mahkeme 2018/881 E. 2025/609 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2018/881
2025/609
16 Eylül 2025
T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2018/881 Esas
KARAR NO :2025/609
DAVA:Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:01/10/2018
KARAR TARİHİ:16/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde: Taraflar arasında 29.12.2011 tarihli (yenilenmekle 15.04.2015 tarihli) Acentelik Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca davacı müvekkili davalı şirketin acentesi olarak 2011 yılından bu yana hizmet sunduğunu, yeni portföyler oluşturduğunu, davalının tanınmasında ve büyümesinde önemli katkı sunduğunu, davacı müvekkili şirketin bu süre zarfında yaklaşık 5.000'e yakın dosya açtığı ve yaklaşık 1.500.000 TL tutarında poliçe kestiğini, taraflar arasında cari 15/04/2015 tarihli Acentelik Sözleşmesi'nin 12.10.maddesi uyarınca İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığını, ... 29.Noterliğinin 03/11/2017 tarih ve ... yevmiyeli ihtarnamesinin bulunduğunu, ihtarnamede davalı şirket üretim yetersizliği sebebiyle davacı müvekkili şirketin Acentelik Sözleşmesini feshettiğini, fesih sebebinin gerçekçi ve yerinde olmadığını, davalı şirket önceden bir ihtar, uyarı göndermediğini, herhangi bir performans değerlendirmesi de yapmadığını, üretimin artırılması için hiçbir tedbir de almadığını, üretim yetersizliğinden dolayı sözleşmesi feshedilen davacı müvekkili şirket 07/04/2016 tarihinde başarılı acentelere verilen rapel ödemesi almaya hak kazandığını, T.T.K'nın 122.maddesi uyarınca müvekkili şirketin denkleştirme tazminatı hakkı talebi doğduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin süresiz olduğunu, müvekkili şirket bu sözleşmenin haksız feshi sebebiyle yoksun kaldığı karın da davalı tarafından ödenmesinin gerektiğini, davalı şirket nezdinde bulunan teminatın iadesini talep ettiklerini, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere davalının, davacının kazanmış olduğu portföyü kullanmaya devam ediyor olması ve önemli menfaatler elde etmiş olması sebebiyle T.T.K'nın 122.maddesi uyarınca şimdilik 10.000,00 TL'lik denkleştirme tazminatının işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, taraflar arasındaki sözleşmenin süresiz olması ve sözleşmenin devam etmesi halinde önemli menfaatler elde edecek olması, sözleşmenin haksız feshi sebebiyle bu menfaatlerden yoksun kalması sebebiyle şimdilik 10.000,00 TL'lik yoksun kalınan kazanç kaybı alacağının işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, davalı şirketin davacıdan teminat olarak tahsil etmiş olduğu alacağa karşılık olarak 1.000,00 TL'lik tazminatın işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, davacı müvekkiline iadesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde: Davacının dava dilekçesinde yer alan iddia ve taleplerini taraflarınca kabul etmelerinin mümkün olmadığını, müvekkil şirket acentelik sözleşmesini, acentenin kusurlu ve sözleşmeye aykırı davranış, iş ve işlemleri nedeni ile feshettiğini, davacı, taraflar arasında akdedilmiş sözleşmeler ile üstlenmiş olduğu birçok yükümlülüğe aykırı davrandığını, bu aykırılıklar sebebi ile sözleşme feshedildiğini, davacının denkleştirme talebinin söz konusu şartları haiz olmadığından haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket taraflar arasında akdedilen Acentelik Sözleşmesi'nin ...'nın Hak ve Yükümlülükleri başlıklı 5. maddesi kapsamında, acenteye hedef vermek, belirleyeceği dönemler itibariyle acentenin performansını ölçmek ve acentelik ilişkisinin geleceğini belirlemek hakkına sahip olduğunu, sözleşmenin diğer tarafı olan acenteye aracılık ettiği sözleşmelerin, hasar ve prim oranlarını ve getirilerini de dikkate alması gerektiği ilgili sözleşmenin 4.2. Maddesinde açıkça bildirdiğini, Acentelik Sözleşmesi'nin "Sözleşmenin Süresi, Fesih ve Yetkilerin Sınırlandırılması" başlıklı 10.2.4 maddesinde, acentenin performans değerlendirmesinde yetersizliği halinde müvekkili şirkete sözleşmenin haklı sebeple feshi hakkını verdiğini, davacı acentenin üretim düşüklüğünün yanı sıra, hasar prim oranı da hayli yüksek olduğunu, acentenin sigortacılık ve aracılık faaliyetlerinde riziko seçimlerindeki ihmal veya kusuru nedeniyle teknik zarar oluşması yani müvekkili şirketin belirlemiş olduğu teknik kar ve teknik zarar kriterlerine uyulmaması, hasar prim oranının yüksekliği de, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesi bakımından haklı sebep olduğunu, müvekkili, davacı acente ile akdedilmiş olan sözleşmeyi acentenin kusuru sebebiyle sonlandırdığını, karlılık tablosu (EK-7) ve acente karnesi (EK-8) incelendiğinde davacı acentenin; 2017 yılı içerisinde sadece trafik Sigortası üretiminde bulunduğu, diğer branşlarda kayda değer bir üretim yapmadığı, kasko branşında yapılan üretimin ise zarara dönüştüğünün açıkça görüldüğünü, davacının portföy ağırlığının trafik sigortası branşında olduğu dikkate alındığında, bu branşta dahi zararda olması, uyuşmazlığa konu acentelik sözleşmesinin feshinde müvekkili şirketin ne derece haklı olduğunu bir kez daha gösterdiğini, Acentelik Sözleşmesi'nin denkleştirme istemine yönelik olarak düzenlenen 11. maddesi ve TTK ile Sigortacılık Kanunu'na göre, müvekkili şirketin, davacı ile acentelik ilişkisinin sonlandırılmasının ardından, önemli bir menfaat elde edemediğinin açık olduğu, denkeştirmede esas olan husus, acentenin kendi emek ve çabası ile sigorta şirketine kazandırdığı ve gelecekte acentelik ilişkisi devam etmese dahi karşı tarafa kazandırmaya devam edeceği menfaatlerin değerlendirilmesi ve hesaplanmasının gerektiğini, Acentelik Sözleşmesi'nin 11.1.2. numaralı maddesi hakkaniyet şartını düzenlediğini, hakkaniyet şartının gerçekleşip gerçekleşmediği, acentenin inhisari olup olmaması, hasar/prim oranı, prim tahsilat süreçleri, performansı dahil ve bununla sınırlı olmamak üzere, objektif olarak belirlenen ölçür ve kriterlere göre değerlendirilmesinin gerektiğini, davacı acentenin çalışması bakımından hasar prim oranının yüksekliği dikkate alındığında, elde edilen gelir olan primin düşük olmasına karşın rizikonun yüksek olduğunu davacı acentenin ihmal ve kusuru ile gözetmemesi nedeni ile, müvekkili şirket yüksek hasar nedeni ile, acente portföyü nedeni ile menfaat elde etmek yerine aksine zarara uğrandığını, davacı acentenin performans düşüklüğü, üretimdeki azalma ve de hasar prim oranının yüksekliği müvekkili şirket kayıtlarında yapılacak olacak inceleme neticesinde ortaya çıkacağını, taraflar arasında akdedilen Acentelik Sözleşmesi'nin 12.6. maddesine göre, işbu dava bakımından dikkate alınmak üzere, müvekkili şirket kanuni defter ve kayıtlar ile bilgisayar kayıtları kat'i ve münhasır delil teşkil edeceğini, tarafların yazılı delil sözleşmesi/şartı olarak kararlaştırdıkları bu hüküm gereği, davacının dosyaya sunmuş olduğu belgelerde müvekkili şirket kayıt ve defterleri ile çelişen kısımların taraflarınca kabulü ve de kesin delil olarak ele alınması mümkün olmadığını, Acentelik sözleşmesi her ne kadar süresiz olarak yapıldıysa da acentelik sözleşmesinin 10. Maddede yer alan Sözleşmenin SÜRESİ, Fesih ve Yetkilerinin Sınırlandırılması başlığında yer alan 10.1 maddesinde sözleşmenin süresiz yapılmış olduğu belirtilmişse de 3 ay önceden yazılı ihbarda bulunmak koşuluyla sözleşmenin taraflarca feshedilebileceğinin belirtildiğini, 10.2 maddesinde sözleşmede müvekkili şirkete belirli hallerde sözleşmeyi feshetme yetkisi vermiş bulunduğunu, bu fesih nedenlerinden bir tanesi de sözleşmenin 10.2.4 maddesinde geçen sözleşmenin haklı sebeple feshedilebileceğine yönelik olarak müvekkili şirketçe yapılan değerlendirme neticesinde Acente'nin ve/veya çalışanlarının yetersizliğine karar verilmesi halinde sözleşmenin feshedilebileceğine yönelik olarak verilen yetkiye binayen sözleşme feshedildiğini, sözleşmenin DEnkleştirme İstemi başlığında yer alan 11.3 maddesine göre Acente, Sözleşme ve mevzuat çerçevisinde denkleştirme tazminatı hariç, manevi tazminat, kar kaybı dahil olmak üzere hiç bir nam altında müvekkili şirketten herhangi bir talepte bulunamayacağının belirtildiğini, davacı, müvekkili firma ile acentelik ilişkisi kurmadan evvel ... Sigorta A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş.şirketlerinin de acenteliğini yürütmekte olduğunu, Türkiye Ticaret Gazetesi'nin 28.08.2018 tarihli 9648 numaralı sayısında açıkça davacının ... Sigorta A.Ş'nin acenteliğine dair vekaletname almış olduğunu, Türkiye Ticaret Gazetesi'nin 12.01.2018 tarihli ... numaralı sayısında da davacının ... Sigorta A.Ş. adına acentelik yapmak için vekaletname almış olduğunu, bunlar göz önüne alındığında yapılan feshin hukuka uygun olduğu ve yine davacının ekonomik olarak mahrum kaldığı bir kazancın söz konusu olmadığı açıkça görüleceğini, kazanç kaybı talebinin de hukuken dinlenmesi mümkün olmadığını, davacının mahrum kalınan kazanç talebinin reddinin gerektiğini, davacının iddialarını kabul manasına gelmeksizin müvekkilince iade edilmeyen bir teminat olması halinde dahi müvekkili bunları sözleşmeden kaynaklanan cari hesap alacağına mahsup ettiğini, davacının teminat iadesi talebi hukuka aykırı olduğunu, davacının haksız ve hukuka aykırı davasının reddine karar verilmesini, haksız ve hukuka aykırı taleplerle ikame edilen işbu davanın reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, Acentelik Sözleşmesinin feshi sebebiyle davacının tazminat istemine ilişkindir.
Bilirkişi Dr. ... tarafından hazırlanan 14.02.2019 tarihli ayrık bilirkişi raporunda:
a)Taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından ihbar süresine uyulmadan haksız olarak feshedildiği, bu bakımdan davacının teminatın iadesine ilişkin talebinin yerinde olduğu, ancak mali inceleme bölümündeki tespitler dikkate alındığında, davacı tarafından teminat ödemesine ilişkin bir belge ve veri dosyaya sunulu olmadığından tarafımızdan davacı yanın ödemiş olduğu teminat tutarlarının hesap lan amadığı,
b)Davacının müsbet ve menfi zarar kapsamında oluşan maddi zararlarının tazmin edilmesi gerektiği,
c)Davacının müsbet zararlar kapsamında yoksun kaldığı kar tazminatı da talep edebileceği, ancak yoksun kalınan kar miktarının aynı şartlarla yeni bir iş bulunması için geçmesi gereken makul süre ile sınırlı olarak hesaplanması gerektiği, somut olayda, davacının aynı şartlarla yeni bir iş bulunması için geçmesi gereken makul süre, Yargıtay içtihatları ve yine üç aylık mehil süresi verilmesi halinde sözleşmenin her zaman feshedilcbeleceği hususu da dikkate alınarak, üç ay olarak takdir edilmesi gerektiği,
ç)Davacının talep edebileceği yoksun kaldığı net kar mahrumiyetinin 11.682.54 TL olarak hesaplanabileceği,
d)Taraflar arasındaki sözleşmeyle davacıya acentelik veya bayilik gibi bir yetkinin vc yine münhasır bir bölgenin tanınmadığı, yine, sözleşmenin sona ermesinden sonra davalının, davacının sağlamış olduğu müşterilerden önemli menfaatler elde ettiğine ilişkin, mali inccleme bölümünde bir tespite yer verilmediği, dolayısıyla portföy tazminatı talep etme koşullarının oluşmadığı şeklinde ayrık raporunu sunmuştur.
Bilirkişiler tarafından 13.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda : Somut olayda hukuki sorunun taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin feshinin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı ve buna bağlı olarak TTK m. 122 ile TTK'ya göre özel hüküm niteliğindeki Sigortacılık Kanunu m. 23/XVI uyarınca portföy tazminatının ve genel hükümlere göre kar yoksunluğu talebinin koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesinden İbaret olduğu, taraflar arasında birden fazla acentelik sözleşmesi bulunduğu, sözleşmede düzenlenen fesih haklarının sebepleri ve koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi bakımından 15/04/2015 tarihli sözleşme hükümlerinin esas alınması gerektiği, anılan sözleşmenin belirsiz süreli sürekli nitelikte borç doğuran bir acentelik sözleşmesi olduğunun tartışmasız olduğu, davalının 28.7.2017 tarihlinde davacıya hitaben düzenlediği ve içeriğine raporda yer verilen fesih bildirim yazısının davacıya tebliğ edildiğine ilişkin dosya kapsamında bir belge bulunmadığı, davalının fesih beyanını içeren ihtarnamede, 15.4.2015 tarihli acentelik sözleşmesinin üretim yetersizliği nedeniyle 3.11.2017 tarihi itibariyle feshedildiğinin bildirildiği, portföy (denkleştirme) isteminin ileri sürülebilmesi için öncelikle sigorta acentesi ile sigorta şirketi arasında geçerli bir acentelik sözleşmesinin bulunması gerektiği ve sözleşmenin portföy tazminatına (denkleştirme İstemine) İmkân verecek şekilde haksız olarak veya fesih bildirim süresine uyulmaksızın veya fesheden taraftan kaynaklanan bir sebeple sonlandırılması gerektiği, somut olayda her iki tarafın da üç ay önceden bildirmek koşulu ile sözleşmeyi hiçbir neden ileri sürmeksizin feshedebileceğinin yasa ve sözleşmede düzenlendiği, bu halde bir fesih sebebi söz konusu olmadığı için haklı veya haksız fesih değerlendirilmesinin yapılmasına gerek olmadığı, fesheden tarafın 3 aylık bildirim süresine uyup uymadığının tartışılması gerektiği, davalının, hem bir sebebe dayanmadığı (28.7.2017 tarihli davacıya tebliğ edilip edilmediği belirlenemeyen fesih bildirim yazısında bir sebep ileri sürmemiş) hem ihtarnamede üretim yetersizliği, davaya cevap dilekçesinde ise üretim yetersizliğine ek olarak hasar/prim yüksekliği sebeplerine dayandığı, ayrıca üç ay öncesinde bildirim yapıldığını beyan ettiği, üç ay önceden fesih bildirimi yaptığını beyan etmekte ise de bu bildirimin davalıya tebliğ edildiğine ilişkin bir belgeye dosya kapsamında rastlanmadığı, fesih bildiriminin üç ay önceden yapıldığı hususu kesin olarak belirlenemediği için sözleşme m. 10.1 hükmünde ve TTK m. 121/(1) hükmünde yer alan olağan feshin koşullarının gerçekleşmediği, üç aylık bildirim süresine uyulmaması halinde feshin kural olarak haksız sayılacağı, ancak olağan feshin şartlarının gerçekleşmediğinden hareketle somut olayın özellikleri göz önünde tutulduğunda doğrudan feshin haksız olduğu sonucuna varılamadığı, davalı fesih bildiriminde ve cevap dilekçesinde çeşitli sebepler İleri sürerek feshin aynı zamanda haklı olduğunu olağanüstü fesih hakkının koşullarına da değinilmesi gerektiği, somut olayda da taraflar arasındaki sözleşme madde 10.2 hükmünde haklı sebeple feshin ve hangi hallerin haklı sebep sayılacağının açıkça belirlendiği 10.2.4 hükmünde performans değerlendirmesi sonrası acentenin performans yetersizliği, 10.2.7 hükmünde hasar prim oranının yüksekliğinin haklı neden sayıldığı, bu sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediği hususu konusu, uzmanlık alanımız dışında olduğundan raporun bu kısmında değerlendirme yapılamayacağı, nihai takdirin mahkemede olduğu, davacının, davalının fesih sebepleri konusunda fesih beyanında bulunduğu ihtarnamedeki sebeplerle bağlı olduğunu, cevap dilekçesinde buna ek olarak ayrıca hasar prim oranının yüksek olduğu sebebine dayanamayacağını ileri sürdüğü, nihai takdir Sayın Mahkemede olmakla birlikte fesih beyanının yapıldığı sırada öne sürülen sebeplerin sonradan genişletilmesinin mümkün olmadığı, feshin haklı olup olmadığının belirlenmesindeki tek ölçütün beyanın yapıldığı sırada öne sürülen sebebin gerçekleşip gerçekleşmediği ve objektif olarak ilişkinin devamını çekilmez kılıp kılmadığı olduğu, bu kuralın, hukuki işlemlerin geçerliğinin yapıldıkları sıradaki koşulların değerlendirilmesi ile belirleneblleceği İlkesinin bir sonucu olduğu, bu sebeple sözleşmeyi fesheden tarafın fesih beyanında ileri sürdüğü sebeplerle bağlı olduğu, davalının.... Noterliği'nin, 3.11.2017 tarih ve ... Yevmiye No'lu İhtarnamesi ile yaptığı fesih beyanında, üretim yetersizliği olarak ifade ettiği fesih sebebinin sözleşmenin m. 10.2.4 hükmünde performans yetersizliği ifadesiyle bir haklı fesih sebebi olarak düzenlenmiş olduğu, hükümde performans değerlendirilmesi yapılması gerektiği düzenlendiği, somut olayda davalı tarafından bir değerlendirme yapılıp yapılmadığına ilişkin bir belgeye rastlanmadığı, davalının fesih beyanında yalnızca üretim yetersizliğine yer verdiği İçin bu beyanla bağlı olduğu sonradan ortaya çıkan sebepler (haklı olsalar bile) bu feshi beyanının değerlendirilmesine etkili olamayacağı, davalının performans değerlendirmesi yaptığı ve sonucunda performansın yetersiz olduğu hususunu tespit ettiği sonucuna varılması halinde yapılan feshin haklı sayılacağı ve davacının portföy ve yoksun kalınan kar talebinin koşullarının oluşmayacağı, mahkeme tarafından aksi kanaate varılması halinde davacının taleplerinin koşullarının sonuçlarının oluşacağı sonucuna varılacağının kanaatine varıldığına ilişkin rapor düzenlenmiştir.
Bilirkişiler tarafından hazırlanan 06.06.2022 ek raporda: Taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından ihbar süresine uyulmadan haksız olarak feshedildiği, bu bakımdan davacının teminatın iadesine ilişkin talebinin yerinde olduğu, ancak mali inceleme bölümündeki tespitler dikkate alındığında, davacı tarafından teminat ödemesine ilişkin bir belge ve veri dosyaya sunulu olmadığından tarafımızdan davacı yanın ödemiş olduğu teminat tutarlarının hesaplanamadığı, davacının müsbet ve menfi zarar kapsamında oluşan maddi zararlarının tazmin edilmesi gerektiği, davacının müsbet zararlar kapsamında yoksun kaldığı kar tazminatı da talep edebileceği, ancak yoksun kalınan kar miktarının aynı şartlarla yeni bir iş bulunması için geçmesi gereken makul süre ile sınırlı olarak hesaplanması gerektiği, somut olayda, davacının aynı şartlarla yeni bir iş bulunması için geçmesi gereken makul süre, Yargıtay içtihatları ve yine üç aylık mehil süresi verilmesi halinde sözleşmenin her zaman feshedilebeleceği hususu da dikkate alınarak, üç ay olarak takdir edilmesi gerektiği,
Mali İnceleme ve değerlendirmeler sonucunda ; Denkleştirme tazminatı tutarının 33.196,89 TL, Taraflar arasında akdedilen 29.12.2011 tarihli (15.04.2015 yenileme tarihli) Acentelik sözleşmesi süresiz olup sözleşmenin davalı tarafından feshedilmesi neticesinde davacı yanın aylık 3.894,18 TL, 3 aylık 11.682,54, yıllık ise 46.730,15 TL kardan mahrum kaldığı hesap edildiği, davacının talep edebileceği yoksun kaldığı net kar mahrumiyetinin 3 ay takdir edilerek 11.682,54 TL olarak hesaplanabileceği, davacının uzun süreden beri tanımlanan bölgede davalıya aracılık ettiğinden, aracılık edilen hizmet sigorta poliçelerine dayandığından, poliçelerin sürekli olarak yenilenmesi hayatın olağan akışının bir gereği olduğundan, kazandırılan müşterilerin önemli bir kısmının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da davalıyla iş yapmaya devam ettiklerinin kabulü gerekeceği, bu bakımdan somut olayda portföy tazminatı şartının gerçekleşmiş olduğu, buna göre kök raporda tespit edilen 33.196.89 TL portföy tazminatına hükmedilmesi gerektiğine ilişkin rapor sunulmuştur.
... Asliye Hukuk Mahkemesi...Talimat numaralı vasıtasıyla bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda: Davalı ... Sigorta ile Davacı ...Sigorta Şti arasındaki Acentelik sözleşmesine istinaden Davacı tarafından 2012-2017 yılları içinde toplam 3535 adet poliçe ve 1.317.031,89 TL Prim üretilmiş ve 198.382,95 TL Komisyon hesaplanmış olduğu yıllık ortalama olarak 583 ad poliçe 218.246,86 TL Prim üretilmiş ve 32.840,03 TL Komisyon hesaplanmış olduğu, sözleşme bitiminden itibaren ... Sigorta'ya ilişkin olarak herhangi bir Sigorta Poliçesi üretimi olmadığından Komisyon gelirinin de olmadığı , Ayrıca ... Sigorta firması ile yapılan Acentelik faaliyeti üzerinden de 2012-2017 yılları arasında 3338 adet poliçe 1.048.651,75 TL Prim üretilmiş ve 143.676,95 TL Komisyon hesaplanmış olduğu, ek olarak ... Sigorta firması ile yapılan Acentelik faaliyeti üzerinden de 2015-2017 yılları arasında 1010 adet poliçe 276.089,87 TL Prim üretilmiş ve 40.856,08 TL Komisyon hesaplanmış olduğu, 2012-2017 döneminde dahi başka Acentesi olduğu firmalar üzerinden poliçe ürettiği ve yerinde tespit ile Davacının halihazırda faaliyetine devam ettiğine ilişkin raporunu düzenlemiştir.
Bilirkişiler tarafından alınan 21.12.2023 tarihli ek raporda: Taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından ihbar süresine uyulmadan haksız olarak feshedildiği, bu bakımdan davacının teminatın iadesine ilişkin talebinin yerinde olduğu, ancak mali inceleme bölümündeki tespitler dikkate alındığında, davacı tarafından teminat ödemesine ilişkin bir belge ve veri dosyaya sunulu olmadığından tarafımızdan davacı yanın ödemiş olduğu teminat tutarlarının hesaplanamadığı, davacının müsbet ve menfi zarar kapsamında oluşan maddi zararlarının tazmin edilmesi gerektiği, davacının müsbet zararlar kapsamında yoksun kaldığı kar tazminatı da talep edebileceği, ancak yoksun kalınan kar miktarının aynı şartlarla yeni bir iş bulunması için geçmesi gereken makul süre ile sınırlı olarak hesaplanması gerektiği, somut olayda, davacının aynı şartlarla yeni bir iş bulunması için geçmesi gereken makul süre, Yargıtay içtihatları ve yine üç aylık mehil süresi verilmesi halinde sözleşmenin her zaman feshedilebeleceği hususu da dikkate alınarak, üç ay olarak takdir edilmesi gerektiği,
Mali İnceleme ve değerlendirmeler sonucunda : Denkleştirme tazminatı tutarının 33.196,89 TL, Taraflar arasında akdedilen 29.12.2011 tarihli (15.04.2015 yenileme tarihli) Acentelik sözleşmesi süresiz olup sözleşmenin davalı tarafından feshedilmesi neticesinde davacı yanın aylık 3.894,18 TL, 3 aylık 11.682,54, yıllık ise 46.730,15 TL kardan mahrum kaldığı hesap edildiği, davacının talep edebileceği yoksun kaldığı net kar mahrumiyetinin 3 ay takdir edilerek 11.682,54 TL olarak hesaplanabileceği, davacının uzun süreden beri tanımlanan bölgede davalıya aracılık ettiğinden, aracılık edilen hizmet sigorta poliçelerine dayandığından, poliçelerin sürekli olarak yenilenmesi hayatın olağan akışının bir gereği olduğundan, kazandırılan müşterilerin önemli bir kısmının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da davalıyla iş yapmaya devam ettiklerinin kabulü gerekeceği, bu bakımdan somut olayda portföy tazminatı şartının gerçekleşmiş olduğu, buna göre kök raporda tespit edilen 33.196.89 TL portföy tazminatına hükmedilmesi gerektiği, kök ve ek rapordaki görüş kanaatimizi değiştirir bu hususun bulunmadığına ilişkin rapor düzenlenmiştir.
Bilirkişiler tarafından hazırlanan 22.07.2024 tarihli ek raporda: Taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle feshedilmediği, bu bakımdan davacının uğramış olduğu zararların karşılanması gerektiği, davacının talep edebileceği yoksun kaldığı net kar mahrumiyetinin daha önceki raporlarda da ifade etmiş olduğumuz üzere, 3 ay takdir edilerek 11.682,54 TL olarak hesaplanabileceği, portföy tazminatı şartının gerçekleşmemiş olduğu, mahkemenin aksi kanaate olması halinde kök raporda tespit edilen 33.196,89 TL portföy tazminatına hükmedilebileceğine ilişkin rapor düzenlenmiştir.
Bilirkişiler tarafından hazırlanan 25/03/2025 tarihli ek raporda: Taraf itirazlarının tamamı önceki kök ve ek raporda değerlendirilmiş olup, ilave bilgi ve belge içermeyen itirazlardan dolayı bilirkişi raporunda bir değişiklik yapmaya gerek görülmemiş olup, bu yönleri ile değerlendirmenin mahkemeye ait olacağı şeklinde raporunu sunmuştur.
Davacı vekili tarafından sunulan 11.10.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile: Davalının davacının kazanmış olduğu portföyü kullanmaya devam ediyor olması ve önemli menfaatler elde etmiş olması sebepleriyle TTK 122. Md. uyarınca fazlaya dair hakları saklı olmak kaydıyla 33.196,89 TL 'lik denkleştirme tazminatının işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, taraflar arasındaki sözleşmenin süresiz olması ve sözleşmenin devam etmesi halinde önemli menfaatler elde edecek olması, sözleşmenin haksız feshi sebebiyle bu menfaatlerden yoksun kalması sebebiyle, fazlaya dair hakkımız saklı kalmak kaydıyla 46.730,15 TL'lik yoksun kalınan kazanç kaybı alacağının işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, teminat olarak tahsil edilen alacağa karşılık olarak açmış olduğumuz 1.000,00 TL'lik tazminat davadan sonra ödendiğini, bu alacak yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Somut olayda, taraflar arasında imzalanan 29/12/2011 tarihli acentelik sözleşmesinin davalı tarafından sözleşmenin üretim yetersizliği sebebiyle 3 ay sonra feshedilerek davacı tarafa azilname gönderileceğinin 28/07/2017 tarihinde ihtar edildiği, bu hususun davacı tarafa 28/07/2017 tarihinde tebliğ edildiği, daha sonra davalı sigorta tarafından 03/11/2017 tarihinde üretim yetersizliği sebebiyle feshedildiğine ilişkin azilname gönderildiği, TTK m. 122/4 gereği sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerektiği, davacının iş bu davayı 01/10/2018 tarihinde açtığı gözetildiğinde hak düşürücü sürenin geçmemiş olduğu anlaşıldığından davalının hak düşürücü süre itirazlarının reddi gerekmiştir. Davacının haksız fesihten kaynaklı denkleştirme tazminatı, kar kaybı ve teminatın iadesi talebinde bulunduğu, dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporları ile toplanan deliller neticesinde her ne kadar davalı taraf sözleşmede belirtilen 3 aylık fesih süresine uyularak sözleşmenin feshedildiğini beyan etmişse de, fesih ihtarnamesinde fesih sebebi olarak bu durumun belirtilmediği, üretim yetersizliğinden sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiği, dosya kapsamında davacının üretim yetersizliğine ilişkin herhangi bir belge ve delil ibraz edilmemişse de taraflar arasındaki sözleşmeyle davacıya acentelik veya bayilik gibi bir yetkinin ve yine münhasır bir bölgenin tanınmamış olması, sözleşmenin sona ermesinden sonra davalının, davacının sağlamış olduğu müşterilerden önemli menfaatler elde ettiğine ilişkin, mali inceleme bölümünde bir tespite yer verilmemesi, Sözleşme bitiminden itibaren ... Sigorta’ya ilişkin olarak herhangi bir Sigorta Poliçesi üretimi olmadığından Komisyon gelirinin de olmadığı gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının portföy tazminatına ilişkin alacak talebi yerinde olmadığındna portföy tazminatı talebinin reddi gerekmiştir. Davalının sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğini ispatlayamadığı bu sebeple davacının müsbet zararlar kapsamında yoksun kaldığı kar tazminatı da talep edebileceği, ancak yoksun kalınan kar miktarının aynı şartlarla yeni bir iş bulunması için geçmesi gereken makul süre ile sınırlı olarak hesaplanması gerektiği, somut olayda, davacının aynı şartlarla yeni bir iş bulunması için geçmesi gereken makul süre, Yargıtay içtihatları ve yine üç aylık mehil süresi verilmesi halinde sözleşmenin her zaman feshedilebeleceği hususu da dikkate alınarak, üç ay olarak takdir edilmesi gerektiği, davacının, bilirkişiler tarafından hesaplanan 3 aylık 11.682,54 TL kardan mahrum kaldığı, davacının 07.12.2018 tarihli davalının cevaplarına karşı cevap dilekçesinde, davalının 4.585,19 TL Halk Bankası'na ödeme yaptığı, bu nedenle teminatın iadesi davasının konusuz kaldığı anlaşılmış olup davanın kısmen kabulüne dair aşağıdkai şkeilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile;
-Davacının portföy tazminatı talebinin reddine,
-Davacının mahrum kalınan kar talebinin kısmen kabulü ile 11.682,54 TL'nin 03/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
-Davacının teminatın iadesine ilişkin talebinin konusuz kaldığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 798,03 TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 585,60 TL'nin davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından (Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 358,63 TL peşin harç ve 1.025,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.383,63 TL yatırılan harçlardan iadesine karar verilen kısım düşüldükten sonra kalan 798,03 TL harç) 35,90 TL başvurma harcı ve 798,03 TL olmak üzere toplam 833,93 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 751,50 TL tebligat ve müzekkere gideri, 15.550,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 16.301,50 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları gözetilerek 2.382,71 TL'sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 11.682,54 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 16/09/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.