Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/849

Karar No

2025/171

Karar Tarihi

11 Şubat 2025

T.C.
GAZİANTEP
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : .....
KARAR NO : ...

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

Başkan :......
Üye :.....
Üye :.......
Katip : .....
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GAZİANTEP 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : ...
NUMARASI :.....
DAVACI :....
VEKİLLERİ : Av......
DAVALI :....
VEKİLİ : Av..
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ :..
YAZIM TARİHİ : ...

Taraflar arasında görülen davada yerel mahkemece verilen karar davalı tarafça istinaf edilmekle, dosyadaki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

DAVA: Davacı....... vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin ........ tarihli sipariş formu ve proforma fatura kapsamında müvekkili şirketten ...... TL tutarında ürün sipariş ettiğini, davalı şirketin anlaşma gereği ürünlerin bir kısmının parasını ödediğini, bakiye kalan ..... TL tutarı ödemediğini, müvekkilinin bakiye kalan alacak için davalı aleyhine............sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini, itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın ......'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı.......... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davacı şirketten .. adet ürün sipariş edildiğini, davacı tarafından teslim edilen ürünlerin siparişe konu ürünlerden farklı olduğunu, müvekkilinin davacı tarafa .... TL ödeme yaptığını, müvekkili şirketin davacı taraftan ürünlerin değiştirilmesini talep ettiğini, sipariş edilen ürünlerden farklı ürünlerin gönderildiğini, bu durumun da fiyat farkına sebebiyet verdiğini ilettiğini, davacı şirketin müvekkiline sipariş edilen ürünlerin ellerinde olmadığını beyan ettiklerini, değişimin mümkün olmadığını söylediklerini, müvekkilinin sipariş ettiği üründen farklı ürünlerin gönderilmesi nedeniyle zarara uğradığını, müvekkilinin karşı tarafa borcunun bulunmadığını, davacının başlattığı icra takibinin kötüniyetli olduğunu, bu nedenle davanın reddine, davacının %...den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
YEREL MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; "Tarafların BA, BS formları ilgili vergi dairlerinden celp edilmiş, dava konusu faturanın her iki tarafın formlarında beyan edildiği görülmüştür. Davanın ...tarihli celsesinin ..numaralı ara kararı gereği ............ talimat yazılarak, dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi raporunda özetle; (...) davacı . . . .... TL tutarında anapara alacağı bulunduğunu (...) bildirilmiştir. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda özetle; (...) davalının davacıya olan .... TL alışından mahsup edildiğinde ...... TL borcunun olacağı, (...) bildirilmiştir. (...) Tüm bu açıklamalar, deliller ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesinde, davanın itirazın iptali davası olduğu, icra takibine konu faturanın her iki tarafın BA/BS formlarında bildirimlerinin yapıldığı, her iki tarafın da bildirimlerini aynı şekilde ve miktarda yaptığı, takibe konu faturanın davacının ve davalının defterlerine işlendiği, tarafların ticari ilişkiyi inkar etmediği, davalı tarafça kısmi ödeme yapıldığı, bu hususların bilirkişi raporlarıyla da sabit olduğu açık olup, ihtilaf konusu değildir. Davacı defterlerine göre davacının davalıdan .. TL alacaklı gözüktüğü görülmekle birlikte, davalı defterlerine göre davalının davacıya borcunun olmadığı, ancak ödemeyi tevsik edici bir belgenin bulunmaması, esasen davalının da sadece .. TL ödendiğini beyan etmesi, davalı defterlerinin de usulüne uygun tutulmadığı dikkate alındığında, davacının davalıdan alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı tarafça her ne kadar faturadan farklı ve sipariş edilenlerden farklı ürünler teslim edildiği iddia ve beyan etmiş ise de dosya kapsamında bunu ispata yarar hiç bir bilgi ve belgenin sunulmamış olması, bu iddianın soyut beyandan öteye geçmemesi, TTK'nın öngördüğü süre ve şekilde yapılmış herhangi bir ayıp ihbarının bulunduğuna yönelik bir delilin davalı tarafça dosyaya sunulmadığı, bununla birlikte davalı defterlerine göre alacağın tamamının ödenmiş olduğu dikkate alındığında, davalının hem tüm alacağı ödeyip hem de bu şekilde bir savunmada bulunmasının çelişkili olduğu gibi hayatın olağan akışına da aykırı olduğu, bu iddiaya itibar edilmesinin mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır. Davalı tarafça her ne kadar davadışı şirkette bulunan faturaya konu malların yerinde incelenmesi vb. yönde taleplerde bulunulmuşsa da, ispat hukuku açısından bu delilin dosyanın çözümüne etkisinin olmayacağı, iddiaların yazılı delillerle ispatının gerektiği, bir an için keşif yapılsa dahi davacının teslim ettiği mallar ile keşif mahallinde bulunan/bulunacak malların aynı olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı gibi durumlar dikkate alındığında davalı tarafın bu yöndeki talepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebepler ve usulüne uygun düzenlenmiş bilirkişi raporları da dikkate alınarak ve de faize yönelik hesaplamaların da yerinde olduğu gözetilerek davacının davasının kabulüne karar verilmiştir. Diğer taraftan davacının icra inkar tazminatı talebi değerlendirildiğinde de alacağın likit olup davalının takibe yönelik itirazında haksız olduğundan kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan %. oranındaki icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiş ve neticeten aşağıdaki hükmün kurulması gerekmiştir." gerekçesiyle davanın kabulüne ve icra inkâr tazminatına karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı taraf istinaf dilekçesinde; teslim sonrasında incelenen ürünlerin hacmen küçük olduğunun tespit edildiğini ve davacı şirkete söz konusu siparişlerin uygun olmadığının bildirildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının salt davacı beyanları ile davacının ticari defter ve kayıtları esas alınarak hazırlandığını, belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 207 ve davamı maddelerine göre alım satım sözleşmesinden kaynaklı alacak için başlatılmış icra takibine itiraz nedeniyle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 67'ye göre itirazın iptali davasıdır.
Dairemizce inceleme, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf nedenleri ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık satılan malların bedelinin ödenip ödenmediği ve mallardaki ayıp iddiasının hukuken dinlenilebilir olup olmadığı konusundadır.
6098 sayılı TBK m. 207'ye göre; "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir." Bu maddeye göre taşınır satışlarında tarafların borçlarını aynı anda ifa ettikleri karinesi geçerlidir. Ancak her iki tarafın da kabulünde olduğu üzere satış bedelinin % ..'sinin peşin kalanının malların teslimi ile ödeneceği kararlaştırılmıştır. Toplam bedel ve davalının ödediği .. TL konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık davalının ödeme yapmadığı .. TL üzerindedir.
Davalı taraf kalan ödemeyi yapmama gerekçesi olarak sözleşmede teslimi kararlaştırılan ürünlerden iki tanesinin hacminin küçük gönderilmesini ve iki tanesinin de başka modelde gönderilmesini göstermektedir. Dolayısıyla davalı TBK m. 219'da ki; "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur." hükmüne dayanarak ayıp defini ileri sürmekte ve aynı yasanın 227/I-2 maddesine göre "Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme." hakkını kullandığını belirtmektedir.
Davalının ayıp iddiası iki maddi vakıaya dayanmaktadır. Bunlardan birincisi ürünlerin belirtilen modelde gönderilmediğidir. Bu iddia ayıp değil 6098 sayılı TBK m. 112'ye göre sözleşmeden doğan edimin yanlış ifa edilmesi...sözleşmede kararlaştırılan ve borçlanılan edimden tamamen farklı bir şeyin ifa edilmesi halinde meydana gelmekte olup sözleşmeye aykırılık halini oluşturur. Bu durum ayıp olmadığı için ayıp ihbarında bulunulmasına da gerek yoktur. Davalı . . . kanıtlayacak bir delili dosyaya sunmamıştır.
Tarafların her ikisinin de sermaye şirketi olması nedeniyle dava konusu uyuşmazlık mutlak ticari dava niteliğindedir. 6102 sayılı TTK m. 23/I'e göre; "Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır." aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." Bu maddeye göre malın ayıplı olduğunun açıkça belli olması ile belli olmaması arasında ayrım yapılmıştır.
Davalının dayandığı ikinci ayıp vakıası ise ürünlerin istenilen hacimden küçük gönderildiği iddiasıdır. Ürünlerin yerleştirileceği yerin ölçüleri ile ürünlerin ölçülerinin kontrolünün yapılması teslim esnasında mümkün olamayacağından bu ayıbın açıkça görülebilir nitelikte olmadığı ancak gizli ayıp niteliğinde de olmadığı anlaşılmakla bu durumda yine aynı madde hükmüne göre davalının sekiz gün içinde davacıya ihbarda bulunması gerekirdi. Davalı taraf ayıp ihbarında bulunduğunu belirtmiş delil olarak davacı şirket yetkilileri ile yapılan whatsapp ve @ posta yazışmalarını delil olarak göstermiştir. Ancak bu yazışmaları cevap dilekçesine sunmamıştır. Bu nedenle davalı taraf ayıp defini de kanıtlayacak delili dosyaya sunmamıştır.
Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın HMK'da belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davalı vekilinin vaki istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.(1) maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 2.790,38 TL istinaf harcından peşin alınan 699,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.091,38‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nın 333. maddesi uyarınca artan gider avansının talep halinde ilgili tarafa iadesine,
5-İstinaf yargılaması duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nin 353 ve 362/1-a bendi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verilmiştir. ..

. .
Başkan
.
¸e-imzalıdır
. . .
Üye
.
¸e-imzalıdır
. .
Üye
.
¸e-imzalıdır
. .
Katip
..
¸e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim