mahkeme 2024/130 E. 2024/359 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/130

Karar No

2024/359

Karar Tarihi

21 Mayıs 2024

T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO :2024/130 Esas
KARAR NO:2024/359

DAVA:Menfi Tespit (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:27/02/2024
KARAR TARİHİ:21/05/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... İcra Müdürlüğü ... Esas numaralı icra dosyasından müvekkili hakkında yapılan ödeme emri tebliğ edildiğini ve süresi içinde müvekkili tarafından itirazlar yapılmış ise de, hacizlerin karşı tarafın ... olması itibariyle kaldırıldığını, icra takibi ... A.Ş. ... Şubesi'nden alınan tüketici kredisi sözleşmesi esas alınarak başlatılmış ise de bu sözleşme ekte icraya sunulmadığı gibi sözleşmenin tarihi, neye dayandığı belirtilmeden yapılmış bir icra takibi olduğunu, müvekkilinin babası ...'ın yıllar önce ... ..., pazarlama bölümünde iken almış olduğu otomobil ile ilgili olduğu müvekkilince tahmin edildiğini, söz konusu sözleşmede müvekkilinin kefil olup asıl borçlu olmadığını, tahmini 20 yılı aşkın bir süre önce yapılan sözleşmeye dayalı olan takip ...'ın kapatılmış olması nedeniyle ... tarafından yapıldığını, bu kredi ile alınan araç haczedilerek satıldığını, araç ... ...'nin pazarlama bölümü tarafından satılmış emlak kredi bankası tarafından kredilendirildiğini, krediyi veren banka araç üzerine satılamaz kaydı veya kredi borcu kadar haciz koyarak krediyi vermiş olmasına rağmen 3. Şahıs tarafından aracın haczedilip satılmasında öncelikle parasını almış olması gerektiğini, almamış ise burada bankanın ciddi bir kusuru var olduğundan müvekkiline bu kez ...'ndan ödeme emri gönderilmesinin hukuka aykırı bir işlem olduğunu, müvekkilinin kefil olduğunu, bu kefalet var ise kefilliğin de ömür boyu kefalet olamayacağını, hele aracın bir başka alacaklı tarafından icra ile satılmasına rağmen 1. Sıradaki alacaklı parasını almamışsa, işlemi takip etmemişse geriye dönüp 30 yıla yakın bir süre önceki borcu müvekkilinden istemenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, öncelikle müvekkili söz konusu kredi sözleşmesini kefil olarak imzalamış olup önce asıl kişilere gitmesi gerektiğini, peşin dava defi itirazlarının mevcut olduğunu, kefile başvurmak için 10 yıllık zamanaşımı süresinin de dolduğunu, zamanaşımı defi itirazlarının da mevcut olduğunu, birçok hususlarda ancak detay sözleşme 3. Şahıs tarafından yapılan satış dosyası bulunduktan sonra ek savunmalarda bulunma hakları saklı kalmak üzere takibin iptali ile müvekkilinin araçları üzerindeki hacizlerin kaldırılmasını talep ettiklerini, izah edilen ve resen gözönüne alınacak sebeplere binaen; ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile, öncelikle müvekkilinin daha fazla mağdur olmaması için, ekte sunulan takibe konu hiçbir evrak sunulmadığı ve süresi içerisinde itiraz edilmişse de icra takibinin durmaması hususu da değerlendirilerek kötü niyetli olarak başlatılan icra takibinde ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, davacı müvekkilinin; .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalı taraf aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili kurumun halen bu kredi ilişkisi sebebiyle alacağı bulunduğundan davacı borçludan alacaklarının tahsili amacı ile, .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. nolu dosyası ile takip başlatıldığını, ... Fonuna devredilen ... A.Ş - ... şubesi tarafından dava dışı ... firmasına 25.10.1999 tarihli Tüketici Kredi Sözleşmesine istinaden kredi kullandırıldığını, davacı borçlu bu sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığını, borçlunun kredi borcunu sözleşme hükümlerine göre vadesinde ödememesi üzerine 17.10.2001 tarihinde kredi hesabı kat edildiğini ve kendisine borcu ödemesi için ... 1. Noterliği’nin ... yevmiye nolu ihtarnamesi ve hesap özeti gönderildiğini, banka alacağının tamamının ödenmemesi üzerine önce .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. dosyası ile 03.04.2002 tarihinde takibe geçildiğini, uzun zaman bu dosyalardan işlem yapıldığını, daha sonra bu dosya bulunamadığı için.... İcra Müdürlüğü’nün ... E. nolu dosya ile tahsilde tekerrür olmamak üzere takibe geçildiğini, borçlu borcunu takip etmek zorunda olduğunu, müvekkili kurumun halen bu kredi ilişkisi sebebiyle alacağı bulunduğundan .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. Nolu dosyasının ihya edilme imkanının olmaması nedeni ile davacı borçludan alacaklarının tahsili amacı ile zorunlu olarak.... İcra Müdürlüğü’nün ... E. nolu dosyası ile takip başlatıldığını, müvekkili kurumun halen bu kredi ilişkisi sebebiyle alacaklı olduğunu, davaya konu icra takibi.... İcra Müdürlüğü’nün ... E. Nolu dosyası ile başlatıldığını, dosya taraflarına devir edildiği ve eski olduğu için dosyanın geçmişi ve yapılan işlemler hakkında bilgileri bulunmadığını, kurum kayıtlarında yapılacak bilirkişi incelemesi ile bu durumun tespit edileceğini, dava dışı ... müvekkili kurum bünyesinde devren birleştirilen ... A.Ş’nin devir öncesi kredili müşterisi olup imzaladığı Tüketici Kredi Sözleşmesine istinaden kredi kullandığını, davacı, ilgili kredilerin teminatı olarak Tüketici Kredi Sözleşmelerini müşterek borçlu müteselsil kefil olarak, imzalamış olup, borç ve fer’ilerinden sorumlu olduğunu, dava dışı asıl borçlu ve davacı kefilin davaya konu imzalamış oldukları Tüketici Kredi Sözleşmeleri'nin kefalet başlıklı 19. md.'si ve içeriğine bakıldığında müteselsilen borçlu ve kefil olduklarını hür iradeleri ile kabul ederek imza altına aldığını, Kefalet Sözleşmesi Usul ve Yasaya uygun olduğunu, davacının Kefalet Borcu Zamanaşımına uğramadığını, Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun Gereğince de Hak Düşürücü Sürelerin geçmediğini, 2002 yılında açılan icra takibi sonrasında yürürlüğe giren yasa hükümlerinin işbu davaya uygulanması yasal olarak mümkün olmadığını, müvekkili banka alacakları yönünden 20 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olması karşısında haklı davalarının kabulü gerektiğini, açıklanan nedenle zamanaşımı itirazının hukuki gerekçeden yoksun olduğunu ve kabul edilemez olduğunu, davaya konu icra dosyasından gelen bir ödeme ve ... hesaplarına yapılan bir reddiyat sözkonusu olmadığını, huzurdaki davanın Kötü niyetle olarak açılması sebebiyle uğrayacakları herhangi bir zararda dava açma hakları saklı kaldığını belirttiklerini, davacı borçlunun iddialarının haksız ve kötüniyetli olup kabulü mümkün olmadığını, hukuki gerekçeden yoksun haksız ve zaman kazanmaya yönelik bu davayı kabul etmenin mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle, hukuki gerekçeden yoksun haksız ve zaman kazanmaya yönelik itirazları içerir davanın reddine karar verilmesine, haksız kötüniyet tazminatı yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:
Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle ; davacı adına ... tarafından başlatılan .... İcra Müdürlüğü ... Esas numaralı icra takibi tebliğ sonrası itiraz üzerine, fonların icra takiplerine itiraz edilse dahi bu itirazın satıştan başka icra işlemlerini durdurmayacağından ve davacının ...'na herhangi bir borcu bulunmadığından menfi tespit davası açtıklarını İcra takibi ... A.Ş. ... Şubesi'nden alınan tüketici kredisi sözleşmesi esas alınarak yapıldığı Davacının ; .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği , davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ise özetle ; hukuki gerekçeden yoksun haksız ve zaman kazanmaya yönelik itirazları içerir davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
5411 sayılı Bankacılık Kanununun 142.maddesi gereğince " Fon, fon bankaları ve faaliyet izni kaldırılan bankaların iflas ve tasfiye idareleri tarafından açılacak hukuk davalarına asliye ticaret mahkemesi tarafından bakılır. o yerde, birden fazla asliye ticaret mahkemesi bulunması hâlinde, bu davalar (1) ve (2) numaralı asliye ticaret mahkemesinde görülür.
Fon, fon bankaları ve faaliyet izni kaldırılan bankaların iflas ve tasfiye idareleri tarafından muamele merkezi veya ikametgâhı istanbul ili sınırları içinde olan kişiler aleyhine açılacak hukuk davaları ile borçlular hakkında açılacak iflas davalarına istanbul (1) ve (2) numaralı asliye ticaret mahkemesi tarafından bakılır. iflas davası açılması hâlinde, bu mahkeme, hakkında iflası istenen borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine borçlu aleyhine iflas davası açıldığını bildirir ".
Eldeki dava özü ve konusu itibariyle Bankacılık Kanunundan kaynaklanan bir dava değildir. Ayrıca davayı açan da fon bankası veya faaliyeti kaldırılan banka adına hareket eden iflas idaresi de değildir. Dolayısı ile Bankacılık Kanununun 142. Maddesinin olayda uygulama yeri bulunmadığından davacı vekilinin görev hususuna yönelik beyanına itibar edilmemiştir.
Dava; İİK 67. Maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır.
6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115.madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Aynı yasanın 137 ve devam maddeleri gereğince dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır. Mahkeme ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, uyuşmazlık konularını tam olarak belirler, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder ve bu hususları tutanağa geçirir. Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir; gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir.
28/05/2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasa'nın 3/k bendinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasının engelleyemeyeceğine değinilmiştir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73.maddesine göre, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğan uyuşmazlıklara ilişkin davalarda, Tüketici Mahkemeleri görevlidir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 29/04/2019 tarih, 2018/1695 Es. ve 2019/2776 K. sayılı ilamında "Dava taraflar arasında düzenlenen tüketici kredisi sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemidir. Sözleşmenin düzenlendiği 21.05.2013 tarihinde yürürlükte olan 4077 sayılı Kanunun 3/e maddesine göre tüketici, “Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi” ifade etmekte olup, davanın tarafının tüketici olması nedeniyle uyuşmazlığın bu yasa kapsamında bulunmasına göre, aynı Kanunun 23.maddesi uyarınca 4077 sayılı Kanunun uygulanması ile ilgili her türlü uyuşmazlığın Tüketici Mahkemelerinde bakılacağı öngörüldüğünden Tüketici Mahkemesi görevlidir. Mahkemelerin görevinin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması gerekir. Bu nedenle Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu gözetilmeden anılan kanun hükmüne aykırı şekilde genel mahkeme tarafından hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırıdır." yönünde karar verilmiştir.
Somut olayda davanın konusunu oluşturan .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında takibe dayanak belgenin ... A.Ş ... ŞUBESİ TÜKETİCİ KREDİSİ SÖZLEŞMESi olduğu dolayısıyla taraflar arasındaki ilişki tüketici kredi sözleşmesine dayalı olup davacı tüketici konumunda olduğu ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda belirtilen Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya görevli Tüketici Mahkemesi olduğu, mahkememizin görevine girmediği anlaşılmakla, iş bu davaya bakmaya Mahkememiz görevli olmadığından HMK 'nun 114/1-c ve 115/2 madde uyarınca Mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, HMK 20. madde uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar vermek yasal ve yerinde görülmüştür.
HÜKÜM:
1-)İş bu davaya bakmaya Mahkememiz görevli olmadığından HMK 'nun 114/1-c ve 115/2 madde uyarınca Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
HMK 20 madde uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın GÖREVLİ VE YETKİLİ İSTANBUL TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
2-)H.M.K.'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren taraflardan herhangi birinin iki hafta içerisinde Mahkememize başvurarak dosyanın görevli ve yetkili Mahkemesine gönderilmesi talebinde bulunmaması halinde dosyanın Mahkememizce resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
3-)Yargılama giderleri, harç ve vekalet ücreti hususunun H.M.K'nun 331. maddesi uyarınca davaya görevli ve yetkili mahkemede devam edilmesi halinde o mahkemede, davaya başka bir mahkemede devam edilmediği takdirde dosya ele alındığında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde mahkememizce değerlendirilmesine,
Dair davacı asilin ve davacı vekilinin yüzünde, davalının / vekilinin yokluğunda; tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/05/2024

Katip ...
(E-imzalı)

Hakim ...
(E-imzalı)

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim