mahkeme 2024/478 E. 2025/161 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/478

Karar No

2025/161

Karar Tarihi

21 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2024/478 Esas
KARAR NO :2025/161

DAVA:Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:16/08/2024
KARAR TARİHİ:21/02/2025

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; : Taraflar arasında akdedilen, 31.10.2016 tarihli (ortaklık feshine ilişkin) Protokol’ün 18. maddesi uyarınca tahakkuk eden alacakların tahsili istemli olduğu, müvekkilinin ortaklık hissesinin devrine ilişkin 31.10.2016 tarihli Protokol uyarınca ½ şirket hissesini davalı ...’a tamamen devrettiğini, protokol kapsamında kendi üzerine düşen edimleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini, böylece davalı ..., ... Şirketi’nin yegâne pay sahibi haline gelerek, şirket üzerinde fiilen ve hukuken hâkimiyet elde ettiğini, şirketin tek pay sahipli anonim şirket haline gelmesine ilişkin ilanın 14.11.2016 tarih ve 9197 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nin 498. sayfa nüshasında yayınlandığını, ancak ... ve ...’ın tek ortağı ve yetkilisi olduğu ... İnşaat şirketi tarafından Protokol’de öngörülen edimlerin yerine getirilmediğini, ... İnşaat şirketi ve ...’ın 31.10.2016 tarihli Protokol’den kaynaklanan edimlerini yerine getirmemesi üzerine müvekkili taraflar arasında imzalanan 31.10.2016 tarihli protokol hükümlerine aykırılık nedeniyle sözleşmeden dönme ve edimlerin iadesi, mümkün olmadığı takdirde ise terdiden ifa ve tazminat istemleri ile .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyasında davasının görüldüğünü, ilgili yargılama uzunca yıllardır devam etmekte olup dava dosyasının istinaf incelemesi aşamasında olduğunu, davaya konu protokol ile şirket paylarının tamamını davalı ...’a devreden müvekkilinin şirketin Protokol tarihinde devam eden davalarından lehe sonuçlananlar nedeniyle elde ettiği kazanımları bilmesi ve tespit edebilmesi de olanaklı olmadığını, davaya konu protokol ile şirket paylarının tamamını davalı ...’a devreden müvekkilinin şirketin protokol tarihinde devam eden davalarından lehe sonuçlananlar nedeniyle elde
ettiği kazanımları bilmesi ve tespit edebilmesi de olanaklı olmadığını, belirtilen nedenle ikame edilen Huzurdaki davada, öncelikle ... İnşaat şirketinin 31.10.2016 tarihinde derdest olan dava dosyalarının UYAP sistemi üzerinden ve mümkün olmaması halinde ise adliyelerin tevzi büroları ile yapılacak yazışmalar neticesinde tespit edilmesinin ve tüm dava dosyalarının celp edilmesini, devamında ise celp edilen bu dava dosyalarında ve ... İnşaat şirketinin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi vasıtasıyla inceleme yapılarak, ... İnşaat şirketinin lehine sonuçlanan her bir dava dosyası yönünden elde edilen tazminat ve sair her türlü kazanımın parasal karşılığının belirlenmesi ve -Protokol’de bu kazanımların taraflarca eşit şekilde paylaşılacağı öngörüldüğünden- tespit edilen kazanımların yarısının müvekkil lehine hüküm altına alınması gerektiğini, 31.10.2016 tarihli (ortaklık feshine ilişkin) Protokol’ün 18. maddesi uyarınca,
Protokol tarihinde derdest olan ve sonrasında lehe sonuçlanan davalardan elde edilen tazminat ve sair kazanımlara göre belirlenecek alacağın, bilirkişi marifetiyle tam ve kesin olarak tespiti ile tespit edildiği anda talep miktarını
artırmak üzere -HMK.m.107 hükmü kapsamında belirsiz alacak davası olarak- şimdilik; ... İnşaat şirketinin 31.10.2016 tarihinde derdest olan davalarından lehe sonuçlananlar nedeniyle elde edilen tazminat ve sair her türlü kazanımlarının parasal karşılığının yarısı olarak 1.000,00-TL’nin, lehe sonuçlanan her bir davada elde edilen kazanımlar yönünden (ayrı ayrı olmak üzere) davanın karar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de müştereken ve müteselsilen davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Dava konusu bakımından protokolün imzası anında ikame edilmiş olup da henüz müvekkil tarafından fiilen parasal getiri sağlayan sonuçlanmış bir dava mevcut olmadığını, bu da huzurdaki dava bakımından davanın ikame edildiği anda hukuki yararın mevcut olmadığının kesin ispatı olduğunu, bu nedenle huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davada bahsi geçen protokol, 31.10.2016 tarihinde imzalandığını, taraflar ortaklığını bitiren bir protokol söz konusu olduğu dikkate alındığında bundan kaynaklı alacakların zaman aşımı farklı alacak kalemleri yönünden farklı olarak belirlenmişse de en fazla 5 yıl olduğu yasal düzenlemeden anlaşılmakta olduğunu, bu da davaya konu alacak kalemleri yönünden zaman aşımı süresinin dolduğu anlamına gelmekte olduğunu, bu bakımdan da zaman aşımı itirazında bulunduklarını, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından verilen karara itibar edilecek ise mahkemece verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, davacı, müvekkil şirketin taraf olduğu ve 31.10.2016 tarihine kadar ikame edilmiş derdest davaların sonunda müvekkilin elde edeceği menfaatlerin yarısını talep ettiğini, müvekkil şirketin 31.10.2016 tarihine kadar ikame edilen ve taraf olduğu davalardan elde etmiş olduğu fiili bir menfaat mevcut olmadığını, davanın hukuki yarar ve ... bakımından husumet dava şartı yönünden reddine, dava konusu alacağın zaman aşımına uğramış olması nedeniyle davanın reddine, bekletici mesele talebimizin kabulüne, davacının müvekkilden dava konusu alacağının bulunmaması nedeniyle davanın reddine, takas - mahsup talebimizin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davanın; taraflar arasında bağıtlanan 31/10/2016 tarihli protokolün 18. Maddesi uyarınca açılan alacak isteminden ibaret olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekili davada; 31.10.2016 tarihli Protokol, 14.11.2016 tarih ve 9197 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nin 498. sayfa nüshası, 02.08.2023 tarih ve 10884 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nin 227. sayfa nüshası, ... Sanayi Ticaret A.Ş. ve ... A.Ş.’nin ticaret sicil kayıtları, Tanık, Bilirkişi incelemesi, Keşif, Yemin, Delillerimizi hasretmeksizin ve davalı delillerine mukabil deliller sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla her türlü kanuni her türlü yasal delile dayanmıştır.
İstanbul Adliyesi Hukuk tevzi bürosu, İstanbul Anadolu Adliyesi Hukuk tevzi bürosu, Bakırköy Adliyesi Hukuk tevzi bürosuna ayrı ayrı müzekkere yazıldığı, davalılara ilişkin taraf olduğu dosya listesinin istenildiği görülmüştür.
... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...-.... 25/05/2023 tarihli dosyası uyap sisteminden celp edilmiştir. Dosyanın İstinaf aşamasında olması sebebiyle kesinleşme şerhinin gönderilmediği görülmüştür.
Davalı taraf ... yönünden husumet itirazında bulunulmuş ise de; davacının % 50 hissesinin ...' a devretmesi sebebiyle, hisse devri bedellerinden ...' ın sorumlu olduğu dikkate alınarak ...' ın pasif husumeti bulunduğundan buna yönelik itirazın reddine karar verildiği görülmüştür.
31/10/2016 tarihli protokolün 18. Maddesinin " taraflar arasındaki ortaklık yukarıda yer alan hükümler uyarınca son bulmuştur. Protokolde yer alan edimler taraflarca yerine getirildiğinde tarafların geçmişe dönük olarak ortaklık bakımından birbirine bir borcu kalmayacaktır. Devam eden aleyhine sonuçlanması muhtemel davaların maddi değerleri iş bu protokolde ortaklık değerleri arasında yer almış olmasına karşın lehe sonuçlanması muhtemel davalara yer verilmemiştir. Buna göre devam eden lehe sonuçlanacak davalardan elde edilecek tazminat kazanımlar taraflarca eşit olarak paylaşılacaktır." şeklinde olduğu, davacının iş bu protokolün bu maddesine istinaden iş bu alacak ( HMK 107. Maddesine göre belirsiz alacak davası ) davasının açıldığı, mahkemece tevzi bürolarına yazı yazıldıktan sonra bilirkişi marifeti ile alacağın tespiti bakımından talepte bulunduğu anlaşılmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-h maddesi hükmüne göre; Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması da bir dava şartıdır. Aynı maddenin 2.fıkrasına göre dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verilir. Hukuki yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada halen mevcut olmalıdır. Ayrıca açılacak davanın, ortaya çıkabilecek tehlikeyi bertaraf edebilecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşabilmek için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan sözedilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez (Pekcanıtez, H./Atalay, O./Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.297).
Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2017/16289 Esas, 2017/17592 Karar sayılı ilamı). Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir. (HMK 114/1-h, 115 m.)
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davacının protokole istinaden belirleyemediği alacağın mahkeme vasıtası ile dosya belirlendikten sonra bilirkişi incelemesini talep ettiği, mahkememizce tarafların hukuk tevzi bürolarına müzekkere yazılarak taraf olduğu dosyaların istenildiği, dava tarihi itibariyle hukuki bir yararının bulunmadığı anlaşıldığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın REDDİNE,
2-)Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 615,40-TL harcın başlangıçta peşin alınan 427,60 -TL harçtan mahsubu ile bakiye 187,8‬0-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.800,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-)Davacı yanca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-)Davalılar duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
5-)Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde re'sen taraflara/vekiline iadesine,
Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde,; tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.. 21/02/2025

Katip ...
e-imza

Hakim ...
e-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim