Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/427
2024/821
9 Aralık 2024
T.C.
İSTANBUL
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/427 Esas
KARAR NO :2024/821
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:30/09/2016
KARAR TARİHİ:09/12/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası'na ... sicil numarası ila kayıtlı olarak serbest muhasebecilik mesleği yaptığını, ... Müşavirler Odası Disiplin Kurulu tarafından, 14.11.2002 tarihli ve ... sayılı kararı ile, davacının meslekten çıkarılma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, kararın 06.05.2003 tarihli 25100 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak işleme konulduğunu; Meslekten çıkarma kararının (idari işlemin) İptali talebiyle, ... ... Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasıyla dava açıldığını; bu dava sonucunda, ... ll.İdare Mahkemesi'nin 24.05.2005 tarihli ve ... E. ... K. sayılı kararı ile, "davalı idarelerin işlemlerinde belirtilen yönleri île hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine" karar verildiğini; Yapılan temyiz başvurusu üzerine, söz konusu idare Mahkemesi Kararının, Danıştay e.Dairesi'nin 22.03.2006 tarihli ve 2005/4774 E. 2006/1162 K. sayılı kararı ile bozulduğunu; Bozma Kararının Düzeltilmesine ilişkin davalılar talebinin de, 22.10.2007 tarihînde reddedildiğini; Danıştay 8.Dalresi'nin 22.03.2006 tarihli ve 2005/4774 E. 2006/1162 K. sayılı Bozma Kararı üzerine, ... ll.İdare Mahkemesi tarafından bu karara uyularak yeniden görülen dava sonucunda, ... ll.İdare Mahkemesi'nin 22.11.2007 tarihli ve .... sayılı kararı ile, "Davacının savunma hakkı kullandınlmaksızın verilen Disiplin Cezasında hukuka uygunluk bulunmadığına" karar verildiğini, bu karar üzerine, davalı/İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası'nın, 10.12.2007 tarihinde, davacının dosyasını tekrar Disiplin Kurulu'na sevk ederek, 18.04.2008 tarih ve 2008/64 sayılı Kararı ile, davacı hakkındaki meslekten çıkarılma cezası'nın kaldırarak kınama cezası verildiğini; daha sonra da 18.05.2006 tarihinde, "davacının üyelik kaydının açılarak mesleğe devam etmesinin uygun görüldüğünün" davacıya bildirildiğini, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Müşavirler Odaları Birliği ile İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası'nın hukuka aykırı bir kararı (idari işlemi) ile, kararın Resmi Gazete'de Yayınlandığı 06.05.2003 tarihînden, davacının kaydının açılarak mesleğine devam etmesinin uygun görüldüğü 18.05.2006 tarihine kadar geçen 3 yıl 1 ay 12 günlük süre boyunca davacının çalışma hak ve özgürlüğünün ihlal edildiğini; Bu ihlal neticesinde davacının maddi ve manevi zarar uğradığını; davacının bu zararlarının İlgili Meslek Odaları tarafından tazmin edilmesinin sağlanması için, davalı/Av.... vasıtasıyla .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığını, Mahkemenin 17.03.2011 tarihli ve ... K. sayılı karan ile, "davanın Yargı Yeri bakımından reddine" karar verildiğini, kararın 01.07.2011 tarihinde kesinleştiğini; Bunun üzerine, Davalı/Av. ...'in, 30 günlük yasal süresi geçtikten sonra, 26.04.2012 tarihinde, bu defa ... 4. İdare Mahkmesi'nin 2012/1124 sayılı dosyası ile maddi ve manevi tazminat davası açtığını; fakat 27.03.2014 tarihli Mahkeme Kararı ile, "davanın yasal süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle reddine" karar verildiğini; davacının, Red Kararının Danıştay'ın temyiz ve karar düzeltme aşamasından geçerek kesinleştiğini 02.10.2015 tarihinde davalı/Av. ...'den öğrendiğini; daha sonra, 15.10.2015 tarihinde yazdığı ve PTT den gönderdiği yazı sonrasında da davalı/Av....'in Mesleki Sorumluluk Sigortası olduğunu öğrendiğini; söz konusu Mesleki Sorumluluk Sigortası Poliçesinin nosunun ... olduğunu; Bunun üzerine, davalı/Av. ...'in Mesleki Sorumluluk Sigortasını yapmış olan diğer davalı sigorta şirketine 09.10.2015 tarihinde, uğradığı zararın tazmini için 50.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın kendisine ödenmesi için yazılı olarak başvuruda bulunduysa da, bir sonuç alamadığını ve davacının zararının tazmin edilemediğini; her iki davalının da davacının uğradığı zararı tazmin ile yükümlü olduğunu belirterek, davacının uğradığı zararların tazmini için 50.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın, olay tarihi olan 08.05.2006 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin 04.09.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile; Bilirkişi raporunda davacının talep edebileceği zararın toplam bedeli 75.318,80 TL olarak belirlenmiş olduğunu, dava dilekçesindeki kısmi şekilde 50.000,00 TL olarak talep ettiği alacağının 25.318,80 TL oranında ıslah edilerek 75.318,80 TL alacağımızın en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ettiği görüldü.
Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı/Av. ...'in mesleki sorumluluk sigortasının ... nolu mesleki sorumluluk sigortası Poliçesi ile davalı/sigorta şirketi tarafından temin edildiğini, söz konusu poliçe ile, davalı/ ...'in mesleki faaliyetleri sırasında meydana gelebilecek İhmal ve hatalarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunun, genel ve özel şartlar ile poliçe klozları çerçevesinde, limitlerle sınırlı olarak sigorta edildiğini, sorumluluk sigortacısı olan davalı sigortacının sorumluluğunun ancak, sigortalının ihmal ve hatalarından dolayı üçüncü kişilere karşı hukuki sorumluluğu doğduğu takdirde söz konusu olacağını, poliçenin işlerlik kazanmasının ancak, sigortalının sorumluluk şartlarının gerçekleşmesi halinde mümkün olacağını, davacının, davalı avukatın kusuru neticesinde zarara uğradığını ve bu zarar ile kusur arasında illiyet bağt bulunduğunu ispat etmekle yükümlü olduğunu; bu hususlar ispat edildiği takdirde, davalı sigortacının, poliçe teminat limiti kapsamında davacının zararın tazmin etmekle yükümlü olacağını, davacının tazminini talep ettiği tazminatın afaki ve fahiş olduğunu; öncelikle davacının aktif olarak serbest muhasebecilik yapıp yapmadığı hususunun netleştirilmesi gerektiğini; ardından da davacının uğradığını iddia ettiği kar mahrumiyeti zararının tespiti için davacının yasaklanmasından önceki son birkaç seneye ait mali kayıtlarının İncelenmesi gerektiğini, davacının manevi tazminat talebine hak kazanmast için gerekti olan şartların İse gerçekleşmediğini, davalı aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde Poliçedeki muafiyet klozunun dikkate alınması gerektiğini, meydana gelen hasarın davalıya ihbar tarihinin 13.10.2015 olduğunu, zararı belirlemeye yönelik hiçbir belge ibraz edilmediğinden davacı sigortalının tazminat talebinin davalı sigortacı tarafından değerlendirilemediğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından açılmış olan tazminat davasının 1 nolu davalı ... Şirketinden (sigortacıdan), mesleki sorumluluk sigortası kapsamında talep ve dava etmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava; vekalet sözleşmesinden kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Mahkememizce verilen 02/11/2020 tarihli ... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 20/05/2021 tarih ve 2021/166 Esas, 2021/610 Karar sayılı ilamı ile "Somut olayda uyuşmazlık, davacının uğradığını iddia ettiği zarardan, vekalet sözleşmesine dayalı olarak davalı müteveffa ...’in ve mesleki sorumluluk poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinin sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır...6102 sayılı TTK'nın 1401 vd. maddelerinde düzenlenen sigorta sözleşmelerinden doğan riziko tazminatı alacağına ilişkin olduğu gibi, davalı sigorta şirketinin sorumluluğu anılan Kanunun 1473 vd. maddelerinden kaynaklanmakla ihtilafın TTK hükümleri uygulanmak suretiyle çözülecek olması nedeniyle davaya bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait olduğu halde ilk derece mahkemesince yazılı şekilde görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğuna yönelik davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle HMK'nin 353/(1)-a.3. maddesi uyarınca, esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp esası hakkında bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçeleriyle HMK'nin 353/(1)-a.3. maddesi gereğince kesin olarak kaldırılmıştır.
Somut olayda davalı müteveffa Avukat ...'in ihmali nedeni ile davacının bir zararının oluşup oluşmadığı, eylem ile zarar arasında nedensellik bağının bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Bu kapsamda davacı mali müşavir olup, İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Disiplin Kurulu tarafından verilen meslek çıkarma cezasına karşı açtığı iptal davasında ... 11. İdare Mahkemesi'nin 22/11/2007 tarihli ve .... sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği kararın Danıştay denetiminde geçerek 06/07/2010 tarihinde kesinleştiği, davacının davalı müteveffa avukata ... 1. Noterliği'nin 18/10/2010 tarihli ... yevmiye nolu vekaletname ile vekalet verdiği, davacının meslek çıkarma cezasının uygulandığı 3 yıl 1 ay 12 gün süre ile çalışma hakkının kısıtlandığından bahisle maddi ve manevi tazminat istemiyle 28/10/2010 tarihinde açtığı davada .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile "dava dilekçesinin yargı yeri bakımında reddine" karar verildiği kararın 01/07/2011 tarihinde kesinleştiği, bu tarih itibariyle yürürlükteki hali ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu md 9/1 uyarınca çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabileceği, görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edileceği ancak davalı müteveffa avukatın bu 30 günlük süreyi geçirdikten sonra aynı taleple 16/07/2012 tarihinde açtığı tam yargı davasında İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nin ... sayılı kararı ile davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verildiği ve kararın Danıştay denetiminden geçerek 29/05/2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Tazminat hukukunda sorumluluktan söz edilebilmesi için, sadece eylemin yasaya veya sözleşmeye aykırı olması yeterli değildir; eylem sonucunda bir zararın doğmuş olması ve zararla eylem arasında uygun nedensellik bağının bulunması da gerekir. Zarar ile eylem arasında uygun nedensellik bağının bulunup bulunmadığı hususu, her somut olayın kendine özgü yapısı içerisinde bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır (Hukuk Genel Kurulu’nun 03.10.2007 tarih ve 2007/13-642 E., 2007/704 K. sayılı kararı).
Somut olayda; davalı müteveffa avukatın adli yargıda açılan davanın reddine dair kararın kesinleşmesinden itibaren idari yargıda dava açma süresi olan 30 günlük süreyi geçirdiği bu suretle görevini ihmal ettiği sabittir. Bu durumda görev ihmal edilmeyip bu 30 günlük süre içerisinde dava açılsaydı davacının elde edeceği menfaat ve bu davayı kazanma şansının bulunup bulunmadığı ve bu kapsamda davalı avukatın ihmali nedeniyle davacının zararının bulunup bulunmadığı ve davalı avukatın ihmali ile varsa davacı zararı arasında nedensellik bağının bulunup bulunmadığı hususunun tespiti gerekmektedir.
İYUK md. 7 uyarınca dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.
İYUK md 12. Uyarınca ilgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.
Bu kapsamda davalı müteveffa avukat görevi ihmal etmeseydi ve adli yargıda açılan davadan sonra süresinde idari yargıda dava açmış olsaydı dahi yukarıda açılandığı üzere .... İdare Mahkemesi'nin ... sayılı davacı hakkında meslek çıkarma cezasına ilişkin verilen iptal kararı, Danıştay 8. Dairesi'nin 2009/7031 Esas, 2010/4121 Karar sayılı 06/07/2010 tarihli karar düzeltme isteminin reddi kararı ile 06/07/2010 tarihinde kesinleşmiş ve Danıştay 8. Dairesi'nin anılan kararı davacıya 05/08/2010 tarihinde tebliğ edilmiş edilmiştir. Bu halde davacı tarafça anılan kararın tebliğ tarihinden (05/08/2010) itibaren İYUK'un 7., 9. Ve 12. Maddeleri uyarınca 60 gün içinde tam yargı davası açılması gerekirken .... Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki dava tarihi olan 28/10/2010 tarihi itibariyle 60 günlük sürenin dolduğu, hatta davalı müteveffa avukata yönelik düzenlenen vekaletname tarihi olan 18/10/2010 tarihi itibariyle dahi 60 günlük sürenin geçtiği, bu halde davalı müteveffa avukat görevini ihmal etmeseydi dahi açılacak davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiği dolasıyla davacının anılan davadan maddi menfaat elde etmesinin mümkün olmadığı bu nedenle davalı avukatın ihmali nedeniyle davacının maddi zararının da bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının manevi tazminat talebine gelince; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi hükmüne göre ; kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Somut olayda davacı, vekil olarak dava açmayı üstlenen davalının .... Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine karar verilmesinden sonra idari yargıda dava açma süresi geçtikten sonra dava açtığını ve bu davanın yasal süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiğinden manevi zarar uğradığını ileri sürmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere davacının davalı avukatın ihmaline konu davayı kazanma şansının bulunmadığı, kaldı ki manevi tazminata hükmedilebilmesi için kişilik haklarına saldırıda bulunulması gerektiği, vekilin üzerine aldığı iş olan maddi manevi tazminat davasını süresinde açmama dışında başka bir zarara yol açtığı iddiasının bulunmadığı ve yukarıda açıklandığından davacının maddi zararının da bulunmadığı, davalının görevini ihmal etmesinin tek başına kişilik haklarına saldırı sayılamayacağı ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğu, açıklanan gerekçelerle davalı müteveffa avukatın sorumluluğu bulunmadığından davalı sigorta şirketinin de sorumluluğunun bulunmadığı öte yandan ıslahla artırılan maddi tazminat talebi yönünden TBK md. 147/5 uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresinin de geçtiği, anlaşılmakla davacının maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gerekli 427,60-TL ilam harcının, başlangıçta yatırılan 2.140,75-TL peşin/ıslah harcından mahsubu ile fazla alınan 1.713,15-TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
3-Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine,
4-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/3-4 maddeleri gereğince hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendileri üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı ... A.Ş. tarafından yatırılan 50,50-TL vekalet harcı ile 250,00-TL yargılama gideri olmak üzere toplam 300,50-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine,
7-Davalı müteveffa ... ve mirasçıları tarafından yatırılan 30,80 TL vekalet harcı 11,00 TL tebligat gideri toplam 41,80-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile bu davalılara ödenmesine,
8-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı asil ve vekilinin, davalı sigorta vekili ve dahili davalılar vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup, usulen anlatıldı. 09/12/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.