mahkeme 2022/102 E. 2023/644 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/102

Karar No

2023/644

Karar Tarihi

3 Ekim 2023

T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2022/102 Esas
KARAR NO :2023/644

DAVA:Tazminat (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:11/02/2022
KARAR TARİHİ:03/10/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; uzun yıllardır yayıncılık sektöründe faaliyet gösterdiğini; bünyesinde ..., ... isimli ... yayınevlerini barındıran köklü bir kuruluş olduğunu; davalı ile ... isimli eserin Türkçe’ye çevrilmesi için 16.10.2015 tarihinde sözleşme imzaladığını; davalının çeviriyi teslim etmediğini; 17.07.2020 tarihli telif hakkı devir sözleşmesinin 13. Maddesi uyarınca davalının sır saklama yükümü altında olduğunu; buna rağmen davalının ... websitesi üzerinden yaptığı paylaşımlarıyla kendi itibarına zarar verdiğini; davalının kullanıcı adının ... (@...) olduğunu; şirket politikaları gereğince bir eseri farklı çevirmenlere emanet ederek yayımlama politikası güttüğünü; buna rağmen davalının diğeri çeviri kitap hakkında anasız, babasız ve serseri işi diyerek itibarsızlaştırdığını ileri sürerek ticari itibarını zedelediğini, sair hususlar ışığında davamızın kabulü ile davalının mü'vekkilin ticari itibarım zedeleyen davranışları sebebiyle 100.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapıldığı ancak dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Davanın; Manevi tazminat davası olduğu görüldü.
Bilirkişi Dr. Öğr. Üyesi ... tarafından bilirkişi raporunda; Huzurdaki uyuşmazlıkta @... isimli ... hesabının davalıya ait olduğuna dair bir somut delil bulunmadığı; Sayın Mahkemenizin @... isimli ... hesabının davalıya ait olduğu kanaatine varması ihtimaline binaen yukarıdaki değerlendirmenin yapıldığı, 27 Ağustos tarihli paylaşımın okurların kitap alırken tercihlerini etkileyebilecek nitelikte olup davacının ekonomik yaşamdaki ve rekabetteki konumunu etkileyebilecek nitelikte olduğundan davalının 27 Ağustos tarihli paylaşımı neticesinde davacının ticari itibarının zarar gördüğünün kabul edilebileceği, Manevi tazminat miktarının Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu tespit ve rapor edilmiştir.Dava; ticari itibarın zedelenmesi kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat talebine ilişkindir.
Manevi zarar, kişinin duygusal dengesini bozan, yaşama sevincini, yaşama keyfini azaltan, panik, korku, dehşet, yas, öfke, iğrenme, elem, küçük düşme, utanç duyma, moralsizlik, tedirginlik, ümitsizlik, yalnızlık hissi, aşağılık hissi, hayal kırıklığı gibi olumsuz duygusal sarsıntılar ve/veya fiziksel acılardır (Oğuzman, M. Kemal, Özer Seliçi, Şaibe Oktay Özdemir, Kişiler Hukuku (Gerçek ve Tüzel Kişiler), 8.bası, İstanbul 2005, sayfa:167). Manevi tazminat ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin çektiği acıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay sebebiyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır. Hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Yine 22.06.1966 tarihli 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde de takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her somut olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan sebepleri karar yerinde objektif bir biçimde göstermeli ve bu taktir hakkını MK'nun 4. maddesine göre hukuka ve hakkaniyete uygun olarak kullanmalıdır.
İfade özgürlüğü; haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilme, düşünce, tavır ve kanaatlerinden dolayı kınanmama ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme, anlatabilme, savunabilme, başkalarına aktarabilme ve yayabilme imkânlarına sahip olma anlamlarına gelir. Düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve bu konuda başkalarını ikna çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için hayati önemdedir.
İfade özgürlüğü; aynı zamanda demokratik toplumun temelini oluşturan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel unsurlardan olup bu özgürlük, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü; yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir.
Ancak belirtmek gerekir ki ifade açıklama özgürlüğü sınırsız değildir. İfade özgürlüğünün, kişilerin itibarına zarar verecek boyuta ulaşmaması gerekir. Bu gereklilik, temel hak ve hürriyetlerin; kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiğini belirten Anayasa'nın 12. maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur. Bu itibarla, Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma sebeplerinden biri de başkalarının şeref ve itibarının korunmasıdır. Davalının dava konusu yayında davacı hakkında sarf ettiği söz ve ifadelerin, ifade özgürlüğünün sınırlarını aştığını tespit ederken mahkemece ortaya konulan gerekçenin, bu özgürlüğü sınırlamak için yeterli ve ilgili olmasının yanında, ifade özgürlüğüne getirilecek sınırlamanın, demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik, ölçülü, orantılı ve istisnai nitelikte olması gerekir. Buna göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değil ise demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.
İfade özgürlüğünün sınırı, kişilerin şeref ve itibarının korunması hakkıdır. Çatışan bu iki hak arasında dengeleme yapılırken öncelikle dava konusu yayının davacılara ilişkin bölümünün, kamuoyunu ilgilendiren ve kamunun yararına ilişkin bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığına bakılmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davalının ... hesabından "çevirdiği ... uydurma bir çevirmen adıyla tekrar basan ... yeni bir skandalla gündemde. ... ve adab-ı muaşeret kurallarını ihlal etmeyen sözcük bulmak zor.iki kitabın piyasadan çekilmesi gerekir ama yeterli olur mu bilmiyorum...” şeklinde paylaşımda bulunduğu , mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere 27 Ağustos tarihli paylaşımın okurların kitap alırken tercihlerini etkileyebilecek nitelikte olup davacının ekonomik yaşamdaki ve rekabetteki konumunu etkileyebilecek nitelikte olduğundan davalının 27 Ağustos tarihli paylaşımı neticesinde davacının ticari itibarının zarar gördüğünün kabul edilebileceği tespit edilmiş olmakla hükme dayanak esas bilirkişi raporu, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamında; paylaşımların içeriği, tarafların konumu, olay tarihi, paylaşımın sosyal medya aracılığıyla yapılmasının etkisi ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında, davanın kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-)Davacı tarafından davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-)Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 1.366,20 -TL harçtan peşin alınan 1.707,75 -TL, mahsubu ile bakiye 341,55-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.360,00-TL arabuluculuk ücretinin 272,00 TL sinin davalıdan, 1.088 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 80,70 -TL başvurma harcı, 1.707,75 -TL peşin harç, 11,50 -TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.799,95 -TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-)Davacı tarafından yapılan 734,50 -TL davetiye gideri 2.000,00 -TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2734,50-TL yargılama giderinin davanın red ve kabul oranına göre 546,90 -TL davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-)Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17,900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-)Karar kesinleştiğinde davacının / davalının gider avansından artan bakiyesinin talep halinde iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/10/2023

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim