Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/304
2025/57
21 Ocak 2025
T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/304 Esas
KARAR NO :2025/57
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:22/09/2014
KARAR TARİHİ:21/01/2025
Mahkememizin 27/10/2017 tarih ve ... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 10/03/2021 tarih 2020/213 Esas ve 2021/264 karar sayılı ilamıyla KALDIRILMAKLA dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı kuruluşun ... Başmüdürlüğüne bağlı 12 PTT merkezine ait posta tekeli dışında kalan posta gönderilerinin taşınması ve dağıtılması işinin 07/01/2002 tarihli sözleşme gereğince bu tarihten itibaren davalı şirketler tarafından yerine getirildiğini, dava dışı 3.kişi olan davalı şirket çalışanlarından bir kısmının 17/10/2003 tarihinde iş akdinin fesh edidiğini, şahıslar tarafından işçilik alacaklarının tahsili istemi ile davacı kuruluş ve davalı şirketler aleyhine ...İş Mahkemesinde dava açıldığını, kararlar taraflarından temyiz edilmiş ise de Yargıtay 9.Hukuk Dairesi tarafından onandığını, dava dışı 3.kişi olan davalı firma işçilerine bir kısım işçilik alacakları ve ferileri için davacı idarece icra dosyasına 186.598,64 TL ödendiğini, taraflar arasında akdolunan sözleşme ve eki şartnamelerin ilgili maddeleri ve yargı kararları gereğince ödenen söz konusu miktarların davalı şirketlerden tahsili için ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden davalı şirketler aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı şirketlerin itirazı nedeniyle takibin durduğunu, bu nedenlerle itirazın iptali ile 205.923,10 TL (186.598,64 TL asıl alacak + 19.324,46 TL icra dosyasına ödemenin yapıldığı tarihten takibin başlatıldığı tarihe kadar işlemiş faiz olarak) tahsiline ve icranın bu şekilde kaldığı yerden devamına, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin merkezi Bakırköy /İstanbul olup yargı çevresi itibarı ile Bakırköy Mahkemelerinin yetkili olduğunu, dava süresinde açılmamış olduğundan zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacının işçilere karşı muvazalı işlem yapmış olması nedeniyle sorumlu olduğuna, davalı şirketlerin ise davaya konu işçilerin bu nedenle başlangıçtan itibaren davacının işçisi olarak kabul edilmiş olması nedeniyle husumetini bulunmadığına ilişkin kesinleşmiş olan mahkeme kararı mevcut iken davanın öncelikle mahkeme kararları da dikkate alınarak husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere davaya konu işçilere ödenen ücret fark alacağının nedeni davacı kurumun muvazalı işlem yapmış olması ve işçilerin başlangıçtan itibaren işvereni olarak kabul edilmiş olması olup, davanın kabulü halinde dahi ücret fak alacağının davalı şirketlerden rücuen talep edilemeyeceğini, davaya konu işçiler tarafından açılan dosyalarda hükme esas alınan bilirkişi raporunda muvazaa olması halinde dahi davalı şirketlerin ücret fark alacağından sorumlu olmayacağı tespiti yapıldığını, bu alacağın davacı kurumun kendi kusurundan kaynaklı olarak ödemiş olduğu bir bedel olup davalı şirketlerden talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, davalı şirketin işçiler üzerindeki hakimiyetinin sembolik düzeyde kaldığını, bu nedenle işçilik alacaklarından dolayı davalı şirketlerin sorumlu oldukları yönündeki iddiayı kabul etmediklerini, davada muvazanın kabul edilmemesi halinde dahi ücret fark alacağı dışında kalan alacaklar bakımından davacı idare tarafından davalı şirkete hiçbir ödeme yapılmadığı halde rücu edilmesinin haksız ve kanuna aykırı olduğunu, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti tutarları yönünden ise gerek birim fiyat hizmet alım sözleşmesinde gerekse teknik şartnamede herhangi bir hüküm ve açıklık bulunmadığını, hal böyle iken davacı tarafın bu alacaklar bakımından rücu talebinde bulunmasının taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olduğunu, davacının kendisinden talep edilen alacağı süresinde ödemeyerek miktarın artmasına kusuru ile neden olduğunu, davacının kusuru ile artan bedelden davalı şirketin sorumlu tutulamayacağını, davacının zamanında ödeme yapmayarak artmasına sebebiyet verdiği icra masrafları, icra vekalet ücreti ve takip tarihinden ödeme tarihine kadar olan faizlerden dolayı artan zararından davalı şirketin sorumlu olmadığını, işçilerin sevk ve idaresinin idareye ait olup işçilerin işe alınması ve işten çıkarılmasının da idare tarafından yapıldığını, teknik şartnamelerin tek yanlı ve şart işlem niteliğinde idari bir işlem olduğunu, tamamen idarenin tek yanlı iradesi ile düzenlendiğini, ihale süresinin sonunda hangi personellerin işe devam edeceğini idarenin belirlediğini, bu nedenlerle öncelikle davanın husumet yokluğu nedeniyle, zamanışımı ve husumet itirazları kabul görmez ise davanın esastan reddine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ticaret sicil kayıtlarının dosya arasına alındığı anlaşılmıştır.
Mahkememizin 27/10/2017 tarih ve ... Karar sayılı ilamıyla özetle; ".......Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde davacının iş mahkemesi kararlarına istinaden yapmış olduğu ödemeyi davalılar ile arasında düzenlenen hizmet alım sözleşmesi ve teknik şartname uyarınca tahsili amacı ile .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile takip başlattığı, davalıların süresinde itirazı üzerine takibin durduğu davacının süresinde iş bu davayı açarak itirazın iptalini talep ettiği davalılar vekili tarafından husumet itirazında bulunulmuş ise de gerek hizmet alım sözleşmesi ve gerekse idari ve teknik şartname (İdari şartname 29. Maddesi) uyarınca alt iş veren pozisyonunda bulunan davalıların işçi alacaklarından kaynaklı tüm ödemelerden sorumlu olduğu, dolayısı ile iş mahkemesince işçi alacağının güvence altına alma amacı ile getirilen hükümler kapsamında yapılan yargılama ile yerleşik hale gelen yargı uygulamaları gözetilerek davacı PTT yi asıl iş veren olarak kabul edilmiş ve diğer davalılar yönünden ise husumetten redde karar verilmiş olmasının yukarıda izahı yapılan HGK ve Yargıtay Kararları dikkate alındığında tacir olan taraflar arasındaki rücu ilişkisi yönünden etkisinin bulunmadığı taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alınarak rücu ilişkisinin değerlendirilmesi gerektiği dolayısı ile iş mahkemesinin muvazaaya ilişkin tespiti ve Bölge Adliye Mahkemesinin tespit üzerinden yapmış olduğu değerlendirmelerin tacirler arasındaki ilişkiler yönünden ve önceki tarihli yargıtay uygulamaları yönünden yerinde olmadığı, bilirkişi raporunun faiz başlangıç tarihi yönünden hesaplamasının hatalı olduğu ödeme tarihinden itibaren faiz talebinde bulunan davacının talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile davalıların haksız itirazlarının iptaline karar vermek gerekmiş alacağın likit olduğu inkar tazminatının yasal şartlarının oluştuğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına hüküm olunarak davanın KABULÜ ile, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında davalılar tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin aynen DEVAMINA......'' dair karar verildiği, mahkememiz kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 10/03/2021 tarih, 2020/213 Esas, 2021/264 Karar sayılı ilamıyla özetle; "........Davacı, hizmet alım ihalesinin davalı tarafından üstlenildiğini, ihale şartnamesine göre, davalı yüklenicinin çalıştırdığı işçilerin iş hukukundan ... her türlü işçilik hakları ile ilgili ücret ve tazminatlarından sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış olup, dava dışı işçinin işçilik alacaklarının tahsili için, davacı aleyhine açtığı dava sonunda hesaplanan miktarın davacıdan tahsiline karar verildiği ve icra takibi sonunda da davacı tarafından ödendiği ihtilafsızdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı işçilere ödenen tazminat bedelinin hangi tarafın veya tarafların ne oranda sorumlu olduklarına ilişkindir. Davacı taraf idari ve teknik şartname uyarınca ödenen bedellerden davalıların sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalılar ise asıl işverenin davacı olması sebebiyle davacının sorumluluğunun bulunduğunu, davalıya ödenen sözleşme bedelinde kıdem tazminatı, ihbar tazminatı alacağının sözleşme gideri olan bedeller arasında yer almadığı için davalıların sorumlu olmadığını savunmuştur. Dava konusu olayda davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 818 sayılı Borçlar Kanunun 146.maddesinde "Borcun mahiyetinden hilafı istidlal olunmadıkça, müteselsil borçlulardan her biri alacaklıya yapılan tediyeden birbirine müsavi birer hisseyi üzerilerine almaya mecburdur. Ve hissesinden fazla tediyede bulunan, fazla ile diğerlerine rücu hakkını haizdir. Birinden tahsili mümkün olmayan miktar, diğerleri arasında mütesaviyen taksim olunur." (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.") şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Ayrıca, İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden ... yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Posta Kanunun 10. maddesinde PTT İdaresinin posta ulaştırmalarını düzenlemek için gerçek ve tüzel kişilerle ve taşıma ortakları ile sözleşme yapabileceği, PTT idaresinin postaların ayrım ve dağıtım işlerini ihale yoluyla 3. şahıslara gördürebileceği düzenlenmiştir. Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi ile sözleşmenin eki niteliğinde bulunan idari ve teknik şartnamede,5584 Sayılı Posta Kanunun 2,10 ve 16. Maddeleri dayanılarak PTT Genel Müdürlüğü Avrupa Yakası PTT Başmüdürlüğü Eminönü bölgesi 12 PTT merkezine ait posta tekeli dışında kalan gönderilerin ihale yoluyla gerçek ve tüzel kişilere (müteahhide) taşıttırılması ve dağıttırılması hizmetinin 17.07.2001 tarih, 24465 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan ve yürürlüğe giren PTT Genel Müdürlüğü Alım ve Satım Yönetmeliğine göre pazarlıksız ihaleye çıkılmak suretiyle yaptırılmasını kapsadığı belirtilmektedir. Teknik Şartnamenin 29. maddesinde ''Elemanların İş Kanunu ve diğer kanunlardan ... haklarından müteahhit sorumludur.'' 8. maddesinde tekliflerin hazırlanmasında yol bedeli, yemek bedeli, iş kıyafet bedeli, fazla mesai ücreti, asgari ücret, SSK ve işsizlik sigortası gibi işçilik alacakların nasıl ve hangi oranda hesaplamaya dahil edileceği belirlenmiştir. Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi ile sözleşmenin eki niteliğinde bulunan idari ve teknik şartnamede, çalışan işçilerin hak ve alacaklarından yüklenicinin yani davalının sorumlu olacağı açık bir şekilde düzenlenmiştir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümleri, tacir sıfatına haiz her iki tarafı da bağlayacağından, davacı Bakırköy İstanbul 7.İş mahkemesinde görülen 16 ayrı mahkeme ilamı gereğince ödemiş olduğu miktarın tamamını, davalılardan sözleşme uyarınca rücuen tahsilini talep hakkına sahiptir. Davaya konu somut olayda ise dava dışı 16 işçi yönünden açılan alacak davaları sonucunda davacı aleyhine ayrı ayrı icra takipleri başlatıldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler, dava dışı işçilerin özlük dosyaların öncelikle dosya arasına alınması ve incelenmesi gerekmektedir. Bilirkişi heyet raporunda mukavele, şartname ve mahkeme kararları kapsamında davacının davalı ortaklığa rücu edebileceği tutarın 205.601,03 TL olarak belirtilmiş ise de; her bir iş mahkemesi dava dosyasında yapılan masrafların, ve taleple bağlı kalınmak suretiyle davacının talep ettiği alacak kalemleri yönünden tarafların sorumlulukların başladığı ve sona erdiği tarihler nazara alınmak suretiyle ayrı ayrı hesaplama yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bilir kişi raporunda sözleşmenin tarafların hangi alacak kaleminden , hangi dönemler kapsamında ve hangi oranda sorumlu olduklarının tespit edildikten sonra davacının rücu edebileceği nihai miktar belirtilmelidir. Bu açıklamalara ve dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle yukarıdaki belirtilen bilgiler ışığında davalılara rücu edilebilecek miktarın denetime açık bir şekilde her bir davalı yönünden alacak kalemleri de nazara alınmak suretiyle ayrı ayrı hesaplanması gerekmekle......." şeklindeki gerekçe ile kaldırıldığı mahkememizce bozma ilamı doğrultusunda yeniden bilirkişi raporu alındığı, alınan kök ve ek raporlar ile huzurdaki davada da anılan madde 29 uyarınca, elemanların İş Kanunu ve diğer kanunlardan ... haklarından mütehahit sorumludur ibaresi sebebiyle, kök rapor da belirtildiği üzere davalı müteahhit şirketler olan iki ayrı iş ortaklığının, müşterek müteselsil /sorumluluk esaslarına göre sorumlu oldukları, zira dosya kapsamında, iş ortaklıklarına dahi olan şirketlerin işçilik alacaklarından hangisinin sorumlu olduğuna ilişkin bilgi ve belgeye, sözleşme maddesine rastlanılmadığı, bu sebeple de her iki iş ortaklığı içerisindeki şirketlerin iş ortaklığı yaparak SGK'dan işveren sicil numarası alarak işçi çalıştırdıkları dönemlerden işçi tarafı yönünden müştereken ve müteselsilen, iş ortaklığı olarak birlikte sorumluluk esaslarına göre sorumlu oldukları sonucuna varılacağı,16 işçinin hizmet sürelerinin .... ve .... Şirketlerinde kısaca ... ve ....'de ayrı ayrı geçen süreler ile yapılan ödemeler dikkate alınarak hesaplamalar yapıldığı, ... & ... İş Ortaklığı'nın (ki tek işveren sayılmaktadır) taleple bağlılık ilkesi uyarınca, ... A.Ş. sorumluluk miktarının 71.421,89 TL. Asıl Alacak + 7.273,30 TL. Faiz alacağı olduğu, ... & ... İş Ortaklığı'nın (ki tek işveren sayılmaktadır) taleple bağlılık ilkesi uyarınca, ... A.Ş.'nin sorumluluk miktarı 115.172,67 TL. Asıl Alacak + 11.728,68 TL. Faiz alacağı olduğunun hesap edildiği dolayısıyla davalı ... A.Ş.'nin hem ... İş Ortaklığı hem de ... İş Ortaklığı döneminde müşterek müteselsil olarak sorumlu olduğu ve ...&... İş Ortaklığı dönemi itibariyle ana para+faiz 78.695,19 TL, ...&... İş Ortaklığı Dönemi itibariyle ana para+faiz 126.901,35 TL ve toplamda 205.596,54 TL sorumlu olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 186.594,56 TL ana para ile 19.001,98 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 205.596,54 TL üzerinden devamına, ana para olan 186.594,56 TL'ye takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, alacağın likit olduğu ve davalı tarafın itiraz ederek takibin durmasına neden olduğu anlaşıldığından; asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
-Davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 186.594,56 TL ana para ile 19.001,98 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 205.596,54 TL üzerinden devamına, ana para olan 186.594,56 TL'ye takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
-Asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 14.044,29-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 2.487,10-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 11.557,19-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 32.895,45-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 326,56-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 2.487,10-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 2.487,10TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ,
6-Davacı tarafından yapılan; 7.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 2.102,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 9.102,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 9.087,56-TL lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK yönetmeliğinin 47/1 maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 21/01/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.