mahkeme 2025/402 E. 2025/398 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/402

Karar No

2025/398

Karar Tarihi

17 Haziran 2025

T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/402 Esas
KARAR NO:2025/398

DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:21/12/2022
KARAR TARİHİ:17/06/2025

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... San. Tic. Ltd. Şti. ile davalı ... arasında 07.03.2017 tarihinde imzalanan Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi uyarınca davalının müvekkilinin faaliyet alanı olan Ege Bölgesi’nde ve belirli ürün gruplarının satışında iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren iki yıl süreyle rekabet etmeme yükümlülüğü altına girdiğini, sözleşmenin 4.10. maddesine göre davalının müvekkili şirkete rakip olan firmalarda çalışmayacağını, bu firmalarla iş ilişkisine girmeyeceğini ve aksi halde son brüt maaşının 10 katı tutarında cezai şart ödemeyi kabul ettiğini, buna rağmen davalının iş akdinin sona ermesinden sonra henüz iki yıl dolmadan ... adlı firmada Bölge Satış Müdürü olarak çalışmaya başladığını, bu firmanın müvekkilinin faaliyet gösterdiği alanla birebir örtüştüğünü, davalıya .... Noterliği’nin 09.09.2022 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şart ödemesi gerektiğinin bildirildiğini, ancak ödeme yapılmadığını, bu nedenle ... numaralı arabuluculuk dosyasında başvuru yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını, iş sözleşmesindeki rekabet yasağı hükmünün Türk Borçlar Kanunu m.444-447 hükümleri uyarınca geçerli olduğunu, müvekkilinin üretim sırları, müşteri bilgileri ve pazarlama faaliyetlerine ilişkin bilgilerinin davalı tarafından edinildiğini ve rekabet yasağının haklı ve hakkaniyete uygun şekilde sınırlandırıldığını, bu yasağın ihlali nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, Yargıtay kararlarının da bu tür cezai şart taleplerini haklı bulduğunu, bu nedenle işbu davanın açıldığını, şimdilik 1.000,00 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart talebiyle açtığı davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili ... ile davacı ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan iş sözleşmesinde yalnızca işçi aleyhine tek taraflı ceza koşulu düzenlendiğini, işverene herhangi bir yükümlülük yüklenmediğini, bu nedenle ceza şartı içeren maddenin Türk Borçlar Kanunu m.27 ve 420 uyarınca kısmi hükümsüzlük taşıdığını ve geçersiz olduğunu, rekabet yasağının geçerli olabilmesi için işçinin çalışma özgürlüğünü sınırlayan bu yasağa karşılık işverenin de bir edim üstlenmesi gerektiğini, bu edim yüklenmeden sadece işçi aleyhine ceza koşulu belirlenmesinin Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları çerçevesinde geçersiz olduğunu, ayrıca davacının herhangi bir zarara uğradığını ya da zararın doğması ihtimalini ispatlayamadığını, müvekkilinin halihazırda çalıştığı ... ... Ltd. Şti. ile davacı şirketin farklı ürün gruplarında faaliyet gösterdiğini, ...’nın ağır sanayi, maden, elektrik santrali gibi alanlarda çalıştığını ve ... marka teknik ürünler sunduğunu, oysa davacı şirketin bu ürünleri satmadığını ve bu firmaların aynı sektörde rakip olmadığını, iki şirketin müşteri kitlesinin, ürün portföyünün ve hizmet alanlarının örtüşmediğini, ayrıca davacının ürünlerinin satıldığı bayilerde müvekkilinin çalıştığı firmanın ürünlerinin yer almadığını, bu nedenle rekabet ilişkisi kurulmasının mümkün olmadığını, SAP raporları ve müzekkere yazılarıyla bu hususun ispatlanabileceğini, bu nedenlerle müvekkili hakkında düzenlenen cezai şart hükmünün geçersiz olduğunu, müvekkilinin davacı şirkete herhangi bir zarar vermediğini, davacının kötü niyetle açtığı işbu davanın tümden reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dosyanın .... İş Mahkemesi'nin ... sayılı 27/05/2025 tarihinde kesinleşen görevsizlik kararı ile mahkememize gönderilmesi sonucu yukarıda yer alan esas numarasına kaydedildiği,
Davacının ve davalının imzaladığı 07.03.2017 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin 4.10. Maddesinde iş akdi sona erdikten sonraki aşamada rakip veyahut aynı iş kolunda olan bir firmada çalışması halinde cezai şart kararlaştırıldığı, davacı davalının iş akdi sonlandırdıktan sonra 2 yıl dolmadan davacı şirket ile aynı faaliyet konusu ürünleri satımını gerçekleştiren ve Ege Bölgesi'nde yer alan ... adlı firmada Bölge Satış Müdürü olarak çalışmaya başladığını bu nedenle rakip firmada çalışmasının, rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğini iddia ederek cezai şart alacak istemli eldeki bu davayı açmıştır.
Dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 01/06/2021 tarihli, 2021/3076 Esas ve 2021/9789 Karar sayılı ilamı ile, "...2-Dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart alacaklarının tahsili istemine ilişkin olup, öncelikle dikkate alınması gereken husus uyuşmazlığın 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Gerek mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda, gerekse 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda, Türk Borçlar Kanunu’nun rekabet yasağına ilişkin hükümlerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olduğu belirtilmiş ise de, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde yer alan: “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmü, bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulmasını gerektirmektedir.
İşçinin haklarını adalet mercilerinde çabuk, kolay ve ucuz bir surette almasını temin etmek amacıyla özel İş Mahkemeleri Kanunu çıkarılmıştır. Ayrı bir iş yargılaması ve bu yargılamayı uygulayan özel mahkemelerin kuruluşu, esasen iş hukukunun işçiyi koruma hukuki niteliğinden kaynaklanmaktadır.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, “a)5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara,c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.” şeklinde düzenlenmiştir.
Şu halde, İş Mahkemeleri Kanunu ile işçi ve işveren arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları çözme görevinin iş mahkemesine verilmiş olması, Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesinde yer alan “aksine hüküm bulunmadıkça” ibaresinin karşılığıdır. Başka bir anlatımla, İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, Türk Ticaret Kanununun 4.maddesinde belirtilen ticari davalara bakma görevinin ticaret mahkemelerine ait olduğunu belirten 5.maddedeki 'aksine hükmü' öngören bir düzenlemedir.
Benzer bir durum, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 76. maddesinde 03.03.2001 tarih ve 4630 sayılı Kanunun 30. maddesi ile yapılan değişikliğin sonucu olarak kurulan Fikri ve Sınai Haklar Mahkemeleri için söz konusudur. Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesinde fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta öngörülen hususlardan doğan davalar da ticari dava sayılmasına rağmen 5846 sayılı Kanun uyarınca kurulan Fikri ve Sınai Haklar Mahkemelerinin kuruluşuna ilişkin düzenlemenin Türk Ticaret Kanunu’nun 5.maddesinde belirtilen aksine hükmü karşıladığı kabul edilmektedir. Aksi halde tüm fikri haklara ilişkin uyuşmazlıklarda ticaret mahkemelerinin görevli olması gibi bir durum ortaya çıkmaktadır.
Rekabet yasağına ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 444–447.maddeleri hizmet sözleşmesine ilişkin hükümler içinde düzenlenmiştir. Her iki kanunda da rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulması ve sınırları özellikle işçinin korunması ilkesi dikkate alınarak düzenlenmiştir. Gerçekten, işçinin çalışma hakkı, rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin yer, süre ve konu itibariyle sınırlandırılmasını gerektirmektedir.
İşçi ile işveren arasında sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma olmadıkça, Borçlar Kanunu'ndaki hükümler tek başına işverene talep hakkı vermez. Başka bir anlatımla, taraflarca rekabet yasağı konusunda anlaşma yapılmışsa işveren, sözleşmeye aykırı davranıldığını ileri sürerek cezai şart ya da tazminat talebinde bulunabilecektir. Bu nedenle, burada borcun kaynağı kanun değil, iş sözleşmesidir.
İş sözleşmesi devam ederken işçinin sadakat borcu gereği zaten rekabet yasağı bulunduğundan bu konuda ayrı bir anlaşmanın varlığına gerek yoktur. Rekabet yasağının ihlali halinde işveren, iş sözleşmesine aykırı davranıştan ötürü sözleşmeyi haklı nedenle feshedebileceği gibi, varsa zararının tazminini de isteyebilecektir.
Türk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağının sona ermesini düzenleyen 447.maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak ya da işçi tarafından haklı nedenle feshedilmiş olması halinde rekabet yasağının sona ereceği düzenlenmiş olup, haklı fesih müessesesinin iş hukuku ilkeleri çerçevesinde ticaret mahkemesince değerlendirilmesinin güçlüğü ortadadır.
Uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan Türk Borçlar Kanununun 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemeleri görevlidir. Dairemizin önceki kararlarında işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonrası dönem bakımından rekabet yasağına ilişkin olarak cezai şart ve tazminat davaları bakımından ticari dava olduğu belirtilmiş ise de; konunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla,yukarıda belirtilen açıklamalar uyarınca görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu belirlendiğinden bu karardan dönülmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Somut olayda davacı işveren ile davalı işçi arasında rekabet yasağına ilişkin düzenlenmiş olan sözleşme maddesi uyarınca tarafların talep edebilecekleri cezai şart ve tazminata ilişkin davaların görülme yeri iş mahkemeleri olduğundan davalı tarafın bu yöndeki temyiz itirazlarının yerinde değildir..." şeklinde karar verildiği, yine T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 14/03/2023 tarihli, 2023/2156 Esas ve 2023/3830 Karar sayılı ilamı ile, "...2. Dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart alacağına ilişkin olup Dairemizin 01.06.2021 tarihli bozma ilâmında da detaylı olarak açıklandığı gibi somut olayda uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemeleri görevlidir.
3. Dairemizin önceki kararlarında işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonraki dönem bakımından rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklanan cezai şart ve tazminat davalarının ticari dava olduğu belirtilmiş ise de konunun yeniden değerlendirilmesi sonucunda görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu belirlendiğinden önceki karardan dönülmüştür. Hâl böyle olunca somut olayda davacı işçi ile davalı işveren arasında, sözleşme sona erdikten sonraki döneme ilişkin rekabet yasağına aykırılığın sonuçlarını düzenleyen sözleşme maddesi uyarınca tarafların talep edebilecekleri cezai şart ve tazminata ilişkin davaların görülme yeri iş mahkemeleri olduğundan davalı tarafın bu yöndeki temyiz itirazlarının yerinde değildir." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
Taraflarca rekabet yasağı konusunda anlaşma yapılması halinde işverenin, sözleşmeye aykırı davranıldığını ileri sürerek cezai şart ya da tazminat talebinde bulunabileceği, bu durumda borcun sebebinin iş sözleşmesi olduğunun ortada olduğu, somut olayda, uyuşmazlığın kaynağının iş sözleşmesi olması nedeniyle Türk Borçlar Kanunu'nun 444. ve devamı maddelerine dayalı olarak İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda İş Mahkemelerinin görevli olduğu, T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin yukarıda zikredilen kararları öncesinde vermiş olduğu kararlarında işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonrası dönem bakımından rekabet yasağına ilişkin olarak cezai şart ve tazminat davaları bakımından ticari dava olduğu belirtilmişse de söz konusu ihtilafların ilgili Yargıtay Dairesi tarafından yeniden değerlendirilerek, görevli mahkemenin İş Mahkemesi olduğunun belirlendiği, açıklanan nedenlerle ve T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 01/06/2021 tarihli, 2021/3076 Esas ve 2021/9789 Karar sayılı ve 14/03/2023 tarihli, 2023/2156 Esas ve 2023/3830 Karar sayılı ilamları uyarınca, davacı işveren ile davalı işçi arasında rekabet yasağına ilişkin düzenlenmiş olan sözleşme maddeleri uyarınca tarafların talep edebilecekleri cezai şart ve tazminat ile zarar taleplerine ilişkin açılacak davalarda görevli Mahkemelerin İş Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, iş bu davaya bakmaya Mahkememiz görevli olmadığından HMK.'nun 114/1-c ve 115/2 madde uyarınca Mahkememizin karşı görevsizliğine davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, görevli mahkemenin İstanbul İş Mahkemesi olduğuna,Mahkememiz kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde daha önce .... İş Mahkemesinin ... sayılı kararı ile görevsizlik kararı verildiğinden olumsuz görev uyuşmazlığının halli merci tayini için dosyanın HMK. 22/2 maddesi uyarınca İSTANBUL B.A.M. ilgili Hukuk Dairesine gönderilmesine karra verilerek aşağıdaki hüküm kurma yoluna gidilmiştir.(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi'nin 06/05/2025 tarih 2025/767 Esas 2025/1056 Karar sayılı kararı)
HÜKÜM:
1-İş bu davaya bakmaya Mahkememiz görevli olmadığından HMK.'nun 114/1-c ve 115/2 madde uyarınca Mahkememizin karşı GÖREVSİZLİĞİNE davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, görevli mahkemenin İSTANBUL İŞ MAHKEMESİ olduğuna,
2-Mahkememiz kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde daha önce .... İş Mahkemesinin ... sayılı kararı ile görevsizlik kararı verildiğinden olumsuz görev uyuşmazlığının halli merci tayini için dosyanın HMK. 22/2 maddesi uyarınca İSTANBUL B.A.M. ilgili Hukuk Dairesine gönderilmesine,
3-Merci tayini sonrasında verilen kararda mahkememizin görevli bulunmaması halinde dosyanın re'sen görevli .... İş Mahkemesi'ne gönderilmesine,
4-6100 sayılı HMK. 331/2 madde ve bendi uyarınca yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair tarafların / vekillerinin yokluğunda; taraflara gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu karar verildi. 17/06/2025

Katip ...
(E-İmzalı)

Hakim ...
(E-İmzalı)

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim