Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/521
2025/153
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2020/521 Esas
KARAR NO:2025/153
DAVA:Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:28/09/2020
KARAR TARİHİ:13/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Taraflar arasında 28.12.2016 tarihinde jeneratör satış sözleşmesi imzalandığı, satılan malın bedelinin ödenmesini temin amacı ile borçludan 29.12.2016 keşide tarihli 16.01.2017 vade tarihli 8.000,- EUR bedelli ve 29.12.2016 keşide tarihli 30.01.2017 vade tarihli 8.000,- EUR bonoların alındığı, alacağa dayalı bonolarda davalı ...'ın yetkilisi olduğu ... .... A. Ş. Kaşesi üzerine hem de bonolar üzerine açıkta (aval veren olarak) imzasının bulunduğu, ayrıca alacağın dayanak bonoların mesnedi olan satış sözleşmesinde de borçlu firma yetkilisi olarak davalının imzasının bulunduğu, Davalının sözleşme akdi ve bono tanzim tarihinde firma imza yetkilisi olduğu hususunun Müdürlüğü'nden teyit edilebileceği, Davacı şirkete tanzim edilen bonoların vadeleri geldiği halde ödenmediği ve protesto olduğu, alacağını elde edemeyen davacı tarafından .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Değişik İş dosyasının 07.02.2017 tarihli kararına dayanarak ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasından ihtiyati haciz işlemine başlandığı, arkasından esas takibe geçildiği, İcra dosyasına davalılardan ...'ın yalnızca imzaya itirazda bulunduğu, ... İcra Hukuk Mahkemesi ...E. sayılı dosyası ile imzaya itiraz davasının görüldüğü ...'ın taraflar arasında akdedilen satış sözleşmesinde kullandığı imza ve bonolar üzerinde kullanılan imzanın incelendiğinde görüleceği üzere davalının imzasının basit tersimli bir imza olduğu, bu imzaya yönelik yapılan incelemenin doğru sonuç vermesinin neredeyse imkânsız olması nedeniyle imzaya yapılan iği, Davacı şirket ile davalılar arasında sözleşmeden kaynaklı ticari ilişki bulunduğu, bu hususun gerekli görülmesi halinde ticari defterler incelemesi ile sabit olacağı, her ne kadar davalının bonolardaki imzaya itiraz etmişse de borcu doğuran işleme karşı itirazda bulunulmadığı, Davalının kendilerinden Jeneratör satın aldığı, buna ilişkin bedeli ödemediği, borcu doğuran vakanın ortada olduğu, ... ile ... ... A. Ş. nin tüzel kişilik arkasına sığındığı ve tüzel kişiliği kötüye kullanarak alacaklıların zarara uğratma kastıyla hareket ettikleri, ...'ın hem davacı ile imzalanan satış sözleşmesinde hem de tanzim edilen bonolar üzerinde şirket yetkilisi ve avalist olarak imzalarının bulunduğu, ...'ın imzaya yönelik incelemenin doğru sonuç vermeyeceğini bilerek tüzel kişiliğini kötüye kullandığı, sahte imza veya tespit edilemeyecek bir imza atmak sureti ile borçtan kurtulmayı amaçladığı, Şirketin yapısının incelendiğinde şirketin aile şirketi olduğunun görüleceği, ortakların hepsinin kan bağının bulunduğu, davalı yan ile yapılan arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığı ifade edilerek; Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 16.000,- EUR alacağın fiili ödeme tarihinde geçerli TCMB efektif satış kuru esas alınmak kaydıyla 8.000,- EUR luk kısmına16.01.2017, 8.000,- EUR luk kısmına 30.01.2017 tarihinden itibaren bankaların 1 yıl vadeli döviz üzerinden mevduata uyguladığı faiz üzerinden hesaplanan faizi ile müştereken tahsili, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesi talep edilmektedir.
CEVAP:
Davalı ... vekilinin 02.03.2021 tarihli dilekçesinde özetle; İş bu davada çıkarılan tebligatın 18.12.2020 tarihinde muhtara tebliğ edilmiş ise de esasen adreste bulunmaması sebebiyle yeniden tebligat çıkarılması gerektiği, davalının MERNİS adresinin değiştiğinden kendisine yapılan tebligatın geçersiz olduğu, Davacının talep ettiği alacağının tahsili amacı ile ... aleyhine icra takibi başlatıldığı, akabinde takibin dayanağını teşkil eden kambiyo senetlerindeki imzaların davalıya ait olmaması nedeni ile itiraz edildiği ve bu itirazın kabul edilerek kararın kesinleştiği, Dolayısı ile huzurdaki davaya konu edilen alacağın davalı imzasını içermeyen sahte olarak tanzim edilmiş kambiyo senetlerine istinaden açılmış olması sebebiyle ... bakımından davanın tümden reddinin gerektiği, ...'ın diğer davalı ... A. Ş. deki hisselerini .... Noterli 6.12.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı Anonim Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile ... isimli kişiye devrettiği şirket devri ile şirkete ait borçların devir alanlara geçtiği, Bu hususun 26.12.2016 tarihinde şirket karar defterinde ...'ın yönetim kurulu üyeliğinin ve buna bağlı olarak şirketi temsil ilzam ve imza yetkisinin sona erdiği, 2016/13 numaralı kararda davacının yerine ortaklardan ...'ın yönetim kurulu olarak atanmasına ve bu kararın İstanbul Ticaret Müdürlüğüne bildirilmesine dair kararın alındığı, Ancak şirketi devralan ...'ın Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne gerekli ilanı yaptırmadığından İstanbul 10. Asliye Ticaret mahkemesi ... Esas dosyadan tespit yaptırıldığı, buna bağlı olarak davalının imza yetkisinin 26.12.2016 tarihinde sona erdiğinin tespit edildiği ifade edilerek davanın reddi, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesi talep edilmektedir.
Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yapılan yargılama, toplanan deliller, dava dilekçesi, cevap dilekçesi, aşamalarda aldırılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı ile yapılan değerlendirmede; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında jeneratör satış sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmeye dayanarak 2 adet bonunun davalı şirket tarafından davacıya verildiği, bonolor üzerinde ve sözleşme metninde yer alan imzanın davalı şirket yetkilisi ...'a ait olduğu halde imzanın basit tersimli imza olması nedeniyle imzaya itiraz ettiği ve borcu ödemediği, imzaya itirazı olsa bile taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, bu durumun ticari defter ve kayıtların incelenmesi sonucunda da ortaya çıkabileceği dikkate alınarak 16.000,00 Euro alacağın 8.000,00 Euro'luk kısmının 16.01.2017 ve ve yine 8.000,00-Euro'luk kısmının ise 30.01.2017 tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasını talep etmiştir.
Davalı ... ise cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davaya konu edilen alacağın davalı imzasını içermeyen sahte olarak tanzim edilmiş kambiyo senetlerine istinaden açılmış olduğunu, davalı ...’ın diğer davalı ... A. Ş. deki hisselerini .... Noterliği 26.12.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı Anonim Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile ... isimli kişiye devrettiği şirket devri ile şirkete ait borçların devir alanlara geçtiği göz önüne alınarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm bu açıklananlardan sonuçla, davacı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yapıldığı, düzenlenen rapora göre; Davacı Şirketin 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. m.182 uyarınca tutulması zorunlu olan ticari defterleri ile ilgili olarak 2016-2017 yıllarına ait envanter defterinin açılış tasdikinin zamanında yapıldığı, e-defter beratlarının alındığı, bu itibarla HMK 222 maddesi ve 6102 sayılı TTK 64/3 maddeleri gereğince mevcut haliyle Davacının ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacı firma tarafından bağlı bulunduğu ... Vergi dairesine 31.01.2017 tarihinde Aralık ayı satışlarına yönelik verilen BA Formunda bu satış 117. Sıradan KDV hariç tutarı olan 54.462,- TL olarak bildirilmiştir. Davacı defterlerinde yapılan incelemede davacının davalı ... .... ve Tic. A. Ş. den 16.000,- EUR alacaklı olduğu alınan ve denetime açık hükme esas alınan bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir.
Tüzel kişi olmanın en önemli neticesi, tüzel kişilerin, kendilerini meydana getiren kişilerden ve kendilerine mal tahsis eden kişilerden bağımsız bir kişi olarak var olmalarıdır. Bu bağımsızlık unsurunu, “ayrılık prensibi” olarak da nitelendirilmektedir. Tüzel kişi ile onu oluşturan kişi ve mallar arasındaki bu ayrılık prensibinin mutlak bir biçimde uygulanması bazen, hukuk ve ahlak kuralları ile bağdaştırılması mümkün olmayan (haksız) sonuçların doğmasına da sebebiyet verebilir. İşte bu haksız sonuçların giderilmesi amacıyla, “tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi” geliştirilmiştir. Bu teori uyarınca, bazı durumlarda, tüzel kişilik ve onu oluşturan bireyler arasındaki ayrılık prensibi göz ardı edilmeli, yani tüzel işiliği kuşatarı perde aralanmalı ve perdenin ardındaki gerçek kişilere de uzanılabilmelidir. Böylece, tüzel kişi ve onun ardında yer alan gerçek ya da tüzel kişi ya da kişiler, ayrı hukuk süjesi olarak değerlendirilmez ve bunlara bir bütün olarak yaklaşılır.
Tüzel kişilik kavramının ardına gizlenerek kanuna karşı hile yapılıyorsa yahut tüzel kişilik maskesi kullanılarak onun ardında yer alan gerçek ya da tüzel kişiler, taraf oldukları sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini ihlal ediyorlarsa veya üçüncü kişilere zarar verme amacı güdüyorlarsa, tüzel kişilik perdesinin aralanması ve tüzel kişinin ardında yer alan kişilere de uzanılması, doğrudan doğruya TMK m. 2/£.2'nin bir gereğidir. Gerçekten, “bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” diyen TMK m. 2/62, hâkime, geniş tutulmuş yasa hükmünü daraltma, onun sınırlarını çizme görevi yüklemektedir. Bu bakımdan, bir tüzel kişi ortağının, tüzel kişi perdesinin ardına sığınarak, onu kendi çıkarlarına alet etmesi de, tipik bir hakkın kötüye kullanılması örneği teşkil eder. Kısaca tüzel kişi ile bu tüzel kişiliği oluşturan kişilerin malvarlıkları arasında ayrılık prensibi geçerli olmakla birlikte hakkın kötüye kullanımı durumu sözkonusu olduğunda bu perde aralanarak ayrılık prensibinin istisnası olarak birlikte sorumluluk sözkonsu olmakta ve buna yargı sistemi ve içtihatlar cevaz vermektedir.
Dava konusuna dayanak bonolarda bulunan imzanın davalı ...’a ait olmadığına dair aşamalarda alınan Grafalog Bilirkişi tarafından ve ATK Fizik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 19.12.2024 Tarihli raporla ile sabit ise de taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, yine davaya konu sözleşmenin incelenmesinde, davalılardan ...’ın da imzası olduğu anlaşılmakla, davalının sözleşmeye (maddi hukuk ilişkisine) kefil olduğu açıktır. Kefaletin geçerliği için sözleşmeye kefil sıfatı ile imza atıldığı an itibari ile bir işletmenin yetkilisi olmak şartı bulunmadığına göre, davalılardan ...’ın maddi hukuk ilişkisi yönünden kefil sıfatı ile sorumluluğunun kabulü gerektiği, yine davalı ...’ın diğer davalı ... A. Ş. deki hisselerini .... Noterliği 26.12.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı Anonim Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile ... isimli kişiye devrettiği görülmekle birlikte hisse devir tarihi ile bono keşide tarihleri arasında üç gün gibi kısa bir süre farkı olduğu göz önüne alınarak ve davacı defterlerinde yapılan incelemede davacının davalı ... .... ve Tic. A. Ş. den 16.000,- EUR alacaklı olduğu anlaşılmakla anılan borçtan davalıların sorumlu olacağı kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın Kabulü 16.000,00 Euro alacağın 8.000,00 Euro'luk kısmının 16.01.2017 ve yine 8.000,00-Euro'luk kısmının ise 30.01.2017 tarihinden itibaren 3095 sayalı yasanın 4a maddesi uyarınca kamu bankalarının EUR cinsine uyguladığı 1 yıllık en yüksek mevduat faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine
2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 9.781,99-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 2.445,50-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 7.336,49-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan; 2.445,50-TL Peşin/nisbi Harcı, 5.300,00-TL Bilirkişi ücreti, 7.100,00 TL ATK faturası, 1.294,10 TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 16.139,60-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ,
5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00-TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine adına gelir kaydına,
6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 13/02/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.