüğünü, akabinde tarafların anlaşarak ilgili taşınmazın satışını gerçekleştirdiklerini, taşınmaz satışından bağımsız olarak davacının müvekkilinden yaklaşık 2 ay sonra geri ödenmek üzere borç istediğini, müvekkilinin de yıllar içerisinde oluşan yakınlık sebebiyle davacıya 500.000-TL borç verdiğini, iş bu tutarın müvekkilince elden ödendiğini, davacı tarafça tanzim edilen davaya konu kambiyo senedinin müvekkiline teslim edildiğini, ayrıca elden ödemeye ilişkin 12/01/2016 tarihinde taraflar arasında protokol imzalandığını, devam eden süreçte senette belirtilen vade tarihi gelmesine rağmen davacı tarafça ödeme yapılmadığını ve müvekkilinin çeşitli sebeplerle oyalandığını, bunun üzerine davacı aleyhine .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosya kapsamında takip başlatıldığını, davacı tarafın senette bulunan imzaya haksız olarak itiraz ederek .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasını açtığını, bahse konu dosyada aldırılan bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu raporlarında imzaların davacı tarafa ait olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafın her ne kadar müvekkilinin hile ve aldatma yolu ile gerçeğe aykırı senetlere sahte imzalar atarak haksız kazanç sağlamayı alışkanlık haline getirdiği iddia etse de müvekkilinin adli sicil kaydında bu yönlü bir kaydın bulunmadığının açık olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Mahkememizin 28/09/2022 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile dava değerinin %40'ı kadar teminat karşılığında .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası ile davacı aleyhine yürütülmekte olan takipte icra veznesine girecek paranın dava sonuçlanıncaya değin alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiği ve Mahkememizin 27/02/2024 tarihli ara kararı ile Mahkememizin 28/09/2022 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür.
Mahkememizin 30/11/2023 tarihli celsesi, 1 ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 11/02/2024 tarihli raporunda özetle;
İnceleme konusu 12.01.2016 düzenleme tarihli, 10.03.2016 ödeme tarihli, borçlusu “...”, alacaklısı “...”, bedeli nakden karşılanmış, anlaşmazlık halinde İstanbul Mahkemelerinin yetkisi kabul edilmiş 500.000 TL meblağlı senet aslı ön yüzde yer alan 2 adet borçlu imzası ile Davacı ...’ya ait medarı tatbik örnek imzaların göstermiş oldukları, işleklik dereceleri, alışkanlıkları, tersim, istif, meyil, seyir, sürat, istikamet ve tazyik gibi
grafolojik ve grafometrik özellikleri bakımından dosyadaki mevcut mukayese imzalara göre birbirlerine kıyasen dosyada mevcut mukayese belgelerine kıyasen benzer yapı ve görünümde imzalar olduğu, bir başka ifade ile 500.000 TL meblağlı senet aslı ön yüzde yer alan 2 adet borçlu imzasının davacı ... tarafından atıldığı/imzalandığı, sonucuna varıldığını ve tetkiki biten dava dosyası ile belge asıllarının iade edildiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizin 17/10/2024 tarihli celsesi, 2 ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 25/11/2024 tarihli ek raporunda özetle; İnceleme konusu 12.01.2016 düzenleme tarihli, 10.03.2016 ödeme tarihli, borçlusu “...”, alacaklısı “...”, bedeli nakden karşılanmış, anlaşmazlık halinde İstanbul Mahkemelerinin yetkisi kabul edilmiş 500.000 TL meblağlı senet aslı ön yüzde yer alan 2 adet borçlu imzasının birbirleri arasında yapılan mukayeselerinde imzaların göstermiş oldukları, işleklik dereceleri, alışkanlıkları, tersim, istif, meyil, seyir, sürat, istikamet ve tazyik gibi grafolojik ve grafometrik özellikleri bakımından birbirleri ile benzer yapı ve görünümde imzalar olduğu, bir başka ifade ile 500.000 TL meblağlı senet aslı ön yüzde yer alan 2 adet borçlu imzasının kendi içlerinde benzer olup aynı el tarafından kök raporda yaptığımız tesbitle orantılı olarakda davacı ... tarafından atıldığı/imzalandığı, ayrıca inceleme konusu senedin .... optik aletler ile alınan görüntülerinde iki imzanında baskı-fulaj izi veren ıslak olarak atılmış imzalar oldukları herhangi bir kaşe ya da taşıma-kopya veya pencere tabirli imza olmadıkları şeklinde değerlendirildikleri;
Sonucuna varıldığını kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde, davalı tarafından davacı aleyhine .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasında senet alacağından kaynaklanan 500.000,00-TL asıl alacak 1.869,86-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 501.869,86-TL takip yapıldığı görülmüştür.
İstanbul Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosu'nun 2016/.... Esas sayılı soruşturma dosyasının incelenmesinde; şikayetçi ...'nun, şüphelinin ...'in olduğu, suçun nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik olduğu, ...Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosunun 08/11/2019 tarihli ve ... sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür.
Mahkememizin 09/05/2024 tarihli duruşmasında tanık ...'in dinlenildiği, tanık beyanında; "Babam, annem, davalı ve ben dördümüz birlikte...'un iş yerine gittik, çaylar kahveler ikram edildi, muhabbet ortamı oluştu, davalı tapu işlemleri yapmak için bir sıkıntı var, imzaları siz verin benim belediyede tanıdıklarım var hallederim, dedi, annemde imzaladı, muhabbet ortamıydı, güvendik, kalkıp bakmadık, zaten halimiz vaktimiz yerindedir, kendisinden para isteyecek durumda değiliz, tapuda ipotek var ben bunu açtırırım, bu yeri çok eskiden inşaattan almıştık, ipotek olabilir diye düşündük, belediyede çalışan birisinin bu sorunu nasıl çözer onuda bilmiyorum, masada kağıtlar vardı bende yakında oturmuyordum, annem ayağa kalktı, zaten kendisi heyecanlıdır, sayfanın köşesini kıvırarak bir iki imza attığını gördüm, tam olarak kaç imza attı bilemiyorum, içeriğini görmedim, boş olup olmadığını da bilmiyorum, davalı bu sorunu gidermek için uğraşacağını söyledi, bu satıştan dolayı davalı benim hesabına 250 bin TL göndermiştir, elden vermiş olduğu parayı da eksik vermiştir, onu eve gidince anladık, davalı ...'un yanında sarışın olan hanımı ve üç çocuk vardı, bir de gelip giden bir çaycı vardı," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin 09/05/2024 tarihli duruşmasında tanık ...'nun dinlenildiği, tanık beyanında; "Senedin imzalanmasına ilişkin bir görgüm yoktur, davacı tarafın yıllardır mali müşavirliğini yapmaktayım, kendilerinin bu şekilde bir borç ilişkisine girme ihtimalini düşünmüyorum, davacı taraf gayrimenkul zenginidir, şuanda da buna yakındır, davacı tarafın herhangi bir kimseden borç aldığını duymadım, kendileri borç verendir, almalarına şaşırırım, davacının kocası beyaz eşya ticareti ile uğraşmaktadır, alacaklarını bonoya bağlayabilmektedir, ne geçmişte ne de şimdi davacı eşinin ticari işleri ile şirketleri ile ilgilenmemiştir, davacı taraf aile olarak zengindir, gayrimenkulleri vardır derken aile olarak kastettim, davacının bu yıl itibari ile bilmiyorum ancak daha önceki yıllar gayrimenkulleri vardı ve gayrimenkul beyannamelerini veriyordum," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dava, icra takibine konu bonodaki keşideci imzalarının davacıya ait olmadığı yönünde menfi tespit istemine ilişkindir.
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. maddesi:“Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir.
Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Somut uyuşmazlıkta davacı icra takibinden sonra Menfi tespit davası açmıştır.
İspat yükü ise; bir vakıanın doğru ve gerçek olup olmadığı konusunda hakimi inandırma faaliyetidir. İspat, ispat anıdan önce vuku bulmuş ve tekrar etmeyen, vakıalara ilişkindir. İspat yükü aynı zamanda bir haktır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/10133 Esas 2014/451 Karar sayılı ilamında da belirttiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK), “İspat Yükü” başlıklı 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinde ise: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Sözkonusu ispat yükünün kime ait olduğunu belirleme görevi, davanın taraflarına değil, mahkemeye aittir.
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin kambiyo senedinde görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, bedelsizlik iddiasına dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde;
Mahkememizin 2022/630 Esas sayılı dosyasında görülen menfi tespit davasında, davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine açılan dava, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında yürütülen takibe konu 12.01.2016 düzenleme tarihli, 10.03.2016 vadeli, 500.000,00 TL bedelli bonoda borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ile aralarında borç ilişkisi bulunmadığını, dava konusu senedin hile ve irade fesadı ile elde edildiğini, senet üzerindeki imzaların bir kısmının müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin ekonomik durumunun iyi olduğunu ve davalıdan borç almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek, İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine ve davalının kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili, duruşmadaki açıklamasında, davaya konu senette müvekkili adına atılmış iki imzadan birinin hile yolu ile alındığını, diğerinin ise sahtelikle üretildiğini belirterek iddialarını güçlendirmeye çalışmıştır.
Davalı vekili ise cevap dilekçesinde özetle; davacı ile aralarında gerçek bir borç ilişkisi bulunduğunu, dava konusu senedin davacı tarafından kendi özgür iradesiyle imzalandığını, davanın haksız olarak açıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Dava dosyasındaki belgeler ve taraf beyanlarına göre, davacı ... ile davalı ... arasındaki ilişkinin / tanışıklığın, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 474 ada, 15 parsel üzerinde kayıtlı dükkan niteliğindeki taşınmazlarının yan yana olmasından dolayı başladığı anlaşılmaktadır.
Davacı, İstanbul'da yaşayan, 75 yaşında, dava dilekçesinden ve tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere çeşitli gayrimenkullere sahip, ekonomik durumu iyi olan bir kişidir. Davacının mali müşaviri ...'nun tanık beyanında da belirttiği üzere, davacı "gayrimenkul zenginidir" ve borç veren konumundadır.
Tarafların üzerinde mutabık oldukları husus, davacının sahip olduğu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 474 ada, 15 parsel üzerinde kayıtlı dükkan niteliğindeki taşınmazın davalıya 1.500.000,00 TL bedelle satıldığıdır. Bu satış, dava konusu senedin düzenlenme tarihi olan 12.01.2016'dan kısa bir süre sonra, 29.01.2016 tarihinde gerçekleştirilmiştir.
Dosyadaki belgelerden anlaşıldığı üzere, taşınmaz satışından önce, 27.01.2016 tarihinde, davalı tarafından davacıya ve davacının kızı ...'e toplam 500.000,00 TL tutarında ödeme yapılmıştır. Bu husus, davacının kızı ...'in tanıklığında da "Davalı bu satıştan dolayı benim hesabıma 250 bin TL göndermiştir" şeklinde doğrulanmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 12.01.2016 tarihli 500.000,00 TL bedelli bonoyu imzalayıp imzalamadığı ve bu bonoya dayalı bir borç ilişkisinin mevcut olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı, senedin hile ile alındığını ve sahtelik içerdiğini iddia ederken, davalı gerçek bir borç ilişkisi bulunduğunu savunmaktadır.
Davacının, dava konusu senette yer alan imzaların kendisine ait olmadığı ve hile ile alındığı iddiası kapsamında, mahkememizce 30.11.2023 tarihli duruşmada bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda, konusunda uzman bilirkişi heyeti tarafından 08.02.2024 tarihli kök rapor hazırlanmıştır.
Kök bilirkişi raporunda; 12.01.2016 düzenleme tarihli, 10.03.2016 ödeme tarihli, 500.000 TL bedelli senet üzerinde yer alan iki adet borçlu imzası ile davacı ...'ya ait örnek imzalar çeşitli teknik cihazlar (... vb. optik aletler) kullanılarak, grafolojik ve grafometrik metotlar çerçevesinde mukayeseli olarak incelenmiştir.
Raporda, inceleme konusu senet üzerindeki iki adet borçlu imzası ile davacı ...'ya ait örnek imzaların "D" benzeri başlama hareketi, "D" benzeri hareketten sonra nokta işareti, imza içerisinde yer alan "H" benzeri yapılanma, imzaların başlama ve bitiriliş konumları, imzaların sağa yatık şekilde oluşturulması, imza içerisinde "Halyo" şeklinde kelime yapılanması ve imza çizgilerinin devamlılığı gibi özellikleri bakımından benzer mahiyette ve uyumlu olduğu, aynı elden çıktığı sonucuna varılmıştır.
Davacı vekilinin itirazı üzerine, mahkememizin 17.10.2024 tarihli duruşmasında alınan karar gereğince, aynı bilirkişi heyetinden senet üzerindeki iki imzanın birbirleri ile benzer olup olmadığı ve imzaların ıslak imza olarak atılıp atılmadığı hususunda ek rapor istenmiştir.
25.11.2024 tarihli ek bilirkişi raporunda; senet üzerindeki iki adet borçlu imzasının ... vb. optik aletler kullanılarak incelendiği, her iki imzanın da baskı-fulaj izi verdiği, yani ıslak imza olarak atıldıkları, kaşe ya da kopya edilmiş imza olmadıkları tespit edilmiştir. Ayrıca, iki imzanın birbirleriyle mukayesesinde, "D" benzeri başlama hareketi, başlangıç hareketinin çizgisel özellikleri, imza içerisindeki "H" benzeri yapılanma ve diğer karakteristik özellikler bakımından benzer yapı ve görünümde imzalar olduğu, aynı el tarafından atıldığı sonucuna varılmıştır.
Bilirkişi heyeti, imzalar arasındaki küçük farklılıkların "varyasyon" olarak nitelendirildiğini, bu durumun imzanın genel karakteristik vasıflarını değiştirmeyen ve normal kabul edilen farklılıklar olduğunu belirtmiştir.
Her iki bilirkişi raporu da, dava konusu senet üzerindeki imzaların davacı ...'ya ait olduğunu, ıslak imza niteliğinde bulunduğunu ve sahtecilik unsuru içermediğini bilimsel yöntemlerle ortaya koymuştur.
Davacı vekilinin gösterdiği tanıklardan ... ve ...'nun beyanları mahkememizce alınmıştır.
Davacının kızı olan tanık ..., beyanında özetle; babası, annesi, davalı ve kendisinin birlikte davalının iş yerine gittiklerini, davalının tapu işlemleri için bir sıkıntı olduğunu beyan ederek "imzaları siz verin, benim belediyede tanıdıklarım var hallederim" dediğini, annesinin de imzaladığını, kendilerinin güvendikleri için belgede ne yazdığına bakmadıklarını, zaten hallerinin ve vakitlerinin yerinde olduğunu, davalıdan para isteyecek durumda olmadıklarını belirtmiştir.
Mahkememizce tanığa yöneltilen sorulara verdiği cevaplarda ise, davalının "Tapuda ipotek var ben bunu açtırırım" dediğini, belediyede çalışan birisinin bu sorunu nasıl çözeceğini bilmediğini, masada kağıtlar olduğunu, annesinin ayağa kalkarak sayfanın köşesini kıvırarak bir-iki imza attığını gördüğünü, tam olarak kaç imza attığını bilemediğini, imzalanan evrakın içeriğini görmediğini ve boş olup olmadığını bilmediğini ifade etmiştir.
Tanık ... ise beyanında, senedin imzalanmasına ilişkin bir görgüsü olmadığını, davacı tarafın yıllardır mali müşavirliğini yaptığını, kendilerinin bu şekilde bir borç ilişkisine girme ihtimalini düşünmediğini, davacı tarafın gayrimenkul zengini olduğunu, herhangi bir kimseden borç aldığını duymadığını, aksine kendilerinin borç veren taraf olduğunu belirtmiştir.
Tanık beyanları değerlendirildiğinde, davacının kızı ...'in annesinin sayfasının köşesini kıvırarak bir iki imza attığını gördüğünü belirttiği, ancak imzalanan belgenin ne olduğunu bilmediğini ifade ettiği görülmektedir. Tanığın beyanı; sayfaların köşelerinin kıvrılarak imza atıldığı yönde olup bu beyana göre bonoda iki orijinal imzanın yan yana atılmış olmasının mümkün olmadığı, ayrıca tanık beyanında; davalının tapuda ipotek olduğu ve bunu açtıracağını, belediyedeki tanıdıkları/belediyedeki çalışanların halledeceğini beyan ettiğini ifade etmişi ise de; gerek tapudaki ipoteğin belediye çalışanı ile / aracılığıyla nasıl kaldırılacağı, gerek davacıya ait tapuda bir ipotek olup olmadığını davacının bilmesi gerektiği, gerek ise bu şekilde beyanda bulunulmuş olunsa bile tapudaki ipoteğin kaldırılmasının en azından hukuken böyle olmayacağının bilinmemesinin - özellikle vurgulanan çeşitli gayrimenkullere sahip, ekonomik durumu iyi olan bir kişi / aile için- mümkün olmaması dikkate alındığında tanık beyanının imzanın hileye alındığı ispata yeterli olmadığı anlaşılmıştır.
...'nun tanıklığı ise davacının ekonomik durumuna ilişkin olup, doğrudan dava konusu senedin imzalanma sürecine tanıklık etmemiştir.
Tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının dava konusu senedi imzalamadığı ya da hile ile imzaladığı iddiasını kesin ve inandırıcı şekilde desteklemekten uzak olduğu kanaatine varılmıştır.
Dava konusu 12.01.2016 düzenleme tarihli, 10.03.2016 vadeli, 500.000,00 TL bedelli bononun üzerinde "bedeli nakden" ibaresi bulunmaktadır. Kambiyo senetlerinde yer alan "bedeli nakden" ibaresi, senedin temel ilişkisi hakkındaki bir kayıttır. Bu kaydın varlığı halinde ispat yükünün dağılımı önem taşımaktadır. Bonoda "bedeli nakden" ibaresinin bulunması, borçlunun nakit para aldığına dair bir karine oluşturmakla beraber, bu karineyi çürütme ve borcun bulunmadığını ispat yükü borçlu üzerindedir. Alacaklı, senette yazılan bedel kaydından ayrılmak suretiyle alacağın varlığı ve düzenlemeye esas temel ilişkinin bonoda yer aldığından farklı olduğunu ileri sürmekteyse, bedel kaydını talil eden olarak ispat yükünü üzerine almış olur. Ancak somut olayda davalı alacaklı, bonodaki "bedeli nakden" kaydına sadık kalmış, bunun aksini iddia etmemiştir. Bu durumda ispat yükü, borcun bulunmadığını ileri süren davacı üzerindedir. Ancak bu ispat yerine getirilmemiştir.
Hile iddiası, senet metninin okunmasına imkan vermeyecek şekilde katlanarak imzalatılması gibi durumlarda söz konusu olabilmektedir. İrade sakatlığı iddialarının ispatında tanık dinlenebilmektedir. Ancak, tanık beyanlarının somut, tutarlı ve inandırıcı olması gerekmektedir.
Dava konusu olayda, davacının kızı olan tanık ...'in beyanları incelendiğinde, annesinin sayfanın köşesini kıvırarak bir-iki imza attığını gördüğünü belirttiği, ancak imzalanan belgenin ne olduğunu görmediğini ve içeriğini bilmediğini ifade ettiği anlaşılmaktadır. Bu beyan, hile iddiasını kesin ve inandırıcı şekilde desteklemekten uzaktır.
Öte yandan, sahtelik iddiası ise teknik bir incelemeyi, uzman bilirkişinden rapor alınması gerekmektedir.
Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde, dava konusu senet üzerindeki iki imzanın da davacı ...'ya ait olduğu, ıslak imza niteliğinde bulunduğu ve taşıma/pencere/sahtecilik unsuru içermediği bilimsel yöntemlerle tespit edilmiştir. Bu tespit, davacının sahtelik iddiasını çürütmektedir.
İmzaların davacıya ait olduğu tespit edildikten sonra, davacının borcun bulunmadığına ilişkin iddialarını da ispatlaması gerekmektedir. Davacı, ekonomik durumunun iyi olduğunu ve davalıdan borç almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirtmektedir. Ancak, davacının ekonomik durumunun iyi olması, tek başına borcun bulunmadığını göstermez. T
Somut olayda, davacının bu iddiaları, bilirkişi raporlarındaki bilimsel tespitler ve tanık beyanlarındaki çelişkiler karşısında ispatlanamamıştır. Davacı, üzerinde "bedeli nakden" ibaresi bulunan bononun karşılıksız olduğunu veya irade fesadı ile imzalandığını da yeterli delille ispatlayamamıştır.
Dava dosyasındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacının borçlu olmadığının tespiti talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken maktu 615,40-TL harcın, peşin alınan 8.570,69-TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.955,29-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 79.280,48-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 450,00-TL yargılama giderinin, davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.13/02/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.