Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/139
2025/125
10 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/139 Esas
KARAR NO :2025/125
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:27/02/2023
KARAR TARİHİ:10/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ... San. ve Tic. A. Ş. nin aleyhine bugüne kadar ödenmeyen fatura ve cari hesaptan kaynaklı borcun tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyası ile ilamsız takiplerde haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, borçluya usulüne uygun ödeme emrinin tebliğ edildiğini, ancak davalı borçlunun itirazı ile takibin durduğunu, taraflar arasında 01.09.2021 tarihinde Ticaret bakanlığı, Sanayi Bakanlığı, Ekonomi bakanlığı, ... ve ... kurumları nezdinde belirli tüm destek programlara ilişkin başvuru ve uygulama işlemlerinin gerçekleştirilmesi, danışmanın müşteriye ait projeleri için hizmet içeriklerine yönelik gerekli danışmanlık hizmetlerinin verilmesi konulu hizmet sözleşmesinin akdedildiğini, davacının anılan sözleşme gereği kendi üzerine düşen edimleri eksiksiz yerine getirdiğini, davalı şirketin işletme geliştirme destek programından yararlanmasının sağlandığı, davalı şirketin destek programının onaylanması ile davacı taraflar arasında akdedilmiş olan 01.09.2021 tarihli hizmet sözleşmesini Sözleşme Bedeli başlıklı 3. Maddesinde belirtilen hizmet bedelinin alınmasına hak kazandığını, bu durum üzerine davacının davalı şirkete 25.10.2021 tarihinde ... belge numaralı e-serbest makbuzu tanzim ettiğini, ayrıca düzenlenen faturanın 26.10.2021 tarihinde davalı şirket muhasebe sorumlusuna e-mail ile iletildiğini, davalı yanın bu faturaya karşı bugüne kadar herhangi bir itiraz öne sürmediğini, davacı tarafından davalı şirkete düzenlenen ve tahsil edemediği faturaya ilişkin verginin tamamının ödendiğini, davalının henüz ödemediği 7.350,- TL cari hesap borcunun bulunduğunu, söz konusu alacak için davalı şirket ile pek çok kez yazılı ve sözlü görüşme yapılarak alacağın talep edildiğini, davalı tarafın bugüne kadar herhangi bir itirazda bulunmamasına karşılık ödeme yapmadığını, ödeme alınmaması üzerine davacının vermiş olduğu hizmet karşılığı düzenlenen fatura doğrultusunda 7.350,- TL alacak ve bu alacağa işleyen 758,-TL faiz için icra takibi başlatıldığı, icra takibine yapılan itirazın kötü niyetli olduğunu belirterek itirazın iptali, takibin devamı, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından mahkeme dosyasına ibraz edilen sözleşmenin kabulünün mümkün olmadığını, davacının tamamen asılsız ve kötü niyetli olarak anılan sözleşmeyi ibraz ettiğini, taraflar arasında yapılan müzakereler çerçevesinde 01.09.2021 tarihli sözleşme imzalandığını, davacının sunduğu sözleşmenin ise taslak niteliğinde davalıya gönderilen, taraflar arasında görüşme ve değerlendirmeler yapılmış ilk sözleşmenin yetersiz olması nedeniyle revize edildiği ve ekte sunulan sözleşmenin düzenlenerek taraflarca imzalandığını, dolayısıyla iş bu dilekçe ekinde gönderilen sözleşme çerçevesinde değerlendirme yapılmasının gerektiğini, davacının sözleşme hükümlerini eksiksiz yerine getirdiği ve hizmet bedelini almaya hak kazandığı yönündeki iddiasının haksız ve dayanaksız olduğu, taraflarca imzalanan sözleşmenin 3. Maddesi ile “…yukarıda belirtilen destek programları kurumlarca onaylanmadığı takdirde, destek programlarının onaylanması halinde ödenmesi planlanan hizmet bedeli müşteri tarafından danışmana ödenmeyecek, danışman da bu kapsamda bir ücret talep edemeyecektir.” Hususun kararlaştırıldığı, görüleceği üzer taraflara arasındaki sözleşme gereği, ilgili destek programlarının kurumlar tarafından onaylanmaması halinde sözleşmede belirlenen ücretin ödenmeyeceğinin açıkça kararlaştırıldığını, davacının iddiasının aksine davalının bahse konu destek programlarından yaralanmadığı gibi, herhangi bir teşvik de almadığı, dolayısıyla davacı tarafça davalı şirketin destek programından yararlandırılmasının söz konusu olmayıp, davacının üzerine düşen hiçbir edimi yerine getirmediği, ancak bu somut duruma karşılık davalının bahse konu destek programından yararlandığının iddia edilmesinin kabul edilemeyeceğini, davacı tarafın fatura düzenlemesinin başlı başına davalı şirketi borçlu kılmadığı, davacının faturaya konu ürün veya hizmeti verdiğini ispatlamasının gerektiği, alacağın bulunduğunun ispat yükünün davacıda olduğu, alacaklının düzenlediği faturadaki hizmetin karşı tarafa verildiğini HMK 200 maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesinin gerektiği, davacı tarafın sunulan faturanın teslim edilip edilmediğini, teslim edildi ise kime teslim edildiği hususlarında açıklama yapmasının gerektiğini, öncelikle davacı tarafın verdiğini iddia ettiği hizmeti verdiğini, akabinde fatura teslimini kanıtlamasını talep ettiklerini, Mahkeme tarafından ticari defterlerin incelenmesi halinde durumun tüm açıklığı ile ortaya çıkacağını, bilindiği üzere faturanın düzenlenmiş olmasının düzenlenen kişiyi borçlu kılmadığı, bu bağlamda kabul anlamına gelmemek kaydıyla taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkiden kaynaklanan borç durumu mevcut ise bile iş bu borcun muaccel olmadığı, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, öte yandan kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an davaya konu faturaların davalı şirkete tebliğ edildiği düşünülse bile, bu durumun alacağın miktarını açıklayan bir bildirim niteliğinde olduğunu, borcun temerrüdü için ayrıca alacaklının ihtarda bulunmasının gerektiği, ilgili kanun hükümleri ve Yargıtay kararlarından anlaşılacağı üzere Yüksek Mahkeme içtihatlarının bu yönde olduğunu, davacı tarafından davaya konu alacakla ilgili bir ihtarname gönderilmediğinden davalının temerrüdünün söz konusu olmadığını, şu aşamada davacı tarafın faiz isteminin yerinde olmadığı gibi, likit bir alacaktan söz edilemeyeceği için icra inkâr tazminatının da yerinde olmadığını belirterek davanın reddi haksız ve kötü niyetli icra nedeniyle %20 den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya UYAP sureti, Ticaret Sicil Müdürlüğünden ... Danışmanlı'ğın gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunamadığına ilişkin bilgi, Gelir İdaresi Başkanlığından BA-BS formları, gelir vergisi beyannameleri, ...'den evrakları dosyamız içerisine alınmıştır.
Mahkememizce celp edilen.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasında; davacı/alacaklının 7.350,00-TL asıl alacak ve 758,00-TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 8.108,00-TL Toplam Alacağın tahsiline ilişkin icra takibine geçtiği, ödeme emrinin 31.07.2022 tarihinde davalı tarafa tebliği edildiği, davalının 28.07.2022 tarihli dilekçesi ile takibe, borca, faize ve borcun tüm ferilerine itirazı üzerine takibin durduğu ve İİK 67.maddesi uyarınca işbu davanın yasal süresi içerisinde açıldığı görülmüştür.
Dosya Mali Müşavir ve Sektör Uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 03/02/2024 tarihli raporda; taraflar arasında 01.09.2021 tarihinde Hizmet Sözleşmesi imzalandığı konusunda bir tereddüt bulunmadığı, her iki taraf da aynı tarihli sözleşme sunmuş olup 3. Maddesinde farklı ifadeler bulunduğu, davalı tarafından davacı yanca düzenlenen e- serbest meslek makbuzunun kayıtlara alınmadığı, BA Formu ile Vergi Dairesi bildirimi yapılmadığı, faturanın tebliğ edildiği ve fatura içeriği hizmetin verildiğinin ispata muhtaç olduğu, ispat yükümlülüğünün yerine getirilmediği, İşletme Geliştirme Destek Programı kapsamında verilen hizmetlerin gerçekleştirildiğine dair yazışmaların ve ... E HİZMETLER üzerinden İşletme Durum Sorgulama’dan başvurulan destek programları ve belgelerin üzerinden talep edilen Ödeme belgeleri ve Destek Olur ve Taleplerine ait belge ve bilgilerin ispatı söz konusu olduğu, bu çerçevede Mahkememiz takdirinin fatura teslimi ve fatura içeriği hizmetin verildiğinin ispata muhtaç olduğu ve her iki sözleşme ortak hükmü gereği sözleşme imzalanmasını takiben 3.000,- TL ödenmesi yönünde olması halinde davacının davalıdan 27.07.2022 takip tarihi itibarı ile toplam 3.365,13 TL olduğu, asıl alacak tutarı olan 3.000,- TL ya takip tarihinden tahsil tarihine kadar TCMB tarafından açıklanan değişken oranlarda avans faizi talep edilebileceği, delillerin değerlendirilmesi ve nihai takdiri ile hukuki tavsif 6100 sayılı HMK’nın 266/c.2 hükmü gereği tamamen Mahkememize ait olduğu, tarafların icra inkâr ve diğer taleplerinin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir.
... Hukuk Müşavirliğinden alınan 12.09.2024 tarihli yazıda;
"Kayıtların tetkikinde ...Vergi Numaralı ... ... San. ve Tic. A. Ş. adlı işletmenin 25.10.2021 tarihinde İşletme Geliştirme Destek Programına başvuru yaptığı ve program
başvurusunun onaylandığı görülmüştür. İşletmenin konu ile ilgili evrakları ekte sunulmaktadır." şeklinde cevap verilmiştir.... Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 07.03.2024 tarihli müzekkere cevabında; "...'in 06/09/2019 tarihinden itibaren finansal danışmanlık faaliyetleri ve işletme ve diğer idari danışmanlık faaliyetleri (birorganizasyonun stratejik, mali, pazarlama, üretim, iş süreçleri, proje vb.
yönetim hizmetleri ile ticari marka ve imtiyaz konularında danışmanlık) ek olarak 12.12.2019 tarihinden itibaren motorlu hafif kara taşıtlarının ve arabaların sürücüsüz olarak kiralanması ve leasing işi ile faaliyet gösterdiği" bildirilmiştir. Dosya muhteviyatında her iki tarafın da sunduğu ve esas alınmasını istediği iki ayrı hizmet sözleşmesi bulunmaktadır.
Davacının sunduğu Hizmet Sözleşmesinin 3. Maddesi aşağıdaki gibidir.
¸
Sözleşmenin 7.maddesi:"sözleşme, imzalandığı tarih olan 01.09.2021 tarihi itibariyle yürürlüğe girer.12 ay boyunca yürürlükte kalır. Taraflardan birinin bir ay önceden yazılı bildirimde bulunmadığı ve bu sözleşmede öngörülen işlemlerin bu sözleşmenin sona erdiği tarihte henüz tamamlanmamış olması durumunda, ilgili işlemin sona erdiği tarihte sözleşmede sona ermiş sayılır:" şeklinde düzenleme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı tarafından sunulan hizmet sözleşmesi ise aşağıdaki gibidir.
¸
Sunulan her iki sözleşmenin de taraflar arasında kaşelenerek imzalandığı görülmektedir. Sözleşmelerde yer alan ortak nokta ise sözleşmenin imzalanmasını takiben
3.000,00- TL ödeme yapılmasının hüküm altına alınmasıdır. Davalı tarafından sunulan sözleşmede onay belgesi
alınmaması halinde ödenmesi planlanan hizmet bedelinin ödenmeyeceği belirtilmekte olup, ayrıca yurt dışı
işlemleri için bedel belirlenmektedir.
Dosya gelen yazı cevapları ve taraf itirazları da irdelenmek sureti ile ek rapor düzenlenmesi için yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 21.10.2024 tarihli raporda; "Taraflar arasında 01.09.2021 tarihinde Hizmet Sözleşmesi imzalandığı konusunda bir tereddüt
bulunmamaktadır.
Her iki taraf da aynı tarihli sözleşme sunmuş olup 3. Maddesinde farklı ifadeler bulunmaktadır. ...’den celp edilen belge çerçevesinde sözleşme konusu (faturaya konu edilen) hizmetin ifa
edildiği ve davalı adına İşletme Geliştirme Destek Programına yapılan başvurunun onaylandığı anlaşılmaktadır.
Davalı tarafından davacı yanca düzenlenen e- serbest meslek makbuzunun kayıtlara alınmadığı, BA Formu ile Vergi Dairesi bildirimi yapılmadığı anlaşılmaktadır. Fatura içeriği hizmetin yerine
getirildiği konusu ...’den celp edilen belge ile anlaşılmakla beraber Faturanın tebliğ edildiği hususu ispata muhtaçtır. İspat yükümlülüğü yerine getirilmemiştir. Bu çerçevede;
Sayın Mahkeme’nin takdirinin faturaların tebliğ edildiğinin ispat edilmemiş olması ve davalının keşide edilmiş bir ihtarnameyle temerrüde düşürülmemiş olması nedeniyle icra takip öncesi faiz
talep edilemeyeceği yönünde olması halinde, davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla fatura tutarı olan 7.350,- TL alacağının bulunduğu, anapara tutarı olan 7.350,- TL’ye takip tarihinden tahsil
tarihine kadar TCMB tarafından ilan edilen avans faiz oranı üzerinden hesaplanacak faiz talep edilebileceği, Sayın Mahkeme’nin takdirinin TTK hükümleri çerçevesinde fatura ödeme vadesinin fatura tarihi + 30
gün olduğu ve bu tarihten itibaren faiz talep edilebileceği yönünde olması halinde, davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla toplam alacağının talebe istinaden 8.108,- TL olduğu, anapara tutarı
lan 7.350,- TL’ye takip tarihinden tahsil tarihine kadar TCMB tarafından ilan edilen avans faiz oranı zerinden hesaplanacak faiz talep edilebileceği," şeklinde belirtilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi kök ve ek raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça davalı ... ... San. ve Tic. A. Ş. nin aleyhine bugüne kadar ödenmeyen fatura ve cari hesaptan kaynaklı borcun tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali talep edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 222. maddesinde ticari defterlerin delil olmasının koşulları düzenlenmiş olup, anılan madde hükmü gereğince; ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ve bunun yanında diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Maddeden de anlaşılacağı üzere hükümde belirtilen tüm koşullar gerçekleşmedikçe ticari defterlerin sahibi yararına delil olma niteliği ve dolayısıyla hükme dayanak teşkil etme gücünü kazanması mümkün değildir. Taraflar ticari defterlerini, yasaya uygun tutmuş olsalar bile iki tarafın defterleri birbirine aykırı ise ticari defterler yine delil vasfı kazanmayacaktır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık faturada yazılı danışmanlık işinin yapılıp yapılmadığı ve hizmet karşılığı bedelin ödenip ödenmediği hususlarına ilişkindir. Bu durumda uyuşmazlığın çözümünde öncelikle iddiaya konu hizmetin verildiğinin ispatı gerekmekte olup, ispat külfeti davacıya aittir. Bu nedenle dava konusu faturalarda bahsi geçen hizmetlerin verilip verilmediğinin yukarıda belirtilen yasa maddesine göre tespiti ile taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri ile dosya kapsamında mevcut somut deliller dikkate alınarak sonucu gidilmiştir.
Buna göre, taraflar arasında 01.09.2021 tarihinde Hizmet Sözleşmesi imzalandığı, her iki taraf da aynı tarihli sözleşme sunmuş olup 3. Maddesinde farklı ifadeler bulunduğu anlaşılmakla birlikte sözleşmelerde yer alan ortak noktanın sözleşmenin imzalanmasını takiben
3.000,00- TL ödeme yapılmasının hüküm altına alınmış olduğu keza davalı tarafından sunulan sözleşmede işletme geliştirme destek programı kapsamında onaylı belgenin alınması halinde 3.000,00-TL+KDV ödenmesinin kararlaştırıldığı, onay belgesi
alınmaması halinde ödenmesi planlanan hizmet bedelinin ödenmeyeceği belirtilmekte olup, ayrıca yurt dışı
işlemleri için bedel belirlenmekte olduğunun anlaşıldığı, yapılan mali incelemede davalı tarafından davacı yanca düzenlenen e- serbest meslek makbuzunun kayıtlara alınmadığı, BA Formu ile Vergi Dairesi bildirimi yapılmadığının anlaşıldığı,
...’den celp edilen belge çerçevesinde sözleşme konusu (faturaya konu edilen) hizmetin ifa edildiği ve davalı adına İşletme Geliştirme Destek Programına yapılan başvurunun onaylandığı
anlaşılmakta olduğu şu halde fatura içeriği hizmetin yerine getirildiği konusu ...’den celp edilen belge ile anlaşılmıştır.
Öte yandan, davacı taraf takipte işlemiş faiz talebinde bulunmuş olup, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen sözleşmede temerrüt hususunda bir düzenleme yer almamaktadır.
TBK.nın 117.maddesi hükmüne göre, "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşmenin iyiniyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirim şarttır." bu durumda, taraflarca vadenin kesin olarak belirlenmediği hallerde, borçlu ancak ihtarla temerrüde düşer.
Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/05/2019 tarih ve 2017/4740 esas, 2019/4095 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, satım sözleşmesinde TBK.nın 207/2.maddesi hükmüne göre, tarafların edimlerin aynı anda ifa etmesi kural olup, emtianın teslimi anında satım bedelinin ödenmesi gerekeceğinden alacak muaccel hale gelmektedir. Ancak yukarıda sözü edilen TBK.nın 117.maddesi uyarınca borcun ifa edileceği gün taraflarca tayin edilmiş olmadıkça muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur düzenlemesinden sonra devamı maddelerde temerrüde düşen borçlunun şartların varlığı halinde faizde ödeyeceği düzenlenmiştir. Yine somut uyuşmazlığa uygulanması gereken TTK.nın 18/3.maddesine göre; tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmek maksadıyla yapılacak ihbar veya ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü bir mektupla veya telgrafla yapılması, yahut güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemiyle yapılması gerekir.
Bu durumda somut olayda muacceliyet gerçekleşmiş ise de, alacaklı tarafından borçluya usulünce çekilmiş, ödemesi gereken borcun miktarını gösteren bir temerrüt ihtarı bulunmadığı ve borcun ifa edileceği günün taraflarca birlikte tayin edildiği de kanıtlanmadığına göre temerrüt, takip tarihinde gerçekleşecektir. TTK.nın 1530/4 maddesinin mal tedarik sözleşmelerinde uygulanacağı dolayısıyla işlemiş faiz yönünden talebin reddine karar verilerek davanın kısmen kabulü ile; ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin 7.350,00-TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmiş, öte yandan, cari hesap - fatura alacağı kapsamında kabul edilen miktar likit ve belirlenebilir olduğundan (emsal için bknz. Yargıtay 19. H.D. 2016/5503 E. 2017/3917 K. Sayılı ilamı) kabul edilen miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanaatiyle neticeden aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
1-....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİ ile, takibin 7.350,00-TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, anapara tutarına takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek % 15,75 oranında ve değişen oranlarda işleyecek avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-İİK. 67/2. Maddesi uyarınca asıl alacağın %20’si oranında (1.470,00-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 615,40-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 179,90-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 435,50-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 7.350,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 758,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan; 179,90-TL Peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan; 3.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 215,25-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 3.215,25-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 2.914,66-TL lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
8-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul reddi oranında yapılan hesaplama neticesinde 2.828,31 TL'sinin davalıdan, 291,69-TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazine adına gelir kaydına,
9-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı okunup usulüne uygun anlatıldı. 10/02/2025
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.