Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/999
2025/161
11 Şubat 2025
T.C.
GAZİANTEP
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :....
KARAR NO : ..
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ŞANLIURFA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : ....
NUMARASI : ...
DAVACI : ...
VEKİLLER İ : ....
DAVALI : 1 -...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2 -...
DAVALI : 3 -....
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI :4-...
DAVALI :5-...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Rücuen Tazminat)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : ...
YAZIM TARİHİ : 1...
Taraflar arasında görülen davada......... karar sayılı kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
- K A R A R -
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalılar ile aralarında hizmet alım sözleşmesi olduğunu, davalılar tarafından çalıştırılan dava dışı işçinin ....... Esas sayılı dosyasından aldığı ilamın ...... esas sayılı takibe konulduğunu takip borcunun ve ilam harcı ile giderlerinin ödendiğini, bu kapsamda ödenen .. TL'nin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP: Dava........ vekili cevap dilekçesinde; adi ortaklığa husumet yöneltildiğini, alacak kalemlerinin belirtilmediğini, zamanaşımı itirazı ileri sürerek .. sayılı kanun 11.Maddesi uyarınca rücu şartlarının oluşmadığını, TBK 167.maddesi kapsamında değerlendirme yapılması gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı.......vekili cevap dilekçesinde; görev ve zamanaşımı itirazı ileri sürerek davacının asıl işveren olduğunu, rücu şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ......... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazı ileri sürerek dava dışı işçinin başlangıçtan itibaren davacı tarafın işçisi olduğunu, müvekkil şirketlerin dava konusu edilen alacaklardan sorumlu olmadıklarını ve rücu şartlarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
KARAR: Mahkemece "...Davacı .. vekilince, rapora itiraz dilekçesinde, raporda yazılmamış yer verilmemiş şeyleri, varmış gibi anlatarak; bilirkişi görüşünün yerinde olmadığını ileri sürmüş ise de raporun incelemesinde bilirkişinin gerekmediği halde ve mahkememizce hükme esas alınmayan hukuksal görüşü de davacı tarafın ileri sürdüğü gibi davalıların, ödenenen tazminattan tam sorumluluk esasına göre sorumlu olmaları ve tamamın rücu edilebileceği yönünde ise de aşağıda gerekçelendirileceği üzere bilirkişinin bu konudaki yorum ve hukuksal görüşü ile davacı tarafın iddialarına bu yönüyle itibar edilmeyerek sonuç bağlanmamıştır.
Davalı vekilince her ne kadar tüm tazminat kalemlerinden alt işverenin sorumlu olması gerektiği ileri sürülmüşse de, davacı tarafça taraflar arsında akdedildiği ileri sürülen ve delil olarak dayanılan teknik şartname, dava dilekçesi ile birlikte ......göre mahkememize sunulmamış olup sunulan Sözleşme tasarısına göre de ; davalının işçilik alacaklarından dolayı sorumsuz olduğuna ilişkin bir kayda rastlanılmamıştır. Bu nedenle sorumsuzluk kaydına ilişkin bu iddiaya ispat yokluğu nedeniyle itibar edilememiştir.
Bilirkişi tarafından atıf yapılan şartname ve sözleşmenin ilgi maddesinden hiç bir şekilde davalı alt işverenlerin, işçiye ödenen tazminatların tamamından sorumlu olacakları yönünden bir çıkarım yapılması mümkün değildir.
Sözleşmede bu yönde ayrıksı bir hüküm bulunmadığından ....... yerleşik içtihadı nazara alınarak; davalı alt işverenlerin dava dışı işçiye karşı işçilik alacaklarından kaynaklanan alacak ve tazminatlardan kendi dönemlerinin yarısı ile sınırlı olarak sorumlu tutulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan her ne kadar davacı tarafça, hükmedilen alacağa ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesi talep edilmiş ise de ....... " Aksine sözleşme yoksa, ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar" hükmüne haiz olup; yine yasanın 18/ (3). Maddesi, "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır. " hükmüne haiz olduğundan ve dosya kapsamında davacı tarafından davalıların dava açılmadan önce temerrüte düşürüldüğüne ilişkin yasada tahdidi olarak sayılan yazılı bir bildirime rastlanılmadığından davalıların en erken dava tarihi itibariyle temerrüte düştüğünün kabulü gerekmiştir.
Yanı sıra, eldeki davada , davacı tarafça birden fazla alt işverene karşı aynı hukuksal sebepten ötürü açılan davada, davalılar "ihtiyari dava arkadaşı" statüsünde olmakla ve her bir davalıya karşı anılan davanın ayrı ayrı da açılabileceği gözetildiğinden, birden fazla davalıya karşı aynı dava dilekçesi ile dava açılmasına ilişkin somut olay örneğinde, her bir davalı yönünden kabul ve reddedilen miktarlar değerlendirilerek; yalnızca davalı ....yönünden dava değerinini kesinlik sınırının üstünde olduğunun kabulüyle, diğer davalılar yönün kurulan davalar yönünden, verilen hüküm fıkralarının,... Maddesine göre kesin olduğu kabul edilmiştir. Bu duruma göre de her ne kadar kısmen kabul kısmen red sebebi aynı olsa da vekalet ücretleri ile ilgili her iki taraf bakımından ayrı ayrı hüküm kurmak gerekmiştir.
Oluşan duruma ve elde edilen neticeye göre, davacının davasının kısmen kabulüne kısmen reddine, reddine, dair karar vermek gerekmiş olup; kanaatimize esas bu gerekçelerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; delillerin tam olarak toplanmadan verilen kararın hatalı olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve akitlerde davacının sorumlu kılınamayacağını, sözleşme kapsamında çalışan tüm işçilerin hak ve alacaklarının muhatabı davalı şirketler olduğunun açık olduğu, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talebiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinafa gelen tarafın sıfatı ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı resen gözetilmiş, ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz." kuralı nazara alınmıştır.
Dava, dava dışı işçi...... Karar sayılı dosyasında açmış olduğu işçilik alacağı davası sonucunda davacı tarafından ödenen işçilik alacaklarının işçiyi çalıştıran şirketlerden rücuen tahsili talebine ilişkindir.
........ Karar sayılı ilamı ile davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur.
Kıdem tazminatına ilişkin hükümleri halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı İş Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine ve .. yerleşik kararlarına göre, ihbar tazminatı ile işe başlatılmama tazminatlarından son işveren kıdem tazminatından ve fazla mesai, yıllık izin, hafta tatili, genel tatil alacaklarından ise işçinin çalıştığı her işveren işçinin çalıştığı dönemle sınırlı olmak üzere sorumludur.
Rücu davasının ilk koşulu alacağın tamamen ödenmiş olmasıdır. Davacı taraf dosyaya sunduğu ödeme belgeleri ile dava dışı çalışanın işçilik tazminatlarını ödediğini kanıtlamaktadır.
Dava konusu uyuşmazlığın çözümünde........aşağıya alıntıladığımız gerekçeli kararında tespit edilen hukuki durumların araştırması yapılacaktır. ... bu durumu şu şekilde açıklamıştır. "Dava, asıl işveren davacının, davalı şirketler tarafından çalıştırılan işçinin açmış olduğu dava sonrasında ödemek zorunda kaldığı miktarın rücuen tahsili istemine ilişkindir. .. sayılı İş Kanununun 2/6 maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle .. müteselsilen sorumludurlar.
Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim .. sayılı .... maddesinde düzenlenen, “Aksi karalaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; davacı bakanlık ile davalı şirket arasındaki sözleşmelerin 23. maddesinde sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukların, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ile genel şartnamenin altıncı bölümünde düzenlendiği belirtilerek sözleşmenin eki genel şartnameye atıf yapılmış olup,sözleşmelerin eki genel şartnamelerde ise bu yönde bir düzenlemeye yer verilmediği tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri ve eklerinde davalı yüklenici şirketin dava dışı işçinin kıdem tazminatı alacağından sorumlu olduğuna dair hüküm bulunmadığı anlaşılmakla, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda davalı yüklenicinin kendi sorumlu olduğu döneme ilişkin kıdem tazminatının yarısından asıl işveren konumundaki davacının, diğer yarısından davalı yüklenicinin sorumlu olduğunun kabulü gerekir. O halde mahkemece, son işveren olan davalının kıdem tazminatına ilişkin işçilik alacaklarından kendi dönemine isabet eden miktarların yarısından, asıl işveren konumundaki davacının, diğer yarısından davalı yüklenicinin sorumlu olduğu kabul edilerek, konusunda uzman bilirkişiden bu doğrultuda, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar göz ardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir."..
.. bu kararına göre dava konusu olayda iki somut durumun araştırması yapılacaktır. Birincisi .. göre davacı ile davalı arasında alt işveren üst işveren ilişkisinin bulunup bulunmadığı; diğeri ise .. sayılı ..... göre taraflar arasında yapılan sözleşmede borçlulardan her birinin, alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlu olacaklarının aksinin kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı ya da borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden bu durumun anlaşılıp anlaşılmadığıdır.
Dosya içerisine alınan sözleşmelerin incelenmesi sonucunda davalı şirketlerin işveren konumunda olduğu ve bu nedenle de davacı ile aralarında.... göre alt işveren üst işveren ilişkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
...güncel kararları sözleşmede aksine hüküm bulunmaması durumunda işçilik ücretlerinin tamamından alt işverenin sorumlu olduğu ve üst işveren tarafından alt işverene rücu edilebileceği yönünde olması nedeniyle dava dışı işçiye ödenen işçilik tazminatının tamamından davalı şirketler sorumlu bulunmaktadır... Dolayısıyla davacı şirketin davalılara karşı dava açmakta hukuki yararı bulunmakta olup mahkemece davacının yaptığı ödemenin tamamı yerine yarısına hükmetmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Davacının dava dışı işçiye yaptığı ödeme işçilik alacaklarıdır. Davacının davalılarla yaptığı sözleşmede bu tür işçilik alacaklarından yarı yarıya sorumlu olunacağı ya da davalıların sorumlu olmayacağına ilişkin bir düzenleme olmadığına göre davacının bu ödemeleri yapmak zorunda bırakılması..... göre sözleşmeye aykırılık nedeniyle haksız fiil niteliğindedir. .....göre haksız fiillerde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte borç muaccel hale gelir. Bu nedenle davacının talebi gibi ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken muacceliyet koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de hatalı olmuştur.
Ne var ki bu hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden dairemizce ..... uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak, yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-...... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
3-Davacı vekilince yatırılan istinaf yolu karar harcının istek halinde tarafına İADESİNE,
4-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
B-6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına;
1- Davacının davasının KABULÜNE,
a) . ödeme tarihi olan .. tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2. maddesi gereğince .. kısa vadeli avanslar için uyguladığı dönemsel değişken faizi ile birlikte davalı . ..'den alınarak; davacı ...'ne VERİLMESİNE,
b) .. TL'nin ödeme tarihi olan .. tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2. Maddesi gereğince ...... kısa vadeli avanslar için uyguladığı dönemsel değişken faizi ile birlikte davalı....den alınarak; davacı ...'ne VERİLMESİNE,
c) .. TL'nin ödeme tarihi olan .. tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2. Maddesi gereğince .... kısa vadeli avanslar için uyguladığı dönemsel değişken faizi ile birlikte davalı....en alınarak; davacı ...'ne VERİLMESİNE,
d) .. TL'nin ödeme tarihi olan ... tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2. Maddesi gereğince .....kısa vadeli avanslar için uyguladığı dönemsel değişken faizi ile birlikte davalı .....
e) .. TL'nin ödeme tarihi olan .. tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2. Maddesi gereğince ......kısa vadeli avanslar için uyguladığı dönemsel değişken faizi ile birlikte davalılar .... den müştereken ve müteselsilen alınarak; davacı ...'ne VERİLMESİNE,
2- Karar tarihi itibari ile alınması gereken .... TL nispi karar ilam harcından davacı tarafından yatırılan . TL karar ilam harcının mahsubu ile bakiye .... TL 'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan .. TL başvurma harcı ile .. TL karar ilam harcı olmak üzere toplam 790,14 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan .. TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
5- Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan .. gereğince .. TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
6-Kararın mahiyeti gereği ,.... Maddesi gereğince Hazine tarafından üstlenilen .. TL arabuluculuk giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle Hazineye aktarılmasına,
7-6100 sayılı HMK'nun 333. Maddesi ve 29437 sayılı Yazı İşleri Yönetmeliğinin 207. maddesine yargılama gideri için tahsil edilen paranın kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesinden sonra yazı işleri müdürü tarafından ilgilisine iade edilmesine, hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle .. merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
C-HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
HMK'nın 353. ve 362/1-a bendi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi...
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.