Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/510
2024/964
10 Aralık 2024
T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/510 Esas
KARAR NO:2024/964
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:27/07/2023
KARAR TARİHİ:10/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde: Davalının 15/11/2021 tarihli ve ... sayılı faturaya dayalı (fatura içeriğindeki "Geçmişe Dönük Düzeltme Kalemi" adı altında KDV dahil belirtilen tutar) olarak müvekkilinden haksız yere para tahsil ettiğini, müvekkilinin söz konusu bedeli ihtirazı kayıtla ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinden haksız yere yapılan söz konusu tahsilatın dayanağının 21/10/2021 tarihli ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) kararı olduğunu, bahsi geçen EPDK kararının hukuka aykırı olması sebebiyle öncelikle EPDK aleyhine .... İdare Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden açılan davanın yargılaması sonunda söz konusu kararın hukuka aykırı olduğuna ve kararın iptaline karar verildiğini, iptal kararı bağlamında davacının müvekkilden yaptığı tahsilatın hukuka aykırı olduğu ortaya çıkmasıyla birlikte haksız tahsilatın işlemiş faiziyle (en yüksek banka mevduat faizi) birlikte iadesi için davalı şirket aleyhine ....İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattıklarını, ancak ödeme emrinin tebliğ edilmesinden sonra davalı borçlunun herhangi bir gerekçe göstermeden takibi ve borca itiraz ettiğini, borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, yukarıda esas numarası belirtilen icra takibi başlatılmışsa da icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine takipten sonra davalı herhangi bir gerekçe göstermeksizin itiraz ettiğini, takibin durdurulması sonrasında bir kısım ödeme yapıldığının davalı şirket mailiyle tespit edildiğini, davalı şirketin böylece temel borç ilişkisini de açıkça kabul ve ikrar etmiş olduğunu, temel borç ilişkisinin varlığının açıkça ikrar edilmiş ve icra takibinin başlatılmasına neden olunmuş olmasına rağmen, davalı borçlu şirketin takibe haksız yere itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet vermiş olduğunu, her ne kadar takip sonrasında davalı tarafından müvekkiline kısmi ödemelerde bulunulmuş ise de, ana para alacağının bir kısmı ile takip sonrası işlemiş olan faiz, icra masrafları, avukatlık ücreti ve fer'ilerinin ödenmediğini, dolayısıyla kısmi olarak yapılan ödemenin TBK'nun 100.maddesi uyarınca öncelikle takip masraflarına mahsup edilmesi sonucunda davalı borçlunun icra dosyasına halen borçlu bulunduğunu, davalının yasal süresinde yapmış olduğu itiraz üzerine takibin haksız yere durmuş olması nedeniyle işbu davayı açmak zorunda kaldıklarını, davalının faiz oranına itirazının yersiz olduğunu, zira her iki tarafın da tacir olması nedeniyle en yüksek banka mevduat faizi isteyebileceğini, idari yargı kararlarının geçmişe dönük sonuç doğurmakta olup, söz konusu kararlar sonrasında iptal edilen idari işlemlerin hukuk düzeninde hiç doğmamış gibi sonuç ve etki doğuracağını, dolayısıyla uyuşmazlık konusu olay bağlamında davalı şirketin müvekkilden yaptığı tahsilatın da, tahsilatın yapıldığı tarih itibarıyla kendiliğinden ve herhangi bir mahkemeden karar alınmasına gerek olmaksızın hukuka aykırı hale geleceğini; davacı tarafından yapılan tahsilatın dayanağı olan EPDK kararı iptal edilmesi üzerine davacının haksız yere tahsil ettiği tutarın işlemiş faiziyle birlikte davacıya geri ödemesi gerektiği halde, davalının bu borcunu ifa etmediğinden müvekkilinin davalı aleyhinde icra takibine başvurmak zorunda kaldığını, ancak davalının bununla kalmayıp, haksız yere kötü niyetli olarak borca ve takibe itiraz etmiş olmasından dolayı davalının %20 oranında icra inkar tazminatına da mahkum edilmesini talep etmek zorunda kaldıklarını, açıklanan nedenlerden dolayı, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatı ile yargılama gideri, arabuluculuk ücreti ve vekalet ücretine mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde: Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından davacı hakkında 21.10.2021 tarihli ... ve ... sayılı kararların tesis edildiğini, söz konusu kararlar sonrasında elektrik piyasası işletmecisi olan müvekkili ... tarafından davacıdan tahsil edilmesi gereken bedellerin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun’un 1 inci maddesi uyarınca hesaplanan faiz de dahil olmak kaydı ile hesaplandığını, 626.480,21 TL + KDV’lik tutarın Ekim 2021 tarihli uzlaştırmasında davacı ... A.Ş.ye borç olarak yansıtılmış ve davacıya düzenlenen 15.11.2021 tarihli faturada "Geçmişe Dönük Düzeltme Geliri" kalemi olarak yer aldığını, söz konusu fatura bedelinin davacı tarafından ihtirazı kayıt ileri sürülmeden ödendiğini, bu ödemeden sonra davacı tarafından müvekkil ... aleyhine 21.11.2022 tarihinde ....icra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak müvekkili tarafından açılan takibe haklı olarak itiraz edildiğini, 19.12.2023 tarihinde EPDK'nın müvekkili ...'a yazdığı 19.12.2023 tarihli yazıda ".... İdare Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile EPDK aleyhine açılan davada söz konusu mahkemenin 31.10.2022 tarih ve...Karar sayılı kararı ile “21.10.2021 tarih ve ... sayılı işlemin iptaline, 21.10.2021 tarih ve ... sayılı işlem yönünden ise davanın reddine” karar verildiğinin belirtilerek mahkeme kararının uygulanmasınının istenildiğini, ancak söz konusu davada müvekkili ...'ın taraf olmayıp açılan davadan hiçbir şekilde bilgi sahibi de olmadığını, EPDK'nın 19.02.2023 tarihli yazısı sonrasında müvekkili ...'ın da gecikmeksizin ilk uzlaştırma dönemi olan Şubat 2023 uzlaştırmasında 626.480,81 TL+ KDV miktarındaki tutarı davacıya alacak olarak yansıttığını, 15.03.2023 tarihinde davacının "GDDK" kalemi altında 626.480,81 TL'yi müvekkil ... adına düzenlemiş olduğu faturaya yansıttığını; müvekkili ...'nin davacının düzenlendiği 15/03/2023 tarihli fatura bedelini faturanın tebliğ edildiği tarihten itibaren süresi olan 24/03/2023 tarihinde ... A.Ş. üzerinden ödemiş olduğunu; müvekkili ...'ın 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 11.maddesi uyarınca kurulduğunu, müvekkilinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan (EPDK) aldığı "piyasa işletim" lisansı kapsamında ülkemizin elektrik piyasasını işletmekte olup, ...'ın elektrik piyasasında üretilen elektriği alıp satmamakta olup, müvekkilinin elektriği üreten, satan ve alan katılımcıları buluşturan bir platformu işletmekte olduğunu, ...'ın satıcı ve alıcılar arasında "Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği" hükümleri uyarınca aracı konumunda olduğunu, borçlu durumda olan piyasa katılımcılarından tahsil ettiği tutarları alacaklı durumunda olan piyasa katılımcılarına ödemekte olduğunu, müvekkili ...'ın davacıdan yaptığı tahsil işleminin "piyasa işletmecisi" sıfatı ile tek yanlı ve kamu gücünü kullanarak tesis ettiğini, müvekkilinin bu hizmetinin "Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlastırma Yönetmeliği" ile EPDK kararlarının uygulanması kapsamında kendisine verilmiş bir görev olduğunu,; davada görevli mahkemenin idare mahkemesi olup, asliye ticaret mahkemesinin ödeme fatura tutarlarının istirdadı amacıyla açılan davada görevli olmadığından, davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle, usulden reddini talep ettiklerini, .... Asliye Ticaret Mahkemesince verilen ... sayılı kararın gerekçesinde EPDK Kurul Kararının icra edilmesi kapsamında elektrik piyasası mevzuatı hükümlerine göre müvekkili ...'ın düzenlendiği fatura işlemleri hakkında adli yargıda açılan menfi tespit davasının usulden reddedildiğini, davalının söz konusu kararın bir kısmını dilekçesinde alıntı yaparak görev itirazını tekrarladığını, konu ile ilgili emsal nitelikte İstanbul 3.İdare Mahkemesinin 2022/2061 Esas sayılı dosyasından verilen ara karardan dilekçesine alıntı yaparak davanın idare mahkemesinde görülmesini iddia etmiş olduğu, müvekkili tarafından davacı adına düzenlenen 15/11/2021 tarihli faturalandırma işleminin idari yargı denetimine tabi idari bir işlem olduğunu, Danıştay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, hukuken ... her ne kadar "Anonim Şirket" şirket olsa da yürüttüğü elektrik piyasası işletmeciliği kapsamındaki işlemlerinin "kamusal faaliyet" niteliğinde olduğunu, müvekkili ...'ın tesis ettiği işlemlerin düzenleyici düzenleyici idari kurum olan EPDK’nın Kurul kararları ile "Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğinin" icra edilmesi ile Elektrik Piyasası mevzuatındaki emredici hükümlerin uygulanması sonucunda tesis edildiğini, Danıştay 13. Hukuk Dairesinin 2016/1992 E.-2016/3088 K. Sayılı kararından dilekçesine alıntı yaparak davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini tekrar ettiği, davacının alacak takibinin dayanağı olan .... İdare Mahkemesi ... Esas, ... Karar sayılı kararını gösterdiğini ancak, söz konusu kararın kesinleşmediğini, karar sonucunun işbu dava sonucunu etkilemesi söz konusu olduğundan işbu dava sonucunun bu dava yönünden bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini; davanın esasına yönelik olarak da, davacı adına düzenlenen 15/11/2021 tarihli faturanın hukuka uygun olup, faturanın dayanağının EPDK' nın 21/10/2021 tarihli ... sayılı Kurul kararı olduğunu, karar örneğini ekte sunduklarını, EPDK'nın 21/10/2021 tarihli Kurul kararında davacının 2018 ve 2019 yıllarında lisansında kayıtlı ve geçici kabulü yapılmış kurulu güç ile saatlik olarak gerçekleştirilebilecek azami üretim miktarının aşılarak mevzuata aykırı şekilde fazladan gelir elde ettiğinin tespit edildiğini, aynı kurul kararında lisans sahibi tüzel kişinin ilgili dönemlerde lisansına derç edilmiş ve geçici kabulü tamamlanarak ticari işletmeye alınmış kurulu güç ile saatlik olarak gerçekleştirebileceği azami üretim miktarının üzerindeki uzlaştırmaya esas veriş miktarlarına istinaden hesaplanan YEK toplam bedelinin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca hesaplanacak faiziyle birlikte ... tarafından tahsil edilmesine karar verildiğini, müvekkili ... ve piyasa katılımcısı olan davacının söz konusu Kurul kararını uygulamakla yükümlü olduğunu, müvekkili ... tarafından davacıdan tahsil edilmesi gereken bedellerin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun’un 1 inci maddesi uyarınca hesaplanan faizi de dahil olmak kaydı ile "Geçmişe Dönük Düzeltme Geliri" kalemi altında KDV hariç toplamda 626.480,21 TL olarak 15.11.2021 tarihli faturada yer aldığını, söz konusu fatura bedelinin davacı tarafından 23/11/2021 tarihinde ödendiğini; EPDK'nın müvekkili ...'a hitaben yazmış olduğu 19/02/2023 tarihli yazıda ".... İdare Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile EPDK aleyhine açılan davada mahkemenin 31.10.2022 tarih ve...Karar sayılı kararı ile “21.10.2021 tarih ve ... sayılı işlemin iptaline, 21.10.2021 tarih ve ... sayılı işlem yönünden ise davanın reddine” karar verildiğinin belirtilerek, mahkeme kararının uygulanmasının istendiğini, .... İdare Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında müvekkili ...'ın davanın tarafı olmadığını, mahkeme kararı ile müvekkili ...'ın yerine getirmiş olduğu bir işleminin iptal edilmediğini, ...'ın söz konusu dava ve mahkeme kararından hiçbir şekilde bilgi sahibi olmadığını, o nedenle, müvekkili ...'ın EPDK'nın yazılı bildiriminden önce hiçbir sorumluluğunun olamayacağını, EPDK'nın 19/02/2023 tarihli yazısı sonrasında müvekkil ...'ın gecikmeksizin ilk uzlaştırma dönemi olan Şubat 2023 uzlaştırmasında (Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği hükümleri uyarınca faturaların birer aylık aylık uzlaştırma dönemlerinin sonunda düzenlendiğini belirterek) 626.480,81 TL+ KDV 'lik tutarı davacıya alacak olarak yansıtmış olduğunu, davacının "GDDK" kalemi altında 626.480,81 TL+KDV''yi 15/03/2023 tarihli ...'a gönderdiği faturada düzenlediğini, müvekkili tarafından davacının 15/03/2023 tarihli faturasının tebliğ tarihinden itibaren süresi içerisinde 24/03/2023 tarihinde ... A.Ş. üzerinden eksiksiz bir şekilde ödediğini, müvekkilinin bu nedenle, davacıya asıl alacak, faiz vesair başkaca hiç bir borcu bulunmadığını, elektrik piyasası dengeleme ve uzlaştırma yönetmeliği uyarınca piyasa işletmecisi olan müvekkilinin bir piyasa katılımcısına ödeme yapabilmesi için mutlaka piyasa katılımcısının fatura düzenlemiş ve ...' a göndermiş olması gerektiğini, davacının ise, 626.480,81 TL + KDV'yi içeren faturasını icra takibinden sonra 15/03/2023 tarihinde düzenlediğini, Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'nin "Faturalama" başlıklı 132/C maddesine göre ödeme yapılacak piyasa katılımcılarının öncelikle fatura düzenleyip bunu piyasa işletmecisi müvekkil ...'a göndermeleri gerektiğini, Yönetmeliği'n "Faturalama" başlıklı 132/C maddesinde "(4) Ödeme yapılacak piyasa katılımcıları, nihai uzlaştırma bildiriminin PYS aracılığı ile ilgili piyasa katılımcılarına duyurulduğu günden itibaren yedi gün içinde, geçerli nihai uzlaştırma bildiriminde yer alan tutarlara göre; gün öncesi “piyasası”, gün içi piyasası, dengeleme güç piyasası faaliyetleri ve dengesizliklerin uzlaştırılmasına ilişkin düzenlenen faturayı Piyasa İşletmecisine gönderir." denildiğini, takip tarihi itibariyle davacının düzenlemiş olduğu bir fatura olmadığını, davacının 626.480,00 TL + KDV'ye ait faturayı 15/03/2023 tarihinde düzenlemiş olduğunu; Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'nin "Ödemeler ve Tahsilat" başlıklı 132/Ç maddesinin 9 uncu fıkrasına göre, piyasa işletmecisi piyasa katılımcılarının düzenlediği faturayı en geç fatura tebliğ tarihini takip eden yedinci iş günü içerisinde ödemesi gerektiğini, müvekkilinin de davacının düzenlemiş olduğu faturayı 24/03/2023 tarihinde ödediğini, Yönetmeliği'n "Ödemeler ve Tahsilat" başlıklı 132/Ç maddesinde "(9) Piyasa katılımcıları tarafından Piyasa İşletmecisine iletilen faturaların bedelleri, gün öncesi piyasası ve gün içi piyasası faaliyetlerine ilişkin avans ödemeleri ve aynı piyasa katılımcısının fatura borçlusu olması durumunda borç tutarı toplamı fatura bedelinden düşülmek kaydı ile Piyasa İşletmecisi tarafından alacaklı piyasa katılımcılarına yapılacak ödemeler, en geç fatura tebliğ tarihini takip eden yedinci işgünü içerisinde, ilgili fatura dönemi için piyasa katılımcılarından tahsil edilen tüm tutarların net alacak tutarlarına oranına göre, Piyasa İşletmecisi tarafından işletilen piyasalara ilişkin olarak piyasa katılımcısının süresinde ödenmemiş borçları düşülerek Piyasa İşletmecisinin merkezi uzlaştırma kuruluşundaki hesabından, aracı bankalar kullanılarak ödenir." denildiğini; icra takibinde talep edilen faiz türünün de hukuka aykırı olduğunu, EPDK'nın 21/10/2021 tarihli Kurul kararında davacının ödemesi gereken tutarın hesabının 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun'a göre yapılmasına karar verildiğini, müvekkili şirketin ekte sundukları hesaplama tablosundan da anlaşılacağı üzere davacının borcunu hesaplarken yasal faiz üzerinden hesapladığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı ödemiş olduğu bedele dair talebini ancak yasal faiz oranına göre talep edebileceğini, müvekkili ile davacı arasında kamu bankalarınca mevduata uygulanan faize hususunda herhangi bir anlaşma bulunmamakta olduğunu, açıklanan nedenlerden dolayı davacının "kamu bankalarınca mevduata uygulanan faiz talebi"nin hukuka aykırı olduğunu; bununla birlikte davalı müvekkilinin borcu ödemede temerrüde düşürülmeden takipte işlemiş faiz talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, TBK'nun 117.maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmede iyi niyetli olunan hallerde temerrüt için bildiriminin zorunlu olduğunu, davacının icra takibinde 25/01/2021 tarihinden itibaren alacağa faiz işleterek işlemiş faiz kalemi adı altında 270.205,73 TL miktarında temerrüt faizi talep etmiş olduğunu, halbuki, söz konusu tarihte davacının müvekkiline ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, müvekkilinin .... İdare Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının da tarafı olmadığını, söz konusu mahkeme kararı ile müvekkilinin davacı aleyhinde yapmış olduğu herhangi bir işleminin de iptal olmadığını, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte, .... İdare Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından verilen iptal kararı sonrasında müvekkilin davacıdan yapmış olduğu tahsilatın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin yapmış olduğu tahsil işleminde hiçbir kusuru ve kötü niyetinin bulunmadığını, TBK 117.maddesindeki "Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır." hükmü uyarınca borçlunun temerrüde düşürülmeden borçludan faiz talep edilemeyeceğini, icra takibinden önce davacının müvekkiline yönelik geçerli bir bildiriminin de bulunmadığını, bundan dolayı, icra takibinde "işletilmiş faiz alacağı" adı altında davalı müvekkilinden talep edilen 270.205,73 TL miktarında faiz talebinin de hukuka aykırı olduğunu; faizi kabul anlamına gelmemek kaydıyla birlikte işletilmiş faiz alacağının başlangıç tarihinin de hukuka aykırı olduğunu, davacının takipte işletilmiş faiz alacağı olarak talep ettiği 270.205,73 TL'nin 25/01/2021 tarihinden itibaren işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının asıl alacak olarak talep talep etmiş olduğu 626.480,81 TL+ KDV''sini müvekkil şirkete 23/11/2021 tarihinde ödediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının ancak, ödeme tarihinden sonraki döneme ait faiz talebinde bulunabileceğine, paranın müvekkilinin uhdesinde olmayan bir tarihten itibaren müvekkilinden faiz talep edilemeyeceğini, bununla birlikte müvekkilin düzenlemiş olduğu 15/11/2021 tarihli faturanın hukuka uygun olarak düzenlenmiş olduğunu, söz konusu fatura hakkında herhangi mahkemenin iptal kararı bulunmadığını, EPDK'nın davacıya yapılması gereken ödemeyi davalı müvekkiline 19/02/2023 tarihli yazı ile bildirildiğini, davacının da müvekkili adına 15/03/2023 tarihinde fatura düzenlediğini, bundan dolayı da asıl alacağa 25/01/2021 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin ve işletilmiş faizden müvekkili ...'ın sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını; davacının talep ettiği icra inkar tazminatının da hukuka aykırı olduğunu, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte, açıklandığı üzere, müvekkili ...'ın "Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği" ile EPDK kararlarına uygun hareket ettiğini, ....İdare Mahkemesi kararının EPDK tarafından müvekkiline bildirilmesinden sonra ödenmesi gereken paranın geciktirilmeksizin ödendiğini, müvekkilinin 15/03/2023 tarihli fatura bedelini davacıya eksiksiz ödediğini, davacının kötü niyet iddiasını da ispat edememiş olması nedeniyle, icra inkar tazminatı talebinin de reddinin gerektiğini, açıklanan nedenlerden dolayı, davanın öncelikle yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi ile davanın ve ayrıca esas yönünden de reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, idare mahkemesi tarafından iptaline karar verilen 21/10/2021 tarih ve ... sayılı EPDK kararına istinaden davalı tarafından davacıya karşı düzenlenmiş olan 15/11/2021 tarihli fatura bedelinin haksız olduğu gerekçesiyle davalıdan istirdatına ilişkin başlatılan .... İcra Dairesi'nin ...esas sayılı dosyasında itirazın iptaline ilişkin olduğu anlaşılmıştır..
7155 sayılı Yasa ile 6102 sayılı Yasaya 5/A maddesi eklenerek ticari davalarda arabuluculuk dava şartı haline getirilmiş olup, mahkememizdeki dava 27/07/2023 tarihinde açılmakla davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür.
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır.
....İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası UYAP sisteminden alınmış, yapılan incelemesinde; 739.234,82 TL asıl alacak, 270.205,73 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.009.440,55 TL alacağın tahsili için takip başlatıldığı, takip dosyasında ödeme emrinin tebliği ile ... A.Ş vekili süresinde borca itiraz ettiklerini, ödeme emrine, asıl alacağa, işlemiş faize, faiz oranına, gecikme zammı talebi ve oranına, tüm takibe ve ferilerine itiraz ettiklerini ve icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini bildirdiği tespit edilmiştir.
Bilirkişiler ... ve ... tarafından hazırlanan 11/08/2024 tarihli raporda: Davacı tarafından davalı aleyhinde yapılan takip dosyasının mahkeme kararı ile haksız ve hukuka aykırı olduğuna hükmedilen EPDK kararının kesinleştiği 28/10/2023 tarihinden önce 21/11/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmış olup, EPDK kararının iptaline yönelik kararın kesinleştiği tarih dikkate alındığında, davacının kendisinden haksız olarak tahsil edilen paranın tahsiline yönelik işleminde kesin olarak haklı olduğuna ilişkin mahkeme kararı henüz kesinleşmeden davalı aleyhinde takipte bulunmuş olduğu gibi, bu aşamada dahi söz konusu davanın tarafı olmayan davalının paranın iadesi için EPDK'nın bu konuda ayrıca bir Kararı ve talimatı olmadan davalının davacıya iade etmesi gereken parayı iade etmemiş olmasında da bilirkişi heyetimizce hatalı bir durum görülmediğine; Sayın mahkemenizin bu konuda bir kanaate ulaşması halinde, davalının 21/11/2022 tarihinde aleyhinde açılmış olan takibe itirazında haksız sayılamayacağına, mahkemenin hukuka aykırı EPDK kararı ile davalının davacıdan haksız tahsilat yaparak sebepsiz zenginleştiği, davalının iyi niyetli olmadığı, davacının haksız olarak kendisinden tahsil edilen paranın EPDK kararının iptaline yönelik mahkeme kararını beklemeden davalıdan tahsil edilebileceğine yönelik bir kanaate ulaşması halinde, TBK'nun 77.maddesi gereğince, davacıdan haksız olarak tahsil edildiği anlaşılan 739.234,82 TL'nin tahsilatın yapıldığı 23/11/2021 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya iade edilmesinin gerekeceğine, davanın her iki tarafı TTK'da tacir olarak tanımlanan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinden (tacir) olsa da, davalı işletmenin EPDK'nın ilgili Kararı ile hesaplanan YEK alacağını davacıdan yasal faiz oranı üzerinden tahsil etmiş olduğunun anlaşıldığına; davanın niteliği itibariyle haksız ve hukuka aykırı bir şekilde tahsil edilen paranın iadesine ilişkin bir istirdat davası niteliğinde olması nedeniyle, istirdadı gereken paranın iadesinde de aynı faiz oranı veya faiz türüne göre hesaplama yapılacağından, mahkemece davalıdan alınarak davacıya ödenmesine kanaat getirildiği takdirde, KDV dahil haksız tahsil edildiği anlaşılan 739.234,82 TL'ye paranın davacıdan tahsil edildiği 23/11/2021 tarihi ile 21/11/2022 takip tarihi arasındaki işlemiş yasal faizin 66.166,58 TL olarak hesaplanmış olduğuna; buna göre, borçlu itirazının 739.234,82 TL asıl alacak, 66.166,58 TL işlemiş yasal faiz olmak üzere 805.401,40 TL miktarlı sınırlı olarak iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamının gerekeceğine; takip tarihinden itibaren asıl alacağa (TBK'nun 100.maddesi de dikkate alınarak) yıllık %9 ve değişen oranlarda yasal faiz işletilmesi gerekeceğine, takip tarihinden sonra ve fakat işbu davanın açıldığı 27/07/2023 tarihinden sonra davalı tarafından davacıya 15/03/2023 tarihinde 739.259,56 TL ödemede bulunulduğu anlaşılmakla; davacının dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığının tespiti için bu konudaki Yargıtay içtihatları dikkate alınarak işbu davanın açıldığı 27/07/2023 tarihi itibariyle yapılan dosya borç hesaplamasında davalı borçlunun takibin yapıldığı ....İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasına 237.870,67 TL (15/03/2023 tarihinde ödenen 739.259,56 TL miktarındaki kısmi ödeme, TBK'nun 100.maddesi gereğince, öncelikle işlemiş faiz, masraf, icra tahsil harcı, icra vekalet ücretine mahsup edilmiştir) bakiye borcunun kalmış olacağına ilişkin raporlarını sunmuştur.
Taraflarca bilirkişi raporuna yönelik beyan ve itiraz dilekçesi sunmuş, mahkememiz celse ara kararında yeniden bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişilerden alınan 18/10/2024 tarihli ek raporda: Davacıdan haksız olarak tahsil edildiği kesinleşmiş mahkeme kararı ile anlaşılan 739.234,82 TL'nin yasal faiz oranı (yıllık %9,00) üzerinden yapılan hesaplama sonucunda paranın davacıdan tahsil edildiği 23/11/2021 ila takip tarihi olan 21/11/2022 tarihi arasında süreye ait işlemiş faizinin 66.166,58 TL hesaplanmış olduğuna, mahkeme kararı ile davacıdan haksız olarak tahsil edildiği anlaşılan 739.234,82 TL asıl alacağın takip tarihi olan 21/11/2022 ila 739.259,56 TL'nin davalı tarafından davacıya ödendiği tarih olan 24/03/2023 tarihi arasındaki süreye ait faizinin yıllık %9,00 yasal faiz oranı üzerinden hesaplanarak ve 24/03/2023 tarihinde yapılan 739.259,56 TL miktarındaki kısmi ödemenin TBK'nun 100.maddesi gereğince, öncelikle işlemiş faiz, icra masrafları, icra masraflarından sayılan icra vekalet ücreti ile icra tahsil harcından mahsubu suretiyle yapılan hesaplama sonucunda davalı borçlunun bakiye dosya borcunun 24/03/2023 tarihi itibariyle 231.903,03 TL hesaplanmış olduğuna, mahkemenizce her ne kadar davacının talebi doğrultusunda faizin terditli olarak ayrıca hesaplanması istenilmiş ise de, davacının talebi doğrultusunda faiz hesabının yapılabilmesi için bankaların Türk Lirası cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına fiilen uygulamış olduğu en yüksek mevduat faiz oranlarının bilinmesine ihtiyaç olup, en yüksek mevduat faiz oranlarının bankalardan ancak mahkemenizce celbedilebileceğinden ve mahkemenizce celbedilmiş en yüksek faiz oranları olmadığından, davacının talebi doğrultusunda terditli hesaplama yapılmasının mümkün olamadığına; tarafların bildirecekleri ve mahkemenizce uygun görülecek bankaların Türk Lirası cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına 23/11/2021 ve 23/11/2022 tarihlerinde fiilen uygulamış oldukların en yüksek mevduat faiz oranlarının ilgili bankalardan sorularak tespit edilmesi halinde, mahkemenizin istediği doğrultusunda en yüksek banka mevduat faizi oranları üzerinden de ikinci seçenek terditli hesaplama yapılarak ek rapor sunduklarına ilişkin rapor sunulmuştur.
Somut olayın kronolojik olarak sıralamasında öncelikle, 21/10/2021 tarihli ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) kararına istinaden, Davalı ...Ş. tarafından davacı ... A.Ş. adına düzenlenmiş olan 15/11/2021 tarihli ve EP12021000013094 no'lu toplam 905.287,46 TL bedelli faturanın "GEÇMİŞE DÖNÜK DÜZELTME GELİRİ" olarak 626.470,1900 TL ve bu miktarın %18 oranında 112.764,64 TL miktarındaki KDV bedelinin 23/11/2021 tarihinde davacı tarafından ihtirazı kayıtla ödenmiş olduğu, anılan EPDK kararının hukuka aykırı olması sebebiyle EPDK aleyhine .... İdare Mahkemesi'nin ... Esasında açılan davada söz konusu kararın 31/10/2022 tarihinde hukuka aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, bunun üzerine davacının .... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile davalı ...Ş. Aleyhinde 1.009.440,55 TL alacağından dolayı 21/11/2022 tarihinde "Haciz" yolu ilamsız takip başlattığı, takip talebinin kabul edilmesi üzerine icra dosyasından 25/11/2022 tarihinde örnek 7 no'lu ödeme emri düzenlendiği, ödeme emrine ilişkin tebligatın borçlu ... A.Ş.ne e-tebligat yolu ile 03/12/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalının mahkeme kararının tarafı olmadığı ve bu karardan ödeme emrinin tebliği suretiyle haberdar olduğu beyanına itibar edildiği, EPDK taraından davalı ...' a 19/02/2023 tarihinde davacı şirketten yapılan tahsilatın iadesi hususunda yazı yazıldığı, davacı ... A.Ş.nin davalı ...Ş. adına GDDK mal hizmet bedeli olarak 626.491,15 TL ve bu miktarın %18 KDV'si olan 112.768,41 TL olan ... no'lu faturayı 15/03/2023 tarihinde düzenleyerek davalıya tebliğ ettiği, davalının 24/03/2023 tarihinde söz konusu faturayı ödedikten sonra idare mahkemes kararının 28/10/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı dava dilekçesinde ana para ve ferilerinin eksik ödendiğini beyanla eksik kısım ile icra masrafları ve icra inkar tazminatı bakımından 03/07/2023 tarihinde iş bu davayı açtığını beyan etmiştir. Bu durumda davacıdan 15/11/2021 tarihli fatura sebebiyle yapılan tahsilatın TBK 6098 sayılı TBK'nın 77 ve devamı maddelerine göre sebepsiz zenginleşme mahiyetinde olduğu kuşkusuzdur. Bununla beraber itirazın iptali davalarında mahkeme, ödeme emrinde talep edilen alacağın niteliği ve miktarı ile bağlıdır. Ödeme emrinde alacaklı davacı, 739.234,82 TL asıl alacak, 270.205,73 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.0009,55 TL'nin tahsilini talep etmiştir. Esasen bu talep TBK 77 ver 122. maddelerinin birlikte uygulanmasını gerektiren sebepsiz zenginleşme sebebiyle faiz talebidir. Bilindiği üzere gerek sözleşmeden kaynaklanan, gerek haksız fiilden kaynaklanan ve gerekse de sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan zararlarda, kural olarak zarardan, zarara sebebiyet veren kimse sorumludur.
Somut olayda, davacı ödemeyi, davalının bir tasarrufu, kararı, işlemi sebebiyle yapmamıştır. Ayrı bir tüzel kişiliği olan dava dışı EPDK'nın aldığı karar sebebiyle davalıya ödeme yapmıştır. Öte yandan, davacı davalıya gönderdiği 15/03/2023 tarihli fatura ile ödeme yapmasını talep etmiş, davalı taraf da süresi içerisinde 24/03/2023 tarihinde davalıdan tahsil edilen asıl alacak ve kdv toplamının tamamını davacıya ödemiştir. TBK'nın 100. maddesi gereği takip tarihi sonrasında, ancak itirazın iptali davasının açıldığı tarihten önce yapılan ödemenin öncelikle işlemiş faiz ve ferilere mahsubu gerekir. Kısmi ödenen tutar nedeniyle borcun sona erdiği miktar kadar alacaklının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır.
Mahkeme kararı ile davalıdan haksız olarak tahsil edildiğine karar verilen EPDK kararında, hesaplanan YEK toplam bedelinin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un 1'inci maddesi uyarınca yasal faizi ile davacıdan tahsiline karar verilerek, davacıdan haksız olarak tahsil edildiği anlaşılan paranın yasal faiz oranı üzerinden hesaplanarak tahsil edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar her iki taraf da TTK'da tacir olarak tanımlanan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinden olsa ve aralarındaki iş, ticari iş olarak değerlendirilebilecek olsa da, eldeki dava, niteliği itibariyle haksız ve hatalı bir karar üzerine ödendiği anlaşılan paranın lehine ödeme yapılandan "istirdadı"na yönelik bir dava olup, takip hukukunda takip alacaklısından istirdadına karar verilen paraya takipte borçlunun hangi oran veya faiz türü üzerinden faiz tahsil edilmiş ise, alacaklıdan istirdat edilecek paranın da aynı faiz türü veya faiz oranı üzerinden hesaplanarak tahsili şeklinde uygulama yapılmaktadır. Öyle ki, İİK'nun 40/2.maddesine göre, bozma kararından sonra borçlunun alacaklıya hiç veya talep edilen kadar borcu olmadığına dair verilen kararın kesinleşmesi üzerine, alacaklıya icra dosyasından daha önce ödenmiş olan miktara, icra müdürlüğünce alacaklıya muhtıra tebliğ edilmek suretiyle iadesinin istenmesi ve iade için verilecek süre içerisinde iadenin yapılmaması halinde, istirdadı gereken paraya, verilen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ve para borçludan hangi faiz türü veya faiz oranı üzerinden tahsil edilmiş ise, aynı faiz türü veya faiz oranı üzerinden faiz hesaplanmak suretiyle alacaklıdan tahsili yoluna gidilmektedir.
Somut olayda davalının kötü niyetli olmadığının anlaşıldığı, takip tarihindne önce temerrüde düşürülmediği, ancak takip tarihinden ödeme tarihine kadar geçen sürede işleyecek faizden sorumlu olduğu, asıl alacaktan bu dönemdeki işlemiş faiz ve masrafların düşülmesi gerektiği anlaşılmakla dosya önceki heyete yeniden tevdi edilerek talimatlar doğrultusunda rapor alınmasına karar verildiği anlaşılmıştır. 739.234,82 TL asıl alacağın takip tarihi olan 21/11/2022 ila 739.259,56 TL'nin davalı tarafından davacıya ödendiği tarih olan 24/03/2023 tarihi arasındaki süreye ait faizinin yıllık %9,00 yasal faiz oranı üzerinden hesaplanarak ve 24/03/2023 tarihinde yapılan 739.259,56 TL miktarındaki kısmi ödemenin TBK'nun 100.maddesi gereğince, öncelikle işlemiş faiz, icra masrafları, icra masraflarından sayılan icra vekalet ücreti ile icra tahsil harcından mahsubu suretiyle yapılan hesaplama sonucunda davalı borçlunun bakiye dosya borcu 24/03/2023 tarihi itibariyle 231.903,03 TL olarak belirlenmiştir. Davalının takip tarihinden sonra fakat dava tarihinden önce davacıya yaptığı 739.259,56 TL'den faiz ve feriler düşüldükten sonra kalan 231.903,03 Tl Kısım bakımından itirazın iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
6098 Sayılı TBK 117 maddesi gereği, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşecek olup, temerrüt; ihtar, dava açılması, takip başlatılması vs. suretiyle gerçekleşir. Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre borçludan faiz talep edilebilmesi için, sebepsiz zenginleşenin iyi niyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirim şarttır. Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren başlayacaktır. Somut olaydan davacının takip tarihinden evvel davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, bu haliyle davalının takip tarihi ile temerrüde düştüğü ve davacının takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, reddi gerektiği kanaatine varılmıştır.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen kabulü ile .... İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyasındaki icra takibine vaki itirazın kısmen iptaline, takibin 231.903,03 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Karar harcı 15.841,30 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 6.394,73 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.446,57 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 6.394,73 TL peşin nispi harç, 38,40 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 6.702,98 TL'nin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 136,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 10.000,00 TL (2 farklı bilirkişi) bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 10.136,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları gözetilerek 3.508,31 TL'sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 37.104,48 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 69.714,55 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve ret oranları gözetilerek 2.059,20 TL'sinin davacı taraftan, 1.060,80 TL'sinin davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
10-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 10/12/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.