Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/558
2024/854
9 Aralık 2024
T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/558 Esas
KARAR NO:2024/854
DAVA:Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ:01/09/2023
KARAR TARİHİ:09/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı bankanın müşterisi ...’a ... Kredisi onaylayarak 28.01.2021 tarihinde 6.000,- TL tutarında kredi kullandırdığı, bu kredinin temerrüt faizinin yıllık %26,28 olduğu, müteveffa ...’un bankadan aldığı krediye bağlı olarak ... A. Ş.’den ... numaralı Hayat Sigortası yaptırdığını, müteveffa ...’un 11.06.2022 tarihinde davacı bankanın aynı şubesinden 50.000,- TL tutarında dijital tüketici kredisi kullandığı, bu kredinin temerrüt faizinin yıllık %26,364 olduğu, bu krediye bağlı olarak ... A. Ş.’den ... numaralı Hayat Sigortası yaptırdığını, müşteri ...’un 04.01.2023 tarihinde vefat ettiği, sigorta poliçelerinde davacı bankanın daini mürtehin olduğu, davacı bankanın 1. Derecede olduğu, yasal varislerinden de önde olduğu, bu sebeple bakanın huzurdaki davayı açmaya hukuki yararı ve husumet ehliyeti olduğu, davacı bankanın kullandırmış olduğu kredileri hayat sigortası ile güvence altına aldığı, kredilerin ödenmeyen tutarlarının tazmini için davalı şirkete başvuruda bulunduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından talep edilen tüm evrakların sunulmasına karşılık taleplerinin sürüncemede bırakıldığı, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşılamadığı, buna göre; ... numaralı poliçe bakımından riziko bedeli olan 50.000,- TL’ye ölüm tarihi olan 04.01.2023 tarihinden itibaren dava tarihine kadar yıllık %26,364 oranında işlemiş faizi 8.667,62 TL ile birlikte 58.667,62 TL’nin dava tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek faizi ile birlikte ödenmesinin gerektiği, ( Poliçenin bağlı olduğu kredinin faiz oranının yıllık %26,364 olduğu) ... numaralı poliçe bakımından riziko bedeli olan 6.000,- TL’ye ölüm tarihi olan 04.01.2023 tarihinden itibaren dava tarihine kadar yıllık %26,208 oranında işlemiş faizi 1.033,96 TL ile birlikte 7.033,96 TL’nin dava tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek faizi ile birlikte ödenmesinin gerektiğini, ( Poliçenin bağlı olduğu kredinin faiz oranının yıllık %26,208 olduğu) banka müşterisinin vefat etmesi sebebiyle müteveffa tarafından kullanılan kredide bankanın mirasçılara karşı kredi tahsil işlemine başlamadan önce kredi hayat sigortası ile güvence altına alınmış olması durumunda öncelikle sigorta şirketinden poliçe limitleri doğrultusunda krediyi tahsil etmesinin gerektiğini, Yargıtay’ın bu hususta kararının bulunduğu, dava konusu hayat sigortası ile güvence altına alınan kredinin tahsil işlemleri için sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunulmuş olmasına rağmen sigorta şirketinin bir takım geçersiz sebeplerle ödeme yapmayacağını ifade ettiğini, 6102 sayılı TTK hükümlerinin sigortacının borç ve yükümlerini tahdidi olarak saydığı, borç ve yükümlülüklerde rizikoyu taşıma yükümlülüğü ve tazminat ödeme borcunun da bulunduğu, riziko taşıma yükümlülüğünün aksine sözleşme yoksa sigortacının sorumluluğunun prim ya da ilk taksitin ödenmesi ile başladığı, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğunu, taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinde tarafların başlıca edimlerinden birinin sigorta ettirenin sigorta primini ödemesi, sigortacının ise rizikoyu taşıma yükümlülüğü ve tazminat ödeme borcunun olduğunu, dava konusu olayda sigorta şirketinin müteveffa tarafından kullanılan kredilerin hayat sigortası ile güvence altına alınmış olmasına karşılık davacı bankanın başvuruları sonucunda ödeme yapmamasının hukuki ve yasal dayanağının bulunmadığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen ve hüküm altına alınan dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, TTK’nın 1435. Maddesi uyarınca yukarıda izah edildiği üzere sigorta ettirenin sigorta sözleşmesiyle borç ve yükümlülük altına girdiği, sigorta şirketi tarafından sigorta ettirenden sağlık beyan formu doldurmasının istendiğini, sigorta ettirenin sağlık beyan formu doldurarak formdaki sorulara cevap verdiği, banka müşterisi ... tarafından sağlık beyan formu doldurulduğunu, sigortacının bu şekilde onay almasının bir yandan sigortalının beyan görevi yanında sigortacıya da sağlık konusunda araştırma görevini yüklediği, fakat davacı banka tarafından sigorta poliçesi nedeniyle ödeme yapılması için tazmin başvurusu yapıldığında davalı sigorta şirketinin poliçe düzenlenmesi sırasında ölümüne neden olan hastalığı gizlemiş olması nedeniyle ödeme yapmadığını, fakat murisin ölümünün hastalıkları arasında bağlantı bulunmadığını, müteveffa ...’a ait ek olarak sunulan ölüm belgesinin incelendiğinde ölüm nedeni olarak bradikardi tanımlanmamış ve pnömoni tanımlanmamış gösterildiği, hastalıkların başlangıcından ölümüne kadar yaklaşık geçen sürelerin sırasıyla bradikardi isimli hastalık için 15 saniye olduğu, ikinci hastalık pnömoni için 3 gün olduğunun ifade edildiğini, müteveffa ... tarafından sigorta talep formunda sağlık beyanı ile ilgili olarak sorulan üç soruya ilişkin hayır cevabı verdiği, sağlık kurulunca düzenlenen ölüm belgesinde gösterilen ölüm nedeni ile sağlık beyan formunda müteveffanın hayır cevabı verdiği hastalık arasında bağ ve bağlantı bulunmadığını, ayrıca yine müteveffa mirasçıları tarafından davacı bankaya sunulan epikriz raporlarını ve tedavi belgelerini dilekçe ekinde sundukları, bu hususun Sağlık Bakanlığı kayıtlarında da sabit olduğunu, bilirkişi incelemesi ile ölüm nedeni ile sağlık beyanı arasında bağlantı olmadığının anlaşılacağını, gerekirse SGK Kurumuna yazı yazılarak müteveffanın gördüğü bütün sağlık işlemlerinin kaydının celp edilip sigorta sözleşmesi öncesi ölümcül bir sağlık problemi olup olmadığının da ATK marifetiyle araştıra bilineceğini, sonuç itibarıyla hayat sigortası yapıldıktan sonra murisin vefat ettiği, sigorta şirketine yapılan başvuru sonrasında ödeme yapılmamasının hiçbir dayanağının bulunmadığı, poliçe uyarınca bankaya ödeme yapılmasının gerektiği belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü poliçeler ile ilgili taleplerinin kabul edilerek faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğu davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, sigorta şirketinin sorumlu olduğu tutarın poliçe bedeli ile sınırlı olduğu, sigortalının vefatının 04.01.2023 olduğu, bu kapsamda sigortalının vefat tarihi itibarıyla yürürlükte olan poliçe dönemine ilişkin sigorta bedelinin poliçede belirlendiğini, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte mahkeme tarafından davalı şirketçe ödeme yapılmasına karar verilmesi durumunda ödenebilecek tutarın ancak poliçe bedeli ile sınırlı olacağını, başka bir deyişle sigorta şirketinin mirasçıların bankaya olan kredi borcundan değil, poliçede gösterilen tazminat tutarından sorumlu olduğu ve kredi borcundan dolayı ödenmeyen borçlarının teminat altına alınmasının söz konusu olmadığını, banka tarafından sunulan yargıtay kararları kapsamında önce sigorta şirketine başvurulması gerektiği yönünde içtihat oluşturma algısı yaratılmak istenmekteyse de bu kararın içtihat olmadığını ispat edecek aksi yönde kararların da mevcut olduğunu, sigortalı ...’un T.C. ... Bankası AŞ' den kullanmış olduğu tüketici kredileri sonrasında, davalı ile davacı Banka arasında imzalanan Grup Hayat Sigorta Sözleşmesi kapsamında sigorta kapsamına dahil edildiğini, sözleşmenin konusu ve amacının ise ''Banka şubelerinden kredi kullanan gerçek kişilerin sigorta kapsamına alınması ve bu kişilerin herhangi bir nedenle ölümleri halinde sözleşmede belirlenen sigorta bedelinin sözleşmede belirtilen şartlar uyarınca hak sahiplerine ödenmesi'' olarak belirlendiğini, bu sözleşmenin ''Teminat Kapsamı Dışında Olan Haller ve Özel Şartlar'' başlıklı 11.2.3 Maddesi’nde Sağlık beyan formunda yer alan hastalıklar teminat kapsamı dışında bırakıldığını, Grup Hayat Sözleşmesi Kapsamında düzenlenen ve davacılar murisinin onayına havi sigorta sertifikasında; sigortalının sağlık beyanı dikkate alınarak sigorta kapsamına alındığı, eksik veya yanlış beyan halinde bu durumun kasten beyan yükümlülüğüne aykırılık olacağı ve riziko gerçekleşmiş olsa dahi sigorta bedelinin ödenmeyeceği de sigorta/poliçe şartı olarak kayıtlandırılmış ve taraflarca kabul edildiğini, Gerek Türk Ticaret Kanunu gerek Yargıtay kararları doğrultusunda, ihtiyari nitelikteki hayat sigortalarında teminata yönelik olarak istisnalar getirilmesi ve poliçe şartı olarak bunların uygulanması hukuka ve yasaya uygun olmasının yanı sıra Yargıtay tarafından da kabul edildiği, sigortalı muristen sigorta kapsamına alınmasından önce kredi sözleşmesinin imzalanmasını takiben sigorta işlemleri başlatıldığı ve kendisine ‘Grup Hayat Sigortaları Bilgilendirme Formu' verildiği, bu bilgilendirme formu ile sigortalıya, sigortanın konusu, kapsamı, dikkat edilmesi gereken hususlar, yanlış sigorta uygulamaları beyan yükümlülüğü vb. konularda bilgi verilmiş olup, sigortalının giriş öncesi alınan sağlık beyanı esas alınarak hayat sigortası kapsamına alındığı, eksik ve yanlış beyan halinde bu durumun kasten beyan yükümlülüğüne aykırılık teşkil edeceği, riziko gerçekleşmiş olsa bile sigorta bedelinin ödenmeyeceği, Sigorta öncesinden gelen kalp hastalığına bağlı ameliyat durumunun mevcudiyetinin teminat kapsamı dışında olduğu ve bu durumu tespit edilen kişilerin de sigorta kapsamına alınmayacağı hüküm altına alındığını, iş bu bilgilendirme metni de sigortalı tarafından onaylandığını, Bilgilendirme Formu Sonrası ise, sigortalıdan sağlık durumuna ilişkin beyanlarını da içeren ‘Sigorta Talep ve Sağlık Beyan Formu' alındığı. iş bu sigorta talep ve sağlık beyan formunda sigortalı murise sorulan ;• Halen tedavisi devam eden veya sona eren kanser hastalığınız ya da Kanser hastalığına ilişkin tespit edilen bir bulgunuz var mı? • Böbrek yetmezliğine bağlı diyaliz tedavisi görmekte misiniz ? • Kalıcı Felç (İnme) Çocuk felci dahil hastalığınız var mı ? şeklindeki sorulara ''Hayır'' cevabı verilmiş ve formda bu cevap işaretlenerek form onaylandığını, sigorta şirketi ile T.C. ... Bankası AŞ arasında yapılmış olan Grup Hayat Sigorta Sözleşmesi kapsamında sigortalı olan murisin vefat tarihi itibariyle davalı nezdinde; ... ve 1099391213 no.lu poliçeleri bulunduğu, işbu sigorta- sigorta bedeliyle sınırlı olmak üzere- sigortalının sigorta süresi içerisinde vefat riskine karşı güvence sağlayan hayat sigortası olup, teminatın kapsamı grup hayat sigorta sözleşmesi özel şartlarına, poliçe özel şartlarına ve hayat sigortası genel şartlarına tabi olduğu Sigortalının vefat etmesi üzerine, sigorta şirketine vefat ihbarında bulunulmak sureti ile, tazminat değerlendirmesine esas olmak üzere, davalı şirkete iletilen tüm evrakların incelendiği, ilgili belgelerin incelenmesinde; SBÜ İstanbul Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 14.06.2013 yatış tarihli Epikriz raporu incelendiğinde, sigortalının ''Non-Hodgkin Lenfoma'' tanısı aldığı, yine tıbbi belgelerin incelenmesinde, ... Üniversitesi Hastanesi'nin 01.04.2022 tarihli Epikriz Raporunda, ''İskemik SVH'' tanısı almış olduğunun tespit edildiğini, bahse konu hastalıkların teminat kapsamı dışında bulunması nedeni ile 02.06.2023 tarihinde Banka sistemleri üzerinden kanser hastalığına ilişkin olarak sigortalıda kanser hastalığına dair tanı konduğu tespit edildiğinden bu hastalığa ilişkin ilk teşhis, tespit edildiği tarihi içeren, belirten ayrıntılı epikriz raporu ile SVO hastalığına ilişkin olarak da yine aynı tarihte SVO hastalığının ilk teşhis edildiği tarihi içeren ayrıntılı epikriz raporu ve beyin BT sonuçlarının gönderilmesi talep edilmişse de, Mahkeme huzurunda açılan iş bu davaya kadar davalı tarafından değerlendirmenin sonuçlandırılabilmesi için herhangi bir bilgi ve belge gönderilmediğini, geçen bu zaman sürecinde, davalıya sigortalının kanser hastalığına dair tanı /teşhis aldığı tıbbi belgeler ile SVO hastalığına yönelik ilk teşhis belgeleri gönderilmeyerek değerlendirmenin sürüncemede bırakıldığını, davalının değerlendirmeyi olumlu ya da olumsuz olarak tamamlamadığı, her ne kadar banka vekili, sistemsel kayıtları mahkemeye arz etmişse de, sistem üzerinden yapılan yazışmalara ve evrak taleplerine dair görüntüleri sunmadığını, bu kapsamda sigorta şirketince kasti bir değerlendirmenin sürüncemede bırakılması söz konusu olmayıp, değerlendirmeye esas belgelerin davalıya iletilmemesi nedeni ile zaruren bir karar verememe hali gerçekleştiği, zira, bu belgeler olmaksızın davalı tarafından olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesinin olanaklı olmadığı, davalı tarafından sigorta bedelinin ödenip ödenmeyeceğini tespiti açısından bu belgelerin talebi haklı ve yasal bir talep olup, belge ibraz edilmeksizin dosyanın sonuçlandırılmasının dava tarihi itibari ile mümkün olamadığı, Teminat Kapsamı Dışında Olan Haller ve Özel Şartlar' başlıklı 11.2.3 Maddesi ile sağlık beyan formunda yer alan hastalıklar teminat kapsamı dışında bırakılmış olduğundan, sigortalının teminat kapsamı dışında kalan bir halinin mevcut olup olmadığının belirlenmesi büyük önem arz ettiği, davalı Şirketin ödeme yönünde olumlu ya da olumsuz bir kararının mevcut olmadığı, ilgili belgelerin davalıya gönderilmesi sonrasında dosyanın değerlendirmeye alınacağı ve yasal süresi içerisinde değerlendirmenin tamamlanacağını, yine dava dilekçesinde illiyet bağına yönelik değerlendirmelere yer verilmişse de alanında uzman bilirkişi tarafından inceleme yapılmaksızın bu hususta bir sonuca varılabilmesi olanaklı olmadığını, bundan da evvel sigortalının kapsama alınmadan evvel beyan yükümlülüğünü ihlal edip etmediğinin netleştirilmesinin gerektiği, Sigorta Şirketinin Temerrüdüne ilişkin düzenleme TTK'nun 1427 . Maddesinde yer almakta olup, Sigorta Bedeli rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve can sigortaları bakımından herhalde 1446.cı maddeye göre yapılacak ihbardan itibaren on beş gün sonra muaccel hale geleceği, Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise bu süre işlemeyeceği, anılan maddenin 2.ci fıkrası ile araştırmaların 1446. Maddeye göre yapılacak ihbardan itibaren üç ay içinde tamamlanamaması halinde ise sigortacının sigorta bedelinden mahsup edilmek üzere tarafların mutabakatı ile veya anlaşmazlık halinde mahkemece yapılacak ön ekspertiz sonucuna göre tespit edilecek hasar miktarını veya bedelin en az %50 sini avans olarak ödeyeceği hükme bağlandığı, yine Türk Ticaret Kanunu'nun 'Bilgi Verme ve Araştırma Yapılmasına İzin Verme Yükümlülüğü' başlıklı 1447. Maddesi ile de; 'Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sözleşme uyarınca veya sigortacının istemi üzerine, rizikonun veya tazminatın kapsamının belirlenmesinde gerekli ve sigorta ettirenden beklenebilecek olan her türlü bilgi ile belgeyi sigortacıya makul bir süre içinde sağlamak zorundadır.' düzenlemesinin getirildiği, talep edilen ve dosyanın sonuçlandırılabilmesi için gerekli belgeler davalı şirkete intikal ettirilemediği için dava tarihi itibari ile dosyanın sonuçlandırılamadığı ve muacceliyetin de gerçekleşmediği, Hayat Sigortası Genel Şartları 23. Maddesi ile de rizikonun gerçekleşmesi halinde hak sahiplerinin yükümlülükleri düzenlendiği, bu düzenlemeye de madde metni olarak aşağıda yer verildiği, MADDE 23 - Rizikonun gerçekleşmesi hâlinde yapılacaklar (1) Hak sahipleri, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir. (2) Hak sahipleri, rizikonun gerçekleşmesinden sonra; a) Vukuatlı nüfus kayıt örneğini, b) Gerekirse ölüm nedenini açıklayan doktor raporu, ölüm belgesi veya gömme iznini, c) Gaiplik hâlinde mahkemeden alınacak olan gaiplik kararını, ç) Lehtar tayin edilmediği durumlarda mirasçılık belgesini, d) Sigortacının ediminin belirlenmesi için gerekli ve hak sahiplerinden beklenebilecek her türlü ek bilgi ve belgeyi sigortacıya makul bir süre içinde sağlamak zorundadır.(3) Ayrıca, hak sahipleri, aldığı bilgi ve belgenin niteliğine göre, rizikonun gerçekleştiği veya diğer ilgili yerlerde sigortacının inceleme yapmasına izin vermekle ve kendisinden alması makul olarak beklenebilecek uygun önlemleri almakla yükümlüdür. (4) Sigortacı, talep edilmesi hâlinde lehtar ya da sigorta ettirene aldığı belgeler karşılığında yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı aracılığı ile bir alındı belgesi vermekle yükümlü olduğu, evrakların tamamlanmasının gecikmesi sebebi ile davalının dava tarihi itibari ile ödeme yükümlülüğü henüz doğmamış olduğu gibi, temerrüdünün de söz konusu olmadığı, Sigorta Sözleşmelerinde Beyan Yükümlülüğü TTK (TTK 1412-TTK 1435 vd) ve Hayat Sigortaları Genel Şartları kapsamında sigortalıya/lehtarlara getirilen bir yükümlülük olup, Sigorta sözleşmesi karşılıklı güven ve iyi niyet esasına dayalı olarak akdedilen bir sözleşme olup, buna ilişkin olarak 'sigortalıya sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirme yükümlülüğü getirildiği, sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan soruların önemli sayılacağının düzenlendiği ve bu hususlar Türk Ticaret Kanunu ve Hayat Sigortası Genel Şartlarında da yerini almış bulunduğu, Türk Ticaret Kanunu'nun aşağıda yer verilen bu konudaki düzenlemeleri incelendiğinde sigortalılar ve kanuni varislerinin beyan yükümlüğüne ilişkin yasal ve sözleşmesel yükümlülükleri ihlal ettiğinin açık olduğu, sonuç olarak, yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler kapsamında, sigortalı adayı kendisine soru sorulmamış olsa bile, beyanda bulunmakla yükümlü olup, sigortalı murisin ise, kendisinden alınan Sigorta Talep ve Sağlık Beyan formu ile sağlık durumuna dair beyanının alındığının sabit olduğu, Beyan Yükümlülüğü konusunda, sigorta şirketine getirilen yükümlülüğün riskin tayin ve tespiti bakımından önemli gördüğü hususlara ilişkin soru sormakla sınırlı olduğu, somut olayda da Sigorta Talep ve Sağlık Beyan Formu ile soru sorulduğu, bu kapsamda, davalı şirketin münhasıran risk kabulüne bağlı olarak bu soruları sigortalısına sorduğu ve hayır cevabı verildiği, Sigorta şirketinin teminat kapsamı dışında bıraktığı hastalıkların tespitine yönelik olarak, Sağlık Beyan Formunda sorduğu soru ile üzerine düşen yükümlülüğü tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiği, davalının basiretli bir tacir gibi davrandığı ve sormakla yükümlü bulunduğu soruları sigortalıya birebir yöneltmek sureti ile beyanını aldığı ve buna istinaden sigorta yapıldığı, davalı şirketin sigortalının sigorta kapsamına alınmasında hiçbir menfaati söz konusu olmayıp, aksine hayat sigortası kapsamına alınmasında sigortalının menfaatinin bulunduğu emsal kararlar ile de belirlendiği, kendisine sorulan sorulara rağmen ve formda belirtilen sorulara dair hastalıkların teminat kapsamı dışında olduğu hususuna hem Grup Hayat Sigorta Sözleşmesinde hem Sağlık Beyan Formunda hem de Grup Hayat Sigorta Sertifikasında yer verilmiş olduğundan bu durumu bildiği ve bilgi sahibi olduğunun açık olduğu, Sigorta sözleşmesi karşılıklı güven ve iyi niyet esasına dayalı olarak akdedilen bir sözleşme olup, buna ilişkin düzenlemelerin Türk Ticaret Kanunu ve Hayat Sigortası Genel Şartlarında da yerini aldığı, nitekim bu düzenleme mutlak sigortalı ile de sınırlı tutulmamış ve Türk Ticaret Kanunu'nun 1412. Maddesi ile de sigorta ettiren dışındakilerin bilgisi ve davranışına da hukuki sonuçlar bağlandığı, Bu madde; 'Kanunda sigorta ettirenin bilgisine ve davranışına hukuki sonuç bağlanan durumlarda, sigortadan haberi olması şartı ile sigortalının, temsilci söz konusu ise temsilcinin, can sigortalarında da lehtarın bilgisi ve davranışı da dikkate alınır.' hükmü ile bu konuyu net bir şekilde düzenlendiği, Hayat Sigortası Genel Şartları 20. Maddesinde beyan yükümlülüğü düzenlenmiş olup, ''MADDE 20- Sözleşme yapılmasında beyan yükümlülüğü ve yaptırım (1) Sigortacı; sigorta sözleşmesini gerek sigorta ettirenin gerekse bilgisinin olduğu hâllerde sigortalının ve temsilci aracılığıyla sigorta yapılıyorsa temsilcinin beyanını esas tutarak yapmıştır. Sigorta ettirenin ve temsilcinin, sigorta sözleşmesi açısından sigortalıya ilişkin önemli hususları bildiği veya bilmesinin gerekli olduğu kabul edilir. (2) Sigorta ettiren, sigortalı veya temsilci sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır.(3) Sigortacı; sigorta ettirene, sigortalıya veya temsilciye, cevaplaması için sorular içeren bir liste vermişse, önemli bir hususun kasten saklanmış olması hariç, sunulan listede yer alan sorular dışında kalan hususlara ilişkin olarak sigorta ettirene, sigortalıya veya temsilciye hiçbir sorumluluk yüklenemez. Sigortacı, liste dışında öğrenmek istediği hususlar varsa bunlar hakkında da soru sorabilir. Söz konusu soruların da yazılı ve açık olması gerekir. Sigorta ettiren, sigortalı veya temsilci bu soruları cevaplamakla yükümlüdür. (5) Sigorta ettiren, sigortalı veya temsilci tarafından verilen cevaplar yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile alınabilir. ..(12) Kanunda sigorta ettirenin bilgisine ve davranışına hukuki sonuç bağlanan durumlarda, sigortadan haberi olması şartı ile sigortalının, temsilci söz konusu ise temsilcinin, lehtarın bilgisi ve davranışı da dikkate alınır...''Hayat Sigorta Sözleşmesinde sigorta ettirenin ihbar ve prim ödeme yükümlüğü bulunmaktadır. İhbar yükümlülüğü tüm sigorta sözleşmeleri gibi hayat sigorta sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun 2.nci maddesinde yer alan iyiniyetli davranma ilkesinden doğmaktadır ve sigorta sözleşmesinin kurulmasında, devamı ve rizikonun gerçekleşmesi halinde sigorta ettirenin ihbar niyetle ve tam olarak yerine getirmesinin de gerektiği, arz ve izah edildiği üzere davacılar murisinin vefatı ile birlikte, müvekkil Şirket tazminat ödemesini gerçekleştirmek için birtakım belgelerin celbini talep ettiği, ancak bu talebe herhangi bir dönüş yapılmadığı, davalı şirket yasal düzenlemeler ve mevzuat kapsamında üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiği ve dava tarihi itibariyle de ödeme yapılmasına yahut yapılmamasına dair bir karar vermediği, bu değerlendirme davacıların belgeleri temin etmemeleri nedeni ile davacılar tarafından sürüncemede bırakıldığı, davalı şirketin hiçbir şekilde dava açılmasına da sebebiyet vermediği, davalı şirketin sorumluluğunun Grup Hayat Sözleşmesi kapsamında vermiş olduğu sigorta teminatını hak sahiplerine ödemek olup, varsa bu tutarlar dışında kredi borçlusu ile banka arasındaki kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçların sigorta şirketi tarafından üstlenilmesi, bir diğer ifadeyle, kredi borçlusu ile banka arasında kredi sözleşmesinden doğan yükümlülüklerin davalı şirkete yükletilmeye çalışılmasının mümkün olmadığı, bu kapsamda HMK uyarınca, davalı şirket aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği, yine kredi faizi talebinin de yasal bir dayanağının bulunmadığı, mahkeme tarafından ödeme yapılması yönünde karar verilir ise, bunun ancak yasal faiz olabileceği, izah edilen tüm bu nedenler kapsamında, sigortalının vefatı sonrasında soru formunda yer alan sorulara ilişkin hastalıkların teminat kapsamı dışında bırakıldığı gözetilerek, tazminat değerlendirmesine esas teşkil edebilecek nitelikte olan tıbbi belgelerin temin edilmesi talep edilmişse de bu talep karşılanmadığı gibi, gerekli araştırma yapılması ve belgelerin temin edilebilmesi için davalı şirkete de herhangi bir yetki tesisi sağlanmadığı, davalı şirketin vefat ihbarı sonrasında temin edebildiği belgeler kapsamında sigortalının kanser tanısı aldığını ve SVO tanısı aldığını tespit etmişse de, buna ilişkin ilk teşhis tıbbi raporlarının gönderilmesini istemiş olup, davalı şirketin formda yer alan sorulara dair hastalıkları teminat kapsamı dışında bıraktığından yasal düzenlemeye istinaden esaslı nitelikteki belgeleri temin etmeksizin karar veremeyecek olup, davalının herhangi bir ihmali ya da hukuka aykırılığının söz konusu olmadığı, aynı şekilde ilgili sigorta bedelinin davalıdan tahsiline yönelik dava açılması bir dava şartı olmayıp, varislere kredi borcundan kaynaklanan ve kredi sözleşmesine dayalı hukuki ilişkinin esas alınarak kredi alacağının tahsili için her türlü hukuki yola başvurulma hakkı varken bu hakkın kullanılmamasının da iyi niyet ya da yasa gereği olarak kabul edilemeyeceği belirtilerek davanın öncelikle Görev nedeni ile reddine, vefat ihbarından dava tarihine kadar arada geçen sürede, davalının yasal düzenlemeleri nedeni ile değerlendirmeye esas teşkil edecek evrakların davalı şirkete intikal ettirilmemesine, temin edilmemesi göz önüne alınarak, TTK’nin 1427 ve 1446-1147. Maddeleri gereğince, sigorta şirketine atfedilebilecek bir kusur bulunmadığından, davanın esastan reddine, tahkikat aşamasına geçilmesine karar verilmesi halinde, davalıya intikal ettirilmeyen belgelerin celbinin sağlanması için müzekkereler yazılması, delillerin toplanması ve alanında uzman bilirkişi vasıtası ile incelemesinin yapılmasına, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, ... Bankasından ...'a ait dijital sözleşme ve bir takım belgeler, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinden klinik yazısı ve tedavi belgeleri dosya içerisine alınmıştır.
Dosya Bankacı, Sigortacı ve Doktor bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 15/08/2024 tarihli raporda; davacı banka ile Davalı Sigorta Şirketi arasında dava konusu olan 28.01.2021 ve 11.06.2022 tarihlerinde düzenlenen hayat sigortalarının sigortalısı ...'a tıbbi kayıtlar incelendiğinde kendisinin her iki sigorta poliçesi düzenlenirken sağlık beyan formunda "Halen tedavisi devam eden veya sona eren kanser hastalığınız ya da kanser hastalığına ilişkin tespit edilen bir bulgunuz var mı? Böbrek yetmezliğine bağlı diyaliz tedavisi görmekte misiniz? Kalıcı felç (inme) — Çocuk felci dahil hastalığınız var mı?”sorularına "Hayır" şeklinde cevap verdiği, Tıbbi Değerlendirmeye göre müteveffa ...'un kredi kullandırmalar aşamasında sağlığı ile ilgili sorulan sorulara verdiği cevapların gerçeği yansıttığı, davacı bankanın sigorta poliçelerinde daini mürtehin olması hasebiyle hasarın tazminini davalı sigorta şirketinden talep edebileceği” hususundaki kanaatimizin Sayın Hâkimliğin takdirinde olduğu, talep edilebilecek tutarın 43.194,90 TL olduğu, (Bakınız Mali İnceleme Kredi Ödeme Planları- Ödenmemiş Borç Tutarları) Anapara tutarına Mahkememiz takdirine göre hasar ihbar tarihi olan 23.01.2023 veya Arabuluculuk son uyuşmazlık tarihi olan 24.07.2023 tarihinden itibaren faiz talep edilebileceği, tarafların diğer taleplerinin değerlendirme yetkisinin Mahkememiz takdiri olduğu belirtilmiştir.
Dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 26/11/2024 tarihli ek raporda; davacı vekilinin kullandırılan kredilerin sigorta kapsamında olması nedeniyle tamamının kendisine ödenmesini talep ettiği ancak kök raporda da belirtildiği üzere 6.000,- TL olarak kullandırılan ve ... poliçe kapsamında teminata altına alınan kredinin kullandırıldığı tarihin 28.01.2021 olduğu, Müteveffanın ölüm tarihi olan 04.01.2023 tarihine kadar bu kredi için düzenli ödemeler yapılmış olup ilk 23 taksit ödendiği, kredinin ödenmeyen tutarı bizzat davacı banka kayıtlarında 23.01.2023 tarihli 24. ve son taksit tutarı olan 311,58 TL olarak ünmekte olduğu, banka kayıtlarında bankanın bu kredi kaynaklı alacağının 311,58 TL olarak görünmesine ve 23 taksit tahsil edilmesine karşılık bankanın kredinin kullandırıldığı tutarını istemesinin nedeninin anlaşılmadığı, eğer kredi kullandırım tutarı olan 6.000,- TL'nin ödenmesine karar verilmesi halinde davacı bankanın mükerrer tahsilat yapmış olacağı ve sebepsiz zenginleşme olacağının açık olduğu, Sigorta Poliçesi de incelendiğinde teminat tutarı azalan bakiyelerden oluştuğu ve riskin gerçekleştiği teminat tutarının da 6.000,- TL olmadığının görüleceği, sonuç olarak bu kredi için bankanın talep edebileceği tutar banka kayıtlarında da sabit olduğu üzere 311,58 TL olup kök rapordaki beyanlarında değişiklik yapılmasını gerektirecek bir hususun bulunmadığı, davacının faiz talebininde de irdelendiğinde faiz başlangıç tarihi olarak 04.01.2023 tarihinin esas alınması istenmektedir. Ödenmemiş olan 24. Taksitin vadesi 23.01.2023 olduğu, faizin vefat tarihinden hesaplanması halinde de mükerrer faiz tahsil edilmiş olacağı, davalıya yapılan ihbar ödenmemiş kredi taksit tarihi ile aynı olduğu, faiz başlangıç tarihinin de taksit/ihbar tarihi olan 23.01.2023 olması gerektiği, faiz başlangıç tarihinin kabulünün Mahkememiz takdirinde olmakla birlikte dava tarihine kadar yapılan faizin en fazla 50,13 olabileceği, 11.06.2022 tarihinde kullandırılan ve ... numaralı poliçe ile güvence altına alınan 50.000,- TL kredinin banka kayıtlarında ilk 7 taksitinin ödendiğinin görüldüğü, Müteveffa vefat etmeden son ödenen taksit 21.12.2022 vadeli 1.226,67 TL tutarlı taksit olduğu, bu tarihte kalan anapara borcunun 42.883,32 TL olduğu, bankanın 50.000,- TL talep ettiği, faiz ile beraber ödenmiş olan taksitler de talep edildiği, 50.000,- TL'nin tahsil edilmesi halinde ilk 7 taksit için mükerrer tahsilat yapılmış olacağı, banka kayıtlarında anapara alacağının 42.883,32 TL olarak görünmekte olmasına karşılık davacı bankanın bu kredi için 50.000,- TL talep etmesinin nedeninin anlaşılamadığı, bankanın faiz talebinin bulunmadığı, bu kredi için kalan anapara tutarına son taksit ödeme tarihinden (21.12.2022) itibaren faiz hesaplanması gerektiği, ancak davacı talebinin vefat tarihinden (04.01.2023) faiz hesaplanması yönünde olduğu, her iki tarif ve ihbar tarihi için de hesaplama yapıldığı, faiz başlangıç tarihinin tespitinin Mahkememiz taktirinde olduğu, Sigortalı ...'un Lenfoma tanısı aldığı yönündeki Davalı vekilinin görüşüne tıbbi olarak katılmak mümkün değildir, zira lenfoma yani lenf kanseri ancak biyopsi ve histopatolojik inceleme ile kesin tanısı konulan bir hastalık olduğu, ... isimli sigortalı 2013 yılı Nisan ayında Haseki E.A.Hastanesinde yapılan tetkiklerinde dalak büyümesi ve batında multipl lenfadenopatiler nedeniyle Lenfoma ŞÜPHESİYLE araştırılmış bu amaçla hasta genel cerrahiye sevk edilerek dalağın cerrahi olarak çıkartılması (Splenektomi) planlanmışsa da hastada sağ böbrekte idrar yolunu tıkayan taş saptanması ve bunun daha öncelikli olması nedeniyle bu ameliyatın yapılamadığı, daha sonra da hastanın splenektomi ameliyatı olmadığı, vefatı öncesi ... Üniversitesi Hastanesinde çekilen Batın Bilgisayarlı Tomografisinde dalağının yerinde durduğu görülmektedir. Ayrıca dosyada mevcut tıbbi belgeler arasında ...'un Lenfoma'ya yönelik bir tıbbi, onkolojik, hematolojik tedavi gördüğünü gösteren bir belge de mevcut olmadığı, davalı tarafça bilirkişi heyet raporundaki değerlendirmelerimize karşı itiraz dilekçesinde“Alınan rapor içeriğinde her ne kadar "sigortalının herhangi bir kanser tedavisi gördüğüne dair kayıt bulunmadığı" mutlak kanser tedavisi görmesi olmadığı, soru formunda yer alan soru incelendiğinde, tespitinde bulunulmuşsa da, sigortalının kapsama alınmasına esas teşkil eden husus sigortalının"e halen tedavisi devam eden veya sona eren kanser hastalığınız ya da Kanser hastalığına ilişkin tespit edilen bir bulgunuz var mı? " salt kanser tanısı değil, kanser hastalığına dair tespit edilen bir bulgu dahi teminat kapsamı dışında bırakılmıştır.” şeklinde beyanda bulunduğu, sigortalı ...'da tespit edilen tek husus splenomegali (dalağın normalden büyük olması) ve batın içinde multipl lenfadenopatiler ( çoğul lenf bezi büyümeleri) olduğu, ancak bunlar biyopsi, kan testleri, genetik ve patolojik analizler olmaksızın tek başlarına "Kanser hastalığına ilişkin tespit edilen bir bulgu" değildirler. Slenomegali ve batın içi multipl lenfadenopatilerin onlarca kanser dışı sebebi bulunabilir. Kanser tanısı kanserli dokununun tamamı ya da bir parçasının çıkarılıp patoloji uzmanınca mikroskop altında incelenmesiyle konulan histopatolojik bir tanı olduğu, ...'a konulmuş bir Lenfoma tanısının olmadığı, Bahsolunan Lenfoma tanısı bir ön tanı olup, kesin tanı olmadığı, ayrıca dosyada sigortalı merhum ...'a ait SGK evraklarına göre hastanın hastane ziyaretleri, yazılan reçeteleri de incelendiğinde lenfoma nedeniyle herhangi bir hastane ziyareti ya da tedavi uygulamasının da saptanmadığı, dolayısıyla sigorta öncesi döneme ait hastanın kanser rahatsızlığı olduğunu kanıtlamanın mümkün olmadığı, keza hastanın böbrekleriyle ilgili sıkıntıları ve böbrek yetersizliği olmakla beraber hastanın vefatına kadar olan süreçte hemodiyaliz gereksinimi olduğuna dair bir belge de dosyadaki sigortalıya ait SGK kayıtları içerisinde mevcut olmadığı, sigorta poliçesinde sağlık beyan formunda sorulan soru “e Kalıcı Felç (İnme) Çocuk felci dahil hastalığınız var mı? ” olup Hastanın 01.04.2022 tarihinde SVO(Serebrovasküler Olay) nedeniyle yatırılarak tedavi gördüğü ve bir yıl (tam tarih bilinmiyor) önce de iskemik SVO öyküsü olduğu ... Üniversitesine ait epikriz raporundan anlaşılmakla beraber bu serebrovasküler olayın hastada kalıcı felce yol açmadığı, alt ve üst ekstremite kuvvetlerinin 5/5 olup yerinde olduğu ... Üniversitesi Hastanesinde hastanın yatışı ve taburculuğu sonrasında düzenlenen epikriz raporundaki nörolojik muayene ve değerlendirmeden anlaşıldığı, hastaya ait ölüm belgesinde ölüm nedeni olarak yazan bradikardi ve pnömoniden , bradikardi ölüm öncesi her kişide görülen kalp atımının yavaşlaması olup bir hastalık değil bir bulgu olduğu, hastanın esas ölüm nedeninin pnömoni (akciğer enfeksiyonu) sonucu gelişen sepsis ve çoklu organ yetmezliği olduğu belirtilmiştir.
Dava, hayat sigortası poliçesi kapsamında sigorta teminatının sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;
Öncelikle dava, halefiyet davası olmayıp, doğrudan lehtar (sözleşmenin alacaklısı banka) tarafından sigortacıya karşı açılan davadır. Davacının lehtar Banka, davalının ise sigortacı ... A.Ş. ve her iki tarafın da ticari faaliyet gösteren şirket ve tacir olduğu, davaya konu ihtilafın da her iki tarafın ticari faaliyeti ile ilgili olduğundan davacının 6502 sayılı TKHK kapsamında tüketici olduğundan bahsedilemeyeceği gibi taraflar arasındaki ilişki de tüketici işlemi değildir. Bu nedenle görev itirazının reddine(Emsal için bkz İst.BAM 45 HD'nin 2020/1514 2023/775 E-K )karar verilmiştir.
Sigorta Sözleşmesi, 6102 sayılı TTK. nun 1401. maddesinde, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun meydana gelmesi halinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır.Tüm sigorta sözleşmelerinin gerçekleştirilmesinin ana amacı, kişinin can veya mal varlığına gelebilecek tehlikelere yani rizikolara karşı güvence sağlayabilmektir. Sigorta akti hiçbir şekle bağlı değildir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 1435/1. maddesi hükmüne göre sigortacının sözleşme yapılırken gerçek durumu bildiği takdirde sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır koşullarda yapmasını gerektirecek bütün hususları bildirme yükümlülüğü sigorta ettiren ve sigortalıya verildiği hükmü mevcut olup; Hayat Sigortası Genel Şartları C/3. maddesinde; "sözleşmenin yapılmasından sonra, sigortacının izni olmadan rizikoya etki edebilecek hususlarda meydanagetirilen değişikliklerin sekiz gün içinde sigortacıya bildirilmesi gerekir" hükmü vardır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 1439 (1) " Sigortacı için önemli olan bir husus
bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440 ıncı maddede
belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim
farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur.
Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya
sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez. (2) Rizikonun
gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği
takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine
etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta
ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko
arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar;
bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate
alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder. " hükmü vardır.
Hayat Sigortası Genel Şartları C/2.2 Maddesinde ise ; "Gerek sigorta ettiren
gerekse sigortalı ve temsilci, sigorta sözleşmesinin yapılması sırasında
kendisince bilinen ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır
şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri bildirmekle yükümlüdür. Bu
yükümlülüğün ihlali halinde, sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren bir
ay içinde sözleşmeden cayabilir ve ... Beyan yükümlülüğünün kasıtlı ihlalinde
sigortacı riziko gerçekleşmiş olsa bile sözleşmeden cayabilir ve prime hak
kazanır." hükmü vardır.
"Sigorta bedelinin ödenmesi" başlıklı Hayat Sigortası Genel Şartları madde 26 da ise; "(1) Sigorta sözleşmesinde kararlaştırılan sigorta bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakiben bu Genel Şartların 23 üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen belgelerin tam ve eksiksiz olarak sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bittiğinde ve her hâlde yapılacak ihbardan on beş gün içinde hak sahiplerine ödenir. Bu süre içerisinde sigorta bedeli ödenmediği takdirde sigorta bedeli ödeme borcu muaccel olur. Sigortacıya kusur yüklenemeyen bir durum sebebiyle inceleme gecikmiş ise süre işlemez.(2) Sigorta bedeli ödeme borcu muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer. Sigortacının temerrüt faizi ödeme borcundan kurtulmasını öngören sözleşme hükümleri geçersizdir^" hükmünü havidir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ve mahkememizce denetlenebilir bilirkişi raporu doğrultusunda; davacı vekilinin kullandırılan kredilerin sigorta kapsamında olması nedeniyle tamamının kendisine ödenmesini talep ettiği ancak raporda da belirtildiği üzere 6.000,- TL olarak kullandırılan ve ... poliçe kapsamında teminata altına alınan kredinin kullandırıldığı tarihin 28.01.2021 olduğu, müteveffanın ölüm tarihi olan 04.01.2023 tarihine kadar bu kredi için düzenli ödemeler yapılmış olup ilk 23 taksit ödendiği, kredinin ödenmeyen tutarı bizzat davacı banka kayıtlarında 23.01.2023 tarihli 24. ve son taksit tutarı olan 311,58 TL olarak görünmekte olduğu, Sigorta Poliçesi incelendiğinde vefat tarihinde poliçenin teminat tutarının 3.357,60-TL olduğu, her ne kadar davacının faiz talebininde bulunurken faiz başlangıç tarihi olarak 04.01.2023 tarihinin esas alınması gerektiğini iddia etmiş ise de ödenmemiş olan 24. Taksitin vadesi 23.01.2023 olduğu, faizin vefat tarihinden hesaplanması halinde de mükerrer faiz tahsil edilmiş olacağı, davalıya yapılan ihbar ödenmemiş kredi taksit tarihi ile aynı olduğu dikkate alınarak raporda faiz başlangıç tarihi ihbar tarihi olan 23.01.2023 ile dava tarihi dönem aralığı için 50.13-TL olarak hesaplanmış ise de yukarıda bahsedilen Hayat Sigortası Genel Şartları madde 26 hükmü uyarınca temerrüt tarihinin ihbar tarihinden 15 gün sonra oluştuğu nazara alındığında 07.02.2023-dava tarihi dönem aralığı için yıllık % 26,208 faiz oranına göre re'sen yapılan hesaplamaya göre 46,71-TL işlemiş faiz alacağı bulunduğu yine 11.06.2022 tarihinde kullandırılan ve ... numaralı poliçe ile güvence altına alınan 50.000,- TL kredinin banka kayıtlarında ilk 7 taksitinin ödendiğinin görüldüğü, müteveffa vefat etmeden son ödenen taksit 21.12.2022 vadeli 1.226,67 TL tutarlı taksit olduğu, bu tarihte kalan anapara borcunun 42.883,32 TL olduğu, Sigorta Poliçesi incelendiğinde vefat tarihinde poliçenin teminat tutarının 50.000,00-TL olduğu, işlemiş faiz alacağı yönünden 07.02.2023-dava tarihi dönem aralığı için yıllık % 26,364 faiz oranına göre re'sen yapılan hesaplamaya göre 6.468,42-TL işlemiş faiz alacağı bulunduğu yine bilirkişi raporunda tıbbi yönden yapılan incelemelerde müteveffa ...'un kredi kullandırmalar aşamasında sağlığı ile ilgili sorulara verdiği cevapların gerçeği yansıttığı, sigortacının sigorta beledini ödemekten imtina edebilmesi için gizlendiği varsayılan hastalık ile gerçekleşen ölüm rizikosu arasında var olan illiyet bağının bulunması gerekmekte olduğu ancak somut olayda sigortalının hastalığı ile ölüm rizikosu arasında uygun illiyet bağı kurulamadığından bu durumda davacı bankanın sigorta poliçelerinde daini mürtehin olması hasebiyle hasarın tazminini davalı sigorta şirketinden talep edebileceği anlaşılmış olup, davanın kısmen kabulü ile, 11.06.2022 tarihinde kullandırılan ve ... no'lu poliçe ile güvence altına alınan 50.000,00-TL kredi ile ilgili olarak, 42.883,32-TL ana para ve temerrüt tarihi ile dava tarihine kadar işlemiş 6.468,42-TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 49.351,74-TL alacağın ana para tutarına dava tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar geçecek sürede yıllık 26,364 oranında işleyecek temerrüt faizi (poliçenin bağlı olduğu kredinin temerrüt faiz oranı) ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, (Sigortanın Poliçe limiti olan 50.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere), fazlaya ilişkin talebin reddine, 28.01.2021 tarihinde kullandırılan ve ... no'lu poliçe ile güvence altına alınan 6.000,00-TL kredi ile ilgili olarak, 311,58-TL ana para ve temerrüt tarihi ile dava tarihine kadar işlemiş 46,71-TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 358,29-TL alacağın ana para tutarına dava tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar geçecek sürede yıllık 26,208 oranında işleyecek temerrüt faizi (poliçenin bağlı olduğu kredinin temerrüt faiz oranı) ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine (Sigortanın Poliçe limiti olan 3.357,60-TL ile sınırlı olmak üzere),fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
1-11.06.2022 tarihinde kullandırılan ve ... no'lu poliçe ile güvence altına alınan 50.000,00-TL kredi ile ilgili olarak, 42.883,32-TL ana para ve temerrüt tarihi ile dava tarihine kadar işlemiş 6.468,42-TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 49.351,74-TL alacağın ana para tutarına dava tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar geçecek sürede yıllık 26,364 oranında işleyecek temerrüt faizi (poliçenin bağlı olduğu kredinin temerrüt faiz oranı) ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, (Sigortanın Poliçe limiti olan 50.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere), fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-28.01.2021 tarihinde kullandırılan ve ... no'lu poliçe ile güvence altına alınan 6.000,00-TL kredi ile ilgili olarak, 311,58-TL ana para ve temerrüt tarihi ile dava tarihine kadar işlemiş 46,71-TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 358,29-TL alacağın ana para tutarına dava tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar geçecek sürede yıllık 26,208 oranında işleyecek temerrüt faizi (poliçenin bağlı olduğu kredinin temerrüt faiz oranı) ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine (Sigortanın Poliçe limiti olan 3.357,60-TL ile sınırlı olmak üzere),fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 3.395,69-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 1.122,02-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.273,67-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 15.991,55-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan; 1.122,02-TL Peşin/nisbi harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan; 13.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 195,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 13.695,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 10.361,68-TL lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
8-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13)- (14) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL ücretin kabul red oranı dikkate alınarak 2.360,60 TL'sinin davalıdan, 759,4 TL'sinin davacıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına,
9-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK yönetmeliğinin 47/1 maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 09/12/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.