mahkeme 2022/181 E. 2024/415 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/181

Karar No

2024/415

Karar Tarihi

21 Mayıs 2024

T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2022/181 Esas
KARAR NO:2024/415

DAVA:Menfi Tespit (Alım Satım)
DAVA TARİHİ:29/08/2013
KARAR TARİHİ:21/05/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...tarafından müvekkilinin İstanbul şubesi aleyhine ... Yönetim Kurulu'nun 141/109 sayılı ve 19/04/2012 tarihli kararına istinaden düzenlenen ... numaralı mazbata ve eki faturalar dayanak gösterilmek suretiyle ....İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, icra takibine ilişkin icra emrinin müvekkilinin merkez adresi olan ...'e gönderildiğini, müvekkilinin icra takibinden bu şekilde haberdar olduğunu, icra emri ve ekleri incelendiğinde, asıl alacağın ... ye dahil olduğu iddia edilen buğday, aşurelik, bakla, bulgur, fasulye, mısır, mercimek, nohut, pirinç üzerine yapılan 01.01.2010-28.12.2010 tarihleri arasında yapılan alım satımlara ilişkin %2 oranındaki tescil ücreti olduğunu, gecikme cezası ve faiz uygulandığnı, ... yönetim kurulu tarafından tek taraflı olarak alınan ve ilam niteliğinde olan bu kararın hukuka aykırı olduğunu, ... kotasyonuna dahil maddelerin alım veya satımı ile uğraşlanların bulundukları yerin borsasına kaydolmak zorunda olduklarını, müvekkil şirketin merkezinin ...'de bulunduğunu, alacağa dayanak gösterilen faturalar incelendiğinde ... tarafından müvekkilinin satıcısı ve merkezleri İstanbul'da bulunan şirketlerin alıcısı olduğunu, 2010 yılı içersinde gerçekleşen ticari alışverişlere ilişkin faturalara istinaden tescil ücreti tahakkuk ettirildiğini, ... tarafından kesilen tescil ücretinden ... Ticaret odasına bağlı olan müvekkilinin sorumlu olamayacağını, merkezi ...'de bulunan müvekkil şirket ile merkezi İstanbul da bulunan dava dışı şirketler arasındaki ticari alışverişler ile ilgili kesilen faturalardan kaynaklı tescil ücretinin davalı ... tarafından müvekkiline yükletilmesinin hukuka aykırı ve kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartı ile müvekkilinin merkezi ... sınırları içinde bulunan şirket merkezinin sorumluluk ve görev alanının ... ... olduğunu, ....İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyası takibe konu edilen meblağ bakımından müvekkilinin borcu olmadığının tespitine, İ.İ.K 72/3 maddesi uyarınca icra veznesine yatırılacak olan teminatın alacaklıya ödenmemesi için için ihtiyati tedbir verilmesine, takibin durdurulmasına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kurumlarının ve dava konu işlemin hukuki niteliği itibariyle davanın halli idari yargının görev alanı kapsamında yer aldığından mahkemenin ... esas sayılı dosyasından verilmiş olan görevsizlik kararında direnme kararı verilmesini, müvekkilin 5174 sayılı kanunla kurulan borsaya dahi maddelerin alım satım ve fiyatlarının tespit ve ilanı işleriyle meşgul olmak üzere kurulan kamu tüzel kişiliğine sahip bir kurum olduğunu, yasa gereği müvekkil tarafından tescil edilmediği tespit edilerek tescili talep edilen alım satımlar satışı ve alıcının bulunduğu yerden borsa olan müvekkil ... Borsasına tescil edilmesi gereken alım satımlar olduğundan davacının menfi tespit davasına konu ettiği tescil yerinin ...olmadığına dolasıyla borcu olmadığına ilişkin geçerli bir iddia bulunmadığından haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İddia, savunma ve sair evraklar incelenmiştir.
Dava menfi tespit davası olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının merkezinini ...'de bulunması sebebiyle davalı tarafından tek taraflı alınan karar dolayısıyla başlatılan icra takibinde davacının borçlu olup olmadığının tespiti noktalarında toplanmaktadır.
Dosya Mahkememizin ... esasına kaydedilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde davanın davacı şirketin alım-satım muamelelerinden dolayı davalıya tescille ilgili borcunun bulunmadığına dair menfi tespit davası olup, ihtilafın 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar kanundan kaynaklandığı, davalının 5174 sayılı kanunla kurulan ve borsaya dahil maddelerin alım-satım ve fiyatlarının tespit ve ilanı ile ilgili işlerle meşgul kuruluş olup, kamu tüzel kişiliğine sahip bir kurum niteliğinde bulunduğunu, alacakların tahsilinin 6183 sayılı yasa hükümleri doğrultusunda yapıldığı, kararlara itirazın 5174 sayılı yasanın 93/son maddesi gereğince idare mahkemesine itiraz şeklinde olacağının hükme bağlandığı değerlendirilmekle, mahkememizin işin uzamaması için bir an önce görevsizliğe karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen karar Yargıtay 18.Hukuk Dairesi'nin 17.11.2014 tarih, 2014/...-... sayılı ilamı ile "davanın İİK 72.madde gereğince açılmış bir menfi tespit davası olduğunu, 5174 sayılı kanundan kaynaklanan tescil ücretinin ödenmemesi nedeniyle yapılan takip üzerine davanın açıldığını, idari yargı yerinde menfi tespit davasının açılamayacağı nedenle görevsizlik kararının yerinde olmadığı " gerekçesi ile bozmuştur.
Bozma sonrasında mahkememizin 2015/... esasına kaydı yapılan dosyada, taraflara tebligat yapılmış, bozma ilamına karşı beyanlar alınmıştır.
Davacı vekilince bozma ilamına uyularak müvekkilinin beyan ve talepleri çercevesinde borçlu olmadığına karar verilmesi istenmiştir.
Davalı vekili ise, mahkemenin önceki kararında direnmesi gerektiği hususunda, aksi halde hukuki dayanağı olmayan davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.
Denetlenen dosyada 5174 sayılı yasa ile davalı kurum tarafından alınan resen tescili işlemi yapılması yönünde bir karar olduğu, resen tescil işleminin tescil ücretine tabi olup, davacı tarafından bu ücretin yatırılmadığı ve tahsil için takip yapıldığı, davacı şayet resen tescil işleminde kendisinden talep edilen ücret nedeniyle borçlu olmadığını düşünmüyor idiyse, alınan bu idare işlemin yerinde olmadığını belirterek iptal cihetine gitmesi gerektiği, dolayısı ile borçlu olmadığını ispat etmesi gerektiği, borcun idari işlemden kaynaklanıp, bu idari işlemin ilam niteliğinde olduğu, idarenin aldığı bu kararlara karşı iptal cihetine gidilmesi gerektiği, ilam niteliğindeki kararın dayanağı tescil işlemini yapmaları için iadeli taahhütlü yazı ile uyarıldığı, davacının kayıtsız kaldığı, ihbarnamelere rağmen ödemenin yapılmadığı, takibe konu edildiği, 5174 sayılı yasanın 46.madde gereğince yapılan işleme karşı itiraz yolunun bulunduğu, itiraz edilmeyerek yasaya dayanılmak suretiyle borçlu olmadığının talep edilmesi halinde taraflar, yapılan işlem, işlemin niteliği denetlendiğinde mahkememizin görevi dahilinde bulunmayıp, davalının konusu ve yaptığı iş ve işlemler nedeniyle adli yargıda her ne kadar takip başlatmış olup, takip değeri yönünden menfi tespit ile açılan bu davanın dinlenmesi olanağının sağlanması yasanın idari kararlara karşı yapılması gereken işlemlerin zamanında ileri sürülmeyerek, kusurundan faydalanma cihetine gidilip davanın dinlenmesi yerinde görülmemiştir.
Tüm dosya kapsamı, sunulan beyanlar doğrultusunda denetlenmiş, davalı ... Borsasının kamu tüzel kişiliği görevini ifa ederken yerine getirdiği, işlemin ilam niteliğinde olup, idari işlem ve itiraz ile tartışma konusu edilmesi gerektiği, yargı yetkisinin idari işlem ve eylemin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, yürütme görevinin kanunlarda belirlenen şekilde ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak idari eylem ve işlem niteliğinde, takdir yetkisini kaldıracak şekilde yargı kararı olamayacağı, borsanın özel hukuk tüzel kişisi olmadığı, idari nitelikte görevi olan kamu kurumları olduğu, kesinleşen bir mahkeme kararınında menfi tespit davası ile iptalinin mümkün olamayacak ise, ilam niteliğinde bulunan yasalar ile bu niteliği belirlemiş kararında takibe konu edilmesi sonrası menfi tespit davası ile bertaraf edilemeyeceği, yasalar ile belirlenmiş hükümlerin ve niteliklerin uyulması gereken kararlar olup, bu durumda çözümün idare mahkemelerinde olacağı takdir olunarak mahkememizin 14/10/2013 tarihli kararında direnilmesine karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen direnme kararı davacı vekilince temyiz edilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 201/(189)4-2189 esas, 2021/1480 karar sayılı ilamı ile ".... Somut olayda dava, 5174 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tescil işleminin yaptırılmamış olması nedeniyle ...Yönetim Kurulu Kararı ile belirlenen tescil ücreti ve gecikme cezasının davacı tarafça ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine konu meblağ bakımından davacının davalıya herhangi bir borcunun olmadığının tespiti istemine ilişkin olarak İİK'nın 72. maddesi gereğince açılmış menfi tespit davasıdır.
16. Menfi tespit davası, davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davadır. Borçlu icra takibinden önce veya sonra borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir. İİK’da düzenlenen menfi tespit davası gerek maddi hukuk, gerekse usul hukuku bakımından genel hükümlere tabîdir. Görevli mahkeme ise, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 2. maddesine göre, takip konusu alacağın miktarına bakılmaksızın asliye hukuk mahkemeleridir. Yalnız kira ilişkisinden doğan alacaklar için açılan menfi tespit davasında görevli mahkeme HMK’nın 4/a maddesi gereğince sulh hukuk mahkemesidir. Ticarî dava niteliğinde olan menfi tespit davaları ise asliye ticaret mahkemelerinde görülür. Bundan başka menfi tespit davasının konusu borç (alacak davası) bir özel mahkemenin görevine girmekte ise, menfi tespit davası da o özel mahkemede görülür (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas Kanunu, Ankara, 2017, s. 136 vd.).
17. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/I-b maddesine göre, idari işlemlerden dolayı zarara uğrayanlar, idare aleyhine, idari yargı yerinde tam yargı davası veya idari işlemin iptali davası açabilirler. 5174 sayılı Kanun’un 28. maddesi uyarınca davalı Borsa, kamu tüzel kişiliğine sahip bir kurumdur. Yasal organları tarafından alınan idari nitelikteki kararların iptalinde idari yargının görevli olduğu tartışmasızdır. Ancak eldeki davada talep “idari nitelikte bir karar ya da işleminin” iptaline ilişkin değildir. Davacı, davalıya herhangi bir borcunun olmadığının tespiti istemiyle İİK'nın 72. maddesine dayalı olarak menfi tespit davası açmıştır. İdari yargıda İcra ve İflas Kanunu’na dayalı olarak açılan menfi tespit davasının görülmesi mümkün değildir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 05.05.2010 tarihli ve 2010/3-... E., 2010/... K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
18. O hâlde, somut uyuşmazlığın çözüm yeri adli yargı olduğundan mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
19. Öte yandan, dava tarihi “29.08.2013” olmasına rağmen direnmeye ilişkin karar başlığında “30.03.2015” olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak değerlendirilmiş ve bozma nedeni yapılmamıştır.
20. Hâl böyle olunca; yerel mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
21. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. ..." gerekçeleriyle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sonrasında Mahkememizin işbu esasına kaydı yapılan dosyada Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, taraflarca sunulan bilgi ve belgeler ile mahkememce celp edilen deliller hep birlikte değerlendirilmiş, dava konusu uyuşmazlığın çözümü hususunda dosyanın bir ticaret hukukunda uzman nitelikli hesaplama bilirkişisi ve bir smmm bilirkişisinden oluşan heyete tevdi ile tarafların iddia ve savunmaları kapsamında davacının davalıya borçlu olup olmadığının, borçlu ise miktarının tespit edilerek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Alınan bilirkişi raporunda özetle; dava konusu alacağın, davalı ...'nın ilgili Kanun 46. Maddesinden dolayı tescil edilmesi gerekirken tescil edilmeyen borsa dışı satışlardan kaynaklanan tescil ücretinin gecikmeden kaynaklanan 96 50 zamlı olmak üzere tahsilinin istendiği görüldüğünü, satış işlemlerinin alçısının İstanbul'da olmakla birlikte satış işlemlerinin ... Merkez'de gerçekleştirildiği ileri sürmekte olduğunu, bu açıdan ... AŞ ve ... Gıda ile yapılan sözleşmelerin ...'de imzalandığını, sadece ... AŞ ile imzalanan sözleşmenin İstanbul'da imzalandığı malların teslim yerine ilişkin değerlendirildiğinde, ... Gıda ile yapılan sözleşmelerde ifa ... olduğunu, ... AŞ'nin sunulan iki örnek faturasında da teslim olduğunu, ... AŞ ile örnek sunulan faturaların birinde İzmir, diğerinde İstanbul teslim edilmek üere işlem yapıldığının görüldüğünü, bu haliyle davalı odanın, bölgesinde bulunan alıcılardan elde etti; hesaplama gerçekleştirdiği, bölgesi dışında imzalanan sözleşmeler ile bölgesi dışında sevk ve teslim edilen ürünlerden dolayı tescil yükümlülüğünün bulunduğunu ve ücret ödenmesini talep ettiğinin görüldüğünü, İlgili düzenleme tescil yükümlülüğüne ilişkin şu şekilde kaleme alındığını;
a) Alıcı ve satıcının aynı borsanın çalışma alanı içinde bulunmaları halinde, işlem borsa örf ve adetlerine göre tespit olunan tarafça o borsaya tescil ettirilir ve tescil ücreti ödeneceğini, Tescil ile yükümlü olan tarafın yokluğu halinde, diğer taraf tescili yaptırmak ve demekle yükümlüdür.
b) Alıcı ve satıcıdan birinin borsanın çalışma alanı içinde, diğerinin dışında olması halinde;

  1. İki tarafın bulunduğu yerde borsa mevcut ve mal her iki borsaya tâbi ise ve işlem de yazışma, telgraf, telefon, teleks ile yapılmış veya elektronik ortamda gerçekleştirilmişse, sözleşmenin kabul ile tamam olduğu yerdeki tarafça o yer borsasına tescil ettirilir ve ücreti ödenir. Sözleşmenin nerede kabul ile tamam olduğu tespit edilemediği takdirde, işlem satıcının merkezinin bulunduğu yerdeki borsaya, satıcı tarafından tescil ettirilir ve ücreti ödenir.
  2. Taraflardan birinin bulunduğu yerde borsa mevcut değil veya borsa mevcut olmasına rağmen, mal o borsaya dahil değil veya taraflardan biri yurt dışında ise, işlem diğer tarafça kendi merkezinin bulunduğu yer borsasına tescil ettirilir ve ücreti ödenir.
    Davalı, davacı şirketin İstanbul'da şubesinin bulunması sebebiyle, her iki tarafın aynı borsa bölgesinde bulunması gerekçesine dayanmaktadır. Ancak özellikle zincir marketlerle yapılan sözleşmelerin şubeler tarafından gerçekleştirilmediği, aksine bu tip tedarik sözleşmelerinin tarafların merkezleri arasında imzalanması sık karşılaşılan bir uygulamadır. Diğer bir ifadeyle şubenin tedarik sözleşmelerinin tarafı olması karşılaşılan bir durum niteliği göstermez.
    Bu haliyle ilgili düzenlemenin (a) bendi kapsamında değerlendirilmesi mümkün görünmediğini, her iki tarafın da Borsaların bulunduğu (İstanbul ve ... Ticaret Borsaları) yerlerde bulunmaları karşısında, (b-1) hükmünün uygulanması gerekeceğini, hükmün şu şekilde kaleme alındığını;
    b) Alıcı ve satıcıdan birinin borsanın çalışma alanı içinde, diğerinin dışında olması halinde;
  3. İki tarafın bulunduğu yerde borsa mevcut ve mal her iki borsaya tâbi ise ve işlem de yazışma, telgraf, telefon, teleks ile yapılmış veya elektronik ortamda gerçekleştirilmişse, sözleşmenin kabul ile tamam olduğu yerdeki tarafça o yer borsasına tescil ettirilir ve ücreti ödenir. Sözleşmenin nerede kabul ile tamam olduğu tespit edilemediği takdirde, işlem satıcının merkezinin bulunduğu yerdeki borsaya, satıcı tarafından tescil ettirilir ve ücreti ödenir şeklinde olduğunu, bu kapsamda incelendiğinde, davacı ile üçüncü kişiler arasındaki ilişkinin değerlendirilmesinin gereceğini, ... AŞ ve ... AŞ ile davacı arasındaki sözleşmelerin çerçeve sözleşme niteliğinde bulunduğu ve verilen siparişlerin teslimi ile işlemin tamamlandığı görüldüğünü, sistem olarak siparişin alıcı tarafından verilmesi durumunda bunun öneri olarak değerlendirilmesi, siparişin hazırlanacağının bildirilmesi ise kabul niteliğinde olduğunu, böyle bir bildirim beyanı olmasa dahi, siparişin hazırlanması da zımni kabul olarak değerlendirilebileceğini, bu durumda kabul beyanının satıcı tarafından yapılacağı ve bu beyanın satıcı merkezinde gerçekleşeceğinin belirlenmesi gerektiğini, bu durumda ise ... Ticaret Borsasına tescil yükümlülüğünün bulunduğu ve yetkili borsanın bu borsa olduğunun benimsenmesi uygun olacağını, ... Gıda ile yapılan sözleşmelerin çerçeve sözleşme niteliğinde olmadığı, her birinde sipariş verildiği ve işlemin ifasının ise davacıya ait depoda gerçekleştirildiği anlaşılmakla, burada işlemin verilen siparişin davacı tarafından kabulü üzerine oluştuğu, sözleşmenin bunun üzerine alıcıya fakslanarak imasının alındığı, sözleşme içeriğinden anlaşıldığını, anılan işlemler bakımından sözleşmenin kabul ile kurulduğu yerin ... olduğu, dolayısıyla ... Ticaret Borsasına yönelik tescil yükümlülüğü bulunduğu benimsendiğini, İşlemlerin davacının İstanbul şubesi tarafından yapılan işlemler niteliğinde olduğunun davacı tarafından ispatı gerekmekte olup, dosyada bulunan fatura örneklerinde, davacı şirketin merkezi tarafından fatura kesildiğini, bir çok durumda teslimin dahi İstanbul'da yapılmadığı anlaşıldığını, neticeten dosyaya sunulu bulunan fatura örnekleri ile üçüncü kişilerle yapılan sözleşmeler sınırlı olarak değerlendirildiğinde, incelemeye konu işlemler bakımından tescil yükümlülüğünün ... Ticaret Odasına karşı yerine getirilmesi gerektiğini, davalı ... Odasının tescil yetkilisi oda olmaması sebebiyle tescil ücreti talep etmesinin mümkün olmayacağı görüş ve kanaatini bildirmiştir.
    Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, taraflarca rapora karşı beyan ve itirazlar sunulmuştur.
    .... icra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında 23.04.2012 tarihinde davalı .... tarafından davacı şirket aleyhine takip başlatıldığı, davacı/alacaklı Borsanın takip talebinde, 14.970,34 TL ... Borsasına dahil buğday, aşurelik, bakla, bulgur, fasulye, mısır, mercimek, nohut, pirinç üzerine yapılan 01.01.2010-28.12.2010 tarihli alım satımlara ait tescil ücretini, gecikme cezası, ve faiz ile 22.744,43 TL alacağı 6183 sayılı yasa uyarınca tahakkuk eden yıllık % 16,80 ve değişen oranlarda faizi, icra masrafı ve vekalet ücreti ile tahsilini talep ettiği, takip talebinin sebebi olarak, ...5174 Sayılı Yasanın 77. Maddesi uyarınca ilam niteliğinde olan 141/109 sayılı 19.04.2022 günlü kararına istinaden düzenlenen 59591 no.lu mazbata ve ekli fatura dökümlerinin gösterildiği, ilgili alım satım faturalarının 2010 yılına ait olduğu, bu dönemde davacı şirketin İstanbul’da şubesinin bulunduğu ve dava dışı alım yapan üç şirketinde İstanbul’da merkez adreslerinin kayıtlı olduğu, anlaşılmaktadır.
    Bu haliyle uyuşmazlığın davacının üçüncü kişilerle gerçekleştirdiği borsaya tescil edilmek zorunda olunan ürünlerden dolayı, davalı borsaya karşı tescil işleminin yapılmamasından kaynaklı yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
    İlgili mevzuat hükümlerine göre konunun 5174 Sayılı Kanun 46. Maddesinde incelendiği anlaşılmaktadır. Bu haliyle davacı ve üçüncü kişiler arasında yapılan işlemin, borsa dışında gerçekleştirilen bir işlem olduğu görülmektedir.
    İşleme yönelik dosyada dava dışı şirketlerle yapılan sözleşmelerin de bulunduğu, ... GIDA AŞ ile yapılan 18.02.2010, 24.06.2010 ve 28.12.2020 tarihli üç ayrı sözleşmenin sunulduğu, tümünde ortak bir biçimde malın ... davacı depo teslimi olarak anlaşıldığı, ... ... AŞ ile yapılan sözleşme incelendiğinde, ... Noterliği'nin 29.05.2009 tarih ve ... yevmiyeli işlemi ile yapıldığı, ürünlerin paketli olarak alıcının mağaza depolarına tesliminin kararlaştırıldığı, ... .... TİC. AŞ’ile yapılan Fason İmalat Anlaşmasının ise İstanbul’da yapıldığı ve ürünlerin belirlenen yerlere tesliminin kararlaştırıldığı, görülmektedir.
    Şubeye ilişkin değerlendirmede davacı şirketin İstanbul şubesinin 22.12.2006 tarihinde açıldığı ve
    27.08.2012 tarihinde kapatıldığı, bu dönemde şube müdürü olarak ... ve ...’ın görevlendirildiği, ... Odası tarafından gönderilen belgelerden anlaşılmaktadır. Keza 2012 yılı Haziran-Temmuz dönemi ile ilgili SGK kurumundan alınan listede, ... ve ...’ün iş bu şubenin sigortalı çalışanları olduğu anlaşılmaktadır.
    ... AŞ ve ... Gıda ile yapılan sözleşmelerin ...’de imzalandığı, sadece ... AŞ ile imzalanan sözleşmenin İstanbul’da imzalandığı, malların teslim yerine ilişkin değerlendirmede ... Gıda ile yapılan sözleşmelerde ifa yerinin ... olduğu, ... AŞ’nin sunulan iki örnek faturasında da teslim yerinin ... olduğu, ... AŞ ile örnek sunulan faturaların birinde İzmir'de, diğerinde İstanbul'da teslim edilmek üzere işlem yapıldığı görülmektedir.
    Bu haliyle davalı odanın, bölgesinde bulunan alıcılardan elde ettiği fatura bilgileri ile bir hesaplama gerçekleştirdiği, bölgesi dışında imzalanan sözleşmeler ile bölgesi dışında sevk ve teslim edilen ürünlerden dolayı tescil yükümlülüğünün bulunduğunu ve ücret ödenmesini talep ettiği görülmektedir. Bu durumda ilgili düzenlemenin (a) bendi kapsamında değerlendirilmesi mümkün görünmemektedir. Her iki tarafın da Borsaların bulunduğu (İstanbul ve ... Ticaret Borsaları) yerlerde bulunmaları karşısında, (b-1) hükmünün uygulanması gerekecektir.
    ... AŞ ve ... AŞ ile davacı arasındaki sözleşmelerin çerçeve sözleşme niteliğinde bulunduğu ve verilen siparişlerin teslimi ile işlemin tamamlandığı görülmektedir. Sistem olarak siparişin alıcı tarafından verilmesi durumunda bunun öneri olarak değerlendirilmesi, siparişin hazırlanacağının bildirilmesi ise kabul niteliğindedir. Böyle bir bildirim beyanı olmasa dahi, siparişin hazırlanması da zımni kabul olarak değerlendirilebilir. Bu durumda kabul beyanının satıcı tarafından yapılacağı ve bu beyanın satıcı merkezinde gerçekleşeceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu durumda ise ... Ticaret Borsasına tescil yükümlülüğünün bulunduğu ve yetkili borsanın bu borsa olduğunun benimsenmesi uygun olacaktır. ... Gıda ile yapılan sözleşmelerin çerçeve sözleşme niteliğinde olmadığı, her birinde sipariş verildiği ve işlemin ifasının ise davacıya ait depoda gerçekleştirildiği anlaşılmakla, burada işlemin verilen siparişin davacı tarafından kabulü üzerine oluştuğu, sözleşmenin bunun üzerine alıcıya fakslanarak imasının alındığı, sözleşme içeriğinden anlaşılmaktadır.
    Anılan işlemler bakımından sözleşmenin kabul ile kurulduğu yerin ... olduğu, dolayısıyla ... Ticaret Borsasına yönelik tescil yükümlülüğü bulunduğu, işlemlerin davacının İstanbul şubesi tarafından yapılan işlemler niteliğinde olduğunun davacı tarafından ispatı gerekmekte olduğu, dosyada bulunan fatura örneklerinin incelenmesinde davacı şirketin merkezi tarafından fatura kesildiği, bir çok durumda teslimin dahi İstanbul’da yapılmadığı anlaşılmakla davalının gerek savunmalarının gerekse bilirkişi raporuna karşı itirazlarının reddi gerekmiş, dosyaya sunulu bulunan fatura örnekleri ile üçüncü kişilerle yapılan sözleşmeler sınırlı olarak değerlendirildiğinde, incelemeye konu işlemler bakımından tescil yükümlülüğünün ... Ticaret Odasına karşı yerine getirilmesi gerektiği, davalı ... Odasının tescil yetkilisi oda olmaması sebebiyle tescil ücreti talep etmesinin mümkün olmayacağı kanaatine varılarak davacının davaya konu icra takibindeki alacak bakımından davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının haksız ve kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
    HÜKÜM:yukarıda açıklanan nedenlerle;
    1-Davanın kabulü ile .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
    2-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine,
    3-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 1.553,67 TL karar harcından peşin alınan 388,45 TL'nin mahsubu ile geri kalan 1.165,22 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
    4-Davacının yaptığı 416,50 TL ilk masraf (vekalet harcı+başvurma+harcı+peşin harç) ile yargılama aşamasına yapılan 4.390,00 TL tebligat, posta gideri, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.806, 50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
    5-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
    6-Gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
    Dair, dava dosyasının daha önce Yargıtay denetiminden geçmiş olmasından dolayı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay Temyiz yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı.21/05/2024

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim