Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2016/389
2026/84
29 Ocak 2026
T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2016/389 Esas
KARAR NO : 2026/84
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/04/2016
KARAR TARİHİ : 29/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı davalının Adana yetkili bayi ve servisi iken davalının haksız feshi nedeniyle sözleşme sona ermiş, davalı aleyhine .... Ticaret Mahkemesinde ... Esas sayılı dosya ile uzlaşmazlığa ilişkin dava görülmüş, davada davacı lehine tazminat kararı verilmiş, dava Yargıtay incelemesinden geçmiş ve 19. Hukuk Dairesinin 2015/5009 ve 2016/969 sayılı kararı ile onanmış olduğunu, iş bu davada kesinleşen kararda belirtilen
a) 163.203,86 TL kar kaybı
b) 645.558,50 TL geçmiş yıllar iskonto prim alacağı
c) 716.359,86 TL kazanç kaybı
d) 462.970,74 TL ileriye yönelik zarar olmak üzere toplam 1.988.092,96 TL'den önceki davada hüküm altına alınan 20.000,00TL düşülerek, d bendinde belirtilen ileriye yönelik zararın 6 ay üzerinden hesaplanması ile toplam; 1.620,.860,00 TL'lik kısmını talep ettiklerini, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile 1.620.860,00-TL alacağa,bu alacağa haksız fesih tarihi olan 13/04/2006 tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına,yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı bu aşamada, söz konusu Mahkeme ilamına dayanarak 1.620.860,00TL üzerinden huzurda görülmekte olan ek davayı açtığını, bu ek davada önceki Mahkeme kararının tespit bölümünü yani “sözleşmenin haksız olarak feshedildiğine” ilişkin tespiti yeniden tartışmayacaklarını ancak, önceki Mahkeme ilamına dayanarak bu ek davanın kabul edilmesi mümkün olmadığını, bayilik sözleşmesinden doğan alacak ve davalar bakımından da, 5 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olup kısmi davaya ilişkin ....Asliye Ticaret Mahkemesi’nin kararı henüz kesinleşmemiş dolayısıyla; önceki hüküm alacağın miktarı yönünden, görülmekte olan bu ek davada bağlayıcı olamayacağını, kısmi davanın kabulüne ilişkin karar somut olay özelinde saklı tutulan alacak bakımından kesin hüküm oluşturmayacağını, haksız ve dayanaksız davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ... Otomotiv A.Ş. davalı ... A.Ş. dava tarihi 11.04.2007, davanın taraflar arasındaki sözleşmenin davalı şirket tarafından haksız feshi nedeniyle maddi-manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olduğu, davanın maddi tazminat talebi yönünden kabulü ile 20.000,00-TL tazminatın dava tarihinden itibaren ticari faizi ile davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nce kararın onandığı ve 13.12.2017 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Mali bilirkişinin 03.10.2018 tarihli 10 sayfadan ibaret raporunda özetle; İlk davada 2.500.000 TL zarar iddiasını, ihbar öneli verilmediği için 2 yıllık ileriye yönelik kayba dayandırırken, davacının ek davaya konu ettiği bilirkişi raporunda da yer aldığı üzere, ileriye yönelik zararını 462.970,74 TL olarak talep ettiği, ilk davada iskonto primi olarak 161.000 TL kayıptan bahisle bu tutarı talep ederken, ek davada bu tutarın, son bilirkişi raporunda da yer aldığı üzere 163.203,86 TL olarak talep edildiği, öte yandan son bilirkişi raporunda yer alan ve davacının bu ek davada talep ettiği 645.558,50 TL tutarındaki geçmiş yıllar iskonto prim alacağı (geçmiş yıllar iskonto prim alacağı ilk davada 161.000 TL olarak, ek davada ise 163 203.86 TL olarak talep edilmiştir) ile 716.359.866 TL kazanç kaybının (kazanç kaybı ileriye yönelik olarak ilk dosyada 2.500.000 TL olarak, ek davada 462.970,74 TL olarak talep edilmiştir) dayanağının bulunmadığı, esasen, bu tutarların ilk davada da talep edilmediği (bu tutarların ilk davada talep edilen alacaklarta bir ilgisinin bulunmadığı), açıklanan hususlar muvacehesinde ise, davacının ilk davadaki talepleri de dikkate alınarak, bu ek davada, son bilirkişi raporunda da belirtilen 163 203,86 TL Kar Kaybı ile, 462 970.74 TL ileriye yönelik zarar tutarını dava konusu yapabileceği, ancak, bu tutarlar toplamı olan (163.203,96 TL+ 462.970,74 TL>) 626.174,70 TL'den ilk davada hüküm altına alınan 20.000 TL tutarındaki tazminat tutarının düşülmesi halinde ise, bu davada talep edilebilecek tutarın (626.174,70 TL — 20.000 TL-) 606.174.70 TL olabileceği, bu alacağa ise, ek dava tarihinden itibaren ticari avans faizinin (değişen oranlarda) uygulanmasının mümkün bulunduğu, öte yandan, davacının ek davayla talep ettiği alacaklarıyla ilgili olarak, bidayette ıslah talebinde bulunulmaması ve alacaklarının zamanaşımına uğradığı yönündeki davalı iddialarının takdir ve değerlendirmesinin de mahkemeye ait olduğunu belirtmiştir.
Mali(2), konu uzmanı(1) bilirkişi heyetinin 24.06.2019 tarihli 26 sayfadan ibaret raporunda özetle; tarafların beyanları, delilleri ve tarafların ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonucunda, takdir tamamen Mahkemeye ait olmak üzere; diğer taraftan, Davacının 171 araçtan meydana geldiğini hesapladığımız 6.334,18 TL net karın ise, bu zarar zaten bu araçların satışı davalı Şirket tarafından 6 aylık süre zarfında meydana geldiğinden, 6.334,18 TL'nin tamamının Davalıya tazmin edilmesi gerekmekle birlikte, İlk davadaki 20.000,00 TL tazminat miktarı düşüldükten sonra; (186.951,29+6.334,18 -20.000,00 =) 173.285,47 TL alacağı bulunduğu, buna göre, 20.000,00 TL tazminat miktarı düşüldükten sonra, davacının sözleşmenin 20. maddesi ve 11.04.2007 tarihine göre son 1 yılda satılan 171 adet araçtan kaynaklanan, araç satışı kota primi fark iskonto primi alacaklarından zararı bulunmamakta, sadece aşağıdaki tabloda yazılı ve sözleşme öncesi 186.951,29 TL tazmin edilecek zararının bulunduğu belirtilmiştir.
Yılı
Toplam Ödenecek Prim
2002
144.656,05
2003
32.328,91
2004
0,00
2005
0,00
2006
9.966,33
Toplam
186.951,29
Mali(2), konu uzmanı(1), Makine Mühendisi (2) bilirkişi heyetinin 03.08.2021 tarihli 29 sayfadan ibaret raporunda özetle; Taraflar arasında 13.08.2003 tarihli sözleşmenin akdedildiği ve ticari ilişkinin söz konusu sözleşme çerçevesinde yürütüldüğü hususunda taraflar arasında herhangi bir çekişmenin mevcut olmadığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 20. Maddesi çerçevesinde ertesi yıl satış kotasının taraflarca karşılıklı mutabakat yoluyla belirleneceği hükmünün mevcut olduğu, ancak sürecin bu şekilde işlemediği, davalı tarafça kotanın belirlenerek tek taraflı olarak davacıya bildirildiği, davacı tarafça gerçekleştirilen satış miktarları incelendiğinde davalı tarafça tek taraflı olarak belirlenen satış hedefleri yönünden davacının 2002, 2003 ve 2004 yıllarında satış hedeflerini tutturduğu ancak 2005 ve 2006 (sözleşme fesih tarihine kadar) yılında hedeflerin altında kaldığı, ancak dosyada yer alan bilgilerden davacının başka bayilere sağlanan bir kısım avantajların kendisine sağlanmadığı bu nedenle araç satışlarında diğer bayilerle rekabet edilemediği yönündeki davalı firmaya bildirimleri vb. ve dosyadaki tüm bilgi ve belgeler çerçevesinde davacının sözleşme dönemlerinde genel olarak Türkiye şartlarına uygun hareket ettiği kanaatine varılmakla bu hususta takdir sayın mahkemeye ait olduğu, dava konusu alacak talepleri yönünden yapılan hesaplama neticesinde davacının talep edebileceği alacak tutarlarının (konu ile ilgili olarak Yargıtay 19. HD. Nin 27.01.2016 tarih, 2015/5009 E. ve 2016/969 K. sayılı kararına istinaden) sayın mahkemece verilen görev çerçevesinde 6 aylık ihbar öneli esas alınmak suretiyle;
¸olarak hesaplandığı belirtilmiştir.
Mali(2), konu uzmanı(1), Makine Mühendisi (2) bilirkişi heyetinin 22.06.2022 tarihli 17 sayfadan ibaret ek raporunda özetle;Tarafların bilirkişi kök raporumuza karşı vermis oldukları itiraz dilekçelerinin incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde bilirkişi kök rapordaki kanaatlerinde herhangi bir değişiklik meydana gelmediği belirtilmiştir.
Sektör bilirkişisinin 21.09.2023 tarihli 3 sayfadan ibaret raporunda özetle; Adana il pazar payının %2 olarak alındığı, ODD'nin web sayfasında yapılan incelemede Adana iline ilişkin 2002-2006 yıllarında Türkiye'de satılan araçların ne kadarının Adana'da satıldığı hususunda herhangi bir veriye rastlanılmadığı belirtilmektedir. Bu oran davacı beyanı doğrultusunda %2 olarak hesaplamalara alınmıştır. ODMD verilerine göre yapılan hesaplamada aşağıdaki tabloya ulaşılmıştır.
¸
Mali(2), konu uzmanı(1), Makine Mühendisi (2), sektör (1) bilirkişi heyetinin 01/09/2024 tarihli 9 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; Rapor içerisinde belirtildiği üzere ODD den eklenen bilirkişi ... tarafından yapılan incelemeler ve değerlendirmeler çerçevesinde; Dava konusu alacak talepleri yönünden yapılan hesaplama neticesinde davacının talep edebileceği alacak tutarlarının (konu ile ilgili olarak Yargıtay 19. HD. Nin 27.01.2016 tarih, 2015/5009 E. ve 2016/9069 K. sayılı kararına istinaden) sayın mahkemece verilen görev çerçevesinde 6 aylık ihbar öneli esas alınmak suretiyle;
¸olarak hesaplandığı belirtilmiştir.
Mali(2), konu uzmanı(1), Makine Mühendisi (2), sektör (1) bilirkişi heyetinin 01/09/2025 tarihli 9 sayfadan ibaret ek raporunda özetle;Rapor içerisinde belirtildiği üzere ara karar gereği heyetimizce yapılan incelemeler ve değerlendirmeler neticesinde;
¸olarak hesaplandığı belirtilmiştir.
Dava, davacı ile davalı arasında imzalanan bayilik sözleşmesi uyarınca davalı tarafça sözleşmenin haksız feshi iddiasına dayalı olarak .... ATM de açılan davada "20.000-TL maddi tazminat" karar verildiği, davacının mahkememize tazminata ve diğer taleplere ilişkin olmak üzere ek dava açtığı, davanın haksız fesih nedeniyle oluşan taleplerin istemine ilişkindir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde;
Taraflar arasında 13.08.2003 tarihinde ... marka araçların satışına ilişkin bayilik sözleşmesi imzalanmış, bu sözleşme davalı tarafça 12.04.2006 tarihinde feshedilmiştir. Davacı, haksız fesih nedeniyle uğradığı zararların tazminini talep etmekte; davalı ise davacının satış hedeflerini tutturamadığını, bu nedenle prim ve iskonto hakkının doğmadığını savunmaktadır.
Davacı toplam 1.988.092,96 TL talep etmekte olup bu tutar; 163.203,86 TL kar kaybı (araç satışından elde edilecek kar yoksunluğu), 716.359,86 TL kazanç kaybı (yedek parça satışından elde edilecek kar yoksunluğu), 645.558,50 TL geçmiş yıllar iskonto prim alacağı ve 462.970,74 TL ileriye yönelik zarar (ihbar öneli içinde destek primi yoksunluğu) kalemlerinden oluşmaktadır.
Taraflar arasındaki temel uyuşmazlıklar şunlardır: Davacının satış hedeflerini tutturamamasının tazminat hakkını ortadan kaldırıp kaldırmayacağı, kar kaybı ve kazanç kaybı taleplerinin ayrı mı birlikte mi değerlendirileceği, geçmiş yıllar iskonto prim alacağının miktarı ve ileriye yönelik zarar hesaplamasında hangi yıl verisinin esas alınacağı.
Uyuşmazlıkların çözümünde esas alınması gereken ve tüm alacak kalemlerini etkileyen başlangıç kabulleri aşağıda belirlenmiştir.
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği tespit edilmiş, davacının tazminat talep etme hakkının bulunduğuna hükmedilmiş, ihbar öneli süresi altı ay olarak belirlenmiş ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 20.000 TL tazminata hükmedilmiştir. Bu karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 303. maddesi uyarınca kesinleşmiş karar mahkememizi bağlamaktadır. Bu çerçevede; davalının feshinin haksız olduğu, davacının tazminat hakkının mevcut olduğu ve ihbar önelinin altı ay olduğu hususları kesin hüküm niteliğinde olup yeniden tartışmaya açılamaz.
Kesinleşen kararda hükmedilen 20.000 TL, işbu davada hesaplanacak alacak tutarlarından mahsup edilecektir. Kesinleşen kararda 20.000 TL'nin hangi alacak kalemine ilişkin hükmedildiği belirtilmediğinden ve her iki tarafın da bu konuda somut bir iddiası bulunmadığından, hakkaniyete uygun olarak dört alacak kalemine eşit şekilde beşer bin lira dağıtım yapılması uygun görülmüştür.
Davalı, davacının sözleşme süresince satış hedeflerini hiçbir zaman tutturamadığını, sözleşme gereği hedef tutturulmadan iskonto ve prim hakkının doğmayacağını, bu nedenle davacının tüm iskonto ve prim taleplerinin reddinin gerektiğini savunmaktadır. Bu savunmanın kabulü halinde davacının geçmiş yıllar iskonto prim alacağı ve ileriye yönelik zarar taleplerinin tamamının reddi gerekecektir. Bu nedenle söz konusu savunmanın değerlendirilmesi, alacak kalemlerinin esasına geçilmeden önce çözümlenmesi gereken ön mesele niteliğindedir.
Mahkememizce bu savunma kabul edilmemiştir.
Bilirkişi heyetine Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği'nden dahil edilen sektör bilirkişisi ..., ODMD verilerine dayanarak davacının satması gereken araç adetlerini satamadığını tespit etmiştir. Mahkememizce bu tespit değerlendirilmiş olmakla birlikte, aşağıda açıklanan nedenlerle satış hedeflerinin tutturulamaması tazminat hakkını ortadan kaldırmamaktadır.
Birincisi, taraflar arasındaki sözleşmenin 20. maddesi incelendiğinde, ertesi yıl satış kotasının taraflarca karşılıklı mutabakat yoluyla belirleneceği hükmünün yer aldığı görülmektedir. Bilirkişi heyeti kök raporda, davalının bu sözleşme hükmüne aykırı olarak satış hedeflerini tek taraflı belirlediğini ve davacıya bildirdiğini açıkça tespit etmiştir. Nitekim sektör bilirkişisi Oruçoğlu da raporunda, verilen hedeflerin 2004 yılı hariç olması gerekenden daha düşük olduğunu gözlemlemiştir. Sözleşmeye aykırı şekilde tek taraflı belirlenen hedeflerin tutturulamaması, davacının kusuru olarak değerlendirilemez.
İkincisi, bilirkişi heyeti kök raporda, davacının başka bayilere sağlanan bir kısım avantajların kendisine sağlanmadığını, bu nedenle araç satışlarında diğer bayilerle rekabet edemediğini tespit etmiştir. Davalı tarafından yaratılan eşitsiz rekabet ortamında hedeflerin tutturulamamasının tüm sorumluluğu davacıya yüklenemez.
Üçüncüsü, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kesinleşen kararı ile davalının feshinin haksız olduğu ve davacıya tazminat ödenmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu kesin hüküm, davacının tazminat hakkının varlığını kesin olarak ortaya koymaktadır. Davalının hedef tutturulmadığı savunması, kesinleşmiş tazminat hakkını ortadan kaldıramaz; ancak tazminat miktarının belirlenmesinde dikkate alınabilir. Nitekim bilirkişi hesaplamaları varsayımsal hedefler üzerinden değil, davacının fiilen gerçekleştirdiği satış ve kar verileri üzerinden yapılmıştır.
Bu gerekçelerle davalının satış hedeflerinin tutturulamamasına dayalı savunması reddedilmiş, davacının tazminat hakkının mevcut olduğu kabul edilerek alacak kalemlerinin esasına ilişkin incelemeye geçilmiştir.
Davacı, kar kaybı ve kazanç kaybı taleplerini ayrı kalemler olarak ileri sürmüştür. Davacı, dava dilekçesinde kar kaybını araç satışından elde edilecek kar, kazanç kaybını ise yedek parça satışından elde edilecek kar olarak tanımlamıştır. Bu tanımlara göre her iki kalemin birbirinden bağımsız olarak hesaplanması gerekmekte ise de, aşağıda açıklanan nedenlerle bu ayrıştırma mümkün olmamıştır. Davacı, kök raporda hesaplanan yüksek tutarların esas alınmasını talep etmektedir. Davalı ise faaliyet karı içinde yedek parça karının zaten mevcut olduğunu, yedek parça karının ayrıca hesaplanmasının mükerrer hesaplamaya yol açtığını savunmaktadır.
Mahkememizce, kar kaybı ve kazanç kaybı taleplerinin birlikte değerlendirilerek tek tutar üzerinden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Davacı vekilinin kök rapordaki hesaplamanın esas alınması yönündeki talebi yerinde görülmemiştir. Kök raporda tespit edilen yedek parça mükerrer hesaplama sorunu ve ... ile ... marka ayrıştırması eksikliği, mahkememizin 30.01.2025 tarihli ara kararı ile bilirkişi heyetine düzeltilmek üzere gönderilmiştir. Bilirkişi heyeti bu talimata uygun olarak hesaplamalarını revize etmiş olup, kök rapordaki tutardan farklılığın gerekçesi mahkeme ara kararı ve bilirkişi ek raporunda açıkça ortaya konmuştur. Bilirkişi heyeti mahkeme ara kararına bağlı olup talimat doğrultusunda hesaplama yapması zorunludur.
Bilirkişi heyeti, davacı şirketin 2002-2006 yıllarına ilişkin faaliyet karı içinde hem araç satışından hem de yedek parça satışlarından elde edilen gelirlerin bir bütün olarak yer aldığını tespit etmiştir. Davacının yasal defterlerinde bu gelir kalemleri ayrı raporlanmadığından, faaliyet karı içindeki araç satışı gelirleri ile yedek parça gelirlerinin ayrıştırılması mümkün olmamıştır. Aynı şekilde ... ve ... markalarına ait satışların da ayrıştırılamaması nedeniyle, heyette yer alan sektör bilirkişisi ... tarafından bayilik dönemlerinde ... ve ... marka araçların ortalama araç satış fiyatlarının birbirine yakın olduğu değerlendirmesiyle yüzde elli beş ..., yüzde kırk beş ... dağılım oranı belirlenmiştir. Her ne kadar davalı bu oranın varsayımsal olduğunu ileri sürmüş ise de, sektör bilirkişisinin uzmanlık alanındaki bu değerlendirmesi takdiren esas alınmıştır.
Davacı, her ne kadar ticari defterlerinde yedek parça alış ve satış kayıtları mevcut ise de, bu kayıtlardan hareketle brüt kar üzerinden sektör kar marjı ile ayrıca yedek parça karı hesaplanması aşağıdaki nedenlerle hukuka aykırı bulunmuştur.
Birincisi, faaliyet karı zaten hem araç satışı karını hem de yedek parça satışı karını içermektedir. Bilirkişi heyeti bu hususu açıkça tespit etmiştir. Faaliyet karından ... payı hesaplandığında, bu tutarın içinde yedek parça karının ...'e düşen kısmı da yer almaktadır. Yedek parça karının ayrıca hesaplanması, aynı gelir kaleminin iki kez dikkate alınması sonucunu doğurmakta olup çifte hesaplamaya yol açmaktadır. Davalının, katkı bedelinin de faaliyet karı içinde gelir olarak kaydedildiği ve faaliyet karına göre yapılacak hesaplamanın katkı bedelini de içereceği yönündeki itirazı da aynı çerçevede değerlendirilmiş olup, faaliyet karının tüm gelir kalemlerini birlikte içerdiği tespiti gereği birleşik değerlendirme yapılmasıyla bu itiraz da karşılanmıştır.
İkincisi, faaliyet karı ile sektör kar marjı hesaplaması birbirinden farklı metodolojilere dayanmaktadır. Faaliyet karı, şirketin fiili gelir tablosundan elde edilen net kardır ve personel, kira, elektrik, reklam gibi tüm faaliyet giderleri düşülmüş haldedir. Sektör kar marjı ile yapılan hesaplama ise satış tutarının belirli bir yüzdesi olarak belirlenen brüt kar benzeri bir tutardır ve faaliyet giderlerinden yedek parça faaliyetine düşen pay hesaba katılmamıştır. Bu iki farklı metodoloji ile hesaplanan tutarların toplanması teknik olarak doğru değildir.
Üçüncüsü, bilirkişi raporundaki bu hususa ilişkin rakamlar matematiksel tutarsızlık içermektedir. Faaliyet karı esas alınarak hesaplanan altı aylık kar mahrumiyeti 41.113,42 TL iken, sektör kar marjı ile hesaplanan altı aylık yedek parça karı 112.529,85 TL olarak belirlenmiştir. Faaliyet karının hem araç hem yedek parça karını birlikte içerdiği dikkate alındığında, yalnızca yedek parça karının toplam faaliyet karından yüksek çıkması matematiksel olarak mümkün değildir. Bu tutarsızlık, yukarıda açıklanan metodoloji farklılığından kaynaklanmaktadır.
Dördüncüsü, kar kaybı ve kazanç kaybı adları ile isimlendirilen araç satışı ve yedek parça satışı kalemlerinin ayrıştırılamaması, davacının kendi ticari defter kayıt düzeninden kaynaklanmaktadır. Davacı, defter kayıtlarını araç satışı ve yedek parça satışı olarak ayrı tutmamış, marka bazında da ayrıştırma yapmamıştır. Bu kayıt düzeni eksikliğinin sonuçlarına davalının katlanması beklenemez. Davacının kendi kayıt düzeninden kaynaklanan belirsizlik, davacı lehine yorumlanarak çifte hesaplamaya gidilemez.
Beşincisi, tazminat hukuku ilkeleri gereği, tazminat zararı karşılamaya yöneliktir ve zarar göreni zenginleştirme amacı taşımaz. Aynı karın hem faaliyet karı içinde hem de ayrıca sektör marjı ile hesaplanarak iki kez talep edilmesi, sebepsiz zenginleşme yaratacaktır.
Bu gerekçelerle davalının mükerrer hesaplamaya ilişkin itirazı yerinde görülmüş, davacının ayrı hesaplama yapılması ve kök raporun esas alınması yönündeki talepleri reddedilmiştir. Kar kaybı ve kazanç kaybı talepleri, ayrıştırılamayan faaliyet karı çerçevesinde birlikte değerlendirilmiş ve bilirkişi tarafından faaliyet karı üzerinden hesaplanan 41.113,42 TL her iki talebi kapsayan tutar olarak kabul edilmiştir. Bu tutardan kar kaybı için 5.000 TL ve kazanç kaybı için 5.000 TL olmak üzere toplam 10.000 TL mahsup edildiğinde, hükmedilecek tutar 31.113,42 TL olarak belirlenmiştir.
Davacı 645.558,50 TL geçmiş yıllar iskonto prim alacağı talep etmektedir. Bu talep, 2002 yılında uygulanan iskonto oranının sonraki yıllarda da uygulanması halinde 2003, 2004, 2005 ve 2006 yıllarında oluşacak fark iskonto primini ifade etmektedir. Davalı, hedef tutturulmadığından prim hakkının doğmadığını ve zamanaşımı itirazında bulunmaktadır.
Mahkememizce davacının bu talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalının hedef tutturulmadığı savunması yukarıda açıklanan gerekçelerle reddedilmiştir.
Davacının talep ettiği 645.558,50 TL ile bilirkişi tarafından hesaplanan 30.119,02 TL arasındaki 615.439,48 TL tutarındaki farkın iki temel nedeni bulunmaktadır.
Birinci neden zamanaşımı sınırlamasıdır. Davacı tarafından açılan ilk dava kısmi dava olup, dava konumuz alacakların zamanaşımına etkisi yoktur. İşbu davanın açılış tarihi 08.04.2016 olup, TBK m.146 gereğince 10 yıllık zamanaşımı geriye doğru hesaplandığında 08.04.2006 öncesi alacaklar zamanaşımına uğramıştır. Türk Ticaret Kanunu uyarınca ticari işlerde zamanaşımı süresi on yıl olup, bu süre geriye doğru hesaplandığında 08.04.2006 tarihinden önce tahakkuk eden alacaklar zamanaşımına uğramıştır. Bu nedenle davacının talep ettiği 2003, 2004 ve 2005 yıllarına ilişkin fark iskonto primi alacakları zamanaşımı nedeniyle hesaplama kapsamı dışında bırakılmıştır. Bilirkişi heyeti, mahkememizin önceki ara kararlarına uygun olarak yalnızca 08.04.2006 tarihinden sonra tahakkuk eden ve zamanaşımı süresi içinde kalan alacakları değerlendirmeye almıştır. Bu çerçevede hesaplama, fesih tarihine göre son bir yılda satılan 171 adet araç üzerinden yapılmıştır.
Davalının, prim alacaklarının dönemsel nitelikte olduğu ve her alacak kalemi için ayrı zamanaşımı değerlendirmesi yapılması gerektiği yönündeki itirazına gelince; taraflar arasındaki ilişki tek satıcılık sözleşmesine dayalı olup, sözleşmeden kaynaklanan alacaklara TBK m.146 gereğince on yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanmaktadır. Fesih tarihine kadar henüz muaccel olmamış prim alacaklarının dönemsel niteliği, uygulanacak zamanaşımı süresini değiştirmemektedir. Bilirkişi hesaplaması bu sınır dahilinde yapılmıştır.
İkinci neden hesaplama yöntemi farklılığıdır. Davacı, 2002 yılında uygulanan iskonto oranının sabit referans olarak alınmasını ve bu oranın 2003, 2004, 2005 ve 2006 yıllarında da uygulanması halinde oluşacak farkın hesaplanmasını talep etmiştir. Bu yaklaşım, gerçekleşmemiş bir duruma dayalı varsayımsal ve spekülatif nitelikte bir hesaplama yöntemidir. Taraflar arasındaki ticari ilişkide her yıl farklı iskonto ve destek primi oranları uygulanmış olup, 2002 yılı oranının sonraki yıllarda da aynen uygulanacağına dair bir sözleşme hükmü veya ticari teamül bulunmamaktadır. Bilirkişi heyeti, davacının bu varsayımsal yaklaşımını kabul etmeyerek daha objektif ve somut verilere dayanan bir yöntem tercih etmiştir.
Bilirkişi heyeti, yıllar itibariyle fiilen ödenen destek primlerini incelemiştir. Buna göre 2003 yılında 166 araç için destek primi ödenmemiş, 2004 yılında 277 araç için araç başı 224,75 TL, 2005 yılında 165 araç için araç başı 496,64 TL ve 2006 yılında fesih tarihine kadar 41 araç için araç başı 104,15 TL destek primi ödenmiştir. Yıllar ortalaması alındığında araç başı destek primi 275,15 TL olarak hesaplanmıştır. Toplam 649 araç için ödenmesi gereken destek primi tutarı 178.572,35 TL olarak belirlenmiş, fiilen ödenen 148.471,73 TL düşüldüğünde 30.119,02 TL fark tespit edilmiştir.
Bu hesaplama yöntemi, varsayımsal bir orana değil fiilen gerçekleşen ticari ilişkiye dayanmakta olup daha objektif ve hakkaniyete uygun bulunmuştur. Nitekim bu hesaplama tüm bilirkişi raporlarında tutarlı şekilde korunmuş ve değiştirilmemiştir.
Bu gerekçelerle geçmiş yıllar iskonto prim alacağı, zamanaşımı sınırlaması ve objektif hesaplama yöntemi dikkate alınarak 30.119,02 TL olarak kabul edilmiş, 5.000 TL mahsup edilerek 25.119,02 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Davacı 462.970,74 TL ileriye yönelik zarar talep etmektedir. Bu talep, ihbar öneli içinde performansa bağlı destek primi ve kota primi yoksunluğunu ifade etmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, katkı bedeli hesaplamasında hangi yıl verisinin esas alınacağı noktasındadır. Davalı, 2005 yılı verisi yerine tüm yılların ortalamasının alınması gerektiğini savunmaktadır.
Mahkememizce 2005 yılı verisinin esas alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi heyeti iki alternatif sunmuştur. Bilirkişi heyetinin kök raporda ve ek rapor 3'te esas aldığı hesaplamada 2005 yılı verisi kullanılarak araç başı katkı bedeli 3.832,13 TL olarak belirlenmiştir. Ek rapor 2'de ise sektör bilirkişisi ...'nun değerlendirmesi doğrultusunda tüm yılların ortalaması alınarak araç başı katkı bedeli 2.607,58 TL ve toplam katkı bedeli 208.606,40 TL olarak hesaplanmıştır. Sektör bilirkişisi, yılların ortalamasının alınmasının sektör teamüllerine daha uygun olacağını değerlendirmiş ise de, mahkememizce 2005 yılı verisinin tercih edilmesi uygun görülmüştür. Ek rapor 2'deki ortalama yöntemi, 2003 ve 2004 yıllarındaki düşük rakamları da içerdiğinden fesih tarihindeki güncel koşulları yansıtmamaktadır.
Bu tercihte şu hususlar gözetilmiştir: İleriye yönelik hesaplamalarda fesih tarihine en yakın yıl verilerinin kullanılması daha isabetlidir. 2003 ve 2004 yılları verileri, o dönemdeki yüksek enflasyon oranları nedeniyle 2006 yılı koşullarını yansıtmamaktadır. Nitekim bilirkişi heyeti de ek rapor 2'de bu durumu açıkça ifade etmiş ve 2003 ile 2004 yılları satış tutarlarının yüksek enflasyon oranları nedeniyle güncel değeri yansıtmayacağını belirtmiştir. Ayrıca TMK m.2 dürüstlük kuralı ve HMK m.190 ispat yükü düzenlemesi çerçevesinde, davalının kendi eylemiyle ispat zorluğuna neden olduğu hallerde mevcut verilerden davacı lehine olanın esas alınması hakkaniyetin gereğidir. Davalının ödememe eyleminden kaynaklanan belirsizliğin sonuçlarına davacının katlanması hakkaniyete aykırı bulunmuştur.
Bilirkişi heyeti, ihbar öneli süresi olan altı ayda satılabilecek araç sayısını ortalama 80 olarak belirlemiştir. Bu sayı üzerinden 80 adet çarpı 3.832,13 TL hesabıyla katkı bedeli tutarı 306.570,40 TL olarak tespit edilmiştir.
Bu gerekçelerle ileriye yönelik zarar 306.570,40 TL olarak kabul edilmiş, 5.000 TL mahsup edilerek 301.570,40 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Davanın haksız fesih kaynaklı maddi tazminata dayalı olması nedeniyle kısmen reddedilen davada, AAÜT 13/3maddesi uyarınca, davacı lehine hükmedilen bedel aşılmayacak şekilde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Davacı vekilinin, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen davada 160.000 TL geçmiş dönem zararının kesin hükümle belirlendiği ve bu tutarın toplam alacağa eklenmesi gerektiği yönündeki talebine gelince; anılan mahkeme kararında hükmedilen tazminat tutarı 20.000 TL olup, kararda 160.000 TL tutarında bir hüküm bulunmamaktadır. Kaldı ki bu talep, bilirkişi raporuna itiraz niteliğinde olmayıp esasa ilişkin yeni bir talep mahiyetindedir ve dava dilekçesindeki talep kalemleri ile sınırlı olan inceleme kapsamı dışında kalmaktadır.
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere tüm bu hususlara göre aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davacının kar kaybı ve kazanç kaybı taleplerinin KISMEN KABULÜ ile 31.113,42-TL'nin 13.04.2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının geçmiş yıllar iskonto prim alacağı talebinin KISMEN KABULÜ ile 25.119,02-TL'nin 13.04.2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacının ileriye yönelik zarar talebinin KISMEN KABULÜ ile 301.570,40-TL'nin 13.04.2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
5-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 24.441,51-TL ilam harcından peşin alınan 27.680,24-TL'nin mahsubu ile bakiye 3.238,73-TL ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
6-Davacı tarafından yatırılan 24.441,51-TL peşin harç ve 29,20-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 24.470,71-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 57.248,45-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davalı, kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/3 maddesine göre davacı lehine hükmedilen vekalet ücreti aşılamayacağından 57.248,45-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
9-Davacı tarafından yapılan 66.149,30-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 11.905,08-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
10-Davalı tarafından yapılan 130,00-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 106,60-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
11-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/01/2026
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.