mahkeme 2020/94 E. 2025/552 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2020/94

Karar No

2025/552

Karar Tarihi

11 Eylül 2025

T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2020/94 Esas
KARAR NO:2025/552

DAVA:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:14/06/2018
KARAR TARİHİ:11/09/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacılar vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ... ve ... ve Tic. Ltd. Şti.ile davalılar ... A.Ş, ... A.Ş, ... İletişim Hiz. A.Ş arasında 03/11/2015 tarihli imzalanmış olan "... İş Ortaklığı Sözleşmesinin" 12/07/2016 tarihli .... Noterliğince düzenlenmiş ... Yevmiye Numaralı İhtarname ile süresinden önce haksız şekilde feshedilmesinden ötürü müvekkil şirketin ve müvekkil...'ın uğramış olduğu tüm müspet ve menfi zararların tespit edilerek tahsili, müvekkil şirketi iş bu sözleşmesinden ötürü mahrum kaldığı kar kaybının hesap edilerek tahsili, şirketin kesmiş olduğu ancak kesilen tutardan daha düşük oranlarda yapılan ödemelerden ötürü zararı, müvekkil şirketin teminat mektuplarının iade edilmemesi ve zamanında iade yapılmadığından ötürü müvekkil şirketin ödemek zorunda kaldığı komisyon vs. ücretlerin ve teminat mektubu bedelinin tahsili ve iş bu sözleşmeden kaynaklı müvekkil şirketin ve...'ın uğramış olduğu tüm zararların davalılardan ayrı ayrı yasal faizleri ile birlikte tahsilini ve yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Tarafların imzalamış oldukları ... İş Ortağı Sözleşmesi'nin 29.maddesinde uyuşmazlıkların çözümü için İstanbul Merkez Çağlayan Mahkemeleri'nin yetkili olarak belirlendiğini, davacı... bakımından husumet yönünden itiraz bulunmakta olup iş bu davacı bakımından davanın taraf sıfatı yokluğundan davanın reddini talep ettiğini, davacının basiretli bir tacir olarak alacağını kesin olarak belirleyebilmesi mümkün olduğundan belirsiz alacak davasının şartları bulunmadığından hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasında akdedilen pio sözleşmesi haklı sebeple feshedilmiş olup davacının maddi tazminat talebinin hukuki dayanağı bulunmadığını, davacının müşteri/abonelere ait kişisel verilere bilgi ve belgeleri kopyaladığı, arşivlediği dolayısıyla kişisel veri güvenliği sağlayamadığını, davacının abonelik evraklarını zamanında arşiv merkezine iletmediği bu suretle müşteri hatlarının kapanmasına sebebiyet verdiğini, davacının belirleyen personel sayısından daha az personel çalıştırarak faaliyetlerini yerine getirecek sayıda kadro sağlayamadığını, davacının çalıştırdığı personellerin prim, maaş ve kampanya hakedişlerini süreçlere uygun şekilde ödemediği tespit edildiğini, manevi tazminat talebinin şartları oluşmadığından davacının iş bu talebinin reddi gerektiğini, sözleşme haklı nedenle feshedildiğinden davacının yoksun kalınan kar ve bununla birlikte menfi zarar talebinin kabulünün mümkün olmadığını, davacının teminat mektuplarına ilişkin ödediği komisyon bedellerinin iadesi talebi hukuki dayanaktan yoksun olduğundan reddi gerektiğini, taraflar arasında sözleşmeden kaynaklanan cari hesap ilişkisi bulunmadığını bu nedenlerle davanın usulden reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; bilirkişi incelemesi, tanık, İşçi Sözleşmeleri, Faturalar, Maliye Kayıtları, SGK Kayıtları, Teminat Mektupları, Banka Kayıtları, Keşif, Benzer Çalışan Şirket Araştırması, Mailler, Fiş, Ödeme Belgesi vs.. Evraklar, Tüm Resmi-Özel Kurum Kayıtları, Telefon Görüşme Kayıtları, Ticari Defterler, işçilere Ödemelerin Yapıldığı bankaların celp edilecek dökümanları, personel sayısına ve bilgilerine ilişkin Celp Edilecek SGK kayıtları, müvekkilin davalı kurumlara işe konu evrakları, teslimine ilişkin dökümanlar, mailler, yazışmalar, ceza sistematiği, her türlü yasal sair delile dayanmışlardır.
Mahkememizce Talimat yolu ile yaptırılan keşif neticesinde düzenlenen 24/11/2021 tarihli bilirkişi raporu ile; "...2. Asliye Hukuk Mahkemesince bilirkişiliğimize verilen Esas No: ... Talimat dava dosyasındaki belgeler ve davacı şirket defter ve belgeleri üzerinden yapılan incelemede;
Raporun önceki bölümünde yer alan tespitler ile Davacının ve davalının savunmaları ile ilgili değerlendirmeler aşağıda yer almaktadır.
1 Davacı ve davalının Tacir olduğu
2- Dosyadaki sunulan belge ve savunmalar doğrultusunda yapılan hesaplama
3- Davacı ve davalı arasında yapılan sözleşmenin 25.2.6 maddesi, 6,3 maddesi, 26,2.10Maddesi, 12,2 Maddesi, 12,3 Maddesi uyarınca sözleşmenin feshedildiği.
4- Sözleşme haklı nedenle fehmedildiğinde/ feshedilmediğinde davacının yoksun kalınan kar ve bununla birlikte menfi zarar talebinin kabulü / kabul edilmemesi Hususunun Takdirinin Mahkemeye ait olduğu.
5- Taraflar arasındaki sözleşmenin davalı yanca feshinin haklı fesih olup olmadığı; Davacıya kusur yüklenip yüklenmeyeceği TTK m.122.4'te yer alan denkleştirme isteminde önceden vazgeçilmeyeceği düzenlemesine aykırı taraflar arasındaki sözleşme hükmünün geçerliliği ve hakkaniyete göre tazminat miktarını belirleme konusunda Takdirin Mahkemeye ait olduğu.
6- Sözleşmede belirtilen sözleşmenin 10,2 hükmünde tarafların üç ay önceden karşı tarafa bildirmek kaydıyla sözleşmeyi feshedebilecekleri hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla hiçbir gerekçe göstermeden | aylık ihbar süresine uyulmadığı görülmüştür.
7-Davacı Ticari defterlerine göre Kesilen Komisyon fatura tutarıyla Davalının yapmış olduğu ödemelerin birbirine uyumlu olduğu tespit edilmiştir.
A-Davacının Ticari Defter Kayıtlarına Göre Davalı Şirketlerin kesmiş olduğu komisyon Faturalarının hesaplama;
1-)Yukarda Tablo 2 de tespit edilen Davalının ... A.Ş.'nin davacı acenteye kesmiş olduğu Aylar bazında Komisyon Faturalarının Davacının 2015 ve 2016 yılı Ticari defterlerinde işlenmiş olarak tespit edilen Toplamı 74.523,56 TL* 285.670,62 TL — 360.194,18 TL Tutar olup bu Sözleşmenin yapıldığı tarih olan 3.11.2015 tarihinden sözleşmenin feshedildiği 12.07.2016 tarihine kadarki süre içinde 8 ay faaliyet göstermiş olup bu faaliyeti döneminde 8 ayın ortalaması 360.194,18/8 < 45.024.27 TL Tutar olan aylık istihsal komisyonu olup aylık Ortalama istihsal komisyon miktarı 45.024.27 TL Tutar olarak hesaplanmıştır
2-) Yukarda Tablo 3 de tespit edilen Davalının ... A.Ş.'nin davacı acenteye kesmiş olduğu Aylar bazında Komisyon Faturalarının Davacının 2015 ve 2016 yılı Ticari defterlerinde işlenmiş olarak tespit edilen Toplamı 107.795,69TL4 364.650,86 TL - 472.446,55 TL Tutar olup bu Sözleşmenin yapıldığı tarih olan 3.11.2015 tarihinden sözleşmenin feshedildiği 12.07.2016 tarihine kadarki süre içinde 8 ay faaliyet göstermiş olup bu faaliyeti döneminde 8 ayın ortalaması 472.446,55 TL / 8 - 59.055.822 TL Tutar olan aylık istihsal komisyonu olup aylık Ortalama istihsal komisyon miktarı 59.055,82 TL Tutar olarak hesaplanmıştır
3-) Yukarda Tablo 4 de tespit edilen Davalının ... A.Ş.'nin davacı acenteye kesmiş olduğu Aylar bazında Komisyon Faturalarının Davacının 2015 ve2016 yılı Ticari defterlerinde işlenmiş olarak tespit edilen Toplamı 10.010,41TL* 48.910,89 TL - 58.921,30 TL Tutar olup bu Sözleşmenin yapıldığı tarih olan 3.11.2015 tarihinden sözleşmenin feshi iği 12.07.2016 tarihine kadarki süre içinde 8 ay faaliyet göstermiş olup bu faaliyeti döneminde 8 ayın ortalaması 58.921,30 TL / 8 - 7.365,16 TL Tutar olan aylık istihsal komisyonu olup aylık Ortalama istihsal komisyon miktarı 7.365,16 TL olarak hesaplanmıştır.
Ancak:
Davacının Davalı Şirketlerden ALACAĞI tazminat tutarlarının en fazla
a-)... A.Ş.'den ALACAĞI miktarın 119.697,68 TL Tutar olacağı
b-)... A.Ş.'den ALACAĞI miktarın 59.055,82 TL Tutar olacağı
c-)... A.Ş.'den ALACAĞI miktarın 7.365,16 TL Tutar olacağı tespit edilmiştir.
d-)Demirbaşlarla ilgili Davacının Davalılardan ALACAĞI miktarın 115.668,50 TL tutar olduğu hesaplanmıştır
4- Davacının Şirket olmadan önceki Davalı şirketlerle ilgili çalıştığı 3 yıllık dönemle ilgili gelir kayıbının Hesaplanması:
a-)... A.Ş.'den ALACAĞI miktarın 45.024.27 TL Tutar olacağı
b-)... A.Ş.'den ALACAĞI miktarın 8.607.922 TL Tutar olacağı tespit edilmiştir..." tespit ve rapor edilmiştir.
Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre bilirkişiler heyetinden alınan 16/07/2022 havale tarihli raporlarında: ''...Taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle feshedilmediği, bu bakımdan davacının uğramış olduğu zararların tazmin edilmesi gerektiği,
Davacının talep etmiş olduğu masrafların, müsbet zarar niteliğindeki karın elde edilmesi için yapılması gereken zorunlu menfi giderler olduklarından, bir başka deyişle bu giderler yapılmadan kar elde edilmesi ve faaliyette bulunulması mümkün olmadığından, davacının yoksun kalınan kar tazminatı gibi müsbet zarar talepleri bulunduğundan, aynı anda hem müsbet hem menfi zarar talep edilemeyeceğinden, davacının yapmış olduğu masraflara ilişkin tazminat talebinin yerinde olmadığı,
Yoksun kalınan kar tazminatının da davacının aynı şartlarla yeni bir iş bulunması için geçmesi gereken makul süre ile sınırlı olarak hesaplanması gerektiği, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin, üç aylık fesih ihbar süresiyle sona erdirilebileceği hüküm altına alındığından, somut olay açısından davacının kar kaybının Üç ay ile sınırlı olarak hesaplanması gerektiği,
Aynı şekilde, kar tazminatı hesalaması “gelir” değil, “kar” üzerinden yapılması gerektiği, buna göre yoksun kalınan kar tazminatının 199.271,94-TL olarak hesaplanabileceği,
Nihai takdir Sayın Mahkemede olmak üzere, Davacı açısından manevi tazminat talep etme şartlarının gerçekleşmediği,
Davacının, dava dilekçesinde İadesini talep ettiği teminat mektuplarına ile ilgili olarak, davalılara teslim edilen iki adette toplam 120.000 TL bedelli teminat mekltuplarının taraflar arasında yapılan mutabakat ile İADE edildiği, dolayısıyla komisyon alacağının ispata muhtaç olduğu,
Davacının hesaplanan alacaklarına dava tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanabileceği..." tespit ve rapor edilmiş;
Rapora karşı taraf vekillerince yapılan itirazlar neticesinde dosya ek rapor aldırılmak üzere bilirkişi heyetine tevdi edilmiş;
Bilirkişi heyeti 14.06.2024 tarihli ek raporları ile; "...bilirkişi kurulumuzun kök rapordaki görüş ve kanaatinde herhangi bir değişiklik oluşmamıştır..." şeklinde rapor düzenlemiştir.
Tanık ... talimat yolu ile alınan beyanında; davacı ile davalılar arasında imzalının 2015 tarihli sözleşmeden önce davacı ...'ın ... merkezde 3 farklı şube ve ..., Darende, ... ve ... ilçeleriyle ... merkezde olmak üzere 6 adet de alt bayisi vardı, bu şube ve alt bayiler ... hizmeti üzerine hizmet vermekteydi, 2015 yılından önce bu bayi ve alt bayiler aracılığı ile davalı şirketlere hizmet verdi, 2015 yılında yapılan ... iş ortaklığı sözleşmesi ile bahsettiğim bütün şubeleri ve alt şubeleri kapatıp ... İletişim Ltd. Şti'yi kurdu, şirketi kurma sebebi davalı şirketlerin bu yönde talimat vermesiydi zira şirket kurulduğu takdirde vergiden önemli miktarda indirim olacağını söylediler, ben bunları bizzat davalının daha önceki şube ve alt şubelerinde elektrik teknikeri olarak çalıştığımdan dolayı ve aynı zamanda akrabam olmasından dolayı biliyorum, ... İletişim Ltd. Şti kurulduktan sonra da tıpkı öncesinde olduğu gibi davalı şirketlerin yönlendirme ve talimatları ile her türlü işlemler davalıların bilgisi dahilinde gerçekleştirildi, bu nedenle fesih gerekçelerinde belirtilen nedenler davalı şirketlerin istediği şekilde yapılan uygulamalardır, benim elektrik işlerini yaptığım sırada bana talimat veren sadece ... yetkilisi ... ...'dı ayrıca personel sayısı her zaman yeterliydi zira işin içinde olduğumdan dolayı şube ve alt bayiler kapanmadan önce de kapandıktan sonra da buna şahit oldum, çalışanların maaşları zamanında ve eksiksiz yatardı, davalı taraftan davacı şirkete yatırılan para hareketleri incelendiğinde maaşların verildiği günlerin aynı gün olduğu ortaya çıkacaktır, müşterilerin bilgilerinin kopyalanma olayı da gerçek dışıdır, ayrıca abone evraklarını arşive gönderilmesi de her zaman zamanında yapılmıştır, biraz önce de belirttiğim gibi yapılan işlemler ... yetkilisi ... ... ve adını biraz önce hatırlamadığım ... tarafından verilen talimatlar doğrultusunda yapılmıştır, davalı tarafın hem talimat verip talimat dışına davacı tarafın çıkmasını engellemesi ve hem de kendi yaptırdıklarına dayanarak fesih ihbarnamesi yaptırması bizleri saşırtmıştır, fesih sonrasında ... uzun yılların birikimi bir anda heba olunca manevi açıdan son derece yıpranmıştır, bu kendisini ve tüm ailesini etkilemiştir, bu fesihten dolayı uzun süre çalışamamıştır, halen de çalışmadığını biliyorum, bu nedenle son derece psikolojik ve manevi çöküntü içerisine girmiştir, bu fesihten dolayı bizde çalışanları olarak bir anda işsiz kalınca bir anda manevi açıdan yıprandık, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ... talimat yolu ile alınan beyanında; ben davalı şirketin 2015 yılı Mart ayından beri çalışanıydım, saha satış personeli idim, davacı şirkette yaklaşık olarak 5 ay kadar çalıştım, sonrasında, benim işe kabulüm... Müdürlerle yaptığım görüşmeler sonrasında isimleri ... ..., ... olan kişilerce yapılmıştır, her ne kadar işveren ... İletişim görünse de benim işe girişimi ve mülakatları yukarıda isimlerini belirttiğim kişiler yapmıştır, bununla birlikte çalıştığımız süre boyunca gerek ... İletişim tarafından gerekçe ... etkinlileri tarafından sürekli eğitim ve toplantılara katıldık, yaptığımız işlemler de tamamen talimatlara ve prosedürlere uygun şekilde yapıldı, zaten ... yetkilileri de yapılan işlemlerden haberdardı, çalıştığım süre boyunca herhangi bir usulsüz veya hatalı işlem yapmadım, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ... talimat yolu ile alınan beyanında; ben davalı şirketin 2015 yılı Mart ayında işe başladım, büro personeli olarak çalışmaktaydım, davacı şirkette yaklaşık olarak 5 ay kadar çalıştım, benim işe kabulüm... Müdürlerle yaptığım görüşmeler sonrasında isimleri ... ..., ... olan kişilerce yapılmıştır, her ne kadar işveren ... İletişim görünse de benim işe girişimi ve mülakatları yukarıda isimlerini belirttiğim kişiler yapmıştır, çalıştığım süre boyunca davalı kurum yetkililerinin... hakkında sürekli olarak olumsuz konuşmalarına şahit oldum, hatta ... ... ve ...'in "bu işi...'ın elinden alacağız" şeklinde cümlelerinin geçtiği konuşları gerek kendisinin telefon konuşmalarında gerekse ortamdaki konuşmalardan bizzat duydum, bununla birlikte yapılan işlemlerin tamamı yukarıda isimlerini belirttiğim kişilerin bilgi ve talimatları ile gerçekleşmiştir, biz işlemleri yaparken tüm prosedürlere uygun bir şekilde hareket ettik, hatta yaşanan bu konuşmalara ve tüm fesih sürecine ilişkin diyaloglara şahit olduğum için benim işyerinden çıkışımda ... ... tarafından verilmiştir, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ... talimat yolu ile alınan beyanında; ben davalı şirketin mali müşaviriydim, ben 2015 yılının Temmuz ayı itibarı ile ... İletişimin muhasebesini aldım, davacı ... bey ile biz toplantı yapardık, şirketteki çalışanların, maaşlarının miktarı ve sigorta pirimleri, işe giriş çıkışları, ödemeler hakkında zaten ...dan gelen mailler ve davalı ... yetkilileri ... ... ve ...'in bilgileri dahilinde işlem yapıyordum, yapılan tüm işlemlerden davalı kurum yetkililerinin bilgisi bulunmaktadır, bununla ilgili zaten sürekli olarak toplantılar yapılıyordu, ... iletişim her ne kadar personellerin işvereni olarak görünsede idari açıdan tüm yönetim davlı kurum yetkililerine aitti, biz yaptığımız pirim ödemeleri maaş ödemeleri ve personel sayısını bize davalıların bildirmiş oldukları talimatlar doğrultusunda yaptık, zaten bunun dışına çıkamazdık, çünkü kurumun böyle bir durumda cezai yaptırımı vardı, hatta ... İletişim ile davalılar arasında sözleşme imzalandığı esnada bir ceza sistematiği imzalandığını da biliyorum, bu sistematiğe göre davalıların fesih sebebi olarak belirttiği işlemlere ilişkin son derece düşük miktarlı para cezaları mevcutken davalı tarafa bunu bahane göstererek hiçbir cüzi para cezası uygulamadan direk olarak sözleşmeyi feshetmişlerdir, fesih işlemleri gerçekleşirken ben de malimüşavir olduğumdan dolayı bizzat görüşmelerde bulundum, davalı taraflar davacı tarafa sürekli olarak bir takım hususları dayatmaya kabul ettirmeye çalışıyorlardı ve baskı uyguluyorlardı, ... Bey "neden bu şekilde işlem yaptınız, bizi mağdur ettiniz" şeklinde söylediğinde de "biz bu şekilde karar verdik, derhal tüm eşyalarınızı toplayın ve kurumdan ayrılın" şeklinde sözler söylendi, yapılan tüm işlemler prosedüre uygun yapıldı, ancak davalılar kendi bilgileri dahilinde olan konuları bahane göstererek haksız şekilde sözleşmeyi fesh etmişlerdir, davacı ... ve tüm ailesi bir anda tüm yatırımları heba olduğundan dolayı manevi açıdan son derece yıpranmışlardır, bu sürece sende bizzat şahit oldum, uzun yılların emeği davalılar tarafından bir anda yok edilmiştir, fesihten sonra da ve halen ... yeni bir iş kuramamıştır, yaşanan bu mağduriyetten dolayı gerek uzun süre iş bulamaması ve gerekse ekonomik nedenlerden dolayı manevi ve psikolojik olarak son derece yıpranmıştır, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ... talimat yolu ile alınan beyanında; Ben 2015 yılında tahminen 4 aylık bir süre ile davacı şirket olan ... İletişim de saha personeli olarak çalıştım, davacıyı bu nedenle tanırım, çalışmış olduğum dönemde davacı ... bey tarafından herhangi bir haksızlığa uğramadım, bölge müdürlerimiz lokasyon belirlerdi, bize verilen talimatlar bölge müdürümüz ... Bey tarafından saha şeflerine iletiliyordu, saha şeflerimiz saha personellerine iletirlerdi, saha personelleri de saha da çalışlardı, çalışmış olduğumuz süre içerisinde taraflar ile ilgili herhangi bir problem yaşamadım, ben iş yerinden sözleşmenin feshinden önce ayrıldım, biz bölge müdürümüz ... bey ile işlemler hakkında toplantılar yapardık, toplantı sonucunda verilen talimatlara ve prosedürlere uygun şekilde tekrar çalışmaya devam ederdik, davacı şirket yaptığı işlemleri prosedüre uygun şekilde yapardı, davalı şirket ise bu işlerin işleyişini ve idari takibini sürekli olarak yapmaktaydı, konuya ilişkin bilgim bundan ibarettir, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ... talimat yolu ile alınan beyanında; ben tam tarihlerini hatırlamamakla birlikte 2015 yılının Haziran ayından 2016 yılının Temmuz ayına kadar davacıların işçisi olarak saha satış sorumlusu olarak çalıştım, ... ili sınırları içerisinde ilçeler de dahil olmak üzere çalışmamı gerçekleştiriyordum, davacı şirket davalılarının ... iş ortağı olarak işlemler gerçekleştirmekteydi, ben de bu şirketin çalışanı olarak davalı şirketlerin adına davalı şirketlerin tespit ettikleri şartlar ile, hazırlamış oldukları alışılmış abonelik evrakları ile bireysel veya kurumsal abonelikler alarak davalı şirketler adına faaliyet gösteriyorduk, davalı şirketlerin genel müdürlüğü ile yetkilileri ile de sürekli irtibatlı çalışıp, emir ve talimatları davalı şirketlerin yetkililerinden alarak abonelik işlemlerini yapıyorduk, bunlardan ismini hatırladığım ... ve ... ... isimli şahıslardır, ... ... ilinde yerleşik yaşayan bir kişiydi, iş ortağı olarak çalıştığım şirketin iş ve işlemlerinde hedefleri sunan ve denetimleri yapan kişiydi, bu haliyle çalışanı olduğum davacı şirket davalı şirketlerce tespit edilen şart ve hedefler ile iş ve işlemler yapmaktaydı, davacı şirketin tüm iş ve işlemlerinden bu itibar ile davalı şirketlerin bilgisi ve kontrolü vardı, bazen sık sık bazen haftalık aylık olarak ... ilinde ... il müdürlüğü nezdinde benim de katılım sağladığım, davacı şirketin benden başka çalışanlarının da katıldığı, davalı şirketlerin yetkilileri tarafından yapılan toplantılar olurdu, yürütülecek işlemler ile ilgili sürekli bilgi ve talimatları bu toplantılarda alır, biz de işlemlerimizi bu toplantılarda alınan kararlar doğrultusunda yürütürdük, bu itibar ile davacı şirket çalışanları olarak yaptığımız işlemlerin tamamında davalı şirketlerin usul ve talimatlarına uygun olarak işlem yapardık, kaldı ki yapmış olduğumuz her işlem ile ilgili olarak davalı şirketlerin doğrudan kendilerine ait internet sayfaları üzerinde kayıtlar yapılmaktaydı, bu iş ve işlemlerden, yürütülen faaliyetlerden davalı şirketlerin direktifleri doğrultusunda yapılmaktaydı ve bilgileri vardı. Bu süreçte bir anda çalıştığımız davacı şirketin sözleşmesinin davalı şirketler tarafından feshedildiğini öğrendik, ben ve benim gibi diğer çalışanlar bir anda işsiz kaldık, davacı şirket ve davacı asil ile biz çalışanlar bu durumdan son derece mağdur olduk, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı vekili 28/02/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile; "... dava değerini, ... ...İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti açısından ... A.Ş. 'den 325.354,84 TL , ... A.Ş.' den 818.039,38 TL, ... A.Ş.' den 1.176.186,28 TL olmak üzere toplam 2.319.580,50 TL'ye Islah ediyoruz. Diğer müvekkil... açısından ... A.Ş.'den 84.256,84 TL, ... A.Ş.' den 119.697,68 TL, ... A.Ş.' den 8.607,52 TL olmak üzere toplam 212.562,04 TL'ye Islah ediyoruz. Islah talebimizin kabulü ile eksik kalan harcın tamamlanacağını, ilgili Rapora göre Davamızın Kabulünü, bu tutarların taraflardan yukarıda belirttiğimiz gibi ayrı ayrı tahsili ile sözleşmenin fesih tarihi olan 12/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizleri ile birlikte tahsili ile müvekkillere ödenmesini, yine Manevi Tazminat açısından da Davamızın Kabulü ile yargılama giderleri ve Avukatlık Ücretinin de davalı taraflara yükletilmesini..." talep etmiştir.
Davacı vekilinin ıslah talebi ile mahkememizin 16/05/2025 tarihli celsesi ara kararı ile dosyanın miktar itibari ile heyete tevdine karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında imzalanan 03.11.2015 tarihli ... İş Ortaklığı Sözleşmesi'nin davalı şirketler tarafından haksız olarak feshedilmesi nedeniyle uğranılan müspet ve menfi zararların (yoksun kalınan kar ve komisyon alacaklarının tespit ve tazmini, yapılan masrafların tespit ve tazmini) tazmini ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Davacı yan, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin davalı şirketler tarafından haksız ve mesnetsiz gerekçelerle feshedildiğini, bu nedenle hem davacı şirketin hem de davacılardan...'ın maddi ve manevi zarara uğradığını, sözleşmeye güvenerek yapılan yatırımların boşa gittiğini, 13 yıllık ticari faaliyetin sona erdirildiğini ileri sürmektedir. Bu kapsamda davacı yan, davacı şirket ... İletişim Ltd. Şti. açısından; müspet-menfi zararlar, teminat mektuplarının geç iadesinden dolayı ödenen komisyon bedelleri, çalışılan dönemde kesilen 1.585.210,85 TL tutarındaki faturalar ile bankaya yatan tutarlar arasındaki farklar, sözleşme nedeniyle satın alınan demirbaş ve eşyalar için yapılan masraflar, kar mahrumiyeti tazminatının davalı şirketlerden müteselsilsil olarak tahsilini talep etmiştir. Ayrıca davacılardan... açısından da, 13 yıldır sürdürdüğü 3 adet ... bayisini sözleşmeye güvenerek kapatması nedeniyle uğradığı müspet-menfi zararlar ile her üç davalı şirketten ayrı ayrı 10.000'er TL olmak üzere toplam 30.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir. Davacı yan, daha sonra verdiği ıslah dilekçesi ile dava değerini, ... İletişim Ltd. Şti. açısından ... A.Ş.'den 325.354,84 TL, ... A.Ş.'den 818.039,38 TL, ... A.Ş.'den 1.176.186,28 TL olmak üzere toplam 2.319.580,50 TL'ye; ... açısından ... A.Ş.'den 84.256,84 TL, ... A.Ş.'den 119.697,68 TL, ... A.Ş.'den 8.607,52 TL olmak üzere toplam 212.562,04 TL'ye çıkarmak suretiyle ıslah etmiştir.
Davalı yan ise, Davacı...’ın sözleşmenin tarafı olmadığını, sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğini, davacının sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, kişisel veri güvenliğini ihlal ettiğini, personel sayısında eksiklik bulunduğunu, maaş-prim ödemelerinde aksaklık yaşandığını, abonelik evraklarını zamanında iletmediğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
O halde somut olayda çekişme, davacılardan...'ın husumet bakımından taraf sıfatının bulunup bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle feshedilip feshedilmediği, feshin haksız olması halinde davacının uğradığı zararın miktarı ve tazminat talep etme hakkının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Öncelikle davacılardan...'ın husumet bakımından taraf sıfatının incelenmesi gerekmektedir. Dosya kapsamındaki delillerden, taraflar arasında 03.11.2015 tarihinde imzalanan "... İş Ortaklığı Sözleşmesi"nin taraflarının "... ...İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti." ile davalı şirketler ... A.Ş. ve ... A.Ş. olduğu çekişmesizdir. Bu durumda, davacılardan...'ın söz konusu sözleşmeye taraf olmadığı, dolayısıyla sözleşmeden doğan haklara sahip bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı şirket ... İletişim Ltd. Şti. bakımından ise, dava konusu sözleşmenin haksız olarak feshedildiği iddiasının değerlendirilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamındaki delillerden, davalı şirketler tarafından 12.07.2016 tarihli .... Noterliği'nin ... yevmiyeli ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiği çekişmesizdir. İhtarnamede fesih gerekçesi olarak; davacının müşteri/abonelere ait kişisel verileri kopyalaması ve arşivlemesi, belirlenen personel sayısından daha az personel çalıştırması, çalıştırılan personellerin prim, maaş ve kampanya hakedişlerini süreçlere uygun şekilde ödememesi, abonelik evraklarını zamanında arşiv merkezine iletmemesi gibi hususlar gösterilmiştir.
Ancak mahkememizce görevlendirilen bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda, sözleşmenin 25.3 maddesi uyarınca fesih için öngörülen usule uyulmadığı tespit edilmiştir. Buna göre, taraflardan herhangi birinin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerden birini ihlal etmesi halinde, ihlalden etkilenen tarafın yazılı olarak söz konusu ihlali ve ihlalli davranışa son verilerek durumun telafi edilmesi isteğini diğer tarafa bildirmesi ve söz konusu ihlalin bu bildirime rağmen 15 gün içerisinde giderilmemesi halinde sözleşmenin tazminatsız olarak feshedilebileceği hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, TMK. m. 6 ve HMK. m. 190/1 hükümleri uyarınca ispat yükünün davalılarda bulunduğu, davalılar tarafından sözleşmede öngörüldüğü üzere ihlallerin düzeltilmesi için davacılara yazılı bildirim yapıldığının ve 15 günlük süre içinde bildirilen ihlallerin giderilmediğinin geçerli delillerle kanıtlanması gerektiği, ancak davalılar tarafından bu yönlerden herhangi bir somut delil sunulmadığından yapılan fesih bildiriminin haklı nedene dayanmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı şirketler tarafından haksız olarak feshedildiği sonucuna varılmıştır.Öte yandan, sözleşmenin haksız olarak feshedilmiş olması karşısında TBK. m. 112 hükmüne göre "Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür" düzenlemesi uyarınca davalıların tazminat yükümlülüğü doğmuştur. Bilirkişi heyeti raporunda davacının uğradığı zarar türünün belirlenmesi konusunda yapılan ayrıntılı değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Menfi zarar, uyulacağına ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifa etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarar olup, menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Y. 15. HD.nin E. 2004/1210, K. 2004/2834 sayı ve 24.5.2004 tarihli kararı). Menfi zarar kapsamına; sözleşme yapılmasına güvenilerek başka bir sözleşme fırsatının kaçırılmasından doğan zarar, sözleşme giderleri, sözleşmenin yerine getirilmesi ve karşılık edanın kabulü için yapılan masraflar, sözleşmenin yerine getirilmesi dolayısıyla uğranılan zarar, başka bir sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle uğranılan zarar ve dava masrafları girer (Y. 15. HD.nin E. 2004/1210, K. 2004/2834 sayı ve 24.5.2004 tarihli kararı).
Doktrinde, müspet zarar; alacaklının gereği gibi ve vaktinde olan ifaya taalluk eden menfaatine tekabül eder. Yani, borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne vaziyette bulunacak idi ise bu vaziyetle mamelekin halihazır vaziyeti arasındaki fark olarak kabul edilmektedir. Diğer bir ifadeyle müspet zarar, akdin hiç veya gereği gibi ifa edilememesinden doğan zarardır.
Kar kaybı ise kardan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Bir tanımlama yapmak gerekirse kar kaybı; borçlunun edimini tam olarak ifa etmesi halinde alacaklının mamelekinin olması gereken durumu ile eylemli durumu arasındaki maddi değer farkıdır. Fesih hadisesi bu tür bir çoğalmaya mani olmuştur. Kar kaybı belirtilen niteliği gereği müspet zarar kapsamındadır (Y. 14. HD.nin 2012/4621 E, 2012/5773 K. Sayılı kararı).
Yargıtay vermiş olduğu bir kararında bu hususu şu şekilde dile getirmiştir; "... taraflar arasında 25.1.1996 tarihinde bir yıl süreli düzenlenen bayillik sözleşmesi gereği davacıya ilk yıl mal gönderildiği ve sözleşmeye göre süre bitiminden üç ay öncesi fesih ihbarı yapılmadığından bir yıl daha uzadığı, ancak davalının mal göndermediği dolayısıyla akde aykırılığın söz konusu olduğu anlaşıldığından, BK.nun 106. maddesine göre davacının aynen ifadan vazgeçip tazminat isteyebileceği ve kar mahrumiyetinin müspet zarar kapsamında olduğu ve davalının kusurlu olmadığını ispatlayamadığından davanın kısmen kabulü(ne)” karar verilmiştir (Y. 19. HD'nin E. 2001/7287, K. 2002/4965 sayı ve 25.06.2002 tarihli kararı).
Somut olayda, davacının talep ettiği masrafların kazanç elde edilmesi için yapılması gereken zorunlu menfi giderler olduğu, bu giderler yapılmadan kar elde edilmesi ve faaliyette bulunulması mümkün olmadığı, davacının yoksun kalınan kar gibi müsbet zarar talepleri bulunduğundan aynı anda hem müsbet hem menfi zarar talep edilemeyeceği sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, yoksun kalınan kar tazminatının davacının aynı şartlarla yeni bir iş kurması için geçmesi gereken makul süre ile sınırlı olarak hesaplanması gerektiği, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin üç aylık fesih ihbar süresiyle sona erdirilebileceği hüküm altına alındığından, somut olay açısından davacının kar kaybının üç ay ile sınırlı olarak hesaplanması gerektiği değerlendirilmiştir. Bu itibarla, bilirkişi heyeti tarafından davacı şirketin ... A.Ş. ile ilgili olarak aylık ortalama brüt komisyon geliri 59.058,82 TL, ... A.Ş. için aylık ortalama brüt komisyon geliri 7.365,16 TL olmak üzere toplam 66.423,98 TL hesaplanmış, talep edebileceği kar mahrumiyeti tazminatının (66.423,98 TL x 3 ay = ) 199.271,94 TL olduğu tespit edilmiştir.
Öte yandan, davacının manevi tazminat talebine gelince, TBK. m. 58/1 hükmü uyarınca kişilik hakkının zedelenmesinden zarar görenin uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat talep edebileceği düzenlenmiştir. Ancak sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi sonucu davacının nasıl bir kişilik hakkının ihlal edilmiş olduğu hususu iddia ve ispat edilebilmiş değildir. Bu durumda manevi tazminat istemi yerinde olmdığı sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, davacının teminat mektuplarına ilişkin komisyon bedelleri talebi bakımından ise, bilirkişi raporunda davalılara teslim edilen iki adet toplam 120.000 TL bedelli teminat mektuplarının taraflar arasında yapılan mutabakat ile iade edildiği, dolayısıyla komisyon alacağının ispata muhtaç olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle bu talep de yerinde görülmemiştir.
GEREKEÇE
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti kök ve ek raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda;
Dosya kapsamına göre, taraflar arasında 03.11.2015 tarihinde imzalanan "... İş Ortaklığı Sözleşmesi"nin taraflarının "... ...İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti." ile davalı şirketler ... A.Ş. ve ... A.Ş. Olduğu, davacılardan...'ın söz konusu sözleşmeye taraf olmadığı, dolayısıyla sözleşmeden doğan haklara sahip bulunmadığı anlaşılmakla davacı...’ın davasının aktif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Dava konusu sözleşmenin, sözleşmenin 25.3 maddesi uyarınca fesih için öngörülen usule uyulmadan davalı şirketler tarafından haksız olarak feshedildiği, davacının hem müsbet zararlar arasında bulunan kar kaybını, hem de menfi zararlar arasında bulunan yapılan masrafların tazminini istediği, aynı anda hem müsbet hem menfi zarar talep edilemeyeceğinden müspet zararı olan yoksun kalınan kar tazminatının davacının aynı şartlarla yeni bir iş kurması için geçmesi gereken makul süre ile sınırlı olarak hesaplanması gerektiği, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin üç aylık fesih ihbar süresiyle sona erdirilebileceği, somut olay açısından davacının kar kaybının üç ay ile sınırlı olarak hesaplanması gerektiği değerlendirilmiştir. Bu itibarla, bilirkişi heyeti tarafından davacı şirketin ... A.Ş. ile ilgili olarak aylık ortalama brüt komisyon geliri 59.058,82 TL, ... A.Ş. için aylık ortalama brüt komisyon geliri 7.365,16 TL olmak üzere toplam 66.423,98 TL hesaplanmış, talep edebileceği kar mahrumiyeti tazminatının (66.423,98 TL x 3 ay = ) 199.271,94 TL olduğu sonucuna varılmıştır
Öte yandan, davacının manevi tazminat talebine gelince, TBK. m. 58/1 hükmü uyarınca kişilik hakkının zedelenmesinden zarar görenin uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat talep edebileceği düzenlenmiştir. Ancak sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi sonucu davacının nasıl bir kişilik hakkının ihlal edilmiş olduğu hususu iddia ve ispat edilebilmiş değildir. Bu durumda manevi tazminat istemi yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, davacının teminat mektuplarına ilişkin komisyon bedelleri talebi bakımından ise, bilirkişi raporunda davalılara teslim edilen iki adet toplam 120.000 TL bedelli teminat mektuplarının taraflar arasında yapılan mutabakat ile iade edildiği, dolayısıyla komisyon alacağının ispata muhtaç olduğu, yasal deliller ile kanıtlanamadığı anlaşıldığından talebinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacı...’ın davasının aktif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacı TASFİYE HALİNDE ... ...İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'nin davasının KISMEN KABULÜNE, 199.271,94 TL’ye dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilsilen tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin ise reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla;
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davacı...’ın davasının aktif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,
2-Davacı TASFİYE HALİNDE ... ...İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'nin davasının KISMEN KABULÜNE, 199.271,94 TL’ye dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilsilen tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin taleplerin ise reddine,
3-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 13.612,26-TL harçtan peşin alınan 1.024,65 -TL, 42.730,33 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 30.142,72-TL harcın davacı şirkete iadesine,
4-Davacıdan tahsil edilen 13.612,26-TL harç, 35,90 -TL başvurma harcı, 5,20-TL vekalet harcı, 419,90-TL keşif harcı olmak üzere toplam 14.073,26-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı şirkete verilmesine,
5-)Davacı tarafından yapılan 3.941,20 -TL davetiye gideri 7.800,00-TL bilirkişi ücreti, 200,00-TL taksi ücreti olmak üzere toplam 11.941,20-TL yargılama giderinin davanın red ve kabul oranına göre 1.112,15-TL davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı şirkete verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-)Davacı şirket duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 31.883,51-TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı şirkete verilmesine,
7-)Davalılar duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı ... yönünden 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin adı geçen davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
8-)Davalılar duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/3 maddesi uyarınca 31.883,51-TL vekalet ücretinin adı geçen davacı şirketten tahsili ile davalılara verilmesine,
9-)Karar kesinleştiğinde davacının / davalının gider avansından artan bakiyesinin talep halinde iadesine,
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/09/2025

Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim