Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/87
2026/47
4 Şubat 2026
T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/87 Esas
KARAR NO:2026/47
DAVA:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:14/03/2022
KARAR TARİHİ:04/02/2026
....Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/02/2023 tarih ...sayılı görevsizlik kararı üzerine dosya mahkememize tevzi edilmiş olup, yapılan yargılamasonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının bakır, bronz gümüş gibi madenleri işleyerek sanayi sektöründe kullanılan elektronik alet parçalarının üretimini yaptığını, üretim yaptığı imalathanesinin uzun zamandan beri ... İş Merkezinde bulunduğunu imalathaneye 31/05/2021 tarihinde 07:15 saatlerinde ... markalı ... plakalı, plakasının sahte olduğu gerçek plakanın ... olduğu polis araştırması ile tespit edilen araç ile 5 hırsızın girdiğini, imalathanenin camını kırarak dava dilekçesinde detaylıca bildirilen malzemeleri çaldıklarını, davacının böylelikle maddi zarara uğradığını, davalıların bu konuda müteselsilen sorumlu olduğunu, iş merkezi yönetimlerinin görevlerinin yalnızca aidat tahsili, borçların ödenmesi, bakım onarım ve temizlik gibi işlerle sınırlı olmadığını, güvenlik önlemlerinin de gerekli tedbirlerin de alınması gerektiğini, davacının iş merkezinden sadece imalat için boş bir alanı almadığını, ayrıca iş merkezinin sakinlerine sağlamış güvenlik hizmetlerini de aldığını, davalının bu sorumluluğunu yerine getirmediğini, gerekli tedbir ve güvenlik önlemlerini almadıklarını, bununla birlikte davalılar arasında güvenlik ve gözetim sözleşmesinin akdedildiğini, bu hususta 3 güvenlik görevlisinin görevlendirileceğini, hırsızlığın gerçekleştiği gün sadece 1 güvenlik görevlisinin görevlendirildiğini, güvenlik görevlisinin saat 8'de çıkması gerekirken 06:40'ta iş merkezinden ayrıldığını, iş merkezinde temizlik işiyle ilgilenen çalışana yıllık izin kullanacağını bu sebeple erken çıkacağını beyan ettiğini, güvenlik görevlisinin iş merkezinden ayrılmasının ardından hırsızların gelerek malları çaldığını, şirket çalışanlarının 7:40'ta gelerek malların çalındığını fark ettiğini, söz konusu olayda güvenlik görevlisi iş çıkış saatlerine uymuş olsaydı ve gerekli güvenlik tedbirleri alınmış olsaydı olayın meydana gelmeyeceğini, davacıya ait imalathanenin iş merkezi içerisindeki yerinin giriş katında bulunan güvenlik kulübesinden sola dönülüp on adım gidildiğinde görülebilecek konumda olduğunu, bu sebeple de güvenlik görevlisinin görevinin başında olmasının hırsızlık olayını engelleyebileceğini, güvenlik görevlisi iş merkezinden ayrılmış olsa dahi güvenlik şirketinin iş merkezinin güvenlik ve gözetiminden sorumluluğunun devam edeceğini, davalıların davacıya karşı edimini gereği gibi ifa etmemelerinden kaynaklı olarak meydana gelen zararı gidermekle yükümlü olduklarını, çalınan malların dolar kuruna doğrudan bağlı olması sebebiyle zararın tazmininde döviz kurunun dikkate alınması gerektiğini, güvenlik şirketinin özel güvenlik mali sorumluluk sigortası yaptırmasının zorunlu olduğunu, sigortası var ise sigorta şirketine davanın ihbar edilmesini talep ettiklerini beyan ederek, davacının zararının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere 1.000,00 USD maddi tazminatın haksız fiil tarihi olan 31/05/2021 tarihinden itibaren devlet bankalarının dolar ile açılmış bir yıl mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranı ile birlikte fiili ödeme günündeki Merkez bankası efektif dolar satış kurundan TL'ye çevrilerek davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ... merkezinin tüzel kişiliği bulunmasa da diğer davalının tüzel kişiliğe sahip bir şirket olduğunu bu sebeple görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, tüzel kişiliği bulunmayan iş merkezinin dava ve taraf ehliyetinin bulunmadığını, yönetici/yönetim kurulu aleyhine dava açılamayacağını, bu sebeple davanın tüm kat maliklerine ihbarını talep ettiklerini, dava konusu hırsızlık olayının gerçekleşmesinde iş merkezinin herhangi bir kusurunun olmadığını, sorumluluğun davacı şirkette olduğunu, davacı şirketin hırsızlık olayının meydana gelmemesi için hiçbir koruyucu önlem almadığını, iş merkezinin yönetim karar defteri ve tapu kayıtları gereğince sadece yalnızca kalıp atölyesi olarak kullanılabileceğini, başka bir iş yapılmasının yasak olduğunu, ancak davacının bu durumu bilmesine rağmen iş merkezinin özgülendiği iş haricinde farklı bir sektörde iş yapmayı tercih ettiğini, bu durumda davalı ... merkezine kusur atfedilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle davacıya ait iş yerinde dava dilekçesinde belirtilen nitelikte ve miktarda ürün olmadığını, kamera kayıtlarıyla sabit olduğu üzere 5 hırsızın 6-7 adet koli içerisinde ürün çaldığını, araç kapasitesinin 700 kg olduğunu, hırsızlığa gelen 5 kişinin ortalama 400 kilo olduklarını ve en fazla 300 kilo ürün çalmış olabileceklerini, çok fazla ürün çalındığına ilişkin beyanların gerçek dışı olduğunu, dava konusu iş yerinde iddia edilen ürünlerden ziyade sarı pirinç ve kızıl malzeme ham maddelerinin satıldığını, bu ürünlerin hırsızlık tarihindeki satış fiyatlarının 40-60 TL/kg olduğunu, bu sebeplerle hırsızlık olayı neticesindeki zararın iddia edilenin aksine pek düşük olduğunu, diğer davalı ile aralarında akdedilen güvenlik hizmeti alım sözleşmesi gereğince 18:00-06:00 saatleri arasında güvenlik hizmeti alındığını, hırsızlığın 07:14'te meydana geldiğini, bu saatler arası güvenlik hizmeti alınmasının kat malikleri genel kurul kararıyla olduğunu, davacı tarafından bu karara herhangi bir itiraz edilmediğini, iptali için dava açılmadığını, davacının onayında olan saatlerde güvenlik hizmeti alındığından güvenlik hizmeti alınmayan saatlerde meydana gelen hırsızlık olayında iş merkezinin sorumlu tutulmaması gerektiğini, iş merkezi dışında demir kapı bulunduğunu ve bu kapının saat 10:00'da kapatılarak saat 06:00'da açıldığını, iş merkezinin dış kapısı açıldıktan sonra davacıya ait iş yerinde 07:14'te meydana gelen hırsızlık olayından iş merkezi yönetiminin sorumluluğunun olmadığından bahisle davanın usul ve esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ... şirketinin tacir olmasından dolayı görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, diğer davalı ile aralarında akdedilen güvenlik hizmeti alım sözleşmesi gereğince 18:00-06:00 saatleri arasında güvenlik hizmeti verildiğini, hırsızlığın 07:14'te meydana geldiğini, bu saatler arası güvenlik hizmeti alınmasının kat malikleri genel kurul kararıyla olduğunu, davacı tarafından bu karara herhangi bir itiraz edilmediğini, iptali için dava açılmadığını, davacının onayında olan saatlerde güvenlik hizmeti alındığından güvenlik hizmeti alınmayan saatlerde meydana gelen hırsızlık olayından güvenlik şirketinin sorumlu tutulmaması gerektiğini, diğer davalı ile aralarında akdedilen sözleşme gereğince sadece çevre güvenliği ve gözetimine ilişkin hizmet verdiklerini, site içinde meydana gelecek olaylarla ilgili hizmet ve sorumluluklarının olmadığını, davalının iş merkezinin içiyle ilgili herhangi bir sorumluluk üstlenmediğini, sorumluluğun davacı şirkette olduğunu, davacı şirketin hırsızlık olayının meydana gelmemesi için hiçbir koruyucu önlem almadığını, dükkan kapısının cam kapı olduğunu, cam kapıya kilit taktırılmadığını, kepenk yaptırılmadığını, alarm taktırılmadığını, iş yerine sigorta yaptırılmadığını yani hırsızlık olayının olmaması için hiçbir koruyucu özel önlem alınmadığını, iş merkezinin yönetim karar defteri ve tapu kayıtları gereğince sadece yalnızca kalıp atölyesi olarak kullanılabileceğini, başka bir iş yapılmasının yasak olduğunu, ancak davacının bu durumu bilmesine rağmen iş merkezinin özgülendiği iş haricinde farklı bir sektörde iş yapmayı tercih ettiğini, bu durumda davalı ... merkezine kusur atfedilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle davacıya ait iş yerinde dava dilekçesinde belirtilen nitelikte ve miktarda ürün olmadığını, kamera kayıtlarıyla sabit olduğu üzere 5 hırsızın 6-7 adet koli içerisinde ürün çaldığını, araç kapasitesinin 700 kg olduğunu, hırsızlığa gelen 5 kişinin ortalama 400 kilo olduklarını ve en fazla 300 kilo ürün çalmış olabileceklerini, çok fazla ürün çalındığına ilişkin beyanların gerçek dışı olduğunu, dava konusu iş yerinde iddia edilen ürünlerden ziyade sarı pirinç ve kızıl malzeme ham maddelerinin satıldığını, bu ürünlerin hırsızlık tarihindeki satış fiyatlarının 40-60 TL/kg olduğunu, bu sebeplerle hırsızlık olayı neticesindeki zararın iddia edilenin aksine pek düşük olduğundan bahisle davanın usul ve esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben yazılan dilekçe ile açılan dava, .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sırasına kaydedilmiş ve Mahkemece 21/02/2023 tarihinde ... karar sayılı kararında; "...davacı tarafından davalılar aleyhine tazminat isteminde bulunulduğu, emsal nitelikteki Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/1974 Esas-2016/2503 Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 2020/742 Esas-2022/588 Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin 2021/844 Esas-2021/2125 Karar sayılı ilamlarıyla belirtildiği üzere, talep edilen alacak bakımından haksız fiil mağdurunun ticari şirket olduğu, güvenlik hizmeti sözleşmesinin tarafının da ticari şirket olması ve tarafların ticari işletmelerini ilgilendirmesi nedeni ile iş bu davanın ticari nitelikteki bir dava olduğu, tacir oldukları çekişmesiz olan davacı ile davalılardan ... arasındaki ihtilafın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğu, uyuşmazlığa konu davanın ticari dava niteliğinde olduğu, TTK'nin 4. ve 5. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın çözümünde asliye ticaret mahkemesinin (İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri) görevli olduğu..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, kararın taraflarca istinaf edilmemesi üzerine 30/01/2024 tarihinde kesinleştiği ve kesinleşme üzerine Mahkememize tevzi edilerek Mahkememizin 2024/87 esas sırasına kaydedildiği görülmüştür.
Dava; davacı şirkete ait iş yerinde meydana gelen hırsızlık olayı nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Bilirkişi heyeti 25/05/2025 tarihli raporunda özetle; Davacı envanterinde 31.05.2021 tarihi ile 204.542,56 TL tutarlı hammadde stoku bulunduğu, somut olaydaki sözleşmeye göre gerçekleşen zararı önlemek için davalı ... şirketinin yükümlülüklerinin bulunduğu, ancak somut olayda hırsızlık olayı meydana geldiği dikkate alındığında bu olayda (davacının kusurunun bulunmadığı ihtimalinde) güvenlik şirketince sözleşmeye uygun olarak tedbirlerin alındığı, gerekli gözetim ve denetim görevlerini yerine getirildiği ispatlanmadıkça oluşan zarardan davalı ... şirketinin sorumlu olduğunun ifade edilebileceği, Mahkemece zararın meydana geldiği ve davalıların müteselsil sorumlu olduğu kanaatinde olunması durumunda davalıların kusur oranlarının somut olayda önem arz etmeyeceğinden ve dolayısıyla zararın tamamından müteselsilen sorumlu tutulmaları gerekeceğinden, gerekli ödeme yapıldıktan sonra davalılar arasında akdedilen sözleşme gereği meydana gelen hasardan doğan sorumluluğun belli bir tarafa ait olması hususunun, rücu ilişkisi kapsamında kendi aralarında çözülmesi gereken bir ihtilaf olacağının ifade edilebileceği, buna karşın mahkemece zararın meydana geldiği ve tarafların kusur oranlarının bu noktada önem arz ettiği kanaatine varılır ise heyetimiz mali üyesi tarafından taraflar arasında ihtilafa neden olan hırsızlık olayı 31.05.2021 tarihinde gerçekleşmiş olup, davacının 31.05.2021 tarihi itibariyle çalındığı belirtilen mallarının olası TL tutarı/defter değeri belirlenmiş olup; 204.542,56 TL hesap edildiğinden, bu bedelin tarafların kusuru oranına altlanması halinde site yönetiminin %15 kusur oranı çerçevesinde 30.681,38-TL'lik, güvenlik şirketinin ise %35 kusur oranı çerçevesinde 71.S89,89-TL'lik zarardan sorumlu olacağının ifade edilebileceği hususları tespit ve rapor edilmiştir.
Bilirkişi heyeti 26/08/2025 tarihli ek raporunda özetle; taraflar esasında kök rapora karşı itirazlarında evvelce sundukları ve heyetimizce kök raporda detaylı ve de ihtimalli şekilde değerlendirilen hususları yinelediklerinden detaylıca incelemelerimiz ve itirazlara yönelik açıklamalarımız kapsamında kök raporda yer alan ve gerek çeşitli ihtimallere dayanan gerekse de takdirin tamamen Mahkemeye ait olduğuna dair görüşün aynen muhafaza edildiğini, ancak Mahkemeyi bilirkişi görüşü takyit etmediği tespit ve rapor edilmiştir.
Davacı vekili 03/12/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; HMK Madde 107 gereği başlangıçta 1.000,00 USD olarak belirlenen davadaki taleplerini 10.993,67 USD arttırarak toplam 11.993,67 USD maddi tazminat talebinin kabulü ile haksız fiilin gerçekleştiği 31.05.2021 tarihinden itibaren devlet bankalarının dolar ile açılmış bir yıl mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranı ile birlikte fiili ödeme günündeki Merkez bankası efektif dolar satış kurundan TL'ye çevrilerek bilirkişi raporunda davalılara yüklenen kusur oranında davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde;
Mahkememizce alınan kök ve ek rapor aynı doğrultuda, ek raporda, bilirkişi heyeti tarafların itirazlarının kök raporda yer alan seçenekli değerlendirmelerle ele alındığını belirtmiş olup, Mahkememizce alınan ve kusur ve hesap yönünden hüküm kurmaya elverişle olduğu değerlendirilen bilirkişi raporuna göre, dava konusu hasara sebep olan hırsızlık olayının gerçekleşmesinde davacının %50 kusurunun bulunduğu, davalı ...'in %35, davalı ...'nin ise %15 oranında kusurlu olduğu, davalılar arasında sözleşmesel ilişki bulunduğundan güvenliğin açığından kaynaklanan olay neticesinde davacının meydana gelen zararından davacıya karşı sorumluluklarının müteselsilen olduğu, davalıların kusur oranının kendi aralarındaki rücu ilişkisinde dikkate alınması gerektiği, devamında davacının envanter kayıtlarına göre olay tarihi olan 31/05/2021 tarihi itibariyle belirlenen stoklarının 204.542,56-TL tutarlı olduğu, davacının %50 ve davalıların toplam %50 kusuruna göre davacının davalılardan talep edebileceği zararın 102.271,28-TL tutarında olduğu belirlenmiştir.
Dava dilekçesi incelendiğinde davacının kısmi dava açtığı, zararın USD cinsinden olmak üzere 1.000,00-USD tutarındaki kısmı için talepte bulunduğu ve hırsızlık olayının gerçekleştiği 31/05/2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun 4/a uyarınca mevduat faizi işletilmesinin talep edildiği görülmüştür. Bu durumda davacının davasını 1.000,00-USD üzerinden açması ve raporda seçenekli olarak bu tutarın üzerinde de zarar belirlenmesi (TL cinsinden olsa da) nedeniyle ve 19/11/2025 tarihli celse davacı vekilinin ıslah dilekçesi sunmak üzere talepte bulunması nedeniyle davacı vekiline ıslah için süre verilmiştir. Davacı vekili 03/12/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuyla belirlenen 102.271,28-TL tutarındaki alacağın haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan 31/05/2021 tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış kuru üzerinden (1 USD=8,5271-TL) USD karşılığının 11.993,67-USD olduğundan 1.000,00-USD tutarındaki talebini 10.993,67-USD artırarak 11.993,67-USD'nin haksız fiilin gerçekleştiği 31/05/2021 tarihinden itibaren USD cinsi en yüksek mevduat faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının kusur oranlarına göre davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davacı zararını USD cinsinden talep etmiş, raporda ise TL cinsinden belirlenmiş olup, davacı vekili 26/09/2025 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde zararın yabancı para cinsinden talep edilebileceğine dair emsal yargıtay ilamı sunduğunu bildirmiş, olay tarihindeki kur üzerinden yabancı para karşılığının hesaplanması gerektiğinden bahisle bilirkişi raporuna itiraz etmişse de davacı vekilinin dayandığı Hukuk Genel Kurul kararının 11/11/2009 tarih 2009/4-238 esas 2009/493 karar sayılı ilamı olup, dilekçede alıntılanan emsal kararda; "" denildiği, 818 sayılı Borçlar Kanunu'ndaki düzenlemeden bahsedildiği ve kaldı ki karar içeriğinden açıkça anlaşıldığı üzere olayda yabancılık unsuru bulunduğu görülmüş olup, eldeki dava yönünden değerlendirme yapıldığında, hem kararda değinilen kanun boşluğunun 818 sayılı kanuna ilişkin olması ve olayın gerçekleştiği tarihte uygulanabilirliği olmaması, hem de olayda yabancılık unsuru bulunmaması ve davacının gerçek zararının yabancı para cinsinden hesaplanması gerektirir durum olmaması nedeniyle somut olaya uygulanabilirliği bulunmamaktadır. Kaldı ki yürürlükte bulunan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2022/3-695 esas 2023/70 karar sayılı kararında; "... 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 99 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre kural olarak "Konusu para olan bir borç Ülke parasıyla ödenir". Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ise; bu kuralın aksinin kararlaştırılması yani Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması konusunda anlaşma bulunması hâlinde "sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla ödenebilir". Maddenin üçüncü fıkrasında ise borcun ödeme gününde ödenmemesi hâlinde alacaklının "aynen veya vade yada fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini" isteyebileceği hükme bağlanmıştır..." denilmiştir. Yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK hükümlerine değinilerek verilen emsal niteliğindeki HGK kararı da dikkate alınarak, davacının envanter kaydının TL cinsinden yapıldığı, gerek dava dilekçesi içeriği gerekse tanık beyanlarından davacının üretim yaptığı ve hırsızlık olayının da gerçekleştiği yerin imalathane olarak kullanıldığı açık olduğundan, davacının kendi üretimini yaptığı emtialar için TL yerine USD cinsiden talepte bulunduğu, davanın dayanağının da haksız fiil niteliğindeki hırsızlık olayı neticesinde uğranıldığı iddia edilen zararlardan kaynaklandığı, bu durumda davacının alacak talebinin haksız fiilen dayanan tazminata ilişkin olduğu, yabancı para ile ödeme talep etmesini gerektirir yabancılık unsuru bulunmadığı gibi davacı ile davalılar arasında yabancı para ile ifayı gerektirir herhangi bir sözleşmesel ilişki mevcut olmadığı, ayrıca davacının imalathane olarak kullandığı yerde yine davacının üretimini yaptığı ürünlerinin çalınması nedeniyle envanter kayıtlarının da TL cinsinden tutulduğu göz önünde bulundurulduğunda yabancı para cinsinden ifayı talep edemeyeceği değerlendirilmiştir. Yapılan inceleme neticesinde, davacının talep edebileceği alacağının 102.271,28-TL olduğu anlaşılmış olup, davacı vekilince ıslah dilekçesinde, raporda belirlenen bu tutarın haksız fiil tarihindeki kur üzerinden USD karşılığı hesaplanarak artırım yapıldığından davacının talebinin de TL cinsinden karşılığının 102.271,28-TL olduğu anlaşıldığından ve alacağın dayanağı haksız fiil niteliğindeki hırsızlık olayı olduğundan haksız fiil tarihi olan 31/05/2021 tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebinin yerinde olduğu değerlendirildiğinden, dava dilekçesinde zararın davalılardan tahsili talep edildiğinden 102.271,28-TL zararın, haksız fiil olması nedeniyle faiz başlangıcı olay tarihi olan 31/05/2021 tarihinden itibaren tacirler arası haksız fiil olması nedeniyle işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın kabulüne,
102.271,28-TL zararın, haksız fiil tarihi olan 31/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 6.986,15-TL harçtan 247,63- TL peşin harç ile 8.500,00-TL tamamlama harcının mahsubu ile fazla 1.761,48-TL harcın hüküm kesinleştiğinde davacıya iadesine,
-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan -TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 1.507,50 -TL tebligat/ posta gideri, 28.449,50 -TL bilirkişi ücreti, 80,70-TL başvurma harcı, 247,63- TL peşin harç, 8.500,00 -TL tamamlama harcı, 11,50-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 8.839,83-TL yargılama giderinden iade edilecek olan 1.761,48-TL harcın mahsubu ile 37.035,35-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Kendini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalılar vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/02/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.